Ihtiyari dava arkadaşlığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/517 E. 2024/2511 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyari dava arkadaşlığı↗ arabuluculuk dava şartı↗ gemi adamı↗ yabancılık unsuru↗ kanuni rehin hakkı↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ arabuluculuk↗ rehin hakkı↗ husumet itirazı↗ donatan↗ yetki itirazı↗ aktif husumet↗ rehin↗ hizmet sözleşmesi↗ pasif husumet↗ alacak davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ haksız fiil↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ yetki↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/174 E., 2022/449 K.
Taraflar arasındaki kurtarma hizmetinden doğan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine, kararın ve gerekçenin düzeltilmesi gerektiğinden, re'sen İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili, duruşma istemi olmaksızın davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.03.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı İnce Denizcilik ve Ticaret A.Ş.'nin çalışanları olduğunu ve davalıya ait "İnce Karadeniz" gemisinde çalıştıklarını, geminin Hint Okyanusu açıklarında seyrettiği sırada, gemi adamı ...'ın, gemi kaptanını öldürdükten sonra, tüm personele karşı eylemlerine devam ettiğini, müvekkillerinin müdahalesi ile ...'ın kontrol altına alındığını, dışarıdan hiç bir yardım ve desteğin gelmediği yer ve zamanda, müvekkillerinin saldırganla tek başlarına mücadele etmek zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin kaptansız kalan geminin sefere devam etmesini sağlayarak, gemiyi, yükü, yakıtı ve diğer eşyaları kurtardıklarını, müvekkillerinin Denizde Kurtarma Hakkında Milletlerarası Sözleşme ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurtarma ve yardım ücretine hak kazandıklarını ileri sürerek, şimdilik 101.000,00 TL kurtarma ve yardım ücreti alacağının 20.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve İnce Karadeniz gemisi üzerinde kanuni rehin hakkı tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; yaşanan olay ev sonrasında davacı çalışanlarca gerçekleştirilen bu tür bir faaliyetin kurtarma olarak kabul edilmediğini, taleplerin kurtarmadan kaynaklanması ve gemi ile yük birlikteliğinin ileri sürülmesi nedeniyle talebin müşterek avarya olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların aktif husumetlerinin bulunmadığını, kendi hizmet sözleşmeleri kapsamında doğan hizmetlerden kurtarma ücreti alacaklısı sıfatını kazanamayacaklarını, aynı zamanda pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın yük ilgilisine doğrudan yönletilmesi gerektiğini, arabuluculuk dava şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, gemi ve yükün tehlikede olmadığını, gemide ikinci, üçüncü ve dördüncü kaptanların da görevleri başında olduğunu, davacıların kurtarma faaliyetinde bulunmadıklarını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile görev ve yetki itirazlarının reddi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrasında kurtarma faaliyeti terimine tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetlerin girmediği açıkça belirtilmiş olup, gemi adamı olan davacıların eylemlerinin kurtarma faaliyeti olmayacağı, davacı tarafın eldeki davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; olay sırasında müvekkillerinin doğrudan faille mücadele ettiklerini ve kaptansız kalan geminin sefere devamının sağladıklarını, gemiyi, üzerindeki yükü, yakıtı ve taşınan eşyaların kurtardıklarını, bu nedenle kurtarma ücretinin tespiti ve tahsili amacıyla dava açıldığını, olayın yabancılık unsuru içermesi nedeniyle 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna rağmen mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, faydalı bir sonuç vermiş olan kurtarma faaliyeti ile ücrete hak kazanılacağını, müvekkillerinin fail ile doğrudan mücadele ederek gemi ve yükün kurtulmasını sağladıklarını ve faydalı sonuç vermiş bir kurtarma faaliyeti bulunduğunu, bu nedenle mahkemece tüm taleplerin değerlendirilerek, bilirkişi raporu alınarak hak kazanılacak ücretin belirlenmesi gerektiğini, müvekkillerinin olağan bir görevi yerine getirmediklerini, yapılan hizmetin tanımından farklı olağanüstü bir görevin icra edilerek gemi ve yükün kurtarıldığını, müvekkillerinin saldırganı etkisiz hale getirmemesi halinde, saldırganın gemiyi batıracağından söz edilebileceğini, bu tür bir tehlikenin bertaraf edilmesinin gemi adamının olağan faaliyetleri arasında olmadığını, geminin bulunduğu yer itibariyle bir devlet otoritesi ve gücünün müdahale imkanı bulunmadığını, ceza mahkemesinde yapılan yargılamada failin öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırıldığını ve kararın kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geminin seyrüsefere elverişli sularda bulunan su aracı olduğu ancak, geminin tehlikeye uğramış bir su aracı niteliğinde olmadığı, gemi çalışanlarından birinin diğer gemi çalışanlarına haksız fiil uygulaması nedeniyle gemi kaptanının öldüğü, ancak gemide yardımcı kaptanlarında bulunduğu dikkate alınarak, davacıların yapmış olduğu faaliyetin kurtarma faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği, davacıların gemi adamı olarak iş sözleşmesi ile çalıştıkları, kaptanı öldürülen su aracının yardımcı kaptanlarının bulunduğu, bir kısmı haksız fiile uğrayan davacıların eylemlerinin kendilerini koruma ve hizmet yükümlülüklerini yerine getirmesine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinde de tehlike doğmadan önce yapılmış bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetlerin kurtarma faaliyeti kapsamında olmadığının hükme bağlandığı, aynı fıkranın (b) bendinde, tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetlerin kurtarma faaliyeti olmadığının belirtildiği, bu nedenle kurtarma ücreti talep haklarının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak, davacıların alacak davası açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, mahkemece, davanın esas yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki yarara ilişkin dava şartını yanlış değerlendirerek sonuca gitmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın ve gerekçenin resen düzeltilmesi gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiş ve kurtarma alacağına hak kazandıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kurtarma alacağı istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacı gemi adamlarının kurtarma ücretine hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 1304 üncü maddesi ve devamı hükümleri, 1322 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3986 E. 2016/4311 K.
Ortak:donatan · yetki itirazı · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile görev ve «yetki itirazlarının» reddi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrasında kurtarma faaliyeti terimine tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetlerin girmediği açıkça belirtilmiş olup, «gemi adamı» olan davacıların eylemlerinin kurtarma faaliyeti olmayacağı, davacı tarafın eldeki davayı açmakta «hukuki yararının» da bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK 1088 ve devamı maddelerinde kaptanın «donatan» yada gemi işletme mütahidi adına «yetki sözleşmesi» yapılması konusunda bir düzenlemenin yer almadığı, «protokoldeki» «yetki şartının» davalıları bağlamayacağı , yetkili mahkemenin genel hükümlere göre belirlenmesi gerektiği, HMK'nın 6. maddesine göre «genel yetkili» mahkemenin davalının «yerleşim yeri» mahkemesi olduğu eldeki dosyada davalıların ikametgahının ... da bulunması nedeniyle,...
Şirketi «yetki itirazında» da bulunmamıştır.Bu durumda Mahkemenin «yetkisizlik» kararı vermesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
Dava, kurtarma yardım nedeniyle bedelin tahsili istemine ilişkin olup, davacı ve davalıların «donatanı» oldukları gemilerin kaptanları tarafından kurtarma yardım yapılmasından sonra 17.11.2014 tarihli bir tutanak tutulmuş, bu tutanakta yapılan kurtarma işlemi anlatılmış ve davacı donatanın ücret talep etme hakkının saklı olduğu belirtilerek, ihtilaf halinde ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel yetkili mahkeme · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · protokol · taşıyan · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK 1088 ve devamı maddelerinde kaptanın «donatan» yada gemi işletme mütahidi adına «yetki sözleşmesi» yapılması konusunda bir düzenlemenin yer almadığı, «protokoldeki» «yetki şartının» davalıları bağlamayacağı , yetkili mahkemenin genel hükümlere göre belirlenmesi gerektiği, HMK'nın 6. maddesine göre «genel yetkili» mahkemenin davalının «yerleşim yeri» mahkemesi olduğu eldeki dosyada davalıların ikametgahının ... da bulunması nedeniyle,...
Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır.6102 sayılı TTK 'nın 1300/1 maddesi gereğince kaptan, aracın kurtarılması için malik adına kurtarma sözleşmesi yapmaya yetkilidir.Bu «yetkinin» kapsamına yetkili Mahkemeyi veya Tahkimi kararlaştırmak da girer.Bu durumda yolcu «taşıyan» ve davalılara ait olan geminin kaptanı tarafından yapılan «yetki sözleşmesi» de geçerli olup, davalıları bağlar.Kaldı ki, davalılardan ...
Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «yetkisizliğine», ...
Şirketi «yetki itirazında» da bulunmamıştır.Bu durumda Mahkemenin «yetkisizlik» kararı vermesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2186 E. 2014/5727 K.
Ortak:gemi adamı · donatan
İncelediğiniz kararda… Denizcilik ve Ticaret A.Ş.'nin çalışanları olduğunu ve davalıya ait "İnce Karadeniz" gemisinde çalıştıklarını, geminin Hint Okyanusu açıklarında seyrettiği sırada, «gemi adamı» ...'ın, gemi kaptanını öldürdükten sonra, tüm personele karşı eylemlerine devam ettiğini, müvekkillerinin müdahalesi ile ...'ın kontrol altına alındığını, dışarıdan hiç bir yardım ve desteğin gelmediği yer ve zamanda, müvekkillerinin saldırganla tek başlarına mücadele etmek zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin kaptansız kalan geminin sefere devam etmesini sağlayarak, gemiyi, yükü, yakıtı ve diğer eşyaları kurtardıklarını, müvekkillerinin Denizde Kurtarma Hakkında Milletlerarası Sözleşme ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurtarma ve yardım ücretine hak kazandıklarını ileri sürerek, şimdilik 101.000,00 TL kurtarma ve yardım ücreti alacağının 20.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline ve İnce Karadeniz gemisi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile görev ve «yetki itirazlarının» reddi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrasında kurtarma faaliyeti terimine tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetlerin girmediği açıkça belirtilmiş olup, «gemi adamı» olan davacıların eylemlerinin kurtarma faaliyeti olmayacağı, davacı tarafın eldeki davayı açmakta «hukuki yararının» da bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ladıklarını, gemiyi, üzerindeki yükü, yakıtı ve taşınan eşyaların kurtardıklarını, bu nedenle kurtarma ücretinin tespiti ve tahsili amacıyla dava açıldığını, olayın «yabancılık unsuru» içermesi nedeniyle 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna rağmen mahkemece «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, faydalı bir sonuç vermiş olan kurtarma faaliyeti ile ücrete hak kazanılacağını, müvekkillerinin fail ile doğrudan mücadele ederek gemi ve yükün kurtulmasını sağladıklarını ve faydalı sonuç vermiş bir kurtarma faaliyeti bulunduğunu, bu nedenle mahkemece tüm taleplerin değerlendirilerek, bilirkişi raporu alınarak hak kazanılacak ücretin belirlenmesi gerektiğini, müvekkillerinin olağan bir görevi yerine getirmediklerini, yapılan hizmetin tanımından farklı olağanüstü bir görevin icra edilerek gemi ve yükün kurtarıldığını, müvekkillerinin saldırganı etkisiz hale getirmemesi halinde, saldırganın gemiyi batıracağından söz edilebileceğini, bu tür bir tehlikenin bertaraf edilmesinin «gemi adamının» olağan faaliyetleri arasında olmadığını, geminin bulunduğu yer itibariyle bir devlet otoritesi ve gücünün müdahale imkanı bulunmadığını, ceza mahkemesinde yapılan …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep eden ile aleyhine ihtiyati haciz istenen ve geminin «donatanı» olan karşı taraf arasında düzenlenen iş aktinin tanzim tarihinin 01.10.2013 olduğu, gemi kaptanı tarafından düzenlenen 02.10.2013 tarihli bilanço başlıklı belgede «gemi adamının» gemide 01.10.2012 tarihinde işe başladığının gösterildiği ve davacının çalışmasından kaynaklanan alacak miktarının 60.000,00 USD olduğunun belirtildiği, ancak gemi adamının gemiye katıldığı tarihin 01.10.2012 olduğuna dair katılış «ordinosu» sunulmadığı, tanzim tarihine göre alacağın varlığına dair yeterli kanaate varılamadığı, «yaklaşık ispat şartının» gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Talep, «gemi adamı» alacağının tahsili imkanının sağlanmasına yönelik «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ispat şartı · ordino · yaklaşık ispat · re'sen gözetilme · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep eden ile aleyhine ihtiyati haciz istenen ve geminin «donatanı» olan karşı taraf arasında düzenlenen iş aktinin tanzim tarihinin 01.10.2013 olduğu, gemi kaptanı tarafından düzenlenen 02.10.2013 tarihli bilanço başlıklı belgede «gemi adamının» gemide 01.10.2012 tarihinde işe başladığının gösterildiği ve davacının çalışmasından kaynaklanan alacak miktarının 60.000,00 USD olduğunun belirtildiği, ancak gemi adamının gemiye katıldığı tarihin 01.10.2012 olduğuna dair katılış «ordinosu» sunulmadığı, tanzim tarihine göre alacağın varlığına dair yeterli kanaate varılamadığı, «yaklaşık ispat şartının» gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Gemi kaptanı tarafından düzenlenmiş ve «ihtiyati haciz» isteyen tarafın alacaklı olduğunu gösterir bilanço nazara alındığında mahkemece, borçlunun itirazına konu olabilecek iş sözleşmesindeki tarihler re'«sen gözetilerek» talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, «gemi adamı» alacağının tahsili imkanının sağlanmasına yönelik «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/517 E. , 2024/2511 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1701 Esas, 2022/1436 Karar
DAVACILAR 1....
2....
3. ...
4. ...
5. ...
6. ...
7. ...
8. ... vekilleri Avukat ...
DAVALILAR 1.Türk Bayraklı İnce Karadeniz Gemisi Donatanı İnce Denizcilik ve Tic. A.Ş.
2. İnce Denizcilik ve Ticaret A.Ş.
vekilleri Avukat ...
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/174 E., 2022/449 K.
Taraflar arasındaki kurtarma hizmetinden doğan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine, kararın ve gerekçenin düzeltilmesi gerektiğinden, re'sen İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili, duruşma istemi olmaksızın davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.03.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı İnce Denizcilik ve Ticaret A.Ş.'nin çalışanları olduğunu ve davalıya ait "İnce Karadeniz" gemisinde çalıştıklarını, geminin Hint Okyanusu açıklarında seyrettiği sırada, gemi adamı ...'ın, gemi kaptanını öldürdükten sonra, tüm personele karşı eylemlerine devam ettiğini, müvekkillerinin müdahalesi ile ...'ın kontrol altına alındığını, dışarıdan hiç bir yardım ve desteğin gelmediği yer ve zamanda, müvekkillerinin saldırganla tek başlarına mücadele etmek zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin kaptansız kalan geminin sefere devam etmesini sağlayarak, gemiyi, yükü, yakıtı ve diğer eşyaları kurtardıklarını, müvekkillerinin Denizde Kurtarma Hakkında Milletlerarası Sözleşme ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurtarma ve yardım ücretine hak kazandıklarını ileri sürerek, şimdilik 101.000,00 TL kurtarma ve yardım ücreti alacağının 20.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve İnce Karadeniz gemisi üzerinde kanuni rehin hakkı tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; yaşanan olay ev sonrasında davacı çalışanlarca gerçekleştirilen bu tür bir faaliyetin kurtarma olarak kabul edilmediğini, taleplerin kurtarmadan kaynaklanması ve gemi ile yük birlikteliğinin ileri sürülmesi nedeniyle talebin müşterek avarya olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların aktif husumetlerinin bulunmadığını, kendi hizmet sözleşmeleri kapsamında doğan hizmetlerden kurtarma ücreti alacaklısı sıfatını kazanamayacaklarını, aynı zamanda pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın yük ilgilisine doğrudan yönletilmesi gerektiğini, arabuluculuk dava şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, gemi ve yükün tehlikede olmadığını, gemide ikinci, üçüncü ve dördüncü kaptanların da görevleri başında olduğunu, davacıların kurtarma faaliyetinde bulunmadıklarını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile görev ve yetki itirazlarının reddi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrasında kurtarma faaliyeti terimine tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetlerin girmediği açıkça belirtilmiş olup, gemi adamı olan davacıların eylemlerinin kurtarma faaliyeti olmayacağı, davacı tarafın eldeki davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; olay sırasında müvekkillerinin doğrudan faille mücadele ettiklerini ve kaptansız kalan geminin sefere devamının sağladıklarını, gemiyi, üzerindeki yükü, yakıtı ve taşınan eşyaların kurtardıklarını, bu nedenle kurtarma ücretinin tespiti ve tahsili amacıyla dava açıldığını, olayın yabancılık unsuru içermesi nedeniyle 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna rağmen mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, faydalı bir sonuç vermiş olan kurtarma faaliyeti ile ücrete hak kazanılacağını, müvekkillerinin fail ile doğrudan mücadele ederek gemi ve yükün kurtulmasını sağladıklarını ve faydalı sonuç vermiş bir kurtarma faaliyeti bulunduğunu, bu nedenle mahkemece tüm taleplerin değerlendirilerek, bilirkişi raporu alınarak hak kazanılacak ücretin belirlenmesi gerektiğini, müvekkillerinin olağan bir görevi yerine getirmediklerini, yapılan hizmetin tanımından farklı olağanüstü bir görevin icra edilerek gemi ve yükün kurtarıldığını, müvekkillerinin saldırganı etkisiz hale getirmemesi halinde, saldırganın gemiyi batıracağından söz edilebileceğini, bu tür bir tehlikenin bertaraf edilmesinin gemi adamının olağan faaliyetleri arasında olmadığını, geminin bulunduğu yer itibariyle bir devlet otoritesi ve gücünün müdahale imkanı bulunmadığını, ceza mahkemesinde yapılan yargılamada failin öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırıldığını ve kararın kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geminin seyrüsefere elverişli sularda bulunan su aracı olduğu ancak, geminin tehlikeye uğramış bir su aracı niteliğinde olmadığı, gemi çalışanlarından birinin diğer gemi çalışanlarına haksız fiil uygulaması nedeniyle gemi kaptanının öldüğü, ancak gemide yardımcı kaptanlarında bulunduğu dikkate alınarak, davacıların yapmış olduğu faaliyetin kurtarma faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği, davacıların gemi adamı olarak iş sözleşmesi ile çalıştıkları, kaptanı öldürülen su aracının yardımcı kaptanlarının bulunduğu, bir kısmı haksız fiile uğrayan davacıların eylemlerinin kendilerini koruma ve hizmet yükümlülüklerini yerine getirmesine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinde de tehlike doğmadan önce yapılmış bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetlerin kurtarma faaliyeti kapsamında olmadığının hükme bağlandığı, aynı fıkranın (b) bendinde, tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetlerin kurtarma faaliyeti olmadığının belirtildiği, bu nedenle kurtarma ücreti talep haklarının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak, davacıların alacak davası açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, mahkemece, davanın esas yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki yarara ilişkin dava şartını yanlış değerlendirerek sonuca gitmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın ve gerekçenin resen düzeltilmesi gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiş ve kurtarma alacağına hak kazandıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kurtarma alacağı istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacı gemi adamlarının kurtarma ücretine hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 1298 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 1304 üncü maddesi ve devamı hükümleri, 1322 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051522200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz