Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15452 E. 2016/369 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçerli icra takibi↗ para borcu↗ yetkisizlik itirazı↗ navlun alacağı↗ navlun bedeli↗ cmr konvansiyonu↗ borca itiraz↗ şirket merkezi mahkemesi↗ cmr↗ navlun↗ sözleşmeden doğan dava↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ teslim↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı navlun alacağı bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda taşıma sözleşmesinin akdedildiği, taşımacının yükü teslim aldığı ve davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli.... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, karayoluyla CMR hükümlerine tabi taşımadan kaynaklı navlun bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Her ne kadar dava konusu alacağın sebebini teşkil eden taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabi ise de CMR Konvansiyonu'nda navlun alacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu yöne ilişkin ihtilaflarda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır. Böylece davalı tarafından her ne kadar taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığına dair savunma yapılmış ise de dosya kapsamında yer alan 20.10.2010 tarihli CMR uluslararası hamule senedi ve 30.09.2010 tarihli faturadan taraflar arasında CMR hükümlerine tabi taşıma ilişkisinin bulunduğu sabit olmakla davalı vekilinin bu yöndeki savunmaları yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki taşıma ilişkisi sabit görüldüğünden bu taşıma ilişkisinden kaynaklı navlun alacağının tahsili hususunda hangi yer mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu yukarıda açıklandığı üzere iç hukuk kuralları uyarınca belirlenecektir. Dava navlun alacağının tahsili istemine ilişkin olup navlun alacağı para borcu olması hasebiyle 818 sayılı BK'nın 73. maddesi gereğince alacaklının ifa zamanında mukim bulunduğu yerde ödenmelidir. HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yerinde de dava ve takip yapılabileceği gözetildiğinde davacının merkezinin bulunduğu .... İcra Müdürlüğü'nde icra takibi yapılmasına ve itirazın iptali davasının .... Mahkemelerinde görülmesine engel bir durum bulunmamaktadır. O halde mahkemece, bu husus gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de; davalı, aleyhine başlatılan icra takibi sırasında borca itirazları yanında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir. İtirazın iptali davasında usulüne uygun biçimde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığı dava şartıdır. Takip borçlusu tarafından borca itirazın yanında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz edilmesi halinde mahkemece öncelikle icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı karara bağlanıp icra müdürülüğünün yetkili olmadığının kabulü halinde ise ortada usulünce başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1674 E. 2012/10916 K.
Ortak:navlun · taşıma sözleşmesi · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Dava, karayoluyla CMR hükümlerine tabi taşımadan kaynaklı «navlun bedelinin» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Her ne kadar dava konusu alacağın «sebebini» teşkil eden taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabi ise de CMR Konvansiyonu'nda «navlun alacağına» ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu yöne ilişkin ihtilaflarda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, araç sürücüsü olan davalı ...'nın, meydana gelen zarardan sorumlu olmasını gerektirir bir «haksız fiilinin» bulunmadığı, dava konusu emtianın davalı tarafça gönderilene hasarlı «teslim» edildiğine ilişkin CMR Konvansiyonu hükümlerine uygun bir bildirim yapılmadığı, dolayısıyla emtianın gönderilene sağlam olarak teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, davacının tazminat isteminin yerinde olmadığı, karşı dava yönünden ise taşıma süresinde gecikme olmadığından «bekleme ücret» talebinin yersiz bulunduğu, CMR hamule senedinde «navlun» ücretinin peşin ödendiğinin yazıldığı, bunun aksinin karşı davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl ve karşılık davanın ayrı ayrı reddine karar verilmişt …
Asıl dava, CMR Konvansiyonu'na tabi «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat istemine, karşı davadaki talep ise «navlun» ücretinin tahsiline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bekleme ücreti · karine · taşıyıcı · haksız fiil · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, araç sürücüsü olan davalı ...'nın, meydana gelen zarardan sorumlu olmasını gerektirir bir «haksız fiilinin» bulunmadığı, dava konusu emtianın davalı tarafça gönderilene hasarlı «teslim» edildiğine ilişkin CMR Konvansiyonu hükümlerine uygun bir bildirim yapılmadığı, dolayısıyla emtianın gönderilene sağlam olarak teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, davacının tazminat isteminin yerinde olmadığı, karşı dava yönünden ise taşıma süresinde gecikme olmadığından «bekleme ücret» talebinin yersiz bulunduğu, CMR hamule senedinde «navlun» ücretinin peşin ödendiğinin yazıldığı, bunun aksinin karşı davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl ve karşılık davanın ayrı ayrı reddine karar verilmişt …
… 02 sayılı bozma ilamında, mahkemece CMR Konvansiyonu'nun 30. maddesi üzerinde durulması, bu maddede yazılı süre ve usul bakımından somut olayın tartışılması, davalı «taşıyıcı» lehine «karine» oluşması halinde karinenin aksini davacının kanıtlayabilme olanağının var olduğunun kabul edilerek davacı delillerinin bu yönden ele alınması gerektiği belirtildiğ …
O halde, mahkemece özellikle davacı tarafından sunulan «hasar» denetim raporu da dikkate alınmak suretiyle davalı «taşıyıcı» lehine CMR Konvansiyonu'nun 30. maddesi kapsamında oluşan karinenin aksinin davacı yanca kanıtlanıp kanıtlanmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5076 E. 2017/7232 K.
Ortak:navlun · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Dava, karayoluyla CMR hükümlerine tabi taşımadan kaynaklı «navlun bedelinin» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Her ne kadar dava konusu alacağın «sebebini» teşkil eden taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabi ise de CMR Konvansiyonu'nda «navlun alacağına» ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu yöne ilişkin ihtilaflarda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; «navlun» ücretini ödemediği halde alacak iddia eden tarafın talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, CMR taşımasına konu emtianın zamanında «teslim» edilmemesi sebebiyle ödenen reklamasyon bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sınırlı sorumluluk · taşıyıcı
Benzer bu karardaMahkemece, davalının CMR’nin 23/5. maddesi uyarınca taşıma ücreti ile «sınırlı sorumlu» olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de CMR’nin 29. maddesi uyarınca «taşıyıcının sınırlı sorumluluktan» yararlanma hakkını yitirmesine ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15452 E. , 2016/369 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2014 tarih ve 2014/509-2014/600 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince davalı aleyhine 30.09.2010 tarihli İstanbul-Dubai arasında yapılan nakliye bedelinin tahsili için faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalının takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İcra Müdürlüğü'nün 2013/4481 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin davamına, davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davaya bakma hususunda.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili ve görevli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı navlun alacağı bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda taşıma sözleşmesinin akdedildiği, taşımacının yükü teslim aldığı ve davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli.... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, karayoluyla CMR hükümlerine tabi taşımadan kaynaklı navlun bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Her ne kadar dava konusu alacağın sebebini teşkil eden taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabi ise de CMR Konvansiyonu'nda navlun alacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu yöne ilişkin ihtilaflarda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır. Böylece davalı tarafından her ne kadar taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığına dair savunma yapılmış ise de dosya kapsamında yer alan 20.10.2010 tarihli CMR uluslararası hamule senedi ve 30.09.2010 tarihli faturadan taraflar arasında CMR hükümlerine tabi taşıma ilişkisinin bulunduğu sabit olmakla davalı vekilinin bu yöndeki savunmaları yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasındaki taşıma ilişkisi sabit görüldüğünden bu taşıma ilişkisinden kaynaklı navlun alacağının tahsili hususunda hangi yer mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu yukarıda açıklandığı üzere iç hukuk kuralları uyarınca belirlenecektir. Dava navlun alacağının tahsili istemine ilişkin olup navlun alacağı para borcu olması hasebiyle 818 sayılı BK'nın 73. maddesi gereğince alacaklının ifa zamanında mukim bulunduğu yerde ödenmelidir. HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yerinde de dava ve takip yapılabileceği gözetildiğinde davacının merkezinin bulunduğu .... İcra Müdürlüğü'nde icra takibi yapılmasına ve itirazın iptali davasının .... Mahkemelerinde görülmesine engel bir durum bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, bu husus gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de; davalı, aleyhine başlatılan icra takibi sırasında borca itirazları yanında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir. İtirazın iptali davasında usulüne uygun biçimde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığı dava şartıdır. Takip borçlusu tarafından borca itirazın yanında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz edilmesi halinde mahkemece öncelikle icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı karara bağlanıp icra müdürülüğünün yetkili olmadığının kabulü halinde ise ortada usulünce başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/216483300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz