Kesin hükümsüzlük
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/301 E. 2024/2275 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hükümsüzlük↗ rüçhan hakkı↗ mutlak butlan↗ hakim ortak↗ kayyım atanması↗ eda davası↗ zimmet↗ butlan↗ kayyım↗ hakkın kötüye kullanılması↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ vekâlet ücreti↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ tespit davası↗ tazminat davası↗ tüzel kişilik↗ feragat↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/829 E., 2020/88 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 04.11.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye artırım kararı alındığını, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...'in aynı zamanda davacı odanın da yönetim kurulu üyesi olduklarını, dava konusu sermaye arttırım kararı öncesi davalının büyük ortağı olan müvekkilinin 240.000,00 TL'lik rüçhan hakkına karşılık sadece 20.000,00 TL'lik kısmı için rüçhan hakkı kullandığını, bu kararla müvekkilinin toplam sermayedeki payının %60'dan %16'ya düştüğünü, büyük ortak olma hakkını kaybettiğini, buna karşılık davacının oda başkanı olan ve aynı zamanda davalı şirketin de yönetim kurulu başkanı olan ...'un bu hakkı kendi şahsı lehine kullanarak ana sermayedeki payının %8'den %52'ye çıkardığını ve şirketin büyük ortağı haline geldiğini, müvekkilinin rüçhan hakkını karşılayabilecek kadar nakit varlığının bulunmadığını, sermaye artırımının ahlaka aykırı olduğunu, amacın müvekkili odanın pay oranını düşürmek ve büyük hissedar haline gelmek olduğunu, davalı yöneticilerinin zimmet suçundan yargılandığını, müvekkilinin yönetiminin değişmesi üzerine işbu davanın açılabildiğini, ahlaka ve adaba aykırı olan genel kurul kararlarının kesin hükümsüz olduklarını ileri sürerek davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) nolu sermaye arttırım kararının mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eda davası açma olanağı varken tespit davası açılamacağını, davacının tespit davası açmasında da hukuki yararı bulunmadığını, davacının şirket ortağı olduğunu, 14.11.2003 günlü genel kurulun gündeminin üçüncü maddesinde sermaye arttırımının görüşüldüğünü ve karara bağlandığını, davacıyı zarara uğratmak amacıyla yapılmış bir davranış bulunmadığını, davacı şirketin sermaye arttırımına katılmadığını ve sermayedeki pay oranının düştüğünü, dava dışı ...'un sermaye arttırımı nedeniyle elde ettiği payların bedelini şirkete bizzat ödediğini, söz konusu kararın alındığı tarihte davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, sermaye artırım kararının zorunluluktan doğduğunu, davacının buna katılmasına yasal ve mali olanaklarının el vermediğini, davacının bir hakkı varsa bu dava yoluyla değil o günkü yönetim kuruluna karşı açacağa tazminat davası ile sağlaması gerektiğini, davacı müvekkili şirkete vermiş olduğu yazılı beyanı ile rüçhan hakkının bir kısmını kullanacağını bir kısmını kullanmayacağını bildirdiğini, bu durumda davacının rüçhan hakkını kullanmamasının davacı odanın yönetim kurulunun bilgisi ve kararı ile olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının alındığı tarihte davalı şirket ile davacı odanın yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğu gibi ...'un hem davacının hem de davalının yönetim kurulu başkanı olduğu, söz konusu olağanüstü genel kurulda alınan sermaye artış kararı ile rüçhan hakkının bir kısmının kullanılmasına ilişkin kararın ...'un payını arttırdığı, davacı odanın payını düşürdüğü, davacı odanın nakit varlığı nedeniyle sermaye arttırımına katılamayacağının yönetim kurulu üyelerince bilindiği, bu şekilde sermaye artırımı yapılarak ...'un payının %8'den %52'ye çıkarılarak hakim ortak konuma geldiği, davacı odanın ise payının %60'dan %16'ya düşürülmesine yol açıldığı, bu sermaye arttırım kararının davacının zararına olduğu, yönetim kurulu başkanının menfaat sağlama amacı güttüğü, bu kapsamda söz konusu genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırımına ilişkin kararın ahlaka ve adaba aykırı olduğu, işbu davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunduğu, davacı odanın yönetim kurulu üyelerinin değişmesi üzerine bu davanın açılmasında hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) no.lu sermaye arttırım kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki açılan butlan davasından feragat edildiğini ve bunun kesin hüküm gibi sonuç doğuracağını, ceza davasındaki tespitlerin de işbu davada dikkate alınamayacağını, zimmet suçunun oluşmadığını, sermaye artırımının zorunlu olduğunu, mahkemece artırımın gerçek ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının davalı aleyhine dava açma şansının davacı tüzel kişilikte yönetim değişikliği ile doğduğunu beyan ettiğini, davacının tüzel kişiye kayyım atanması için başvurarak bu davayı daha önce de açabileceğini, ayrıca, davacının tüzel kişiliği denetlemekle görevli olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na başvurarak bu sakıncaların giderilmeşini isteyebileceğini, davacının sermaye artırımına katılmasının mümkün olmadığını, davacının iyi niyetli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının ahlaka ve adaba aykırı bulunarak ilk derece mahkemesince yazılı şekilde batıl olduğunun tespitine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 14.11.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan (3) nolu sermaye artırımına ilişkin kararın butlanla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445 ve 446 ncı maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19 ve 20 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7516 E. 2015/13508 K.
Ortak:zimmet · yönetim kurulu kararı · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 04.11.2003 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında «sermaye artırım» kararı alındığını, davalı şirketin «yönetim kurulu» üyeleri olan ..., ... ve ...'in aynı zamanda davacı odanın da yönetim kurulu üyesi olduklarını, dava konusu sermaye arttırım kararı öncesi davalının büyük ortağı olan müvekkilinin 240.000,00 TL'lik «rüçhan hakkına» karşılık sadece 20.000,00 TL'lik kısmı için rüçhan hakkı kullandığını, bu kararla müvekkilinin toplam sermayedeki «payının» %60'dan %16'ya düştüğünü, büyük ortak olma hakkını kaybettiğini, buna karşılık davacının oda başkanı olan ve aynı zamanda davalı şirketin de yönetim kurulu başkanı olan ...'un bu hakkı kendi şahsı lehine kullanarak ana sermayedeki payının %8'den %52'ye çıkardığını ve şirketin büyük ortağı haline geldiğini, müvekkilinin rüçhan hakkını karşılayabilecek kadar nakit varlığının bulunmadığını, sermaye artırımının ahlaka aykırı olduğunu, amacın müvekkili odanın pay oranını düşürmek ve büyük hissedar haline gelmek olduğunu, davalı yöneticilerinin «zimmet» suçundan yargılandığını, müvekkilinin yönetiminin değişmesi üzerine işbu davanın açılabildiğini, ahlaka ve adaba aykırı olan genel kurul kararlarının «kesin hükümsüz» olduklarını ileri sürerek davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) nolu sermaye arttırım kararının «mutlak butlan» ile batıl olduğunun tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki açılan «butlan» davasından «feragat» edildiğini ve bunun «kesin» hüküm gibi sonuç doğuracağını, ceza davasındaki tespitlerin de işbu davada dikkate alınamayacağını, «zimmet» suçunun oluşmadığını, «sermaye artırımının» zorunlu olduğunu, mahkemece artırımın gerçek ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının davalı aleyhine dava açma şansının davacı «tüzel kişilikte» yönetim değişikliği ile doğduğunu beyan ettiğini, davacının tüzel kişiye «kayyım atanması» için başvurarak bu davayı daha önce de açabileceğini, ayrıca, davacının tüzel kişiliği denetlemekle «görevli» olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na başvurarak bu sakıncaların giderilmeşini isteyebileceğini, davacının sermaye artırımına katılmasının mümkün olmadığını, davac …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «eda davası» açma olanağı varken «tespit davası» açılamacağını, davacının tespit davası açmasında da «hukuki yararı» bulunmadığını, davacının şirket ortağı olduğunu, 14.11.2003 günlü genel kurulun gündeminin üçüncü maddesinde sermaye arttırımının görüşüldüğünü ve karara bağlandığını, davacıyı zarara uğratmak amacıyla yapılmış bir davranış bulunmadığını, davacı şirketin sermaye arttırımına katılmadığını ve sermayedeki pay oranının düştüğünü, dava dışı ...'un sermaye arttırımı nedeniyle elde ettiği payların bedelini şirkete bizzat ödediğini, söz konusu kararın alındığı tarihte davacının «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, «sermaye artırım» kararının zorunluluktan doğduğunu, davacının buna katılmasına yasal ve mali olanaklarının el vermediğini, davacının bir hakkı varsa bu dava yoluyla değil o günkü yönetim kuruluna karşı açacağa «tazminat davası» ile sağlaması gerektiğini, davacı müvekkili şirkete vermiş olduğu yazılı beyanı ile «rüçhan hakkının» bir kısmını kullanacağını bir kısmını kullanmayacağını bildirdiğini, bu durumda davacının rüçhan hakkını kullanmamasının davacı odanın yönetim kurulunun bilgisi ve …
Benzer bu karardaÇünkü bozma ilamında sanıkların «ibraz» ettiği faturaların araştırılması ve dinlenilmesini istediği tanıkların dinlenmesinin ardından «zimmet» miktarının «kesin» olarak belirlenmesi, ayrıca sanıkların hukuki durumunun da buna göre tayin edilmesi gerektiği yönünde gerekçeye yer verilmiştir.
… 'nın, davacı odanın başkanı olduğu dönemde, aynı dönemde tahsildar olan davalı ... ...'ın yardımı ile kasten ve eylem birliği içinde odanın parasını davalı başkanın «zimmetine» geçirdiği, davalı oda muhasebecisi ... ...'in denetim görevini ihmal ederek zararın oluşumuna katkı sağladığı, davalı bankanın, odanın verdiği «yetkinin» çift imza olmasına ve bu hususun bankaca bilinmesine karşın başkanın tek imzasıyla kendisine dava konusu «çek» sebebiyle ödeme yapıldığı, böylece davalıların kusurlu eylemleriyle davacı odayı zarara uğrattıkları gerekçesiyle davanın kabulü ile 14.315,60 TL alacağın 1.1.2006'dan itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılar ... ..., ... ... ve ... ...'den alınarak davacıya verilmesine, davacının 37.242,81 TL alacağının 1.1.2007'den itibaren işleyecek yasal faizi …
2- Dava, davacı odanın eski personelinin «zimmetine» geçirdiği ileri sürülen paranın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili, müvekkili odanın eski başkanı olan ... ...'nın oda kasasından şahsi işlemleri için para aldığını, oda personeli ... ...'ın da ... ...'nın bu işlemleri gerçekleştirmesinde aktif rol oynadığını ileri sürmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hamiline yazılı çek · denetime elverişlilik · hamil · yetki · çek · yasal faiz · ibraz · temsil
Benzer bu karardaBankası AŞ yönünden yapılan incelemede ise, esas alınan bilirkişi raporunda, ... ... tarafından odanın hesabı üzerine ... ...'ya ait tek imza ile keşide edilen «hamiline yazılı çek» bedelini, odanın çift imza ile «temsil» edildiği yönündeki talimatına uymayarak ödemesi nedeniyle sorumlu bulunduğu ancak odanın da bu durumda müterafik kusurunun bulunduğu belirlenmiş ise de, mahkemece …
… 'nın, davacı odanın başkanı olduğu dönemde, aynı dönemde tahsildar olan davalı ... ...'ın yardımı ile kasten ve eylem birliği içinde odanın parasını davalı başkanın «zimmetine» geçirdiği, davalı oda muhasebecisi ... ...'in denetim görevini ihmal ederek zararın oluşumuna katkı sağladığı, davalı bankanın, odanın verdiği «yetkinin» çift imza olmasına ve bu hususun bankaca bilinmesine karşın başkanın tek imzasıyla kendisine dava konusu «çek» sebebiyle ödeme yapıldığı, böylece davalıların kusurlu eylemleriyle davacı odayı zarara uğrattıkları gerekçesiyle davanın kabulü ile 14.315,60 TL alacağın 1.1.2006'dan itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılar ... ..., ... ... ve ... ...'den alınarak davacıya verilmesine, davacının 37.242,81 TL alacağının 1.1.2007'den itibaren işleyecek yasal faizi …
Çünkü bozma ilamında sanıkların «ibraz» ettiği faturaların araştırılması ve dinlenilmesini istediği tanıkların dinlenmesinin ardından «zimmet» miktarının «kesin» olarak belirlenmesi, ayrıca sanıkların hukuki durumunun da buna göre tayin edilmesi gerektiği yönünde gerekçeye yer verilmiştir.
… emece, ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesinin beklenilmesi, beklenilmemesi durumunda da, davalıların üzerlerine atılı eylemlerin tek tek belirlenmesi suretiyle «zimmete» geçirildiği ileri sürülen para miktarının «denetime elverişli» bir şekilde belirlenmesi ve yapılacak bu incelemenin sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmadığı gibi, kabul edilen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2200 E. 2017/4078 K.
Ortak:kesin hükümsüzlük · butlan · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 04.11.2003 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında «sermaye artırım» kararı alındığını, davalı şirketin «yönetim kurulu» üyeleri olan ..., ... ve ...'in aynı zamanda davacı odanın da yönetim kurulu üyesi olduklarını, dava konusu sermaye arttırım kararı öncesi davalının büyük ortağı olan müvekkilinin 240.000,00 TL'lik «rüçhan hakkına» karşılık sadece 20.000,00 TL'lik kısmı için rüçhan hakkı kullandığını, bu kararla müvekkilinin toplam sermayedeki «payının» %60'dan %16'ya düştüğünü, büyük ortak olma hakkını kaybettiğini, buna karşılık davacının oda başkanı olan ve aynı zamanda davalı şirketin de yönetim kurulu başkanı olan ...'un bu hakkı kendi şahsı lehine kullanarak ana sermayedeki payının %8'den %52'ye çıkardığını ve şirketin büyük ortağı haline geldiğini, müvekkilinin rüçhan hakkını karşılayabilecek kadar nakit varlığının bulunmadığını, sermaye artırımının ahlaka aykırı olduğunu, amacın müvekkili odanın pay oranını düşürmek ve büyük hissedar haline gelmek olduğunu, davalı yöneticilerinin «zimmet» suçundan yargılandığını, müvekkilinin yönetiminin değişmesi üzerine işbu davanın açılabildiğini, ahlaka ve adaba aykırı olan genel kurul kararlarının «kesin hükümsüz» olduklarını ileri sürerek davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) nolu sermaye arttırım kararının «mutlak butlan» ile batıl olduğunun tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki açılan «butlan» davasından «feragat» edildiğini ve bunun «kesin» hüküm gibi sonuç doğuracağını, ceza davasındaki tespitlerin de işbu davada dikkate alınamayacağını, «zimmet» suçunun oluşmadığını, «sermaye artırımının» zorunlu olduğunu, mahkemece artırımın gerçek ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının davalı aleyhine dava açma şansının davacı «tüzel kişilikte» yönetim değişikliği ile doğduğunu beyan ettiğini, davacının tüzel kişiye «kayyım atanması» için başvurarak bu davayı daha önce de açabileceğini, ayrıca, davacının tüzel kişiliği denetlemekle «görevli» olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na başvurarak bu sakıncaların giderilmeşini isteyebileceğini, davacının sermaye artırımına katılmasının mümkün olmadığını, davac …
… ERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının alındığı tarihte davalı şirket ile davacı odanın «yönetim kurulu» üyelerinin aynı olduğu gibi ...'un hem davacının hem de davalının yönetim kurulu başkanı olduğu, söz konusu «olağanüstü genel kurulda» alınan sermaye artış kararı ile «rüçhan hakkının» bir kısmının kullanılmasına ilişkin kararın ...'un payını arttırdığı, davacı odanın payını düşürdüğü, davacı odanın nakit varlığı nedeniyle sermaye arttırımına katılamayacağının yönetim kurulu üyelerince bilindiği, bu şekilde «sermaye artırımı» yapılarak ...'un «payının» %8'den %52'ye çıkarılarak «hakim ortak» konuma geldiği, davacı odanın ise payının %60'dan %16'ya düşürülmesine yol açıldığı, bu sermaye arttırım kararının davacının zararına olduğu, yönetim kurulu başkanının menfaat sağlama amacı güttüğü, bu kapsamda söz konusu genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırımına ilişkin kararın ahlaka ve adaba aykırı olduğu, işbu davayı açmakta davacının «hukuki yararının» bulunduğu, davacı odanın yönetim kurulu üyelerinin değişmesi üzerine bu davanın açılmasında «hakkın kötüye kullanılmasının» söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) no.lu sermaye arttırım kararının «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lındığını, taraf edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunduğunu ileri sürmüş olup, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu, «kesin hükümsüzlük» yaptırımına tabi bu durumda ise «hak düşürücü süreye» tabi olmaksızın her zaman dava açılabileceği gözetilmek suretiyle, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi g …
Kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin «kesin» olarak hükümsüz olduğu, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağı belirtilmiştir.
Yenilik doğurucu bir dava biçiminde «butlan» davası açmak zorunlu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ikrah · irade fesadı · sözleşme serbestisi · hükümsüzlüğün tespiti · sözleşmenin iptali · kişilik hakları · emredici hüküm · hile
Benzer bu kararda… elerin kime ait olduğunu araştırması ve halen sahibi olan kişiye dava açması gerektiği, davacının HMK 124. maddesinin uygulanmasını istemesinin kabul edilebilir bir «sebebe» dayanmadığı, kaldı ki HMK 124. maddesi ile taraf eklenmesinin de mümkün olmadığı, davacının hisselerin iadesine dair isteminin muhatabı davalı şirket olmadığından buna ilişkin talebinin «husumet yokluğundan» reddine; davacının «irade fesadına» ilişkin iddialarının 1 yıllık «hak düşürücü süre» içinde ileri sürülmediği, ayrıca «hile» ve «ikraha» ilişkin koşullarının da oluşmadığı gerekçesi ile tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
2) Dava, davacı şirketin dava dışı şirketteki hissesinin değerinin çok altında bir bedel ile ve «ikrah» altında dava dışı bir başka şirkete devredildiği iddiasına dayalı «hisse devrine» ilişkin sözleşmenin «hükümsüzlüğünün tespiti» ve iptali, kâr paylarının işlemiş ve işleyecek faizi ile tahsili, «sözleşmenin iptali» talebinin kabul edilmemesi halinde uğranılan zararın tazminat olarak tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede «sözleşme serbestisi» ilkesini benimsemekle birlikte, bunun sınırlarını «emredici» kurallara, ahlaka (adaba) ya da «kamu düzenine» veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak belirlemiştir.
Kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin «kesin» olarak hükümsüz olduğu, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9624 E. 2011/2059 K.
Ortak:mutlak butlan · butlan
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 04.11.2003 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında «sermaye artırım» kararı alındığını, davalı şirketin «yönetim kurulu» üyeleri olan ..., ... ve ...'in aynı zamanda davacı odanın da yönetim kurulu üyesi olduklarını, dava konusu sermaye arttırım kararı öncesi davalının büyük ortağı olan müvekkilinin 240.000,00 TL'lik «rüçhan hakkına» karşılık sadece 20.000,00 TL'lik kısmı için rüçhan hakkı kullandığını, bu kararla müvekkilinin toplam sermayedeki «payının» %60'dan %16'ya düştüğünü, büyük ortak olma hakkını kaybettiğini, buna karşılık davacının oda başkanı olan ve aynı zamanda davalı şirketin de yönetim kurulu başkanı olan ...'un bu hakkı kendi şahsı lehine kullanarak ana sermayedeki payının %8'den %52'ye çıkardığını ve şirketin büyük ortağı haline geldiğini, müvekkilinin rüçhan hakkını karşılayabilecek kadar nakit varlığının bulunmadığını, sermaye artırımının ahlaka aykırı olduğunu, amacın müvekkili odanın pay oranını düşürmek ve büyük hissedar haline gelmek olduğunu, davalı yöneticilerinin «zimmet» suçundan yargılandığını, müvekkilinin yönetiminin değişmesi üzerine işbu davanın açılabildiğini, ahlaka ve adaba aykırı olan genel kurul kararlarının «kesin hükümsüz» olduklarını ileri sürerek davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) nolu sermaye arttırım kararının «mutlak butlan» ile batıl olduğunun tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
… ERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının alındığı tarihte davalı şirket ile davacı odanın «yönetim kurulu» üyelerinin aynı olduğu gibi ...'un hem davacının hem de davalının yönetim kurulu başkanı olduğu, söz konusu «olağanüstü genel kurulda» alınan sermaye artış kararı ile «rüçhan hakkının» bir kısmının kullanılmasına ilişkin kararın ...'un payını arttırdığı, davacı odanın payını düşürdüğü, davacı odanın nakit varlığı nedeniyle sermaye arttırımına katılamayacağının yönetim kurulu üyelerince bilindiği, bu şekilde «sermaye artırımı» yapılarak ...'un «payının» %8'den %52'ye çıkarılarak «hakim ortak» konuma geldiği, davacı odanın ise payının %60'dan %16'ya düşürülmesine yol açıldığı, bu sermaye arttırım kararının davacının zararına olduğu, yönetim kurulu başkanının menfaat sağlama amacı güttüğü, bu kapsamda söz konusu genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırımına ilişkin kararın ahlaka ve adaba aykırı olduğu, işbu davayı açmakta davacının «hukuki yararının» bulunduğu, davacı odanın yönetim kurulu üyelerinin değişmesi üzerine bu davanın açılmasında «hakkın kötüye kullanılmasının» söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) no.lu sermaye arttırım kararının «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki açılan «butlan» davasından «feragat» edildiğini ve bunun «kesin» hüküm gibi sonuç doğuracağını, ceza davasındaki tespitlerin de işbu davada dikkate alınamayacağını, «zimmet» suçunun oluşmadığını, «sermaye artırımının» zorunlu olduğunu, mahkemece artırımın gerçek ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının davalı aleyhine dava açma şansının davacı «tüzel kişilikte» yönetim değişikliği ile doğduğunu beyan ettiğini, davacının tüzel kişiye «kayyım atanması» için başvurarak bu davayı daha önce de açabileceğini, ayrıca, davacının tüzel kişiliği denetlemekle «görevli» olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na başvurarak bu sakıncaların giderilmeşini isteyebileceğini, davacının sermaye artırımına katılmasının mümkün olmadığını, davac …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece sözleşmede yer alan günlük %5 «gecikme faizi» uygulanacağına ilişkin düzenlemenin «mutlak butlan» ile malul olduğunun kabulü ile daha makul bir «temerrüt faizinin» belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yenilik doğurucu bir dava biçiminde «butlan» davası açmak zorunlu değildir.
Keza «butlan», akdin bir bölümüne ilişkin de olabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · akdi faiz · emredici hüküm · kira sözleşmesi · cezai şart · kamu düzeni · temerrüt faizi · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait «defterlerde» davacıya 28.412,99 YTL borçlu olunduğunun kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.000 YTL’nın 08.06.2006 tarihinden itibaren günlük %5 «akdi faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, «cezai şart» isteminin reddine karar verilmiştir.
Yasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede akit serbestisi ilkesini benimsemekle (BK’nun 19/1.) birlikte, bunun sınırlarını «emredici» kurallara, ahlaka (adaba) yada «kamu düzenine» veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak (BK 19/2) belirlemiştir.
Bu itibarla, mahkemece sözleşmede yer alan günlük %5 «gecikme faizi» uygulanacağına ilişkin düzenlemenin «mutlak butlan» ile malul olduğunun kabulü ile daha makul bir «temerrüt faizinin» belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dava, araç «kira sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/301 E. , 2024/2275 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/622 Esas, 2022/1338 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/829 E., 2020/88 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 04.11.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye artırım kararı alındığını, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...'in aynı zamanda davacı odanın da yönetim kurulu üyesi olduklarını, dava konusu sermaye arttırım kararı öncesi davalının büyük ortağı olan müvekkilinin 240.000,00 TL'lik rüçhan hakkına karşılık sadece 20.000,00 TL'lik kısmı için rüçhan hakkı kullandığını, bu kararla müvekkilinin toplam sermayedeki payının %60'dan %16'ya düştüğünü, büyük ortak olma hakkını kaybettiğini, buna karşılık davacının oda başkanı olan ve aynı zamanda davalı şirketin de yönetim kurulu başkanı olan ...'un bu hakkı kendi şahsı lehine kullanarak ana sermayedeki payının %8'den %52'ye çıkardığını ve şirketin büyük ortağı haline geldiğini, müvekkilinin rüçhan hakkını karşılayabilecek kadar nakit varlığının bulunmadığını, sermaye artırımının ahlaka aykırı olduğunu, amacın müvekkili odanın pay oranını düşürmek ve büyük hissedar haline gelmek olduğunu, davalı yöneticilerinin zimmet suçundan yargılandığını, müvekkilinin yönetiminin değişmesi üzerine işbu davanın açılabildiğini, ahlaka ve adaba aykırı olan genel kurul kararlarının kesin hükümsüz olduklarını ileri sürerek davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) nolu sermaye arttırım kararının mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eda davası açma olanağı varken tespit davası açılamacağını, davacının tespit davası açmasında da hukuki yararı bulunmadığını, davacının şirket ortağı olduğunu, 14.11.2003 günlü genel kurulun gündeminin üçüncü maddesinde sermaye arttırımının görüşüldüğünü ve karara bağlandığını, davacıyı zarara uğratmak amacıyla yapılmış bir davranış bulunmadığını, davacı şirketin sermaye arttırımına katılmadığını ve sermayedeki pay oranının düştüğünü, dava dışı ...'un sermaye arttırımı nedeniyle elde ettiği payların bedelini şirkete bizzat ödediğini, söz konusu kararın alındığı tarihte davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, sermaye artırım kararının zorunluluktan doğduğunu, davacının buna katılmasına yasal ve mali olanaklarının el vermediğini, davacının bir hakkı varsa bu dava yoluyla değil o günkü yönetim kuruluna karşı açacağa tazminat davası ile sağlaması gerektiğini, davacı müvekkili şirkete vermiş olduğu yazılı beyanı ile rüçhan hakkının bir kısmını kullanacağını bir kısmını kullanmayacağını bildirdiğini, bu durumda davacının rüçhan hakkını kullanmamasının davacı odanın yönetim kurulunun bilgisi ve kararı ile olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının alındığı tarihte davalı şirket ile davacı odanın yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğu gibi ...'un hem davacının hem de davalının yönetim kurulu başkanı olduğu, söz konusu olağanüstü genel kurulda alınan sermaye artış kararı ile rüçhan hakkının bir kısmının kullanılmasına ilişkin kararın ...'un payını arttırdığı, davacı odanın payını düşürdüğü, davacı odanın nakit varlığı nedeniyle sermaye arttırımına katılamayacağının yönetim kurulu üyelerince bilindiği, bu şekilde sermaye artırımı yapılarak ...'un payının %8'den %52'ye çıkarılarak hakim ortak konuma geldiği, davacı odanın ise payının %60'dan %16'ya düşürülmesine yol açıldığı, bu sermaye arttırım kararının davacının zararına olduğu, yönetim kurulu başkanının menfaat sağlama amacı güttüğü, bu kapsamda söz konusu genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırımına ilişkin kararın ahlaka ve adaba aykırı olduğu, işbu davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunduğu, davacı odanın yönetim kurulu üyelerinin değişmesi üzerine bu davanın açılmasında hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 14.11.2003 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) no.lu sermaye arttırım kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki açılan butlan davasından feragat edildiğini ve bunun kesin hüküm gibi sonuç doğuracağını, ceza davasındaki tespitlerin de işbu davada dikkate alınamayacağını, zimmet suçunun oluşmadığını, sermaye artırımının zorunlu olduğunu, mahkemece artırımın gerçek ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının davalı aleyhine dava açma şansının davacı tüzel kişilikte yönetim değişikliği ile doğduğunu beyan ettiğini, davacının tüzel kişiye kayyım atanması için başvurarak bu davayı daha önce de açabileceğini, ayrıca, davacının tüzel kişiliği denetlemekle görevli olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na başvurarak bu sakıncaların giderilmeşini isteyebileceğini, davacının sermaye artırımına katılmasının mümkün olmadığını, davacının iyi niyetli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının ahlaka ve adaba aykırı bulunarak ilk derece mahkemesince yazılı şekilde batıl olduğunun tespitine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 14.11.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan (3) nolu sermaye artırımına ilişkin kararın butlanla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445 ve 446 ncı maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19 ve 20 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051335200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz