Şirketin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1125 E. 2015/6707 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı↗ limited şirket ortağı↗ ortaklıktan çıkma↗ terditli dava↗ ödeme emri↗ şirketin feshi↗ kesin süre↗ limited şirket↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sunmuş olduğu belgeler ve gelen yazı cevapları ile şirketin incelenebilen defter, kayıt ve belgelerinin, davalı şirketin haklı sebeple feshini ya da davacının davalı şirketten haklı sebeplerle ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini kesin ve yeterli kanıtlarla ispata yeterli olmadığı, soyut iddia ve beyanlarından başka davacının iddialarını ispata yeterli delil ve belgeler sunamadığı, ortaklar arasında kısmi ya da tamamen uyumsuzluk, husumet veya ciddi anlamda çekişmelerin olduğuna ve bir uyumsuzluk, çekişme varsa bile şirketin feshini ya da davacı ortağın ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini gerektirir nitelikte olduğuna dair hususların da davacı tarafça kesin ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma ve şirketin feshi istemine ilişkin olup mahkemece davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini ve şirketin feshini istemiş olup taleplerini terditli olarak ileri sürmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 31/1'inci maddesinde Hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, aynı Kanunun 119/1-ğ bendinde talep sonucunun açıkça dava dilekçesinde gösterileceği düzenlenmiş, aynı maddenin 2'nci fıkrasında da anılan hususun eksikliği halinde bu eksikliğin giderilmesi için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda öncelikle yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca davacının talebinin netleştirilmesi ve davanın, davacının netleştirilmiş talebine göre sürdürülmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğinden davalı şirketin 20.000 TL sermaye ile kurulduğu, sermayenin 500 TL'lik kısmının davacı ortak, bakiyesinin diğer ortak tarafından taahhüt edildiği, şirketin 03.03.2010 tarihinde tescil edildiği, 28.11.2013 tarihi itibariyle vergi borcunun şirket sermayesinin 2 katından daha fazla bir tutar olan 46.146,66 TL'ye ulaştığı, vergi dairesince davacı limited şirket ortağı hakkında şirketin borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanunun 35'inci maddesi uyarınca ödeme emri düzenlendiği anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 35/1'inci maddesi limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklarını düzenlemiş olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere limited şirket ortaklarının şirketin amme borçlarından sorumlu olabilmeleri için amme alacağının borçlu şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması bir ön koşul olarak kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibariyle amme borçlusu davalı limited şirketin acz içinde olup olmadığı, davacı ortak hakkındaki takibin borçlu şirketin acz içinde olması nedeniyle yapılıp yapılmadığı vergi dairesinden sorulup, davalı şirketin acz içinde bulunduğunun tespiti halinde bu durumun davacının açıklattırılacak talebine etkisi ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6371 E. 2012/13158 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket
İncelediğiniz kararda6183 sayılı Kanunun 35/1'inci maddesi «limited şirket» ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklarını düzenlemiş olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere limited şirket ortaklarının şirketin amme b …
Dosya içeriğinden davalı şirketin 20.000 TL sermaye ile kurulduğu, sermayenin 500 TL'lik kısmının davacı ortak, bakiyesinin diğer ortak tarafından «taahhüt» edildiği, şirketin 03.03.2010 tarihinde tescil edildiği, 28.11.2013 tarihi itibariyle vergi borcunun şirket sermayesinin 2 katından daha fazla bir tutar olan 46.146,66 TL'ye ulaştığı, vergi dairesince davacı «limited şirket ortağı» hakkında şirketin borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanunun 35'inci maddesi uyarınca «ödeme emri» düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibariyle amme borçlusu davalı «limited şirketin» acz içinde olup olmadığı, davacı ortak hakkındaki takibin borçlu şirketin acz içinde olması nedeniyle yapılıp yapılmadığı vergi dairesinden sorulup, davalı şirketin acz içinde bulunduğunun tespiti halinde bu durumun davacının açıklattırılacak talebine etkisi ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2) Mahkemece, bilanço verileri değerlendirilmek suretiyle tarafların yöneticisi olduğu dava dışı «limited şirketin» vergi cezası borcunu ödeme imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, davacı tarafından yapılan ödemenin yasaya uygun bir ödeme olduğu ve diğer ortak ve yöneticiye «rücu» edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu alacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · rücu · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda… vergi borçlarının ödeme tarihi itibariyle şirketten tahsilinin mümkün olmaması sebebiyle davacının diğer şirket ortağı olan davalıya şirketteki pay oranı nispetinde «rücu» etmesinin koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davalının şirketteki hissesinin %30 oranında olduğu tespit edilmekle, davanın kısmen kabulü ile 18.349,54 TL'nın «temerrüt tarihi» olan 21/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2) Mahkemece, bilanço verileri değerlendirilmek suretiyle tarafların yöneticisi olduğu dava dışı «limited şirketin» vergi cezası borcunu ödeme imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, davacı tarafından yapılan ödemenin yasaya uygun bir ödeme olduğu ve diğer ortak ve yöneticiye «rücu» edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu alacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3649 E. 2013/3267 K.
Ortak:amme alacağı · ödeme emri · limited şirket
İncelediğiniz karardaDosya içeriğinden davalı şirketin 20.000 TL sermaye ile kurulduğu, sermayenin 500 TL'lik kısmının davacı ortak, bakiyesinin diğer ortak tarafından «taahhüt» edildiği, şirketin 03.03.2010 tarihinde tescil edildiği, 28.11.2013 tarihi itibariyle vergi borcunun şirket sermayesinin 2 katından daha fazla bir tutar olan 46.146,66 TL'ye ulaştığı, vergi dairesince davacı «limited şirket ortağı» hakkında şirketin borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanunun 35'inci maddesi uyarınca «ödeme emri» düzenlendiği anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 35/1'inci maddesi «limited şirket» ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklarını düzenlemiş olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere limited şirket ortaklarının şirketin amme b …
Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibariyle amme borçlusu davalı «limited şirketin» acz içinde olup olmadığı, davacı ortak hakkındaki takibin borçlu şirketin acz içinde olması nedeniyle yapılıp yapılmadığı vergi dairesinden sorulup, davalı şirketin acz içinde bulunduğunun tespiti halinde bu durumun davacının açıklattırılacak talebine etkisi ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAncak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · limited şirket ortaklığı · rücu · iflas
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Somut olayda da, davacının dava dışı şirketin vergi borcunu bu kapsamda ödediği ve davalıya hissesi oranında «rücu» ettiği, ayrıca dava dışı şirketin borca batık bulunduğunun diğer dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.
Ortak:eksik inceleme · e-defter
İncelediğiniz kararda… kemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sunmuş olduğu belgeler ve gelen yazı cevapları ile şirketin incelenebilen «defter», kayıt ve belgelerinin, davalı şirketin haklı sebeple feshini ya da davacının davalı şirketten haklı sebeplerle ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini «kesin» ve yeterli kanıtlarla ispata yeterli olmadığı, soyut iddia ve beyanlarından başka davacının iddialarını ispata yeterli delil ve belgeler sunamadığı, ortaklar arasında kısmi ya da tamamen uyumsuzluk, «husumet» veya ciddi anlamda çekişmelerin olduğuna ve bir uyumsuzluk, çekişme varsa bile «şirketin feshini» ya da davacı ortağın ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini gerektirir nitelikte olduğuna dair hususların da davacı tarafça kesin ve yeterli kanıtlarla ispatlana …
Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibariyle amme borçlusu davalı «limited şirketin» acz içinde olup olmadığı, davacı ortak hakkındaki takibin borçlu şirketin acz içinde olması nedeniyle yapılıp yapılmadığı vergi dairesinden sorulup, davalı şirketin acz içinde bulunduğunun tespiti halinde bu durumun davacının açıklattırılacak talebine etkisi ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'ye iade ettiğini «ispat yükünün» davalıda olacağı da göz önüne alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.03.2017 tarihli 2016/1994 Esas-2017/1661 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · iade faturası · ticari defter kayıtları · ikrar · ispat yükü · ticari defter · haciz · fatura
Benzer bu karardaDava, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca gönderilen «haciz ihbarnamesine» davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'nin, davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususta davalıya «fatura» düzenlediğini ileri sürmüş, davalı ise ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1125 E. , 2015/6707 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada... Asliye TicaretMahkemesi’nce verilen 28/11/2014 tarih ve 2013/321-2014/531 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ortağı olduğu davalı şirketin yönetiminde bir süredir sergilenen ciddiyetten uzak tutum ve ticari anlamda alınan yanlış kararlar nedeniyle maddi sıkıntılar yaşandığını, durumun vehametini anlatmak ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak için yapılan çağrılara yanıt verilmediğini, vergi ve SGK borçları nedeniyle haciz işlemine maruz kaldığını ileri sürerek ortaklıktan çıkarılmasına izin verilmesini ve davalı şirketin feshini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sunmuş olduğu belgeler ve gelen yazı cevapları ile şirketin incelenebilen defter, kayıt ve belgelerinin, davalı şirketin haklı sebeple feshini ya da davacının davalı şirketten haklı sebeplerle ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini kesin ve yeterli kanıtlarla ispata yeterli olmadığı, soyut iddia ve beyanlarından başka davacının iddialarını ispata yeterli delil ve belgeler sunamadığı, ortaklar arasında kısmi ya da tamamen uyumsuzluk, husumet veya ciddi anlamda çekişmelerin olduğuna ve bir uyumsuzluk, çekişme varsa bile şirketin feshini ya da davacı ortağın ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini gerektirir nitelikte olduğuna dair hususların da davacı tarafça kesin ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma ve şirketin feshi istemine ilişkin olup mahkemece davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini ve şirketin feshini istemiş olup taleplerini terditli olarak ileri sürmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 31/1'inci maddesinde Hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, aynı Kanunun 119/1-ğ bendinde talep sonucunun açıkça dava dilekçesinde gösterileceği düzenlenmiş, aynı maddenin 2'nci fıkrasında da anılan hususun eksikliği halinde bu eksikliğin giderilmesi için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda öncelikle yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca davacının talebinin netleştirilmesi ve davanın, davacının netleştirilmiş talebine göre sürdürülmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğinden davalı şirketin 20.000 TL sermaye ile kurulduğu, sermayenin 500 TL'lik kısmının davacı ortak, bakiyesinin diğer ortak tarafından taahhüt edildiği, şirketin 03.03.2010 tarihinde tescil edildiği, 28.11.2013 tarihi itibariyle vergi borcunun şirket sermayesinin 2 katından daha fazla bir tutar olan 46.146,66 TL'ye ulaştığı, vergi dairesince davacı limited şirket ortağı hakkında şirketin borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanunun 35'inci maddesi uyarınca ödeme emri düzenlendiği anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 35/1'inci maddesi limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklarını düzenlemiş olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere limited şirket ortaklarının şirketin amme borçlarından sorumlu olabilmeleri için amme alacağının borçlu şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması bir ön koşul olarak kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibariyle amme borçlusu davalı limited şirketin acz içinde olup olmadığı, davacı ortak hakkındaki takibin borçlu şirketin acz içinde olması nedeniyle yapılıp yapılmadığı vergi dairesinden sorulup, davalı şirketin acz içinde bulunduğunun tespiti halinde bu durumun davacının açıklattırılacak talebine etkisi ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137172700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz