Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/9624 E. 2011/2059 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak butlan↗ gecikme faizi↗ akdi faiz↗ butlan↗ emredici hüküm↗ kira sözleşmesi↗ cezai şart↗ kamu düzeni↗ temerrüt faizi↗ taahhütname↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait defterlerde davacıya 28.412,99 YTL borçlu olunduğunun kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.000 YTL’nın 08.06.2006 tarihinden itibaren günlük %5 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, araç kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Yasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede akit serbestisi ilkesini benimsemekle (BK’nun 19/1.) birlikte, bunun sınırlarını emredici kurallara, ahlaka (adaba) yada kamu düzenine veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak (BK 19/2) belirlemiştir. Aynı zamanda, BK'nun 20. maddesinde de bir akdin mevzuu gayri mümkün, veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akdin batıl olacağı, akdin muhtevi olduğu şartlardan bir kısmının butlanın, akdi iptal etmeyip yalnız o şartı lağvedeceğini düzenlemiştir.
Gerçekten, hükümsüz olup, geçerli hale getirilemeyen işlemler batıl olup; resen nazara alınır. Yenilik doğurucu bir dava biçiminde butlan davası açmak zorunlu değildir. Butlanı dermeyan eden kişi davacının o konuda bir hakkının mevcut olduğunu kabul etmiyor demektir. Butlan niteliği itibariyle mutlak sonuç doğurur. Keza butlan, akdin bir bölümüne ilişkin de olabilir.
Emredici hukuk kuralları, uyulması zorunlu kurallardır. Yasaya aykırılık durumu, özellikle cezayı gerektiriyorsa, borçlu tarafından taahhüt edilen hareket tarzı batıl olur. Ahlak ve adaba aykırılıkta amaçlanan sosyal ve ekonomik ahlaktır. Hatta ahlak ve adaba aykırı sonuç doğuran ya da kolaylaştıran borçlandırıcı akitlerde batıl sayılmalıdır. Ayrıca kişisel veya ekonomik hürriyeti kabul edilmez derecede ya da olağanüstü bir biçimde sınırlayan sözleşmeler ahlak ve adaba aykırı düşer. Sözleşmeye bağlanan sınırlamalar, borçlunun kişilik ve bekası için zorunlu olan koşulları olağanüstü şekilde tehlikeye düşürmemeli, onun için katlanılamaz ve çökertici bir düzeye gelmemelidir. Yoksa kişi ekonomik özgürlüğünü yitirir ve alacaklının mutlak iradesine tabi duruma gelir. Onun için yasa birçok özel hükümle borçlunun tahammül edilemeyecek borçlarını tenzil ve refedilmesine izin vermiştir.
Somut olayda, davacıya ait 6 aracın davalı tarafından kiralanmasına ilişkin yazılı sözleşme yapıldığı ve kira bedelinin ödenmesine ilişkin 5. maddesinde davacı tarafından düzenlenen faturaların 5 gün içinde davalı tarafından ödeneceği, aynı maddenin b bendinde ise ödemenin gecikmesi halinde %5 oranında günlük gecikme faizinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu oranın yıllık olarak hesaplanması durumunda gecikme faizi %1825 olup, fahiş bir orana ulaşmaktadır. Enflasyonun en yüksek olduğu dönemlerde bile bu oranda bir faizin yıkıcı bir sonuç doğuracağında kuşku yoktur. Ayrıca tüm özel ve kamu bankalarında bu oranda faiz uygulanmadığı da bir gerçektir.
Bu durumda yukarıda değinilen ilke ve olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sözleşmede yer alan günlük %5 oranında gecikme faizinin geçerli olamayacağı ve butlan kapsamına gireceği açıktır. Bu itibarla, mahkemece sözleşmede yer alan günlük %5 gecikme faizi uygulanacağına ilişkin düzenlemenin mutlak butlan ile malul olduğunun kabulü ile daha makul bir temerrüt faizinin belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2200 E. 2017/4078 K.
Ortak:butlan · emredici hüküm · kamu düzeni · taahhütname
İncelediğiniz karardaYasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede akit serbestisi ilkesini benimsemekle (BK’nun 19/1.) birlikte, bunun sınırlarını «emredici» kurallara, ahlaka (adaba) yada «kamu düzenine» veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak (BK 19/2) belirlemiştir.
Yenilik doğurucu bir dava biçiminde «butlan» davası açmak zorunlu değildir.
Keza «butlan», akdin bir bölümüne ilişkin de olabilir.
Benzer bu karardaYasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede «sözleşme serbestisi» ilkesini benimsemekle birlikte, bunun sınırlarını «emredici» kurallara, ahlaka (adaba) ya da «kamu düzenine» veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak belirlemiştir.
Kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin «kesin» olarak hükümsüz olduğu, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağı belirtilmiştir.
Yenilik doğurucu bir dava biçiminde «butlan» davası açmak zorunlu değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ikrah · kesin hükümsüzlük · irade fesadı · sözleşme serbestisi · hükümsüzlüğün tespiti · sözleşmenin iptali · kişilik hakları · hile
Benzer bu kararda… elerin kime ait olduğunu araştırması ve halen sahibi olan kişiye dava açması gerektiği, davacının HMK 124. maddesinin uygulanmasını istemesinin kabul edilebilir bir «sebebe» dayanmadığı, kaldı ki HMK 124. maddesi ile taraf eklenmesinin de mümkün olmadığı, davacının hisselerin iadesine dair isteminin muhatabı davalı şirket olmadığından buna ilişkin talebinin «husumet yokluğundan» reddine; davacının «irade fesadına» ilişkin iddialarının 1 yıllık «hak düşürücü süre» içinde ileri sürülmediği, ayrıca «hile» ve «ikraha» ilişkin koşullarının da oluşmadığı gerekçesi ile tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
2) Dava, davacı şirketin dava dışı şirketteki hissesinin değerinin çok altında bir bedel ile ve «ikrah» altında dava dışı bir başka şirkete devredildiği iddiasına dayalı «hisse devrine» ilişkin sözleşmenin «hükümsüzlüğünün tespiti» ve iptali, kâr paylarının işlemiş ve işleyecek faizi ile tahsili, «sözleşmenin iptali» talebinin kabul edilmemesi halinde uğranılan zararın tazminat olarak tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede «sözleşme serbestisi» ilkesini benimsemekle birlikte, bunun sınırlarını «emredici» kurallara, ahlaka (adaba) ya da «kamu düzenine» veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak belirlemiştir.
Kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin «kesin» olarak hükümsüz olduğu, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/565 E. 2021/5340 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzman görüşü · kesin hükümsüzlük · hükümsüzlüğün tespiti · sözleşmenin iptali · hisse devri · denetime elverişlilik · hak düşürücü süre · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyulduğuna ve tarafların raporlara karşı teknik itirazları olduğuna ve göre sermaye piyasasında, şirket değerlendirme konusunda ve «hisse devrine» konu şirketin faaliyet gösterdiği sektörde uzman birer bilirkişiden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden itirazların «denetime elverişli» olacak şekilde karşılandığı, sunulan «uzman görüşlerinin» değerlendirildiği şekilde rapor alınıp davacı şirkete ait hisselerin satış tarihi itibariyle şirket değerlendirme esas ve yöntemlerine göre değerlerinin belirlenmesi, davalı şirketin davacıdan aldığı hisseleri dava dışı şirkete sattığı tarih itibariyle şirketin ulaştığı yeni durum ve dolayısıyla şirketin yeni durumuna ve aradan geçen zamandaki enflasyona vs. göre hisse değerine etki eden tüm hususlar gözetilerek dava konusu hisse satışında satış tarihi itibariyle tarafların edimleri arasında «kesin hükümsüzlük» sebeplerinden olan ahlaka aykırılık derecesinde bir nispetsizlik bulunup bulunmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2-Dava, davacı şirketin dava dışı şirketteki hissesinin değerinin çok altında bir bedel ile davalı şirkete devredildiği iddiasına dayalı «hisse devrine» ilişkin sözleşmenin «hükümsüzlüğünün tespiti» ve iptali, kâr paylarının işlemiş ve işleyecek faizi ile tahsili, «sözleşmenin iptali» talebinin kabul edilmemesi halinde uğranılan zararın tazminat olarak tahsili istemine ilişkindir.
… lındığını, taraf edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunduğunu ileri sürmüş olup, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu, «kesin hükümsüzlük» yaptırımına tabi bu durumun ise «hak düşürücü süreye» tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gözetilmek suretiyle, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi …
… müş, ayrıca taraflarca bilirkişi raporlarının alınmasından önce ve sonra çeşitli uzman görüşleri de dosyaya sunulmuş olmasına rağmen, tarafların itirazları Yargıtay «denetimine elverişli» olacak şekilde karşılanmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1742 E. 2013/2434 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ihtirazi kayıt · hakkaniyet · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, Borçlar Kanunu'nun ... ve 20. maddelerine dayalı hükümsüzlük ya da «geçersizlik» taleplerinin her zaman ileri sürülebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.... maddesindeki düzenlemenin davacının ekonomik varlığını ve geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte bir hüküm olup, davacının 50 yıldan fazla bir süre daha davalıya bağımlı olmasının ve sektörel rayiçlere göre %60-%70 pay alması gerekirken davacıya %5 gibi sembolik bir pay ödenmesinin sözleşme konusu eserlerden elde edilen gelirin neredeyse tamamına davalının sahip olması anlamına geleceği, bunun genel ahlaka aykırı olduğu, sözleşmenin bu en önemli paylaşma hükmünün geçersizliğinin tespiti halinde diğer hükümlerinin ayakta kalmasının mümkün bulunmadığından sözleşmenin tamamının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmesi gerektiği, ancak sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından herhangi bir «ihtirazi kayıt» konulmaksızın alınması ve sözleşmenin bu kadar süre uygulanmasından sonra geriye doğru hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesinin «hakkaniyete» aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne taraflar arasındaki 06/09/1999 tarihindeki sözleşmenin tamamının dava tarihinden itibaren ve geleceğe yönelik olarak …
Dava taraflar arasındaki sözleşmenin batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup,mahkemece sözleşmedeki gelir paylaşımına ilişkin maddelerin genel ahlaka aykırı olması nedeniyle sözleşmenin ileriye yönelik olarak «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, hükümsüzlüğü istenen sözleşmenin paylaşıma ilişkin hükümlerinin serbetçe kararlaştırıldığı, kanuna ve ahlaka aykırı bulunmadığı ve ayrıca da sözleşmenin taraflarca yaklaşık ... yıl boyunca uygulandıktan sonra «geçersizliğinin» ileri sürülmesinin MK'nın .... maddesine aykırı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1886 E. 2020/939 K.
Ortak:butlan
İncelediğiniz karardaYenilik doğurucu bir dava biçiminde «butlan» davası açmak zorunlu değildir.
Keza «butlan», akdin bir bölümüne ilişkin de olabilir.
Bu durumda yukarıda değinilen ilke ve olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sözleşmede yer alan günlük %5 oranında «gecikme faizinin» geçerli olamayacağı ve «butlan» kapsamına gireceği açıktır.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · sermaye artırımı · aktif husumet · husumet yokluğu · ilan · husumet
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/9624 E. , 2011/2059 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2009 tarih ve 2006/686 - 2009/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait 6 aracın davalı tarafından kiralandığını, ancak kira bedellerinin süresinde ödenmediğini, bu nedenle kira sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek, şimdilik 6.000 YTL kira alacağı ile 1.000 YTL cezai şartın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait defterlerde davacıya 28.412,99 YTL borçlu olunduğunun kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.000 YTL’nın 08.06.2006 tarihinden itibaren günlük %5 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, araç kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Yasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede akit serbestisi ilkesini benimsemekle (BK’nun 19/1.) birlikte, bunun sınırlarını emredici kurallara, ahlaka (adaba) yada kamu düzenine veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak (BK 19/2) belirlemiştir. Aynı zamanda, BK'nun 20. maddesinde de bir akdin mevzuu gayri mümkün, veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akdin batıl olacağı, akdin muhtevi olduğu şartlardan bir kısmının butlanın, akdi iptal etmeyip yalnız o şartı lağvedeceğini düzenlemiştir.
Gerçekten, hükümsüz olup, geçerli hale getirilemeyen işlemler batıl olup; resen nazara alınır. Yenilik doğurucu bir dava biçiminde butlan davası açmak zorunlu değildir. Butlanı dermeyan eden kişi davacının o konuda bir hakkının mevcut olduğunu kabul etmiyor demektir. Butlan niteliği itibariyle mutlak sonuç doğurur. Keza butlan, akdin bir bölümüne ilişkin de olabilir.
Emredici hukuk kuralları, uyulması zorunlu kurallardır. Yasaya aykırılık durumu, özellikle cezayı gerektiriyorsa, borçlu tarafından taahhüt edilen hareket tarzı batıl olur. Ahlak ve adaba aykırılıkta amaçlanan sosyal ve ekonomik ahlaktır. Hatta ahlak ve adaba aykırı sonuç doğuran ya da kolaylaştıran borçlandırıcı akitlerde batıl sayılmalıdır. Ayrıca kişisel veya ekonomik hürriyeti kabul edilmez derecede ya da olağanüstü bir biçimde sınırlayan sözleşmeler ahlak ve adaba aykırı düşer. Sözleşmeye bağlanan sınırlamalar, borçlunun kişilik ve bekası için zorunlu olan koşulları olağanüstü şekilde tehlikeye düşürmemeli, onun için katlanılamaz ve çökertici bir düzeye gelmemelidir. Yoksa kişi ekonomik özgürlüğünü yitirir ve alacaklının mutlak iradesine tabi duruma gelir.
Onun için yasa birçok özel hükümle borçlunun tahammül edilemeyecek borçlarını tenzil ve refedilmesine izin vermiştir.
Somut olayda, davacıya ait 6 aracın davalı tarafından kiralanmasına ilişkin yazılı sözleşme yapıldığı ve kira bedelinin ödenmesine ilişkin 5. maddesinde davacı tarafından düzenlenen faturaların 5 gün içinde davalı tarafından ödeneceği, aynı maddenin b bendinde ise ödemenin gecikmesi halinde %5 oranında günlük gecikme faizinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu oranın yıllık olarak hesaplanması durumunda gecikme faizi %1825 olup, fahiş bir orana ulaşmaktadır. Enflasyonun en yüksek olduğu dönemlerde bile bu oranda bir faizin yıkıcı bir sonuç doğuracağında kuşku yoktur. Ayrıca tüm özel ve kamu bankalarında bu oranda faiz uygulanmadığı da bir gerçektir.
Bu durumda yukarıda değinilen ilke ve olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sözleşmede yer alan günlük %5 oranında gecikme faizinin geçerli olamayacağı ve butlan kapsamına gireceği açıktır. Bu itibarla, mahkemece sözleşmede yer alan günlük %5 gecikme faizi uygulanacağına ilişkin düzenlemenin mutlak butlan ile malul olduğunun kabulü ile daha makul bir temerrüt faizinin belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016372500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz