Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3681 E. 2012/15836 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü↗ özen yükümlülüğü↗ kira sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ muvafakat↗ ifa↗ istirdat↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, kiralama hizmeti veren davalının alt kiracı olan dava dışı Abacı..Ltd. Şti’nin kiralananı kiraya verme yetkisi bulunup bulunmadığını araştırmayarak BK’nın 390/2. maddesinden doğan özen yükümlüğünü ve TTK’nın 20/2. maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğinden davacının zarara uğramasına neden olduğu, kiralananı kiraya veren kişinin o şeyin gerçek maliki olması gerekmese de kiralayanın mal sahibinden sözleşmenin yerine getirilmesi için gerekli muvafakati sağlama yükümlülüğü altına gireceği, bu yükümlülüğünü ifa edemezse kiracıya karşı sorumlu olacağı, davalının tellallık ücretini davacıdan tahsil ettiği fakat tellallık faaliyetinden doğan özen borcunu yerine getirmeyerek aynı taşınmazı dört alt kiracıya kiralayan dava dışı Abacı Tekstil Ltd. Şti’ne götürerek kira sözleşmesi yapılmasına aracılık ederek davacının zarar görmesine neden olduğu, zararın meydana gelmesinde davacının da kusuru bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 42.037,50.TL’nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, tellallık görevinin gereği gibi ifa edilmediği iddiasına dayalı olarak tellallık ücretinin istirdadı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mülga 818 sayılı BK'nun dava tarihinde yürürlükte olan 404. maddesinde belirtildiği üzere "Telalık bir akittir ki onunla tellal, ücret mukabilinde bir akdin yapılması imkanını hazırlamayı veya akdin icrasına tavassut etmeyi" üstlenir. Somut olayda; davalının dava konusu yeri bulduğu, davacı kiracı ve dava dışı kiralayanı bir araya getirdiği, taşınmazın kiralanması için aracılık ettiği anlaşılmaktadır. Dava dışı kiralayanın malik olmayıp alt kira yetkisinin de bulunmadığı anlaşılmış ise de davacı daha sonra gerçek hak sahipleri ile sözleşme yaparak kiralananda kiracı olarak kalmıştır. Bu durumda TTK’nun 22. maddesi uyarınca tacir olan davalının tellaliye ücretinin tamamına hak kazanmasa dahi makul bir ücrete hak kazandığı kabul edilerek bu miktarın belirlenmesi gerekirken tüm tellaliye ücretinin istirdadına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6641 E. 2012/6649 K.
Ortak:tacir
İncelediğiniz karardaŞti’nin kiralananı kiraya verme yetkisi bulunup bulunmadığını araştırmayarak BK’nın 390/2. maddesinden doğan «özen yükümlüğünü» ve TTK’nın 20/2. maddesi gereğince basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğinden davacının zarara uğramasına neden olduğu, kiralananı kiraya veren kişinin o şeyin gerçek maliki olması gerekmese de kiralayanın mal sahibinden sözleşmenin yerine getirilmesi için gerekli «muvafakati» sağlama yükümlülüğü altına gireceği, bu yükümlülüğünü «ifa» edemezse kiracıya karşı sorumlu olacağı, davalının tellallık ücretini davacıdan tahsil ettiği fakat tellallık faaliyetinden doğan özen borcunu yerine getirmeyerek …
Bu durumda TTK’nun 22. maddesi uyarınca «tacir» olan davalının tellaliye ücretinin tamamına hak kazanmasa dahi makul bir ücrete hak kazandığı kabul edilerek bu miktarın belirlenmesi gerekirken tüm tellaliye ücretinin «istirdadına» karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda3-Öte yandan, davacı tarafın bir an için sözleşmeye dayalı olarak telllallık ücreti isteyemeyeceği kabul edilse bile davacının ve davalı şirketin «tacir» olmasına ve davacının davalı şirketin satın aldığı taşınmazın satımında bir takım hizmetlerde bulunduğunun sabit olmasına göre, "çoğun içinde az da vardır" ilkesin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tellallık sözleşmesi · kısıtlılık · eksik inceleme · temsil
Benzer bu karardaSomut olaya gelince,davalı şirketi «temsilen» davalı ...' ile davacı arasında 06.11.2007 tarihli «tellalık sözleşmesinin» imzalandığı, esasen mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı şirketin sözleşmede belirtilen taşınmazı, davacı tellalın göstermesinden sonra tapu ile 02.06.2008 tarihinde iktisap etttiği dosya kapsamı ile sabittir.
Olayımızda, davacı tellal, davalı şirket «temsilcisine» taşınmazı göstermiş ve davalı şirket taşınmazı tapu ile satın almış olup,sözleşmede bir süre «kısıtlaması» da bulunmaması karşısında artık tellalın üzerine düşen görevi yerine getirdiğinin ve sözleşmede belirtilen oran üzerinden ücrete hak kazandığının ilke olarak kabulü gerekir.
2-Davacı vekilinin davalı şirkete ilişen temyiz temyiz itirazlarına gelince; dava, «tellallık sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
BK.nun 404 ncü maddesi uyarınca, tellallık, ücret karşılığında, bir sözleşmenin yapılması olanağının hazırlanması veya sözleşmenin uygulanmasına aracı olma edimlerini tellala yükleyen bir sözleşme olup, vekalet hükümlerine tabidir.Taşınmaz satışının «tellallığı sözleşmesi» tellal ile alıcı arasında düzenlenen bir sözleşmedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3681 E. , 2012/15836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen stanbul 13. Asliye Ticaret davada Mahkemesi’nce verilen 09/02/2011 tarih ve 2007/394-2011/68 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının aracılığı ile dava dışı Abacı Tekstil Ltd. Şti.’nden depo olarak kullanılmak üzere yer kiraladığını, altı aylık kira bedelini ve davalının 42.037,50 TL. komisyon ücretini ödediğini, dava konusu deponun maliklerince müvekkiline keşide edilen 15.02.2007 tarihli ihtar ile dava dışı Abacı Tek. Ltd. Şti’nin dava konusu deponun maliki olmayıp alt kiracı sıfatıyla kiraya verme yetkisi bulunmadığını öğrendiğini, davalıya ihtar çekilerek akde aykırılığın giderilmesini istenmesine rağmen önlem alınmadığını, mülk sahipleri tarafından müvekkili aleyhine dava açılarak fuzuli işgal nedeniyle tahliye talep edildiğini, profesyonel emlak danışmanı olan davalının dava dışı Abacı Tekstil Ltd.Şti’nin kiralananı kiraya verme yetkisi olmadığını sözleşme öncesi ve sonrası müvekkiline bildirmeyerek müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek, 42.037,50 TL’nin istirdadına, 20.000 TL.
manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hizmet kusuru bulunmadığını, dava dışı Abacı Tekstil.Ltd. Şti.nin taşınmazın mülkiyetine dair tapu senedi gösterdiğini, ayrıca kira sözleşmesinin imzalandığı tarihte Abacı Teks Ltd.Şti’nin dava konusu binanın bir bölümünü kullandığını ve binayı yapan şirket olduğunu, bu nedenle söz konusu taşınmaza müşteri götürüldüğünü, sözleşmenin yapılması aşamasında tarafların müvekkilini devre dışı bırakıp kira sözleşmesini imzaladıklarını, imzalama aşamasında orada olsa idi tapu kayıtlarını ve kiralayanının yetkisinin araştırılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, kiralama hizmeti veren davalının alt kiracı olan dava dışı Abacı..Ltd. Şti’nin kiralananı kiraya verme yetkisi bulunup bulunmadığını araştırmayarak BK’nın 390/2. maddesinden doğan özen yükümlüğünü ve TTK’nın 20/2. maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğinden davacının zarara uğramasına neden olduğu, kiralananı kiraya veren kişinin o şeyin gerçek maliki olması gerekmese de kiralayanın mal sahibinden sözleşmenin yerine getirilmesi için gerekli muvafakati sağlama yükümlülüğü altına gireceği, bu yükümlülüğünü ifa edemezse kiracıya karşı sorumlu olacağı, davalının tellallık ücretini davacıdan tahsil ettiği fakat tellallık faaliyetinden doğan özen borcunu yerine getirmeyerek aynı taşınmazı dört alt kiracıya kiralayan dava dışı Abacı Tekstil Ltd.
Şti’ne götürerek kira sözleşmesi yapılmasına aracılık ederek davacının zarar görmesine neden olduğu, zararın meydana gelmesinde davacının da kusuru bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 42.037,50.TL’nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, tellallık görevinin gereği gibi ifa edilmediği iddiasına dayalı olarak tellallık ücretinin istirdadı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mülga 818 sayılı BK'nun dava tarihinde yürürlükte olan 404. maddesinde belirtildiği üzere "Telalık bir akittir ki onunla tellal, ücret mukabilinde bir akdin yapılması imkanını hazırlamayı veya akdin icrasına tavassut etmeyi" üstlenir. Somut olayda; davalının dava konusu yeri bulduğu, davacı kiracı ve dava dışı kiralayanı bir araya getirdiği, taşınmazın kiralanması için aracılık ettiği anlaşılmaktadır. Dava dışı kiralayanın malik olmayıp alt kira yetkisinin de bulunmadığı anlaşılmış ise de davacı daha sonra gerçek hak sahipleri ile sözleşme yaparak kiralananda kiracı olarak kalmıştır.
Bu durumda TTK’nun 22. maddesi uyarınca tacir olan davalının tellaliye ücretinin tamamına hak kazanmasa dahi makul bir ücrete hak kazandığı kabul edilerek bu miktarın belirlenmesi gerekirken tüm tellaliye ücretinin istirdadına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063221800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz