Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2206 E. 2012/3872 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrer tahsilat↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ pay sahipliği↗ savunma hakkı↗ mükerrerlik↗ kısıtlılık↗ kamu düzeni↗ alacak davası↗ tenfiz↗ ortaklık ilişkisi↗ ek tasfiye↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür alacak davalarının davacının şirkete karşı ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde mükerrer tahsilat yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının savunma hakkının kısıtlandığı ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.11.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek karar davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11616 E. 2010/11986 K.
Ortak:tenfiz
İncelediğiniz kararda… hkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür «alacak davalarının» davacının şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve «kamu düzenine» aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde «mükerrer tahsilat» yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine dair veril …
Benzer bu karardaMahkemece davada yetkili mahkemenin HUMK 17 nci maddesi gereğince Yozgat Mahkemeleri yetkili olduğu, «ibraz» edilen kararın gıyapda verildiği ve savunma imkanı tanınmadığı, «tenfiz» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin tenfizi üzerine hüküm Dairemizin 06.07.2010 günlü ilamında yazılı gerekçelerler bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece davada yetkili mahkemenin HUMK 17 nci maddesi gereğince Yozgat Mahkemeleri yetkili olduğu, «ibraz» edilen kararın gıyapda verildiği ve savunma imkanı tanınmadığı, «tenfiz» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin tenfizi üzerine hüküm Dairemizin 06.07.2010 günlü ilamında yazılı gerekçelerler bozulmuştur.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4308 E. 2011/15004 K.
Ortak:mükerrer tahsilat · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · mükerrerlik · kısıtlılık · kamu düzeni · alacak davası · tenfiz · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz kararda… hkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür «alacak davalarının» davacının şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve «kamu düzenine» aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde «mükerrer tahsilat» yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine dair veril …
Benzer bu kararda… hkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür «alacak davalarının» davacının şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve «kamu düzenine» aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde «mükerrer tahsilat» yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar veri …
Buna rağmen, yabancı mahkemede avukatla «temsil» edilebileceğinin bildirilmesinin davalının «savunma hakkını kısıtladığı» ve gıyap kararının Türk «kamu düzenine aykırılık» oluştuğu mahkemece kabul edilmiştir.
Ancak, davanın «gıyapta» görülmesinin «savunma hakkını kısıtladığı» gerekçesi, ilamın davalı avukata tebliği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesine göre dayanaksız bir gerekçedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · kanuna karşı hile · yargılamanın yenilenmesi · tanıma · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · tespit davası
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «tenfiz» davalarının «tespit davası» niteliğinde olup, «vekalet ücretinin» nispi olarak belirlenmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8698 E. 2011/12207 K.
Ortak:pay sahipliği · ek tasfiye
İncelediğiniz kararda… hkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür «alacak davalarının» davacının şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve «kamu düzenine» aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde «mükerrer tahsilat» yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine dair veril …
Benzer bu kararda… e, davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine kara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket
Benzer bu kararda… e, davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine kara …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13096 E. 2012/20503 K.
Ortak:mükerrer tahsilat · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · mükerrerlik · kısıtlılık · kamu düzeni · tenfiz
İncelediğiniz kararda… hkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür «alacak davalarının» davacının şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve «kamu düzenine» aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde «mükerrer tahsilat» yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine dair veril …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın TTK’nun 329 ve 405/2. maddesine aykırı olduğu, benzer nitelikteki Türkiye’de açılan davaların bu nedenle reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, ayrıca yabancı mahkemenin dava dilekçesi ve kararı posta yolu ile tebliğ etmesi nedeniyle davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve bu nedenle kararın usulüne uygun kesinleşmediği, bununla birlikte yabancı mahkeme kararında şirket hisselerinin davalıya iadesine karar verilmemesi nedeniyle «mükerrer tahsilata» neden olunabileceği, tüm bu durumların açıkça «kamu düzenine aykırılık» oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilen karar Dairemizin 08.06.2012 tarih …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın TTK’nun 329 ve 405/2. maddesine aykırı olduğu, benzer nitelikteki Türkiye’de açılan davaların bu nedenle reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, ayrıca yabancı mahkemenin dava dilekçesi ve kararı posta yolu ile tebliğ etmesi nedeniyle davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve bu nedenle kararın usulüne uygun kesinleşmediği, bununla birlikte yabancı mahkeme kararında şirket hisselerinin davalıya iadesine karar verilmemesi nedeniyle «mükerrer tahsilata» neden olunabileceği, tüm bu durumların açıkça «kamu düzenine aykırılık» oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilen karar Dairemizin 08.06.2012 tarih …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13095 E. 2012/20502 K.
Ortak:mükerrer tahsilat · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · mükerrerlik · kısıtlılık · kamu düzeni · tenfiz
İncelediğiniz kararda… hkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür «alacak davalarının» davacının şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve «kamu düzenine» aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde «mükerrer tahsilat» yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine dair veril …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın TTK’nun 329 ve 405/2. maddesine aykırı olduğu, benzer nitelikteki Türkiye’de açılan davaların bu nedenle reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, ayrıca yabancı mahkemenin dava dilekçesi ve kararı posta yolu ile tebliğ etmesi nedeniyle davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve bu nedenle kararın usulüne uygun kesinleşmediği, bununla birlikte yabancı mahkeme kararında şirket hisselerinin davalıya iadesine karar verilmemesi nedeniyle «mükerrer tahsilata» neden olunabileceği, tüm bu durumların açıkça «kamu düzenine aykırılık» oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilen karar Dairemizin 08/06/2012 tarih …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın TTK’nun 329 ve 405/2. maddesine aykırı olduğu, benzer nitelikteki Türkiye’de açılan davaların bu nedenle reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, ayrıca yabancı mahkemenin dava dilekçesi ve kararı posta yolu ile tebliğ etmesi nedeniyle davalının «savunma hakkının kısıtlandığı» ve bu nedenle kararın usulüne uygun kesinleşmediği, bununla birlikte yabancı mahkeme kararında şirket hisselerinin davalıya iadesine karar verilmemesi nedeniyle «mükerrer tahsilata» neden olunabileceği, tüm bu durumların açıkça «kamu düzenine aykırılık» oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilen karar Dairemizin 08/06/2012 tarih …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2206 E. , 2012/3872 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2009 tarih ve 2009/298-2009/529 sayılı kararı bozan Daire’nin 14/11/2011 gün ve 2010/4308-2011/15004 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden kar payı karşılığında para tahsil ettiğini ve parasını geri ödemediğini, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine Herne-Wanna Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davasının kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Herne-Wanna Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın ve masraf tespitine ilişkin kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkeme ilamının maddi hukukumuzdaki kamu düzenine aykırı olduğunu, Türk mahkemelerinde aynı konudaki davalarda verilen kararlarla çeliştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür alacak davalarının davacının şirkete karşı ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde mükerrer tahsilat yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının savunma hakkının kısıtlandığı ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.11.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek karar davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 15/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049585100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz