6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5722 E. 2012/11963 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
banka sorumluluğu ek prim tmsf havale avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 41 · TMK · TTK — TTK 321

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu mevduatın, bulunduğu Yurt Bank A.Ş’nin off shore hesabında aynen mevcut olduğu, fiilen paranın Kıbrıs'ta bulunan off shore şirketine havale edilmediği, bu nedenle davalı bankanın Yurt Bank A.Ş.'yi birleşme ve devir yoluyla devir almış olduğu ve hesaplardaki paralardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 4.457,62 TL alacağın 21.12.1999 tarihinden itibaren davalı banka ve üstlenen TMSF’den değişken oranda avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, tazminat istemine ilişkin olup davacının banka şube müdürü olarak çalıştığı dönemde Yurtbank A.Ş'nde bulunan mevduatını Yurt Security Off Shore Bank Ltd.'ne aktarıldığı hususu çekişmesizdir.

Her ne kadar emsal uyuşmazlıklarda, mevduat sahiplerinin paralarının, davalı Banka yöneticisi ve çalışanlarının yönlendirmesiyle off shore hesaplarına gönderilmesi eyleminden TTK'nun 321. maddesi uyarınca ve BK'nun 41. maddesi gereğince davalı Banka'nın sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de, davacı, anılan bankanın şube müdürü olup bu konumu nedeniyle kendisinin iradesinin fesada uğratıldığının ileri sürülmesi MK'nun 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmaz. Zira, müşterilere ait paraların off shore hesabına gönderilmesi nedeniyle prim aldığı anlaşılan davacının, mevduat sahipleri gibi kendisinin de kandırıldığını ileri sürmesi hayatın olağan koşulları ile bağdaşmaz. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle, davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2530 E. 2015/1364 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hakim ortak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4545 E. 2014/12502 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4669 E. 2014/14921 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/5722 E.  ,  2012/11963 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2009/797-2010/1188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya el konulmasından ve TMSF'ye devrinden önce davalı bankanın Avcılar Şubesine yatırdığı paranın, müvekkilinin hiçbir yazılı talimatı olmadan KKTC'de kurulan paravan Yurt Security Off Shore Bank Ltd. hesabına aktarıldığını, müvekkili adına Yurt Security Off Shore Bank Ltd. aleyhine girişilen icra takibinin de sonuçsuz kaldığını, davalı bankanın bankalara karşı güveni kötüye kullanarak mevduat sahibine Yurt Security Off Shore Ltd. hakkında gerçek dışı beyanlarda bulunarak müvekkilinin iradesini hile ve kandırma yoluyla sakatladığını, kanuna karşı hile yapıldığını, müvekkili ile diğer mevduat sahiplerini dolandırmak suretiyle davalı bankanın sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, müvekkili tarafından davalı bankaya yatırılan 6.000 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının off shore bankacılığının risklerini ve yapılan işlemin niteliğini bilerek parasını yatırdığını, kendi rızası ile bu hesap türünü seçtiğini, taraflar arasındaki ilişkinin bir havale ilişkisi olduğunu ve davacının verdiği havale talimatının banka tarafından yerine getirildiğini, bu hesap üzerindeki tasarruf yetkisi Yurt Security Off Shore Bank Ltd.'e ait olmakla müvekkili bankanın sorumluluğunun sona erdiğini savunarak, davanın husumet, zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden aksi halde esas yönünden reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu mevduatın, bulunduğu Yurt Bank A.Ş’nin off shore hesabında aynen mevcut olduğu, fiilen paranın Kıbrıs'ta bulunan off shore şirketine havale edilmediği, bu nedenle davalı bankanın Yurt Bank A.Ş.'yi birleşme ve devir yoluyla devir almış olduğu ve hesaplardaki paralardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 4.457,62 TL alacağın 21.12.1999 tarihinden itibaren davalı banka ve üstlenen TMSF’den değişken oranda avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, tazminat istemine ilişkin olup davacının banka şube müdürü olarak çalıştığı dönemde Yurtbank A.Ş'nde bulunan mevduatını Yurt Security Off Shore Bank Ltd.'ne aktarıldığı hususu çekişmesizdir.

Her ne kadar emsal uyuşmazlıklarda, mevduat sahiplerinin paralarının, davalı Banka yöneticisi ve çalışanlarının yönlendirmesiyle off shore hesaplarına gönderilmesi eyleminden TTK'nun 321. maddesi uyarınca ve BK'nun 41. maddesi gereğince davalı Banka'nın sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de, davacı, anılan bankanın şube müdürü olup bu konumu nedeniyle kendisinin iradesinin fesada uğratıldığının ileri sürülmesi MK'nun 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmaz. Zira, müşterilere ait paraların off shore hesabına gönderilmesi nedeniyle prim aldığı anlaşılan davacının, mevduat sahipleri gibi kendisinin de kandırıldığını ileri sürmesi hayatın olağan koşulları ile bağdaşmaz. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle, davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 04/07/2012 tarihinde oybirliğiyle kakar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061939900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.