Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11370 E. 2012/14491 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ıskat↗ denetime elverişli bilirkişi raporu↗ toplantı ve karar nisabı↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ toplantı tutanağı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ yokluk↗ sermaye artırımı↗ genel kurul kararının iptali↗ şirket zararı↗ pay defteri↗ denetime elverişlilik↗ olumsuz oy↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ ticaret sicili↗ yetki↗ geçersizlik↗ ilan↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 540.000 TL sermaye ile kurulduğu, her biri 3.000 TL değerinde toplam 180 adet payın ve 134 kurucu ortağının bulunduğu, şirket sermayesinin önce 15.07.1990 tarihli genel kurulda 9.054.000.000 TL’na, 19.07.2002 tarihli genel kurulda 55.554.000.000 TL’na yükseltildiği, bu son sermaye artırımının 06.09.2002 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, sermaye artırımına ilişkin bu genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlanın ya da yokluğun tespiti davasının açılmadığı, davacının davalı şirkette toplam 50.300 adet paya sahip olduğunun tespit edildiği, davacının sahip olduğu payların, iptali talep olunan kararların alındığı genel kurul toplantısına yönelik toplantı ve karar yeter sayısını etkilemediği, davacının genel kurul toplantısına katılmakla birlikte olumsuz oy kullandığı varsayılsa dahi genel kurulun anasözleşmenin 18. maddesindeki yeter sayılara uygun bir şekilde toplanabileceği ve karar alabileceği, bilirkişi raporunda Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 ve 2003/915 Esas ve Karar sayılı ilamıyla davacı dahil paydaşlıkları belirlenen ortakların o tarih itibariyle paylarının 9.054.000 adet pay içinde %36,11 oranını oluşturduğu ve bu ortaklar yerine haksız olarak ortaklığa alınan kişilerin genel kurul kararlarının alınmasında etkili oldukları, 29 kişilik muhalif grubun toplantıya kabul edilmemesi halinin doktrinde genel kurulun yoklukla malul olduğu ve geçersiz olduğunun kabul edildiği, sermaye artırımına ilişkin 19.07.2002 tarihli genel kurul kararının da yok hükmünde kabul edilmesinin gerektiği savunulmuş ise de mahkemece bu görüşe itibar edilmediği, somut olayda davacının mahkeme kararıyla paydaşlığı sabit olmasına rağmen hazurun cetvelinde yer verilmeyip genel kurulda oy kullandırılmadığı, anılan hususun yokluk değil, şartları varsa iptal sebebi teşkil edeceği, davacı ve diğer bir kısım paydaşların payları ıskat edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları paylar esas alındığında iptali istenen 31.01.2006 tarihli genel kurula alınmamış olmaları ya da alınmış olsalar dahi olumsuz oy kullanmalarının toplantı ve karar nisabını etkilemeyeceği, toplantıdaki usulsüzlük yönünden iptal şartlarının oluşmadığı, iptali istenilen genel kurul kararında “şirketin sahibi bulunduğu gayrimenkullerin ifraz, satış, yeniden yapılandırma, tevhit işlemleri için yönetim kuruluna yetki verilmesi, doğrudan satışı ” öngörülmekte olup karara konu işlemlerin şirketin zararına gerçekleştirildiğinin, taşınmazların ucuza satıldıklarının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin kurucu ortağı olup 1996 yılında yapılan genel kurula, ortaklıktan çıkarıldıkları gerekçesiyle kendisi dahil 29 kişinin alınmadığını, ortaklıktan ıskat kararının batıl olduğunu ileri sürerek, ihraca ilişkin genel kurul kararının iptali ve ortaklığın tespiti istemi ile Ankara 7 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 sayılı dosyasında dava açmıştır. Ankara 7 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 E., 2003/915 K. sayılı ilamı ile davacı ve aynı durumda olan diğer ortakların ihracına ilişkin genel kurul kararının iptali ve ortaklığın tespitine karar verilmiştir. Ancak kararda pay oranları tespit edilmemiştir. Bu süreçte şirket sermayesi önce 15.07.1990 tarihli genel kurulda 9.054.000.000 TL’ye, 19.07.2002 tarihli genel kurulda 55.554.000.000 TL’ye yükseltilmiştir. Davacı tarafça sermaye artırımına ilişkin bu genel kurullar 29 kişiden oluşan muhalif grubun toplantıya alınmaması ve onların yerine payları usulsüz olarak devraldığı iddia olunan kişilerin katılımıyla gerçekleştirildiği ve bu genel kurulların yoklukla sakat oldukları iddia edilmektedir. Dava konusu 31.01.2006 tarihli genel
kurulda aynı şekilde anılan 29 kişinin yerine alınan kişilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Davacı, ortak oldukları mahkeme kararı ile tespit edilen muhalif grubun genel kurula alınmayıp oy kullandırılmadıklarını, kendi yerlerine alınan ve gerçekte oy kullanma hakkı bulunmayan kişilerin katılımı ile genel kurulun yapıldığını ileri sürerek, iptal isteminde bulunmuştur. Bu itibarla mahkemece, dava konusu genel kurulda alınan kararların niteliğine göre kararların oyçokluğu ile alındığı da nazara alınarak her karar için ayrı ayrı toplantı ve karar yeter sayısı hesaplanıp, bu hesaplama yapılırken davacının oy oranı, genel kurula alınmadıkları iddia olunan muhalif grubun oy oranları ve bunların yerine usulsüz olarak alınıp oy kullandığı iddia olunan kişilerin oy oranları hesaplanıp sonucuna göre kararların sıhhatinin denetlenmesi gerekir. Ayrıca, Dairemiz bozma ilamındaki “davacının pay defterinde ve hazırun cetvelinde yer almamaları nedeniyle genel kurulda oy kullandırılmadıkları, bunun yokluk nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları ıskat edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul toplantı tutanaklarından, hazırun cetvellerinden, celbedilecek ticaret sicili kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar nisabının oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi” şeklindeki bozma gerekleri de yerine getirilerek alınacak denetime elverişli bilirkişi raporu ile kararların yokluk, iptal edilebilirlik koşulları bulunup bulunmadığı şeklinde, sıhhati tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9449 E. 2010/4972 K.
Ortak:ıskat · karar nisabı · toplantı tutanağı · ortaklıktan çıkarılma · yokluk · genel kurul kararının iptali · pay defteri · anonim şirket · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaAyrıca, Dairemiz bozma ilamındaki “davacının «pay defterinde» ve hazırun cetvelinde yer almamaları nedeniyle genel kurulda oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazırun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi” şeklindeki bozma gerekleri de yerine getirilerek alınacak «denetime elverişli bilirkişi raporu» ile kararların yokluk, iptal edilebilirlik koşulları bulunup bulunmadığı şeklinde, sıhhati tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde …
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 ve 2003/915 Esas ve Karar sayılı ilamıyla davacı «dahil» paydaşlıkları belirlenen ortakların o tarih itibariyle paylarının 9.054.000 adet pay içinde %36,11 oranını oluşturduğu ve bu ortaklar yerine haksız olarak ortaklığa alınan kişilerin genel kurul kararlarının alınmasında etkili oldukları, 29 kişilik muhalif grubun toplantıya kabul edilmemesi halinin doktrinde genel kurulun «yoklukla malul» olduğu ve «geçersiz» olduğunun kabul edildiği, «sermaye artırımına» ilişkin 19.07.2002 tarihli genel kurul kararının da yok hükmünde kabul edilmesinin gerektiği savunulmuş ise de mahkemece bu görüşe itibar edilmediği, somut olayda davacının mahkeme kararıyla paydaşlığı sabit olmasına rağmen hazurun cetvelinde yer verilmeyip genel kurulda oy kullandırılmadığı, anılan hususun yokluk değil, şartları varsa iptal «sebebi» teşkil edeceği, davacı ve diğer bir kısım paydaşların payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları paylar esas alındığında iptali istenen 31.01.2006 tarihli genel kurula alınmamış olmaları ya da alınmış olsalar dahi «olumsuz» oy kullanmalarının toplantı ve karar «nisabını» etkilemeyeceği, toplantıdaki usulsüzlük yönünden iptal şartlarının oluşmadığı, iptali istenilen genel kurul kararında “şirketin sahibi bulunduğu gayrimenkullerin ifraz, satış, yeniden yapılandırma, tevhit işlemleri için yönetim kuruluna «yetki» verilmesi, doğrudan satışı ” öngörülmekte olup karara konu işlemlerin «şirketin zararına» gerçekleştirildiğinin, taşınmazların ucuza satıldıklarının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalı şirketin kurucu ortağı olup 1996 yılında yapılan genel kurula, «ortaklıktan çıkarıldıkları» gerekçesiyle kendisi «dahil» 29 kişinin alınmadığını, ortaklıktan «ıskat» kararının batıl olduğunu ileri sürerek, ihraca ilişkin «genel kurul kararının iptali» ve ortaklığın tespiti istemi ile Ankara 7 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 sayılı dosyasında dava açmıştır.
Benzer bu karardaNe var ki, davacının «pay defterinde» ve «hazirun cetvelinde» yer almamaları nedeniyle genel kurulda (çağrıldıkları halde) oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazirun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi ve bu arada ortaklık paylarının tespiti yönünde ayrı bir dava açılmış ise bu davanın da «bekletici mesele» yapılması gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ortaklıktan çıkarılan» davacının Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 Esas, 2003/915 Karar sayılı ilamıyla pay sahibi sıfatını ihraç kararının iptali ile kazandığı, şirketin kurucu ortağı olan davacının anılan mahkeme kararına rağmen pay sahibi olduğu halde iptali istenilen genel kurulda oy kullandırılmadığı, bir mahkeme hükmüne rağmen pay sahibi durumundaki ortakların «pay defterine» işlenmeksizin genel kurul yapılmasının afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 31.01.2006 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
2-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali · kesinleşen ilam · iyiniyet kuralı · bekletici mesele · hazirun cetveli · iyiniyet · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaOysa, davacıların paylarının haksız yere «ıskat» edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devredildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptaline» ilişkin «kesinleşen ilam» üzerine davacıların paylarının yönetimce belirlenip «pay defterine» işlenmesi gerektiğine ve o ilamda davacıların payların gösterilmemesine yönetimin dayanamayacağına, davalı şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasın …
Ne var ki, davacının «pay defterinde» ve «hazirun cetvelinde» yer almamaları nedeniyle genel kurulda (çağrıldıkları halde) oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazirun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi ve bu arada ortaklık paylarının tespiti yönünde ayrı bir dava açılmış ise bu davanın da «bekletici mesele» yapılması gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ortaklıktan çıkarılan» davacının Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 Esas, 2003/915 Karar sayılı ilamıyla pay sahibi sıfatını ihraç kararının iptali ile kazandığı, şirketin kurucu ortağı olan davacının anılan mahkeme kararına rağmen pay sahibi olduğu halde iptali istenilen genel kurulda oy kullandırılmadığı, bir mahkeme hükmüne rağmen pay sahibi durumundaki ortakların «pay defterine» işlenmeksizin genel kurul yapılmasının afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 31.01.2006 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/7121 E. 2010/3026 K.
Ortak:ıskat · karar nisabı · toplantı tutanağı · yokluk · genel kurul kararının iptali · pay defteri · anonim şirket · bilirkişi incelemesi · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaAyrıca, Dairemiz bozma ilamındaki “davacının «pay defterinde» ve hazırun cetvelinde yer almamaları nedeniyle genel kurulda oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazırun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi” şeklindeki bozma gerekleri de yerine getirilerek alınacak «denetime elverişli bilirkişi raporu» ile kararların yokluk, iptal edilebilirlik koşulları bulunup bulunmadığı şeklinde, sıhhati tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde …
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 ve 2003/915 Esas ve Karar sayılı ilamıyla davacı «dahil» paydaşlıkları belirlenen ortakların o tarih itibariyle paylarının 9.054.000 adet pay içinde %36,11 oranını oluşturduğu ve bu ortaklar yerine haksız olarak ortaklığa alınan kişilerin genel kurul kararlarının alınmasında etkili oldukları, 29 kişilik muhalif grubun toplantıya kabul edilmemesi halinin doktrinde genel kurulun «yoklukla malul» olduğu ve «geçersiz» olduğunun kabul edildiği, «sermaye artırımına» ilişkin 19.07.2002 tarihli genel kurul kararının da yok hükmünde kabul edilmesinin gerektiği savunulmuş ise de mahkemece bu görüşe itibar edilmediği, somut olayda davacının mahkeme kararıyla paydaşlığı sabit olmasına rağmen hazurun cetvelinde yer verilmeyip genel kurulda oy kullandırılmadığı, anılan hususun yokluk değil, şartları varsa iptal «sebebi» teşkil edeceği, davacı ve diğer bir kısım paydaşların payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları paylar esas alındığında iptali istenen 31.01.2006 tarihli genel kurula alınmamış olmaları ya da alınmış olsalar dahi «olumsuz» oy kullanmalarının toplantı ve karar «nisabını» etkilemeyeceği, toplantıdaki usulsüzlük yönünden iptal şartlarının oluşmadığı, iptali istenilen genel kurul kararında “şirketin sahibi bulunduğu gayrimenkullerin ifraz, satış, yeniden yapılandırma, tevhit işlemleri için yönetim kuruluna «yetki» verilmesi, doğrudan satışı ” öngörülmekte olup karara konu işlemlerin «şirketin zararına» gerçekleştirildiğinin, taşınmazların ucuza satıldıklarının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… espitine karar verilen, ancak pay miktarları gösterilmeyen, hazırun cetveline sonradan ilave edilen kişilerin genel kurulda oy kullamalarına izin verilmediği, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 E, 2003/915 K sayılı kararı ile ortak olduklarının tespitine karar verilen kişilerin payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle bu kişilerin net olarak beyan etmelerinin sağlanması, bundan sonra «pay defterinden», genel kurul «toplantı tutanaklarından», «hazirun cetvellerinden», celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak genel kurulda oy kullanmalarına izin verilmeyen kişilerin paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak, yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralı · hazirun cetveli · iyiniyet · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… lığa dönen ortakların oy kullanmasına müsaade edilmediği, bu yöndeki bir davranışın, payın bölünmezliği ilkesi karşısında hukuksal bir değeri bulunmadığı, ortaklığa «dahil» olduğu yargı kararları ile belirlenmiş kimselerin haklarından istifade etmesinin engellendiği genel kurulda alınan kararların afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu bu hali ile dava konusu genel kurulda alınan kararların iptali gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulunda alına …
Mahkemece, mahkeme kararı ile ortaklığa dönen ortakların oy kullanmalarına müsaade edilmediği, bu yoldaki davranışın payın bölünmezliği ilkesi karşısında hukuksal bir değeri bulunmadığı, ortaklığı yargı kararı ile benimsenen kimselerin haklarından istifade edilmesinin engellenmesi ve genel kurulda bu şekilde bir karar alınmasının afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… espitine karar verilen, ancak pay miktarları gösterilmeyen, hazırun cetveline sonradan ilave edilen kişilerin genel kurulda oy kullamalarına izin verilmediği, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 E, 2003/915 K sayılı kararı ile ortak olduklarının tespitine karar verilen kişilerin payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle bu kişilerin net olarak beyan etmelerinin sağlanması, bundan sonra «pay defterinden», genel kurul «toplantı tutanaklarından», «hazirun cetvellerinden», celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak genel kurulda oy kullanmalarına izin verilmeyen kişilerin paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak, yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Önceki genel kurulda seçilen ve süresi sona eren «yönetim kurulu» üyelerinin genel kurulu toplantıya davet edebileceği dair mahkeme gerekçesi isabetlidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/520 E. 2025/675 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · pay defteri · e-defter · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaAyrıca, Dairemiz bozma ilamındaki “davacının «pay defterinde» ve hazırun cetvelinde yer almamaları nedeniyle genel kurulda oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazırun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi” şeklindeki bozma gerekleri de yerine getirilerek alınacak «denetime elverişli bilirkişi raporu» ile kararların yokluk, iptal edilebilirlik koşulları bulunup bulunmadığı şeklinde, sıhhati tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde …
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirketin kurucu ortağı olup 1996 yılında yapılan genel kurula, «ortaklıktan çıkarıldıkları» gerekçesiyle kendisi «dahil» 29 kişinin alınmadığını, ortaklıktan «ıskat» kararının batıl olduğunu ileri sürerek, ihraca ilişkin «genel kurul kararının iptali» ve ortaklığın tespiti istemi ile Ankara 7 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 sayılı dosyasında dava açmıştır.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:takipsizlik kararı
Benzer bu karardaDeğerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre ve özellikle müracata kalma ve «takipsiz» bırakma tarihlerinin 6100 sayılı Kanun/HMK döneminde olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2495 E. 2017/5523 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, itirazın kısmen iptaline, takibin 23.054,95 USD «asıl alacak» üzerinden ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince faiziyle birlikte devamına, asıl alacak üzerinden %40 oranındaki «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2097 E. 2021/1710 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · işlemiş faiz · temlik · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, takip dosyasındaki 250.000,00 TL alacağa ve 59.054,79 TL «işlemiş faize» davalı borçlunun itirazının iptali, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın «icra inkar tazminatı» talebinin reddine dair verilen kararın davacı ... «mirasçıları» vekili ile «temlik» alan ... vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce temlik alan ... yararına bozulmuştur.
-
Genel kurul kararının iptali | Genel kurul kararının yok hükmünde olduğu tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12761 E. 2018/1791 K.
Ortak:yoklukla malul karar · karar nisabı · yokluk · ticaret sicili · ilan · dahili dava
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 ve 2003/915 Esas ve Karar sayılı ilamıyla davacı «dahil» paydaşlıkları belirlenen ortakların o tarih itibariyle paylarının 9.054.000 adet pay içinde %36,11 oranını oluşturduğu ve bu ortaklar yerine haksız olarak ortaklığa alınan kişilerin genel kurul kararlarının alınmasında etkili oldukları, 29 kişilik muhalif grubun toplantıya kabul edilmemesi halinin doktrinde genel kurulun «yoklukla malul» olduğu ve «geçersiz» olduğunun kabul edildiği, «sermaye artırımına» ilişkin 19.07.2002 tarihli genel kurul kararının da yok hükmünde kabul edilmesinin gerektiği savunulmuş ise de mahkemece bu görüşe itibar edilmediği, somut olayda davacının mahkeme kararıyla paydaşlığı sabit olmasına rağmen hazurun cetvelinde yer verilmeyip genel kurulda oy kullandırılmadığı, anılan hususun yokluk değil, şartları varsa iptal «sebebi» teşkil edeceği, davacı ve diğer bir kısım paydaşların payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları paylar esas alındığında iptali istenen 31.01.2006 tarihli genel kurula alınmamış olmaları ya da alınmış olsalar dahi «olumsuz» oy kullanmalarının toplantı ve karar «nisabını» etkilemeyeceği, toplantıdaki usulsüzlük yönünden iptal şartlarının oluşmadığı, iptali istenilen genel kurul kararında “şirketin sahibi bulunduğu gayrimenkullerin ifraz, satış, yeniden yapılandırma, tevhit işlemleri için yönetim kuruluna «yetki» verilmesi, doğrudan satışı ” öngörülmekte olup karara konu işlemlerin «şirketin zararına» gerçekleştirildiğinin, taşınmazların ucuza satıldıklarının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, Dairemiz bozma ilamındaki “davacının «pay defterinde» ve hazırun cetvelinde yer almamaları nedeniyle genel kurulda oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazırun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi” şeklindeki bozma gerekleri de yerine getirilerek alınacak «denetime elverişli bilirkişi raporu» ile kararların yokluk, iptal edilebilirlik koşulları bulunup bulunmadığı şeklinde, sıhhati tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde …
… ın bulunduğu, şirket sermayesinin önce 15.07.1990 tarihli genel kurulda 9.054.000.000 TL’na, 19.07.2002 tarihli genel kurulda 55.554.000.000 TL’na yükseltildiği, bu «son» «sermaye artırımının» 06.09.2002 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde «ilan» edildiği, sermaye artırımına ilişkin bu genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlanın ya da yokluğun tespiti davasının açılmadığı, davacının davalı şirkette toplam 50.300 adet paya sahip olduğunun tespit edildiği, davacının sahip olduğu payların, iptali talep olunan kararların alındığı genel kurul toplantısına yönelik toplantı ve karar yeter sayısını etkilemediği, davacının genel kurul toplantısına katılmakla birlikte «olumsuz» oy kullandığı varsayılsa dahi genel kurulun anasözleşmenin 18. maddesindeki yeter sayılara uygun bir şekilde toplanabileceği ve karar alabileceği, bilirkişi raporu …
Benzer bu kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını «temsil» eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu «nisaba» uymaksızın ve «ana sözleşme değişikliği» sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından «yokluk» yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve «ilanına» karar verilmiştir.
Bu açıklamalar uyarınca, mahkemece dava konusu genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine yönelik talebin TMK'nin 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yokluğun tespiti hususunda «dürüstlük kurallarına» aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da «dahil» olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · ana sözleşme değişikliği · dürüstlük kuralı · limited şirket · eksik inceleme · temsil
Benzer bu kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını «temsil» eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu «nisaba» uymaksızın ve «ana sözleşme değişikliği» sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından «yokluk» yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve «ilanına» karar verilmiştir.
2- Dava, «limited şirket» genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davalı şirketin dava konusu 18/06/2003 ve 10/09/2004 tarihli «genel kurul kararlarının yokluğunun» tespitine karar verilmiştir.
Yokluğun tespiti hususunda «dürüstlük kurallarına» aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da «dahil» olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11370 E. , 2012/14491 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/02/2012 tarih ve 2011/246-2012/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şirketin 2001-2002 yıllarına ait 31.01.2006 günlü olağan genel kurul toplantısının yetkisiz yönetim kurulu üyelerince yapıldığını, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 Esas 2003/915 K. sayılı ile kesinleşmiş kararıyla ortaklıkları tespit edilen kişilerin hazırun cetveline kaydedilmeyerek oy haklarının kullandırılmadığını, şirket merkezinin Ankara olmasına rağmen toplantının İstanbul'da yapıldığını, şirkete ait taşınmazların satışı için yönetime yetki verildiğini ileri sürerek, 31.01.2006 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yönetim kurulu üyesi gerçek kişiler vekilleri, pay defterinde paydaşların tamamının sahip oldukları paylar oranında genel kurula iştirak ettiklerini, sahipsiz pay bulunmadığını, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi kararının icrası mümkün olmayan bir karar olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalı şirket vekili, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 Esas sayılı kararının bir tespit içerdiğini, mahkemece davacının pay defterine adının tesciline, hangi paydaşın payının iptali ile onun yerine davacının isminin kaydedilmesi gerektiğine karar verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 540.000 TL sermaye ile kurulduğu, her biri 3.000 TL değerinde toplam 180 adet payın ve 134 kurucu ortağının bulunduğu, şirket sermayesinin önce 15.07.1990 tarihli genel kurulda 9.054.000.000 TL’na, 19.07.2002 tarihli genel kurulda 55.554.000.000 TL’na yükseltildiği, bu son sermaye artırımının 06.09.2002 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, sermaye artırımına ilişkin bu genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlanın ya da yokluğun tespiti davasının açılmadığı, davacının davalı şirkette toplam 50.300 adet paya sahip olduğunun tespit edildiği, davacının sahip olduğu payların, iptali talep olunan kararların alındığı genel kurul toplantısına yönelik toplantı ve karar yeter sayısını etkilemediği, davacının genel kurul toplantısına katılmakla birlikte olumsuz oy kullandığı varsayılsa dahi genel kurulun anasözleşmenin 18.
maddesindeki yeter sayılara uygun bir şekilde toplanabileceği ve karar alabileceği, bilirkişi raporunda Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 ve 2003/915 Esas ve Karar sayılı ilamıyla davacı dahil paydaşlıkları belirlenen ortakların o tarih itibariyle paylarının 9.054.000 adet pay içinde %36,11 oranını oluşturduğu ve bu ortaklar yerine haksız olarak ortaklığa alınan kişilerin genel kurul kararlarının alınmasında etkili oldukları, 29 kişilik muhalif grubun toplantıya kabul edilmemesi halinin doktrinde genel kurulun yoklukla malul olduğu ve geçersiz olduğunun kabul edildiği, sermaye artırımına ilişkin 19.07.2002 tarihli genel kurul kararının da yok hükmünde kabul edilmesinin gerektiği savunulmuş ise de mahkemece bu görüşe itibar edilmediği, somut olayda davacının mahkeme kararıyla paydaşlığı sabit olmasına rağmen hazurun cetvelinde yer verilmeyip genel kurulda oy kullandırılmadığı, anılan hususun yokluk değil, şartları varsa iptal sebebi teşkil edeceği, davacı ve diğer bir kısım paydaşların payları ıskat edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları paylar esas alındığında iptali istenen 31.01.2006 tarihli genel kurula alınmamış olmaları ya da alınmış olsalar dahi olumsuz oy kullanmalarının toplantı ve karar nisabını etkilemeyeceği, toplantıdaki usulsüzlük yönünden iptal şartlarının oluşmadığı, iptali istenilen genel kurul kararında “şirketin sahibi bulunduğu gayrimenkullerin ifraz, satış, yeniden yapılandırma, tevhit işlemleri için yönetim kuruluna yetki verilmesi, doğrudan satışı ” öngörülmekte olup karara konu işlemlerin şirketin zararına gerçekleştirildiğinin, taşınmazların ucuza satıldıklarının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin kurucu ortağı olup 1996 yılında yapılan genel kurula, ortaklıktan çıkarıldıkları gerekçesiyle kendisi dahil 29 kişinin alınmadığını, ortaklıktan ıskat kararının batıl olduğunu ileri sürerek, ihraca ilişkin genel kurul kararının iptali ve ortaklığın tespiti istemi ile Ankara 7 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 sayılı dosyasında dava açmıştır. Ankara 7 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1996/365 E., 2003/915 K. sayılı ilamı ile davacı ve aynı durumda olan diğer ortakların ihracına ilişkin genel kurul kararının iptali ve ortaklığın tespitine karar verilmiştir. Ancak kararda pay oranları tespit edilmemiştir.
Bu süreçte şirket sermayesi önce 15.07.1990 tarihli genel kurulda 9.054.000.000 TL’ye, 19.07.2002 tarihli genel kurulda 55.554.000.000 TL’ye yükseltilmiştir. Davacı tarafça sermaye artırımına ilişkin bu genel kurullar 29 kişiden oluşan muhalif grubun toplantıya alınmaması ve onların yerine payları usulsüz olarak devraldığı iddia olunan kişilerin katılımıyla gerçekleştirildiği ve bu genel kurulların yoklukla sakat oldukları iddia edilmektedir. Dava konusu 31.01.2006 tarihli genel
kurulda aynı şekilde anılan 29 kişinin yerine alınan kişilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Davacı, ortak oldukları mahkeme kararı ile tespit edilen muhalif grubun genel kurula alınmayıp oy kullandırılmadıklarını, kendi yerlerine alınan ve gerçekte oy kullanma hakkı bulunmayan kişilerin katılımı ile genel kurulun yapıldığını ileri sürerek, iptal isteminde bulunmuştur. Bu itibarla mahkemece, dava konusu genel kurulda alınan kararların niteliğine göre kararların oyçokluğu ile alındığı da nazara alınarak her karar için ayrı ayrı toplantı ve karar yeter sayısı hesaplanıp, bu hesaplama yapılırken davacının oy oranı, genel kurula alınmadıkları iddia olunan muhalif grubun oy oranları ve bunların yerine usulsüz olarak alınıp oy kullandığı iddia olunan kişilerin oy oranları hesaplanıp sonucuna göre kararların sıhhatinin denetlenmesi gerekir.
Ayrıca, Dairemiz bozma ilamındaki “davacının pay defterinde ve hazırun cetvelinde yer almamaları nedeniyle genel kurulda oy kullandırılmadıkları, bunun yokluk nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları ıskat edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul toplantı tutanaklarından, hazırun cetvellerinden, celbedilecek ticaret sicili kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar nisabının oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi” şeklindeki bozma gerekleri de yerine getirilerek alınacak denetime elverişli bilirkişi raporu ile kararların yokluk, iptal edilebilirlik koşulları bulunup bulunmadığı şeklinde, sıhhati tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062622900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz