Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2449 E. 2024/5590 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfaat dengesi↗ haklı sebeple fesih↗ ayrılma akçesi↗ esas sermaye payı↗ haklı nedenle fesih↗ yönetici sorumluluğu↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ şirketin tasfiyesi↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ fesih↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ ticari defter↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/147 E., 2022/46 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve davacıların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı ...'nın diğer davalı ... Özel Eğitim Rehabilitasyon Tur. Taş. Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti. şirketini 23.05.2017 tarihinde kurduklarını, yatırılması gereken sermayenin %50’sini davalı tarafından kalan %50 ‘sini ise müvekkilleri tarafından eşit şekilde şirkete sermaye girişinin yapılacağı ve yatırılan tutarlar oranında şirket ortaklık payları olacağı yönünde karar aldıklarını, müvekkillerinin kendi üzerlerine düşen edimlerini yerine getirmiş oldukları halde davalının sürekli olarak ticari defterlerle birlikte gelir gider bilgilerini, şirket ortağı olan müvekkillerinden gizlediğini, şirket için yapılan masrafların müvekkilleri tarafından karşılandığını ve davalı tarafından şirkete hiçbir ödeme yapılmadığı gibi zorunlu masraflara da katılmadığını, davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışlarının gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödenmesinin yapılarak haklı bir şekilde şirketin tasfiyesini isteme mecburiyetinin doğduğunu ileri sürerek davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışları gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödemesinin yapılarak şirketin tasfiye edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacılar ile şirket kurulduğunda şirket sözleşmesinin hazırlanarak tescil yapıldığını ve şirket kuruluş tarihinin de yatırılması gereken ana sermayenin ¼ oranındaki bedelinin bankaya yatırıldığını ve kalan sermaye paylarının 2 yıl içinde tamamlanması için tüm ortakların taahhüt vererek şirketi kurduklarını, davalı ...’nın öğretmen olup şirketin kurulmasının da ve işleyişinde tamamen kendi bilgi tecrübe ve okula gelen öğrencilerin eğitimi ile ilgilenip öğrencilere eğitim veren öğretmen konumunda olduğunu, davalının şirketin %50 hissesine sahip olmasına rağmen şirketin hiçbir gelir gideri ile ilgilenmediğini sadece mesleği olan öğretmenlik görevini icra etmeye çalıştığını, öğretmenlik yapması sebebi ile şirketin hiçbir mali işleri ile uğraşamadığından davacılara şirket kuruluşunun ertesi günü 24.05.2017 tarihli vekaletname vererek şirketin tüm mali işleri, banka işleri, muhasebe işleri, SGK ile ilgili işlemler ve bir şirket sahibinin sahip olduğu tüm yetkileri davacı ... ile ...’e vekalet verdiğini, vekaletnameyi verdikten sonra davacılar tarafından şirketin mali müşaviri olarak davacı ...’ın eşine yetki verdiklerini, şirketin tüm muhasebe işlemleri ve ticari defterlerinin tutulması, şirkete işçi alımı ve SGK kaydı açılmasının davacının eşi tarafından takip edildiğini, davalı müvekkilinin; şirketin tüm yetkilerini güvene esas olarak diğer ortaklara vermesine rağmen davacı diğer ortakların şirketin işleyişini ve kazancını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak şirketi zarara uğrattıklarını, şirket muhasebecisi tarafından şirketin sürekli davacı ortaklara borçlandırıldığını, şirket hesaplarından sürekli sebepsiz olarak para çekildiğini ve hesaplardan kendilerine para aktarımları yapıldığını, bunların dışında da para çekilerek ve hesaplardan kendilerine para aktarımlarının yapıldığını, bunların dışında da davacı şirket ortaklarının sahip oldukları Yaşam Otizim ve Spor Kulübünü çalıştırdıklarını, dava dışı kulüpte yaşam koçu hocasının dahi SGK kaydını davalı şirkete yapıldığını, davalı müvekkili şirketin usulsüzce yönetildiğini ve şirketin davacı ortaklar tarafından zarara uğratıldığını öğrendiği an davacı ortakları 12.11.2018 yılında diğer ortakları yetki bakımından azlettiğini savunarak şirket ortaklarının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ... sorununun likitide sorunu olduğu, davalı şirketin incelenen 2017-2018-2019 yılları kaydı değer bilançolarında negatif net işletme sermayesine sahip olduğu, 28.02.2019 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre -230.772,92 TL öz kaynak tutarı ile borca batık olduğunun tespit edildiği, bir ortaklık yapısına dahil olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu, uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda aralarında ki ... ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle ortaklık ilişkisinin zedelendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiği davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık şirketin feshinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, davacıların şirketin fesihi ile elde edeceği sonuca şirketten çıkma ile de ulaşabileceği, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu, davalı şirketin öz varlığını koruyamaması nedeni ile ortakların sadece ödedikleri sermaye tutarları üzerinden ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği, davacı ...'a 2.500,00 TL, davacı ...'e 2.500,00 TL ayrılma akçesi ödenebileceği, davacıların şirketten alacak talebinde bulundukları, ancak bu taleplerine ilişkin hüküm kurmaya elverişli delil sunmadıklarından, alacaklarının varlığı ispata muhtaç olduğundan bu talebin reddine karar vermek gerektiği, davalı ...'nın kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle şirketin zarara uğratıldığına ilişkin yapılan incelemede; dosya münderecatında ve yasal defter kayıtlarında bu iddialara istinaden somut bir veriye rastlanamadığı bu nedenle bu hususun da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek fesih yerine davacı ortakların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, davacı ... için 2.500,00 TL ve davacı ... için 2.500,00 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketen tahsili ile davacılara verilmesine, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakimin takdir yetkisini kullanırken hukuk tarafından belirlenen sınırlara uyması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar özkaynakları negatif olan ve borca batık durumdaki şirketin feshi yerine müvekkillerinin çıkmasına ilişkin olduğundan hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrılma akçesi olarak esas sermaye payının ortağın ayrıldığı tarihteki değerinin esas alınması gerektiğini, 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin feshedilerek tasfiyeye sokulmasının menfaatler dengesi dikkate alındığında uygun bir çözüm olabileceği kanaatine varıldığı şeklinde tespit yapıldığını, daha sonra alınan 27.10.2021 tarihli ek raporda dosyada değişen hiçbir durum olmamasına rağmen şirket feshinin son çare olması prensibi dikkate alındığında davacı paylarının ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olduğu şeklinde tespit yapıldığını ve itirazlarının göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesince bu tespit doğrultusunda karar verildiğini, hüküm kurmaya elverişsiz rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 12.04.2021 tarihli bilirkişi müvekkillerinin şirketten alacaklı durumda oldukları, ancak hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunulmadığından ispata muhtaç olduğu ifadelerine yer verildiğini, bilirkişi raporunun bu bölümünde varılan kanaat ve yapılan hesaplamaların doğru olup müvekkillerinin şirketten alacaklı konumunda olduğunu, müvekkillerinin, hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmasının somut olayda mümkün olmadığını, davalı ..., şirketin idare ve temsile yetkili tek kişisi olduğunu, bu durumda hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmakla yükümlü olan davalı taraf olduğunu ancak evrakları sunmaktan kaçındığını, davalı tarafından yöneticiliğin hiçbir gerekliliği yerine getirilmediğini, şirket kurulduğu günden itibaren zarar ettiğini ve şuanki haliyle de borca batık durumda olduğunu ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından yöneticinin sorumluluğuna ilişkin taleplerin ispatlanmadığı şeklindeki hükmünün hukuka aykırı olduğunu, şirket özkaynaklarının negatif olduğu ve borca batık olduğunun bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davalının 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine aykırı biçimde müvekkillerine bilgi vermekten kaçındığını ve inceleme haklarını kullanmalarına da engel olduğunu, davalının şirketi layığıyla ve başarıyla yönetmediğini, şirketin borca batmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın şirket yönetimiyle ilgilenmediğini ve gelir-gider idaresinden anlamadığını söylediğini ancak sonrasında da bununla tamamen çelişerek davalı tarafından şirketin çok iyi biçimde yönetildiğini ileri sürdüğünü, davalının ifadeleri tamamen birbiriyle çeliştiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi, davalı şirket müdürünün kötü niyetli ve kusurlu davranışları ile şirketin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın ödenmesine ilişkin tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11765 E. 2014/2475 K.
Ortak:kâr payı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… rihinin de yatırılması gereken ana sermayenin ¼ oranındaki bedelinin bankaya yatırıldığını ve kalan sermaye paylarının 2 yıl içinde tamamlanması için tüm ortakların «taahhüt» vererek şirketi kurduklarını, davalı ...’nın öğretmen olup şirketin kurulmasının da ve işleyişinde tamamen kendi bilgi tecrübe ve okula gelen öğrencilerin eğitimi ile ilgilenip öğrencilere eğitim veren öğretmen konumunda olduğunu, davalının şirketin %50 hissesine sahip olmasına rağmen şirketin hiçbir gelir gideri ile ilgilenmediğini sadece mesleği olan öğretmenlik görevini icra etmeye çalıştığını, öğretmenlik yapması «sebebi» ile şirketin hiçbir mali işleri ile uğraşamadığından davacılara şirket kuruluşunun ertesi günü 24.05.2017 tarihli vekaletname vererek şirketin tüm mali işleri, banka işleri, muhasebe işleri, SGK ile ilgili işlemler ve bir şirket sahibinin sahip olduğu tüm yetkileri davacı ... ile ...’e vekalet verdiğini, vekaletnameyi verdikten sonra davacılar tarafından şirketin mali müşaviri olarak davacı ...’ın eşine «yetki» verdiklerini, şirketin tüm muhasebe işlemleri ve «ticari defterlerinin» tutulması, şirkete işçi alımı ve SGK «kaydı» açılmasının davacının eşi tarafından takip edildiğini, davalı müvekkilinin; şirketin tüm yetkilerini güvene esas olarak diğer ortaklara vermesine rağmen davacı diğer ortakların şirketin işleyişini ve kazancını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak «şirketi zarara» uğrattıklarını, şirket muhasebecisi tarafından şirketin sürekli davacı ortaklara borçlandırıldığını, şirket hesaplarından sürekli sebepsiz olarak para çekildiğini ve hesaplardan kendilerine para aktarımları yapıldığını, bunların dışında da para çekilerek ve hesaplardan kendilerine para aktarımlarının yapıldığını, bunların dışında da davacı şirket ortaklarının sahip oldukları Yaşam Otizim ve Spor Kulübünü çalıştırdıklarını, dava dışı kulüpte yaşam koçu hocasının dahi SGK kaydını davalı şirkete yapıldığını, davalı müvekkili şirketin usulsüzce yönetildiğini ve şirketin davacı ortaklar tarafından zarara uğratıldığını öğrendiği an davacı ortakları 12.11.2018 yılında diğer ortakları yetki bakımından azlettiğini savunarak şirket ortaklarının «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmesini istemiştir.
… e Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ... sorununun likitide sorunu olduğu, davalı şirketin incelenen 2017-2018-2019 yılları «kaydı» değer bilançolarında negatif net işletme sermayesine sahip olduğu, 28.02.2019 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre -230.772,92 TL öz kaynak tutarı ile borca batık olduğunun tespit edildiği, bir ortaklık yapısına «dahil» olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu, uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda aralarında ki ... ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle «ortaklık ilişkisinin» zedelendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında «haklı sebeple fesih» şartlarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiği davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık «şirketin feshinin» «hakkaniyetle» bağdaşmayacağı, davacıların şirketin fesihi ile elde edeceği sonuca şirketten çıkma ile de ulaşabileceği, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu, davalı şirketin öz varlığını koruyamaması nedeni ile ortakların sadece ödedikleri sermaye tutarları üzerinden ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği, davacı ...'a 2.500,00 TL, davacı ...'e 2.500,00 TL «ayrılma akçesi» ödenebileceği, davacıların şirketten alacak talebinde bulundukları, ancak bu taleplerine ilişkin hüküm kurmaya elverişli delil sunmadıklarından, alacaklarının varlığı ispata muhtaç olduğundan bu talebin reddine karar vermek gerektiği, davalı ...'nın kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin yapılan incelemede; dosya münderecatında ve yasal «defter» kayıtlarında bu iddialara istinaden somut bir veriye rastlanamadığı bu nedenle bu hususun da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek fesih yerine davacı ortakların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, davacı ... için 2.500,00 TL ve davacı ... için 2.500,00 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketen tahsili ile davacılara verilmesine, «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakimin takdir «yetkisini» kullanırken hukuk tarafından belirlenen sınırlara uyması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar özkaynakları negatif olan ve borca batık durumdaki «şirketin feshi» yerine müvekkillerinin çıkmasına ilişkin olduğundan hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, «ayrılma akçesi» olarak «esas sermaye payının» ortağın ayrıldığı tarihteki değerinin esas alınması gerektiğini, 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin feshedilerek tasfiyeye sokulmasının «menfaatler dengesi» dikkate alındığında uygun bir çözüm olabileceği kanaatine varıldığı şeklinde tespit yapıldığını, daha sonra alınan 27.10.2021 tarihli ek raporda dosyada değişen hiçbir durum olmamasına rağmen şirket feshinin «son» çare olması prensibi dikkate alındığında davacı paylarının ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olduğu şeklinde tespit yapıldığını ve itirazlarının göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesince bu tespit doğrultusunda karar verildiğini, hüküm kurmaya elverişsiz rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 12.04.2021 tarihli bilirkişi müvekkillerinin şirketten alacaklı durumda oldukları, ancak hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, «defter» ve kayıt sunulmadığından ispata muhtaç olduğu ifadelerine yer verildiğini, bilirkişi raporunun bu bölümünde varılan kanaat ve yapılan hesaplamaların doğru olup müvekkillerinin şirketten alacaklı konumunda olduğunu, müvekkillerinin, hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmasının somut olayda mümkün olmadığını, davalı ..., şirketin idare ve «temsile» yetkili tek kişisi olduğunu, bu durumda hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmakla yükümlü olan davalı taraf olduğunu ancak evrakları sunmaktan kaçındığını, davalı tarafından yöneticiliğin hiçbir gerekliliği yerine getirilmediğini, şirket kurulduğu günden itibaren zarar ettiğini ve şuanki haliyle de borca batık durumda olduğunu ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkin taleplerin ispatlanmadığı şeklindeki hükmünün hukuka aykırı olduğunu, şirket özkaynaklarının negatif olduğu ve borca batık olduğunun bilirkişi raporları il …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinde şirketin «kaydi» değerler üzerinde borca batık olduğu, şirketin öz kaynakları negatif düzeyde olduğundan ortaklık «payının» bir değerinin ve «dağıtılabilir» kârın bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davacının hissesine düşen kâr «payının» tespiti ve tahsili yanında «limited şirket ortaklığından» haklı nedenlerle çıkmaya izin verilmesi talebine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · denetime elverişlilik · kâr dağıtımı · limited şirket
Benzer bu kararda2-Dava, davacının hissesine düşen kâr «payının» tespiti ve tahsili yanında «limited şirket ortaklığından» haklı nedenlerle çıkmaya izin verilmesi talebine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinde şirketin «kaydi» değerler üzerinde borca batık olduğu, şirketin öz kaynakları negatif düzeyde olduğundan ortaklık «payının» bir değerinin ve «dağıtılabilir» kârın bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, kararda kâr payına yönelik talebin reddine ilişkin gerekçe açıklanmış ise de, «ortaklıktan çıkma» talebinin hangi gerekçeyle reddedildiği tartışılmamıştır.
Bu itibarla, mahkeme kararı bu yönden gerekçeden yoksun olup «denetime elverişli» bulunmadığından, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5107 E. 2015/12189 K.
Ortak:ayrılma akçesi · ortaklıktan çıkarılma
İncelediğiniz kararda… rihinin de yatırılması gereken ana sermayenin ¼ oranındaki bedelinin bankaya yatırıldığını ve kalan sermaye paylarının 2 yıl içinde tamamlanması için tüm ortakların «taahhüt» vererek şirketi kurduklarını, davalı ...’nın öğretmen olup şirketin kurulmasının da ve işleyişinde tamamen kendi bilgi tecrübe ve okula gelen öğrencilerin eğitimi ile ilgilenip öğrencilere eğitim veren öğretmen konumunda olduğunu, davalının şirketin %50 hissesine sahip olmasına rağmen şirketin hiçbir gelir gideri ile ilgilenmediğini sadece mesleği olan öğretmenlik görevini icra etmeye çalıştığını, öğretmenlik yapması «sebebi» ile şirketin hiçbir mali işleri ile uğraşamadığından davacılara şirket kuruluşunun ertesi günü 24.05.2017 tarihli vekaletname vererek şirketin tüm mali işleri, banka işleri, muhasebe işleri, SGK ile ilgili işlemler ve bir şirket sahibinin sahip olduğu tüm yetkileri davacı ... ile ...’e vekalet verdiğini, vekaletnameyi verdikten sonra davacılar tarafından şirketin mali müşaviri olarak davacı ...’ın eşine «yetki» verdiklerini, şirketin tüm muhasebe işlemleri ve «ticari defterlerinin» tutulması, şirkete işçi alımı ve SGK «kaydı» açılmasının davacının eşi tarafından takip edildiğini, davalı müvekkilinin; şirketin tüm yetkilerini güvene esas olarak diğer ortaklara vermesine rağmen davacı diğer ortakların şirketin işleyişini ve kazancını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak «şirketi zarara» uğrattıklarını, şirket muhasebecisi tarafından şirketin sürekli davacı ortaklara borçlandırıldığını, şirket hesaplarından sürekli sebepsiz olarak para çekildiğini ve hesaplardan kendilerine para aktarımları yapıldığını, bunların dışında da para çekilerek ve hesaplardan kendilerine para aktarımlarının yapıldığını, bunların dışında da davacı şirket ortaklarının sahip oldukları Yaşam Otizim ve Spor Kulübünü çalıştırdıklarını, dava dışı kulüpte yaşam koçu hocasının dahi SGK kaydını davalı şirkete yapıldığını, davalı müvekkili şirketin usulsüzce yönetildiğini ve şirketin davacı ortaklar tarafından zarara uğratıldığını öğrendiği an davacı ortakları 12.11.2018 yılında diğer ortakları yetki bakımından azlettiğini savunarak şirket ortaklarının «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmesini istemiştir.
… e Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ... sorununun likitide sorunu olduğu, davalı şirketin incelenen 2017-2018-2019 yılları «kaydı» değer bilançolarında negatif net işletme sermayesine sahip olduğu, 28.02.2019 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre -230.772,92 TL öz kaynak tutarı ile borca batık olduğunun tespit edildiği, bir ortaklık yapısına «dahil» olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu, uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda aralarında ki ... ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle «ortaklık ilişkisinin» zedelendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında «haklı sebeple fesih» şartlarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiği davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık «şirketin feshinin» «hakkaniyetle» bağdaşmayacağı, davacıların şirketin fesihi ile elde edeceği sonuca şirketten çıkma ile de ulaşabileceği, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu, davalı şirketin öz varlığını koruyamaması nedeni ile ortakların sadece ödedikleri sermaye tutarları üzerinden ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği, davacı ...'a 2.500,00 TL, davacı ...'e 2.500,00 TL «ayrılma akçesi» ödenebileceği, davacıların şirketten alacak talebinde bulundukları, ancak bu taleplerine ilişkin hüküm kurmaya elverişli delil sunmadıklarından, alacaklarının varlığı ispata muhtaç olduğundan bu talebin reddine karar vermek gerektiği, davalı ...'nın kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin yapılan incelemede; dosya münderecatında ve yasal «defter» kayıtlarında bu iddialara istinaden somut bir veriye rastlanamadığı bu nedenle bu hususun da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek fesih yerine davacı ortakların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, davacı ... için 2.500,00 TL ve davacı ... için 2.500,00 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketen tahsili ile davacılara verilmesine, «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakimin takdir «yetkisini» kullanırken hukuk tarafından belirlenen sınırlara uyması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar özkaynakları negatif olan ve borca batık durumdaki «şirketin feshi» yerine müvekkillerinin çıkmasına ilişkin olduğundan hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, «ayrılma akçesi» olarak «esas sermaye payının» ortağın ayrıldığı tarihteki değerinin esas alınması gerektiğini, 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin feshedilerek tasfiyeye sokulmasının «menfaatler dengesi» dikkate alındığında uygun bir çözüm olabileceği kanaatine varıldığı şeklinde tespit yapıldığını, daha sonra alınan 27.10.2021 tarihli ek raporda dosyada değişen hiçbir durum olmamasına rağmen şirket feshinin «son» çare olması prensibi dikkate alındığında davacı paylarının ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olduğu şeklinde tespit yapıldığını ve itirazlarının göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesince bu tespit doğrultusunda karar verildiğini, hüküm kurmaya elverişsiz rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 12.04.2021 tarihli bilirkişi müvekkillerinin şirketten alacaklı durumda oldukları, ancak hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, «defter» ve kayıt sunulmadığından ispata muhtaç olduğu ifadelerine yer verildiğini, bilirkişi raporunun bu bölümünde varılan kanaat ve yapılan hesaplamaların doğru olup müvekkillerinin şirketten alacaklı konumunda olduğunu, müvekkillerinin, hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmasının somut olayda mümkün olmadığını, davalı ..., şirketin idare ve «temsile» yetkili tek kişisi olduğunu, bu durumda hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmakla yükümlü olan davalı taraf olduğunu ancak evrakları sunmaktan kaçındığını, davalı tarafından yöneticiliğin hiçbir gerekliliği yerine getirilmediğini, şirket kurulduğu günden itibaren zarar ettiğini ve şuanki haliyle de borca batık durumda olduğunu ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkin taleplerin ispatlanmadığı şeklindeki hükmünün hukuka aykırı olduğunu, şirket özkaynaklarının negatif olduğu ve borca batık olduğunun bilirkişi raporları il …
Benzer bu kararda… TTK 638/2 maddesi gereğince, davacının şirketten haklı sebeple ayrılma talebinin kabulü gerektiği, şirketin borca batık olması nedeniyle davacının davalı şirketten «ayrılma akçesi» olarak talep edebileceği herhangi bir miktarın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ...'deki ortaklığından çıkmasına izin verilmesin …
Dava, haklı nedenlerle şirket «ortaklığından çıkarılma» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9649 E. 2016/4853 K.
Ortak:şirketin tasfiyesi · fesih · ek tasfiye
İncelediğiniz kararda… irket ortaklık payları olacağı yönünde karar aldıklarını, müvekkillerinin kendi üzerlerine düşen edimlerini yerine getirmiş oldukları halde davalının sürekli olarak «ticari defterlerle» birlikte gelir gider bilgilerini, şirket ortağı olan müvekkillerinden gizlediğini, şirket için yapılan «masrafların» müvekkilleri tarafından karşılandığını ve davalı tarafından şirkete hiçbir ödeme yapılmadığı gibi zorunlu masraflara da katılmadığını, davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışlarının gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödenmesinin yapılarak haklı bir şekilde «şirketin tasfiyesini» isteme mecburiyetinin doğduğunu ileri sürerek davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışları gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödemesinin yapılarak şirketin «tasfiye» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… e Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ... sorununun likitide sorunu olduğu, davalı şirketin incelenen 2017-2018-2019 yılları «kaydı» değer bilançolarında negatif net işletme sermayesine sahip olduğu, 28.02.2019 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre -230.772,92 TL öz kaynak tutarı ile borca batık olduğunun tespit edildiği, bir ortaklık yapısına «dahil» olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu, uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda aralarında ki ... ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle «ortaklık ilişkisinin» zedelendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında «haklı sebeple fesih» şartlarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiği davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık «şirketin feshinin» «hakkaniyetle» bağdaşmayacağı, davacıların şirketin fesihi ile elde edeceği sonuca şirketten çıkma ile de ulaşabileceği, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu, davalı şirketin öz varlığını koruyamaması nedeni ile ortakların sadece ödedikleri sermaye tutarları üzerinden ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği, davacı ...'a 2.500,00 TL, davacı ...'e 2.500,00 TL «ayrılma akçesi» ödenebileceği, davacıların şirketten alacak talebinde bulundukları, ancak bu taleplerine ilişkin hüküm kurmaya elverişli delil sunmadıklarından, alacaklarının varlığı ispata muhtaç olduğundan bu talebin reddine karar vermek gerektiği, davalı ...'nın kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin yapılan incelemede; dosya münderecatında ve yasal «defter» kayıtlarında bu iddialara istinaden somut bir veriye rastlanamadığı bu nedenle bu hususun da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek fesih yerine davacı ortakların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, davacı ... için 2.500,00 TL ve davacı ... için 2.500,00 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketen tahsili ile davacılara verilmesine, «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirketin «haklı nedenle fesih» ve tasfiyesi, davalı şirket müdürünün kötü niyetli ve kusurlu davranışları ile şirketin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın ödenmesine ilişkin tazminat davasıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Ancak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru · tüzel kişilik · limited şirket · husumet
Benzer bu karardaAncak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, davalı ortak ... . hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle ret edilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu davalı hakkında da davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4076 E. 2024/6917 K.
Ortak:haklı sebeple fesih · ayrılma akçesi · ortaklıktan çıkarılma · şirketin feshi · şirket zararı · fesih · yetkisizlik kararı · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… e Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ... sorununun likitide sorunu olduğu, davalı şirketin incelenen 2017-2018-2019 yılları «kaydı» değer bilançolarında negatif net işletme sermayesine sahip olduğu, 28.02.2019 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre -230.772,92 TL öz kaynak tutarı ile borca batık olduğunun tespit edildiği, bir ortaklık yapısına «dahil» olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu, uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda aralarında ki ... ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle «ortaklık ilişkisinin» zedelendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında «haklı sebeple fesih» şartlarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiği davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık «şirketin feshinin» «hakkaniyetle» bağdaşmayacağı, davacıların şirketin fesihi ile elde edeceği sonuca şirketten çıkma ile de ulaşabileceği, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu, davalı şirketin öz varlığını koruyamaması nedeni ile ortakların sadece ödedikleri sermaye tutarları üzerinden ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği, davacı ...'a 2.500,00 TL, davacı ...'e 2.500,00 TL «ayrılma akçesi» ödenebileceği, davacıların şirketten alacak talebinde bulundukları, ancak bu taleplerine ilişkin hüküm kurmaya elverişli delil sunmadıklarından, alacaklarının varlığı ispata muhtaç olduğundan bu talebin reddine karar vermek gerektiği, davalı ...'nın kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin yapılan incelemede; dosya münderecatında ve yasal «defter» kayıtlarında bu iddialara istinaden somut bir veriye rastlanamadığı bu nedenle bu hususun da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek fesih yerine davacı ortakların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, davacı ... için 2.500,00 TL ve davacı ... için 2.500,00 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketen tahsili ile davacılara verilmesine, «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… rihinin de yatırılması gereken ana sermayenin ¼ oranındaki bedelinin bankaya yatırıldığını ve kalan sermaye paylarının 2 yıl içinde tamamlanması için tüm ortakların «taahhüt» vererek şirketi kurduklarını, davalı ...’nın öğretmen olup şirketin kurulmasının da ve işleyişinde tamamen kendi bilgi tecrübe ve okula gelen öğrencilerin eğitimi ile ilgilenip öğrencilere eğitim veren öğretmen konumunda olduğunu, davalının şirketin %50 hissesine sahip olmasına rağmen şirketin hiçbir gelir gideri ile ilgilenmediğini sadece mesleği olan öğretmenlik görevini icra etmeye çalıştığını, öğretmenlik yapması «sebebi» ile şirketin hiçbir mali işleri ile uğraşamadığından davacılara şirket kuruluşunun ertesi günü 24.05.2017 tarihli vekaletname vererek şirketin tüm mali işleri, banka işleri, muhasebe işleri, SGK ile ilgili işlemler ve bir şirket sahibinin sahip olduğu tüm yetkileri davacı ... ile ...’e vekalet verdiğini, vekaletnameyi verdikten sonra davacılar tarafından şirketin mali müşaviri olarak davacı ...’ın eşine «yetki» verdiklerini, şirketin tüm muhasebe işlemleri ve «ticari defterlerinin» tutulması, şirkete işçi alımı ve SGK «kaydı» açılmasının davacının eşi tarafından takip edildiğini, davalı müvekkilinin; şirketin tüm yetkilerini güvene esas olarak diğer ortaklara vermesine rağmen davacı diğer ortakların şirketin işleyişini ve kazancını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak «şirketi zarara» uğrattıklarını, şirket muhasebecisi tarafından şirketin sürekli davacı ortaklara borçlandırıldığını, şirket hesaplarından sürekli sebepsiz olarak para çekildiğini ve hesaplardan kendilerine para aktarımları yapıldığını, bunların dışında da para çekilerek ve hesaplardan kendilerine para aktarımlarının yapıldığını, bunların dışında da davacı şirket ortaklarının sahip oldukları Yaşam Otizim ve Spor Kulübünü çalıştırdıklarını, dava dışı kulüpte yaşam koçu hocasının dahi SGK kaydını davalı şirkete yapıldığını, davalı müvekkili şirketin usulsüzce yönetildiğini ve şirketin davacı ortaklar tarafından zarara uğratıldığını öğrendiği an davacı ortakları 12.11.2018 yılında diğer ortakları yetki bakımından azlettiğini savunarak şirket ortaklarının «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakimin takdir «yetkisini» kullanırken hukuk tarafından belirlenen sınırlara uyması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar özkaynakları negatif olan ve borca batık durumdaki «şirketin feshi» yerine müvekkillerinin çıkmasına ilişkin olduğundan hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, «ayrılma akçesi» olarak «esas sermaye payının» ortağın ayrıldığı tarihteki değerinin esas alınması gerektiğini, 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin feshedilerek tasfiyeye sokulmasının «menfaatler dengesi» dikkate alındığında uygun bir çözüm olabileceği kanaatine varıldığı şeklinde tespit yapıldığını, daha sonra alınan 27.10.2021 tarihli ek raporda dosyada değişen hiçbir durum olmamasına rağmen şirket feshinin «son» çare olması prensibi dikkate alındığında davacı paylarının ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olduğu şeklinde tespit yapıldığını ve itirazlarının göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesince bu tespit doğrultusunda karar verildiğini, hüküm kurmaya elverişsiz rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 12.04.2021 tarihli bilirkişi müvekkillerinin şirketten alacaklı durumda oldukları, ancak hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, «defter» ve kayıt sunulmadığından ispata muhtaç olduğu ifadelerine yer verildiğini, bilirkişi raporunun bu bölümünde varılan kanaat ve yapılan hesaplamaların doğru olup müvekkillerinin şirketten alacaklı konumunda olduğunu, müvekkillerinin, hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmasının somut olayda mümkün olmadığını, davalı ..., şirketin idare ve «temsile» yetkili tek kişisi olduğunu, bu durumda hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmakla yükümlü olan davalı taraf olduğunu ancak evrakları sunmaktan kaçındığını, davalı tarafından yöneticiliğin hiçbir gerekliliği yerine getirilmediğini, şirket kurulduğu günden itibaren zarar ettiğini ve şuanki haliyle de borca batık durumda olduğunu ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkin taleplerin ispatlanmadığı şeklindeki hükmünün hukuka aykırı olduğunu, şirket özkaynaklarının negatif olduğu ve borca batık olduğunun bilirkişi raporları il …
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde feshi» düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 pay sahibinin, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme «fesih» yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına ya da uygun düşen bir çözüme karar verebileceği şeklinde düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen «haklı sebeple fesih» davasının esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aradığı, bunlardan ilkinin haklı bir «sebebin» varlığı, diğerinin ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları gerektiği, davacının şirkette %20 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiği, haklı sebebin varlığının davanın diğer şartı olduğu, «haklı sebep» yoksa Hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremeyeceği, davacının kurucu ortaklarından olduğu davalı şirketin ilk dönem «yönetim kurulu» başkanlığını yürüttüğü, yöneticiliği döneminde bilgisi haricinde diğer şirket ortaklarının öğrenci velilerinden tahsilat yaptığı, bu tahsilatların muhasebeye bildirilmediği gibi nerelerde harcandığı, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında kendisine bilgi verilmediği iddia edilerek bu nedenler haklı neden olarak ileri sürülmüşse de; bu iddianın kanıtlanamadığı gibi davacının kötü yönetiminden dolayı «şirketin zarara» uğradığının iddia edildiği, bu kapsamda davacı hakkında yönetici olduğu dönemde usulsüz olarak öğrenci velilerinin alınan senetleri kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak «bedelsiz» senetleri takibe koymaktan dolayı yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve «derdest» «menfi tespit» davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğ …
İlk derece mahkemesince, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı ve «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının şirket «ortaklığından çıkarılmasına», «ayrılma akçesi» talebi yönünden ise reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge adliye mahkemesince davacı hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve «derdest» «menfi tespit» davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, «şirketin feshini» gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enfaati için birlikte hareket etme iradesinin ortadan kalktığı, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı, «şirketin zararda» olması nedeniyle davacının «ayrılma akçesi» isteyemeyeceği de gözönüne alındığında davacının şirket ortaklığından ayrılmasının şirkete herhangi bir «olumsuz» etkisinin olmayacağı, bilakis şirketin işleyişini hızlandıracağı anlaşılmış olup, davacı aleyhine açılan davaların ve soruşturmanın sonucunun da bu davaya bir etkisi olmayacağından davacının şirket «ortaklığından çıkma» talebinin kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin gayri faal olup şirketin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle ayrılma akçesi t …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirketin feshi · bilgi alma hakkı · organsızlık · ortaklıktan çıkma · haklı sebep · şirket merkezi mahkemesi · istifa · menfi tespit davası
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının «istifa» etmeden önceki dönemde müvekkili şirketin «temsil» ve ilzama «yetkisine» sahip yetkilisi olduğunu, davacının şirketi zararlandırıcı işlemleri nedeniyle yönetim kurulunun toplanması için harekete geçildiği esnada davacının istifa ederek şirketi «organsız» bıraktığını, şirketin borca batık hale gelmesinde kusurlu olduğunu, borçlarını düzenli olarak ödeyen öğrenci velilerinin senetlerinin kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak «bedelsiz» senetleri takibe koyduğunu, bu nedenle hakkında savcılık soruşturmasının bulunduğunu, senetler nedeniyle «menfi tespit davalarının» açıldığını, davacının kendi eylemleri nedeniyle şirketi zora soktuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde feshi» düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 pay sahibinin, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme «fesih» yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına ya da uygun düşen bir çözüme karar verebileceği şeklinde düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen «haklı sebeple fesih» davasının esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aradığı, bunlardan ilkinin haklı bir «sebebin» varlığı, diğerinin ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları gerektiği, davacının şirkette %20 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiği, haklı sebebin varlığının davanın diğer şartı olduğu, «haklı sebep» yoksa Hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremeyeceği, davacının kurucu ortaklarından olduğu davalı şirketin ilk dönem «yönetim kurulu» başkanlığını yürüttüğü, yöneticiliği döneminde bilgisi haricinde diğer şirket ortaklarının öğrenci velilerinden tahsilat yaptığı, bu tahsilatların muhasebeye bildirilmediği gibi nerelerde harcandığı, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında kendisine bilgi verilmediği iddia edilerek bu nedenler haklı neden olarak ileri sürülmüşse de; bu iddianın kanıtlanamadığı gibi davacının kötü yönetiminden dolayı «şirketin zarara» uğradığının iddia edildiği, bu kapsamda davacı hakkında yönetici olduğu dönemde usulsüz olarak öğrenci velilerinin alınan senetleri kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak «bedelsiz» senetleri takibe koymaktan dolayı yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve «derdest» «menfi tespit» davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğ …
… ğitim kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilin asıl mesleğinin mimarlık olduğunu, diğer kurucu ortakların ise öğretmen olduklarını, 16.11.2018 tarihine kadar «yönetim kurulu» başkanlığı görevini yürüttüğünü ve bu tarih itibariyle «istifa» ettiğini, şirket ortakları arasında şiddetli geçimsizlik ve «husumet» olduğunu, karşılıklı ... duygusunun yitirildiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği binanın tadilat işlerini, müvekkilin kendi şirketi aracılığı ile yaptığını, şirketin finansman yapısını düzeltmek için şahsi parasından şirkete borç verdiğini, müvekkilinin eğitimci vasfı olmaması nedeni ile şirketi ticari tecrübesi ile yönetmeye çalıştığını, ancak hiçbir ticari tecrübesi olmayan, sadece öğretmen vasfı bulunan diğer ortakların, buna karşı çıkan tavırları ile kendisini sürekli dışladıklarını, müvekkilinin şirketin yöneticisi olmasına rağmen hangi öğrenciden ne tahsilat yapıldığı ve tahsilatların nerelere ödendiği, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında bir bilgi edinemediğini, «bilgi alma hakkının» sürekli engellendiğini, öyle ki aidat yatıran öğrenci velilerin paraları özellikle diğer ortaklar tarafından tahsil edilmiş resmi muhasabe kayıtlarına geçirilmediğini ileri sürerek haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine, olmadığı takdirde davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
… enfaati için birlikte hareket etme iradesinin ortadan kalktığı, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı, «şirketin zararda» olması nedeniyle davacının «ayrılma akçesi» isteyemeyeceği de gözönüne alındığında davacının şirket ortaklığından ayrılmasının şirkete herhangi bir «olumsuz» etkisinin olmayacağı, bilakis şirketin işleyişini hızlandıracağı anlaşılmış olup, davacı aleyhine açılan davaların ve soruşturmanın sonucunun da bu davaya bir etkisi olmayacağından davacının şirket «ortaklığından çıkma» talebinin kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin gayri faal olup şirketin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle ayrılma akçesi t …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2449 E. , 2024/5590 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1000 Esas, 2023/99 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/147 E., 2022/46 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve davacıların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı ...'nın diğer davalı ... Özel Eğitim Rehabilitasyon Tur. Taş. Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti. şirketini 23.05.2017 tarihinde kurduklarını, yatırılması gereken sermayenin %50’sini davalı tarafından kalan %50 ‘sini ise müvekkilleri tarafından eşit şekilde şirkete sermaye girişinin yapılacağı ve yatırılan tutarlar oranında şirket ortaklık payları olacağı yönünde karar aldıklarını, müvekkillerinin kendi üzerlerine düşen edimlerini yerine getirmiş oldukları halde davalının sürekli olarak ticari defterlerle birlikte gelir gider bilgilerini, şirket ortağı olan müvekkillerinden gizlediğini, şirket için yapılan masrafların müvekkilleri tarafından karşılandığını ve davalı tarafından şirkete hiçbir ödeme yapılmadığı gibi zorunlu masraflara da katılmadığını, davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışlarının gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödenmesinin yapılarak haklı bir şekilde şirketin tasfiyesini isteme mecburiyetinin doğduğunu ileri sürerek davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışları gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödemesinin yapılarak şirketin tasfiye edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacılar ile şirket kurulduğunda şirket sözleşmesinin hazırlanarak tescil yapıldığını ve şirket kuruluş tarihinin de yatırılması gereken ana sermayenin ¼ oranındaki bedelinin bankaya yatırıldığını ve kalan sermaye paylarının 2 yıl içinde tamamlanması için tüm ortakların taahhüt vererek şirketi kurduklarını, davalı ...’nın öğretmen olup şirketin kurulmasının da ve işleyişinde tamamen kendi bilgi tecrübe ve okula gelen öğrencilerin eğitimi ile ilgilenip öğrencilere eğitim veren öğretmen konumunda olduğunu, davalının şirketin %50 hissesine sahip olmasına rağmen şirketin hiçbir gelir gideri ile ilgilenmediğini sadece mesleği olan öğretmenlik görevini icra etmeye çalıştığını, öğretmenlik yapması sebebi ile şirketin hiçbir mali işleri ile uğraşamadığından davacılara şirket kuruluşunun ertesi günü 24.05.2017 tarihli vekaletname vererek şirketin tüm mali işleri, banka işleri, muhasebe işleri, SGK ile ilgili işlemler ve bir şirket sahibinin sahip olduğu tüm yetkileri davacı ...
ile ...’e vekalet verdiğini, vekaletnameyi verdikten sonra davacılar tarafından şirketin mali müşaviri olarak davacı ...’ın eşine yetki verdiklerini, şirketin tüm muhasebe işlemleri ve ticari defterlerinin tutulması, şirkete işçi alımı ve SGK kaydı açılmasının davacının eşi tarafından takip edildiğini, davalı müvekkilinin; şirketin tüm yetkilerini güvene esas olarak diğer ortaklara vermesine rağmen davacı diğer ortakların şirketin işleyişini ve kazancını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak şirketi zarara uğrattıklarını, şirket muhasebecisi tarafından şirketin sürekli davacı ortaklara borçlandırıldığını, şirket hesaplarından sürekli sebepsiz olarak para çekildiğini ve hesaplardan kendilerine para aktarımları yapıldığını, bunların dışında da para çekilerek ve hesaplardan kendilerine para aktarımlarının yapıldığını, bunların dışında da davacı şirket ortaklarının sahip oldukları Yaşam Otizim ve Spor Kulübünü çalıştırdıklarını, dava dışı kulüpte yaşam koçu hocasının dahi SGK kaydını davalı şirkete yapıldığını, davalı müvekkili şirketin usulsüzce yönetildiğini ve şirketin davacı ortaklar tarafından zarara uğratıldığını öğrendiği an davacı ortakları 12.11.2018 yılında diğer ortakları yetki bakımından azlettiğini savunarak şirket ortaklarının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ... sorununun likitide sorunu olduğu, davalı şirketin incelenen 2017-2018-2019 yılları kaydı değer bilançolarında negatif net işletme sermayesine sahip olduğu, 28.02.2019 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre -230.772,92 TL öz kaynak tutarı ile borca batık olduğunun tespit edildiği, bir ortaklık yapısına dahil olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu, uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda aralarında ki ... ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle ortaklık ilişkisinin zedelendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiği davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık şirketin feshinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, davacıların şirketin fesihi ile elde edeceği sonuca şirketten çıkma ile de ulaşabileceği, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu, davalı şirketin öz varlığını koruyamaması nedeni ile ortakların sadece ödedikleri sermaye tutarları üzerinden ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği, davacı ...'a 2.500,00 TL, davacı ...'e 2.500,00 TL ayrılma akçesi ödenebileceği, davacıların şirketten alacak talebinde bulundukları, ancak bu taleplerine ilişkin hüküm kurmaya elverişli delil sunmadıklarından, alacaklarının varlığı ispata muhtaç olduğundan bu talebin reddine karar vermek gerektiği, davalı ...'nın kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle şirketin zarara uğratıldığına ilişkin yapılan incelemede;
dosya münderecatında ve yasal defter kayıtlarında bu iddialara istinaden somut bir veriye rastlanamadığı bu nedenle bu hususun da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek fesih yerine davacı ortakların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, davacı ... için 2.500,00 TL ve davacı ... için 2.500,00 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketen tahsili ile davacılara verilmesine, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakimin takdir yetkisini kullanırken hukuk tarafından belirlenen sınırlara uyması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar özkaynakları negatif olan ve borca batık durumdaki şirketin feshi yerine müvekkillerinin çıkmasına ilişkin olduğundan hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrılma akçesi olarak esas sermaye payının ortağın ayrıldığı tarihteki değerinin esas alınması gerektiğini, 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin feshedilerek tasfiyeye sokulmasının menfaatler dengesi dikkate alındığında uygun bir çözüm olabileceği kanaatine varıldığı şeklinde tespit yapıldığını, daha sonra alınan 27.10.2021 tarihli ek raporda dosyada değişen hiçbir durum olmamasına rağmen şirket feshinin son çare olması prensibi dikkate alındığında davacı paylarının ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olduğu şeklinde tespit yapıldığını ve itirazlarının göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesince bu tespit doğrultusunda karar verildiğini, hüküm kurmaya elverişsiz rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 12.04.2021 tarihli bilirkişi müvekkillerinin şirketten alacaklı durumda oldukları, ancak hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunulmadığından ispata muhtaç olduğu ifadelerine yer verildiğini, bilirkişi raporunun bu bölümünde varılan kanaat ve yapılan hesaplamaların doğru olup müvekkillerinin şirketten alacaklı konumunda olduğunu, müvekkillerinin, hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmasının somut olayda mümkün olmadığını, davalı ..., şirketin idare ve temsile yetkili tek kişisi olduğunu, bu durumda hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmakla yükümlü olan davalı taraf olduğunu ancak evrakları sunmaktan kaçındığını, davalı tarafından yöneticiliğin hiçbir gerekliliği yerine getirilmediğini, şirket kurulduğu günden itibaren zarar ettiğini ve şuanki haliyle de borca batık durumda olduğunu ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından yöneticinin sorumluluğuna ilişkin taleplerin ispatlanmadığı şeklindeki hükmünün hukuka aykırı olduğunu, şirket özkaynaklarının negatif olduğu ve borca batık olduğunun bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davalının 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine aykırı biçimde müvekkillerine bilgi vermekten kaçındığını ve inceleme haklarını kullanmalarına da engel olduğunu, davalının şirketi layığıyla ve başarıyla yönetmediğini, şirketin borca batmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın şirket yönetimiyle ilgilenmediğini ve gelir-gider idaresinden anlamadığını söylediğini ancak sonrasında da bununla tamamen çelişerek davalı tarafından şirketin çok iyi biçimde yönetildiğini ileri sürdüğünü, davalının ifadeleri tamamen birbiriyle çeliştiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi, davalı şirket müdürünün kötü niyetli ve kusurlu davranışları ile şirketin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın ödenmesine ilişkin tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063525600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz