Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3275 E. 2024/5721 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vesayet↗ fiil ehliyeti↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ kısıtlılık↗ kambiyo senedi↗ denetime elverişlilik↗ kötü niyet tazminatı↗ bono↗ sulh hukuk mahkemesi↗ vade↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ kötü niyet↗ iflas↗ sulh↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/300 E., 2021/95 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2015/9113 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine yapılan takip dayanağı 24.08.2015 vade tarihli, 1.200.000,00 TL bedelli bononun, kısıtlı ...'in ehliyetsiz olduğu dönemde kefil sıfatı ile imzalandığını, senedin imzalandığı 2011 yılında müvekkilinin 83 yaşında olup, Demans ve Alzheimer hastası olduğunu, Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesince müvekkilinin kısıtlandığını, bononun düzenlendiği zaman tam ehliyetsiz olduğunun resmi ve geçerli hastane ve doktor raporları ile sabit olduğunu ileri sürerek söz konusu takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, Teknomarmara İletişim Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin asıl borçlusu olduğunu, krediye ... Şen ile birlikte kefil olduğunu ve 1.200.000,00 TL bedelli kambiyo senedini müvekkiline verdiğini, Teknomarmara firmasının sahibinin babasının fiil ehliyetini yitirecek kadar rahatsız olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuyla muris ...'in akit tarihi olan 28.06.2011 tarihinde fiil ehliyetine, kefil sıfatıyla imzalamış olduğu bononun sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, kısıtlı ...'in Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2015/9113 E. sayılı dosyasında davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz ettiklerini, itirazları doğrultusunda hastalığın boyutu, ilerleme durumuna göre fiil ehliyetinin ortadan kalkıp kalkmadığı hususunda yeniden inceleme yapılması istenilmişse de taleplerinin reddedildiğini, ... hakkındaki vesayet kararının tarihi ile senedin tanzim tarihi arasında 2 yıla yakın fark bulunduğunu, her ne kadar vesayet kararı öncesinde ...'in birtakım raporlar aldığı söylenmiş ise de bu dönemlerde hukuki işlem ehliyetine engel olacak derecede bir hafıza güçlüğü iradesel bir sorun olsa idi vesayet kararının daha önceden alınacak olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, ayrıca ...'in senet tanziminden sonra birçok tapu işlemi gerçekleştirdiğini, noterde vekaletname verdiğini, birçok dava açtığını, dolayısıyla senet tarihi itibariyle fiil ehliyeti yokluğundan söz edilemeyeceğini, demans-alzheimer rahatsızlıklarının çoğunlukla sürece yayılan ve her durumda fiil ehliyetini ortadan kaldırmayacak rahatsızlıklar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuyla davacıların murisi ...'in akit tarihi olan 28.06.2011 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiğini, davalı vekilince söz konusu rapora itiraz edilerek yeniden rapor alınması ve muris ...'in bu tarihten sonra da bir kısım resmi merciler huzurunda işlem yaptığı ileri sürülmüş ise de raporda ... ile ilgili daha önceki tıbbi bilgi ve belgelerin incelendiği, raporun yerinde değerlendirildiği, ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi istinaf denetimine de elverişli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7374 E. 2023/1701 K.
Ortak:vesayet · fiil ehliyeti · borçlu olunmadığının tespiti · kısıtlılık · denetime elverişlilik · bono · taraf ehliyeti · menfi tespit · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuyla muris ...'in akit tarihi olan 28.06.2011 tarihinde «fiil ehliyetine», «kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu «bononun» sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «kısıtlı» ...'in Kocaeli 6.
İcra Müdürlüğünün 2015/9113 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine yapılan takip dayanağı 24.08.2015 «vade» tarihli, 1.200.000,00 TL bedelli «bononun», «kısıtlı» ...'in «ehliyetsiz» olduğu dönemde «kefil» sıfatı ile imzalandığını, senedin imzalandığı 2011 yılında müvekkilinin 83 yaşında olup, Demans ve Alzheimer hastası olduğunu, Kocaeli 1.
Sulh Hukuk Mahkemesince müvekkilinin «kısıtlandığını», «bononun» düzenlendiği zaman tam «ehliyetsiz» olduğunun resmi ve geçerli hastane ve doktor raporları ile sabit olduğunu ileri sürerek söz konusu takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, senetlerin düzenlenme tarihinde, hukuki işlem «ehliyetine» sahip olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan (ATK) aldırılan raporda, davacı ...'in 08.03.2017, 02.08.2017 ve 29.11.2017 tarihlerinde yapılan muayenelerinde «fiili ehliyetini» müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (demansiyel sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, kişide tespit edilen "Demansiyel Sendrom" denilen bu akıl zayıflığının akit tarihlerinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...'in 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihlerinde fiili ehliyetine haiz olmadığı yönünde görüş bildirildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 670 nci maddesi gereği akit ile borçlanmaya ehil olan kimsenin poliçe, «çek» ve «bono» ile borçlanmaya da ehil olduğu, aynı Kanun'un 1 inci maddesi gereği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 14 üncü maddesine göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve «kısıtlıların» fiil ehliyetinin olmadığı, 15 inci maddesine göre kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmadığı ve 16 ncı madde belirtildiği üzere ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların yasal «temsilcilerinin» «rızası» olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri, davalılar vekillerinin Seydişehir Devlet Hastanesindeki kayıtlar hariç olmak üzere diğer hastane raporlarına ilişkin delilleri davacı vekilinin dilekçeler aşamasında ileri sürmediğinden bahisle ilgili hastane raporlarının dosyaya kazandırılamayacağı ve davacının akıl sağlığına ilişkim yapılacak tetkikte dikkate alınamayacağı yönündeki itirazının, ön «inceleme duruşmasından» sonra davacı vekilinin süresinde bildirmiş olduğu delil listesi içerikli dilekçenin içinde hastane kayıtlarına dayanılmış olması nedeni ile yerinde olmadığı, davac …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonolarun «keşide tarihlerinin» 15.11.2013 ile 23.05.2014 arasında olduğu, toplam 9 adet «bononun» ayrı ayrı icra takibine konulduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihleri arasında «fiil ehliyetine» sahip olmadığının belirlendiği, söz konusu raporun ATK'nın 4.
… raporda davacıya bütün tedavi evraklarının tartışıldığı ve davacı hakkında alınan gözlem kararlarının da değerlendirmede dikkate alındığı, raporun hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» olduğu, bu durumda bonoların tanzim tarihi itibariyle davacı tarafın «fiil ehliyetine» sahip olmadığının kabul edilmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 670 nci maddesine göre kambiyo senetlerinin düzenlenmesi için «keşidecinin» ayrıca fiil ehliyetine sahip olması gerektiği, ehliyetsizlik iddiasının «mutlak def»'i olup yargılamanın her aşamasında herkese karşı ileri sürülebileceği, Mahkemece bu durum gözetilerek söz konusu bonolardan dolayı davacının sorumlu tutulmamasının …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak def'i · tasarrufun iptali davası · malen kaydı · tasarrufun iptali · takibin kesinleşmesi · keşide tarihi · esnaf · yargılama giderlerinden sorumluluk
Benzer bu kararda… k ve parkinson, geç alzheimer tanısına yer verilmişse de 23.12.2014 tarihi itibarı ile var olduğu belirtilen tanıların senet tanzim tarihi itibarı ile olduğuna dair «kesin» bir tanıya ulaşmanın mümkün olmadığını, bununla alakalı olarak raporda bilimsel ya da tıbbi herhangi bir veriye yer verilmediğini, 23.12.2014 tarihindeki tespitin senetlerin tanzim tarihine kadar geriye yürütlmesinin hangi tıbbi gereklilikten kaynaklandığının belirtilmediğini, davacının senetlerin tazmin tarihi «dahil» muhtelif tarihlerde yapmış olduğu ticari işlemlerinde hafifi bilişsel bozukluk içinde olmadığının açık olduğunu, dosta kapsamındaki «tanık beyanlarının» ATK raporunda dikkate alınmadığını, davacının tespitteki gibi bir durumu varsa bunun dışarıda 3. kişiler tarafından da algılanabilecek olduğunu bu durumda işlem yapanların bu işlemlerden imtina etmesi gerektiğini, tüm bu hususların ATK raporunda değerledirilmediğini ve mahkeme kararında bahsekonu tanını geriye yürüme «sebebinin» diğer delileri çürüterek açıklanmadığını, ATK raporunda davacıya yöneltilen sorulan basit olduğunu, davacı tarafın işbu davaya konu takip dosyları dışında davacının oğluna verdiği vekalet işlemi ile yapılan araç satış ve banka işlemleri hakkında «tasarrufun iptali davası» açılmamış olmasının davacı tarafın «kötüniyetini» gösterdiğini, senetlerin düzenlendiği tarihlerde davacının tespitteki gibi bir rahatsızlığı olsaydı davacı vasisinin ve davacının oğlunun tapuda işlem yaptıramayacakları gibi «bankacılık işlemlerini» de yaptırmayacak olduklarını, rapor tarihinden geçmişe yönelik olarak 15.11.2013 itibarı ile 5 sene öncesinde de bu rahatsızlığın olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, davacının kendi kusuruna dayanamayacağını, müvekkillerinin üç yıllık muhakeme sonucu ortaya çıkan durumu bilemeyeceklerini dolaysıyla davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmamaları gerektiğini İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «vesayet» altına alınan davacının yıllardır demans işitme «kaybı», parkinson ve alzheimer hastası olduğunu, bu durumunu bilebilecek kişiler tarafından yararlanılarak senet tanzim edildiğinin öğrenildiğini, davacı aleyhine yapılan takiplerin usulsüz kesinleştirildiğini, alacaklı görünen, birisi hekim diğerleri «esnaf» olan kişilerle «malen kaydı» «taşıyan» senetlerle davacının herhangi bir mal alım satımının olmadığını, davacının bu senetlerin ne zaman ne şekilde kendisinden alındığı konusunda bilgi sahibi olmadığını …
… .Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde davacı hakkında belirtilen durumların gerçeği yansıtmadığını, icra dosyasına itiraz edilmediği ve «takibin kesinleştiğini», davacının ticaret ile uğraştığını, «kısıtlılığının» bulunmadığını, Seydişehir Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kısıtlılık kararı ile ilgili davada aldırılan raporun afaki olup herhangi bir dönem kapsamadığını …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonolarun «keşide tarihlerinin» 15.11.2013 ile 23.05.2014 arasında olduğu, toplam 9 adet «bononun» ayrı ayrı icra takibine konulduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihleri arasında «fiil ehliyetine» sahip olmadığının belirlendiği, söz konusu raporun ATK'nın 4.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11593 E. 2011/3894 K.
Ortak:vesayet · fiil ehliyeti · kısıtlılık · taraf ehliyeti · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz ettiklerini, itirazları doğrultusunda hastalığın boyutu, ilerleme durumuna göre «fiil ehliyetinin» ortadan kalkıp kalkmadığı hususunda yeniden inceleme yapılması istenilmişse de taleplerinin reddedildiğini, ... hakkındaki «vesayet» kararının tarihi ile senedin tanzim tarihi arasında 2 yıla yakın fark bulunduğunu, her ne kadar vesayet kararı öncesinde ...'in birtakım raporlar aldığı söylenmiş ise de bu dönemlerde hukuki işlem ehliyetine engel olacak derecede bir hafıza güçlüğü iradesel bir sorun olsa idi vesayet kararının daha önceden alınacak olduğunu, «eksik inceleme» ile karar verildiğini, ayrıca ...'in senet tanziminden sonra birçok tapu işlemi gerçekleştirdiğini, noterde vekaletname verdiğini, birçok dava açtığını, dolayısıyl …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuyla muris ...'in akit tarihi olan 28.06.2011 tarihinde «fiil ehliyetine», «kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu «bononun» sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «kısıtlı» ...'in Kocaeli 6.
İcra Müdürlüğünün 2015/9113 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine yapılan takip dayanağı 24.08.2015 «vade» tarihli, 1.200.000,00 TL bedelli «bononun», «kısıtlı» ...'in «ehliyetsiz» olduğu dönemde «kefil» sıfatı ile imzalandığını, senedin imzalandığı 2011 yılında müvekkilinin 83 yaşında olup, Demans ve Alzheimer hastası olduğunu, Kocaeli 1.
Benzer bu karardaTMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve «kısıtlıların» «fiil ehliyeti» olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal «temsilcilerinin» «rızası» olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, «vesayet» altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir.
Bu durumda, davalı banka, «vesayet» altında bulunan kişiye vasinin izni ve refakati olmadan ödemiş olduğu paranın tamamından sorumlu olup, mahkemece bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «vesayet» kararının kesinleşme şerhli suretinin «ibraz» edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ikrar · eş rızası · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · temerrüt · ibraz · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «vesayet» kararının kesinleşme şerhli suretinin «ibraz» edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
TMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve «kısıtlıların» «fiil ehliyeti» olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal «temsilcilerinin» «rızası» olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, «vesayet» altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle «vesayet» altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Kabule göre de, mahkemece davalı ... hakkında 2.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş ise de, bu davalı «vesayet» altında bulunan davacının babasından 5.000,00 TL borç aldığını «ikrar» ettiğine göre ödemeye ilişkin bir delilinin de bulunmadığı göz önüne alınarak 5.000,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3012 E. 2023/4720 K.
Ortak:vesayet · fiil ehliyeti · kısıtlılık · kefil · taraf ehliyeti · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuyla muris ...'in akit tarihi olan 28.06.2011 tarihinde «fiil ehliyetine», «kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu «bononun» sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «kısıtlı» ...'in Kocaeli 6.
… ili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz ettiklerini, itirazları doğrultusunda hastalığın boyutu, ilerleme durumuna göre «fiil ehliyetinin» ortadan kalkıp kalkmadığı hususunda yeniden inceleme yapılması istenilmişse de taleplerinin reddedildiğini, ... hakkındaki «vesayet» kararının tarihi ile senedin tanzim tarihi arasında 2 yıla yakın fark bulunduğunu, her ne kadar vesayet kararı öncesinde ...'in birtakım raporlar aldığı söylenmiş ise de bu dönemlerde hukuki işlem ehliyetine engel olacak derecede bir hafıza güçlüğü iradesel bir sorun olsa idi vesayet kararının daha önceden alınacak olduğunu, «eksik inceleme» ile karar verildiğini, ayrıca ...'in senet tanziminden sonra birçok tapu işlemi gerçekleştirdiğini, noterde vekaletname verdiğini, birçok dava açtığını, dolayısıyl …
İcra Müdürlüğünün 2015/9113 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine yapılan takip dayanağı 24.08.2015 «vade» tarihli, 1.200.000,00 TL bedelli «bononun», «kısıtlı» ...'in «ehliyetsiz» olduğu dönemde «kefil» sıfatı ile imzalandığını, senedin imzalandığı 2011 yılında müvekkilinin 83 yaşında olup, Demans ve Alzheimer hastası olduğunu, Kocaeli 1.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dışı şirket adına kullanılan «genel kredi sözleşmesinin» «teminatı» olarak «ipotek» tesisi sırasında, davacının tam «ehliyetli» biri gibi hareket ettiği durumlarda hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmesinin «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olacağı, ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 452 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «vesayet» altındaki kişinin «fiil ehliyetine» haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 65 inci maddesindeki «hakkaniyet» ilkesi gereğince de «kısıtlının» sorumlu tutulabileceği ve yine 6098 sayılı Kanun'un 77-78 inci maddelerinde düzenlenen sebepsiz iktisap hükümlerine göre hacir altındaki kişinin kendi «malvarlığında» meydana gelen zenginleşmeden sorumlu olacağı ve bu durumda kısıtlı davacının zararını «sebepsiz zenginleşen» kimseden isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından «eksik inceleme» ve araştırma ile sanki «kısıtlı» müvekkil kendi adına ya da kendi ortağı olduğu şirket adına kredi kullanmış gibi değerlendirme yapılmış olduğunu, yerel mahkemenin hukuki gerekçesinin temelsiz ve havada kaldığını, somut olayın özellikleri ile asla örtüşmediğini, esasen «fiil ehliyetsizliğinin» tipik bir örneği olan ve bu nedenle iptal edilmesinin hukuki zorunluluk ve «kamu düzenine» ilişkin bir mecburiyet olan somut olayın; ipoteğin iptaline karar verilmesi için tüm hukuki şartları taşıdığı halde yerel mahkemenin; haksız yorumlar ile davanın reddine karar verildiğini, kendi adına kredi kullanmayan ve işlemde «kötüniyetli» olduğu ortaya konmayan ve de «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre de, dava konusu işlemle zenginleşmeyen keza ehliyeti ve iradesi sağlam olması durumunda asla bu şekilde bir borcun altına girmeyecek, «ipotek» akit tarihinde de fiil ehliyetine haiz olmadığı adli tıp raporu ve kesinleşmiş yargı kararları ile sabit olan müvekkil yönünden davanın kabulüne karar verileceği yerde hukuken yanlış niteleme ve değerlendirme sonucunda sanki krediyi kendi adına kullanmış gibi ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, izah edilen sebeplerle yerel mahkeme kararının yapılacak duruşmalı «istinaf incelemesi» sonucucunda bozulmasını ve haklı davamızın kabulü ile «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesini istinaf başvuru «sebebi» olarak ileri sürmüştür.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 06.02.2008 tarihinde akıl hastalığı nedeniyle «vesayet» altına alındığı ve iptali istenen ipoteğin ise 14.06.2007 tarihinde tesis edildiği, Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas kurulunun raporundan, davacının 01.08.2006 tarihinde ve halen «fiil ehliyetine» sahip olmadığı, «ipotek» tesis tarihinde de hak sahibinin «kısıtlı» olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle vesayet altındaki davacı bakımından vasinin vesayet makamından izin almak suretiyle ipotek aktinin tesis edilmesi gerekirken vesayet altındaki kısıtlının şahsen yer aldığı ipotek işleminin «geçersiz» olduğu, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçıların davaya dahil edilmesi · resmi şekil · ipoteğin kaldırılması · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · hakkaniyet · mirasçılık · ipotek
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dışı şirket adına kullanılan «genel kredi sözleşmesinin» «teminatı» olarak «ipotek» tesisi sırasında, davacının tam «ehliyetli» biri gibi hareket ettiği durumlarda hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmesinin «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olacağı, ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 452 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «vesayet» altındaki kişinin «fiil ehliyetine» haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 65 inci maddesindeki «hakkaniyet» ilkesi gereğince de «kısıtlının» sorumlu tutulabileceği ve yine 6098 sayılı Kanun'un 77-78 inci maddelerinde düzenlenen sebepsiz iktisap hükümlerine göre hacir altındaki kişinin kendi «malvarlığında» meydana gelen zenginleşmeden sorumlu olacağı ve bu durumda kısıtlı davacının zararını «sebepsiz zenginleşen» kimseden isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» tesis işleminin tapu memuru huzurunda «resmi şekilde» yapıldığını, herhangi bir «ehliyetsizlik» durumundan şüphelenilmediği ve «genel kredi sözleşmesinden» yararlanan ve «kefil» olan davacı çocuklarının, «kısıtlılık» durumunu bilerek işlem yaptırmalarının «hakkaniyete» aykırılık teşkil ettiğini, ipoteğin tesis edildiği tarihte kısıklılık halinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı «kısıtlının» vefat ettiğini, «mirasçılarının davaya dahil edilmesi» gerektiğini, «ipotek» tesis anında kısıtlılık kararı bulunmadığını, davacının asıl borçlu şirketin kurucusu ve yetkilisi olduğunu, davacının vasisi olan ...'nın da «kredi sözleşmesinde» «kefil» olarak imzası bulunduğunu, tapuda işlem yapıldığı esnada davacının hareketlerinden şüphe edilmediğini, istinaf mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek karar …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «vesayet» altında bulunanın maliki olduğu taşınmaz üzerine, dava dışı şirket için ve davalı banka lehine «ipotek» tesis edildiğini, ipotek konulan taşınmazın maliki olan davacının Soma Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.02.2008 tarihli ilamı ile, alzheimer nedeni ile «kısıtlandığını» belirterek, hukuki işlem «ehliyetinin» olmaması nedeniyle «ipoteğin kaldırılmasını» istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3275 E. , 2024/5721 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/913 Esas, 2023/148 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/300 E., 2021/95 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2015/9113 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine yapılan takip dayanağı 24.08.2015 vade tarihli, 1.200.000,00 TL bedelli bononun, kısıtlı ...'in ehliyetsiz olduğu dönemde kefil sıfatı ile imzalandığını, senedin imzalandığı 2011 yılında müvekkilinin 83 yaşında olup, Demans ve Alzheimer hastası olduğunu, Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesince müvekkilinin kısıtlandığını, bononun düzenlendiği zaman tam ehliyetsiz olduğunun resmi ve geçerli hastane ve doktor raporları ile sabit olduğunu ileri sürerek söz konusu takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, Teknomarmara İletişim Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin asıl borçlusu olduğunu, krediye ... Şen ile birlikte kefil olduğunu ve 1.200.000,00 TL bedelli kambiyo senedini müvekkiline verdiğini, Teknomarmara firmasının sahibinin babasının fiil ehliyetini yitirecek kadar rahatsız olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuyla muris ...'in akit tarihi olan 28.06.2011 tarihinde fiil ehliyetine, kefil sıfatıyla imzalamış olduğu bononun sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, kısıtlı ...'in Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2015/9113 E. sayılı dosyasında davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz ettiklerini, itirazları doğrultusunda hastalığın boyutu, ilerleme durumuna göre fiil ehliyetinin ortadan kalkıp kalkmadığı hususunda yeniden inceleme yapılması istenilmişse de taleplerinin reddedildiğini, ... hakkındaki vesayet kararının tarihi ile senedin tanzim tarihi arasında 2 yıla yakın fark bulunduğunu, her ne kadar vesayet kararı öncesinde ...'in birtakım raporlar aldığı söylenmiş ise de bu dönemlerde hukuki işlem ehliyetine engel olacak derecede bir hafıza güçlüğü iradesel bir sorun olsa idi vesayet kararının daha önceden alınacak olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, ayrıca ...'in senet tanziminden sonra birçok tapu işlemi gerçekleştirdiğini, noterde vekaletname verdiğini, birçok dava açtığını, dolayısıyla senet tarihi itibariyle fiil ehliyeti yokluğundan söz edilemeyeceğini, demans-alzheimer rahatsızlıklarının çoğunlukla sürece yayılan ve her durumda fiil ehliyetini ortadan kaldırmayacak rahatsızlıklar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuyla davacıların murisi ...'in akit tarihi olan 28.06.2011 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiğini, davalı vekilince söz konusu rapora itiraz edilerek yeniden rapor alınması ve muris ...'in bu tarihten sonra da bir kısım resmi merciler huzurunda işlem yaptığı ileri sürülmüş ise de raporda ... ile ilgili daha önceki tıbbi bilgi ve belgelerin incelendiği, raporun yerinde değerlendirildiği, ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi istinaf denetimine de elverişli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063337800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz