Avalist
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1643 E. 2012/8631 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
avalist↗ vekalet ücreti takdiri↗ ticari faiz↗ kefalet↗ kefil↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; senedin ön yüzüne imza atan avalistlerin üstlenmiş oldukları yükümlülük miktarı ile ilgili açıklama yapılmadığı için TTK 612 vd. maddeleri uyarınca her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu 'nun 141. maddesi uyarınca her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduklarını beyan etmiş iseler borçlular arasında teselsülün meydana geleceği, senette avalistler arasında teselsül bulunduğu açıkça yazılmamış ise de, her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olması nedeni ile zımnen avalistlerin teselsülü kabul ettikleri ve teselsülün meydana geldiği, avalistler arasında teselsül bulunduğundan, davacı avalistin ödemiş olduğu borç sebebiyle Borçlar Kanunu 'nun 496 maddesi uyarınca avalist davalılardan hisseleleri oranında talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların kabulü ile, 7.250,00 şer TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( ticari ) faizi ile birlikte anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 6.000,00 TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( ticari ) faizi ile birlikte anılan davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu davalı hakkında fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili ile davalı Ferudun Yılmaz temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Türk Ticaret Kanununun 7. maddesi gereğince, iki veya daha fazla kimse, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça müteselsilen mesul sayılacağına, ticari borçlara kefalet halinde, gerek asıl borçlu ile kefil ve gerek kefiller arasındaki münasebetlerde dahi hüküm böyle olduğuna göre davalı ...'ın tüm temyiz itirazlarının, davalı ... vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davalı ... vekilinin temyizine gelince; davacı vekili dava dilekçesinde her bir davalıdan ayrı ayrı 7.250,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini istemiş; mahkemece davalı ... hakkında açlan davanın kısmen kabulüyle, 6.000,00 TL'nın ödeme tarihi olarak davacı vekilinin kabul etmiş olduğu tarih olan 21.04.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı ... yargılamada vekille temsil edilmiş, hakkındaki dava kısmen kabul, kısmen reddedilmiş olmasına rağmen, anılan davalı yönünden reddedilen 1.250,00 TL'lık kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, anılan davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/468 E. 2014/1777 K.
Ortak:avalist
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; senedin ön yüzüne imza atan «avalistlerin» üstlenmiş oldukları yükümlülük miktarı ile ilgili açıklama yapılmadığı için TTK 612 vd. maddeleri uyarınca her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu 'nun 141. maddesi uyarınca her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduklarını beyan etmiş iseler borçlular arasında teselsülün meydana geleceği, senette avalistler arasında teselsül bulunduğu açıkça yazılmamış ise de, her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olması nedeni ile zımnen avalistlerin teselsülü kabul ettikleri ve teselsülün meydana geldiği, avalistler arasında teselsül bulunduğundan, davacı avalistin ödemiş olduğu borç sebebiyle Borçlar Kanunu 'nun 496 maddesi uyarınca avalist davalılardan hisseleleri oranında talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların kabulü ile, 7.250,00 şer TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 6.000,00 TL' nin 21.04.2009 tari …
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» kararın «yetki» yönünden itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş ise de, istemin dayanağı «bononun» «keşideci» ve «lehdarı» «tacir» olup bunlar bakımından yapılan «yetki sözleşmesi» HMK 17. maddedine göre geçerli ise de tacir olmayan «avalist» bakımından geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığından talep dayanağı senetteki yetki sözleşmesine istinaden mahkemenin itiraz eden avalistler yönünden yetkili ol …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · lehdar · ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati haciz · keşideci · bono · yetki · haciz
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» kararın «yetki» yönünden itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş ise de, istemin dayanağı «bononun» «keşideci» ve «lehdarı» «tacir» olup bunlar bakımından yapılan «yetki sözleşmesi» HMK 17. maddedine göre geçerli ise de tacir olmayan «avalist» bakımından geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığından talep dayanağı senetteki yetki sözleşmesine istinaden mahkemenin itiraz eden avalistler yönünden yetkili ol …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, talebe konu senetteki «yetki sözleşmesine» göre mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati hacze itiraz» edenler vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14175 E. 2013/23542 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz kararda2) Davalı ... vekilinin temyizine gelince; davacı vekili dava dilekçesinde her bir davalıdan ayrı ayrı 7.250,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsilini istemiş; mahkemece davalı ... hakkında açlan davanın kısmen kabulüyle, 6.000,00 TL'nın ödeme tarihi olarak davacı vekilinin kabul etmiş olduğu tarih olan 21.04.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… nan faiz oranları da eklenerek belirlenecek miktarın ana para olarak kabulü ile bu şekilde belirlenecek ana para miktarı üzerinden davalı bankanın başvuru tarihinde «temerrüde» düştüğü nazara alınarak, bu miktara «temerrüt tarihi» olarak kabul edilmesi gereken başvuru tarihinden sonra «avans faizi» oranları uygulanmasına karar verilmek suretiyle davacının, davaya konu mevduat hesaplarından doğan alacağının belirlenmesi gerekirken, sadece uygulanacak faiz oran …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · işlemiş faiz · asıl alacak · temerrüt
Benzer bu kararda… a bütün miktarın dava dışı ... tarafından çekildiği, davalı bankanın kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 218744 sayılı hesapla ilgili 67.993,02 TL «asıl alacak», 55.981,11 TL «işlemiş faiz» olarak toplam 123.974,13 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren aylık mevduat faizi işletilmesine, 407448 sayılı hesapla ilgili olarak 3 …
… nan faiz oranları da eklenerek belirlenecek miktarın ana para olarak kabulü ile bu şekilde belirlenecek ana para miktarı üzerinden davalı bankanın başvuru tarihinde «temerrüde» düştüğü nazara alınarak, bu miktara «temerrüt tarihi» olarak kabul edilmesi gereken başvuru tarihinden sonra «avans faizi» oranları uygulanmasına karar verilmek suretiyle davacının, davaya konu mevduat hesaplarından doğan alacağının belirlenmesi gerekirken, sadece uygulanacak faiz oran …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10370 E. 2013/4938 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz kararda2) Davalı ... vekilinin temyizine gelince; davacı vekili dava dilekçesinde her bir davalıdan ayrı ayrı 7.250,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsilini istemiş; mahkemece davalı ... hakkında açlan davanın kısmen kabulüyle, 6.000,00 TL'nın ödeme tarihi olarak davacı vekilinin kabul etmiş olduğu tarih olan 21.04.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… , mevduat sahibinin, bankaya mevduatının tahsili için başvurduğu tarihe kadar, ilgili mevduata banka tarafından uygulanan faiz oranında, başvuru tarihinden sonra da «avans faiz» oranında olmalıdır.
Bu durumda, mahkemece, davacının davalı bankaya dava tarihinden önce başvurup başvurmadığı, başvurduysa bu tarih belirlenip, bu tarihe kadar mevduat faizi, bu tarihten sonra da «avans faiz» oranı uygulanması suretiyle alacağın belirlenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu kararda… a bütün miktarın dava dışı ... tarafından çekildiği, davalı bankanın kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 218744 sayılı hesapla ilgili 67.993,02 TL «asıl alacak», 55.981,11 TL «işlemiş faiz» olarak toplam 123.974,...
2 benzer karar daha
-
Menfi tespit | Kötü niyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1302 E. 2022/3691 K.
Ortak:avalist · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; senedin ön yüzüne imza atan «avalistlerin» üstlenmiş oldukları yükümlülük miktarı ile ilgili açıklama yapılmadığı için TTK 612 vd. maddeleri uyarınca her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu 'nun 141. maddesi uyarınca her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduklarını beyan etmiş iseler borçlular arasında teselsülün meydana geleceği, senette avalistler arasında teselsül bulunduğu açıkça yazılmamış ise de, her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olması nedeni ile zımnen avalistlerin teselsülü kabul ettikleri ve teselsülün meydana geldiği, avalistler arasında teselsül bulunduğundan, davacı avalistin ödemiş olduğu borç sebebiyle Borçlar Kanunu 'nun 496 maddesi uyarınca avalist davalılardan hisseleleri oranında talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların kabulü ile, 7.250,00 şer TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 6.000,00 TL' nin 21.04.2009 tari …
Davalı ... yargılamada vekille «temsil» edilmiş, hakkındaki dava kısmen kabul, kısmen reddedilmiş olmasına rağmen, anılan davalı yönünden reddedilen 1.250,00 TL'lık kısım için davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, anılan davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dava konusu «bononun» «keşidecisinin» dava dışı ..., «avalistlerin» davacılar ... ile ..., «lehtarın» davalı ..., ilk «cirantanın» dava dışı ..., ikinci cirantanın davacı ..., üçüncü cirantanın davacı ... ve sonraki cirantanın ise dava dışı ...olduğu, davacılardan ... ve ...’in dava konusu senedin arka yüzünde imzaları bulunan cirantalar olduğu, senette lehtar cirosunun bulunmadığı ve davalı lehtarın bu şahıslara başvurarak senetten dolayı alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle mahkemece davacılar ... ve ... bakımından davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, 6102 sayılı TTK'nın 702/1 maddesi uyarınca «aval» veren kişi, kimin için «taahhüt» altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olacağından, bononun ön yüzünde imzası bulunan avalist konumunda olan davacılar ... ile ...’nun senet borcunun ödenmesinden davalı lehtara karşı «müteselsilen sorumlu» olmaları sebebiyle davanın bu kişiler yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «lehdarı» davalı, «avalistleri» ... ile ..., «cirantaları» ... ve ..., «keşidecisi» de ... olan 43.000,00 TL tutarlı «bonoya» dayalı 23.679,95 TL için yapılan icra takibi nedeniyle avalistler ve cirantalar tarafından açılan menfi tesbit davasıdır.
… açtıkları dava red edilen davacılar ... ve ...'dan ayrı ayrı maktu red karar ve ilam harcı tahsiline karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde «harç» yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. b) Bozma öncesi verilen 23.06.2016 tarihli kararda davacılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne, adı geçenler lehine 5.080,00 TL «vekalet ücretine» hükmedilmiş olup, bu davacılar yönünden davalının temyiz itirazları red edilmekle vekalet ücreti açısından davalı lehine «usuli kazanılmış hak» doğduğu halde bozmadan sonra hüküm fıkrasının 6-a bendi ile davalı aleyhine 6.390,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aval · lehdar · ciranta · usuli kazanılmış hak · lehtar · müteselsil sorumluluk · kazanılmış hak · keşideci
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dava konusu «bononun» «keşidecisinin» dava dışı ..., «avalistlerin» davacılar ... ile ..., «lehtarın» davalı ..., ilk «cirantanın» dava dışı ..., ikinci cirantanın davacı ..., üçüncü cirantanın davacı ... ve sonraki cirantanın ise dava dışı ...olduğu, davacılardan ... ve ...’in dava konusu senedin arka yüzünde imzaları bulunan cirantalar olduğu, senette lehtar cirosunun bulunmadığı ve davalı lehtarın bu şahıslara başvurarak senetten dolayı alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle mahkemece davacılar ... ve ... bakımından davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, 6102 sayılı TTK'nın 702/1 maddesi uyarınca «aval» veren kişi, kimin için «taahhüt» altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olacağından, bononun ön yüzünde imzası bulunan avalist konumunda olan davacılar ... ile ...’nun senet borcunun ödenmesinden davalı lehtara karşı «müteselsilen sorumlu» olmaları sebebiyle davanın bu kişiler yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «lehdarı» davalı, «avalistleri» ... ile ..., «cirantaları» ... ve ..., «keşidecisi» de ... olan 43.000,00 TL tutarlı «bonoya» dayalı 23.679,95 TL için yapılan icra takibi nedeniyle avalistler ve cirantalar tarafından açılan menfi tesbit davasıdır.
… hükmüne uyulan bozma kararı gereğince karar verilmiş olmasına, Mahkemenin 23.06.2016 tarihli kararının, davacılar ... ve ...'in davalıya yönelik talepleri yönünden «usuli kazanılmış hak» teşkil etmesine göre davacılar ... ve Muhammed Kuru ile davalının aşağıda yazılı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
… açtıkları dava red edilen davacılar ... ve ...'dan ayrı ayrı maktu red karar ve ilam harcı tahsiline karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde «harç» yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. b) Bozma öncesi verilen 23.06.2016 tarihli kararda davacılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne, adı geçenler lehine 5.080,00 TL «vekalet ücretine» hükmedilmiş olup, bu davacılar yönünden davalının temyiz itirazları red edilmekle vekalet ücreti açısından davalı lehine «usuli kazanılmış hak» doğduğu halde bozmadan sonra hüküm fıkrasının 6-a bendi ile davalı aleyhine 6.390,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli bulunmamıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1299 E. 2022/972 K.
Ortak:avalist
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; senedin ön yüzüne imza atan «avalistlerin» üstlenmiş oldukları yükümlülük miktarı ile ilgili açıklama yapılmadığı için TTK 612 vd. maddeleri uyarınca her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu 'nun 141. maddesi uyarınca her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduklarını beyan etmiş iseler borçlular arasında teselsülün meydana geleceği, senette avalistler arasında teselsül bulunduğu açıkça yazılmamış ise de, her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olması nedeni ile zımnen avalistlerin teselsülü kabul ettikleri ve teselsülün meydana geldiği, avalistler arasında teselsül bulunduğundan, davacı avalistin ödemiş olduğu borç sebebiyle Borçlar Kanunu 'nun 496 maddesi uyarınca avalist davalılardan hisseleleri oranında talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların kabulü ile, 7.250,00 şer TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 6.000,00 TL' nin 21.04.2009 tari …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacının «zamanaşımına» uğramış senede dayandığı, «lehtar» ile «avalist» arasında «temel ilişki» olmadığından davalı avalist ...’dan alacak isteminde bulunamayacağı, davacının, davalı ...’a senedi bizzat verdiğini dava konusu 7.500,00 Euro’luk senedin davacı tarafından nakit olarak ödendiğine ve bu hususların bizzat görüldüğünü ifade eden tanık Ummahan ile 7.500,00 Euro’luk «bono» yapıldığına ve davalıların borcu ödenmediğini belirten tanık Necip’in beyanlarının mahkemece esas alındığı, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının liki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temel ilişki · lehtar · bono · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacının «zamanaşımına» uğramış senede dayandığı, «lehtar» ile «avalist» arasında «temel ilişki» olmadığından davalı avalist ...’dan alacak isteminde bulunamayacağı, davacının, davalı ...’a senedi bizzat verdiğini dava konusu 7.500,00 Euro’luk senedin davacı tarafından nakit olarak ödendiğine ve bu hususların bizzat görüldüğünü ifade eden tanık Ummahan ile 7.500,00 Euro’luk «bono» yapıldığına ve davalıların borcu ödenmediğini belirten tanık Necip’in beyanlarının mahkemece esas alındığı, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının liki …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1643 E. , 2012/8631 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2010 tarih ve 2009/516-2010/570 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ile davalı .... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ (14510) TL'nın altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı İzmir Projeksiyon Merkezi, Fotoğrafçılık Elektronik Reklamcılık, Kırtasiye Sanayi Ticaret Ltd. Şti. nin ortakları olduğunu, şirketin 22.10.2005 vade tarihli senetle 65.000,00 TL borçlandığını, alacaklının İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2006/6658 sayılı takip dosyası ile alacağının tahsilini sağlamak amacıyla şirket ve şirket ortaklarının tamamının aval vermiş olmaları nedeni ile aleyhlerine takip yürütüldüğünü, icra dosyasına müvekkili tarafından 29.000,00 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, diğer müteselsil borçlu davalılardan payları oranında yani her davalıdan ayrı ayrı 7.250,00 TL nin ödeme tarihinden itibaren avans (ticari) faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konus kambiyo senedine aval verdiğini, TTK'nun 636/1 hükmü uyarınca davacının senet nedeni ile yaptığı ödeme için lehine taahhüt altına girdiği şirkete karşı davayı yöneltebileceğini, avalistler arasında müteselsil borç ilişkisinin bulunmadığını, dolayısıyla aval verilen senet nedeni ile yapılan ödemeden dolayı müvekkiline rücu etmesinin mümkün bulunmadığını, Borçlar Kanunu 141 ve 142 maddesinde yapılan düzenlemelerin avalistler arasında uygulanmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu takip dosyası için 5.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkili ile lehine aval verdiği hamili arasındaki avalden kaynaklanan borç ilişkisinin sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Ferudun Yılmaz, dava dışı senet borçlusu şirketteki hisselerini devrettiğinden devirden sonra tahakkuk edilen borçlardan sorumlu tutulamayacağını, davacının ödediğini iddia ettiği tutarın tarafından istenmesinin mümkün bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, avalin müstakil bir borç doğurması nedeni ile kimin lehine aval veriliyor ise o kişi ile avalist arasında iç borç ilişkisi doğduğunu, hamil ve avalist arasında doğrudan ve bağımsız bir borç ilişkisi doğduğunu, bu nedenlerle aynı derecedeki avalistler arasında hiç bir hukuki bağ bulunmadığını, aynı seviyedeki avalistler arasında müteselsil bir borç ilişkisi doğmayacağını ve avalistler arasında halafiyet ve rücunun da söz konusu bulunmadığını, ödeme yapan avalistin lehine aval verdiği keşideciye müracaat edeceğini, avalistler arasında teselsül ilişkisi bulunmadığından müvekkiline dava yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; senedin ön yüzüne imza atan avalistlerin üstlenmiş oldukları yükümlülük miktarı ile ilgili açıklama yapılmadığı için TTK 612 vd. maddeleri uyarınca her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu 'nun 141. maddesi uyarınca her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduklarını beyan etmiş iseler borçlular arasında teselsülün meydana geleceği, senette avalistler arasında teselsül bulunduğu açıkça yazılmamış ise de, her bir avalistin borcun tamamından sorumlu olması nedeni ile zımnen avalistlerin teselsülü kabul ettikleri ve teselsülün meydana geldiği, avalistler arasında teselsül bulunduğundan, davacı avalistin ödemiş olduğu borç sebebiyle Borçlar Kanunu 'nun 496 maddesi uyarınca avalist davalılardan hisseleleri oranında talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davalılar ...
ve ... hakkında açılan davaların kabulü ile, 7.250,00 şer TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( ticari ) faizi ile birlikte anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 6.000,00 TL' nin 21.04.2009 tarihinden itibaren avans ( ticari ) faizi ile birlikte anılan davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu davalı hakkında fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili ile davalı Ferudun Yılmaz temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Türk Ticaret Kanununun 7. maddesi gereğince, iki veya daha fazla kimse, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça müteselsilen mesul sayılacağına, ticari borçlara kefalet halinde, gerek asıl borçlu ile kefil ve gerek kefiller arasındaki münasebetlerde dahi hüküm böyle olduğuna göre davalı ...'ın tüm temyiz itirazlarının, davalı ... vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davalı ... vekilinin temyizine gelince; davacı vekili dava dilekçesinde her bir davalıdan ayrı ayrı 7.250,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini istemiş; mahkemece davalı ... hakkında açlan davanın kısmen kabulüyle, 6.000,00 TL'nın ödeme tarihi olarak davacı vekilinin kabul etmiş olduğu tarih olan 21.04.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı ... yargılamada vekille temsil edilmiş, hakkındaki dava kısmen kabul, kısmen reddedilmiş olmasına rağmen, anılan davalı yönünden reddedilen 1.250,00 TL'lık kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, anılan davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ...
yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın tüm temyiz itirazlarının, davalı ... vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının (HÜKÜM) bölümünün 8 numaralı bendinden sonra gelmek üzere 9. bent olarak “Davalı ... vekil ile temsil edilmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,” ibarelerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 89,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Ferudun Yılmaz'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine, 23/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059819700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz