Ticaret Unvanının Korunması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14142 E. 2012/4340 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısıtlılık↗ ticaret unvanı↗ taşıyan↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; şirket ana sözleşmesinin davaya konu maddesinde davalı şirketin hukuki konularda bizzat hizmet vereceğinin değil, avukat istihdamında bulunmak üzere hizmet vereceğinin beyan edildiği, Avukatlık Kanunun 35. maddesine aykırı bir durumun bulunmadığı, dedektiflik unvanının uygulamada veya ticaret unvanında kullanılmasında herhangi bir kısıtlama veya yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı, davalı şirketin faaliyet konusunun dedektiflik hizmeti olmasının ve unvanında bu ibarenin kullanılmasının yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek dedektiflik ünvanının kullanılmasını kısıtlamaya ve yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dosyada bulunan Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün B.14.0.İTG.0.10.00.01./090.05.01/6336 372 sayılı yazısında dedektiflik hizmeti verilmesiyle ilgili yasal düzenleme bulunmadığı bildirilmiş, Türk Ticaret Kanunun 48. maddesinde “Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak şartiyle her ticaret unvanına, işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilaveler yapılabilir...” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda; üçüncü şahıslarda yanlış kanaat meydana gelmesine mahal verecek mahiyette ilavelerin ticaret ünvanında bulunamayacağının anlaşılmasına göre, bu hususlar değerlendirilmeksizin, yine Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı faaliyet kod listesinde dedektiflik büroları hizmetlerinin yer almasının, dedektif ibaresini taşıyan ticaret ünvanlarının ve derneklerin mevcut olduğunu belirten bilirkişi raporundaki açıklamaların kanun hükmüne rağmen davanın reddine ne derecede etkili olduğu tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicili Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7964 E. 2013/6976 K.
Ortak:ticaret unvanı · taşıyan
İncelediğiniz kararda2) Ancak, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek dedektiflik ünvanının kullanılmasını «kısıtlamaya» ve yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dosyada bulunan Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün B.14.0.İTG.0.10.00.01./090.05.01/6336 372 sayılı yazısında dedektiflik hizmeti verilmesiyle ilgili yasal düzenleme bulunmadığı bildirilmiş, Türk Ticaret Kanunun 48. maddesinde “Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak şartiyle her «ticaret unvanına», işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilaveler yapılabilir...” düzenlemesin …
… eğerlendirilmeksizin, yine Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı faaliyet kod listesinde dedektiflik büroları hizmetlerinin yer almasının, dedektif ibaresini «taşıyan» ticaret ünvanlarının ve derneklerin mevcut olduğunu belirten bilirkişi raporundaki açıklamaların kanun hükmüne rağmen davanın reddine ne derecede etkili olduğu tar …
Benzer bu kararda… olmadığı tartışılmaksızın, Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı faaliyet kod listesinde dedektiflik büroları hizmetlerinin yer almasının, dedektif ibaresini «taşıyan» «ticaret unvanlarının» ve derneklerin mevcut olduğunu belirten bilirkişi raporundaki açıklamalar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozul …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · fesih · limited şirket · ilan
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «ana sözleşmesindeki değişikliklerinin» onaylanması, tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (...)'nın 503/.... maddesi yollaması ile aynı kanunun 271. maddesi hükmü uyarınca, «limited şirketlerin» kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. ...'nın 271. maddesinde, anonim ortaklıkların mevzu ve maksadı düzenlenmiştir.
Aksine bir konunun benimsenmesi, ...'nın 274. maddesi uyarınca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın «fesih» davası açmasına neden olur (Eriş, Gönen; Ticari İşletme ve Şirketler, cilt ..., .... baskı, s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1820 E. 2023/4200 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iade faturası · delil değerlendirmesi · ortaklık sözleşmesi · tefrik · kamu düzenine aykırılık · mükerrerlik · kamu düzeni · ıslah
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas …
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça satılan dedektörlerin ayıplı olduğunu, bu ayıbın davacı şirket yetkilisine bildirildiğini, «mükerrer» şekilde ödeme yapılmak zorunda kalındığını, «iade faturasının» davacı tarafça kötü niyetli olarak kendi «defterlerine» kayıt edilmediğini, tanıklarının dinlenilmediğini, delillerinin toplanmadığını belirterek, kararı istinaf etmiştir.
2.Davacı vekili 22.01.2018 tarihli dilekçesi ile davayı, itirazın iptali talebi ile birlikte 50.000,00 USD alacak taleplerinin olduğunu belirterek «ıslah» etmiştir.
Şti. ile aralarında iş «ortaklığı sözleşmesi» olduğunu, bu nedenle davacının alacağının iş ortaklığı sözleşmesine göre yarısının asli müdahile ait olduğunu belirterek alacak talep etmiştir.
-
Elektronik cihaz sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13662 E. 2017/6329 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · bozma sonrası karar · sigorta teminatı · teminat kapsamı · havale · sigorta poliçesi · hasar · teminat
Benzer bu kararda… servis raporlarında arızanın devam ettiği, giderilemediği ve arızanın sigorta tarihi olan 16/10/2008 tarihinden önce de var olduğunun anlaşıldığı, davacı isteminin «sigorta teminatı kapsamı» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, «bozma sonrası» alınan 29.07.13 «havale» tarihli bilirkişi raporu ve aynı heyetten alınan ek raporda, poliçe tanzim tarihinden önce 28.07.08 tarihinde düzenlenen servis raporundaki arıza ile davaya konu 17.03.09 tarihli servis raporundaki arızanın aynı arıza olmayıp, bu arızanın sigorta tanzim tarihi olan 16.10.08 tarihinden önce mevcut olmadığının belirtildiği; buna rağmen 02.04.14 havale tarihli «son» bilirkişi raporu ve aynı heyetten alınan ek raporda ise, 28.07.08 tarihinde düzenlenen servis raporunda davaya konu dedektör arızasını gösteren bulgular bulunduğu, arızanın devam ettiği ve giderilmediği, arızanın sigorta tanzim tarihinden önce de var olduğu, bu sebeple talebin «teminat kapsamı» dışında olduğunun belirtildiği, bu haliyle her iki heyetten alınan raporlar arasında çelişkinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Dava, elektronik cihaz «sigorta poliçesine» dayalı «hasar» tazminatı istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3055 E. 2023/7145 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · ortalama tüketici · ayırt edicilik · haksız rekabet · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… ktifi ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet PARA asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan PARA ibaresinin «ayırt ediciliğinin» çok zayıf olduğu ve bu ibarenin taraf markalarında ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, diğer bir deyişle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının da somut olayda bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… an itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflar yönünden «ayırt ediciliklerinin» yüksek olduğunu, bu yönde emsal yargı kararlarının bulunduğunu, müvekkil markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ve başvurunun tescilinin «haksız rekabete» yol açacağını ileri sürerek 2018-M-1894 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
… fi ibareli marka başvurusu ile davacının PARA asli unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markada ortak olarak yer alan PARA ibaresinin toplumun bütün kesiminde alışveriş için değişim aracı olarak kullanılan, «ayırt ediciliği» yok denecek kadar az olan bir ibare olması karşısında taraf markalarında bütünsel açıdan benzerlik oluşmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvur …
CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markalarda PARA ibaresinin ortak olarak yer almasının müvekkili başvurusunun tesciline engel olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14142 E. , 2012/4340 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/07/2010 tarih ve 2009/829-2010/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tescil edilen 18/10/2005 tarihli ortaklar kurulu kararının amaç ve konu başlıklı 3. maddesinin danışmanlık başlığı altında 4. bendinde münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek işlere ilişkin ifadelerin kullanıldığını, 5. bendinde ise özel dedektiflik hizmetleri vermek ibaresinin yer aldığını, davalıya ait ana sözleşmedeki ifadelerin Avukatlık Kanunun 35. maddesine aykırı olduğunu, davacı memurluğun tescile davete yönelik ihtarına rağmen bildirilen müddette davalının tescil talebinde bulunmadığını ileri sürerek, davalı şirketin unvanından ve ana sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan meşgalesinden TK 35/3 ve TST 41 madde hükümleri gereğince ilgili hususların terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; şirket ana sözleşmesinin davaya konu maddesinde davalı şirketin hukuki konularda bizzat hizmet vereceğinin değil, avukat istihdamında bulunmak üzere hizmet vereceğinin beyan edildiği, Avukatlık Kanunun 35. maddesine aykırı bir durumun bulunmadığı, dedektiflik unvanının uygulamada veya ticaret unvanında kullanılmasında herhangi bir kısıtlama veya yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı, davalı şirketin faaliyet konusunun dedektiflik hizmeti olmasının ve unvanında bu ibarenin kullanılmasının yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek dedektiflik ünvanının kullanılmasını kısıtlamaya ve yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dosyada bulunan Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün B.14.0.İTG.0.10.00.01./090.05.01/6336 372 sayılı yazısında dedektiflik hizmeti verilmesiyle ilgili yasal düzenleme bulunmadığı bildirilmiş, Türk Ticaret Kanunun 48. maddesinde “Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak şartiyle her ticaret unvanına, işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilaveler yapılabilir...” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda; üçüncü şahıslarda yanlış kanaat meydana gelmesine mahal verecek mahiyette ilavelerin ticaret ünvanında bulunamayacağının anlaşılmasına göre, bu hususlar değerlendirilmeksizin, yine Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı faaliyet kod listesinde dedektiflik büroları hizmetlerinin yer almasının, dedektif ibaresini taşıyan ticaret ünvanlarının ve derneklerin mevcut olduğunu belirten bilirkişi raporundaki açıklamaların kanun hükmüne rağmen davanın reddine ne derecede etkili olduğu tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049340400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz