Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3562 E. 2023/7555 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hafif kusur↗ down sendromu↗ delil avansı↗ tıbbi kötü uygulama↗ kesin mehil↗ ihtarat↗ bilirkişi ücreti↗ ek mehil↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ ihtisas mahkemesi↗ ihbar olunan↗ ara karar↗ riziko↗ kesin süre↗ olumsuz oy↗ ispat yükü↗ ihbar↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ kusur↗ dava sebebi↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/718 E., 2019/910 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müşterek çocuklarının 01.07.2011 tarihinde down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, hamilelik süresince müvekkili ...'nin gebelik takibinin Dr. Zekai ... Kadın Hastalıkları Hastanesi tarafından yapıldığını, gebeliğin 16 ncı haftasında sigortalı Dr. ... tarafından muayene edildiğini, down sendromunun tespiti bakımdan önemli olan bu ayda müşterek çocuğun down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonaldırabilmek mümkünken bu imkandan davalının sigortalı doktorun tıbbi ... eksikliği nedeniyle yararlanamadığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... ... için 10.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi, ... ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkiklerin eksiksiz olarak yaptırıldığını, mevcut tıbbi yöntemlerle down sendromu vb. anormalliklerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, test ve tetkiklerde düşük risk çıktı ise bu durumda da hekime kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, ikili tarama vb. tetkiklerin yapılabilmesi için hastanın yüksek risk grubunda yer almasının gerektiğini, davacının sigortalı hekimin gebelik takibini gereği gibi yapmadığını iddia etmekte ise de sigortalı hekimin hastayı kaçıncı haftalarda gördüğü, hastanın düzenli şekilde gebelik takiplerine devam ... etmediği, hekim tarafından istenen test ve tetkikleri yaptırıp yatırmadığının detaylı şekilde incelenmesinin gerektiğini, olayda müvekkilinin sigortalısı hekimin kusurlu olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, zira hastanenin ve hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekiline 25.06.2019 tarihli duruşmanın 1 no.lu ara kararı uyarınca bilirkişi ek ücretini yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, söz konusu kesin sürenin ihtarının yapıldığı, ihtarata rağmen davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bundan dolayı celse talikine sebebiyet verildiği görülmüş olup tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının verilen kesin süreye rağmen süresi içerisinde bilirkişi ek ücretini yatırmaması ve celse talikine sebebiyet vermesi nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 234 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince bilirkişi delillinden vazgeçmiş sayıldığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki toplanmış tüm delilleri göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin bilirkişi heyetinin seçilmesinde hataya düştüğünü, aynı heyetten ek rapor alınması için gerekli giderin yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinin 3'lü test sonuçlarının da görüş ve kanaatlerini değiştirmeyeceğini belirttiklerini, seçilen bilirkişi heyetinin her down sendromlu çocukla ilgili açılan davalarda hep olumsuz rapor verdiklerini, bu konuda İstanbul 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 26.04.2019 tarihli raporunun önemli değerlendirmeler içerdiğini, sigorta şirketinin sorumluluğu için hekimin kusurunun şart olmadığını, rizikonun teminat dışında kaldığı hallerin Genel Şartlar'ın A3 hükmünde gösterilmiş olup davalının bu hallerden herhangi birine dayanmadığını, müvekkiline yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna ilişkin bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, bilgilendirmeye ilişkin herhangi somut bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, hasta hekim ilişkisinin vekâlet sözleşmesi kapsamında olup en hafif kusurun dahi zararın tamamından sorumlu olmak için yeterli olduğunu, Yargıtay'ın bu yönde içtihatları olduğunu, doktorun davacı kadına amniyosentez önerdiği ve müvekkilinin ret ettiğine ilişkin yazılı bir belgenin mevcut olmadığını bildirerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporunun mahkemenin karar vermesi açısından yeterli olduğu, bu tür davalara bakan mahkemelerin dosyalarında diğer doktorların bilirkişilik yapmaktan çekinmeleri sebebiyle bu tür dosyalarda bilirkişi raporundaki heyetin seçildiği, bu heyetin de bu tür davalar bakımından hep olumsuz görüş bildirdikleri, bilirkişi raporunda üçlü test raporunun hastaneden talep edilerek eklenmesinin uygun olacağı belirtilmiş ise de bu test sonucu dosyada yer alsa dahi sonucun değişmeyeceğini, ek rapor alındığında farklı bir sonuç çıkmayacağını bildiklerini, davalı tarafça da bilirkişi deliline dayanıldığı halde bilirkişi ücretini yatırıp yatırmayacağının davalı vekiline sorulmadan davayı ret etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Prf. Dr. ... ... tarafından hazırlanan raporda zararın tazmini için hekimin kusurunun şart olmadığının ifade edildiği, müvekkilinin 38 yaşında gebe kalması sebebiyle hastanenin perinatoloji bölümüne sevk edildiği, doktor tarafından 'koryon villus biyopsi' veya 'aminosentez' konusunda bilgilendirmek ve bu işlemler ve olumlu olumsuz tüm sonuçları hakkında müvekkilinin onayını almak zorunda olduğu, doktorun ultrason incelemesi ve tarama testleri bir arada değerlendirilerek kromozom tahlili önermesinin gerekli olduğunu, müvekkile yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna dair bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, geçerli bilgilendirme yapıldığına dair ispat yükünün davalıda olduğunu, doktorun müvekkiline amniyosentez önermediğini, bunu önerdiği ve müvekkilinin reddettiğine dair davalı yanca herhangi bir belge sunulmadığını, bu test sonucu kesin tanı neticesinde müvekkilinin hamileliğini sonlandırma imkânı varken bu imkânını kullanamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece 25.06.2019 tarihinde ‘dosyanın yeniden en son raporu hazırlayan bilirkişi kuruluna tevdi edilerek davacının rapora itirazları ve daha önceden hazırlanan raporda eksik olduğu belirtilen ve Zekai ... ... Hastanesi'nden getirtilen belgeler de incelenmek suretiyle ek rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişilere ayrı ayrı 250,00'şer TL'den toplam 750,00 TL ek ücret takdirine, söz konusu ücretin davacı vekili tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmasının istenilmesine, (ihtarat yapıldı.),’ şeklinde ara karar verilmiş, davacı vekili tarafından bu ücret yatırılmadığı için davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayıldığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ek bilirkişi raporu alınması için yatırılması gereken avans, Mahkemece ara karar kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinde ifade edilen delil avansı niteliğindedir. Bu maddenin ikinci fıkrası ‘Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.’ hükmünün haizdir.
Bilirkişi heyet raporuna davacılar vekili itirazda bulunduğu ve raporda eksik olduğu belirtilen belgelerin de hastaneden getirtildiği, Mahkemece de itirazları ve getirtilen belgeleri değerlendiren ek rapor alınması için ek ücret takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Delil avansı niteliğindeki, ek rapor bilirkişi ücretlerinin yatırılması konusunda Mahkemece yukarıda belirtilen 6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesine uygun açıklama ve ihtarat yapılmamıştır. Bu madde hükmüne göre, bilirkişi deliline davalı da dayandığından ek delil avansının taraflarca yarı yarıya ödenmesine de karar verilebileceği gibi, bilirkişi raporuna itiraz eden davacı olduğundan ve ilk rapordaki eksik belgeler de tamamlanarak ek rapor için bilirkişi heyetine dosya tevdi edileceğinden mahkemece ek avansın yatırılması için davacıya mehil vermesi de uygundur. Ancak bu madde hükmüne göre, yatırılacak avansın delil avansı olduğu ve verilecek kesin mehil içinde yatırılmaması halinde rapora itirazlarından ve ek rapor talebinden ve bu delilden vazgeçmiş sayılacağı ve dosyadaki delillere göre karar verileceği hususunun açıkça ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreyi verdikten sonra ara kararında (ihtar edildi) şeklinde bir açıklama anılan Kanun'un 94 üncü maddesi ile aranan ihtarat şartını taşımadığından usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle verilen kesin mehil sonuç doğurmaz. Yeniden usulüne uygun kesin mehil verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken buna uyulmaması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat | Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5439 E. 2024/1756 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · ispat yükü · maddi ve manevi tazminat · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… biyle hastanenin perinatoloji bölümüne sevk edildiği, doktor tarafından 'koryon villus biyopsi' veya 'aminosentez' konusunda bilgilendirmek ve bu işlemler ve olumlu «olumsuz» tüm sonuçları hakkında müvekkilinin onayını almak zorunda olduğu, doktorun ultrason incelemesi ve tarama testleri bir arada değerlendirilerek kromozom tahlili önermesinin gerekli olduğunu, müvekkile yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna dair bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, geçerli bilgilendirme yapıldığına dair «ispat yükünün» davalıda olduğunu, doktorun müvekkiline amniyosentez önermediğini, bunu önerdiği ve müvekkilinin reddettiğine dair davalı yanca herhangi bir belge sunulmadığını, bu test sonucu «kesin» tanı neticesinde müvekkilinin hamileliğini sonlandırma imkânı varken bu imkânını kullanamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müşterek çocuklarının 01.07.2011 tarihinde «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, hamilelik süresince müvekkili ...'nin gebelik takibinin Dr.
Kadın Hastalıkları Hastanesi tarafından yapıldığını, gebeliğin 16 ncı haftasında sigortalı Dr. ... tarafından muayene edildiğini, «down sendromunun» tespiti bakımdan önemli olan bu ayda müşterek çocuğun down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonaldırabilmek mümkün …
Benzer bu kararda… amanın yazılı onam olmadığını ve ispat kabiliyetinde olmadığını, belgenin müvekkillerine verilmediğini, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... «down sendromu» riskinin belirlenmesinde «kesin» tanının "amniyosentez" ile konulabileceğinin söylenmediği ve hiçbir şekilde önerilmediğini, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu 19.11.2012 tarihli belgenin altındaki açıklamayı anlayabilecek eğitim seviyesinde olmadığını, davalının sorumluluğu için sundukları uzman görüşünde de belirtildiği gibi hekimin kusurunun şart olmadığını, taraflar arasında vekillik ilişkisi kurulduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda geçerli bilgilendirme yapıldığının «ispat yükünün» davalıda olduğunu, Yargıtay'ın bu konuda çok sayıda emsal ilamı olduğunu, müvekkiline Dr. ... tarafından amniyosentez önerildiğinin ispat edilemediğini belirterek …
Taraflar arasındaki «maddi-manevi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · re'sen gözetilme · tazminat davası · denetime elverişlilik · kamu düzeni · kötüniyet · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu kararda… sinde; müvekkili ...'nün 40 yaşında müşterek çocuk ...'ya gebe kalarak gebelik takibini Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenli olarak yaptırdığını, ...'nın «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, kontrolleri yapan Dr. ...'ın davalı ... şirketince sigortalandığını, müvekkili ...' in davalının sigortalısı doktor tarafından gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen ...'nın down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmesi mümkünken bu imkandan yararlanamadığını, doktor tarafından «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, doktorun kusurlu olduğunu, davacı ...'nın down sendromlu olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağını ileri sürerek şimdilik ... için 10.000,00 TL «maddi tazminat», 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 160.000,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporuna göre, hastaya üçlü tarama testi sonucunun ve «down sendromu» için yüksek riskli olduğunun anlatıldığı, hekimin hastayı bilgilendirdiği ve amniyosentez, kordosentez gibi tanı testlerinin yapılmasının gerektiği bilgisinin hastaya iletildiği, bu konuda gerekli konsültasyonları istediği poliklinik epikriz notlarında yer aldığını, prenatal tanının yapılması için hastaya gerekli tüm bilgilendirme ve yönlendirmelerin uygun olarak yapıldığı, hastanın tanı testini yaptırmadığı, müdahalede bulunan doktorların uygulamasının doğru olup yapılması gerekenlerin doktorlar tarafından yapıldığı, söz konusu doktorların ihmal, «kötüniyet» ve eksik tıbbi uygulamasının bulunmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve «denetime elverişli» olduğu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı doktorların kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, re'«sen gözetilmesi» gereken «kamu düzenine» herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esa …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin kamu «görevlisi» olduğunu, kamu görevlisinin görevini ifası sırasındaki eylemlerine ilişkin «tazminat davalarının» ancak bağlı olduğu kamu kurumuna karşı açabileceğini, müvekkiline davanın yöneltilemeyeceğini, davanın «zamanaşımı» süreleri tüketildikten sonra açıldığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm testlerin eksiksiz yapıldığını, söz konusu testler ile «down sendromu» vb. anomalilerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, yapılan üçlü tarama testinde down sendromlu olma riskinin yüksek olduğunun tespit edildiğini, konu ile ilgili h …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5979 E. 2025/3897 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · kusur · teminat
İncelediğiniz kararda… avacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkiklerin eksiksiz olarak yaptırıldığını, mevcut tıbbi yöntemlerle «down sendromu» vb. anormalliklerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, test ve tetkiklerde düşük risk çıktı ise bu durumda da hekime «kusur» atfedilmesinin mümkün olmadığını, ikili tarama vb. tetkiklerin yapılabilmesi için hastanın yüksek risk grubunda yer almasının gerektiğini, davacının sigortalı heki …
Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 26.04.2019 tarihli raporunun önemli değerlendirmeler içerdiğini, sigorta şirketinin sorumluluğu için hekimin kusurunun şart olmadığını, «rizikonun» «teminat» dışında kaldığı hallerin Genel Şartlar'ın A3 hükmünde gösterilmiş olup davalının bu hallerden herhangi birine dayanmadığını, müvekkiline yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna ilişkin bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, bilgilendirmeye ilişkin herhangi somut bir delilin dosyaya «ibraz» edilmediğini, hasta hekim ilişkisinin vekâlet sözleşmesi kapsamında olup en «hafif kusurun» dahi zararın tamamından sorumlu olmak için yeterli olduğunu, Yargıtay'ın bu yönde içtihatları olduğunu, doktorun davacı kadına amniyosentez önerdiği ve müvekkilini …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müşterek çocuklarının 01.07.2011 tarihinde «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, hamilelik süresince müvekkili ...'nin gebelik takibinin Dr.
Benzer bu kararda… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın «tıbbi kötü uygulama» iddiasında bulunduğu dava dışı .. ...'in müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, dava konusu edilen olay yönünden dava dışı hekime başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığını, hekim dava edilmeden doğrudan müvekkiline karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, ayrıca kabul anlamında olmamak üzere söz konusu «sorumluluk sigortasının» hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile sebebiyet vereceği zararlara karşı «teminat» sağladığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu için öncelikle davalı hekimin iddia edilen zarara ilişkin kusura dayalı sorumluluğunun bulunduğunun ispatlan …
… nusu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı, böylece davacının gebeliği sonlandırma şansının elinden alındığı, davacı ...'nın «down sendromlu» ve engelli olması sebebiyle oluşan iş göremezlik (efor «kaybı») zararının 1.933.712,64 TL olduğu ve davalının söz konusu zarardan «poliçe limiti» kapsamında sorumlu olduğu, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise davacılar ... ve ...'ın çocuklarının down sendromlu ve engelli olması sebebiyle ömür boyu çekecekleri acının yine davacı ...'nın ömür boyu yaşayacağı sıkıntı ve acının karşılığı olamayacağından talep edilen miktarların yerinde olduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin kabulü ile 360.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · aydınlatma yükümlülüğü · nedensellik bağı · zorunlu mali sorumluluk sigortası · poliçe limiti · vekalet sözleşmesi · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası
Benzer bu karardaB.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Somut olayda, hekimin gebeliğin takibi sırasında zarara neden olacak bir kusurunun bulunup bulunmadığı ve hastayı «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilip getirilmediği konusunda bilirkişi raporları aldırılmış, bilirkişi raporlarında sigortalı hekimin gebeyi sadece hamileliğinin 9-11. haftalarında takip ettiği ve ikili tarama testinin yapıldığı, gebeliğin ileri dönemlerinde gebenin sigortalı hekim tarafından takip edilmediği, hekimin «down sendromunun» teşhis edilememesinden sorumlu olması için gereken uygun «nedensellik bağının» ispat edilemediği, sigortalı hekimin gebenin hamileliğinin 9-11. haftasında ve sonraki dönemlerinde takip edilen hekimler tarafından aydınlatılma yapılıp yapılmadı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5470 E. 2024/1868 K.
Ortak:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · ihbar olunan · riziko · ihbar · ibraz · teminat
İncelediğiniz karardaAdli Tıp İhtisas Kurulu'nun 26.04.2019 tarihli raporunun önemli değerlendirmeler içerdiğini, sigorta şirketinin sorumluluğu için hekimin kusurunun şart olmadığını, «rizikonun» «teminat» dışında kaldığı hallerin Genel Şartlar'ın A3 hükmünde gösterilmiş olup davalının bu hallerden herhangi birine dayanmadığını, müvekkiline yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna ilişkin bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, bilgilendirmeye ilişkin herhangi somut bir delilin dosyaya «ibraz» edilmediğini, hasta hekim ilişkisinin vekâlet sözleşmesi kapsamında olup en «hafif kusurun» dahi zararın tamamından sorumlu olmak için yeterli olduğunu, Yargıtay'ın bu yönde içtihatları olduğunu, doktorun davacı kadına amniyosentez önerdiği ve müvekkilini …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müşterek çocuklarının 01.07.2011 tarihinde «down sendromlu» olarak dünyaya geldiğini, hamilelik süresince müvekkili ...'nin gebelik takibinin Dr.
Kadın Hastalıkları Hastanesi tarafından yapıldığını, gebeliğin 16 ncı haftasında sigortalı Dr. ... tarafından muayene edildiğini, «down sendromunun» tespiti bakımdan önemli olan bu ayda müşterek çocuğun down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonaldırabilmek mümkün …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, poliçenin azami «teminat» limitinin olay başına 400.000,00 TL olduğunu, 01.01.2014 tarihinde meydana gelen doğum için 10.08.2015 tarihinden önce sigortalıya bir bildirimde bulunulmuş ise, iddia edilen «rizikonun» poliçe vadesinden önce gerçekleşmiş sayılacağını, ayrıca önceki dönem poliçelerinde 1 aydan fazla boşluk bulunmaması gerektiğini, davacının iddialarını, illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini, «down sendromunun» tüm testler yapılsa dahi tam olarak tespitinin mümkün olmadığını, tespit edilmiş olması halinde de tedavisinin anne karnında mümkün olmadığını, hastalığın kötü tıbbi müdahale nedeniyle oluşan bir hastalık olmadığını, önlenmesi ve tedavisinin mümkün olmadığını, hastalığın kalıtsal ve doğuştan olduğunu, çalışma gücünde daha önce bir eksikliğin bulunmaması, başkasının kusurlu hareketi ile var olan çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi gerektiğini, dolayısıyla down sendromlu kişinin çalışma gücü kaybından bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın sigortalıya «ihbarına» ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, ...'in, diğer davacıların çocuğu olduğunu, «ihbar olunan» Doktor ...'nın Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalı ...'in hamileliği boyunca sigortalı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun kötü tıbbi uygulamaları neticesinde davacı çocuğun «down sendromlu» olarak doğduğunu, hamilelik süresince doktor tarafından eksik yapılan uygulamalar ile çocuğun down sendromlu olduğunun tespitinin yapılmadığını, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Özürlü Raporu ile özrün %82 olarak tespit edildiğini, doktorun tam kusuruna dayanılmadığını, müteselsilen talepte bulunulduğunu, ... için 10.000,00 TL iş göremezlik ve 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ...’in hamileliği boyunca 8 farklı kadın doğum hekimi tarafından muayene edildiği, bu muayenelerden sadece birinin, gebeliğinin 24. haftasında 23.08.2013 tarihinde «ihbar olunan» sigortalı Dr. ... tarafından yapıldığı, ek rapora göre «down sendromu» tarama testi olan üçlü tarama testinin sigortalı hekim tarafından istenmediği, üçlü tarama testi istem tarihi 09.07.2013 olup, davacı annenin sigortalı hekime yapt …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · delil değerlendirmesi · taşıyan · avans faizi
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, ...'in, diğer davacıların çocuğu olduğunu, «ihbar olunan» Doktor ...'nın Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalı ...'in hamileliği boyunca sigortalı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun kötü tıbbi uygulamaları neticesinde davacı çocuğun «down sendromlu» olarak doğduğunu, hamilelik süresince doktor tarafından eksik yapılan uygulamalar ile çocuğun down sendromlu olduğunun tespitinin yapılmadığını, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Özürlü Raporu ile özrün %82 olarak tespit edildiğini, doktorun tam kusuruna dayanılmadığını, müteselsilen talepte bulunulduğunu, ... için 10.000,00 TL iş göremezlik ve 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; varsayım üzerine karar verildiğini, davacı müvekkilleri ... ve ...'in okur yazar olmadıklarının dosyaya «ibraz» edilen 17.03.2016 tarihli vekaletnameden açıkça anlaşıldığını, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin Bilgi Vermenin Usulü başlığını «taşıyan» 18. maddesinde " ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususlar tekrar edilerek «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğini davalının ispatlaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3562 E. , 2023/7555 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/629 Esas, 2022/40 Karar
1.... ve ... vekili Avukat ...
...
İHBAR OLUNAN ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/718 E., 2019/910 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müşterek çocuklarının 01.07.2011 tarihinde down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, hamilelik süresince müvekkili ...'nin gebelik takibinin Dr. Zekai ... Kadın Hastalıkları Hastanesi tarafından yapıldığını, gebeliğin 16 ncı haftasında sigortalı Dr. ... tarafından muayene edildiğini, down sendromunun tespiti bakımdan önemli olan bu ayda müşterek çocuğun down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonaldırabilmek mümkünken bu imkandan davalının sigortalı doktorun tıbbi ... eksikliği nedeniyle yararlanamadığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... ... için 10.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ...
için 50.000,00 TL manevi, ... ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkiklerin eksiksiz olarak yaptırıldığını, mevcut tıbbi yöntemlerle down sendromu vb. anormalliklerin %100 tespitinin mümkün olmadığını, test ve tetkiklerde düşük risk çıktı ise bu durumda da hekime kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, ikili tarama vb. tetkiklerin yapılabilmesi için hastanın yüksek risk grubunda yer almasının gerektiğini, davacının sigortalı hekimin gebelik takibini gereği gibi yapmadığını iddia etmekte ise de sigortalı hekimin hastayı kaçıncı haftalarda gördüğü, hastanın düzenli şekilde gebelik takiplerine devam ... etmediği, hekim tarafından istenen test ve tetkikleri yaptırıp yatırmadığının detaylı şekilde incelenmesinin gerektiğini, olayda müvekkilinin sigortalısı hekimin kusurlu olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, zira hastanenin ve hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekiline 25.06.2019 tarihli duruşmanın 1 no.lu ara kararı uyarınca bilirkişi ek ücretini yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, söz konusu kesin sürenin ihtarının yapıldığı, ihtarata rağmen davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bundan dolayı celse talikine sebebiyet verildiği görülmüş olup tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının verilen kesin süreye rağmen süresi içerisinde bilirkişi ek ücretini yatırmaması ve celse talikine sebebiyet vermesi nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 234 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince bilirkişi delillinden vazgeçmiş sayıldığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki toplanmış tüm delilleri göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin bilirkişi heyetinin seçilmesinde hataya düştüğünü, aynı heyetten ek rapor alınması için gerekli giderin yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinin 3'lü test sonuçlarının da görüş ve kanaatlerini değiştirmeyeceğini belirttiklerini, seçilen bilirkişi heyetinin her down sendromlu çocukla ilgili açılan davalarda hep olumsuz rapor verdiklerini, bu konuda İstanbul 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 26.04.2019 tarihli raporunun önemli değerlendirmeler içerdiğini, sigorta şirketinin sorumluluğu için hekimin kusurunun şart olmadığını, rizikonun teminat dışında kaldığı hallerin Genel Şartlar'ın A3 hükmünde gösterilmiş olup davalının bu hallerden herhangi birine dayanmadığını, müvekkiline yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna ilişkin bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, bilgilendirmeye ilişkin herhangi somut bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, hasta hekim ilişkisinin vekâlet sözleşmesi kapsamında olup en hafif kusurun dahi zararın tamamından sorumlu olmak için yeterli olduğunu, Yargıtay'ın bu yönde içtihatları olduğunu, doktorun davacı kadına amniyosentez önerdiği ve müvekkilinin ret ettiğine ilişkin yazılı bir belgenin mevcut olmadığını bildirerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporunun mahkemenin karar vermesi açısından yeterli olduğu, bu tür davalara bakan mahkemelerin dosyalarında diğer doktorların bilirkişilik yapmaktan çekinmeleri sebebiyle bu tür dosyalarda bilirkişi raporundaki heyetin seçildiği, bu heyetin de bu tür davalar bakımından hep olumsuz görüş bildirdikleri, bilirkişi raporunda üçlü test raporunun hastaneden talep edilerek eklenmesinin uygun olacağı belirtilmiş ise de bu test sonucu dosyada yer alsa dahi sonucun değişmeyeceğini, ek rapor alındığında farklı bir sonuç çıkmayacağını bildiklerini, davalı tarafça da bilirkişi deliline dayanıldığı halde bilirkişi ücretini yatırıp yatırmayacağının davalı vekiline sorulmadan davayı ret etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Prf.
Dr. ... ... tarafından hazırlanan raporda zararın tazmini için hekimin kusurunun şart olmadığının ifade edildiği, müvekkilinin 38 yaşında gebe kalması sebebiyle hastanenin perinatoloji bölümüne sevk edildiği, doktor tarafından 'koryon villus biyopsi' veya 'aminosentez' konusunda bilgilendirmek ve bu işlemler ve olumlu olumsuz tüm sonuçları hakkında müvekkilinin onayını almak zorunda olduğu, doktorun ultrason incelemesi ve tarama testleri bir arada değerlendirilerek kromozom tahlili önermesinin gerekli olduğunu, müvekkile yapılan tetkik ve testlerin tanı değil tarama testi olduğuna dair bilgilendirmenin doktor tarafından yapılmadığını, geçerli bilgilendirme yapıldığına dair ispat yükünün davalıda olduğunu, doktorun müvekkiline amniyosentez önermediğini, bunu önerdiği ve müvekkilinin reddettiğine dair davalı yanca herhangi bir belge sunulmadığını, bu test sonucu kesin tanı neticesinde müvekkilinin hamileliğini sonlandırma imkânı varken bu imkânını kullanamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece 25.06.2019 tarihinde ‘dosyanın yeniden en son raporu hazırlayan bilirkişi kuruluna tevdi edilerek davacının rapora itirazları ve daha önceden hazırlanan raporda eksik olduğu belirtilen ve Zekai ... ... Hastanesi'nden getirtilen belgeler de incelenmek suretiyle ek rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişilere ayrı ayrı 250,00'şer TL'den toplam 750,00 TL ek ücret takdirine, söz konusu ücretin davacı vekili tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmasının istenilmesine, (ihtarat yapıldı.),’ şeklinde ara karar verilmiş, davacı vekili tarafından bu ücret yatırılmadığı için davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayıldığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ek bilirkişi raporu alınması için yatırılması gereken avans, Mahkemece ara karar kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinde ifade edilen delil avansı niteliğindedir. Bu maddenin ikinci fıkrası ‘Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.’ hükmünün haizdir.
Bilirkişi heyet raporuna davacılar vekili itirazda bulunduğu ve raporda eksik olduğu belirtilen belgelerin de hastaneden getirtildiği, Mahkemece de itirazları ve getirtilen belgeleri değerlendiren ek rapor alınması için ek ücret takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Delil avansı niteliğindeki, ek rapor bilirkişi ücretlerinin yatırılması konusunda Mahkemece yukarıda belirtilen 6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesine uygun açıklama ve ihtarat yapılmamıştır. Bu madde hükmüne göre, bilirkişi deliline davalı da dayandığından ek delil avansının taraflarca yarı yarıya ödenmesine de karar verilebileceği gibi, bilirkişi raporuna itiraz eden davacı olduğundan ve ilk rapordaki eksik belgeler de tamamlanarak ek rapor için bilirkişi heyetine dosya tevdi edileceğinden mahkemece ek avansın yatırılması için davacıya mehil vermesi de uygundur. Ancak bu madde hükmüne göre, yatırılacak avansın delil avansı olduğu ve verilecek kesin mehil içinde yatırılmaması halinde rapora itirazlarından ve ek rapor talebinden ve bu delilden vazgeçmiş sayılacağı ve dosyadaki delillere göre karar verileceği hususunun açıkça ihtar edilmesi gerekir.
Kesin süreyi verdikten sonra ara kararında (ihtar edildi) şeklinde bir açıklama anılan Kanun'un 94 üncü maddesi ile aranan ihtarat şartını taşımadığından usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle verilen kesin mehil sonuç doğurmaz. Yeniden usulüne uygun kesin mehil verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken buna uyulmaması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞIOY
Davacı tarafa HMK 94, 324. maddesi uyarınca verilen kesin süre usulüne uygun değildir. Ancak davacı taraf gerek İstinaf gerek temyiz sebeplerinde yapılan ihtaratın usulüne uygun olmadığını ve bu nedenle bozma yapılmasını talep etmemiştir. Bilakis dosya kapsamında davanın ispatlandığını alınacak ek bilirkişi raporunun sonucu değiştirmeyeceği, seçilen bilirkişilerin daha önceki raporlarda da aleyhe görüş bildirdiklerini beyan ederek rapor alınmasına gerek olmadığını, davalı tarafından da aynı delile dayanıldığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf temyiz sebeplerinde ihtaratın usulüne uygun olmadığı sebebine dayanmadığı ve bunun temyiz sebebi olarak getirmediği dikkate alındığında kararın onanması görüşünde olup, çoğunluğun bozma gerekçesine katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003482100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz