Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6641 E. 2012/6649 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tellallık sözleşmesi↗ kısıtlılık↗ tacir↗ eksik inceleme↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı şirketinin mülk sahibi ile alıcıyı bir araya getirip anlaştırmadığı, salt yer göstermenin ücrete hak kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılardan ...'a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalı yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir .
2-Davacı vekilinin davalı şirkete ilişen temyiz temyiz itirazlarına gelince; dava, tellallık sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
BK.nun 404 ncü maddesi uyarınca, tellallık, ücret karşılığında, bir sözleşmenin yapılması olanağının hazırlanması veya sözleşmenin uygulanmasına aracı olma edimlerini tellala yükleyen bir sözleşme olup, vekalet hükümlerine tabidir.Taşınmaz satışının tellallığı sözleşmesi tellal ile alıcı arasında düzenlenen bir sözleşmedir. Sözleşmede taşınmaz sahibinin imzasının bulunması gerektiğini belirleyen bir yasal koşul bulunmamaktadır. Bu bağlamda tellal ile alıcının imzasıyla yapılmış olan sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olaya gelince,davalı şirketi temsilen davalı ...' ile davacı arasında 06.11.2007 tarihli tellalık sözleşmesinin imzalandığı, esasen mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı şirketin sözleşmede belirtilen taşınmazı, davacı tellalın göstermesinden sonra tapu ile 02.06.2008 tarihinde iktisap etttiği dosya kapsamı ile sabittir. BK.nun 404 ncü maddesinde belirtildiği üzere, " tellallık bir akittir ki, onunla tellal ücret mukabilinde bir akdin yapılması imkanını hazırlamayı veya akdin icrasına tavassut etmeyi" üstlenir. […]K.nun 405 nci maddesi gereği de "yaptığı hazırlık veya icra eyledigi tavassut akdin icrasına müncer olunca da tellal ücrete mustehak olur". Olayımızda, davacı tellal, davalı şirket temsilcisine taşınmazı göstermiş ve davalı şirket taşınmazı tapu ile satın almış olup,sözleşmede bir süre kısıtlaması da bulunmaması karşısında artık tellalın üzerine düşen görevi yerine getirdiğinin ve sözleşmede belirtilen oran üzerinden ücrete hak kazandığının ilke olarak kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davanın dayanağı olan sözleşmeye dayalı olarak davacı telllalın davalı şirketten ücret talep edebileceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye, yanılgılı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, davacı tarafın bir an için sözleşmeye dayalı olarak telllallık ücreti isteyemeyeceği kabul edilse bile davacının ve davalı şirketin tacir olmasına ve davacının davalı şirketin satın aldığı taşınmazın satımında bir takım hizmetlerde bulunduğunun sabit olmasına göre, "çoğun içinde az da vardır" ilkesinden hareketle, TTK.nun 22 nci maddesi hükmü gözetilerek, davacının bu yöndeki delilleri değerlendirilip, yukarda anılan hükme göre uygun bir miktar ücrete hak kazanacağının dahi mahkemece gözden kaçırılması kabul şekli bakımından doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3681 E. 2012/15836 K.
Ortak:tacir
İncelediğiniz kararda3-Öte yandan, davacı tarafın bir an için sözleşmeye dayalı olarak telllallık ücreti isteyemeyeceği kabul edilse bile davacının ve davalı şirketin «tacir» olmasına ve davacının davalı şirketin satın aldığı taşınmazın satımında bir takım hizmetlerde bulunduğunun sabit olmasına göre, "çoğun içinde az da vardır" ilkesin …
Benzer bu karardaŞti’nin kiralananı kiraya verme yetkisi bulunup bulunmadığını araştırmayarak BK’nın 390/2. maddesinden doğan «özen yükümlüğünü» ve TTK’nın 20/2. maddesi gereğince basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğinden davacının zarara uğramasına neden olduğu, kiralananı kiraya veren kişinin o şeyin gerçek maliki olması gerekmese de kiralayanın mal sahibinden sözleşmenin yerine getirilmesi için gerekli «muvafakati» sağlama yükümlülüğü altına gireceği, bu yükümlülüğünü «ifa» edemezse kiracıya karşı sorumlu olacağı, davalının tellallık ücretini davacıdan tahsil ettiği fakat tellallık faaliyetinden doğan özen borcunu yerine getirmeyerek …
Bu durumda TTK’nun 22. maddesi uyarınca «tacir» olan davalının tellaliye ücretinin tamamına hak kazanmasa dahi makul bir ücrete hak kazandığı kabul edilerek bu miktarın belirlenmesi gerekirken tüm tellaliye ücretinin «istirdadına» karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:özen yükümlülüğü · kira sözleşmesi · muvafakat · ifa · istirdat · yetkisizlik kararı · kusur
Benzer bu karardaŞti’nin kiralananı kiraya verme yetkisi bulunup bulunmadığını araştırmayarak BK’nın 390/2. maddesinden doğan «özen yükümlüğünü» ve TTK’nın 20/2. maddesi gereğince basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğinden davacının zarara uğramasına neden olduğu, kiralananı kiraya veren kişinin o şeyin gerçek maliki olması gerekmese de kiralayanın mal sahibinden sözleşmenin yerine getirilmesi için gerekli «muvafakati» sağlama yükümlülüğü altına gireceği, bu yükümlülüğünü «ifa» edemezse kiracıya karşı sorumlu olacağı, davalının tellallık ücretini davacıdan tahsil ettiği fakat tellallık faaliyetinden doğan özen borcunu yerine getirmeyerek …
Şti’ne götürerek «kira sözleşmesi» yapılmasına aracılık ederek davacının zarar görmesine neden olduğu, zararın meydana gelmesinde davacının da «kusuru» bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 42.037,50.TL’nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, tellallık görevinin gereği gibi «ifa» edilmediği iddiasına dayalı olarak tellallık ücretinin «istirdadı» ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı kiralayanın malik olmayıp alt kira «yetkisinin» de bulunmadığı anlaşılmış ise de davacı daha sonra gerçek hak sahipleri ile sözleşme yaparak kiralananda kiracı olarak kalmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6641 E. , 2012/6649 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2009 tarih ve 2008/468-2009/588 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı .vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalılar vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin gayrimenkul tellallığı ile uğraşan bir şirket olduğunu, davalıların sözleşmeye rağmen müvekkilini saf dışı bırakarak taahhüt ettikleri komisyon ücretini ödemediklerini ileri sürerek, şimdilik 69.000,00 TL nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, alım satımın hiçbir aşamasında davacının bir katkısı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı şirketinin mülk sahibi ile alıcıyı bir araya getirip anlaştırmadığı, salt yer göstermenin ücrete hak kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılardan ...'a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalı yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir .
2-Davacı vekilinin davalı şirkete ilişen temyiz temyiz itirazlarına gelince; dava, tellallık sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
BK.nun 404 ncü maddesi uyarınca, tellallık, ücret karşılığında, bir sözleşmenin yapılması olanağının hazırlanması veya sözleşmenin uygulanmasına aracı olma edimlerini tellala yükleyen bir sözleşme olup, vekalet hükümlerine tabidir.Taşınmaz satışının tellallığı sözleşmesi tellal ile alıcı arasında düzenlenen bir sözleşmedir. Sözleşmede taşınmaz sahibinin imzasının bulunması gerektiğini belirleyen bir yasal koşul bulunmamaktadır. Bu bağlamda tellal ile alıcının imzasıyla yapılmış olan sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olaya gelince,davalı şirketi temsilen davalı ...' ile davacı arasında 06.11.2007 tarihli tellalık sözleşmesinin imzalandığı, esasen mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı şirketin sözleşmede belirtilen taşınmazı, davacı tellalın göstermesinden sonra tapu ile 02.06.2008 tarihinde iktisap etttiği dosya kapsamı ile sabittir. BK.nun 404 ncü maddesinde belirtildiği üzere, " tellallık bir akittir ki, onunla tellal ücret mukabilinde bir akdin yapılması imkanını hazırlamayı veya akdin icrasına tavassut etmeyi" üstlenir. […]K.nun 405 nci maddesi gereği de "yaptığı hazırlık veya icra eyledigi tavassut akdin icrasına müncer olunca da tellal ücrete mustehak olur". Olayımızda, davacı tellal, davalı şirket temsilcisine taşınmazı göstermiş ve davalı şirket taşınmazı tapu ile satın almış olup,sözleşmede bir süre kısıtlaması da bulunmaması karşısında artık tellalın üzerine düşen görevi yerine getirdiğinin ve sözleşmede belirtilen oran üzerinden ücrete hak kazandığının ilke olarak kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davanın dayanağı olan sözleşmeye dayalı olarak davacı telllalın davalı şirketten ücret talep edebileceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye, yanılgılı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, davacı tarafın bir an için sözleşmeye dayalı olarak telllallık ücreti isteyemeyeceği kabul edilse bile davacının ve davalı şirketin tacir olmasına ve davacının davalı şirketin satın aldığı taşınmazın satımında bir takım hizmetlerde bulunduğunun sabit olmasına göre, "çoğun içinde az da vardır" ilkesinden hareketle, TTK.nun 22 nci maddesi hükmü gözetilerek, davacının bu yöndeki delilleri değerlendirilip, yukarda anılan hükme göre uygun bir miktar ücrete hak kazanacağının dahi mahkemece gözden kaçırılması kabul şekli bakımından doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılardan ...'a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalı yönünden ONANMASINA,(2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı şirkete ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'e, davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057011700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz