Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6560 E. 2024/4541 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
izafeten husumet↗ donatanın sorumluluğu↗ ordino↗ uzman görüşü↗ maluliyet oranı↗ gemi alacaklısı hakkı↗ gemi acenteliği↗ sözleşmesel sorumluluk↗ gemi adamı↗ kanuni rehin hakkı↗ rehin hakkı↗ izafeten dava↗ istinaf başvurusunun reddi↗ donatan↗ pasif husumet ehliyeti↗ acente↗ rehin↗ husumet ehliyeti↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ acentelik↗ hizmet sözleşmesi↗ denetime elverişlilik↗ olumsuz oy↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/271 E., 2019/221 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Denizcilik San. Tic. Ltd. tarafından İşletilen ... […]A. isimli şirketin donatanı olduğu 7504653 nolu .... isimli gemide çalışmak üzere davalılar ile anlaştığını, 10.10.2010 tarihinde "uzak yol chief officer" unvanıyla çalışmaya başladığını, 04.04.2011 tarihinde gemide yükleme yapıldığı sırada meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, halen tedavisinin devam ettiğini, bu haliyle artık gemide görev yapmasının mümkün olmadığını, olay nedeniyle oluşan maddi manevi kayıplarının telafisi için davalının bir girişimde bulunmadığını, ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesine göre 1.000,00 TL maddi 15.000,00 TL manevi tazminatın işletilecek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, gemi üzerine kanuni rehin hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 14.11.2017 tarihli dilekçesiyle dava değerini 535.315,58 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının imzaladığı iş sözleşmesi gereğince uyuşmazlıkların çözümü için St. Vincent mahkemelerinin yetkili kılındığını, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, iş sözleşmesinin ... […]A. ile davacı arasında imzalandığını, ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bu nedenle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davalının davacı ile akdedilen sözleşmenin tarafı bulunmadığını, avacının %5 oranında işgücü kaybı olduğu, bu oranın çalışmasına engel teşkil etmeyeceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6 ncı maddesine göre davalının sorumlu tutulabileceği azami miktarın 125.000,00 USD olduğunu, bunun yaklaşık 35.000,00 USD turarının davacıya hastane masrafları için ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yürütmekte olduğu görevi sırasında iş yerinde meydana gelmesinden dolayı iş kazası olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 332 nci maddesi gereğince işveren konumundaki donatanın ilgili tedbirleri alması gerektiği, somut olayda davacıya atfedilecek kusurun olmadığı ve meydana gelen kazada iş güvenlik tedbirlerinin alınması ve denetlenmesi hususundaki kusurundan dolayı davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aylık 5.000,00 USD ücret anlaşması ve sözleşmenin 8 aylık olması nedeniyle tazminat hesabı yapılırken yıllık belirlenen ücretin 12 aya bölünerek aylık ücretin 3.333,33 USD olarak esas alındığı, bu kıstasa göre düzenlenen 12.11.2018 tarihli rapor ile davacının yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı ve kusur nispetleri değerlendirildiğinde, 31.706,02 TL geçici iş göremezlik, 489.620,60 TL daimi maluliyetten kaynaklı zararın olduğunun anlaşıldığı, kalıcı maluliyet yönünden davacı değer arttırma dilekçesi ile 484.937,31 TL talep ettiğinden kalıcı maluliyet yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının geçici iş göremezlik zararının ise 31.706,02 TL olup davacının zararından davalı donatanın sorumlu olduğu, davalının %100 oranında kusurlu olması, olayda davacının Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmesi ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanma nedeniye duyduğu acı ve ızdırabın şiddeti dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105 inci maddesi hükmüne göre acenta aleyhine ancak müvekkili olan donatanın gösterilmesi sureti ile bir dava açılabileceği, dava dilekçesinde doğrudan doğruya asil olarak acenta aleyhine de dava açıldığı, acentaya karşı ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceğinden acenta durumunda olan davalı hakkındaki asaleten açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, A Mert Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti. izafeten işleteni ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın kısmen kabulüne, 31.706,02 TL geçici işgöremezlik ile taleple bağlı kalınarak 484.937,31 TL kalıcı maluliyetten kaynaklı tazminat olmak üzere toplam 516.643,33 TL tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin hiçbir noktasında işleten/işveren davalı ... Denizcilik'in taraflarınca acente olarak gösterilmediğini, işleten/işveren olarak gösterildiğini, acente sıfatının kendisine atfedilmediğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince acente ...'a asaleten husumet yönetilemeyeceğinden bahisle talebin husumetten reddedildiğini, dava dilekçesi ve deliller ile ...'ın işveren olduğunun sabit olduğunu ve bu nedenle asaleten dava açıldığını, dosyada verilen yetkisizlik kararı üzerine dosyanın Yargıtay'a gittiğini ve Yargıtay'ın bozma ilamı gerekçesinde işveren ...'ın adresinin Mersin/Türkiye olması nedeniyle mahkemeyi yetkili ve görevli kabul ettiğini, iş sözleşmesini ... imzaladığı gibi ödemeleri de onun yaptığını ayrıca dava dilekçesinde talep edildiği halde İlk Derece Mahkemesince kanuni rehin hakkı talebi konusunda da olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... şirketinin geminin acentesi olmadığını, izafeten dahi davanın açılmayacağını, acente sıfatı ile dava açılabilmesi için aracılık etmesi veya hizmet sözleşmesi imzalaması gerektiğini, belirsiz alacak davasının açılamayacağını, yetkili mahkemelerin İsrail/Ashdrod mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, sözleşmedeki sorumluluk limitinin aşılamayacağını, kusur belirlenirken eksik ve hatalı değerlendirmelerin yapıldığını, davacının 2012 yılından itibaren gemilerde uzak yol birinci zabıt göreviyle çalıştığını, maluliyetinin bulunmadığını, hükme esas alınan rapor ile sundukları uzman görüşün ve diğer raporların çeliştiğini, yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinde bulunulamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince kusur, maluliyet ve zarar miktarına ilişkin alınan raporların açık, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olması nedeniyle hükme esas alınmalarında ve ıslah dilekçesi dikkate alınıp toplam 516.643,33.TL maddi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kaza nedeniyle yaralanan ve %13,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybeden davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve üzüntü olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinde de bir aykırılık bulunmadığı, kazanın 04.04.2011 tarihinde meydana geldiği ve davanın da 08.03.2012 tarihinde açıldığı dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğramadığı, taraf vekillerinin beyanlarından ... […]A.'nın davaya konu kazanın meydana geldiği geminin donatanı olduğu, iş sözleşmesinin donatan adına gemi kaptanı ile davacı arasında yapıldığı, gemi adamı olan davacının 04.04.2011 tarihinde gemide yükleme yapıldığı sırada meydana gelen kazada yaralandığı ve %13,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, davacının kazanın meydana gelmesinde bir kusuru bulunmadığı, davacının uğradığı zarardan ... […]A.'nın donatan olarak sorumlu olduğu, her ne kadar davalı ... Denizcilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., davacı ile bir ilgisinin olmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunsa da, davalının kazanın meydana geldiği " A MERT" gemisinin işleteni olduğu taraf vekillerinin beyanları ve dosyaya sunulan belgelere göre sabit olup, yine davacı tarafça dosyaya sunulan ödemeye ilişkin dekontlardan davacıya maaş ödemelerinin de anılan şirket tarafından yapıldığı ve ayrılış ordinosunun da ... Denizcilik tarafından düzenlendiği anlaşıldığı, davalı ... geminin işleteni sıfatıyla davacı gemi adamının kaza nedeniyle uğradığı zarardan donatan ile birlikte sorumlu olup İlk Derece Mahkemesince her iki davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, ... yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı, dava konusu alacak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 1235 inci maddesi gereğince gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan olup, davacı tarafça da gemi üzerine kanuni rehin hakkı tesisi talebinde bulunduğu gözetilip kabul edilen toplam tazminat miktarı ile sınırlı olmak üzere A Mert isimli gemi üzerine 6762 sayılı Kanun'un 1236 ncı maddesi gereğince davacı lehine kanuni rehin hakkı tesisine karar vermesi gerektiği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kısmen kabulüne 31.706,02 TL geçici iş göremezlik ile taleple bağlı kalınarak 484.937,31 TL kalıcı maluliyetten kaynaklı tazminat olmak üzere toplam 516.643,33 TL tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte .... Gemisi Donatanı ... […]A.'ya ve işleteni ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlara birlikte ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince ... Şirketine husumet yönlendirilebileceğine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işleten ya da acenteye dahi izafeten husumet yöneltilebilmesi için ... firmasının ancak akdine aracılık ettiği ve/veya donatan adına bizzat akdettiği bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, iş sözleşmesi bizzat ... tarafından akdedilmiş olup müvekkili ... firmasının iş sözleşmesinin kurulmasına bir aracılığı olmayıp iş sözleşmesini de akdetmediğini, karar gerekçesinde belirtilen maaş ödemeleri ve ayrılış ordinosu ise ... ad ve hesabına yapılmış olup .... kendi adına herhangi bir iş ve işlem yapmadığını, bu nedenlerle ...'a asaleten, izafeten ya da işleten sıfatıyla husumet yöneltilmesi ve davanın bu şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarının dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, davacı lehine faiz alacağına hükmedilmiş olması hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı taraf ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, dosyada teminat bulunmakta olup ayrıca gemi üzerine kanuni rehin hakkı tanınmış olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı bayraklı gemide çalışan davacının meydana gelen kaza sebebiyle uğradığı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12847 E. 2014/1851 K.
Ortak:izafeten husumet · izafeten dava · donatan · pasif husumet ehliyeti · acente · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞti.'nin bu nedenle «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığını, davalının davacı ile akdedilen sözleşmenin tarafı bulunmadığını, avacının %5 oranında işgücü «kaybı» olduğu, bu oranın çalışmasına engel teşkil etmeyeceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6 ncı maddesine göre davalının sorumlu tutulabileceği azami miktarın 125.000,00 USD olduğunu, bunun yaklaşık 35.000,00 USD turarının davacıya hastane «masrafları» için ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Şti. aleyhine açılan davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine, A Mert Denizcilik San. ve Tic.
… evi sırasında iş yerinde meydana gelmesinden dolayı iş kazası olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 332 nci maddesi gereğince işveren konumundaki «donatanın» ilgili tedbirleri alması gerektiği, somut olayda davacıya atfedilecek «kusurun» olmadığı ve meydana gelen kazada iş güvenlik tedbirlerinin alınması ve denetlenmesi hususundaki kusurundan dolayı davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aylık 5.000,00 USD ücret anlaşması ve sözleşmenin 8 aylık olması nedeniyle tazminat hesabı yapılırken yıllık belirlenen ücretin 12 aya bölünerek aylık ücretin 3.333,33 USD olarak esas alındığı, bu kıstasa göre düzenlenen 12.11.2018 tarihli rapor ile davacının yaşı, gelir durumu, «maluliyet oranı» ve kusur nispetleri değerlendirildiğinde, 31.706,02 TL geçici iş göremezlik, 489.620,60 TL daimi maluliyetten kaynaklı zararın olduğunun anlaşıldığı, kalıcı maluliyet yönünden davacı değer arttırma dilekçesi ile 484.937,31 TL talep ettiğinden kalıcı maluliyet yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının geçici iş göremezlik zararının ise 31.706,02 TL olup davacının zararından davalı «donatanın sorumlu» olduğu, davalının %100 oranında kusurlu olması, olayda davacının Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmesi ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanma nedeniye duyduğu acı ve ızdırabın şiddeti dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105 inci maddesi hükmüne göre «acenta» aleyhine ancak müvekkili olan donatanın gösterilmesi sureti ile bir dava açılabileceği, dava dilekçesinde doğrudan doğruya asil olarak acenta aleyhine de dava açıldığı, acentaya karşı ancak müvekkiline «izafeten» dava açılabileceğinden acenta durumunda olan davalı hakkındaki asaleten açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Benzer bu karardaDenizcilik Şirketi'ne yöneltilen «husumetin» işletenin «donatanı» «temsil» «yetkisinin» olmaması karşısında yanlış olduğu gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının gemi işletme müteahhidi olduğunun tespit ve kabul olunduğu davada ihtilafın «donatana» «izafeten» işletene yani gemi işletme müteahhidine «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği olduğu, TTK 117 vd. maddelerine göre «izafeten husumet» ancak aracılıkta bulunduğu ya da müvekkili adına ve hesabına bizzat gerçekleştirdiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklarda müvekkili namına dava açabilecek yada müvekkiline izafeten davaya muhatap olacak olanın «acente» olduğu, donatana izafeten işleteni olarak H.
… göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, «donatana» «izafeten» gemi işletme müteahhidine dava açılamaz ise de, davada donatana «husumet» yöneltilmiş bulunduğundan, mahkemece dava dilekçesinin donatana tebliğ suretiyle donatan aleyhine açılan davaya bakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeden doğan dava · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, davalının gemi işletme müteahhidi olduğunun tespit ve kabul olunduğu davada ihtilafın «donatana» «izafeten» işletene yani gemi işletme müteahhidine «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği olduğu, TTK 117 vd. maddelerine göre «izafeten husumet» ancak aracılıkta bulunduğu ya da müvekkili adına ve hesabına bizzat gerçekleştirdiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklarda müvekkili namına dava açabilecek yada müvekkiline izafeten davaya muhatap olacak olanın «acente» olduğu, donatana izafeten işleteni olarak H.
Denizcilik Şirketi'ne yöneltilen «husumetin» işletenin «donatanı» «temsil» «yetkisinin» olmaması karşısında yanlış olduğu gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12252 E. 2015/9432 K.
Ortak:izafeten dava · donatan · acente · acentelik · olumsuz oy · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… evi sırasında iş yerinde meydana gelmesinden dolayı iş kazası olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 332 nci maddesi gereğince işveren konumundaki «donatanın» ilgili tedbirleri alması gerektiği, somut olayda davacıya atfedilecek «kusurun» olmadığı ve meydana gelen kazada iş güvenlik tedbirlerinin alınması ve denetlenmesi hususundaki kusurundan dolayı davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aylık 5.000,00 USD ücret anlaşması ve sözleşmenin 8 aylık olması nedeniyle tazminat hesabı yapılırken yıllık belirlenen ücretin 12 aya bölünerek aylık ücretin 3.333,33 USD olarak esas alındığı, bu kıstasa göre düzenlenen 12.11.2018 tarihli rapor ile davacının yaşı, gelir durumu, «maluliyet oranı» ve kusur nispetleri değerlendirildiğinde, 31.706,02 TL geçici iş göremezlik, 489.620,60 TL daimi maluliyetten kaynaklı zararın olduğunun anlaşıldığı, kalıcı maluliyet yönünden davacı değer arttırma dilekçesi ile 484.937,31 TL talep ettiğinden kalıcı maluliyet yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının geçici iş göremezlik zararının ise 31.706,02 TL olup davacının zararından davalı «donatanın sorumlu» olduğu, davalının %100 oranında kusurlu olması, olayda davacının Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmesi ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanma nedeniye duyduğu acı ve ızdırabın şiddeti dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105 inci maddesi hükmüne göre «acenta» aleyhine ancak müvekkili olan donatanın gösterilmesi sureti ile bir dava açılabileceği, dava dilekçesinde doğrudan doğruya asil olarak acenta aleyhine de dava açıldığı, acentaya karşı ancak müvekkiline «izafeten» dava açılabileceğinden acenta durumunda olan davalı hakkındaki asaleten açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Şirketine «husumet» yönlendirilebileceğine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işleten ya da «acenteye» dahi «izafeten husumet» yöneltilebilmesi için ... firmasının ancak akdine aracılık ettiği ve/veya «donatan» adına bizzat akdettiği bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, iş sözleşmesi bizzat ... tarafından akdedilmiş olup müvekkili ... firmasının iş sözleşmesinin kurulmasına bir aracılığı olmayıp iş sözleşmesini de akdetmediğini, karar gerekçesinde belirtilen maaş ödemeleri ve ayrılış «ordinosu» ise ... ad ve hesabına yapılmış olup .... kendi adına herhangi bir iş ve işlem yapmadığını, bu nedenlerle ...'a asaleten, izafeten ya da işleten sıfatıyla husumet yöneltilmesi ve davanın bu şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarının dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verildiğini, davacı lehine faiz alacağına hükmedilmiş olması hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı taraf «ıslah» dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, dosyada «teminat» bulunmakta olup ayrıca gemi üzerine «kanuni rehin hakkı» tanınmış olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Denizcilik'in taraflarınca «acente» olarak gösterilmediğini, işleten/işveren olarak gösterildiğini, acente sıfatının kendisine atfedilmediğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince acente ...'a asaleten «husumet» yönetilemeyeceğinden bahisle talebin husumetten reddedildiğini, dava dilekçesi ve deliller ile ...'ın işveren olduğunun sabit olduğunu ve bu nedenle asaleten dava açıldığını, dosyada verilen «yetkisizlik» kararı üzerine dosyanın Yargıtay'a gittiğini ve Yargıtay'ın bozma ilamı gerekçesinde işveren ...'ın adresinin Mersin/Türkiye olması nedeniyle mahkemeyi yetkili ve «görevli» kabul ettiğini, iş sözleşmesini ... imzaladığı gibi ödemeleri de onun yaptığını ayrıca dava dilekçesinde talep edildiği halde İlk Derece Mahkemesince «kanuni rehin hakkı» talebi konusunda da olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Benzer bu kararda… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
A.. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acentesi» Y..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · dava dilekçesinin tebliği · maktu vekalet ücreti · icra takibine itiraz · protokol · yargılama gideri · tebligat · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
Diğer yandan, «sulh protokolü» davacı ile B. arasında akdedilmiş olup protokolde B.'ın «donatanın» «acentesi» olarak «izafeten» hareket ettiğine dair bir ibare bulunmamaktadır.
… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Deniz Acenteliği A.Ş'ye «acente» sıfatıyla dava «dilekçesi tebliğ» edildiğinden asaleten davalı sıfatı bulunmayan anılan şirket yararına «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12582 E. 2018/4365 K.
Ortak:izafeten dava · donatan · acente · acentelik · taraf ehliyeti · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… evi sırasında iş yerinde meydana gelmesinden dolayı iş kazası olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 332 nci maddesi gereğince işveren konumundaki «donatanın» ilgili tedbirleri alması gerektiği, somut olayda davacıya atfedilecek «kusurun» olmadığı ve meydana gelen kazada iş güvenlik tedbirlerinin alınması ve denetlenmesi hususundaki kusurundan dolayı davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aylık 5.000,00 USD ücret anlaşması ve sözleşmenin 8 aylık olması nedeniyle tazminat hesabı yapılırken yıllık belirlenen ücretin 12 aya bölünerek aylık ücretin 3.333,33 USD olarak esas alındığı, bu kıstasa göre düzenlenen 12.11.2018 tarihli rapor ile davacının yaşı, gelir durumu, «maluliyet oranı» ve kusur nispetleri değerlendirildiğinde, 31.706,02 TL geçici iş göremezlik, 489.620,60 TL daimi maluliyetten kaynaklı zararın olduğunun anlaşıldığı, kalıcı maluliyet yönünden davacı değer arttırma dilekçesi ile 484.937,31 TL talep ettiğinden kalıcı maluliyet yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının geçici iş göremezlik zararının ise 31.706,02 TL olup davacının zararından davalı «donatanın sorumlu» olduğu, davalının %100 oranında kusurlu olması, olayda davacının Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmesi ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanma nedeniye duyduğu acı ve ızdırabın şiddeti dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105 inci maddesi hükmüne göre «acenta» aleyhine ancak müvekkili olan donatanın gösterilmesi sureti ile bir dava açılabileceği, dava dilekçesinde doğrudan doğruya asil olarak acenta aleyhine de dava açıldığı, acentaya karşı ancak müvekkiline «izafeten» dava açılabileceğinden acenta durumunda olan davalı hakkındaki asaleten açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... şirketinin «geminin acentesi» olmadığını, «izafeten» dahi davanın açılmayacağını, «acente» sıfatı ile dava açılabilmesi için aracılık etmesi veya «hizmet sözleşmesi» imzalaması gerektiğini, belirsiz alacak davasının açılamayacağını, yetkili mahkemelerin İsrail/Ashdrod mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin «zamanaşımına» uğradığını, «sözleşmedeki sorumluluk» limitinin aşılamayacağını, «kusur» belirlenirken eksik ve hatalı değerlendirmelerin yapıldığını, davacının 2012 yılından itibaren gemilerde uzak yol birinci zabıt göreviyle çalıştığını, maluliyetinin bulunmadığını, hükme esas alınan rapor ile sundukları «uzman görüşün» ve diğer raporların çeliştiğini, yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinde bulunulamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın …
Şirketine «husumet» yönlendirilebileceğine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işleten ya da «acenteye» dahi «izafeten husumet» yöneltilebilmesi için ... firmasının ancak akdine aracılık ettiği ve/veya «donatan» adına bizzat akdettiği bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, iş sözleşmesi bizzat ... tarafından akdedilmiş olup müvekkili ... firmasının iş sözleşmesinin kurulmasına bir aracılığı olmayıp iş sözleşmesini de akdetmediğini, karar gerekçesinde belirtilen maaş ödemeleri ve ayrılış «ordinosu» ise ... ad ve hesabına yapılmış olup .... kendi adına herhangi bir iş ve işlem yapmadığını, bu nedenlerle ...'a asaleten, izafeten ya da işleten sıfatıyla husumet yöneltilmesi ve davanın bu şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarının dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verildiğini, davacı lehine faiz alacağına hükmedilmiş olması hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı taraf «ıslah» dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, dosyada «teminat» bulunmakta olup ayrıca gemi üzerine «kanuni rehin hakkı» tanınmış olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gemi yöneticisi olarak geminin «donatanına» «izafeten» dava açabileceği, davacı tarafından Atlantis ... gemisinin işlemlerini yapmak üzere davacı tarafından ... firmasının «görevlendirildiği» ve davacı tarafından ... firmasına ödemenin yapıldığı, davalı şirket tarafından ...
Denizcilik A.Ş’nin Atlantis ... gemisi «donatanına» «izafeten» «menfi tespit davası» açamayacağı nazara alınarak aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddi gerekirken, gemi işleteni olarak dava açabileceğinin kabulü ile işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı, Atlantis ... gemisi «donatanına» «izafeten» gemi işleteni olarak işbu «menfi tespit» davasını açmış olup, icra takibi davalı tarafından Atlantis ... gemisi donatanına izafeten ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · tespit davası · icra takibine itiraz · menfi tespit · temsil
Benzer bu karardaLimited Şirketi’ne karşı başlatılmış ve «icra takibine itiraz» davacı ... işleteni tarafından yapılmış ise de, işbu «menfi tespit» davasının gerçek «temsilci» tarafından açılması gerekmekte olup, öncelikle davacının aktif dava «ehliyetinin» belirlenmesi gerekmektedir. ... gemisi «donatanı» ile ...
Denizcilik A.Ş’nin Atlantis ... gemisi «donatanına» «izafeten» «menfi tespit davası» açamayacağı nazara alınarak aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddi gerekirken, gemi işleteni olarak dava açabileceğinin kabulü ile işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı, Atlantis ... gemisi «donatanına» «izafeten» gemi işleteni olarak işbu «menfi tespit» davasını açmış olup, icra takibi davalı tarafından Atlantis ... gemisi donatanına izafeten ...
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12247 E. 2015/9433 K.
Ortak:izafeten dava · donatan · acente · acentelik · olumsuz oy · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… evi sırasında iş yerinde meydana gelmesinden dolayı iş kazası olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 332 nci maddesi gereğince işveren konumundaki «donatanın» ilgili tedbirleri alması gerektiği, somut olayda davacıya atfedilecek «kusurun» olmadığı ve meydana gelen kazada iş güvenlik tedbirlerinin alınması ve denetlenmesi hususundaki kusurundan dolayı davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aylık 5.000,00 USD ücret anlaşması ve sözleşmenin 8 aylık olması nedeniyle tazminat hesabı yapılırken yıllık belirlenen ücretin 12 aya bölünerek aylık ücretin 3.333,33 USD olarak esas alındığı, bu kıstasa göre düzenlenen 12.11.2018 tarihli rapor ile davacının yaşı, gelir durumu, «maluliyet oranı» ve kusur nispetleri değerlendirildiğinde, 31.706,02 TL geçici iş göremezlik, 489.620,60 TL daimi maluliyetten kaynaklı zararın olduğunun anlaşıldığı, kalıcı maluliyet yönünden davacı değer arttırma dilekçesi ile 484.937,31 TL talep ettiğinden kalıcı maluliyet yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının geçici iş göremezlik zararının ise 31.706,02 TL olup davacının zararından davalı «donatanın sorumlu» olduğu, davalının %100 oranında kusurlu olması, olayda davacının Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmesi ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanma nedeniye duyduğu acı ve ızdırabın şiddeti dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105 inci maddesi hükmüne göre «acenta» aleyhine ancak müvekkili olan donatanın gösterilmesi sureti ile bir dava açılabileceği, dava dilekçesinde doğrudan doğruya asil olarak acenta aleyhine de dava açıldığı, acentaya karşı ancak müvekkiline «izafeten» dava açılabileceğinden acenta durumunda olan davalı hakkındaki asaleten açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Şirketine «husumet» yönlendirilebileceğine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işleten ya da «acenteye» dahi «izafeten husumet» yöneltilebilmesi için ... firmasının ancak akdine aracılık ettiği ve/veya «donatan» adına bizzat akdettiği bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, iş sözleşmesi bizzat ... tarafından akdedilmiş olup müvekkili ... firmasının iş sözleşmesinin kurulmasına bir aracılığı olmayıp iş sözleşmesini de akdetmediğini, karar gerekçesinde belirtilen maaş ödemeleri ve ayrılış «ordinosu» ise ... ad ve hesabına yapılmış olup .... kendi adına herhangi bir iş ve işlem yapmadığını, bu nedenlerle ...'a asaleten, izafeten ya da işleten sıfatıyla husumet yöneltilmesi ve davanın bu şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarının dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verildiğini, davacı lehine faiz alacağına hükmedilmiş olması hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı taraf «ıslah» dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, dosyada «teminat» bulunmakta olup ayrıca gemi üzerine «kanuni rehin hakkı» tanınmış olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Denizcilik'in taraflarınca «acente» olarak gösterilmediğini, işleten/işveren olarak gösterildiğini, acente sıfatının kendisine atfedilmediğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince acente ...'a asaleten «husumet» yönetilemeyeceğinden bahisle talebin husumetten reddedildiğini, dava dilekçesi ve deliller ile ...'ın işveren olduğunun sabit olduğunu ve bu nedenle asaleten dava açıldığını, dosyada verilen «yetkisizlik» kararı üzerine dosyanın Yargıtay'a gittiğini ve Yargıtay'ın bozma ilamı gerekçesinde işveren ...'ın adresinin Mersin/Türkiye olması nedeniyle mahkemeyi yetkili ve «görevli» kabul ettiğini, iş sözleşmesini ... imzaladığı gibi ödemeleri de onun yaptığını ayrıca dava dilekçesinde talep edildiği halde İlk Derece Mahkemesince «kanuni rehin hakkı» talebi konusunda da olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Benzer bu kararda… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
A.. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acentesi» Y.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · dava dilekçesinin tebliği · maktu vekalet ücreti · icra takibine itiraz · protokol · yargılama gideri · tebligat · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı B. arasında «sulh protokolü» imzalanmış olmasından dolayı davalı B. hakkındaki davada sulh nedeniyle HMK'nun 315.maddesi gereğince esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması sebebiyle donatana izafeten Y..
Diğer yandan, «sulh protokolü» davacı ile B. arasında akdedilmiş olup protokolde B.'ın «donatanın» «acentesi» olarak «izafeten» hareket ettiğine dair bir ibare bulunmamaktadır.
… ilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya «donatana» «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Acenteliği A.Ş'ye «acente» sıfatıyla dava «dilekçesi tebliğ» edildiğinden asaleten davalı sıfatı bulunmayan anılan şirket yararına «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12256 E. 2015/9394 K.
Ortak:izafeten dava · donatan · acente · acentelik · olumsuz oy · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… evi sırasında iş yerinde meydana gelmesinden dolayı iş kazası olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 332 nci maddesi gereğince işveren konumundaki «donatanın» ilgili tedbirleri alması gerektiği, somut olayda davacıya atfedilecek «kusurun» olmadığı ve meydana gelen kazada iş güvenlik tedbirlerinin alınması ve denetlenmesi hususundaki kusurundan dolayı davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aylık 5.000,00 USD ücret anlaşması ve sözleşmenin 8 aylık olması nedeniyle tazminat hesabı yapılırken yıllık belirlenen ücretin 12 aya bölünerek aylık ücretin 3.333,33 USD olarak esas alındığı, bu kıstasa göre düzenlenen 12.11.2018 tarihli rapor ile davacının yaşı, gelir durumu, «maluliyet oranı» ve kusur nispetleri değerlendirildiğinde, 31.706,02 TL geçici iş göremezlik, 489.620,60 TL daimi maluliyetten kaynaklı zararın olduğunun anlaşıldığı, kalıcı maluliyet yönünden davacı değer arttırma dilekçesi ile 484.937,31 TL talep ettiğinden kalıcı maluliyet yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının geçici iş göremezlik zararının ise 31.706,02 TL olup davacının zararından davalı «donatanın sorumlu» olduğu, davalının %100 oranında kusurlu olması, olayda davacının Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmesi ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanma nedeniye duyduğu acı ve ızdırabın şiddeti dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105 inci maddesi hükmüne göre «acenta» aleyhine ancak müvekkili olan donatanın gösterilmesi sureti ile bir dava açılabileceği, dava dilekçesinde doğrudan doğruya asil olarak acenta aleyhine de dava açıldığı, acentaya karşı ancak müvekkiline «izafeten» dava açılabileceğinden acenta durumunda olan davalı hakkındaki asaleten açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Şirketine «husumet» yönlendirilebileceğine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işleten ya da «acenteye» dahi «izafeten husumet» yöneltilebilmesi için ... firmasının ancak akdine aracılık ettiği ve/veya «donatan» adına bizzat akdettiği bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, iş sözleşmesi bizzat ... tarafından akdedilmiş olup müvekkili ... firmasının iş sözleşmesinin kurulmasına bir aracılığı olmayıp iş sözleşmesini de akdetmediğini, karar gerekçesinde belirtilen maaş ödemeleri ve ayrılış «ordinosu» ise ... ad ve hesabına yapılmış olup .... kendi adına herhangi bir iş ve işlem yapmadığını, bu nedenlerle ...'a asaleten, izafeten ya da işleten sıfatıyla husumet yöneltilmesi ve davanın bu şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarının dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verildiğini, davacı lehine faiz alacağına hükmedilmiş olması hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı taraf «ıslah» dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, dosyada «teminat» bulunmakta olup ayrıca gemi üzerine «kanuni rehin hakkı» tanınmış olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Denizcilik'in taraflarınca «acente» olarak gösterilmediğini, işleten/işveren olarak gösterildiğini, acente sıfatının kendisine atfedilmediğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince acente ...'a asaleten «husumet» yönetilemeyeceğinden bahisle talebin husumetten reddedildiğini, dava dilekçesi ve deliller ile ...'ın işveren olduğunun sabit olduğunu ve bu nedenle asaleten dava açıldığını, dosyada verilen «yetkisizlik» kararı üzerine dosyanın Yargıtay'a gittiğini ve Yargıtay'ın bozma ilamı gerekçesinde işveren ...'ın adresinin Mersin/Türkiye olması nedeniyle mahkemeyi yetkili ve «görevli» kabul ettiğini, iş sözleşmesini ... imzaladığı gibi ödemeleri de onun yaptığını ayrıca dava dilekçesinde talep edildiği halde İlk Derece Mahkemesince «kanuni rehin hakkı» talebi konusunda da olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Benzer bu karardaO halde, davanın, kılavuzluk hizmeti verilen geminin «donatanına» karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya donatana «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davada tarafların «sulh» olmalarının davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olması «sebebi» ile HMK‘nın 315. madde gereğince davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiği, «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve «dahili» dava müessesesi olmamasına göre de donatana izafeten Y..
A.. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiği, «donatana» «izafeten» «acentesi» Y..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · dava dilekçesinin tebliği · icra takibine itiraz · protokol · yargılama gideri · tebligat · fatura · sulh
Benzer bu karardaDiğer yandan, «sulh protokolü» davacı ile B. arasında akdedilmiş olup protokolde B.'ın «donatanın» «acentesi» olarak «izafeten» hareket ettiğine dair bir ibare bulunmamaktadır.
2-Dava, davacı tarafından C.bayraklı gemiye verilen kılavuzluk hizmeti nedeniyle düzenlenen ve ödenmeyen «fatura» bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalı B. yönünden tarafların «sulh» olmaları nedeniyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», Y..
O halde, davanın, kılavuzluk hizmeti verilen geminin «donatanına» karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya donatana «izafeten» «acentesine» «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «acente» hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y.
Deniz Acenteliği A.Ş'ye «acente» sıfatıyla dava «dilekçesi tebliğ» edildiğinden asaleten davalı sıfatı bulunmayan anılan şirket yararına «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6560 E. , 2024/4541 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1839 Esas, 2022/615 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/271 E., 2019/221 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Denizcilik San. Tic. Ltd. tarafından İşletilen ... […]A. isimli şirketin donatanı olduğu 7504653 nolu .... isimli gemide çalışmak üzere davalılar ile anlaştığını, 10.10.2010 tarihinde "uzak yol chief officer" unvanıyla çalışmaya başladığını, 04.04.2011 tarihinde gemide yükleme yapıldığı sırada meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, halen tedavisinin devam ettiğini, bu haliyle artık gemide görev yapmasının mümkün olmadığını, olay nedeniyle oluşan maddi manevi kayıplarının telafisi için davalının bir girişimde bulunmadığını, ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesine göre 1.000,00 TL maddi 15.000,00 TL manevi tazminatın işletilecek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, gemi üzerine kanuni rehin hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 14.11.2017 tarihli dilekçesiyle dava değerini 535.315,58 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının imzaladığı iş sözleşmesi gereğince uyuşmazlıkların çözümü için St. Vincent mahkemelerinin yetkili kılındığını, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, iş sözleşmesinin ... […]A. ile davacı arasında imzalandığını, ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bu nedenle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davalının davacı ile akdedilen sözleşmenin tarafı bulunmadığını, avacının %5 oranında işgücü kaybı olduğu, bu oranın çalışmasına engel teşkil etmeyeceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6 ncı maddesine göre davalının sorumlu tutulabileceği azami miktarın 125.000,00 USD olduğunu, bunun yaklaşık 35.000,00 USD turarının davacıya hastane masrafları için ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yürütmekte olduğu görevi sırasında iş yerinde meydana gelmesinden dolayı iş kazası olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 332 nci maddesi gereğince işveren konumundaki donatanın ilgili tedbirleri alması gerektiği, somut olayda davacıya atfedilecek kusurun olmadığı ve meydana gelen kazada iş güvenlik tedbirlerinin alınması ve denetlenmesi hususundaki kusurundan dolayı davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aylık 5.000,00 USD ücret anlaşması ve sözleşmenin 8 aylık olması nedeniyle tazminat hesabı yapılırken yıllık belirlenen ücretin 12 aya bölünerek aylık ücretin 3.333,33 USD olarak esas alındığı, bu kıstasa göre düzenlenen 12.11.2018 tarihli rapor ile davacının yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı ve kusur nispetleri değerlendirildiğinde, 31.706,02 TL geçici iş göremezlik, 489.620,60 TL daimi maluliyetten kaynaklı zararın olduğunun anlaşıldığı, kalıcı maluliyet yönünden davacı değer arttırma dilekçesi ile 484.937,31 TL talep ettiğinden kalıcı maluliyet yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, davacının geçici iş göremezlik zararının ise 31.706,02 TL olup davacının zararından davalı donatanın sorumlu olduğu, davalının %100 oranında kusurlu olması, olayda davacının Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmesi ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaralanma nedeniye duyduğu acı ve ızdırabın şiddeti dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105 inci maddesi hükmüne göre acenta aleyhine ancak müvekkili olan donatanın gösterilmesi sureti ile bir dava açılabileceği, dava dilekçesinde doğrudan doğruya asil olarak acenta aleyhine de dava açıldığı, acentaya karşı ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceğinden acenta durumunda olan davalı hakkındaki asaleten açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, A Mert Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti. izafeten işleteni ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın kısmen kabulüne, 31.706,02 TL geçici işgöremezlik ile taleple bağlı kalınarak 484.937,31 TL kalıcı maluliyetten kaynaklı tazminat olmak üzere toplam 516.643,33 TL tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin hiçbir noktasında işleten/işveren davalı ... Denizcilik'in taraflarınca acente olarak gösterilmediğini, işleten/işveren olarak gösterildiğini, acente sıfatının kendisine atfedilmediğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince acente ...'a asaleten husumet yönetilemeyeceğinden bahisle talebin husumetten reddedildiğini, dava dilekçesi ve deliller ile ...'ın işveren olduğunun sabit olduğunu ve bu nedenle asaleten dava açıldığını, dosyada verilen yetkisizlik kararı üzerine dosyanın Yargıtay'a gittiğini ve Yargıtay'ın bozma ilamı gerekçesinde işveren ...'ın adresinin Mersin/Türkiye olması nedeniyle mahkemeyi yetkili ve görevli kabul ettiğini, iş sözleşmesini ...
imzaladığı gibi ödemeleri de onun yaptığını ayrıca dava dilekçesinde talep edildiği halde İlk Derece Mahkemesince kanuni rehin hakkı talebi konusunda da olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... şirketinin geminin acentesi olmadığını, izafeten dahi davanın açılmayacağını, acente sıfatı ile dava açılabilmesi için aracılık etmesi veya hizmet sözleşmesi imzalaması gerektiğini, belirsiz alacak davasının açılamayacağını, yetkili mahkemelerin İsrail/Ashdrod mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, sözleşmedeki sorumluluk limitinin aşılamayacağını, kusur belirlenirken eksik ve hatalı değerlendirmelerin yapıldığını, davacının 2012 yılından itibaren gemilerde uzak yol birinci zabıt göreviyle çalıştığını, maluliyetinin bulunmadığını, hükme esas alınan rapor ile sundukları uzman görüşün ve diğer raporların çeliştiğini, yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinde bulunulamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince kusur, maluliyet ve zarar miktarına ilişkin alınan raporların açık, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olması nedeniyle hükme esas alınmalarında ve ıslah dilekçesi dikkate alınıp toplam 516.643,33.TL maddi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kaza nedeniyle yaralanan ve %13,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybeden davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve üzüntü olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinde de bir aykırılık bulunmadığı, kazanın 04.04.2011 tarihinde meydana geldiği ve davanın da 08.03.2012 tarihinde açıldığı dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğramadığı, taraf vekillerinin beyanlarından ...
[…]A.'nın davaya konu kazanın meydana geldiği geminin donatanı olduğu, iş sözleşmesinin donatan adına gemi kaptanı ile davacı arasında yapıldığı, gemi adamı olan davacının 04.04.2011 tarihinde gemide yükleme yapıldığı sırada meydana gelen kazada yaralandığı ve %13,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, davacının kazanın meydana gelmesinde bir kusuru bulunmadığı, davacının uğradığı zarardan ... […]A.'nın donatan olarak sorumlu olduğu, her ne kadar davalı ... Denizcilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., davacı ile bir ilgisinin olmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunsa da, davalının kazanın meydana geldiği " A MERT" gemisinin işleteni olduğu taraf vekillerinin beyanları ve dosyaya sunulan belgelere göre sabit olup, yine davacı tarafça dosyaya sunulan ödemeye ilişkin dekontlardan davacıya maaş ödemelerinin de anılan şirket tarafından yapıldığı ve ayrılış ordinosunun da ...
Denizcilik tarafından düzenlendiği anlaşıldığı, davalı ... geminin işleteni sıfatıyla davacı gemi adamının kaza nedeniyle uğradığı zarardan donatan ile birlikte sorumlu olup İlk Derece Mahkemesince her iki davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, ... yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı, dava konusu alacak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 1235 inci maddesi gereğince gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan olup, davacı tarafça da gemi üzerine kanuni rehin hakkı tesisi talebinde bulunduğu gözetilip kabul edilen toplam tazminat miktarı ile sınırlı olmak üzere A Mert isimli gemi üzerine 6762 sayılı Kanun'un 1236 ncı maddesi gereğince davacı lehine kanuni rehin hakkı tesisine karar vermesi gerektiği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kısmen kabulüne 31.706,02 TL geçici iş göremezlik ile taleple bağlı kalınarak 484.937,31 TL kalıcı maluliyetten kaynaklı tazminat olmak üzere toplam 516.643,33 TL tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ....
Gemisi Donatanı ... […]A.'ya ve işleteni ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlara birlikte ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince ... Şirketine husumet yönlendirilebileceğine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işleten ya da acenteye dahi izafeten husumet yöneltilebilmesi için ... firmasının ancak akdine aracılık ettiği ve/veya donatan adına bizzat akdettiği bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, iş sözleşmesi bizzat ... tarafından akdedilmiş olup müvekkili ... firmasının iş sözleşmesinin kurulmasına bir aracılığı olmayıp iş sözleşmesini de akdetmediğini, karar gerekçesinde belirtilen maaş ödemeleri ve ayrılış ordinosu ise ... ad ve hesabına yapılmış olup .... kendi adına herhangi bir iş ve işlem yapmadığını, bu nedenlerle ...'a asaleten, izafeten ya da işleten sıfatıyla husumet yöneltilmesi ve davanın bu şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarının dava tarihi olan 08.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, davacı lehine faiz alacağına hükmedilmiş olması hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı taraf ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, dosyada teminat bulunmakta olup ayrıca gemi üzerine kanuni rehin hakkı tanınmış olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı bayraklı gemide çalışan davacının meydana gelen kaza sebebiyle uğradığı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061422700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz