Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/422 E. 2012/8648 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla ... ile ...'nun ayrı kişi olduğu, ...'un bir kısım hesaplarını ... adıyla açtığı yolunda delil elde edilemediğinden dava dışı banka çalışanları hakkında beraat kararı verildiği, böylece ... ile ...'nun aynı kişi olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak dinlenen davacı tanıkları ile hem davacı tanığı hem de davaya konu hesap özetinde imzası olan ...'ın, ... ve ...'nun aynı kişiler olduğunu, ...'un Çırçır fabrikalarının bulunduğunu, bu nedenle Çırçıroğlu lakabını kullandığını, davaya konu hesabı da vergiden kaçmak ve ailesinden gizlemek amacıyla bu lakapla hesap açtırmış olabileceğini beyan ettikleri, davaya konu hesap cüzdanının davacılarda olması ve hesaptaki paranın uzun süredir 3. kişiler tarafından aranmadığı, olguları değerlendirildiğinde ... ile ...'nun aynı kişi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4311 E. 2023/5057 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiyenin kapanması · münfesihlik · resen terkin · yeniden tescil · re'sen terkin · sermaye artırımı · şirketin ihyası · şirket müdürü
Benzer bu karardaCEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkil kurumun «ihyası» istenen şirketin terkinini yaparken ilgili yasa ve yönetmeliğine uygun davrandığını, dava konusu şirket «sermaye artırımına» gitmemesi nedeniyle «münfesih» duruma düştüğünü, bu sebeple münfesih olan şirkete 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereği usulüne uygun «ihtar» yollandığı ve tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmesini aksi halde «ticaret sicil» kayıtlarından unvanın silineceği ihtar edildiği buna rağmen şirketin bir cevap vermediği 14.10.2014 tarihinde yasa gereği sicilden «resen terkinin» yapıldığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/185 E. davasının açıldığını ancak davalı şirketin «resen terkin» edildiğinin anlaşıldığını, kurum zararına ilişkin alacak davasının devam edebilmesi ve davalı şirkete gerekli «tebligat» işlemlerini yapabilmeleri için taraf teşkili sağlanması için yerel mahkemece davalı «şirketin ihya» edilmesi için dava açmak üzere süre verildiğini ve bu süre içerisinde iş bu davayı açarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına «münhasır» olarak şirketin «yeniden tescili» talebi ile iş bu davanın açılıp görülmesinin mümkün olduğunu, davacının şirket aleyhine açtığı dava sonuçlanmadığına göre tasfiyenin eksik yapıldığnı, «ihya» davasının şirketin aktif hale gelmesi için değil, söz konusu hukuk davasına münhasır olmak üzere davanın sonuçlandırılması ve sonrasında tasfiyenin tamamlanmasını temin için açıldığını, söz konusu 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde ihya davasını açabilecek kişiler sayılmış olup bunlar arasında alacaklıların da bulunduğunu, iş mahkemesinde görülecek dava sonucunda davacının ilgili şirketten alacaklı olup olmadığı belirlenecek olup ihya söz konusu yargılamada taraf teşkilinin sağlanabilmesi için gerekli olduğu, gerekçesiyle davanın kabulü ile bu dava ve kararın «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına, ...'nün 832 sicil numarasına kayıtlı "Çelik Çırçır Ltd.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Patent Hakkına Tecavüzün Tespiti, Meni ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/115 E. 2023/3170 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kullanım hatası · ticari itibar · hakkaniyet · denetime elverişlilik · ispat yükü · kâr kaybı · ihtar · fatura
Benzer bu kararda… arın icadından beri de elyaf ve çekirdek ayırma işlevini makinanın içinde davacının patentini aldığını iddia ettiği bıçakların yaptığını, davacının patent belgesini «ibraz» etmesinin zorunlu olduğunu, sunulan faturadan anlaşılacağı üzere «fatura» tarihi dikkate alındığında davacının patent belgesi tarihinden çok önce piyasada bıçak üretildiğini, davalı şirketin bu bıçakları satın aldığı gibi restore etmek sureti ile yıllarca kullanılmasını da sağladığını, bıçaklarda «kullanma hatası» olmadığı sürece restorasyana tabi tutularak ömrünü uzatmanın mümkün olup davalı firmanın ithal bıçakları tercih ettiğini, davacının patentini aldığını iddia ettiği bıçakların davalı tarafından imal edilmediği gibi davacıdan alınan bıçakları kalite yönünden beğenmediklerini ve ithal bıçak tercih ettiklerini, davalının sıfırdan fabrika kurmakta olup makinaların bütün parçalarını imal ettiği için işletme içerisinde zaman ve yer «kaybını» sebebiyet vermemek adına sarf malzemeleri yan sanayiden tedarik ettiğini, imalat bandının içinde bıçaklar olmadığını, yan sanayi olarak ithal bıçakları tercih etti …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporda çok temel eksiklikler olup «denetime elverişli» olmadığını, mahkemenin yeni bir rapor alma yoluna gitmeden denetime elverişli olmadığı açık, çelişkili rapora göre karar oluşturmasının usul, hukuk ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, sundukları özel mütalanın da rapordaki ve hükümdeki eksiklikleri ortaya serdiğini, raporda bıçakların üretim yönteminin karşılaştırılmadığını, raporda malzeme farklılığının müvekkilin usulündeki üretim adımlarından ayrışmaya nasıl yol açtığının izah edilmediğini, davada usul patenti söz konusu olduğu için davalının hangi üretim adımlarıyla kendi ürününü ürettiğini açıklaması ve müvekkilin patentindeki üretim usulünden farklılaştığını kendisinin kanıtlaması gerektiğini, davacı patentindeki üretim usulünün davalı ürününde uygulanıp uygulanmadığı üzerinde yoğunlaşılması gerekirken fiili kullanımların çelik, sertlik, karbon değerleri üzerine yoğunlaşıldığını, usul patentinde «ispat yükünün» davalıda olduğunu ve davalının farklı usulle üretim yaptığını ispatlayamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… nedeni ile davalının davacıdan satın aldığı çırçır bıçaklarını taklit etmek suretiyle üretmeye ve satmaya başladığını, görsel ve teknik açılardan birebir benzerlik «taşıyan» ve satın alıcıyı yanıltacak biçimde kopyası üretilen bu ürünün üretiminin ancak lisans hakkının tanınması ile yapılabileceğini, davalıya bu ürünün üretimine «son» vermesi adına noter aracılığı ile «ihtar» çekildiğini ancak davalı tarafından «ihtarnameye» karşı yapılan cevapta ürettikleri bıçağın farklı olduğunun savunulduğunu ancak davalının eyleminin 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (551 sayılı KHK) gereği davacının patent hakkına tecavüz teşkil ettiğini, hedef kitlenin aynı olması nedeniyle yaşanılan bu durumun kafa karışıklığına neden olduğunu ve davalının haksız kazanç elde ettiğini, ayrıca davacı firmanın «ticari itibarına» sekte vurduğunu ileri sürerek davalının üretiminin patent hakkına tecavüz olup olmadığının tespiti ile bu üretimin engellenmesine, üretimde kullanılan cihazlara el …
… lı KHK'nın 84 üncü maddesinin ikinci fıkrasında açıkça, patent konusunun yeni ürün veya maddelerin elde edilmesine ilişkin bir usul olması halinde, aynı özellikleri «taşıyan» her ürün ve maddenin patent verilmiş buluş konusu usule göre elde edilmiş olduğunun kabul edileceği ve aksini savunan kişinin bunu ispatla yükümlü olduğu ifade edilmiş ve davacı yan bu maddeye dayalı olarak «ispat yükünün» davalı tarafta olduğunu iddia etse de, 01.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacıya ait patent belgesinin pamuk çırçır makinelerinin ayna …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/409 E. 2013/4980 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname · gecikme faizi · acentelik sözleşmesi · maddi hata · acentelik · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının «acentelik sözleşmesi» feshedildiği için «zeyilname» düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alacağın 1.947,76 TL'lik kısmının 31.08.2007, 14.910,...
… ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davaya konu miktarın vergi aslı ve gecikme faizinden oluşması karşısında bozma ilamında geçen “vergi cezası” ifadesinin «maddi hata» sonucu yazıldığı, bu ifadenin “«gecikme faizi»” şeklinde anlaşılması ve buna göre bozma ilamında değerlendirilmesi istenen «kusur» durumuna ilişkin incelemenin “gecikme faizi” yönünden yapılması gerekmekle, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeye …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17477 E. 2013/15548 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/422 E. , 2012/8648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29/07/2010 tarih ve 2009/5-2010/289 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ... mirasçıları olduğunu, murisin sağlığında Şekerbank Nazilli Şubesinde kendi adına bir çok değişik hesaplar açtığı gibi, ... namı müstear adıylada değişik hesaplar açtığını, davalı bankaca ... ve namı müstear ... adına açtırdığı hesaplar için banka cüzdanları ve bu hesapları gösterir değişik belgelerin murise verildiğini, davalı bankaca ...' un ölümünden sonra "..." adına olan hesaplardaki paralar mirasçılara ödendiği halde, namı müstear ... adına açtırdığı hesaplarının ödenmediğini ileri sürerek, (92.238) Euro' nun aynen veya fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ...'nun aslında ... olduğuna dair hiç bir somut olgu olmadığını, ...'nun var olmayışının doğrudan ona ait hesabın ...'a ait olduğu sonucunu doğurmayacağı, davacıların kötü niyetli olduklarını beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla ... ile ...'nun ayrı kişi olduğu, ...'un bir kısım hesaplarını ... adıyla açtığı yolunda delil elde edilemediğinden dava dışı banka çalışanları hakkında beraat kararı verildiği, böylece ... ile ...'nun aynı kişi olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak dinlenen davacı tanıkları ile hem davacı tanığı hem de davaya konu hesap özetinde imzası olan ...'ın, ... ve ...'nun aynı kişiler olduğunu, ...'un Çırçır fabrikalarının bulunduğunu, bu nedenle Çırçıroğlu lakabını kullandığını, davaya konu hesabı da vergiden kaçmak ve ailesinden gizlemek amacıyla bu lakapla hesap açtırmış olabileceğini beyan ettikleri, davaya konu hesap cüzdanının davacılarda olması ve hesaptaki paranın uzun süredir 3.
kişiler tarafından aranmadığı, olguları değerlendirildiğinde ... ile ...'nun aynı kişi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 7.061,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059166500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz