6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Meblağın temerrüt faizi ile tahsili

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7332 E. 2012/7777 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe delil kesin delil yemin teklifi adli yardım yemin münhasırlık ticari defter geçersizlik tacir cy/cy kaydı ibraz kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 83

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın kayıtlarının tamamını dosyaya ibrazı gerekli iken 1998 ve 1999 yılı envanter defterleri ile 1998 yılı Mart ayı yevmiye defterini dosyaya ibraz etmediği, ticari defterlerin kül teşkil ettiği ve birbirinden ayrılmalarının mümkün olmadığı, ticari defterlerini eksik ibraz eden davalının defterlerini ibraz etmemiş sayılacağı ve dayanılan özel kanıtlama sisteme gereğince TTK'nun 83/2 nci maddesi hükmüne göre yemin ettirilmesi gerektiği, davalı yanın defterlerinin tamamını ibraz etmeyişi nedeni ile TTK'nun 83/1 nci maddesine göre davacı yana iddiasının sıhhati bakımından tamamlayıcı yemin teklif edildiği, davacının da kendisine yöneltilen yemini usulüne uygun olarak eda ettiği, re'sen yemin eda edildikten sonra uyuşmazlık hakkında delil toplanmayacağı, yemin çerçevesinde hüküm tesisinin zorunlu olduğu, yeminin eda edilmiş olması ile başkaca delil toplanmasına gerek duyulmadığı, yeminin kesin delil olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının esasen şirket olmayıp gerçek kişi olmasına nazaran davalı vekilinin adli yardımla ilgili temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava dilekçesi içeriği ve yargılama boyunca ileri sürülen beyanlardan açıkça anlaşılacağı üzere davacı taraf bir kısım işlemlerin davalı bankaca usulsüz yapıldığı iddiasıyla işlemlerin yapılma tarihinden çok uzun bir süre sonra yaptırdığı mahkeme tesbitine göre işbu davayı açmış ve TTK'nun 83/2 maddesi uyarınca münhasıran davalı defterlerine delil olarak dayanmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun anılan hükmüne göre tacir olsun veya olmasın bir kimse tacirin defter kapsamını kabul edeceğini mahkemede beyan etmiş iken, ticari defterlerine dayanılan taraf bu defterleri ibrazdan imtina ederse, mahkeme deftere dayanan tarafa iddiasının doğruluğu hakkında bir yemin verdirmek suretiyle davayı sonuçlandırır. Mahkemece de davada bu şekilde işlem yapılmış, ibraz edilen davalı defterlerinde davacı lehine bir alacak görünmese de bir kısım defterlerin ibraz edilmediğini belirterek yazılı şekilde karar oluşturmuştur. Davalının bir kısım defterleri ibraz edememesi karşısında mahkemenin uygulamasında TTK'nun 83/2. maddesi uyarınca kural olarak bir kanuna aykırılık söz konusu değil ise de, somut olayın özelliği nazara alındığında varılan sonucun doğru olmadığı anlaşılacaktır. Zira dosya içeriği ile sabit olduğu üzere davacı, davalı Banka kayıtlarının kendisini alacaklı göstermediğini kabul etmekte, ancak kaydın dayanağının geçersiz olduğunu ileri sürmektedir. Her ne kadar defter kayıtlarının dayanakları ile örtüştüğü oranda lehe veya aleyhe delil olabileceği kabul edilmekte ise de, TTK'nun 83/2. maddesi hükmüne dayanıldığı durumlarda dayanaklarının sıhhatli olup olmadığının araştırılması mümkün değildir. Yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf banka ticari defterlerinin kendi lehine bir alacak göstermediğini zaten kabul ettiğinden ve dayanaklarının sıhhatinin araştırılması da TTK'nun 83/2. maddesine dayanılan durumlarda mümkün bulunmadığından mahkemece bir kısım defterlerinin ibraz edilebileceğinden bahisle TTK'nun 83/2. maddesine dayanılarak oluşturulan ve davacı tarafça da bu yöndeki gerekçe yönünden temyiz konusu yapılmayan yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4384 E. 2010/11464 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maktu vekalet ücreti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4834 E. 2011/7748 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6496 E. 2022/1009 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6567 E. 2010/12925 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/7332 E.  ,  2012/7777 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/02/2009 tarih ve 2008/173-2009/50 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.05.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ile davalı vekili Av..... ve Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasındaki kredi ilişkisinin davalı banka tarafından kredi kapatılana kadar devam ettiğini, davalı Bankanın davacı adının bir yaralama olayına karışması nedeniyle kredi sözleşmesini feshettiğini, iddia ettiği borç bakiyesini bir gün içerisinde ödenmesini istediğini, müvekkilinin davalı banka nezninde bulunan 1.040.862.957.508.-TL'nin, yine 2.467.440,55 UDS'nin ve 152.082 DEM'nin yok edildiğini, dava konusu bu rakamların delil tespiti ile belirlendiğini ileri sürerek, şimdilik bu meblağların temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, şirketlerin adli yardımdan yararlandırılamayacağını, müvekkili bankanın yapmış olduğu tüm işlemlerin bankacılık usul ve esaslarına uygun olduğunu, davacının hakkında yapılmış bulunan icra takiplerini elinden geldiğince geciktirmeye ve pazarlık konusu yapmaya gayret ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın kayıtlarının tamamını dosyaya ibrazı gerekli iken 1998 ve 1999 yılı envanter defterleri ile 1998 yılı Mart ayı yevmiye defterini dosyaya ibraz etmediği, ticari defterlerin kül teşkil ettiği ve birbirinden ayrılmalarının mümkün olmadığı, ticari defterlerini eksik ibraz eden davalının defterlerini ibraz etmemiş sayılacağı ve dayanılan özel kanıtlama sisteme gereğince TTK'nun 83/2 nci maddesi hükmüne göre yemin ettirilmesi gerektiği, davalı yanın defterlerinin tamamını ibraz etmeyişi nedeni ile TTK'nun 83/1 nci maddesine göre davacı yana iddiasının sıhhati bakımından tamamlayıcı yemin teklif edildiği, davacının da kendisine yöneltilen yemini usulüne uygun olarak eda ettiği, re'sen yemin eda edildikten sonra uyuşmazlık hakkında delil toplanmayacağı, yemin çerçevesinde hüküm tesisinin zorunlu olduğu, yeminin eda edilmiş olması ile başkaca delil toplanmasına gerek duyulmadığı, yeminin kesin delil olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının esasen şirket olmayıp gerçek kişi olmasına nazaran davalı vekilinin adli yardımla ilgili temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava dilekçesi içeriği ve yargılama boyunca ileri sürülen beyanlardan açıkça anlaşılacağı üzere davacı taraf bir kısım işlemlerin davalı bankaca usulsüz yapıldığı iddiasıyla işlemlerin yapılma tarihinden çok uzun bir süre sonra yaptırdığı mahkeme tesbitine göre işbu davayı açmış ve TTK'nun 83/2 maddesi uyarınca münhasıran davalı defterlerine delil olarak dayanmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun anılan hükmüne göre tacir olsun veya olmasın bir kimse tacirin defter kapsamını kabul edeceğini mahkemede beyan etmiş iken, ticari defterlerine dayanılan taraf bu defterleri ibrazdan imtina ederse, mahkeme deftere dayanan tarafa iddiasının doğruluğu hakkında bir yemin verdirmek suretiyle davayı sonuçlandırır.

Mahkemece de davada bu şekilde işlem yapılmış, ibraz edilen davalı defterlerinde davacı lehine bir alacak görünmese de bir kısım defterlerin ibraz edilmediğini belirterek yazılı şekilde karar oluşturmuştur. Davalının bir kısım defterleri ibraz edememesi karşısında mahkemenin uygulamasında TTK'nun 83/2. maddesi uyarınca kural olarak bir kanuna aykırılık söz konusu değil ise de, somut olayın özelliği nazara alındığında varılan sonucun doğru olmadığı anlaşılacaktır. Zira dosya içeriği ile sabit olduğu üzere davacı, davalı Banka kayıtlarının kendisini alacaklı göstermediğini kabul etmekte, ancak kaydın dayanağının geçersiz olduğunu ileri sürmektedir. Her ne kadar defter kayıtlarının dayanakları ile örtüştüğü oranda lehe veya aleyhe delil olabileceği kabul edilmekte ise de, TTK'nun 83/2.

maddesi hükmüne dayanıldığı durumlarda dayanaklarının sıhhatli olup olmadığının araştırılması mümkün değildir. Yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf banka ticari defterlerinin kendi lehine bir alacak göstermediğini zaten kabul ettiğinden ve dayanaklarının sıhhatinin araştırılması da TTK'nun 83/2. maddesine dayanılan durumlarda mümkün bulunmadığından mahkemece bir kısım defterlerinin ibraz edilebileceğinden bahisle TTK'nun 83/2. maddesine dayanılarak oluşturulan ve davacı tarafça da bu yöndeki gerekçe yönünden temyiz konusu yapılmayan yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) nolu bendde yazılı nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bendde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

########

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058665200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.