İtirazın iptali | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/180 E. 2024/3855 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münferit temsil yetkisi↗ genel kurulun devredilemez yetkileri↗ aleyhe bozma yasağı↗ yedek akçe↗ temsil yetkisi↗ kayyım atanması↗ kâr payı dağıtımı↗ icra inkâr tazminatı↗ kayyım↗ kar payı↗ ticari defter ve kayıtlar↗ tasdik kararı↗ ortaklar kurulu kararı↗ münhasırlık↗ şirket zararı↗ oy yasağı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ yetki↗ iflas↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/79 E., 2022/416 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/13 E. sayılı dosyasında davalı şirket ortağı aleyhine açılan davada, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payları için husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğine karar verildiğini, davalı şirketin kuruluşundan itibaren müvekkiline aktarılması gereken kâr payının aktarılmamış olması sebebiyle başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/13 E., 2010/83 K. sayılı dosyasına konu bilirkişi raporuna göre şirketin kâr ettiğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkilini zarara uğratma amacı ile hareket ettiğini ve gerçek kazancı muhasebe oyunlanyla gizlendiğini, şirketin kurulduğu 2003 yılından anılan davanın açıldığı 2007 yılına kadar müvekkili davacı tarafından davalı şirket yetkilisine aktarılan paralar ile otel işletmesinin ihtiyaçları karşılanmasına karşın müvekkili davacıya bilgi aktarılmadığını, bahsedilen davanın sona erdiği 2010 yılından iş bu davaya konu takip tarihine ve bugüne kadar müvekkili davacının hak ettiği kâr payları aktarılmadığı gibi şirket faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, otel işletmesine kayyım atanmasının mağduriyeti gidereceğini ileri sürerek Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2013/3918 sayılı dosyasından başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin ortağı olduğu davalı ... Ltd. Şti.nin 2 ortaklı ve her ortağın % 50 hissedar olduğunu, her bir ortağın şirketi tek başına münferiden temsil yetkisi bulunduğunu, yönetim sürecinin tıkanmasının söz konusu olmayacağını, bu sebeple kayyım atanmasına gerek olmadığını, şirket faaliyetine son verdiği için de kayyım gerekmediğini, limited şirketlerde kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir karar alınmadıkça kâr payı dağıtılmayacağını, şirket kararları arasında kâr payı dağıtımına ilişkin bir karar olmadığını, toplamda şirketin zararda olduğunu, olmayan bir kârın dağıtılamayacağını savunarak davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirketlerde kâr payı dağıtımı konusunda münhasır yetkili organın genel kurul olduğu ve bu yetkinin devredilmez nitelikte bulunduğu, kural olarak genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar alınmadıkça mahkemece kâr payı dağıtımına karar verilmesinin mümkün olmadığı, ancak ana sözleşmede ortakların % 50 oranında hisseder oldukları ve kâr dağıtımı için % 51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinde hukuksal olarak kâr payı dağıtılması hususunda genel kuruldan karar alma olgusunun gerçekleşmeyeceği, bunun mümkün olmayacağı anlaşıldığından davacının kâr payının dağıtılması hususunda dava açabileceği, kâr payının hesaplanması hususunda turizm bilirkişi raporlarında belirtilen doluluk oranları, şirket ana sözleşmesinin 11 ve 12. maddelerinde belirtilen kanuni ve ihtiyati akçelerin ayrılmasına dair hükümler nazara alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, dağıtılacak kâr payının %65 doluluk oranı hesap edilmek suretiyle kanuni ve yedek akçeler ayrıldıktan sonra 269.312,40 TL olduğu, ancak mahkemenin 2013/551 Esas, 2019/477 karar sayılı dosyasının yapılan yargılama sonunda davanın 220.713,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, işbu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği gözetilerek aleyhe bozma yasağı gereğince davalının kazanılmış hakkı doğduğundan 220.713,00 TL üzerinden açılan davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2013/3918 icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 220.713,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kaldırma kararının sadece ihtiyat akçesi yönünden geçerli olduğu gibi bir düşünce ile hüküm kurulduğunu, şirketin ticari defter ve kayıtlarının celbi, taraflar arasındaki tüm dava dosyaların celbi ile eksiklikler giderildikten sonra konusunda uzman bilirkişi kurulundan denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınmak suretiyle değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi sebebiyle kararın kaldırıldığını, mahkemece itirazlarına rağmen yetersiz bilirkişi raporuna göre sadece ihtiyat akçesi yönünden karar kaldırılmış gibi kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden şirket ortağı davacının şirketin %50 hissedarı olduğunu, aynı zamanda şirketi tek başına yönetmeye yetkili müdür olduğunu, yani davacı şirektin kâr veya zarar edip etmediğini bilebilecek durumda olduğu gibi, şirket kayıtlarını tutan muhasebecinin de davacının noter tasdikli vekâletnamesi ile umumi vekili olduğunu, zarar eden şirketin kâr payı dağıtamayacağını, kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir genel kurul kararı alınmadıkça kâr payı dağıtılamayacağını, icra inkar tazminatına ilişkin talebin reddedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket kayıtlarına göre davalının zarar etmekte olduğu, somut olaya uygun bilirkişi heyeti raporuna göre hesaplanan ve ispatlanabilen davalı şirket tarafından işletilen otelin %29'luk doluluk esasına göre davacıya düşen talep edilebilecek 116.010,90 TL kâr payı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan, yanılgılı gerekçelerle ve kesin, somut kanıtlarla tespit edilememiş olan %65 doluluk oranı gereğince hesaplanan kar payı miktarı nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile yeninden hüküm kurulmasına, buna göre davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından Nevşehir 1. icra müdürlüğünün 2013/3918 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 116,010,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafından sunulan belgelerdeki verilere göre belirlenen %29'un doğru bir oran olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin kâr etmediğini, zararda olduğunu, genel kurul kararı alınmadıkça kâr payı dağıtılamayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iki ortaklı limited şirkette kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın mahkemece kâr payı dağıtılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava ise, kar payının tahsili için başlatılan takibe karşı vaki itirazın iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2002 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1377 E. , 2021/495 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekili dava dilekçesinde, Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/13 E. sayılı dosyasında davalı şirket ortağı aleyhine açılan davada, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payları için husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğine karar verildiğini, davalı şirketin kuruluşundan itibaren müvekkiline aktarılması gereken kâr payının aktarılmamış olması sebebiyle başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince, kâr payı dağıtımında münhasır yetkili organın genel kurul olduğu ve bu yetkinin devredilemez olduğu, ancak somut olayda %50'şer hissedar olan ortakların %51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinden genel kuruldan karar alma olgusunun gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle kâr payına ilişkin hesap yaptırılarak davanın kısmen kabulüne, istinaf mahkemesince de kâr payına yönelik meblağ değiştirilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de;
6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin birinci fıkrasını (e) bendinde "kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi" Genel Kurul'un devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır.
Limited şirketlerde, şirketin kâr elde etmiş olması ortaklara doğrudan kâr payı talep etme yetkisi vermeyip, kâr payı dağıtılabilmesi için öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde genel kurulda bir karar alınması gerekir.
Kâr payı, genel kurulda verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale geleceğinden, Kanun'un amir hükmüne aykırı olarak genel kurulda kâr payı dağıtımına ilişkin karar olmaksızın mahkemenin ortaklar kurulu yerine geçerek kâr payını tespit ile ortağa kâr payı vermesi mümkün olmadığı halde hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/20571 E. 2006/23681 K.
Ortak:yetki · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirketlerde» kâr «payı dağıtımı» konusunda «münhasır» yetkili organın genel kurul olduğu ve bu «yetkinin» devredilmez nitelikte bulunduğu, kural olarak genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar alınmadıkça mahkemece kâr payı dağıtımına karar verilmesinin mümkün olmadığı, ancak ana sözleşmede ortakların % 50 oranında hisseder oldukları ve kâr dağıtımı için % 51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinde hukuksal olarak kâr payı dağıtılması hususunda genel kuruldan karar alma olgusunun gerçekleşmeyeceği, bunun mümkün olmayacağı anlaşıldığından davacının kâr payının dağıtılması hususunda dava açabileceği, kâr payının hesaplanması hususunda turizm bilirkişi raporlarında belirtilen doluluk oranları, şirket ana sözleşmesinin 11 ve 12. maddelerinde belirtilen kanuni ve ihtiyati akçelerin ayrılmasına dair hükümler nazara alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, dağıtılacak kâr payının %65 doluluk oranı hesap edilmek suretiyle kanuni ve «yedek akçeler» ayrıldıktan sonra 269.312,40 TL olduğu, ancak mahkemenin 2013/551 Esas, 2019/477 karar sayılı dosyasının yapılan yargılama sonunda davanın 220.713,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, işbu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği gözetilerek «aleyhe bozma yasağı» gereğince davalının kazanılmış hakkı doğduğundan 220.713,00 TL üzerinden açılan davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı taraf …
… aporuna göre hesaplanan ve ispatlanabilen davalı şirket tarafından işletilen otelin %29'luk doluluk esasına göre davacıya düşen talep edilebilecek 116.010,90 TL kâr «payı» üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan, yanılgılı gerekçelerle ve «kesin», somut kanıtlarla tespit edilememiş olan %65 doluluk oranı gereğince hesaplanan «kar payı» miktarı nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile yeninden hüküm kurulmasına, buna göre davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından Nevşehir 1. icra müdürlüğünün 2013/3918 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 116,010,90 TL «asıl alacak» üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince, kâr «payı dağıtımında» «münhasır» yetkili organın genel kurul olduğu ve bu «yetkinin» devredilemez olduğu, ancak somut olayda %50'şer hissedar olan ortakların %51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinden genel kuruldan karar alma olgusunun …
Benzer bu kararda… cra Müdürlüğündeki takip nedeniyle aynı yerdeki bağlı bulunduğu İcra Mahkemesine başvurulması zorunluluğu, İcra Mahkemesince kendiliğinden gözönüne alınması gereken «kesin yetki kuralı» olup «yetkisizlik» kararı ile birlikte HUMK.nun 27.maddesi dikkate alınarak talep halinde dosyanın yetkili Nevşehir İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi yerine «yetki itirazının» reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin yetki kuralı · kesin yetki · yetki itirazı · haciz · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… cra Müdürlüğündeki takip nedeniyle aynı yerdeki bağlı bulunduğu İcra Mahkemesine başvurulması zorunluluğu, İcra Mahkemesince kendiliğinden gözönüne alınması gereken «kesin yetki kuralı» olup «yetkisizlik» kararı ile birlikte HUMK.nun 27.maddesi dikkate alınarak talep halinde dosyanın yetkili Nevşehir İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi yerine «yetki itirazının» reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Nevşehir 2.İcra Müdürlüğünün 2006/1436 esas sayılı dosyasından borçlular ...... ve ......aleyhinde 7.248,97.YTL. toplam alacağın tahsili için kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yolu ile takibe geçmiştir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11461 E. 2013/16263 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın gönderilmesi · i̇i̇k 258 · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · usulden reddi · görevsizlik kararı · haciz · sulh
Benzer bu karardaMahkemece, basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel «görevli» mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı, talebin dava şartlarından olan HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeni ile «usulden reddine» karar vermek gerektiği, gerekçesi ile mahkemelerinin görevsizliğine, asıl görevli olan Nevşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’ne talep halinde «dosyanın gönderilmesine», karar verilmiştir.
Mahkemece verilen «ihtiyati haciz» kararını aleyhine ihtiyati haciz istenilenler tarafından yapılan itiraz üzerine, itiraz kabul edilmek sureti ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Ancak, «ihtiyati haciz» İcra İflas Kanunu'nda düzenlenmiş olup, görev yönünden açık bir düzenleme bulunmayıp, sadece İİK'nın «258». maddesinde genel olarak mahkemeden söz edildiğinden HMK'nın göreve ilişkin kurallarına göre sonuca varılacaktır.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/180 E. , 2024/3855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2323 Esas, 2022/2384 Karar
HÜKÜM
Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2020/79 E., 2022/416 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/13 E. sayılı dosyasında davalı şirket ortağı aleyhine açılan davada, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payları için husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğine karar verildiğini, davalı şirketin kuruluşundan itibaren müvekkiline aktarılması gereken kâr payının aktarılmamış olması sebebiyle başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/13 E., 2010/83 K. sayılı dosyasına konu bilirkişi raporuna göre şirketin kâr ettiğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkilini zarara uğratma amacı ile hareket ettiğini ve gerçek kazancı muhasebe oyunlanyla gizlendiğini, şirketin kurulduğu 2003 yılından anılan davanın açıldığı 2007 yılına kadar müvekkili davacı tarafından davalı şirket yetkilisine aktarılan paralar ile otel işletmesinin ihtiyaçları karşılanmasına karşın müvekkili davacıya bilgi aktarılmadığını, bahsedilen davanın sona erdiği 2010 yılından iş bu davaya konu takip tarihine ve bugüne kadar müvekkili davacının hak ettiği kâr payları aktarılmadığı gibi şirket faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, otel işletmesine kayyım atanmasının mağduriyeti gidereceğini ileri sürerek Nevşehir 1.
İcra Müdürlüğünün 2013/3918 sayılı dosyasından başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin ortağı olduğu davalı ... Ltd. Şti.nin 2 ortaklı ve her ortağın % 50 hissedar olduğunu, her bir ortağın şirketi tek başına münferiden temsil yetkisi bulunduğunu, yönetim sürecinin tıkanmasının söz konusu olmayacağını, bu sebeple kayyım atanmasına gerek olmadığını, şirket faaliyetine son verdiği için de kayyım gerekmediğini, limited şirketlerde kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir karar alınmadıkça kâr payı dağıtılmayacağını, şirket kararları arasında kâr payı dağıtımına ilişkin bir karar olmadığını, toplamda şirketin zararda olduğunu, olmayan bir kârın dağıtılamayacağını savunarak davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirketlerde kâr payı dağıtımı konusunda münhasır yetkili organın genel kurul olduğu ve bu yetkinin devredilmez nitelikte bulunduğu, kural olarak genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar alınmadıkça mahkemece kâr payı dağıtımına karar verilmesinin mümkün olmadığı, ancak ana sözleşmede ortakların % 50 oranında hisseder oldukları ve kâr dağıtımı için % 51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinde hukuksal olarak kâr payı dağıtılması hususunda genel kuruldan karar alma olgusunun gerçekleşmeyeceği, bunun mümkün olmayacağı anlaşıldığından davacının kâr payının dağıtılması hususunda dava açabileceği, kâr payının hesaplanması hususunda turizm bilirkişi raporlarında belirtilen doluluk oranları, şirket ana sözleşmesinin 11 ve 12.
maddelerinde belirtilen kanuni ve ihtiyati akçelerin ayrılmasına dair hükümler nazara alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, dağıtılacak kâr payının %65 doluluk oranı hesap edilmek suretiyle kanuni ve yedek akçeler ayrıldıktan sonra 269.312,40 TL olduğu, ancak mahkemenin 2013/551 Esas, 2019/477 karar sayılı dosyasının yapılan yargılama sonunda davanın 220.713,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, işbu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği gözetilerek aleyhe bozma yasağı gereğince davalının kazanılmış hakkı doğduğundan 220.713,00 TL üzerinden açılan davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından Nevşehir 1.
İcra Müdürlüğünün 2013/3918 icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 220.713,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kaldırma kararının sadece ihtiyat akçesi yönünden geçerli olduğu gibi bir düşünce ile hüküm kurulduğunu, şirketin ticari defter ve kayıtlarının celbi, taraflar arasındaki tüm dava dosyaların celbi ile eksiklikler giderildikten sonra konusunda uzman bilirkişi kurulundan denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınmak suretiyle değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi sebebiyle kararın kaldırıldığını, mahkemece itirazlarına rağmen yetersiz bilirkişi raporuna göre sadece ihtiyat akçesi yönünden karar kaldırılmış gibi kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden şirket ortağı davacının şirketin %50 hissedarı olduğunu, aynı zamanda şirketi tek başına yönetmeye yetkili müdür olduğunu, yani davacı şirektin kâr veya zarar edip etmediğini bilebilecek durumda olduğu gibi, şirket kayıtlarını tutan muhasebecinin de davacının noter tasdikli vekâletnamesi ile umumi vekili olduğunu, zarar eden şirketin kâr payı dağıtamayacağını, kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir genel kurul kararı alınmadıkça kâr payı dağıtılamayacağını, icra inkar tazminatına ilişkin talebin reddedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket kayıtlarına göre davalının zarar etmekte olduğu, somut olaya uygun bilirkişi heyeti raporuna göre hesaplanan ve ispatlanabilen davalı şirket tarafından işletilen otelin %29'luk doluluk esasına göre davacıya düşen talep edilebilecek 116.010,90 TL kâr payı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan, yanılgılı gerekçelerle ve kesin, somut kanıtlarla tespit edilememiş olan %65 doluluk oranı gereğince hesaplanan kar payı miktarı nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile yeninden hüküm kurulmasına, buna göre davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından Nevşehir 1.
icra müdürlüğünün 2013/3918 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 116,010,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafından sunulan belgelerdeki verilere göre belirlenen %29'un doğru bir oran olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin kâr etmediğini, zararda olduğunu, genel kurul kararı alınmadıkça kâr payı dağıtılamayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iki ortaklı limited şirkette kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın mahkemece kâr payı dağıtılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava ise, kar payının tahsili için başlatılan takibe karşı vaki itirazın iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2002 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1377 E. , 2021/495 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekili dava dilekçesinde, Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/13 E. sayılı dosyasında davalı şirket ortağı aleyhine açılan davada, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payları için husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğine karar verildiğini, davalı şirketin kuruluşundan itibaren müvekkiline aktarılması gereken kâr payının aktarılmamış olması sebebiyle başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince, kâr payı dağıtımında münhasır yetkili organın genel kurul olduğu ve bu yetkinin devredilemez olduğu, ancak somut olayda %50'şer hissedar olan ortakların %51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinden genel kuruldan karar alma olgusunun gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle kâr payına ilişkin hesap yaptırılarak davanın kısmen kabulüne, istinaf mahkemesince de kâr payına yönelik meblağ değiştirilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de;
6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin birinci fıkrasını (e) bendinde "kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi" Genel Kurul'un devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır.
Limited şirketlerde, şirketin kâr elde etmiş olması ortaklara doğrudan kâr payı talep etme yetkisi vermeyip, kâr payı dağıtılabilmesi için öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde genel kurulda bir karar alınması gerekir.
Kâr payı, genel kurulda verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale geleceğinden, Kanun'un amir hükmüne aykırı olarak genel kurulda kâr payı dağıtımına ilişkin karar olmaksızın mahkemenin ortaklar kurulu yerine geçerek kâr payını tespit ile ortağa kâr payı vermesi mümkün olmadığı halde hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1053472900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz