6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1957 E. 2012/8438 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicili tacir cy/cy kaydı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 29.05.1998 tarihli tıbbi gereçler alanında 9, 10 ve 11. sınıfta “Bilim Tıbbi Tahlil Laboratuarı” ibareli markası bulunduğu ve İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’na “Bilim” ibaresi ile 10.01.1996 tarihinde kaydolduğu, davalının ticaret siciline tacir kaydının 25.03.1999 tarihi olduğu, ancak davalının Sağlık Bakanlığı’ndan aldığı 31.12.1991 tarihli laboratuar ruhsat belgesinde “Bilim Tıbbi Tahlil Laboratuarı” adı ile çalışma izni verildiği, bu tarihten öncesine dayalı davacı belgelerinde “Bilim” ibaresinin yer almadığı, dolayısıyla davacının öncelik hakkı bulunmadığı, davacının tescilsiz marka kullanımı olduğu halde tıbbi tahlil hizmetleri bakımından markasını tescil ettirmediği, davalının 2006 yılında marka tescilinden önceki tarihlerde başlayan tescilsiz kullanımı tespit edilmişse de bu durumun davalı markasının hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği, davalının 1991 tarihinde bu adı kullanmaya başladığı, tarafların birbirlerine müdahale edemeyecekleri ve katlanmak durumunda oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, davacı dava dilekçesinde davalı markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.Bunun dışında başkaca bir talebi bulunmamaktadır. Buna rağmen, mahkemece hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesinin yanı sıra gerekçe kısmında “Bu durumda, birbirlerine müdahale edemeyecekleri ve katlanmak durumunda oldukları anlaşılmaktadır” şeklinde, davacının da söz konusu markayı kullanabileceği anlamında yorumlanabilecek ibareler kullanılarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan Kanunun 438/7. maddesi uyarınca bu yönden davalı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10271 E. 2011/6309 K.

    Ortak:Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14198 E. 2012/362 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü | Marka tecavüzü | Haksız rekabet | Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3682 E. 2020/1190 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/1957 E.  ,  2012/8438 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/11/2010 tarih ve 2009/38-2010/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 1984 yılından beri tıbbi teknik hizmeti sunduğunu, “Bilim Tıbbi Laboraturı” adı ile adi şirket olarak faaliyete başlayıp 10.01.1996 tarihinde tüzel kişi sıfatı aldıklarını, 29.05.1998 tarihli “Bilim Tıbbi Laboratuar” ibareli 9, 10 ve 11. sınıflarda markanın sahibi olduklarını, davalının da 2006 yılında 44. sınıfta “Bilim Laboratuarları+şekil” markasını tescil ettirdiği, müvekkilinin ticaret unvanı ve marka sahibi olarak öncelik hakkının bulunduğunu ileri sürerek, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b,8/3,8/5 ve 35. maddeleri uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğü ve terkinini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin Sağlık Bakanlığı’ndan 1991 yılında işyeri ruhsatını “Bilim Tıbbi Tahliller Laboratuarı” olarak almış olduğunu ve kullandığını, 25.03.1999 tarihinde İzmir Ticaret Sicil Memurluğu’nda “Bilim Tıbbi Tahliller Laboratuarı” olarak unvan kaydı yaptırdığını,“Bilim Laboratuarı+şekil” markasını 25.05.2006 tarihinde 44. sınıfta tescil ettirdiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 29.05.1998 tarihli tıbbi gereçler alanında 9, 10 ve 11. sınıfta “Bilim Tıbbi Tahlil Laboratuarı” ibareli markası bulunduğu ve İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’na “Bilim” ibaresi ile 10.01.1996 tarihinde kaydolduğu, davalının ticaret siciline tacir kaydının 25.03.1999 tarihi olduğu, ancak davalının Sağlık Bakanlığı’ndan aldığı 31.12.1991 tarihli laboratuar ruhsat belgesinde “Bilim Tıbbi Tahlil Laboratuarı” adı ile çalışma izni verildiği, bu tarihten öncesine dayalı davacı belgelerinde “Bilim” ibaresinin yer almadığı, dolayısıyla davacının öncelik hakkı bulunmadığı, davacının tescilsiz marka kullanımı olduğu halde tıbbi tahlil hizmetleri bakımından markasını tescil ettirmediği, davalının 2006 yılında marka tescilinden önceki tarihlerde başlayan tescilsiz kullanımı tespit edilmişse de bu durumun davalı markasının hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği, davalının 1991 tarihinde bu adı kullanmaya başladığı, tarafların birbirlerine müdahale edemeyecekleri ve katlanmak durumunda oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, davacı dava dilekçesinde davalı markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.Bunun dışında başkaca bir talebi bulunmamaktadır. Buna rağmen, mahkemece hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesinin yanı sıra gerekçe kısmında “Bu durumda, birbirlerine müdahale edemeyecekleri ve katlanmak durumunda oldukları anlaşılmaktadır” şeklinde, davacının da söz konusu markayı kullanabileceği anlamında yorumlanabilecek ibareler kullanılarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan Kanunun 438/7. maddesi uyarınca bu yönden davalı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle gerekçedeki “Bu durumda, birbirlerine müdahale edemeyecekleri ve katlanmak durumunda oldukları anlaşılmaktadır” şeklindeki cümlenin gerekçeden çıkartılmasına ve kararın değinilen bu yönler düzeltilmiş hali ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059810100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.