Belirsiz süreli sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/835 E. 2024/4131 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz süreli sözleşme↗ akde aykırılık↗ acentelik ilişkisi↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ haksız şart↗ tekel hakkı↗ tek satıcılık↗ tanık beyanı↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ bayilik sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ ticari faiz↗ acentelik↗ cezai şart↗ ek prim↗ fesih↗ ihbar↗ ihtar↗ geçersizlik↗ fatura↗ taahhütname↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/46 E., 2019/448 K.
Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen "... Yetkili Teknik Servis ve Satıcılık Sözleşmesi" kapsamında davacının, ürünlerin toptan ve perakende satışını ile servis hizmeti sunduğunu ve sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen, davalı tarafından keşide edilen 20.01.2016 tarihli ihtarla, sözleşmenin "aralarında akdedilen sözleşmenin çeşitli hükümlerine, ticari teammüllere, ...'ün gerekli gördüğü ticari ve idare prosedürlere ve çalışma koşullarına uymadığı" nedeniyle feshedildiğini, davalının iddialarının somut bir nedene dayanmaması nedeniyle fesih sonrası, davalı şirketin bir yetkilisinin, başka bir kişi adına bayilik sözleşmesi yapılmasını teklif ettiğini, bunun üzerine davacının yakını olan Mesut Yılmaz adına sözleşme yapıldığını ve bu şekilde bayilik ilişkisinin hayata geçmesi için davacının masraf yaptığını, ancak bu şekilde tesis edilen bayilik sözleşmesinin de bir hafta sonra sonlandırılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 102 nci maddesinde belirtilen acente olduğunu, aynı Kanun'un 121 inci maddesi gereğince belirsiz süreli sözleşmenin ancak üç aylık ihbar süresine uyularak feshedilebileceği halde bu süreye uyulmadığını, ihtarda 15 günlük süre verildiğini, servis hizmeti sunan müvekkilinin aldığı işleri tamamlayamadığını ve satışı yapılarak faturası düzenlenmesine rağmen tahsil edilmeyen bedeller yönünden uğradığı zararların tespiti ile tahsilinin gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi uyarınca müvekkilinin yaptığı abonelikler nedeniyle davalının menfaat elde etmeye devam etmesi nedeniyle müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğu, bayilik sırasında alınan 10.000,00 TL tazminata haksız şekilde el konulduğunu, fesih sonrası davalı şirket yetkilisinin vadine güvenerek yakını adına aldığı bayilik nedeniyle masraf yapıldığını, haksız ve süreye uyulmadan yapılan fesih nedeniyle davacının zarara uğradığı gibi, sözleşme nedeniyle elde edilecek gelire güvenilerek yapılan harcamaların dahi ödenemediğini, bu nedenle müvekkilinin manevi zarara da uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 01.10.2013 tarihinde "... Yetkili Teknik Servis ve Satıcılık Sözleşmesi" imzalandığını ve davacının yetkili servis ve bayi olarak yetkilendirildiğini, sözleşme kapsamında davalının, davacıya yönlendirdiği müşterilere davacının hizmet vererek, verdiği hizmet karşılığında prim tahsil etmek suretiyle kazanç elde ettiğini, taraflar arasında acentelik ilişkisi bulunmadığını, davacının ... üyelik satışı yapmasına rağmen bu işlemleri kendisi adına yaptığından riskin de kendisine ait olduğunu, davacının sahte üyelikler yapmak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, sözleşmenin 4.1.1.28 maddesi uyarınca davacının yasal olmayan abonelik tesis etmesinin suç olduğunu, bu durumda davalının sözleşmeyi feshetme hakkı ile birlikte zararını ve cezai şartı talep hakkı bulunduğunu, tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle davacıya ceza faturası düzenlendiğini ve ödenmeyen fatura bedelinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, bu nedenle feshinin haklı olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra başka biri üzerinden bayilik yapılması önerisinde bulunulmadığını, aksine yeni bayi Mesut Şahin'in davacı ile hiçbir ilgisi olmadığı halde, davacı tarafından yakını olduğu belirtilerek kendisine zarar verdiğini bildirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sürecinde alınan 12.12.2018 tarihli bilirkişi raporuyla, davacının defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği, bu nedenle davacının maddi zararının tespit edilemediği, bayi kontrol ve denetleme sistemi kapsamında düzenlenen ve davacı ...'nın imzasını havi belgedeki 'üyeliklerin nasıl olduğunu hatırlamıyorum, eminin 2016 yılı tertemiz Mersin için ... Kendi adıma söz veriyorum ...' şeklindeki beyanı ile usulsüzlüğün davacının kabulünde olduğu, bu kapsamda feshin haklı nedene dayandığının tespit edildiği, dosya kapsamı, düzenlenen bilirkişi raporu ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı tanığı ...'ın 'O tarihlerde bölge müdürü ... bazı satışlarımızın usulsüz olduğunu söyledi. Esasen davacı usulsüz satışları kendisi tespit etmişti. Hatta 16.000,00 TL civarında bir ceza kesildi.' şeklindeki beyanından da davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden feshin haklı sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme niteliğinde olduğunun tespit edilerek, uyuşmazlığın anılan Kanun'un acentelik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, buna rağmen feshin haklılığı veya haksızlığı veya sözleşme hükümlerine uygunluğu konusunda yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, gerekçede kısaca “Davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden” denilerek karar verildiğini, kararın eksik incelemeyle verildiğini, sözleşmeye aykırı eylemlerin ne zaman gerçekleştiği, ne zaman tespit edildiği ve fesih hakkının sözleşmede yer alan 15 günlük sürede kullanılıp kullanılmadığı konusunda herhangi bir inceleme ve tespit bulunmadığını, sözleşmenin, 16.2.5 maddesinde, bayinin işbu sözleşmede yer alan taahhütlerinden birini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi halinde Digitürk’ün yazılı bildirim tarihini takip eden 15 gün içerisinde sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle herhangi bir sözleşmeye aykırılığın tespit edildikten sonra, fesih hakkının 15 gün içinde kullanılmaması durumunda, artık bu tespit nedeni ile fesih hakkının kullanılamayacağını, sözlemenin 16.2.3. maddesinin haksız şart olmasına rağmen, Digitürtk’ün 15 gün önceden bildirimde bulunmak kaydı ile sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden feshedebileceğinin düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesine göre belirsiz süreli bu tür sözleşmelerin biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, bu kapsamda haklı neden bulunması halinde sözleşmenin derhal feshedilebileceğini, buna rağmen ihtarla 15 günlük süre verilmesi nedeniyle feshin sözleşmenin 16.2.5. maddesine göre yapılmadığını, 16.2.3. maddesine göre yapıldığını gösterdiğini, gerçek dışı üyelik yapılmadığını, müvekkilin gerçekdışı üyelikleri engellemek için çaba sarf ettiğini, gerçek dışı üyelikleri bizzat tespit ederek engellemek için gerekli işlemleri yaptığını, mahkemece itibar edilen tanık beyanında da bu hususun yer aldığını, sorumluluğu yerine getiren, tespitleri kendi yapan davacı olduğu halde bu eylemlerin sözleşmeye aykırı olduğunun kabulü ile karar verilemeyeceğini, akde aykırı işlemi tespit ettiği halde fesih hakkını kullanmayan tarafın, yeni bir akte aykırı eylem olmadıktan sonra eski eyleme dayanarak daha sonra sözleşmeyi feshedemeyeceğini, mahkemece akde aykırılığın bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi tarihe gerçekleştiği belirlenmeden karar verildiğini, ayrıca davalının akde aykırılıktan haberdar olduktan sonra fesih hakkını süresinde kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiğini, esasen davalının genel ifadeler yerine akde aykırı işlemlerin ne olduğunu bildirerek sözleşmeyi süresinde feshetmesi gerektiğini, ihtarda somut bir neden bulunmadığını ve genel olarak sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasıyla sözleşmenin feshedildiğini ve bu şekilde bir feshin geçersiz olduğunu, mahkemece davacının 2016 yılı daha temiz bir yıl olacak beyanı ve tanık beyanı dışında bir araştırma yapmaksızın davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 121 ve 122 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5133 E. 2021/4971 K.
Ortak:acentelik ilişkisi · tekel hakkı · tek satıcılık · acente · bayilik sözleşmesi · acentelik · fesih
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme niteliğinde olduğunun tespit edilerek, uyuşmazlığın anılan Kanun'un «acentelik» hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, buna rağmen feshin haklılığı veya haksızlığı veya sözleşme hükümlerine uygunluğu konusunda yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, gerekçede kısaca “Davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden” denilerek karar verildiğini, kararın «eksik incelemeyle» verildiğini, sözleşmeye aykırı eylemlerin ne zaman gerçekleştiği, ne zaman tespit edildiği ve «fesih» hakkının sözleşmede yer alan 15 günlük sürede kullanılıp kullanılmadığı konusunda herhangi bir inceleme ve tespit bulunmadığını, sözleşmenin, 16.2.5 maddesinde, bayinin işbu sözleşmede yer alan «taahhütlerinden» birini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi halinde Digitürk’ün yazılı bildirim tarihini takip eden 15 gün içerisinde sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle herhangi bir «sözleşmeye aykırılığın» tespit edildikten sonra, fesih hakkının 15 gün içinde kullanılmaması durumunda, artık bu tespit nedeni ile fesih hakkının kullanılamayacağını, sözlemenin 16.2.3. maddesinin «haksız şart» olmasına rağmen, Digitürtk’ün 15 gün önceden bildirimde bulunmak «kaydı» ile sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden feshedebileceğinin düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesine göre belirsiz süreli bu tür sözleşmelerin biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, bu kapsamda haklı neden bulunması halinde sözleşmenin derhal feshedilebileceğini, buna rağmen ihtarla 15 günlük süre verilmesi nedeniyle feshin sözleşmenin 16.2.5. maddesine göre yapılmadığını, 16.2.3. maddesine göre yapıldığını gösterdiğini, gerçek dışı üyelik yapılmadığını, müvekkilin gerçekdışı üyelikleri engellemek için çaba sarf ettiğini, gerçek dışı üyelikleri bizzat tespit ederek engellemek için gerekli işlemleri yaptığını, mahkemece itibar edilen tanık beyanında da bu hususun yer aldığını, sorumluluğu yerine getiren, tespitleri kendi yapan davacı olduğu halde bu eylemlerin sözleşmeye aykırı olduğunun kabulü ile karar verilemeyeceğini, akde aykırı işlemi tespit ettiği halde fesih hakkını kullanmayan tarafın, yeni bir akte aykırı eylem olmadıktan sonra eski eyleme dayanarak daha sonra sözleşmeyi feshedemeyeceğini, mahkemece «akde aykırılığın» bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi tarihe gerçekleştiği belirlenmeden karar verildiğini, ayrıca davalının akde aykırılıktan haberdar olduktan sonra fesih hakkını süresinde kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiğini, esasen davalının genel ifadeler yerine akde aykırı işlemlerin ne olduğunu bildirerek sözleşmeyi süresinde feshetmesi gerektiğini, «ihtarda» somut bir neden bulunmadığını ve genel olarak sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasıyla sözleşmenin feshedildiğini ve bu şekilde bir feshin «geçersiz» olduğunu, mahkemece davacının 2016 yılı daha temiz bir yıl olacak beyanı ve «tanık beyanı» dışında bir araştırma yapmaksızın davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğunu belirterek İlk Derec …
… erekli gördüğü ticari ve idare prosedürlere ve çalışma koşullarına uymadığı" nedeniyle feshedildiğini, davalının iddialarının somut bir nedene dayanmaması nedeniyle «fesih» sonrası, davalı şirketin bir yetkilisinin, başka bir kişi adına «bayilik sözleşmesi» yapılmasını teklif ettiğini, bunun üzerine davacının yakını olan Mesut Yılmaz adına sözleşme yapıldığını ve bu şekilde bayilik ilişkisinin hayata geçmesi için davacının «masraf» yaptığını, ancak bu şekilde tesis edilen bayilik sözleşmesinin de bir hafta sonra sonlandırılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 102 nci maddesinde belirtilen «acente» olduğunu, aynı Kanun'un 121 inci maddesi gereğince «belirsiz süreli sözleşmenin» ancak üç aylık «ihbar» süresine uyularak feshedilebileceği halde bu süreye uyulmadığını, «ihtarda» 15 günlük süre verildiğini, servis hizmeti sunan müvekkilinin aldığı işleri tamamlayamadığını ve satışı yapılarak faturası düzenlenmesine rağmen tahsil edilmeyen bedeller yönünden uğradığı zararların tespiti ile tahsilinin gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi uyarınca müvekkilinin yaptığı abonelikler nedeniyle davalının menfaat elde etmeye devam etmesi nedeniyle müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğu, bayilik sırasında alınan 10.000,00 TL tazminata haksız şekilde el konulduğunu, fesih sonrası davalı şirket yetkilisinin vadine güvenerek yakını adına aldığı bayilik nedeniyle masraf yapıldığını, haksız ve süreye uyulmadan yapılan fesih nedeniyle davacının zarara uğradığı gibi, sözleşme nedeniyle elde edilecek gelire güvenilerek yapılan harcamaların dahi ödenemediğini, bu nedenle müvekkilinin manevi zarara da uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… i servis ve bayi olarak yetkilendirildiğini, sözleşme kapsamında davalının, davacıya yönlendirdiği müşterilere davacının hizmet vererek, verdiği hizmet karşılığında «prim» tahsil etmek suretiyle kazanç elde ettiğini, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığını, davacının ... üyelik satışı yapmasına rağmen bu işlemleri kendisi adına yaptığından riskin de kendisine ait olduğunu, davacının sahte üyelikler yapmak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, sözleşmenin 4.1.1.28 maddesi uyarınca davacının yasal olmayan abonelik tesis etmesinin suç olduğunu, bu durumda davalının sözleşmeyi feshetme hakkı ile birlikte zararını ve «cezai şartı» talep hakkı bulunduğunu, tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle davacıya ceza faturası düzenlendiğini ve ödenmeyen «fatura» bedelinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, bu nedenle feshinin haklı olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra başka biri üzerinden bayilik yapılması önerisinde …
Benzer bu kararda… a isteğe bağlı olarak ve ne zaman olursa olsun bu sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 02.02.2012 tarihli «ihtarname» ile sözleşmelerin iki yıl sonra hüküm ve sonuç doğurmak üzere feshedildiğinin bildirildiği, gerekçe olarak da teknik revizyonlara ihtiyaç duyulduğu, rekabetçi bir yapıya kavuşmak amacıyla yeniden yapılanmanın zorunluluk arz ettiği, kurumca belirlenen standartları karşılayan firmalar ile yeniden sözleşme imzalanacağının belirtildiği, daha sonra davalı tarafından davacıya gönderilen 08.10.2013 tarihli ihbarnamede ise önceki ihbarnameye atıf yapılarak «fesih» süresinin 08.02.2014 tarihinde sona ereceğinin bildirildiği, yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalının, sözleşmelerdeki «olağan fesih» hakkını kullandığı, davalının bu anlamda fesih hakkını kullanırken TMK'nın 2. maddesinde öngörülen «dürüstlük kuralına» uygun hareket etmesi gerektiği, gerekçe olarak gösterilen yeniden yapılanmaya gidilmesinin başlı başına davalıyı haksız çıkarmadığı, zaten davalı tarafın yeniden yapılanma sürecinde standartları sağlayan firmalarla yeniden sözleşme yapılacağını da bildirdiği, öte yandan davacı tarafın da kendisine verilen 2 yıllık süre zarfında davalı tarafça belirlenen standartları karşıladığı ya da bu hususta birçok yatırım yaptığı, girişimlerde bulunduğu hususlarını kanıtlayamadığının İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu içeriğinden anlaşıldığı, bu itibarla davalı tarafça sözleşmede öngörülen olağan fesih hakkının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanıldığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla mahkemece «maddi tazminat», karşılanmayan yatırım maliyetlerinin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının yerinde olduğu, öte yandan davacı tarafın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatına ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren «bayilik sözleşmeleri» bakımından da istenebileceği, İlk Derece Mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 2.6 maddesinde, bu sözleşm …
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, mahkemece «maddi tazminat», karşılanmayan yatırım maliyetlerinin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının yerinde olduğu, öte yandan davacı tarafın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatına ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren «bayilik sözleşmeleri» bakımından da istenebileceği, ilk derece mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 2.6 maddesinde, bu sözleşm …
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeler bağlamında «olağan fesih» hakkını kullandığı, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının kâr «kaybı» talebinin yerinde olmadığı gibi «hakkın kötüye kullanılması» gibi bir durum söz konusu olmadığından manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı, yine alınan bilirkişi raporuna göre davacının karşılanmayan yatırım maliyetleri zararı talebinin yerinde olmadığı, denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için davacının «acente» sıfatının bulunması gerektiği ve ancak davacının acente sıfatının bulunmaması nedeniyle denkleştirme tazminatı da talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ka …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:olağan fesih · yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · hakkın kötüye kullanılması · hakkaniyet · istinaf incelemesi · dürüstlük kuralı · kâr kaybı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeler bağlamında «olağan fesih» hakkını kullandığı, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının kâr «kaybı» talebinin yerinde olmadığı gibi «hakkın kötüye kullanılması» gibi bir durum söz konusu olmadığından manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı, yine alınan bilirkişi raporuna göre davacının karşılanmayan yatırım maliyetleri zararı talebinin yerinde olmadığı, denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için davacının «acente» sıfatının bulunması gerektiği ve ancak davacının acente sıfatının bulunmaması nedeniyle denkleştirme tazminatı da talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ka …
… a isteğe bağlı olarak ve ne zaman olursa olsun bu sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 02.02.2012 tarihli «ihtarname» ile sözleşmelerin iki yıl sonra hüküm ve sonuç doğurmak üzere feshedildiğinin bildirildiği, gerekçe olarak da teknik revizyonlara ihtiyaç duyulduğu, rekabetçi bir yapıya kavuşmak amacıyla yeniden yapılanmanın zorunluluk arz ettiği, kurumca belirlenen standartları karşılayan firmalar ile yeniden sözleşme imzalanacağının belirtildiği, daha sonra davalı tarafından davacıya gönderilen 08.10.2013 tarihli ihbarnamede ise önceki ihbarnameye atıf yapılarak «fesih» süresinin 08.02.2014 tarihinde sona ereceğinin bildirildiği, yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalının, sözleşmelerdeki «olağan fesih» hakkını kullandığı, davalının bu anlamda fesih hakkını kullanırken TMK'nın 2. maddesinde öngörülen «dürüstlük kuralına» uygun hareket etmesi gerektiği, gerekçe olarak gösterilen yeniden yapılanmaya gidilmesinin başlı başına davalıyı haksız çıkarmadığı, zaten davalı tarafın yeniden yapılanma sürecinde standartları sağlayan firmalarla yeniden sözleşme yapılacağını da bildirdiği, öte yandan davacı tarafın da kendisine verilen 2 yıllık süre zarfında davalı tarafça belirlenen standartları karşıladığı ya da bu hususta birçok yatırım yaptığı, girişimlerde bulunduğu hususlarını kanıtlayamadığının İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu içeriğinden anlaşıldığı, bu itibarla davalı tarafça sözleşmede öngörülen olağan fesih hakkının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanıldığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla mahkemece «maddi tazminat», karşılanmayan yatırım maliyetlerinin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının yerinde olduğu, öte yandan davacı tarafın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatına ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında, bu hüküm «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır hükmü bulunduğundan, denkleştirme tazminatının tek satıcılık hakkı veren «bayilik sözleşmeleri» bakımından da istenebileceği, İlk Derece Mahkemesinin bu konudaki, taraflar arasında «acentelik ilişkisi» bulunmadığından denkleştirme talep edilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 2.6 maddesinde, bu sözleşm …
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeler bağlamında «olağan fesih» hakkını kullandığı, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının kâr «kaybı» talebinin yerinde olmadığı gibi «hakkın kötüye kullanılması» gibi bir durum söz konusu olmadığından manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı, yine alınan bilirkişi raporuna göre davacının karşılanmayan yatırım maliyetleri zararı talebinin yerinde olmadığı, denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için davacının «acente» sıfatının bulunması gerektiği ve ancak davacının acente sıfatının bulunmaması nedeniyle denkleştirme tazminatı da talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine ka …
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, davalının yedek parça «bayilik sözleşmesiyle» «servis sözleşmelerini» haksız olarak feshettiği iddiasıyla açılan «maddi tazminat», karşılanmayan maliyet yatırımları, maliyetlerin tazmini, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğu, davacı tarafın, davalının sözleşmeleri TMK'nın 2. maddesine aykırı biçimde haksız yere feshettiğini iddia ettiği, davalı tarafın ise feshin haksız olmadığını, sözleşmeye uygun «fesih» yapıldığını bildirerek davanın reddini istediği, taraflar arasında 28.02.2007 tarihli «yetkili servis sözleşmesiyle» yedek parça bayilik sözleşmeleri imzalandığı, yetkili servis sözleşmesinin 18.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4540 E. 2025/4358 K.
Ortak:tekel hakkı · tek satıcılık · acentelik · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme niteliğinde olduğunun tespit edilerek, uyuşmazlığın anılan Kanun'un «acentelik» hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, buna rağmen feshin haklılığı veya haksızlığı veya sözleşme hükümlerine uygunluğu konusunda yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, gerekçede kısaca “Davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden” denilerek karar verildiğini, kararın «eksik incelemeyle» verildiğini, sözleşmeye aykırı eylemlerin ne zaman gerçekleştiği, ne zaman tespit edildiği ve «fesih» hakkının sözleşmede yer alan 15 günlük sürede kullanılıp kullanılmadığı konusunda herhangi bir inceleme ve tespit bulunmadığını, sözleşmenin, 16.2.5 maddesinde, bayinin işbu sözleşmede yer alan «taahhütlerinden» birini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi halinde Digitürk’ün yazılı bildirim tarihini takip eden 15 gün içerisinde sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle herhangi bir «sözleşmeye aykırılığın» tespit edildikten sonra, fesih hakkının 15 gün içinde kullanılmaması durumunda, artık bu tespit nedeni ile fesih hakkının kullanılamayacağını, sözlemenin 16.2.3. maddesinin «haksız şart» olmasına rağmen, Digitürtk’ün 15 gün önceden bildirimde bulunmak «kaydı» ile sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden feshedebileceğinin düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesine göre belirsiz süreli bu tür sözleşmelerin biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, bu kapsamda haklı neden bulunması halinde sözleşmenin derhal feshedilebileceğini, buna rağmen ihtarla 15 günlük süre verilmesi nedeniyle feshin sözleşmenin 16.2.5. maddesine göre yapılmadığını, 16.2.3. maddesine göre yapıldığını gösterdiğini, gerçek dışı üyelik yapılmadığını, müvekkilin gerçekdışı üyelikleri engellemek için çaba sarf ettiğini, gerçek dışı üyelikleri bizzat tespit ederek engellemek için gerekli işlemleri yaptığını, mahkemece itibar edilen tanık beyanında da bu hususun yer aldığını, sorumluluğu yerine getiren, tespitleri kendi yapan davacı olduğu halde bu eylemlerin sözleşmeye aykırı olduğunun kabulü ile karar verilemeyeceğini, akde aykırı işlemi tespit ettiği halde fesih hakkını kullanmayan tarafın, yeni bir akte aykırı eylem olmadıktan sonra eski eyleme dayanarak daha sonra sözleşmeyi feshedemeyeceğini, mahkemece «akde aykırılığın» bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi tarihe gerçekleştiği belirlenmeden karar verildiğini, ayrıca davalının akde aykırılıktan haberdar olduktan sonra fesih hakkını süresinde kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiğini, esasen davalının genel ifadeler yerine akde aykırı işlemlerin ne olduğunu bildirerek sözleşmeyi süresinde feshetmesi gerektiğini, «ihtarda» somut bir neden bulunmadığını ve genel olarak sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasıyla sözleşmenin feshedildiğini ve bu şekilde bir feshin «geçersiz» olduğunu, mahkemece davacının 2016 yılı daha temiz bir yıl olacak beyanı ve «tanık beyanı» dışında bir araştırma yapmaksızın davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğunu belirterek İlk Derec …
Taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… erekli gördüğü ticari ve idare prosedürlere ve çalışma koşullarına uymadığı" nedeniyle feshedildiğini, davalının iddialarının somut bir nedene dayanmaması nedeniyle «fesih» sonrası, davalı şirketin bir yetkilisinin, başka bir kişi adına «bayilik sözleşmesi» yapılmasını teklif ettiğini, bunun üzerine davacının yakını olan Mesut Yılmaz adına sözleşme yapıldığını ve bu şekilde bayilik ilişkisinin hayata geçmesi için davacının «masraf» yaptığını, ancak bu şekilde tesis edilen bayilik sözleşmesinin de bir hafta sonra sonlandırılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 102 nci maddesinde belirtilen «acente» olduğunu, aynı Kanun'un 121 inci maddesi gereğince «belirsiz süreli sözleşmenin» ancak üç aylık «ihbar» süresine uyularak feshedilebileceği halde bu süreye uyulmadığını, «ihtarda» 15 günlük süre verildiğini, servis hizmeti sunan müvekkilinin aldığı işleri tamamlayamadığını ve satışı yapılarak faturası düzenlenmesine rağmen tahsil edilmeyen bedeller yönünden uğradığı zararların tespiti ile tahsilinin gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi uyarınca müvekkilinin yaptığı abonelikler nedeniyle davalının menfaat elde etmeye devam etmesi nedeniyle müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğu, bayilik sırasında alınan 10.000,00 TL tazminata haksız şekilde el konulduğunu, fesih sonrası davalı şirket yetkilisinin vadine güvenerek yakını adına aldığı bayilik nedeniyle masraf yapıldığını, haksız ve süreye uyulmadan yapılan fesih nedeniyle davacının zarara uğradığı gibi, sözleşme nedeniyle elde edilecek gelire güvenilerek yapılan harcamaların dahi ödenemediğini, bu nedenle müvekkilinin manevi zarara da uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin 31.03.2022 tarih ve 2020/5477 E., 2022/2637 K. sayılı bozma ilamında «tek satıcılık sözleşmesine» ilişkin açıklamalara yer verilerek, tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya belirlenen bölgede «tekel hakkı» tanındığı, TTK'nın 122/5. maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kurallarının «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağı, yine TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilebilmesinin koşullarının düzenlendiği belirtilmiş ve Mahkemece tek satıcılık sözleşmesinin koşulları ve buna bağlı olarak «portföy tazminatının» koşulları bakımından somut bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılmasının doğru olmadığı vurgulanmış, devamla Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesinin gerektiği, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde ise bu kez TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerektiği belirtilerek «eksik incelemeye» dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman «tek satıcılık» ilişkisi olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122. maddesindeki denkleştirme şartlarının bu davada uygulanamayacağını, davacı tarafın satış oranlarının istenilenin altında kaldığını, müvekkilinin mallarını satın alan müşterilerin bazılarını kaybetmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini, davacının tazminat talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tek satıcılık sözleşmesi · portföy tazminatı · hakkaniyet · ihtarname · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu kararda… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 31.03.2022 tarih ve 2020/5477 E., 2022/2637 K. sayılı bozma ilamında «tek satıcılık sözleşmesine» ilişkin açıklamalara yer verilerek, tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya belirlenen bölgede «tekel hakkı» tanındığı, TTK'nın 122/5. maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kurallarının «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağı, yine TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilebilmesinin koşullarının düzenlendiği belirtilmiş ve Mahkemece tek satıcılık sözleşmesinin koşulları ve buna bağlı olarak «portföy tazminatının» koşulları bakımından somut bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılmasının doğru olmadığı vurgulanmış, devamla Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesinin gerektiği, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde ise bu kez TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerektiği belirtilerek «eksik incelemeye» dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde taraflar arasında «tek satıcılık sözleşmesi» bulunduğu, bu durumda TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 750.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmişt …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman «tek satıcılık» ilişkisi olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122. maddesindeki denkleştirme şartlarının bu davada uygulanamayacağını, davacı tarafın satış oranlarının istenilenin altında kaldığını, müvekkilinin mallarını satın alan müşterilerin bazılarını kaybetmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini, davacının tazminat talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Ortak:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/835 E. , 2024/4131 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1292 Esas, 2022/1543 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/46 E., 2019/448 K.
Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen "... Yetkili Teknik Servis ve Satıcılık Sözleşmesi" kapsamında davacının, ürünlerin toptan ve perakende satışını ile servis hizmeti sunduğunu ve sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen, davalı tarafından keşide edilen 20.01.2016 tarihli ihtarla, sözleşmenin "aralarında akdedilen sözleşmenin çeşitli hükümlerine, ticari teammüllere, ...'ün gerekli gördüğü ticari ve idare prosedürlere ve çalışma koşullarına uymadığı" nedeniyle feshedildiğini, davalının iddialarının somut bir nedene dayanmaması nedeniyle fesih sonrası, davalı şirketin bir yetkilisinin, başka bir kişi adına bayilik sözleşmesi yapılmasını teklif ettiğini, bunun üzerine davacının yakını olan Mesut Yılmaz adına sözleşme yapıldığını ve bu şekilde bayilik ilişkisinin hayata geçmesi için davacının masraf yaptığını, ancak bu şekilde tesis edilen bayilik sözleşmesinin de bir hafta sonra sonlandırılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 102 nci maddesinde belirtilen acente olduğunu, aynı Kanun'un 121 inci maddesi gereğince belirsiz süreli sözleşmenin ancak üç aylık ihbar süresine uyularak feshedilebileceği halde bu süreye uyulmadığını, ihtarda 15 günlük süre verildiğini, servis hizmeti sunan müvekkilinin aldığı işleri tamamlayamadığını ve satışı yapılarak faturası düzenlenmesine rağmen tahsil edilmeyen bedeller yönünden uğradığı zararların tespiti ile tahsilinin gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi uyarınca müvekkilinin yaptığı abonelikler nedeniyle davalının menfaat elde etmeye devam etmesi nedeniyle müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğu, bayilik sırasında alınan 10.000,00 TL tazminata haksız şekilde el konulduğunu, fesih sonrası davalı şirket yetkilisinin vadine güvenerek yakını adına aldığı bayilik nedeniyle masraf yapıldığını, haksız ve süreye uyulmadan yapılan fesih nedeniyle davacının zarara uğradığı gibi, sözleşme nedeniyle elde edilecek gelire güvenilerek yapılan harcamaların dahi ödenemediğini, bu nedenle müvekkilinin manevi zarara da uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 01.10.2013 tarihinde "... Yetkili Teknik Servis ve Satıcılık Sözleşmesi" imzalandığını ve davacının yetkili servis ve bayi olarak yetkilendirildiğini, sözleşme kapsamında davalının, davacıya yönlendirdiği müşterilere davacının hizmet vererek, verdiği hizmet karşılığında prim tahsil etmek suretiyle kazanç elde ettiğini, taraflar arasında acentelik ilişkisi bulunmadığını, davacının ... üyelik satışı yapmasına rağmen bu işlemleri kendisi adına yaptığından riskin de kendisine ait olduğunu, davacının sahte üyelikler yapmak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, sözleşmenin 4.1.1.28 maddesi uyarınca davacının yasal olmayan abonelik tesis etmesinin suç olduğunu, bu durumda davalının sözleşmeyi feshetme hakkı ile birlikte zararını ve cezai şartı talep hakkı bulunduğunu, tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle davacıya ceza faturası düzenlendiğini ve ödenmeyen fatura bedelinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, bu nedenle feshinin haklı olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra başka biri üzerinden bayilik yapılması önerisinde bulunulmadığını, aksine yeni bayi Mesut Şahin'in davacı ile hiçbir ilgisi olmadığı halde, davacı tarafından yakını olduğu belirtilerek kendisine zarar verdiğini bildirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sürecinde alınan 12.12.2018 tarihli bilirkişi raporuyla, davacının defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği, bu nedenle davacının maddi zararının tespit edilemediği, bayi kontrol ve denetleme sistemi kapsamında düzenlenen ve davacı ...'nın imzasını havi belgedeki 'üyeliklerin nasıl olduğunu hatırlamıyorum, eminin 2016 yılı tertemiz Mersin için ... Kendi adıma söz veriyorum ...' şeklindeki beyanı ile usulsüzlüğün davacının kabulünde olduğu, bu kapsamda feshin haklı nedene dayandığının tespit edildiği, dosya kapsamı, düzenlenen bilirkişi raporu ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı tanığı ...'ın 'O tarihlerde bölge müdürü ...
bazı satışlarımızın usulsüz olduğunu söyledi. Esasen davacı usulsüz satışları kendisi tespit etmişti. Hatta 16.000,00 TL civarında bir ceza kesildi.' şeklindeki beyanından da davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden feshin haklı sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme niteliğinde olduğunun tespit edilerek, uyuşmazlığın anılan Kanun'un acentelik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, buna rağmen feshin haklılığı veya haksızlığı veya sözleşme hükümlerine uygunluğu konusunda yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, gerekçede kısaca “Davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden” denilerek karar verildiğini, kararın eksik incelemeyle verildiğini, sözleşmeye aykırı eylemlerin ne zaman gerçekleştiği, ne zaman tespit edildiği ve fesih hakkının sözleşmede yer alan 15 günlük sürede kullanılıp kullanılmadığı konusunda herhangi bir inceleme ve tespit bulunmadığını, sözleşmenin, 16.2.5 maddesinde, bayinin işbu sözleşmede yer alan taahhütlerinden birini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi halinde Digitürk’ün yazılı bildirim tarihini takip eden 15 gün içerisinde sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle herhangi bir sözleşmeye aykırılığın tespit edildikten sonra, fesih hakkının 15 gün içinde kullanılmaması durumunda, artık bu tespit nedeni ile fesih hakkının kullanılamayacağını, sözlemenin 16.2.3.
maddesinin haksız şart olmasına rağmen, Digitürtk’ün 15 gün önceden bildirimde bulunmak kaydı ile sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden feshedebileceğinin düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesine göre belirsiz süreli bu tür sözleşmelerin biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, bu kapsamda haklı neden bulunması halinde sözleşmenin derhal feshedilebileceğini, buna rağmen ihtarla 15 günlük süre verilmesi nedeniyle feshin sözleşmenin 16.2.5. maddesine göre yapılmadığını, 16.2.3. maddesine göre yapıldığını gösterdiğini, gerçek dışı üyelik yapılmadığını, müvekkilin gerçekdışı üyelikleri engellemek için çaba sarf ettiğini, gerçek dışı üyelikleri bizzat tespit ederek engellemek için gerekli işlemleri yaptığını, mahkemece itibar edilen tanık beyanında da bu hususun yer aldığını, sorumluluğu yerine getiren, tespitleri kendi yapan davacı olduğu halde bu eylemlerin sözleşmeye aykırı olduğunun kabulü ile karar verilemeyeceğini, akde aykırı işlemi tespit ettiği halde fesih hakkını kullanmayan tarafın, yeni bir akte aykırı eylem olmadıktan sonra eski eyleme dayanarak daha sonra sözleşmeyi feshedemeyeceğini, mahkemece akde aykırılığın bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi tarihe gerçekleştiği belirlenmeden karar verildiğini, ayrıca davalının akde aykırılıktan haberdar olduktan sonra fesih hakkını süresinde kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiğini, esasen davalının genel ifadeler yerine akde aykırı işlemlerin ne olduğunu bildirerek sözleşmeyi süresinde feshetmesi gerektiğini, ihtarda somut bir neden bulunmadığını ve genel olarak sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasıyla sözleşmenin feshedildiğini ve bu şekilde bir feshin geçersiz olduğunu, mahkemece davacının 2016 yılı daha temiz bir yıl olacak beyanı ve tanık beyanı dışında bir araştırma yapmaksızın davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 121 ve 122 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1055101000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz