YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3055 E. 2023/7145 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/196 E., 2019/326 K.
Taraflar arasındaki davalı Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli PARA MERKEZ, PARA ve PASRA DERGİSİ ibareli markaların bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2016/83350 sayılı Para Dedektifi ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflar yönünden ayırt ediciliklerinin yüksek olduğunu, bu yönde emsal yargı kararlarının bulunduğunu, müvekkil markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ve başvurunun tescilinin haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek 2018-M-1894 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markalarda PARA ibaresinin ortak olarak yer almasının müvekkili başvurusunun tesciline engel olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Para Dedektifi ibareli marka başvurusu ile davacının PARA asli unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markada ortak olarak yer alan PARA ibaresinin toplumun bütün kesiminde alışveriş için değişim aracı olarak kullanılan, ayırt ediciliği yok denecek kadar az olan bir ibare olması karşısında taraf markalarında bütünsel açıdan benzerlik oluşmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediği gibi davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları somut delillerle kanıtlanmadığından, aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının somut delillerle kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece benzerlik değerlendirmesinin baskın unsurların dikkate alınması suretiyle yapılması gerektiği belirtilmişken, para esas unsurlu markaların benzer olmadığının ileri sürülmesinin çelişkili olduğunu, yerel mahkeme tarafından her ne kadar para ibaresinin ayırt edici olmadığı kabul edilmiş olsa da para ibaresini tek başına içeren ve yine bu ibareyi esas unsur olarak barındıran müvekkiline ait tescilli markalar bulunduğunu, yapılan bu yorumun tescilli markanın korunması kuralına aykırılık teşkil ettiğini, herkes tarafından kullanılan bir ibare olsa dahi tescilli markanın korunması gerektiğinden benzer olan markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkiline ait markaların kapsadığı emtia açısından ayırt edici niteliği haiz olduğu ve tanımlayıcı nitelikte bulunmadığı, esas unsurları birebir aynı olan markaların benzer olduğunun tartışmasız bulunduğunu, müvekkiline ait tescilli markanın davaya konu markada esas unsur olarak kullanıldığını, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduklarını, müvekkiline ait markaların tanınmışlığı nazara alındığı takdirde davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak adına kötü niyetli bir biçimde marka tescili almak istediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Para Detektifi ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet PARA asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibasa yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan PARA ibaresinin ayırt ediciliğinin çok zayıf olduğu ve bu ibarenin taraf markalarında ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, diğer bir deyişle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının da somut olayda bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zayıf olduğu kabul edilen markaların da sahibiyle özdeşleşebileceğini ve korunacağını belirtip istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve davalı Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14142 E. 2012/4340 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısıtlılık · ticaret unvanı · taşıyan
Benzer bu kararda2) Ancak, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek dedektiflik ünvanının kullanılmasını «kısıtlamaya» ve yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dosyada bulunan Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün B.14.0.İTG.0.10.00.01./090.05.01/6336 372 sayılı yazısında dedektiflik hizmeti verilmesiyle ilgili yasal düzenleme bulunmadığı bildirilmiş, Türk Ticaret Kanunun 48. maddesinde “Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak şartiyle her «ticaret unvanına», işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilaveler yapılabilir...” düzenlemesin …
… beyan edildiği, Avukatlık Kanunun 35. maddesine aykırı bir durumun bulunmadığı, dedektiflik unvanının uygulamada veya ticaret unvanında kullanılmasında herhangi bir «kısıtlama» veya yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı, davalı şirketin faaliyet konusunun dedektiflik hizmeti olmasının ve unvanında bu ibarenin kullanılmasının yasaya ve u …
… eğerlendirilmeksizin, yine Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı faaliyet kod listesinde dedektiflik büroları hizmetlerinin yer almasının, dedektif ibaresini «taşıyan» ticaret ünvanlarının ve derneklerin mevcut olduğunu belirten bilirkişi raporundaki açıklamaların kanun hükmüne rağmen davanın reddine ne derecede etkili olduğu tar …
-
Ticaret Sicili Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7964 E. 2013/6976 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · ticaret unvanı · fesih · limited şirket · taşıyan · ilan
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «ana sözleşmesindeki değişikliklerinin» onaylanması, tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
… olmadığı tartışılmaksızın, Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı faaliyet kod listesinde dedektiflik büroları hizmetlerinin yer almasının, dedektif ibaresini «taşıyan» «ticaret unvanlarının» ve derneklerin mevcut olduğunu belirten bilirkişi raporundaki açıklamalar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozul …
Mahkemece, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (...)'nın 503/.... maddesi yollaması ile aynı kanunun 271. maddesi hükmü uyarınca, «limited şirketlerin» kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. ...'nın 271. maddesinde, anonim ortaklıkların mevzu ve maksadı düzenlenmiştir.
Aksine bir konunun benimsenmesi, ...'nın 274. maddesi uyarınca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın «fesih» davası açmasına neden olur (Eriş, Gönen; Ticari İşletme ve Şirketler, cilt ..., .... baskı, s.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3055 E. , 2023/7145 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/718 Esas, 2022/25 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/196 E., 2019/326 K.
Taraflar arasındaki davalı Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli PARA MERKEZ, PARA ve PASRA DERGİSİ ibareli markaların bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2016/83350 sayılı Para Dedektifi ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflar yönünden ayırt ediciliklerinin yüksek olduğunu, bu yönde emsal yargı kararlarının bulunduğunu, müvekkil markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ve başvurunun tescilinin haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek 2018-M-1894 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markalarda PARA ibaresinin ortak olarak yer almasının müvekkili başvurusunun tesciline engel olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Para Dedektifi ibareli marka başvurusu ile davacının PARA asli unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markada ortak olarak yer alan PARA ibaresinin toplumun bütün kesiminde alışveriş için değişim aracı olarak kullanılan, ayırt ediciliği yok denecek kadar az olan bir ibare olması karşısında taraf markalarında bütünsel açıdan benzerlik oluşmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediği gibi davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları somut delillerle kanıtlanmadığından, aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının somut delillerle kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece benzerlik değerlendirmesinin baskın unsurların dikkate alınması suretiyle yapılması gerektiği belirtilmişken, para esas unsurlu markaların benzer olmadığının ileri sürülmesinin çelişkili olduğunu, yerel mahkeme tarafından her ne kadar para ibaresinin ayırt edici olmadığı kabul edilmiş olsa da para ibaresini tek başına içeren ve yine bu ibareyi esas unsur olarak barındıran müvekkiline ait tescilli markalar bulunduğunu, yapılan bu yorumun tescilli markanın korunması kuralına aykırılık teşkil ettiğini, herkes tarafından kullanılan bir ibare olsa dahi tescilli markanın korunması gerektiğinden benzer olan markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkiline ait markaların kapsadığı emtia açısından ayırt edici niteliği haiz olduğu ve tanımlayıcı nitelikte bulunmadığı, esas unsurları birebir aynı olan markaların benzer olduğunun tartışmasız bulunduğunu, müvekkiline ait tescilli markanın davaya konu markada esas unsur olarak kullanıldığını, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduklarını, müvekkiline ait markaların tanınmışlığı nazara alındığı takdirde davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak adına kötü niyetli bir biçimde marka tescili almak istediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Para Detektifi ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet PARA asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibasa yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan PARA ibaresinin ayırt ediciliğinin çok zayıf olduğu ve bu ibarenin taraf markalarında ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, diğer bir deyişle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının da somut olayda bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zayıf olduğu kabul edilen markaların da sahibiyle özdeşleşebileceğini ve korunacağını belirtip istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve davalı Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109922700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz