İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/535 E. 2018/6161 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket müdürü↗ rücu↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, rücua konu kamu borçlarının davacı şirket müdürü ve ortağı tarafından ödendiğinin ve ödeme tarihi itibariyle amme borçlarının muhatap şirketten tahsili imkanı olmadığının usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · iade faturası · ticari defter kayıtları · ikrar · ispat yükü · ticari defter · haciz · fatura
Benzer bu karardaDava, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca gönderilen «haciz ihbarnamesine» davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'nin, davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususta davalıya «fatura» düzenlediğini ileri sürmüş, davalı ise ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3824 E. 2011/5870 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece birleşen davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının «ticari işletmesine» ilişkin işlerde «ticaret unvanını» kullanırken davacının markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde hareket etmesinin davacıya ait «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinin tespiti ile durdurulmasına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanının görsel ve işitsel olarak davacının ticaret unvanıyla iltibasa yol açtığı iddiasının ise usulen tescil edilmiş ticaret unvanının kullanımının tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturmayacağından reddine, hüküm kesinleştiğinde markasal kullanıma yönelik markaya iltibas ve tecavüze ilişkin kararın gazetede «ilanına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilen karar Dairemizin 23.09.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14994 E. 2013/21022 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · ticari defter ve kayıtlar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · ticari defter · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/535 E. , 2018/6161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/06/2016 tarih ve 2015/114-2016/478 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 22,420 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların ... Day. Tük. Mal. Ltd. Şti. ortaklarından olduğunu, şirketin ... ve Vergi borçlarının müvekkilince 6111 sayılı Yasa'dan faydalanılarak yapılandırıldığını, müvekkilinin yaptığı ödemelerle davalının sorumlu olduğu tutarın tahsili amacıyla icra takibi yaptığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davacının şirket mallarını satarak şirketi zarara uğrattığını, şirketi yıllar boyunca tek başına idare ettiğini ve hiçbir kâr paylaşımı yapmadığını, şirket yetkilisi olarak şirketin mallarını sattığında satış bedelinden bu ödemeleri yapması gerektiğini, öncelikle şirkete başvurarak şirketten parayı alamamış olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, rücua konu kamu borçlarının davacı şirket müdürü ve ortağı tarafından ödendiğinin ve ödeme tarihi itibariyle amme borçlarının muhatap şirketten tahsili imkanı olmadığının usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09/10/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, tarafların ortağı bulundukları şirketin amme borçlarının davacı tarafından ödendiği, iddiasına dayalı olarak açılmış olup davacının sermaye payına düşen miktarın sermaye payı oranında davalıdan tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın açıklanan bu niteliği uyarınca, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi ile ilgili bulunduğu açıktır. Söz konusu madde hükmünde, limited şirket ortaklarının, şirketin amme borçlarından, amme alacaklısına karşı sermaye payları oranında sorumlu oldukları belirtilmiş olmakla, ortaklar bakımından amme alacaklısına karşı kanundan kaynaklanan ve ortakların sermaye payı ile sınırlı bir müteselsil sorumluluk öngörülmüş olduğunda duraksanmamalıdır.
Mahkemece ödemenin davacı tarafından yapıldığının ve ödeme zamanında amme borçlusu şirketin mal varlığının bulunmadığının ispatlanamadığı kanısıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi, 6100 sayılı HMK'nın 187. maddesi uyarınca, ispatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Davalı yan vekili, davaya cevabında ve diğer yazılı-sözlü beyanlarında ödemelerin davacı tarafından yapıldığı yolundaki iddiaya karşı çıkmamış, keza şirketin mal varlığının davacı yan tarafından haksız ve kötüniyetli iş ve işlemlerle elden çıkarıldığını, elde edilen hasılanın şirket kayıtlarına aktarılmadığını, davacının bu nedenle şirkete ve diğer ortaklara karşı sorumlu olduğunu ve bu yolda tahsil davası ikame edildiğini ileri sürmüştür.
Bu durumda, taraflar arasında davacının iddiasına konu vakıalar bakımından bir çekişmeden söz edilemeyeceğinden, açıklanan vakıaların ispatı için ayrıca delil ikamesine gerek bulunmamaktadır. Şu halde, mahkemenin ileri sürülen bu vakıaların ispat edilemediğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir.
Öte yandan, dosya kapsamı uyarınca, davadışı şirketin yıllara sari ödenmeyen ... primleri ve vergi borçlarından teşekkül eden amme borcunun bulunduğu sabittir. Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde belirtildiği şekliyle, şirketten tahsil edilemeyen ve bu nedenle de yapılandırmaya tabi kılınan bir amme alacağının var olduğu açıktır. Davacı tarafından yapılan ödemelerin, amme alacaklısı tarafından davacı ve diğer ortaklar aleyhine girişilen bir takibat sonucu ödenip ödenmediği konusunda mahkemece bir araştırmaya gerek görülmemiş, şirketin davadışı ortağı ... tarafından aynı borca ilişkin kendi payına düşen ödemenin gerçekleştirilmiş olmasının mahiyeti üzerinde durulmamıştır. Davalı yan vekilinin, söz konusu ödemelerin zamanında yapılmamasından müdür sıfatıyla davacının sorumluluğu bulunduğu yolundaki beyanları, 213 sayılı Kanun'un 10.
maddesinin nazara alınmasını gerektirecek şekilde hüküm yerinde ve ayrıca değerlendirilmesi gereken bir savunma enstrümanı niteliğinde olup mahkemenin red gerekçesinde bu yolda bir değerlendirmeye de yer verilmiş değildir.
Açıklanan tüm bu hususlar, yerel mahkemece verilen kararın hatalı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olduğunu ortaya koyar niteliktedir. Kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması görüşündeyim.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462323600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz