Finansal kiralamada kiracının satıcıya karşı aktif husumet ehliyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2960 E. 2024/5568 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Finansal kiralama konusu malın ayıplı olması hâlinde kiracı, satıcıya karşı ayıptan doğan seçimlik hakları ancak finansal kiralama şirketinin talep ve dava hakkını kendisine devretmiş olması hâlinde kullanabilir; devir yoksa kiracının aktif husumet ehliyeti bulunmaz. Satıcı olmayıp yalnızca onarımı yapan yetkili servise karşı ise ayıptan doğan talep yöneltilemez.
Ele alınan sorunlar
Finansal kiralama konusu malda kiracının satıcıya karşı ayıp nedeniyle dava açma (aktif husumet) ehliyetinin bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı, finansal kiralama yoluyla edindiği iş makinesinin ayıplı çıktığını, aracın satıcısı ile onarımı yapamayan şirketleri davalı gösterdiğini, ihbar olunan finans şirketinin kendisine yetki verip vermediğinin ve davanın ihbarıyla sorumluluğunun kalkıp kalkmadığının incelenmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Finansal kiralama şirketi tarafından talep ve dava hakkı kiracıya devredilmişse kiracının, finansal kiralama şirketinin kullanabileceği hakları satıcıya karşı kullanması mümkündür. Somut olayda dayanak finansal kiralama sözleşmesinin 13 üncü maddesi hükmü ve ihbar olunan vekilinin beyanları karşısında böyle bir devir söz konusu değildir; finansal kiralama şirketi tarafından davacıya yetki verilmediği gibi, finansal kiralayan sözleşmeyi feshederek malı başka bir kişiye devretmiştir. Bu nedenle davacının satıcı konumundaki şirkete karşı dava açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi — Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun görülmüştür.)
Aracın onarımını yapan yetkili servise karşı ayıp ve zarar nedeniyle talepte bulunulup bulunulamayacağı → ret
İddia: Davacı, ayıplı makinenin tamir edilememesi ve ayıbın kendisine bildirilmemesi sebebiyle aracın kullanılamamasından doğan zarardan bu davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı ile bu davalı arasında doğrudan bir alım satım ilişkisi bulunmamakta olup, bu husus davacı tarafça da yargılama sürecinde kabul edilmiştir. Aracın onarımını yapan yetkili servisten, finansal kiralama konusu makinenin hasarlı olması nedeniyle talep hakkı bulunmadığından, bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi — Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun görülmüştür.)
Emsal değeri
Finansal kiralamada kiracının satıcıya karşı ayıp davası açabilmesinin talep ve dava hakkının devrine bağlı olduğu yönündeki tespit bakımından emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Aktif husumet (dava) ehliyeti: finansal kiralama konusu malda kiracının satıcıya karşı dava açabilmesi, talep ve dava hakkının kendisine devredilmiş olmasına bağlıdır, Pasif husumet ehliyeti: satıcı olmayan yetkili servise karşı ayıptan doğan talep yöneltilemez
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
finansal kiralama↗ ayıplı mal↗ seçimlik haklar↗ aktif husumet ehliyeti↗ pasif husumet ehliyeti↗ talep ve dava hakkının devri↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6302 E. 2024/614 K.
Ortak:seçimlik haklar · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «satım sözleşmesinden» kaynaklı «seçimlik hakların» kullanılması talebi ile açılan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTicaret Türk A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının tamamen hukuka aykırı olduğunu, kanunda sunulan «seçimlik haklardan» «ücretsiz onarım» talebinin davalı tarafından yerine getirildiğini, böylece seçimlik hakların kullanılarak tüketildiğini, davacının aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etmesinin hukuken himaye göremeyeceğini, davacının aracının orijinal parçalarla tamir edilmiş olmasının «değer kaybını» önler nitelikte olduğunu, bununla birlikte davacının değer kaybına ilişkin iddiasının ispata muhtaç olduğunu, dava konusu araçta değer kaybının meydana gelmeyeceği …
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; «seçimlik hakların» «terditli» olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacının ayıba karşı sorumluluk kapsamında hangi hakkını kullanmak istediğini net bir şekilde belirtmesi gerektiğini, dava konusu araçta ücretsiz motor değişiminin yapıldığını, dava konusu aracın 62.010 km.'de 18.07.2017 tarihinde serviste «garanti kapsamında» «ücretsiz onarım» işlemi gördüğünü, davacının seçimlik hakkını ücretsiz onarımdan yana kullandığını, dava tarihinden önce arızaların giderildiğini, dava konusu aracın yetkili serviste motorunun diğer parçalardan daha ... bir parça olan yine orijinal motorla değiştirilmiş olmasının araçta «değer kaybı» oluşturmayacağını, davacının dava konusu aracı yaklaşık 2 yıldır sorunsuz olarak kullandığını, önemsiz ayıplardan dolayı satıcının sorumlu tutulamayacağını, dava konusu araçta tüm sistemlerin tam olarak sorunsuz şekilde çalıştığını, araç üzerinde kurulu olup da çalışmayan hiçbir donanım ya da araç parçasının olmadığını, davacının aracı satın aldığı günden bu yana yaklaşık 2 yıl içerisinde 65.000 km'ye varan aktif kullanımının araçtan beklediği tüm faydaları elde ettiğini gösterdiği gibi aracı herhangi bir güvenlik kaygısı taşımadan kullandığı anlamına geldiğini, dolayısıyla araçta bir arıza tespit edilse bile sorunsuz olarak kullanılan bir aracın üzerindeki mevcut durumun, ayıpsız misli ile değişim değil, en fazla «ayıp» oranında «bedel indirimine» neden olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; «seçimlik hakların» «terditli» olarak ileri sürülemeyeceğini, davacının «ücretsiz onarım» hakkını kullandığını, hakkın tükendiğini, dava tarihinde araçta arıza bulunmadığını, davanın reddine, en azından «bedel indirimine» hükmedilmesi gerektiğini, ayıpsız misli ile değişim koşullarının oluşmadığını, davaya konu aracın onarımdan sonra tekrar arızalanmadığını belirterek Bölge Adliye M …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ücretsiz onarım · taleple bağlılık kuralı · bedel indirimi · garanti süresi · garanti kapsamı · sözleşmeden dönme · değer kaybı · bilirkişi raporları arasında çelişki
Benzer bu karardaA.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece «taleple bağlılık kuralının» ihlal edildiğini, «değer kaybı» talebi 15.000,00 TL olmasına karşın 25.000,00 TL’ye hükmedildiğini, davacının «ücretsiz onarım» hakkını kullandığını, bu hak kullanıldıktan sonra değer kaybı iddiası ile ilgili ayrıca «bedel indirimi» talebinde bulunulamayacağını, araç üzerinde değer kaybı bulunmadığını, süresinde ve usulüne uygun bir «ayıp» ihbarında bulunulmadığını, dosya kapsamında alınan «bilirkişi raporları arasında çelişki» bulunduğunu, aracın ayıplı olarak 62.010 km katetmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını iste …
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; «seçimlik hakların» «terditli» olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacının ayıba karşı sorumluluk kapsamında hangi hakkını kullanmak istediğini net bir şekilde belirtmesi gerektiğini, dava konusu araçta ücretsiz motor değişiminin yapıldığını, dava konusu aracın 62.010 km.'de 18.07.2017 tarihinde serviste «garanti kapsamında» «ücretsiz onarım» işlemi gördüğünü, davacının seçimlik hakkını ücretsiz onarımdan yana kullandığını, dava tarihinden önce arızaların giderildiğini, dava konusu aracın yetkili serviste motorunun diğer parçalardan daha ... bir parça olan yine orijinal motorla değiştirilmiş olmasının araçta «değer kaybı» oluşturmayacağını, davacının dava konusu aracı yaklaşık 2 yıldır sorunsuz olarak kullandığını, önemsiz ayıplardan dolayı satıcının sorumlu tutulamayacağını, dava konusu araçta tüm sistemlerin tam olarak sorunsuz şekilde çalıştığını, araç üzerinde kurulu olup da çalışmayan hiçbir donanım ya da araç parçasının olmadığını, davacının aracı satın aldığı günden bu yana yaklaşık 2 yıl içerisinde 65.000 km'ye varan aktif kullanımının araçtan beklediği tüm faydaları elde ettiğini gösterdiği gibi aracı herhangi bir güvenlik kaygısı taşımadan kullandığı anlamına geldiğini, dolayısıyla araçta bir arıza tespit edilse bile sorunsuz olarak kullanılan bir aracın üzerindeki mevcut durumun, ayıpsız misli ile değişim değil, en fazla «ayıp» oranında «bedel indirimine» neden olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Ticaret Türk A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «ücretsiz onarım» hakkını kullandığını, bu hak kullanıldıktan sonra «değer kaybı» iddiası ile ilgili ayrıca «bedel indirimi» talebinde bulunulamayacağını, araç üzerinde değer kaybı bulunmadığını, süresinde ve usulüne uygun bir «ayıp» ihbarında bulunulmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Ticaret Türk A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının tamamen hukuka aykırı olduğunu, kanunda sunulan «seçimlik haklardan» «ücretsiz onarım» talebinin davalı tarafından yerine getirildiğini, böylece seçimlik hakların kullanılarak tüketildiğini, davacının aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etmesinin hukuken himaye göremeyeceğini, davacının aracının orijinal parçalarla tamir edilmiş olmasının «değer kaybını» önler nitelikte olduğunu, bununla birlikte davacının değer kaybına ilişkin iddiasının ispata muhtaç olduğunu, dava konusu araçta değer kaybının meydana gelmeyeceği …
-
Satılan mal hükümsüzlüğü | Değişim
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5081 E. 2023/7251 K.
Ortak:seçimlik haklar
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «satım sözleşmesinden» kaynaklı «seçimlik hakların» kullanılması talebi ile açılan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 2021 tarihli bilirkişi raporunda araç üzerinde keşfen inceleme yapılarak araçtaki motor arızasının yapılan kilometreden kaynaklı olmadığı, ayıbın üretimden kaynaklı «gizli ayıp» olduğu, 16.02.2018 tarihinde yapılan motor değişimine rağmen araçta arızanın devam ettiği, motor arıza ışığının hâlen yanmakta olduğu ve dava konusu arızanın kusursuz emsallerine göre sıfır kilometre satın alınan bir araçtan beklentileri «olumsuz» etkiler nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, bilirkişiler tarafından yapılan söz konusu teknik tespitler doğrultusunda satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümleri kapsamında sorumlu olduğu, bu bağlamda davacının dava konusu aracın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları azalttığının tespiti ile alıcının «seçimlik haklardan» satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme hakkını kullanabileceği, her ne kadar davalı tarafından davacının motor değişimini kabul etmesi nedeniyle artık aracın misli ile değiştirilmesini talep edemeyeceği iddia edilmiş ise de, araçtaki arızaların motor değişimine rağmen devam etmesi nedeniyle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, dosyaya sunulan servis kayıtlarından dava konusu araçtaki arızaların kronik hâle geldiği, motor değişimine rağmen arızaların tekrarladığı ve arıza ışığının yanmaya devam ettiği, davacı tarafından davalıya misli ile değişim talebi yönünde «ihtarname» gönderilmesi sırasında aracın arızaların giderilmesi amacı ile serviste olduğu, bu nedenle «ayıp ihbarının süresi» olduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile dava konusu Land Rover marka discovery sport 2016 model ... ... ...
… ı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bu davanın satın alma işleminden iki yıl geçtikten sonra açıldığını, bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir «ayıp» saptandığına dair yasal sürede bir bildirimde bulunulmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıbın bulunmadığını, dava konusu aracın yetkili servise girmiş olmasının aracın mutlaka ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi müşterinin iş emrine geçirilmesini istediği şikâyetlerin de her zaman gerçeği yansıtmayabileceğini, kaldı ki dava konusu aracın davacının da bilgisi dahilinde orijinal ve üretici standartlarında onarıldığını, her ne kadar gerekçeli kararda hukuka aykırı bilirkişi raporu esas alınarak arızanın devam ettiği kabul edilmişse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu araç motor değişimi ile bilirkişilerce ilk inceleme tarihi arasında yaklaşık 60.000 km kullanılmış olup işbu hususun dahi aracın kullanımına engel bir durum olmadığını ispatlamakta olduğunu, aracın arıza lambasının yandığından bahisle arızanın onarılamadığı yönünde tespitlerde bulunulmuşsa da işbu tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde işbu «şikayetten» bahsedilmediğini, ayrıca bilirkişiler tarafından da arıza lambasının yanma «sebebi» şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulamamış olup afaki tespitlerle arızanın devam ettiği yönünde tespitlerde bulunulmuş olduğunu, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, «garanti süresi» içerisinde olan bir aracın servise «teslim» edilmesinin «ücretsiz onarım» hakkının kullanılacağı anlamına geldiğini, davacının da aracını servise teslim ederken ücretsiz onarım dışında diğer «seçimlik haklara» başvurmak istediği yönünde bir beyan ve talepte bulunmadığını, bu kapsamda davacı tarafından servise getirilen aracın «garanti kapsamında» ücretsiz onarıldığını, dolayısıyla diğer seçimlik hakkını kullanma talebinde bulunamayacağını, arızanın şüpheye yer vermeyecek şekilde tam olarak sebebinin, ne şekilde onarım sağlanabileceğinin, onarımın herhangi bir «değer kaybına» yol açıp açmayacağının araştırılması ve işbu araştırma sonucu «hakkaniyet» ilkeleri de gözetilerek aşırı orantısızlığa yol açmayacak bir sonuca hükmedilmesi gerektiğini, üretici standartlarında orijinal parçalar ile yapılan onarımın araçta değer kaybı yaratmayacağını, misli ile değişim kararının satıcıyı daha ağır zarara uğratacağını, dolayısıyla motor değişimine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkının kullanılmasına karar verilmesi hâlinde hem araçtan elde edilen faydaların iadesi hem de araçta meydana gelen «hasarlar» nedeniyle oluşan değer kaybının iadesi gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıp ihbar süresi · ücretsiz onarım · ayıba karşı tekeffül · bedel indirimi · ihbar süresi · garanti süresi · garanti kapsamı · sözleşmeden dönme
Benzer bu kararda… ı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bu davanın satın alma işleminden iki yıl geçtikten sonra açıldığını, bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir «ayıp» saptandığına dair yasal sürede bir bildirimde bulunulmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıbın bulunmadığını, dava konusu aracın yetkili servise girmiş olmasının aracın mutlaka ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi müşterinin iş emrine geçirilmesini istediği şikâyetlerin de her zaman gerçeği yansıtmayabileceğini, kaldı ki dava konusu aracın davacının da bilgisi dahilinde orijinal ve üretici standartlarında onarıldığını, her ne kadar gerekçeli kararda hukuka aykırı bilirkişi raporu esas alınarak arızanın devam ettiği kabul edilmişse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu araç motor değişimi ile bilirkişilerce ilk inceleme tarihi arasında yaklaşık 60.000 km kullanılmış olup işbu hususun dahi aracın kullanımına engel bir durum olmadığını ispatlamakta olduğunu, aracın arıza lambasının yandığından bahisle arızanın onarılamadığı yönünde tespitlerde bulunulmuşsa da işbu tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde işbu «şikayetten» bahsedilmediğini, ayrıca bilirkişiler tarafından da arıza lambasının yanma «sebebi» şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulamamış olup afaki tespitlerle arızanın devam ettiği yönünde tespitlerde bulunulmuş olduğunu, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, «garanti süresi» içerisinde olan bir aracın servise «teslim» edilmesinin «ücretsiz onarım» hakkının kullanılacağı anlamına geldiğini, davacının da aracını servise teslim ederken ücretsiz onarım dışında diğer «seçimlik haklara» başvurmak istediği yönünde bir beyan ve talepte bulunmadığını, bu kapsamda davacı tarafından servise getirilen aracın «garanti kapsamında» ücretsiz onarıldığını, dolayısıyla diğer seçimlik hakkını kullanma talebinde bulunamayacağını, arızanın şüpheye yer vermeyecek şekilde tam olarak sebebinin, ne şekilde onarım sağlanabileceğinin, onarımın herhangi bir «değer kaybına» yol açıp açmayacağının araştırılması ve işbu araştırma sonucu «hakkaniyet» ilkeleri de gözetilerek aşırı orantısızlığa yol açmayacak bir sonuca hükmedilmesi gerektiğini, üretici standartlarında orijinal parçalar ile yapılan onarımın araçta değer kaybı yaratmayacağını, misli ile değişim kararının satıcıyı daha ağır zarara uğratacağını, dolayısıyla motor değişimine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkının kullanılmasına karar verilmesi hâlinde hem araçtan elde edilen faydaların iadesi hem de araçta meydana gelen «hasarlar» nedeniyle oluşan değer kaybının iadesi gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
… 2021 tarihli bilirkişi raporunda araç üzerinde keşfen inceleme yapılarak araçtaki motor arızasının yapılan kilometreden kaynaklı olmadığı, ayıbın üretimden kaynaklı «gizli ayıp» olduğu, 16.02.2018 tarihinde yapılan motor değişimine rağmen araçta arızanın devam ettiği, motor arıza ışığının hâlen yanmakta olduğu ve dava konusu arızanın kusursuz emsallerine göre sıfır kilometre satın alınan bir araçtan beklentileri «olumsuz» etkiler nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, bilirkişiler tarafından yapılan söz konusu teknik tespitler doğrultusunda satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümleri kapsamında sorumlu olduğu, bu bağlamda davacının dava konusu aracın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları azalttığının tespiti ile alıcının «seçimlik haklardan» satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme hakkını kullanabileceği, her ne kadar davalı tarafından davacının motor değişimini kabul etmesi nedeniyle artık aracın misli ile değiştirilmesini talep edemeyeceği iddia edilmiş ise de, araçtaki arızaların motor değişimine rağmen devam etmesi nedeniyle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, dosyaya sunulan servis kayıtlarından dava konusu araçtaki arızaların kronik hâle geldiği, motor değişimine rağmen arızaların tekrarladığı ve arıza ışığının yanmaya devam ettiği, davacı tarafından davalıya misli ile değişim talebi yönünde «ihtarname» gönderilmesi sırasında aracın arızaların giderilmesi amacı ile serviste olduğu, bu nedenle «ayıp ihbarının süresi» olduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile dava konusu Land Rover marka discovery sport 2016 model ... ... ...
… 32 TL'ye satın aldığını, araç kullanıma başlandıktan sonra belirli aralıklarla motor-turbo ve motor turboya bağlı olarak tüm aksamlarında arıza vermeye başladığını, «garanti süresi» içerisindeyken yolda kalması nedeniyle 15 gün süreyle yetkili serviste kaldığını, aracın «teslim» alınmasından çok kısa bir zaman sonra yine yolda kaldığını, servisin bu kez sürecin daha ... süreceğini, motorun, turbonun ve diğer motor ve turboya bağlı tüm aksamların değişeceğini, bu sebeple motorun daha ... olacağını belirttiğini, ancak tamir edildikten sonra da olumlu bir sonuç alınamadığını, arızanın devam etmekte olduğunu, 29.03.2018 tarihinde ise davalı tarafa çekilen ve Ordu Noterliğinin 3303 sıra numarasına kayıtlı «ihtarname» ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin talep edildiğini, dava konusu araç lüks, motor gücü yüksek bir araç olduğundan motordaki arızanın sürüş emniyeti açısından çok ciddi sakıncalar doğurmakta olduğunu, bu nitelikteki bir araçta motor arızasının önemli nitelikte «ayıp» olarak değerlendirilmesi gerektiğini, aracın «gizli ayıp» olduğunu ve giderilemediğini, müvekkilinin araçtan beklediği faydayı da sağlayamadığını iddia ederek ayıplı malın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini tale …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın satın alma işleminden yaklaşık 23 ay sonra açıldığını ve bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir «ayıp» saptandığına dair yasal sürede bir bildirimde bulunulmadığını, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, arıza olarak bildirilen hususun kullanım hatasından kaynaklanmasının da kuvvetle muhtemel olduğunu, zira davacı tarafın iddialarının aksine dava konusu aracın satın alındığı tarihten itibaren arızalanmadığını, davacının servise gelerek belirttiği «şikayetler» üzerine müşteri memnuniyeti çerçevesinde araç üzerinde servis tarafından gerekli inceleme, bakım ve onarımların özenle yapıldığını, dava konusu araçta müdahale edilip de giderilememiş teknik bir arızanın varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı onarım hakkını kullanmış olup gerçekleştirilen onarım üzerine aracını sorunsuz olarak «teslim» ... davacının akabinde aracın ayıplı olduğu iddiasıyla araç değişimini talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davanın kabulü hâlinde davacının araç kullanımından elde ettiği faydaları ve «hasarlar» nedeniyle meydana gelen «değer kaybını» iade etmesi gerektiğini, ayrıca «bedel iadesi» yerine «bedel indirimine» karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2960 E. , 2024/5568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2072 Esas, 2022/1529 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/369 E., 2022/327 K.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklı seçimlik hakların kullanılması talebi ile açılan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... Makina A.Ş. vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Diyarbakır 1. Noterliği'nin 04.08.2017 tarih 25035 yevmiye numarasıyla İş Makinesi Satış Sözleşmesi imzalayarak Odabaşı Makine Otomotiv A.Ş firmasından 34 2005 3388 plakalı 2005 model Komatsu Marka wA430-S tipi yükleyici cinsi 315985 motor ve 60549 şasi numaralı aracı 160.000,00 TL bedelle takas ederek 22240353 motor serili R 290 LC-7A Tipi 34 0017 15155 plakalı 2017 model Hyundai Paletli Ekskavatörü toplam 135.000,00 avroya satın aldığını, ancak satın alınan aracın sık sık arıza yaptığını bu nedenle 15.08.2017 784 nolu servis formu;
16. 08.2017 856 nolu servis formu ve 18.08.2017 813 nolu servis formları düzenlenerek her defasında Odabaşı Makine servisine getirilen aracın onarılamadığını, Batman 5. Noterliği'nin 26 Eylül 2017 tarihli 06448 yevmiye numaralı ihtarı ile davalıların ihtar edildiğini, müvekkilinin kanuni seçimlilik hakkını kullanarak öncelikle satın aldığı ayıplı malın ayıpsız bir başka yeni araçla değiştirilmesini talep edip aksi halde bedel iadesini ihtarname ile istediğini ancak davalıların iade ve değişimi reddettiğini belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin satın aldığı 22240353 motor serili R 290 lc-7a tipi 34 0017 15155 plakalı 2017 model Hyundai Paleti Ekskavatörün satın alma tarihinden itibaren ticari faiziyle bedelinin davalılardan alınarak müvekkiline iadesine yada aracın sıfırı ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Mak.. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından satın alınan iş makinesinin davacıya diğer davalı ... Mak.. A.Ş tarafından satıldığını, bu nedenle satımdan doğan talepler bakımından ... Makina ve Servis San. ve Tic.A.Ş.'nin muhattap tutulmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafın bir tacir olduğunu söz konusu iş makinasını da ticari faaliyeti için satın aldığını, bu nedenle uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre değil de Türk Ticaret Kanunu ve burada yapılan atıf sebebiyle Türk Borçlar Kanunu ticari satım hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın bir limited şirketi olduğunu, ticari işi gereği Odabaşı Mak.Otomotiv A.Ş'den bir Hyundai marka ekskavatör satın aldığını, bu kapsamda tacir sıfatını haiz davacı tarafından davalı şirketten iş makinası almasının ticari bir iş olduğunu, davacının tüketici olmadığını, davacı tarafın gönderdiği ihtarda ilgili iş makinesinin sık sık arızalandığını ileri sürdüğünü ancak arızanın ne olduğunun belirtilmediğini, iş makinesinde herhangi bir arıza olup olmadığı ya da bir arıza varsa bu arızanın gerçekten üretimden mi yoksa kullanımdan kaynaklanan bir arıza mı olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, Kartal 25.
Noterliğinden 17752 yevmiye sayısı ile keşide edilen 15 Aralık 2017 tarihli cevabı ihtarında soz konusu aracın bakım ve gerekli ise onarımını yapmak üzere davacının yetkili servise gitmesi gerektiğinin bildirildiğini ancak kendisinin ilgili iş makinasını getirmekten imtina ettiğini, davanın haklı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... Mak.Otomotiv A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu iş makinasının diğer davalı tarafından satıldığını, makinanın teslim ve yetkili servis hizmetinin ise müvekkili tarafından verildiğini, davacının makinayı finansal kiralama yoluyla satın aldığını, bedelini ödemediğini, dolayısıyla bedel iadesi talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.İhbar olunan QNB Finans Fin. Kir. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında uyuşmazlık konusu iş makinasına ilişkin finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını ve makinanın davacıya teslim edildiğini, davacının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, malın iadesi için açılan davada alınan ihtiyati tedbir kararı uyarınca makinanın teslim alındığını ve 3. kişiye satıldığını, açtıkları davanın da kabul ile sonuçlandığını, dayanak finansal kiralama sözleşmesinin 13.maddesi gereği davaya konu iş makinası üzerinde tasarruf yetkisinin mülkiyet sahibi olan müvekkiline ait olduğunu, davacının malın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi yönünde talepte bulunamayacağını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalı ... Mak.A.Ş arasında doğrudan bir alım satım ilişkisi bulunmadığı, bu hususun davacı tarafça da yargılama sürecinde kabul edildiği, mülkiyeti finansal kiralama şirketine ait olan iş makinası yönünden davacının ayıplı olduğu iddiasıyla ödediği bedelin iadesi olmadığı takdirde ayıpsız misli ile değiştirilmesi yönünde her iki davalıdan da talepte bulunduğu, finansal kiralama şirketi tarafından talep ve dava hakkı kiracıya devredilmiş ise kiracının finansal kiralama şirketinin kullanabileceği hakları satıcıya karşı kullanabilmesi mümkün ise de dayanak finansal kiralama sözleşmesinin 13. maddesi hükmü ve ihbar olunan vekilinin beyanları karşısında böyle bir devrin söz konusu olmadığı, finansal kiralama şirketi tarafından davacıya yetki verilmediği gibi finansal kiralayan tarafından sözleşmenin fesih edilerek yeniden bir başka kişiye devir yapıldığı, davacının satıcı konumunda olan ...
Mak.. A.Ş.'ye karşı dava açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, dava dilekçesinde davalı ... şirketine takas suretiyle verdiği araç bedeli nedeniyle davalıdan talepde bulunmakta iken 24.11.2021 tarihli dilekçe ile ayıplı makinenin tamir edilememesi ve ayıbın kendisine bildirilmemesi sebebiyle aracın kullanılamamasından kaynaklı olarak uğranılan zarardan müvekkiline karşı sorumlu olduğunu ileri sürdüğü davalının yetkili servis olduğu, aracın onarımını yapan yetkili servisten, finansal kiralama konusu makinenin hasarlı olması nedeniyle talep hakkı bulunmadığından davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin leasing ile kiraladığı iş makinesinin ayıplı olduğu ortaya çıktığı için öncelikle aracın değişimini, aksi halde ödenen tüm bedelin iadesini talep ettiklerini, dava konusu aracın satıcısı ile onarımı yapamayan şirketleri davalı gösterdiklerini, dava devam ederken müvekkilinin zilyetliğindeki aracın, davanın ihbar edildiği finans şirketi tarafından taksitlerin ödenmemesi nedeniyle teslim alındığını, araca el konulması nedeniyle aracın tüm bedelinin iadesi aksi halde misliyle değiştirilmesi talebinin ıslaha gerek olmaksızın kendiliğinden aracı kullanmaktan doğan zararın ve ödenen miktarın iadesi şeklinde değişmesi gerektiğini, ancak mahkemenin bu durumu dikkate almaksızın davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin husumet yokluğu ile davayı reddetmişse de ihbar olunan finans şirketinin ayıp nedeniyle müvekkiline yetki verip vermediği yada finans şirketinin davalılara ayrıca bir dava açıp açmadığı, davanın ihbarıyla müvekkilinin sorumluluğunun kalktığı hususlarının tetkik edilmediğini, aracın ayıplı çıkmasından davalı ...
..A.Ş ve ... Makine A.Ş'nin sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hukuki niteliği itibariyle ayıplı olduğu iddia edilen araç bedelinin iadesi yahut aracın yenisiyle değiştirilmesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 23 üncü maddesi.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 227 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Makina ve Servis Sanayi ve Tic. A.Ş.'ye verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063298100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz