Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/14198 E. 2012/362 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ ortalama tüketici↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı adına tescilli marka ile dava dışı 3. kişi adına tescilli markanın emtia sınıfları farklı ise de, davalının gerek işletme adı ve ticaret unvanı gerekse de markasal olarak kullandığı “Bilim Laboratuvarı” ibaresinin davacı adına tescilli markanın tıbbi müstahzarlar emtiasının kullanma kapsamında kaldığı, bu nedenle tıbbi alanda hizmet alan ortalama tüketicinin nezdinde iltibasa yol açmasının muhtemel olduğu, davalının bu surette kullanımının davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, dava dışı
./...
2011/14198
2012/362
S:2
marka sahibinin davalıya lisans sözleşmesi ile markayı kullanma yetkisi verdiğine dair bir belge ibraz edilmediğinden davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, ayrıca davalının işletme adının ve ticaret unvanının tescilli olmadığı, zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının “bilim+şekil” ibareli tescilli markasına davalının tecavüzünün tespiti ile iş yeri levhasında ve tanıtım materyallerinde “bilim” ibaresinin markasal olarak kullanmasının önlenmesine, 5.000 TL manevi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 24.05.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10271 E. 2011/6309 K.
Ortak:ticaret unvanı · ortalama tüketici · zamanaşımı · ibraz · iltibas · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı adına tescilli marka ile dava dışı 3. kişi adına tescilli markanın emtia sınıfları farklı ise de, davalının gerek işletme adı ve «ticaret unvanı» gerekse de markasal olarak kullandığı “Bilim Laboratuvarı” ibaresinin davacı adına tescilli markanın tıbbi müstahzarlar emtiasının kullanma kapsamında kaldığı, bu nedenle tıbbi alanda hizmet alan «ortalama tüketicinin» nezdinde «iltibasa» yol açmasının muhtemel olduğu, davalının bu surette kullanımının davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, dava dışı ./...
2011/14198 2012/362 S:2 marka sahibinin davalıya lisans sözleşmesi ile markayı kullanma yetkisi verdiğine dair bir belge «ibraz» edilmediğinden davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, ayrıca davalının işletme adının ve «ticaret unvanının» tescilli olmadığı, «zamanaşımı» itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının “bilim+şekil” ibareli tescilli markasına davalının tecavüzünün tespiti ile iş yeri l …
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli marka ile dava dışı 3. kişi adına tescilli markanın emtia sınıfları farklı ise de, davalının gerek işletme adı ve «ticaret unvanı» gerekse de markasal olarak kullandığı “Bilim Laboratuvarı” ibaresinin davacı adına tescilli markanın tıbbi müstahzarlar emtiasının kullanma kapsamında kaldığı, bu nedenle tıbbi alanda hizmet alan «ortalama tüketicinin» nezdinde «iltibasa» yol açmasının muhtemel olduğu, davalının bu surette kullanımının davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, dava dışı marka sahibinin davalıya lisans sözleşmesi ile markayı kullanma yetkisi verdiğine dair bir belge «ibraz» edilmediğinden davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, ayrıca davalının işletme adının ve ticaret unvanının tescilli olmadığı, resmi birimlerce «ilan» yapılmadığı, çok tanınan ya da birçok şubesi olan bir iş yeri olmadığı, davacının, davalının söz konusu ibareyi kullandığından baştan itibaren haberdar olduğu yolunda belge sunulmadığı, «zamanaşımı» itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının “bilim+şekil” ibareli tescilli markasına davalının tecavüzün tespiti ile iş yeri levhasında ve tanıtım materyallerinde “bilim” ibaresini markasal olarak kullanmasının önlenmesine, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · dosya masrafı · yasal faiz · ilan
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli marka ile dava dışı 3. kişi adına tescilli markanın emtia sınıfları farklı ise de, davalının gerek işletme adı ve «ticaret unvanı» gerekse de markasal olarak kullandığı “Bilim Laboratuvarı” ibaresinin davacı adına tescilli markanın tıbbi müstahzarlar emtiasının kullanma kapsamında kaldığı, bu nedenle tıbbi alanda hizmet alan «ortalama tüketicinin» nezdinde «iltibasa» yol açmasının muhtemel olduğu, davalının bu surette kullanımının davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, dava dışı marka sahibinin davalıya lisans sözleşmesi ile markayı kullanma yetkisi verdiğine dair bir belge «ibraz» edilmediğinden davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, ayrıca davalının işletme adının ve ticaret unvanının tescilli olmadığı, resmi birimlerce «ilan» yapılmadığı, çok tanınan ya da birçok şubesi olan bir iş yeri olmadığı, davacının, davalının söz konusu ibareyi kullandığından baştan itibaren haberdar olduğu yolunda belge sunulmadığı, «zamanaşımı» itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının “bilim+şekil” ibareli tescilli markasına davalının tecavüzün tespiti ile iş yeri levhasında ve tanıtım materyallerinde “bilim” ibaresini markasal olarak kullanmasının önlenmesine, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, dava «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalının, 1984 yılından dava tarihine kadar Bilim Tıbbi Tahlil Laboratuvarı adı ile faaliyette bulunduğu, söz konusu ad üzerinde emek sarf ederek, «masraf» ve yatırımlar yaparak ticari çevrelerde tanıtmak suretiyle kendisine ait yeni bir değer oluşturduğu, davalı ile aynı ilçede ve mahkemece de kabul edildiği gibi ayn …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1957 E. 2012/8438 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili · tacir · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… fta “Bilim Tıbbi Tahlil Laboratuarı” ibareli markası bulunduğu ve İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’na “Bilim” ibaresi ile 10.01.1996 tarihinde kaydolduğu, davalının «ticaret siciline» «tacir» «kaydının» 25.03.1999 tarihi olduğu, ancak davalının Sağlık Bakanlığı’ndan aldığı 31.12.1991 tarihli laboratuar ruhsat belgesinde “Bilim Tıbbi Tahlil Laboratuarı” adı ile çal …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1193 E. 2023/4894 K.
Ortak:ticaret unvanı · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı adına tescilli marka ile dava dışı 3. kişi adına tescilli markanın emtia sınıfları farklı ise de, davalının gerek işletme adı ve «ticaret unvanı» gerekse de markasal olarak kullandığı “Bilim Laboratuvarı” ibaresinin davacı adına tescilli markanın tıbbi müstahzarlar emtiasının kullanma kapsamında kaldığı, bu nedenle tıbbi alanda hizmet alan «ortalama tüketicinin» nezdinde «iltibasa» yol açmasının muhtemel olduğu, davalının bu surette kullanımının davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, dava dışı ./...
2011/14198 2012/362 S:2 marka sahibinin davalıya lisans sözleşmesi ile markayı kullanma yetkisi verdiğine dair bir belge «ibraz» edilmediğinden davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, ayrıca davalının işletme adının ve «ticaret unvanının» tescilli olmadığı, «zamanaşımı» itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının “bilim+şekil” ibareli tescilli markasına davalının tecavüzünün tespiti ile iş yeri l …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 116495 sayılı "Bilim+Şekil" ibareli markanın sahibi olduğunu, "Bilim" ibaresini 1953 yılından beri «ticaret unvanının» ayırt edici unsuru olarak kullandığını ve söz konusu ibareyi tıp ve sağlık sektöründe maruf hale getirdiğini, davalı şirketçe yapılan 2017/57355 sayılı “BİLİM işitme merkezleri anlamak için + Şekil” ibareli marka başvurusuna, önceki tarihli markaya ve ticaret unvanına «iltibas» ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın TPMK YİDK tarafından markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığından bahisle …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında yer alan işaretlerin benzer olduğu ancak dava konusu markaların tescilli olduğu emtiaların farklı bulunduğu, bu nedenle dava konusu markalar arasında «iltibas» ihtimali olmadığı, davacının tanınmış marka iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/14198 E. , 2012/362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.02.2009 gün ve 2006/460 - 2009/39 sayılı kararı bozan Daire’nin 24.05.2011 gün ve 2009/10271 - 2011/6309 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yaklaşık 52 yıldır sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, kuruluşundan beri kullandığı “bilim” markasını 1980 yılında tescil ettirdiğini, söz konusu markanın ilgili sektörde tanındığını ve müvekkili ile bütünleştiğini, müvekkiline ait markanın davalı tarafından kullanılmasının 556 sayılı KHK'nin 9/2. maddesine aykırı olduğunu, bir sağlık çalışanı olan davalının müvekkiline ait tanınmış markayı kullanmasının kötüniyetli olduğunu, davalının haksız kazanç sağladığını ve tüketicileri yanılttığını ileri sürerek, davalının müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesine, kararın ilanına, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “Bilim Laboratuvarı” ibareli marka sahibinden aldığı izin ile kullandığını, anılan markanın sahibi olmayan davacının dava açma hakkının bulunmadığını, ayrıca davanın markanın tescilli sahibi aleyhine açılmasının gerektiğini, müvekkilinin Bilim Tıbbi tahlil adını 1984 yılından beri kullandığını, marka tescilinin ise 8 yıl önce yapıldığını, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını, Bilim Laboratuvarı'nın işletme adı olarak kullanıldığını, markasal kullanımın olmadığını, davacı ile davalının iştigal konularının farklı olduğunu, davaya konu mal ve hizmetlerin alıcıları da gözetildiğinde iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı adına tescilli marka ile dava dışı 3. kişi adına tescilli markanın emtia sınıfları farklı ise de, davalının gerek işletme adı ve ticaret unvanı gerekse de markasal olarak kullandığı “Bilim Laboratuvarı” ibaresinin davacı adına tescilli markanın tıbbi müstahzarlar emtiasının kullanma kapsamında kaldığı, bu nedenle tıbbi alanda hizmet alan ortalama tüketicinin nezdinde iltibasa yol açmasının muhtemel olduğu, davalının bu surette kullanımının davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, dava dışı
./...
2011/14198
2012/362
S:2
marka sahibinin davalıya lisans sözleşmesi ile markayı kullanma yetkisi verdiğine dair bir belge ibraz edilmediğinden davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, ayrıca davalının işletme adının ve ticaret unvanının tescilli olmadığı, zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının “bilim+şekil” ibareli tescilli markasına davalının tecavüzünün tespiti ile iş yeri levhasında ve tanıtım materyallerinde “bilim” ibaresinin markasal olarak kullanmasının önlenmesine, 5.000 TL manevi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 24.05.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 19.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
43,90 KDH
38,20 KDPH
05,70 KDBH
203,00 Ceza
20.01.2012 - HK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021839100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz