Genel kurul kararının iptali | Genel kurul kararının yok hükmünde olduğu tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12761 E. 2018/1791 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu↗ ana sözleşme değişikliği↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ yokluk↗ dürüstlük kuralı↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ilan↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını temsil eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu nisaba uymaksızın ve ana sözleşme değişikliği sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından yokluk yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davalı şirketin dava konusu 18/06/2003 ve 10/09/2004 tarihli genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmiştir.
Ancak, bir genel kurul toplantısından söz edebilmek için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gereklidir. Eğer ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise bu toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir. Yine, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı toplantıda alınan kararlar da aynı şekilde yok hükmünde sayılmalıdır. Yokluğun tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler. Ancak, yokluk gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nin 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gereklidir.
Bu açıklamalar uyarınca, mahkemece dava konusu genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine yönelik talebin TMK'nin 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1702 E. 2018/8018 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk · dürüstlük kuralı · dahili dava
İncelediğiniz karardaYokluğun tespiti hususunda «dürüstlük kurallarına» aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da «dahil» olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler.
Bu açıklamalar uyarınca, mahkemece dava konusu genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine yönelik talebin TMK'nin 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını «temsil» eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu «nisaba» uymaksızın ve «ana sözleşme değişikliği» sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından «yokluk» yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve «ilanına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, dava konusu 28.11.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» çağrısız olarak yapıldığı, muris Necati Matraş'ın 28.11.2008 tarihli genel kurulun yapıldığı sırada hastanede bulunduğu ve toplantıya katılmadığı her iki tarafın kabulünde olduğu, tutanağın sonradan bu ortağa hastanede imzalatılıp imzalatılmaması taraflar arasında ihtilaflı olsa da sonuca etkili dolmadığı, zira «anonim şirket» genel kurulu fiziki veya elektronik ortamda yapılabileceği, toplantı dışında kullanılmış oylarla alınan genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğu, yok hükmünde olan 28.11.2008 tarihli «sermaye artırım» kararı uyarınca oluşan yeni sermaye yapısına göre oluşturulan «hazirun cetvellerine» göre toplanan 27.07.2011 tarihli genel kurulda alınan sermaye artış kararının da yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince, 27.07.2011 tarihli toplantıda alınan sermaye artış kararına davacıların olumlu oy kullanarak itiraz etmediklerini tespit edildiği ve yine davacıların 2. sermaye artış kararına olumlu oy vermiş olmaları nedeniyle 28.11.2008 tarihli karara «icazet» verdikleri şeklinde yorumlandığı, fakat dosyada örneği bulunan genel kurul tutanağı incelendiğinde gündemin 8. maddesiyle görüşülen sermaye artış kararına davacıların vekili olarak katılan Av. ...'in bu karara muhalif kaldığının anlaşıldığı, ayrıca yok hükmündeki bir işlemin icazet yoluyla meşruyet sağlanmasının da mümkün bulunmadığı, yok olan bir hukuki işlemin geçerliliği veya «geçersizliğinden» bahsedilemeyeceği, «dürüstlük kuralına aykırılık» sebebiyle «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» geçersizlikte uygulama alanı bulurken, yokluğun ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davacılar vekilinin istina …
Yokluğun tespiti hususunda «dürüstlük kurallarına» aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da «dahil» olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler.
Bölge Adliye Mahkemesince, 28.11.2008 tarihinde yapılan çağrısız «olağanüstü genel kurul» toplantısında tüm ortakların hazır bulunmaması nedeniyle, sermayenin artırılma kararının yok hükmünde olduğu, 27.07.2011 tarihli genel kurulda alınan sermayenin artırılması kararının da 28.11.2008 tarihli çağrısız olağanüstü genel kurulda artırılan sermaye yapısı ile toplandığından yok hükmünde olduğu, bu kararlara karşı yokluğun ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturmadığı, başka bir anlatım ile dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle «hakkın kötüye kullanılması» «yasağının» yokluğun ileri sürülmesinde değerlendirilemeyeceği gerekçesi davanın kabulüne, anılan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · kâr payı dağıtımı · hazirun cetveli · icazet · hakkın kötüye kullanılması · sermaye artırımı · olağanüstü genel kurul · oy yasağı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, dava konusu 28.11.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» çağrısız olarak yapıldığı, muris Necati Matraş'ın 28.11.2008 tarihli genel kurulun yapıldığı sırada hastanede bulunduğu ve toplantıya katılmadığı her iki tarafın kabulünde olduğu, tutanağın sonradan bu ortağa hastanede imzalatılıp imzalatılmaması taraflar arasında ihtilaflı olsa da sonuca etkili dolmadığı, zira «anonim şirket» genel kurulu fiziki veya elektronik ortamda yapılabileceği, toplantı dışında kullanılmış oylarla alınan genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğu, yok hükmünde olan 28.11.2008 tarihli «sermaye artırım» kararı uyarınca oluşan yeni sermaye yapısına göre oluşturulan «hazirun cetvellerine» göre toplanan 27.07.2011 tarihli genel kurulda alınan sermaye artış kararının da yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince, 27.07.2011 tarihli toplantıda alınan sermaye artış kararına davacıların olumlu oy kullanarak itiraz etmediklerini tespit edildiği ve yine davacıların 2. sermaye artış kararına olumlu oy vermiş olmaları nedeniyle 28.11.2008 tarihli karara «icazet» verdikleri şeklinde yorumlandığı, fakat dosyada örneği bulunan genel kurul tutanağı incelendiğinde gündemin 8. maddesiyle görüşülen sermaye artış kararına davacıların vekili olarak katılan Av. ...'in bu karara muhalif kaldığının anlaşıldığı, ayrıca yok hükmündeki bir işlemin icazet yoluyla meşruyet sağlanmasının da mümkün bulunmadığı, yok olan bir hukuki işlemin geçerliliği veya «geçersizliğinden» bahsedilemeyeceği, «dürüstlük kuralına aykırılık» sebebiyle «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» geçersizlikte uygulama alanı bulurken, yokluğun ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davacılar vekilinin istina …
Bölge Adliye Mahkemesince, 28.11.2008 tarihinde yapılan çağrısız «olağanüstü genel kurul» toplantısında tüm ortakların hazır bulunmaması nedeniyle, sermayenin artırılma kararının yok hükmünde olduğu, 27.07.2011 tarihli genel kurulda alınan sermayenin artırılması kararının da 28.11.2008 tarihli çağrısız olağanüstü genel kurulda artırılan sermaye yapısı ile toplandığından yok hükmünde olduğu, bu kararlara karşı yokluğun ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturmadığı, başka bir anlatım ile dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle «hakkın kötüye kullanılması» «yasağının» yokluğun ileri sürülmesinde değerlendirilemeyeceği gerekçesi davanın kabulüne, anılan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 28/11/2008 tarihli çağrısız «olağanüstü genel kurul» toplantısının yasal hükümlere aykırı yapılması sonucu yok hükmünde bulunduğu, ancak davacı ortakların da katılıp olumlu oy verdikleri 27/07/2011 tarihinde yapılan 2010 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararla bu genel kurul kararının teyit edildiği, bir nevi «icazet» verildiği, bu nedenle işbu davada şimdi iki genel kurul kararının da yok olduğunun tespiti isteminin «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturduğu, dava konusu 27/07/2011 tarihinde yapılan 2010 yılı olağan genel kurul toplantısına davacıların da katıldığı ve olumlu oy verdiği, iptal ve yokluğunu g …
Ayrıca davalı şirket tarafından yine 28.11.2008 tarihli çağrısız «olağanüstü genel kurul» toplantısından sonra 2009, 2010, 2011 ve 2013 yıllarında yine dava konusu yapılan genel kurulda artırılmış sermaye sonrasında oluşan hisse yapısına göre kâr «payı dağıtımı» yapılmış olup, davacılar yine kâr payına da itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır.
-
Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15625 E. 2016/3083 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk · dürüstlük kuralı · ticaret sicili · dahili dava · temsil
İncelediğiniz kararda… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını «temsil» eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu «nisaba» uymaksızın ve «ana sözleşme değişikliği» sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından «yokluk» yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve «ilanına» karar verilmiştir.
Yokluğun tespiti hususunda «dürüstlük kurallarına» aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da «dahil» olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler.
Bu açıklamalar uyarınca, mahkemece dava konusu genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine yönelik talebin TMK'nin 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2-Dava, davalı şirketin ilk genel kurul toplantısı hariç tüm genel kurul toplantılarının iptali, «yoklukla malul» ve batıl olduğunun tespiti, davalı şirketin uğradığı zararlar nedeniyle eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalı ... ve...'ın sorumluluklarının tespiti ve tazmini ile davalı şirketin mal varlığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Öte yandan davacılar vekili, davalı şirketin 1987 yılında kurulduğunu, ilk genel kurul toplantısı haricinde yapılan tüm genel kurul toplantılarının ve bu toplantılarda alınan kararların iptali istemi yanında, bu toplantıların ve toplantılarda alınan kararların «yoklukla malul» ve batıl olduğunu ileri sürülerek bu hususun tespitine dair karar verilmesini de talep etmiştir.
Yokluğun veya batıllığın tespiti hususunda «dürüstlük kurallarına» aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da «dahil» olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · özel denetçi · eksik araştırma · dolaylı zarar · yönetim kurulu üyeliği · kötüleme · sorumluluktan kurtulma
Benzer bu karardaYönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Yönetim kurulu üyesinin «sorumluluktan kurtulmak» için «kusursuzluğunu ispat» etmesi gereklidir.
TTK'da «yönetim kurulu» üyelerinin şirkete verdikleri «dolaylı zararlar» nedeniyle «zamanaşımı» ve «ibra» halleri «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» ortadan kaldıran sebepler arasında gösterilmiştir.
… a bilirkişi raporu alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken davacıların genel kurul kararlarının yok hükmünde ve batıl olduklarının tespitine ve davalı «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin talepleri yönünden de «eksik araştırma» ve yazılı gerekçeyle ret karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk
İncelediğiniz karardaBu açıklamalar uyarınca, mahkemece dava konusu genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine yönelik talebin TMK'nin 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını «temsil» eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu «nisaba» uymaksızın ve «ana sözleşme değişikliği» sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından «yokluk» yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve «ilanına» karar verilmiştir.
Ancak, «yokluk» gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nin 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gereklidir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 02/05/2011 tarihli genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tesbitine, diğer istemlerin reddine ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11675 E. 2013/16166 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk
İncelediğiniz karardaBu açıklamalar uyarınca, mahkemece dava konusu genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine yönelik talebin TMK'nin 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… unma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını «temsil» eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu «nisaba» uymaksızın ve «ana sözleşme değişikliği» sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından «yokluk» yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve «ilanına» karar verilmiştir.
Ancak, «yokluk» gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nin 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gereklidir.
Benzer bu kararda… e devredileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, bunun şirket ana sözleşmesinde olmayıp taraflar arasındaki şirketin kurulması öncesinde yapılmış bir sözleşme olduğu, «yönetim kurulu kararının iptalini» ve «yoklukla malul» olduğunun tespitini gerektirir herhangi bir şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… e devredileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, bunun şirket ana sözleşmesinde olmayıp taraflar arasındaki şirketin kurulması öncesinde yapılmış bir sözleşme olduğu, «yönetim kurulu kararının iptalini» ve «yoklukla malul» olduğunun tespitini gerektirir herhangi bir şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12761 E. , 2018/1791 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/01/2016 tarih ve 2013/235-2016/96 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.03.2018 günü hazır bulunan davacılar vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin 18.03.2003 tarihli ortaklar kurulu toplantısında şirket sermaye değerinin 5000 TL'den 500000 TL'ye çıkartıldığını, toplantıya müvekkillerinin usulüne uygun biçimde çağrılmadığını hatta toplantıda sadece ... ve ... bulunduğunu, söz konusu sermaya arttırımı sonrası müvekkillerinin %25 olan hisse paylarının %0,25'e düşürüldüğünü, şirket ana sözleşmesinin 18. maddesinde ana sözleme değişikliğinin ...'nin 513. m. hükmüne göre yapılacağı düzenlendiğinden kararın oybirliğiyle alınması gerekirken oyçokluğu ile alındığını, bu durumda toplantı ve karar nisabının ...'nin 513. eski metnindeki oranlara uymadığını ve bu itibarla sermayenin %73'ünü temsil eden ortaklar tarafından alınan kararın yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin 10/09/2004 tarihinde ...
ve ... katılımıyla yapılan toplantıda alınan kararların ise 6762 sayılı ...'nin 529 ve 530. m. aykırı olması, sermaye arttırımına ilişkin kararın yok hükmünde olmasından dolayı yok hükmünde olan bir kararın devamı niteliğindeki 10/09/2004 tarihli kararların da yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 18/06/2003 ve 10/09/2004 tarihli ortaklar genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı iddialarının 6762 sayılı Yasa'nın yürürlüğüne ve 6763 sayılı Yasa'nın 1 ve 26. m. açıkça aykırı olduğunu, toplantının 559 sayılı KHK ile yapılan 27/06/1995 tarihli değişiklikten sonra yapıldığını, nisaplar konusunda yeni yasanın uygulanacağını, 6763 sayılı ... Kanunu 1 ve 26, 559 sayılı KHK ile değişik madde 513/1 uyarınca sermaye artırımına ilişkin sözleşme değişikliğinin 2/3 nisapla yapılabileceğini, esas sözleşme madde 18 ile ... madde 513'e yapılan atfın yürürlükte olan yasa maddesine göre sermaye artırımının yapılacağı, genel kurul kararlarının usulüne uygun alındığını, yokluğunu gerektirir bir durumun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.06.2003 tarihli genel kurul kararının alınabilmesi için ödenmiş esas sermayenin tamamını temsil eden ortakların hepsinin müzakere edilen husus lehine oy vermiş olması gerekmekte iken bu nisaba uymaksızın ve ana sözleşme değişikliği sonucunu doğuran karar alınması nedeniyle kurucu irade bulunmadığından yokluk yaptırımına tabi olduğu, işbu karara dayanarak alınan 10.09.2004 tarihli kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar kesinleşince Ticaret Sicil Gazetesi'nde tesciline ve ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davalı şirketin dava konusu 18/06/2003 ve 10/09/2004 tarihli genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmiştir.
Ancak, bir genel kurul toplantısından söz edebilmek için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gereklidir. Eğer ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise bu toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir. Yine, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı toplantıda alınan kararlar da aynı şekilde yok hükmünde sayılmalıdır. Yokluğun tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler. Ancak, yokluk gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nin 2.
maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gereklidir.
Bu açıklamalar uyarınca, mahkemece dava konusu genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine yönelik talebin TMK'nin 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467260300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz