Kâr dağıtmama kararının objektif iyi niyet denetimi (bilirkişi incelemesi)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6068 E. 2024/2525 K. · · İlk derece: Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
İbra kararı, ibranın kapsadığı maddi olaylar bakımından ibraya olumlu oy veren pay sahibinin dava hakkını kaldırır (TTK 558/2 kıyasen); bu pay sahibinin ibra kapsamındaki işlemlere ilişkin iptal davasında hukuki yararı bulunmaz. Buna karşılık kâr payı temel ortaklık hakkı olduğundan, haklı nedene dayanmayan kâr dağıtmama kararının iptali istendiğinde, mahkemece bilirkişi incelemesiyle kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ele alınan sorunlar
İbraya olumlu oy veren pay sahibinin ibra kapsamındaki işlemlere ilişkin dava hakkı → ret
İddia: Davalı, davacının yönetim kurulunu ibra ettiğini, bu nedenle iptal davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunmuştur.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre ibra kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır; bu hüküm genel kurul kararının iptalinde de kıyasen uygulanır. Dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun ibrasına olumlu oy veren davacının, ibra ile ilişkili faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosu ile diğer işlemler yönünden iptal davası açma hakkı bulunmayıp, muhalif kaldığı kararların iptalinde hukuki yararının bulunduğunu ispat edememiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kâr dağıtmama kararının iptali ve objektif iyi niyet denetimi → kabul
İddia: Davacı, daima kâr eden şirkette çoğunluk pay sahiplerince kâr payı dağıtılmadığını, kâr dağıtılmamasına dayanak gösterilen kredi sözleşmesinin buna engel olmadığını, kâr dağıtmama kararının iptalini istemiştir.
Gerekçe: Anonim şirketler kâr elde etme ve dağıtma amacıyla kurulur; kâr payı hakkı temel ortaklık haklarının başında gelir (TTK 507/1). Şirket ortaklar kurulu bu düzenlemelerle bağlı olup tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf edemez; kanuna aykırı kararlar iptal ettirilebileceği gibi, kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar kazancın tespit ve dağıtımını da talep edebilir. Bu nedenle mahkemece, şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak yönetim kurulunun teklifinde gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı araştırılıp, kâr dağıtmama kararının objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı değerlendirilmelidir; bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İbraya olumlu oy veren pay sahibinin ibra kapsamındaki işlemlere karşı dava hakkının bulunmaması ile kâr dağıtmama kararının bilirkişi incelemesiyle objektif iyi niyet denetimine tabi tutulması gerektiği yönünden emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Genel kurul kararının iptali davasında hukuki yarar: ibraya olumlu oy veren pay sahibinin, ibra kapsamındaki işlemlere ilişkin iptal davasında hukuki yararının bulunmaması (TTK 558/2 kıyasen)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı hakkı (TTK 507)↗ ibra ve dava hakkı (TTK 558/2)↗ hukuki yarar↗ objektif iyi niyet↗ eksik inceleme↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/972 E. 2018/7537 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4083 E. 2010/10363 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · muhalefet şerhi · butlan · emredici hüküm · cy/cy şerhi · dava sebebi · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ar lehine karar alınarak belirli haklar kazanılmış - verilmiş ise sonradan bu hakların bir genel kurul kararı ile ortadan kaldırılmasının söz konusu olamayacağı, bu «son» genel kurul kararı oy çokluğu ile alınmış olsa bile alınan son genel kurul kararı «mutlak butlanla» batıl olduğu, davalı kooperatifin 29.01.2006 tarihli genel kurul kararının 6/2. maddesinde davacının kooperatif üyeliğinden çıkarıldığına ilişkin karar alındığı, b …
Ayrıca, iptal «sebebi» olarak ileri sürülen nedenler, mahkemenin kabulünün aksine yasanın «emredici» kurallarına aykırılık teşkil etmeyip, iptali gerektirir nedenlerdir.
Bu durumda, mahkemece, davacının iptalini istediği genel kurul kararına karşı usulüne uygun olarak muhalif kalıp «muhalefet şerhini» yazdırmadığı ve bu nedenle dava açma hakkı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış ilke ve yanılgılı değerlendirmeden hareketle isabetli bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Somut olaydaki olayda davacının dava konusu ettiği genel kurula asaleten katılmış olmasına rağmen iptalini istediği karara muhalif kaldığına dair bir «kayda» rastlanmadığı gibi yapılan işlemlere ve alınan karara muhalefet edildiği, bu yöndeki istemin genel kurul tutanağına yazılmasının engellendiği hususu da iddia edilip, ispat da edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2491 E. 2013/1828 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · muhalefet şerhi · genel kurul kararının iptali · ibra · cy/cy şerhi · dava şartı yokluğu · olumsuz oy · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı «anonim şirketin» 29.11.2009 tarihli olağan genel kurulunda davacının isteği üzerine gelir tablosu ve bilançonun görüşülmesinin ertelendiği, hükümet komiserinin uyarısı rağmen 5 nolu kararla yönetim ve denetim kurulunun ibrasına karar verildiği, ancak «ibra» ile bilançonun görüşülmesinin birbirine bağlı konular olup bilanço görüşülmeksizin ibranın mümkün olmadığı, bu durum açıkça yasa hükmüne aykırı olduğundan davacının açıkça «muhalefet şerhinin» bulunmasına gerek olmadığından 5 nolu kararın iptal edilmesi gerektiği, davacının diğer ret oyu kullandığı yeni «yönetim kurulu» seçimi ve ücret oylamaları kararlarında muhalefet şerhi bulunmadığından diğer kararların iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle genel kurulun 5 nolu kararının iptal …
Dava konusu ....11.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağının» incelenmesinde, genel kurul toplantısına katılan davacının usulüne uygun «muhalefet şerhini» tutanağa yazdırmamış olduğu veya dilekçe ile muhalefeti bildirmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda iptali istenen diğer kararlar gibi, 5 nolu genel kurul kararına da davacı tarafça «muhalefet şerhi» konulmaması nedeniyle bu madde yönünden de dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle 5 nolu kararın iptaline ilişkin verilen karar doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir. ...’nun 381. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin «iptal davası» açabileceği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6068 E. , 2024/2525 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. hukuk Dairesi
SAYISI 2020/899 Esas, 2022/813 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/374 E., 2020/68 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 30.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısına bizzat katılarak kararlara karşı muhalefet ettiğini, gündemin faaliyet raporunun müzakeresi ile ilgili 3. maddesi, bağımsız denetim raporunun müzakeresine yönelik 4. maddesi, şirketin 2018 yılı bilanço ve gelir tablosunun müzakeresi hakkında 5. maddesi, kâr dağıtımına ilişkin 7. maddesi, bağımsız denetim firması seçimine yönelik 8. maddesi ve genel kurul toplantı tarihinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (6102 sayılı Kanun) 409 uncu maddesine uygun tespit edilmesi hususları hakkında olumsuz oy kullanıldığını ve her maddeye yönelik muhalefet şerhi yazıldığını, alınan kararların kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek 30.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulda alınan kararların iptal edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirkete karşı kötü niyetle dava açtığını, davacının dava dilekçesinde ilgili genel kurul kararları dolayasıyla ne tür bir zarara uğradığından, kendi çıkarlarının nasıl ciddi tehlikelere maruz kaldığından bahsetmediğini, davacının ileri sürdüğü tek hususun ilgili genel kurul kararlarına karşı muhalefet ettiği olduğunu, davacının açmış olduğu iptal davasının hangi hukuki gerekçeye dayandırdığı belli olmadığını, davacının kendisinin de üye olduğu yönetim kurulunu ibra ettiğini, bu nedenle iptal davasının kötü niyetli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 30.05.2019 tarihinde yapıldığı, 30.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan faaliyet raporunun müzakeresi ile ilgili 3. maddesi, bağımsız denetim raporunun müzakeresine ilişkin 4. maddesi, şirketin 2018 yılı bilanço ve gelir tablosunun müzakeresi hakkındaki 5. maddesi, kâr dağıtımına ilişkin 7. maddesi, bağımsız denetim firması seçimine ilişkin 8. maddesinin oy çokluğu ile kabul edildiği, davacının söz konusu kararlara muhalif kaldığı, genel kurul gündeminin 6. maddesi ile 2018 yılı faaliyetlerinden dolayı yönetim kurulu üyelerinden ..., ..., ... ve ...'nın oy birliğiyle ibra edildiği, toplantıya katılan davacının ibra kararına muhalif kalmadığı, olumlu oy kullandığı, bu şeklide yönetim kurulunun faaliyet raporu, şirkete ait bilanço ve gelir tablosu ile diğer işlemler yönünden sorumluluklarının bulunmadığı kabul edilerek yönetim kurulunu ibra ettiği, ibra edilen yönetim kurulunun söz konusu işlemleri yönünden davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı, nitekim 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ibra kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak şirketin ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, söz konusu hükmün sorumluluk davasıyla ilgili olsa da genel kurul kararının iptalinde de kıyasen uygulanması gerektiği, davacının ibra kararına rağmen muhalif kaldığı kararların iptalinde hukuki yararının bulunduğunu ispat etmesi gerektiği, ancak mevcut davada ibra edilen yönetim kurulunun faaliyetleri ve işlemlerin iptalinde hukuki yararının bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi görünümünde bir anonim şirket olduğunu, şirketin 15.10.2018 tarihli 2018/9 yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin görev süresi dolmadan Antalya temsilciliği görevinden uzaklaştırıldığını ve 12.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında hiçbir haklı gerekçe olmaksızın yönetim kurulu üyeliğinden alındığını, müvekkilince buna ilişkin genel kurul kararının iptali davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, bu nedenlerle davaya konu edilen müvekkilinin kâr payı istemesi ve buna ilişkin kararın iptalini talep etmesinin ve yine muhalefet ettiği tüm diğer maddeler ile çoğunluk pay sahibi kardeşlerinin kendisine zarar vermelerine ve yine kendi çıkarları doğrultusunda şirket gelirlerini kullanma uygulamalarına engel olma amaçlı olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulunu ibra ettiğinden bahisle 6102 sayılı Kanunun 558/2 maddesinin kıyasen uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, anonim şirketlerde genel kurulun ibra kararı, yönetim kurulu üye ve yöneticileri için olası sorumluluktan kurtulma kurumu olduğunu, ibranın menfi borç ikrarı olduğunu, yönetim kurulu üyeleri hakkında açılacak sorumluluk davasında önem taşıdığını, ortaklık genel kurulunun verdiği geçerli ibra kararının ortaklığın sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığını, çünkü ibranın, ortaklığın ilgili hesap dönemine ilişkin işlemler sebebiyle tazminat talebi bulunmadığını ikrar etmesi anlamına geldiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasınını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun ibrasına ilişkin karara olumlu oy kullandığı, böylelikle ibra ile ilişkili olan yönetim kurulunun faaliyet raporu, şirkete ait bilanço ve gelir tablosu ile diğer işlemler yönünden sorumluluklarının bulunmadığını kabul ettiği, 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesinini ikinci fıkrasında ibra kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak şirketin ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağına dair hüküm gözetildiğinde ibra edilen yönetim kurulunun söz konusu işlemleri yönünden davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı, davacının ibra kararına rağmen muhalif kaldığı kararların iptalinde hukuki yararının bulunduğunu da ispatlayamadığı;
ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının davalı şirketin kuruluşundan dava konusu genel kurul toplantısı öncesine kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketin kâr dağıtımı yapmadığı, davacının daha önceki şirket genel kurul toplantılarında kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararlara karşı muhalif kalmadığı ve dava açılmaması nedeniyle bu yöndeki kararların kesinleştiği, şirketin yabancı kaynaklara finansman ihtiyacını azaltmak için kâr dağıtmamasının kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı anlaşılmakla davacı yanca, yönetim kurulu üyesi olduğu önceki genel kurul toplantılarında alınan kâr dağıtımı yapılmaması kararlarına muhalefet edilmeyip, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararın iptalini talep etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu da gözetilerek ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi olduğunu, müvekkilinin azınlık pay sahibi olarak dışlanmak istenildiğini, 12.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında da hiç bir haklı gerekçe gösterilmeden müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, çoğunluk pay sahipleri tarafından kâr payı dağıtımı yapılmadığını, kâr payı dağıtılmamasına gerekçe gösterilen kredi sözleşmesinin kâr payı ödenmesine engel olmadığını, davacının muhalif kaldığı kararların iptalini istemesinde hukuki yararı bulunduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesi gereğince davacının dava açma hakkının bulunmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararı bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 445, 446, 447 ve 558 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacının kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurulda alınan 7 maddenin iptaline yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk derece mahkemesince davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının işbu dava konusu genel kurul toplantısına kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketin kâr dağıtımı yapmadığı, davacının bu kararlara karşı muhalefet etmediği ve dava açmadığı, dava konusu genel kurul kararının iptalini talep etmesinin iyiniyetle bağdaşmadığı gerekçesiyle davacının istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
Kural olarak bir sermaye şirketi türü olan anonim şirketler kâr elde etme ve dağıtma amacıyla kurulurlar. Kâr payı hakkı anonim şirketlerdeki temel ortaklık haklarının başında gelir. Kâr payının genel olarak düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 507 nci maddesinin birinci fıkrası "Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Şirketin sona ermesi hâlinde her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin mal varlığının kullanılmasına ilişkin, başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılır..." düzenlemesini haizdir.
Şirket ortaklar kurulu Türk Ticaret Kanunundaki bu düzenlemeler ile bağlı olup, tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip değildir. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı olan kararlar iptal ettirilebileceği gibi, şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde, ortaklar, kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilirler.
Bu durumda somut olaya gelindiğinde; Mahkemece, şirket kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile yönetim kurulunun teklifinde gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı araştırılarak, kâr dağıtımı yapılmamasına dair gündemin 7. maddesinde alınan kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, herhangi bir bilirkişi raporu alınmadan gündemin 7. maddesinde alınan karar ile ilgili yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051536600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz