Şirket müdürünün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/958 E. 2024/4516 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat şartı↗ telafisi imkansız zarar↗ müdürün azli↗ genel kurula çağrı↗ yaklaşık ispat↗ mal kaçırma↗ azil↗ temsil yetkisi↗ şirket müdürlüğü↗ muvazaa↗ kısıtlılık↗ şirket müdürü↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ ihtiyati tedbir↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ esastan ret↗ haciz↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/351 Esas, 2022/655 Karar
Taraflar arasındaki müdürün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin, dava dışı ...'nin kurucusu olduğunu, aynı zamanda %70 payla şirket ortağı olup kalan hisselerden %25 pay müvekkilinin eşine ait olduğunu, davalının ise sadece %5 payı mevcut olup, şirket müdürü olarak seçildiğini, şirketi münferiden temsile yetkili kılındığını, müvekkilinin şirket taşınmazların tapuda satışı için davalıya vekâlet verdiğini, ancak şirketin aktif olarak iş ve işlemlerde bulunmamasına ve hiçbir borcu olmamasına rağmen, şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerine yüksek miktarlarla üç ayrı haciz şerhi konulduğunu öğrendiğini, müvekkilinin, davalı tarafından kendisine verilen vekaletname kullanılmak suretiyle tapuda müvekkili adına kayıtlı Ankara ilinde bulunan 9 ayrı taşınmazın 20 günlük kısa süre içerisinde piyasa değerlerinin çok altında bedellerle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini öğrendiğini, bu satışlardan müvekkilinin haberdar olmadığını, işlemlerin danışıklı yapıldığını, taşınmazların 20 günlük kısa süre içerisinde gerçek değerlerinin altı katından daha az bir bedelle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini, davalıyı 09.05.2022 tarihli azilnamesi ile azlettiklerini belirterek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince davalının yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, genel kurul yapılana ve dava sonuçlanıncaya kadar davalının şirkete ait taşınmazın satışının gerçekleştirilmesine ve şirket adına borçlandırıcı işlem tesis etmesine dair yetkisinin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yapılan işlemlerin ilgili şirketin diğer otağı olan davacının onayı ve bilgisi doğrultusunda gerçekleştiğini, davacı tarafından verilen vekâletnameye binaen işlemlerin yapıldığını, ayrıca burada şirket adına hareket etmediğini, söz konusu taşınmazların bedellerinin davacıya ödendiğini, bu şekilde bir çok taşınmaz satış işlemi yaptığını, ayrıca resmiyette müvekkili %5 hissedar gözükse de aralarındaki harici anlaşmaya göre, pay oranının %15 olduğunu, bu kapsamda 2016 senesinden beri alacak talebinde bulunmuşsa da davacının müvekkilini oyaladığını, şirketin borçlarından dolayı taşınmazlara haciz konmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, zira her şeyin davacının talimatı ve onayı doğrultusunda yapıldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tedbir yönünden 20.05.2022 tarihli ara karar ile, davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca ihtiyati tedbir kararı ile ulaşılamayacağı, aynı zamanda ibraz edilen delillere göre bu aşamada yaklaşık ispat şartının da gerçekleşmediği göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin reddine, esas yönünden ise 30.06.2022 tarihli nihai kararı ile; %70 pay sahibi olan davacının pay çoğunluğunu elinde bulunduruyor olması nazara alınarak genel kurul yoluyla davalıyı müdürlükten azil imkânı varken eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının şirkete ait taşınmazın satışını gerçekleştirmesinin, şirketi gerçek dışı borçlandırması durumu mevcut olup, bu halde şirketin ciddi ve telafisi imkansız zarara uğratacağını, davalının, müvekkiline ait Mersin ilinde bulunan 37 taşınmazı, Gaziantep ilinde bulunan 2 taşınmazı aynı şekilde sattığını, müvekkilinin Türkiye'ye yapmış olduğu ziyaretinde bahse konu şirketin aktif olarak iş ve işlemlerde bulunmamasına ve hiçbir borcu olmamasına rağmen şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerine yüksek miktarlarla üç ayrı haciz konulduğunu öğrendiğini, davalının şirkete ait taşınmazın da satışını gerçekleştirmesinin, şirketin gerçek dışı borçlandırılması durumunun mevcut olduğunu, davalının, Erdemli 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/82 esas sayılı dava dosyası ile fazlaya dair hakları saklı tutularak açılan tazminat davasından sonra mal kaçırmak gayesi ile ve muvazaalı olarak kendisi adına kayıtlı taşınmazların tapuda devrini gerçekleştirdiğini, bu nedenle ihtiyati tedbir verilmesi gerektiğini belirterek tedbirin reddine ve nihai karara ilişkin kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, limited şirket genel kurulunda müdürün azli ve yetkilerinin kısıtlanması yönünde gerekli çoğunluğa ve gücü sahip ortağın, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası anlamında azil davası açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerektiği, somut olayda da, davacı pay sahibinin %70 oranında hissesinin bulunduğu ihtilafsız olup, genel kurula çağrı ve azil konusunda yeterli güce sahip olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından davacı şirket vekilinin gerek esas gerekse de tedbir yönünden yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Schahin Saadullah Saleh Saleh vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayrıntılı olarak ve hukuki gerekçelerle tanzim edilmiş istinaf dilekçelerini yeterli olarak incelemeden ve hukuki dayanaklarla karşılamadan karar tesis edildiğini belirterek ayrıca istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket müdürü ve ortağı olan davalının şirket müdürlüğünden azli talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Schahin Saadullah Saleh Saleh vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/660 E. 2020/4192 K.
Ortak:azil
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tedbir yönünden 20.05.2022 tarihli «ara» karar ile, davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca «ihtiyati tedbir» kararı ile ulaşılamayacağı, aynı zamanda «ibraz» edilen delillere göre bu aşamada «yaklaşık ispat şartının» da gerçekleşmediği göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin reddine, esas yönünden ise 30.06.2022 tarihli nihai kararı ile; %70 pay sahibi olan davacının pay çoğunluğunu elinde bulunduruyor olması nazara alınarak genel kurul yoluyla davalıyı müdürlükten «azil» imkânı varken eldeki davayı açmasında «hukuki yararı» bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, «limited şirket» genel kurulunda «müdürün azli» ve yetkilerinin «kısıtlanması» yönünde gerekli çoğunluğa ve gücü sahip ortağın, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası anlamında «azil» davası açmakta «hukuki yararının» bulunmadığının kabulü gerektiği, somut olayda da, davacı pay sahibinin %70 oranında hissesinin bulunduğu ihtilafsız olup, «genel kurula çağrı» ve azil konusunda yeterli güce sahip olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından davacı şirket vekilinin gerek esas g …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin müdürlükten «azil» dışında kalan tüm taleplerinden «feragat» ettiklerini beyan ettiği, davalı ...'ın vefat etmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine ve karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · feragat · yargılama gideri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBu durumda, davacının bu talebi yönünden dava tarihindeki haklılık durumuna göre «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmaksızın karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin müdürlükten «azil» dışında kalan tüm taleplerinden «feragat» ettiklerini beyan ettiği, davalı ...'ın vefat etmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine ve karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Mahkemece, davacının, davalının müdürlükten azli talebi yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:azil · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz kararda… n, dava dışı ...'nin kurucusu olduğunu, aynı zamanda %70 payla şirket ortağı olup kalan hisselerden %25 pay müvekkilinin eşine ait olduğunu, davalının ise sadece %5 «payı» mevcut olup, «şirket müdürü» olarak seçildiğini, şirketi münferiden «temsile» yetkili kılındığını, müvekkilinin şirket taşınmazların tapuda satışı için davalıya vekâlet verdiğini, ancak şirketin aktif olarak iş ve işlemlerde bulunmamasına ve hiçbir borcu olmamasına rağmen, şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerine yüksek miktarlarla üç ayrı «haciz» «şerhi» konulduğunu öğrendiğini, müvekkilinin, davalı tarafından kendisine verilen vekaletname kullanılmak suretiyle tapuda müvekkili adına kayıtlı Ankara ilinde bulunan 9 ayrı taşınmazın 20 günlük kısa süre içerisinde piyasa değerlerinin çok altında bedellerle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini öğrendiğini, bu satışlardan müvekkilinin haberdar olmadığını, işlemlerin danışıklı yapıldığını, taşınmazların 20 günlük kısa süre içerisinde gerçek değerlerinin altı katından daha az bir bedelle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini, davalıyı 09.05.2022 tarihli azilnamesi ile azlettiklerini belirterek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince davalının yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasına, genel kurul yapılana ve dava sonuçlanıncaya kadar davalının şirkete ait taşınmazın satışının gerçekleştirilmesine ve şirket adına borçlandırıcı işlem tesis etmesine dair «yetkisinin» kaldırılması yönünde «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, «limited şirket» genel kurulunda «müdürün azli» ve yetkilerinin «kısıtlanması» yönünde gerekli çoğunluğa ve gücü sahip ortağın, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası anlamında «azil» davası açmakta «hukuki yararının» bulunmadığının kabulü gerektiği, somut olayda da, davacı pay sahibinin %70 oranında hissesinin bulunduğu ihtilafsız olup, «genel kurula çağrı» ve azil konusunda yeterli güce sahip olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından davacı şirket vekilinin gerek esas g …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tedbir yönünden 20.05.2022 tarihli «ara» karar ile, davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca «ihtiyati tedbir» kararı ile ulaşılamayacağı, aynı zamanda «ibraz» edilen delillere göre bu aşamada «yaklaşık ispat şartının» da gerçekleşmediği göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin reddine, esas yönünden ise 30.06.2022 tarihli nihai kararı ile; %70 pay sahibi olan davacının pay çoğunluğunu elinde bulunduruyor olması nazara alınarak genel kurul yoluyla davalıyı müdürlükten «azil» imkânı varken eldeki davayı açmasında «hukuki yararı» bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürünün azli · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10145 E. 2014/15057 K.
Ortak:azil · şirket müdürlüğü · şirket müdürü
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirket müdürü» ve ortağı olan davalının «şirket müdürlüğünden» azli talebine ilişkindir.
… n, dava dışı ...'nin kurucusu olduğunu, aynı zamanda %70 payla şirket ortağı olup kalan hisselerden %25 pay müvekkilinin eşine ait olduğunu, davalının ise sadece %5 «payı» mevcut olup, «şirket müdürü» olarak seçildiğini, şirketi münferiden «temsile» yetkili kılındığını, müvekkilinin şirket taşınmazların tapuda satışı için davalıya vekâlet verdiğini, ancak şirketin aktif olarak iş ve işlemlerde bulunmamasına ve hiçbir borcu olmamasına rağmen, şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerine yüksek miktarlarla üç ayrı «haciz» «şerhi» konulduğunu öğrendiğini, müvekkilinin, davalı tarafından kendisine verilen vekaletname kullanılmak suretiyle tapuda müvekkili adına kayıtlı Ankara ilinde bulunan 9 ayrı taşınmazın 20 günlük kısa süre içerisinde piyasa değerlerinin çok altında bedellerle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini öğrendiğini, bu satışlardan müvekkilinin haberdar olmadığını, işlemlerin danışıklı yapıldığını, taşınmazların 20 günlük kısa süre içerisinde gerçek değerlerinin altı katından daha az bir bedelle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini, davalıyı 09.05.2022 tarihli azilnamesi ile azlettiklerini belirterek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince davalının yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasına, genel kurul yapılana ve dava sonuçlanıncaya kadar davalının şirkete ait taşınmazın satışının gerçekleştirilmesine ve şirket adına borçlandırıcı işlem tesis etmesine dair «yetkisinin» kaldırılması yönünde «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tedbir yönünden 20.05.2022 tarihli «ara» karar ile, davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca «ihtiyati tedbir» kararı ile ulaşılamayacağı, aynı zamanda «ibraz» edilen delillere göre bu aşamada «yaklaşık ispat şartının» da gerçekleşmediği göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin reddine, esas yönünden ise 30.06.2022 tarihli nihai kararı ile; %70 pay sahibi olan davacının pay çoğunluğunu elinde bulunduruyor olması nazara alınarak genel kurul yoluyla davalıyı müdürlükten «azil» imkânı varken eldeki davayı açmasında «hukuki yararı» bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 31/01/2014 tarihli kararı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sözleşmesi · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 31/01/2014 tarihli kararı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/958 E. , 2024/4516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1685 Esas, 2022/1780 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/351 Esas, 2022/655 Karar
Taraflar arasındaki müdürün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin, dava dışı ...'nin kurucusu olduğunu, aynı zamanda %70 payla şirket ortağı olup kalan hisselerden %25 pay müvekkilinin eşine ait olduğunu, davalının ise sadece %5 payı mevcut olup, şirket müdürü olarak seçildiğini, şirketi münferiden temsile yetkili kılındığını, müvekkilinin şirket taşınmazların tapuda satışı için davalıya vekâlet verdiğini, ancak şirketin aktif olarak iş ve işlemlerde bulunmamasına ve hiçbir borcu olmamasına rağmen, şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerine yüksek miktarlarla üç ayrı haciz şerhi konulduğunu öğrendiğini, müvekkilinin, davalı tarafından kendisine verilen vekaletname kullanılmak suretiyle tapuda müvekkili adına kayıtlı Ankara ilinde bulunan 9 ayrı taşınmazın 20 günlük kısa süre içerisinde piyasa değerlerinin çok altında bedellerle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini öğrendiğini, bu satışlardan müvekkilinin haberdar olmadığını, işlemlerin danışıklı yapıldığını, taşınmazların 20 günlük kısa süre içerisinde gerçek değerlerinin altı katından daha az bir bedelle tapuda devrinin gerçekleştirildiğini, davalıyı 09.05.2022 tarihli azilnamesi ile azlettiklerini belirterek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince davalının yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, genel kurul yapılana ve dava sonuçlanıncaya kadar davalının şirkete ait taşınmazın satışının gerçekleştirilmesine ve şirket adına borçlandırıcı işlem tesis etmesine dair yetkisinin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yapılan işlemlerin ilgili şirketin diğer otağı olan davacının onayı ve bilgisi doğrultusunda gerçekleştiğini, davacı tarafından verilen vekâletnameye binaen işlemlerin yapıldığını, ayrıca burada şirket adına hareket etmediğini, söz konusu taşınmazların bedellerinin davacıya ödendiğini, bu şekilde bir çok taşınmaz satış işlemi yaptığını, ayrıca resmiyette müvekkili %5 hissedar gözükse de aralarındaki harici anlaşmaya göre, pay oranının %15 olduğunu, bu kapsamda 2016 senesinden beri alacak talebinde bulunmuşsa da davacının müvekkilini oyaladığını, şirketin borçlarından dolayı taşınmazlara haciz konmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, zira her şeyin davacının talimatı ve onayı doğrultusunda yapıldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tedbir yönünden 20.05.2022 tarihli ara karar ile, davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca ihtiyati tedbir kararı ile ulaşılamayacağı, aynı zamanda ibraz edilen delillere göre bu aşamada yaklaşık ispat şartının da gerçekleşmediği göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin reddine, esas yönünden ise 30.06.2022 tarihli nihai kararı ile; %70 pay sahibi olan davacının pay çoğunluğunu elinde bulunduruyor olması nazara alınarak genel kurul yoluyla davalıyı müdürlükten azil imkânı varken eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının şirkete ait taşınmazın satışını gerçekleştirmesinin, şirketi gerçek dışı borçlandırması durumu mevcut olup, bu halde şirketin ciddi ve telafisi imkansız zarara uğratacağını, davalının, müvekkiline ait Mersin ilinde bulunan 37 taşınmazı, Gaziantep ilinde bulunan 2 taşınmazı aynı şekilde sattığını, müvekkilinin Türkiye'ye yapmış olduğu ziyaretinde bahse konu şirketin aktif olarak iş ve işlemlerde bulunmamasına ve hiçbir borcu olmamasına rağmen şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerine yüksek miktarlarla üç ayrı haciz konulduğunu öğrendiğini, davalının şirkete ait taşınmazın da satışını gerçekleştirmesinin, şirketin gerçek dışı borçlandırılması durumunun mevcut olduğunu, davalının, Erdemli 6.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/82 esas sayılı dava dosyası ile fazlaya dair hakları saklı tutularak açılan tazminat davasından sonra mal kaçırmak gayesi ile ve muvazaalı olarak kendisi adına kayıtlı taşınmazların tapuda devrini gerçekleştirdiğini, bu nedenle ihtiyati tedbir verilmesi gerektiğini belirterek tedbirin reddine ve nihai karara ilişkin kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, limited şirket genel kurulunda müdürün azli ve yetkilerinin kısıtlanması yönünde gerekli çoğunluğa ve gücü sahip ortağın, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası anlamında azil davası açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerektiği, somut olayda da, davacı pay sahibinin %70 oranında hissesinin bulunduğu ihtilafsız olup, genel kurula çağrı ve azil konusunda yeterli güce sahip olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından davacı şirket vekilinin gerek esas gerekse de tedbir yönünden yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Schahin Saadullah Saleh Saleh vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayrıntılı olarak ve hukuki gerekçelerle tanzim edilmiş istinaf dilekçelerini yeterli olarak incelemeden ve hukuki dayanaklarla karşılamadan karar tesis edildiğini belirterek ayrıca istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket müdürü ve ortağı olan davalının şirket müdürlüğünden azli talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Schahin Saadullah Saleh Saleh vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061249900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz