Alacak | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/705 E. 2012/10606 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cmr belgesi↗ navlun alacağı↗ cmr konvansiyonu↗ zamanaşımı başlangıcı↗ cmr↗ navlun↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ hasar↗ zamanaşımı↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, CMR’nin 32. ve TTK.’nun 767. maddesinde düzenlenen bir yıllık sürenin 26/01/2011 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, navlun alacağına konu taşımaların Türkiye'den Fransa'ya yapılması nedeniyle uyuşmazlığa Karayolu ile Milletlerarası Mal Nakliyat Mukavelesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerekir.
Zamanaşımının başlangıç tarihi ve zamanaşımı süresi ile ilgili hüküm ise CMR'nin 32. maddesinde düzenlenmiştir. Bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlara dayanılarak açılacak davalar, CMR'nin 32. maddesi uyarınca üç yıllık zamanaşımına, bunun dışındaki nedenlerle dayanılarak açılan davalar ise, aynı madde gereğinde bir yıllık zamanaşımına tabidir. Bu dava ile navlun alacağının tahsili istendiğine göre, bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Mahkemece 49 adet CMR belgesinin 31.01.2009 ile 26.01.2010 tarihleri arasında düzenlendiği, icra takibinin ise 22.03.2011 tarihinde yapıldığı, en son taşıma işlemi olan 26.01.2010 tarihi itibariyle 1 yıl 1 ay 24 gün geçtiğinden bahisle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
CMR 32. maddesi üç ayrı durum için üç ayrı zamanaşımı başlangıç anı tesbit etmiştir: Kısmi kayıp, hasar ve gecikme durumunda, zamanaşımı teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu gibi durumlarda, kısmen, hasarlı veya geç dahi olsa malların teslimi gerçekleşmemiştir. Bu sebeple teslimin söz konusu olmadığı durumlarda CMR'nin 32/1. maddesinin (a) bendi değil, (c ) bendi uygulanacaktır. Tam kayıp durumunda ise, artık teslimsöz konusu olmadığı için, (a) bendinden farklı bir başlangıç anı esas alınmıştır. Buna göre, bu durumda zamanaşımı, tarafların teslim için kararlaştırılan sürenin dolmasından 30 gün sonra başlar. Taraflar arasında, teslim için herhangi bir süre belirlenmemişse, zamanaşımı, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından itibaren 60 gün geçtikten sonra başlayacaktır.
Bunun dışında kalan bütün diğer durumlarda taşıma sözleşmesinin yapılmasından itibaren üç ay sonra zamanaşımı işlemeye başlayacaktır. Görüldüğü gibi, kayıp, hasar ve gecikme durumunda zamanaşımının başlangıcı için teslim anı veya malların teslim edilmesi gereken an esas alınmıştır. Bu durumda navlun alacağının CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin, somut olayda uygulanması gereken aynı maddenin 1-c bende uyarınca, taşıma sözlemesinin akdedildiği tarihten sonraki 3 aylık dönemin sonunda başlayacaktır. CMR belgelerinin düzenleme tarihleri nazara alındığında bir yıl+ üç aylık sürenin geçmediği anlaşıldığından davalının zamanaşımı savunmasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/704 E. 2013/1401 K.
Ortak:navlun alacağı · zamanaşımı başlangıcı · navlun · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · hasar · zamanaşımı · teslim · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaCMR 32. maddesi üç ayrı durum için üç ayrı «zamanaşımı başlangıç» anı tesbit etmiştir: Kısmi kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda, zamanaşımı «teslim» tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Görüldüğü gibi, kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda «zamanaşımının başlangıcı» için «teslim» anı veya malların teslim edilmesi gereken an esas alınmıştır.
Bu dava ile «navlun alacağının» tahsili istendiğine göre, bir yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu sonucuna ulaşılacaktır.
Benzer bu karardaCMR 32. maddesi üç ayrı durum için üç ayrı «zamanaşımı başlangıç» anı tesbit etmiştir: Kısmi kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda, zamanaşımı «teslim» tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Görüldüğü gibi, kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda «zamanaşımının başlangıcı» için «teslim» anı veya malların teslim edilmesi gereken an esas alınmıştır.
Bu durumda «navlun alacağının» CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresi, somut olayda uygulanması gereken aynı maddenin 1-c bendi uyarınca, «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği tarihten sonraki 3 aylık dönemin sonunda başlayacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5076 E. 2017/7232 K.
Ortak:navlun · taşıyıcı · teslim
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, «teslim» için herhangi bir süre belirlenmemişse, «zamanaşımı», yükün «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından itibaren 60 gün geçtikten sonra başlayacaktır.
Dava, «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, «navlun alacağına» konu taşımaların Türkiye'den Fransa'ya yapılması nedeniyle uyuşmazlığa Karayolu ile Milletlerarası Mal Nakliyat Mukavelesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; «navlun» ücretini ödemediği halde alacak iddia eden tarafın talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, CMR taşımasına konu emtianın zamanında «teslim» edilmemesi sebebiyle ödenen reklamasyon bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının CMR’nin 23/5. maddesi uyarınca taşıma ücreti ile «sınırlı sorumlu» olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de CMR’nin 29. maddesi uyarınca «taşıyıcının sınırlı sorumluluktan» yararlanma hakkını yitirmesine ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sınırlı sorumluluk
Benzer bu karardaMahkemece, davalının CMR’nin 23/5. maddesi uyarınca taşıma ücreti ile «sınırlı sorumlu» olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de CMR’nin 29. maddesi uyarınca «taşıyıcının sınırlı sorumluluktan» yararlanma hakkını yitirmesine ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5292 E. 2011/16086 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · hasar · zamanaşımı · teslim · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaCMR 32. maddesi üç ayrı durum için üç ayrı «zamanaşımı başlangıç» anı tesbit etmiştir: Kısmi kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda, zamanaşımı «teslim» tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Görüldüğü gibi, kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda «zamanaşımının başlangıcı» için «teslim» anı veya malların teslim edilmesi gereken an esas alınmıştır.
Mahkemece 49 adet CMR belgesinin 31.01.2009 ile 26.01.2010 tarihleri arasında düzenlendiği, icra takibinin ise 22.03.2011 tarihinde yapıldığı, en «son» taşıma işlemi olan 26.01.2010 tarihi itibariyle 1 yıl 1 ay 24 gün geçtiğinden bahisle «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYine, aynı Konvansiyonun 32/1-a maddesine göre «zamanaşımı»; kısmi kayıp, «hasar» veya gecikmelerde «teslim» etme tarihinden itibaren başlar ve aynı maddenin 1/«son» fıkrasına göre zamanaşımının işlemeye başladığı gün hesaba «dahil» edilemez.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamının incelenmesi ile CMR 32/1-b maddesine göre taşımacının yükü aldığı yerde dava açabileceği, bu suretten mahkemenin yetkili olduğu, emtianın 18.08.2008 tarihinde varış yerine «teslim» edildiği, kısmi «hasar» söz konusu olduğunda 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin 18.08.2009 tarihinde sona erdiği, davanın 19.08.2009 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda «hasar» gören yükün «teslim tarihi» 18.08.2008 olup yukarıda açıklanan kurallar gereğince «zamanaşımı» süresi 19.08.2008 tarihinde başlamış ve görülmekte olan dava ise 19.08.2009 tarihinde harcın yatırılması suretiyle açılmış olduğuna göre, davanın zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslim tarihi · dahili dava
Benzer bu karardaYine, aynı Konvansiyonun 32/1-a maddesine göre «zamanaşımı»; kısmi kayıp, «hasar» veya gecikmelerde «teslim» etme tarihinden itibaren başlar ve aynı maddenin 1/«son» fıkrasına göre zamanaşımının işlemeye başladığı gün hesaba «dahil» edilemez.
Somut olayda «hasar» gören yükün «teslim tarihi» 18.08.2008 olup yukarıda açıklanan kurallar gereğince «zamanaşımı» süresi 19.08.2008 tarihinde başlamış ve görülmekte olan dava ise 19.08.2009 tarihinde harcın yatırılması suretiyle açılmış olduğuna göre, davanın zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10488 E. 2013/23123 K.
Ortak:navlun alacağı · zamanaşımı başlangıcı · navlun · zamanaşımı · teslim · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaBu dava ile «navlun alacağının» tahsili istendiğine göre, bir yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu sonucuna ulaşılacaktır.
CMR 32. maddesi üç ayrı durum için üç ayrı «zamanaşımı başlangıç» anı tesbit etmiştir: Kısmi kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda, zamanaşımı «teslim» tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Görüldüğü gibi, kayıp, «hasar» ve gecikme durumunda «zamanaşımının başlangıcı» için «teslim» anı veya malların teslim edilmesi gereken an esas alınmıştır.
Benzer bu karardaDava taşıma akdine dayalı «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, TTK'nın 767/1 maddesi gereğince davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, «navlun alacağına» ilişkin davanın «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının tespitinde CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesi ile BK.'nın 128. maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; TTK’nın 767. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 Sayılı TTK’nun 767/1. maddesine göre haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacakların bir yılda müruruzamana uğradığı, aynı yasanın 767/2. maddesine göre de, bu müddetin eşya taşımasında eşyanın gönderilene vaki «teslimi», yolcu taşımasında yolcunun ulaşma tarihinden başladığı, dava konusu taşımanın 11.12.2010 tarihinde yapılıp, eşyanın gönderilene bu tarihte teslim edildiği, 02.02.2012 takip tarihi itibarıyla TTK’nun 767. maddesinde öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · dahili dava
Benzer bu kararda… taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 Sayılı TTK’nun 767/1. maddesine göre haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacakların bir yılda müruruzamana uğradığı, aynı yasanın 767/2. maddesine göre de, bu müddetin eşya taşımasında eşyanın gönderilene vaki «teslimi», yolcu taşımasında yolcunun ulaşma tarihinden başladığı, dava konusu taşımanın 11.12.2010 tarihinde yapılıp, eşyanın gönderilene bu tarihte teslim edildiği, 02.02.2012 takip tarihi itibarıyla TTK’nun 767. maddesinde öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava taşıma akdine dayalı «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, TTK'nın 767/1 maddesi gereğince davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15452 E. 2016/369 K.
Ortak:navlun alacağı · navlun · taşıma sözleşmesi · teslim
İncelediğiniz karardaDava, «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, «navlun alacağına» konu taşımaların Türkiye'den Fransa'ya yapılması nedeniyle uyuşmazlığa Karayolu ile Milletlerarası Mal Nakliyat Mukavelesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerekir.
Bu dava ile «navlun alacağının» tahsili istendiğine göre, bir yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu sonucuna ulaşılacaktır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Her ne kadar dava konusu alacağın «sebebini» teşkil eden taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabi ise de CMR Konvansiyonu'nda «navlun alacağına» ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu yöne ilişkin ihtilaflarda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır.
Taraflar arasındaki taşıma ilişkisi sabit görüldüğünden bu taşıma ilişkisinden kaynaklı «navlun alacağının» tahsili hususunda hangi yer mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu yukarıda açıklandığı üzere iç hukuk kuralları uyarınca belirlenecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · navlun bedeli · borca itiraz · şirket merkezi mahkemesi · sözleşmeden doğan dava · ifa · yetki · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Dava «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkin olup navlun alacağı «para borcu» olması hasebiyle 818 sayılı BK'nın 73. maddesi gereğince alacaklının «ifa» zamanında mukim bulunduğu yerde ödenmelidir.
HMK'nın 10. maddesi uyarınca «sözleşmeden doğan» davalarda sözleşmenin «ifa» yerinde de dava ve takip yapılabileceği gözetildiğinde davacının merkezinin bulunduğu ....
2- Kabule göre de; davalı, aleyhine başlatılan icra takibi sırasında «borca itirazları» yanında icra müdürlüğünün «yetkisine» de itiraz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/705 E. , 2012/10606 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.10.2011 tarih ve 2011/278-2011/597 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ihraç ettiği malları taşıdığını, ancak davalının müvekkili şirkete ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ve takibin davalının haksız itirazıyla durduğunu ileri sürerek haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, CMR’nin 32. ve TTK.’nun 767. maddesinde düzenlenen bir yıllık sürenin 26/01/2011 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, navlun alacağına konu taşımaların Türkiye'den Fransa'ya yapılması nedeniyle uyuşmazlığa Karayolu ile Milletlerarası Mal Nakliyat Mukavelesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerekir.
Zamanaşımının başlangıç tarihi ve zamanaşımı süresi ile ilgili hüküm ise CMR'nin 32. maddesinde düzenlenmiştir. Bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlara dayanılarak açılacak davalar, CMR'nin 32. maddesi uyarınca üç yıllık zamanaşımına, bunun dışındaki nedenlerle dayanılarak açılan davalar ise, aynı madde gereğinde bir yıllık zamanaşımına tabidir. Bu dava ile navlun alacağının tahsili istendiğine göre, bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Mahkemece 49 adet CMR belgesinin 31.01.2009 ile 26.01.2010 tarihleri arasında düzenlendiği, icra takibinin ise 22.03.2011 tarihinde yapıldığı, en son taşıma işlemi olan 26.01.2010 tarihi itibariyle 1 yıl 1 ay 24 gün geçtiğinden bahisle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
CMR 32. maddesi üç ayrı durum için üç ayrı zamanaşımı başlangıç anı tesbit etmiştir: Kısmi kayıp, hasar ve gecikme durumunda, zamanaşımı teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu gibi durumlarda, kısmen, hasarlı veya geç dahi olsa malların teslimi gerçekleşmemiştir. Bu sebeple teslimin söz konusu olmadığı durumlarda CMR'nin 32/1. maddesinin (a) bendi değil, (c ) bendi uygulanacaktır. Tam kayıp durumunda ise, artık teslimsöz konusu olmadığı için, (a) bendinden farklı bir başlangıç anı esas alınmıştır. Buna göre, bu durumda zamanaşımı, tarafların teslim için kararlaştırılan sürenin dolmasından 30 gün sonra başlar. Taraflar arasında, teslim için herhangi bir süre belirlenmemişse, zamanaşımı, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından itibaren 60 gün geçtikten sonra başlayacaktır.
Bunun dışında kalan bütün diğer durumlarda taşıma sözleşmesinin yapılmasından itibaren üç ay sonra zamanaşımı işlemeye başlayacaktır. Görüldüğü gibi, kayıp, hasar ve gecikme durumunda zamanaşımının başlangıcı için teslim anı veya malların teslim edilmesi gereken an esas alınmıştır. Bu durumda navlun alacağının CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin, somut olayda uygulanması gereken aynı maddenin 1-c bende uyarınca, taşıma sözlemesinin akdedildiği tarihten sonraki 3 aylık dönemin sonunda başlayacaktır. CMR belgelerinin düzenleme tarihleri nazara alındığında bir yıl+ üç aylık sürenin geçmediği anlaşıldığından davalının zamanaşımı savunmasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmübn davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060996300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz