YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4171 E. 2024/1607 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ uyuşmazlık konusu↗ feragat↗ hukuki yarar↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 21.02.2020 tarih 2019/214 E. ve 2020/63 K. sayılı kararı ile davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca soyut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.12.2021 tarih ve 2020/6685 E. ve 2021/7156 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/238, 2019/240 ve 2019/241 E. sayılı dosyaları ile tüm davalar arasında bağlantı bulunduğu ve biri hakkında verilecek kararın diğer dosyayı etkileyeceği kabul edilerek, tüm dosyaların aynı dosya üzerinde birleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ise de, iş bu bozma kararı yerine getirilmeden tüm dosyalar birleştirilmeksizin hüküm konulması doğru olmadığı ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı kapsamında belirtilen tüm dosyaların aynı dosya üzerinde birleştirilmesi kararı verilmesi yönünde olduğu, bozma kararından sonra birleştirme kararı verilmesi ifade edilen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/240, 2019/238 E. sayılı dosyalarında birleşen dosyaların ana dosyası 2019/241 E. sayılı dava dosyası üzerinden feragat edildiğinin bildirildiği, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/241 E. sayılı dosya ve birleşen dava dosyalarından feragat edilip edilmediği ve kesinleşip kesinleşmediği hususunda bilgi istenildiği, mahkemece 2019/241 E. sayılı dosyası üzerinden birleşen dosyalar dahil olmak üzere davacının davasından feragat ettiği, feragate ilişkin olarak 23.02.2022 tarih 2019/241 E. (2019/240 E. 2019/238 E. Sayılı birleşen dosyalar dahil) 2020/248 K. sayılı ek kararın verildiği, tarafların ek kararı temyiz etmemesi üzerine hükmün 01.07.2022 tarihinde kesinleştiği, bozma ilamında geçen tüm dosyalardan feragat edilmiş olduğundan birleştirme yönünden hukuki yararın kalmadığı, somut olay bakımından davacının reklam filmlerinin tamamında ürün görselinin yer aldığı, reklamlardan üçünün 2014 ve 2015 yıllarında YouTube platformunda yayınlandığı, 566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik son fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü bulunduğu, buna göre ilk olarak tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanması gerektiği, ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanması olduğu, yine ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olması gerektiği, bu kapsamda 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olduğu, doktrin ve Yargıtay’ın tanımladığı en temel hak edinme durumu markayı belli bir süre kullanmak suretiyle markanın ilgili olduğu ürün veya hizmet çevresinde ve özellikle ürünün veya hizmetin alıcıları çevresinde belirli ölçüde bilinir ve ayırt edilir hale getirilmesi olarak ifade edildiği, bu kapsamda uyuşmazlık konusu markaya ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı, davacı markasının “süt ve süt ürünleri” bakımından 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bentleri kapsamında tescil engeli içermediği, 2015/28865 sayılı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ispata yönelik olarak davacı tarafından sunulan delillerde yer alan ürün görseli, dava konusu marka başvurusunun aynısı olduğu, kullanma belgelerindeki ürün örneği dikkatli şekilde incelendiğinde dava konusu marka gibi dört peynir şeridinin halat gibi burulması ile oluşturulduğu ve tescile konu ürün ile aynı olduğunun anlaşıldığı, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/241 E. sayılı davasına konu marka başvuruları ile kullanım belgeleri incelendiği ve davacının fiilen üretimini yaptığı burgu peynir emtiasının şeklinin, huzurdaki davaya konu 2015/28865 sayılı marka olduğu, davacının BURGU PEYNİR ürününü hem yurt içinde hem yurt dışında 2013 yılından bu yana pazarlamakta olduğu, davacının gerek ürünün tanıtımı için harcadığı çaba, gerekse de giderek artan yoğun, yaygın ve eylemli kullanımı dikkate alındığında, davacının 2015/28865 sayılı markasının, 29 ncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu markasal ayırt edicilik kazandığı ve 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son bendi gereği tescil edilmesi gerektiği kabul edilerek, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 nci ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında soyut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son bendi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile aynı maddenin son fıkrası uyarınca belirtilen koşulları sağlamadığını, Markalar Daire Başkanlığınca ve YİDK tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.Uyuşmazlık, tasarım olarak tescilli olan “Üç boyutlu Burgu Peynir Şekli” işaretinin marka olabilmesi için soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Dava, marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK'nın 5 ve 7 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dava konusu markanın “Üç boyutlu Burgu Peynir Şekli” ibaresinin marka olarak tescili için 2015/28865 sayılı marka başvurusunda bulunulduğu ve bu başvurunun YİDK tarafından; “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a ve c) bentleri anlamında vasıf bildiren bir işaret olarak değerlendirilerek reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı dava konusu markanın tescil engeli içermediğini, öyle olduğu kabul edilse bile, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası uyarınca “süt ve süt ürünleri” bakımından yoğun ve yaygın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürmüştür. Dairemizin 05.02.2019 tarih 2017/2625 E. ve 2019/841 K. sayılı ilamında davacı firmanın ürün kataloğu ve faturaları itibariyle hangi şekil unsurunu içeren peynirlerin alım satıma konu edildiği ve şekil unsurunun markasal kullanımın olduğu ve kuvvetli tanıtım sonucu şeklin ayırt ediciliğinin sağlandığı hususunun incelenmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Davacı tarafından bu hususa ilişkin olarak sunulan delillerin mahkemece incelenmesinde ise, 2014 ve 2015 yıllarında YouTube platformunda yayınlandığı tespit edilen ve ürün görsellerine yer verilen üç reklam filmi bulunduğu vurgulanmıştır. Mahkemece, 03.11.1995 tarihli ve 4218 sayılı yasa ile 566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik son fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü uyarınca, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olacağının belirtildiği, uyuşmazlık konusu markanın ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı, davacı markasının “süt ve süt ürünleri” bakımından 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a ve c) bentleri kapsamında tescil engeli içermediğinin sonucuna varılarak, markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı hususu ise ayrıca incelenmeye gerek görülmemiştir.
2.Dosya kapsamından davacının da kabulünde olduğu üzere “BURGU” peynir markası ile özdeşleşen tasarımların TPE tarafından 2010/01127, 2011/04935, 2013/00646 ve 2014/02166 sayılı tasarım tescilleri ile korumaya alındığı, yine haksız rekabet hükümleri ile halen korunmakta olduğu anlaşılmaktadır. 2015/28865 sayılı başvuru konusu işaret, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından tanımlayıcı bir işarettir. 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi; “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,” hükmünü haiz olup, bu hükümde belirtilen hususlar marka tescilinde mutlak ret nedenini oluşturmaktadır. Mahkemece, başvuru tarihine kadar işaretin ayırt edicilik kazandığı belirtilmişse de başvuru tarihinden önce işaretin mal üzerinde marka olarak kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı da ispat edilememiştir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5767 E. 2023/544 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda2.Dosya kapsamından davacının da kabulünde olduğu üzere “BURGU” peynir markası ile özdeşleşen tasarımların TPE tarafından 2010/01127, 2011/04935, 2013/00646 ve 2014/02166 sayılı tasarım tescilleri ile korumaya alındığı, yine «haksız rekabet» hükümleri ile halen korunmakta olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 2010/01127, 2011/04935, 2013/00646 tescil sayılı tasarım konusu ürünlerinin davalı firmanın markasını «taşıyan» "SELSÜT Mini Örgü Peynir" şekil ve ambalajda 24.03.2017 tarihinde satıldığının bilirkişi heyeti tarafından yerinde yapılan inceleme ile tespit edildiği, tespit sonrası alınan raporda, davalı tarafından üretilen “SELSÜT Mini Örgü Peynir” adlı markayı taşıyan peynirin görünümünün, davalının lisans aldığı ... adına tescilli 2014/08824 sayılı tasarımdan farklı olduğu ve bu nedenle davalı kullanımının lisans aldığı tasarımın kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafından üretilen “SELSÜT Mini Örgü Peynir” marka peynirin, davacı adına 2011 04935, 2010 01127-1, 2013 00646 sayı ile «tescilli tasarımlarda» yer alan 7 adet tasarımdan doğan haklara tecavüz ettiğinin belirlendiği, davalı tarafından üretilen "SELSÜT Mini Örgü Peynir" marka peynirin, davacı adına 2011 04935, 2010 01127-1, 2013 00646 sayı ile tescilli tasarımlarda yer alan 7 adet tasarımdan doğan haklara tecavüz ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının eyleminin davacının tasarım hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine, tasarım hakkı tecavüzü ile haksız rekabetin durdurulmasına ve önlenmesine, «ihtiyati tedbir» kararı ile toplatılan ve el konulan ürünlerin imhasına, kararın hüküm özetinin «ilanına», bilirkişi raporunda belirlenen 83.699,15 TL'nin 10.000,00 TL'si yönünden tespit tarihi olan 24.03.2017 tarihinden itibaren, geriye kalan 73.699,15 TL'si yönünden ise «ıslah» tarihinden itibaren «ticari avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari avans faizi · delil tespiti · keşif · tescilsiz tasarım · ihtiyati tedbir · mahsup · ıslah · taşıyan
Benzer bu kararda… yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 2010/01127, 2011/04935, 2013/00646 tescil sayılı tasarım konusu ürünlerinin davalı firmanın markasını «taşıyan» "SELSÜT Mini Örgü Peynir" şekil ve ambalajda 24.03.2017 tarihinde satıldığının bilirkişi heyeti tarafından yerinde yapılan inceleme ile tespit edildiği, tespit sonrası alınan raporda, davalı tarafından üretilen “SELSÜT Mini Örgü Peynir” adlı markayı taşıyan peynirin görünümünün, davalının lisans aldığı ... adına tescilli 2014/08824 sayılı tasarımdan farklı olduğu ve bu nedenle davalı kullanımının lisans aldığı tasarımın kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafından üretilen “SELSÜT Mini Örgü Peynir” marka peynirin, davacı adına 2011 04935, 2010 01127-1, 2013 00646 sayı ile «tescilli tasarımlarda» yer alan 7 adet tasarımdan doğan haklara tecavüz ettiğinin belirlendiği, davalı tarafından üretilen "SELSÜT Mini Örgü Peynir" marka peynirin, davacı adına 2011 04935, 2010 01127-1, 2013 00646 sayı ile tescilli tasarımlarda yer alan 7 adet tasarımdan doğan haklara tecavüz ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının eyleminin davacının tasarım hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine, tasarım hakkı tecavüzü ile haksız rekabetin durdurulmasına ve önlenmesine, «ihtiyati tedbir» kararı ile toplatılan ve el konulan ürünlerin imhasına, kararın hüküm özetinin «ilanına», bilirkişi raporunda belirlenen 83.699,15 TL'nin 10.000,00 TL'si yönünden tespit tarihi olan 24.03.2017 tarihinden itibaren, geriye kalan 73.699,15 TL'si yönünden ise «ıslah» tarihinden itibaren «ticari avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil …
… 12.05.2019 tarihli raporda 2017 yılı için iade edilen ürünlerin geçerli olmadığı yönündeki tespitlerin yerinde olmadığını, 2017 yılında iade edilen 56.096,34-TL'nin «mahsup» edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin, «delil tespitine» esas «keşif» tarihinden sonra (06.01.2017), dava konusu makine ile davacıya ait tasarımı ihlal edecek bir üretim yapmadığını, müvekkili ile ... arasında 07.12.2016 tarihli sözl …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6685 E. 2021/7156 K.
Ortak:ayırt edicilik · dava sebebi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca soyut «ayırt ediciliği» haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin «son» fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Sayılı birleşen dosyalar «dahil») 2020/248 K. sayılı ek kararın verildiği, tarafların ek kararı temyiz etmemesi üzerine hükmün 01.07.2022 tarihinde kesinleştiği, bozma ilamında geçen tüm dosyalardan «feragat» edilmiş olduğundan birleştirme yönünden «hukuki yararın» kalmadığı, somut olay bakımından davacının reklam filmlerinin tamamında ürün görselinin yer aldığı, reklamlardan üçünün 2014 ve 2015 yıllarında YouTube platformunda yayınlandığı, 566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik «son» fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü bulunduğu, buna göre ilk olarak tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir «ayırt ediciliğin» sağlanması gerektiği, ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanması olduğu, yine ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olması gerektiği, bu kapsamda 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olduğu, doktrin ve Yargıtay’ın tanımladığı en temel hak edinme durumu markayı belli bir süre kullanmak suretiyle markanın ilgili olduğu ürün veya hizmet çevresinde ve özellikle ürünün veya hizmetin alıcıları çevresinde belirli ölçüde bilinir ve ayırt edilir hale getirilmesi olarak ifade edildiği, bu kapsamda «uyuşmazlık konusu» markaya ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı, davacı mar …
… ve eylemli kullanımı dikkate alındığında, davacının 2015/28865 sayılı markasının, 29 ncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu markasal «ayırt edicilik» kazandığı ve 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin «son» bendi gereği tescil edilmesi gerektiği kabul edilerek, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı …
Benzer bu kararda… eliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı markasının, 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7/1-a maddesi anlamında soyut «ayırt ediciliği» haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7/«son» maddesi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu aşamada bozma «sebebine» göre temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2951 E. 2020/795 K.
Ortak:ayırt edicilik · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca soyut «ayırt ediciliği» haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin «son» fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Sayılı birleşen dosyalar «dahil») 2020/248 K. sayılı ek kararın verildiği, tarafların ek kararı temyiz etmemesi üzerine hükmün 01.07.2022 tarihinde kesinleştiği, bozma ilamında geçen tüm dosyalardan «feragat» edilmiş olduğundan birleştirme yönünden «hukuki yararın» kalmadığı, somut olay bakımından davacının reklam filmlerinin tamamında ürün görselinin yer aldığı, reklamlardan üçünün 2014 ve 2015 yıllarında YouTube platformunda yayınlandığı, 566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik «son» fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü bulunduğu, buna göre ilk olarak tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir «ayırt ediciliğin» sağlanması gerektiği, ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanması olduğu, yine ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olması gerektiği, bu kapsamda 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olduğu, doktrin ve Yargıtay’ın tanımladığı en temel hak edinme durumu markayı belli bir süre kullanmak suretiyle markanın ilgili olduğu ürün veya hizmet çevresinde ve özellikle ürünün veya hizmetin alıcıları çevresinde belirli ölçüde bilinir ve ayırt edilir hale getirilmesi olarak ifade edildiği, bu kapsamda «uyuşmazlık konusu» markaya ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı, davacı mar …
… ve eylemli kullanımı dikkate alındığında, davacının 2015/28865 sayılı markasının, 29 ncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu markasal «ayırt edicilik» kazandığı ve 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin «son» bendi gereği tescil edilmesi gerektiği kabul edilerek, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı …
Benzer bu karardaKHK’nın 7/«son» hükmüne göre, «ayırt ediciliğin» tespiti için önceki ve sonraki tarihli tasarımlar arasında kıyaslama yapılırken, ilke olarak, kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilmesi ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğunun da göz önüne alınması gerekmektedir.
554 sayılı KHK’nın 5. maddesi uyarınca, bir ürünün tasarım olarak tescil edilebilmesi için yenilik ve «ayırt edicilik» kriterlerini haiz olması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kanun yoluna başvurma hakkı · istinaf başvuru süresi · katılma yoluyla istinaf · ba formu · denetime elverişlilik · eksik inceleme · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı ... vekili tarafından «katılma yoluyla istinaf» isteminde bulunulmuşsa da, mahkemece verilen karara karşı davacı tarafça «istinaf yoluna başvurulmadığından» davalının diğer davalı TPMK'nın istinaf dilekçesine dayalı olarak katılma yoluyla istinaf «kanun yoluna başvurma hakkı» bulunmadığı, mahkeme gerekçeli kararının davalı ... vekiline 27/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinin de, süresinden sonra, 24/04/2018 tarihinde …
… tibarla, İlk Derece Mahkemesince, tasarım konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden yukarıda ifade edilen ilkeler doğrultusunda inceleme ve değerlendirme içeren «denetime elverişli» bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, karara karşı davalı kurumca yapılan istinaf başvurusunun esast …
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebepler ile HMK'nın 352/1. maddesi uyarınca istinaf isteminin süresinde yapılmadığı yönündeki tespitin usul ve yasaya uygun olmasına göre, ilk derece mahkemesince verilen hükme ilişkin davalı ... vekili tarafından yapılan «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine dair bölge adliye mahkemesi kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, davalı şahısça yapılan 2014/00824 sayılı çoklu tasarım tescil belgesinde yer alan 1 ila 29. sıra numaralı tasarımların ayırt edici olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda ilkeler doğrultusunda «denetime elverişli» bir inceleme ve değerlendirme içermediği gibi mahkeme gerekçesinde de belirtilen yönde bir değerlendirme bulunmamaktadır.
1 benzer karar daha
-
Markanın hükümsüzlüğü | Tasarımın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/527 E. 2018/6491 K.
Ortak:ortalama tüketici
Benzer bu kararda… ve esas unsurun "..." ibaresi olduğu, 556 sayılı KHK'nın 9. maddesinde belirtilen markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bu durumun «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceği sebebiyle asıl davanın reddine; karşı dava yönünden, davalı adına tescilli 2009/72120 tescil nolu "..." markasının kullanıldığı 29. sınıfda kayıtlı süt ve süt ürünü olmadığı, «ortalama tüketici» kitlesi açısından karakteristik özellik ve tanımlayıcı niteliğinin bulunmadığı, bu durumda, markanın kaşar peynirler, beyaz peynirler ve kaymak emtiası yönünden ci …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz
Benzer bu kararda… ve esas unsurun "..." ibaresi olduğu, 556 sayılı KHK'nın 9. maddesinde belirtilen markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bu durumun «marka hakkına tecavüz» teşkil etmeyeceği sebebiyle asıl davanın reddine; karşı dava yönünden, davalı adına tescilli 2009/72120 tescil nolu "..." markasının kullanıldığı 29. sınıfda kayıtlı süt ve süt ürünü olmadığı, «ortalama tüketici» kitlesi açısından karakteristik özellik ve tanımlayıcı niteliğinin bulunmadığı, bu durumda, markanın kaşar peynirler, beyaz peynirler ve kaymak emtiası yönünden ci …
" ibaresi kullanımının «marka hakkına tecavüz» oluşturmadığından bahisle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalı tarafça davacının tescilli "..." markasının kapsadığı peynir ürünü bakımından söz konusu kullanımın 556 sayılı KHK'nın 9. ve 61. maddeleri kapsamında «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun kabulü gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde olmadığından asıl davaya yönelik hükmün davacı yararına bozulması gerekmişitir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4171 E. , 2024/1607 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/118 Esas-2022/269 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin süt ve süt ürünleri sektöründe ... markası ile tanınmış bir firma olduğunu, müvekkilinin ar-ge yatırımı ile BURGU peynir olarak bilinen peyniri tasarladığını/bulduğunu, söz konusu burgu peynirin dünyada yeni bir peynir türü olduğunu, müvekkilinin bulduğu bu peynirin korunması için sadece yurtta değil yurt dışında da tasarım tescillerini gerçekleştirdiğini, OHİM başta olmak üzere Avrupa ve Ortadoğu olmak üzere 40 dan fazla ülkede 100 üzerinde tasarım tescil başvurusu ile koruma altına alındığını, müvekkili tarafından yaratılan BURGU peynir markası ile özdeşleşen tasarımın TPE tarafından 2010/01127, 2011 04935, 2013/00646, 2014 02166 sayılı tasarım tescilleri ile korumaya alındığını, yine haksız rekabet hükümleri ile halen korunmakta olduğunu, burgu markası ve peynir tasarımı ortalama tüketici tarafından özdeşleştiğini, tüketicilerin peynir tasarımını doğrudan “burgu” olarak bildiğini ve ismi ile hitap ettiğini, müvekkilinin “burgu peynir” şeklini içeren markanın tescili için 2015/28865 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruyu reddeden YİDK’nin şeklin, peynirin ayırt edicilik içermeyen kendi görünümü olduğu, ilgili tüketicinin hemen ve kesin olarak başvuru sahibine ait malları diğer ticari kaynaklara ait mallardan ayırt edebilme imkanı vermeyeceği gerekçesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, davaya konu şeklin ayırt edici niteliği haiz olduğu gibi peynirin doğal şekli olmadığını, burgu şeklindeki görünümün 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 5 nci maddesi anlamında bir işaret ve ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, marka olarak tescil edilebilecek şekilde baskı ve çizime uygun olduğunu, özgün bir şekil olduğu için tasarım tescilini kabul eden davalı kurumun diğer taraftan marka başvurusunu reddetmesinin tam bir çelişki olduğunu, burgu şeklinde tasarlanan peynirin dünyada örneğinin bulunmadığını, yaratılan peynir şeklinin peynirin doğal yapısı ya da geleneksel hali ile ilgili olmadığını, burgu şeklinde üretilmiş olan peynirin alışılageldik bir üretim biçimi ve malın bir özelliği de olmadığını, bugüne kadar üretilen beyaz peynir şeklinin, kaşar peyniri şeklinin ya da küflü peynir şeklinin peynir üretim biçimi olduğunu ve bu türden peynir üretiminin yaygın olduğunu, burgu şeklindeki peynirin peynir üretim biçimi olmadığını, bu türden bir üretimin bu güne kadar sadece marka başvurusu yapan ...
tarafından oluşturulduğunu, üretilen burgu peynir şeklinin peynir emtiası için teknik zorunluluk gerektirmediğini ve marka olarak tesciline engel olunamayacağını, peynir dışında burgu şeklinden yola çıkarak müvekkilinin genel bir tekel elde etmek gibi bir amaç gütmediğini, burgu peynir şeklinin tümü ile ayırt edici olduğunu, bilinen tüm peynirlerden farklı yeni bir peynirin şekli için başvuru yapıldığını, YİDK kararında olduğu gibi ürünün özgün şekli olsa bile davalı tarafın söz konusu şeklin ayırt edicilik kazandığını gözden kaçırdığını, davalı kurum nezdinde tescilli bu markalar incelendiğinde birçok şekil markasını tescil ettiğini, bunların hepsinin de emtia ile ilgili olduğunun görüldüğünü, bu markaların tesciline izin verip de burgu şeklindeki görsellere izin vermemesinin kendi kararları içinde de çelişki yarattığını, sadece yabancılara ait şekillerin değil Türk firmalarına ait şekillerin de tescil edilebilmesi gerektiğini, ürünlerin özgün şekillerinin Türk firmalarına da açılmasının adalete daha uygun düşeceğini iddia ederek 2015/M-11032 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2015/28865 sayılı marka tescilinin kabulü ile sicile kaydının yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 21.02.2020 tarih 2019/214 E. ve 2020/63 K. sayılı kararı ile davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca soyut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 15.12.2021 tarih ve 2020/6685 E. ve 2021/7156 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/238, 2019/240 ve 2019/241 E. sayılı dosyaları ile tüm davalar arasında bağlantı bulunduğu ve biri hakkında verilecek kararın diğer dosyayı etkileyeceği kabul edilerek, tüm dosyaların aynı dosya üzerinde birleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ise de, iş bu bozma kararı yerine getirilmeden tüm dosyalar birleştirilmeksizin hüküm konulması doğru olmadığı ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı kapsamında belirtilen tüm dosyaların aynı dosya üzerinde birleştirilmesi kararı verilmesi yönünde olduğu, bozma kararından sonra birleştirme kararı verilmesi ifade edilen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/240, 2019/238 E. sayılı dosyalarında birleşen dosyaların ana dosyası 2019/241 E. sayılı dava dosyası üzerinden feragat edildiğinin bildirildiği, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/241 E. sayılı dosya ve birleşen dava dosyalarından feragat edilip edilmediği ve kesinleşip kesinleşmediği hususunda bilgi istenildiği, mahkemece 2019/241 E. sayılı dosyası üzerinden birleşen dosyalar dahil olmak üzere davacının davasından feragat ettiği, feragate ilişkin olarak 23.02.2022 tarih 2019/241 E.
(2019/240 E. 2019/238 E. Sayılı birleşen dosyalar dahil) 2020/248 K. sayılı ek kararın verildiği, tarafların ek kararı temyiz etmemesi üzerine hükmün 01.07.2022 tarihinde kesinleştiği, bozma ilamında geçen tüm dosyalardan feragat edilmiş olduğundan birleştirme yönünden hukuki yararın kalmadığı, somut olay bakımından davacının reklam filmlerinin tamamında ürün görselinin yer aldığı, reklamlardan üçünün 2014 ve 2015 yıllarında YouTube platformunda yayınlandığı, 566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik son fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü bulunduğu, buna göre ilk olarak tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanması gerektiği, ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanması olduğu, yine ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olması gerektiği, bu kapsamda 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olduğu, doktrin ve Yargıtay’ın tanımladığı en temel hak edinme durumu markayı belli bir süre kullanmak suretiyle markanın ilgili olduğu ürün veya hizmet çevresinde ve özellikle ürünün veya hizmetin alıcıları çevresinde belirli ölçüde bilinir ve ayırt edilir hale getirilmesi olarak ifade edildiği, bu kapsamda uyuşmazlık konusu markaya ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı, davacı markasının “süt ve süt ürünleri” bakımından 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bentleri kapsamında tescil engeli içermediği, 2015/28865 sayılı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ispata yönelik olarak davacı tarafından sunulan delillerde yer alan ürün görseli, dava konusu marka başvurusunun aynısı olduğu, kullanma belgelerindeki ürün örneği dikkatli şekilde incelendiğinde dava konusu marka gibi dört peynir şeridinin halat gibi burulması ile oluşturulduğu ve tescile konu ürün ile aynı olduğunun anlaşıldığı, Ankara 4.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/241 E. sayılı davasına konu marka başvuruları ile kullanım belgeleri incelendiği ve davacının fiilen üretimini yaptığı burgu peynir emtiasının şeklinin, huzurdaki davaya konu 2015/28865 sayılı marka olduğu, davacının BURGU PEYNİR ürününü hem yurt içinde hem yurt dışında 2013 yılından bu yana pazarlamakta olduğu, davacının gerek ürünün tanıtımı için harcadığı çaba, gerekse de giderek artan yoğun, yaygın ve eylemli kullanımı dikkate alındığında, davacının 2015/28865 sayılı markasının, 29 ncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu markasal ayırt edicilik kazandığı ve 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son bendi gereği tescil edilmesi gerektiği kabul edilerek, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 nci ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında soyut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, 2015/28865 sayılı davacı markasının, 29 uncu Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son bendi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile aynı maddenin son fıkrası uyarınca belirtilen koşulları sağlamadığını, Markalar Daire Başkanlığınca ve YİDK tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.Uyuşmazlık, tasarım olarak tescilli olan “Üç boyutlu Burgu Peynir Şekli” işaretinin marka olabilmesi için soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Dava, marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK'nın 5 ve 7 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dava konusu markanın “Üç boyutlu Burgu Peynir Şekli” ibaresinin marka olarak tescili için 2015/28865 sayılı marka başvurusunda bulunulduğu ve bu başvurunun YİDK tarafından; “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a ve c) bentleri anlamında vasıf bildiren bir işaret olarak değerlendirilerek reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı dava konusu markanın tescil engeli içermediğini, öyle olduğu kabul edilse bile, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası uyarınca “süt ve süt ürünleri” bakımından yoğun ve yaygın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürmüştür. Dairemizin 05.02.2019 tarih 2017/2625 E. ve 2019/841 K. sayılı ilamında davacı firmanın ürün kataloğu ve faturaları itibariyle hangi şekil unsurunu içeren peynirlerin alım satıma konu edildiği ve şekil unsurunun markasal kullanımın olduğu ve kuvvetli tanıtım sonucu şeklin ayırt ediciliğinin sağlandığı hususunun incelenmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Davacı tarafından bu hususa ilişkin olarak sunulan delillerin mahkemece incelenmesinde ise, 2014 ve 2015 yıllarında YouTube platformunda yayınlandığı tespit edilen ve ürün görsellerine yer verilen üç reklam filmi bulunduğu vurgulanmıştır. Mahkemece, 03.11.1995 tarihli ve 4218 sayılı yasa ile 566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik son fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü uyarınca, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olacağının belirtildiği, uyuşmazlık konusu markanın ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı, davacı markasının “süt ve süt ürünleri” bakımından 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a ve c) bentleri kapsamında tescil engeli içermediğinin sonucuna varılarak, markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı hususu ise ayrıca incelenmeye gerek görülmemiştir.
2.Dosya kapsamından davacının da kabulünde olduğu üzere “BURGU” peynir markası ile özdeşleşen tasarımların TPE tarafından 2010/01127, 2011/04935, 2013/00646 ve 2014/02166 sayılı tasarım tescilleri ile korumaya alındığı, yine haksız rekabet hükümleri ile halen korunmakta olduğu anlaşılmaktadır. 2015/28865 sayılı başvuru konusu işaret, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından tanımlayıcı bir işarettir. 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi; “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,” hükmünü haiz olup, bu hükümde belirtilen hususlar marka tescilinde mutlak ret nedenini oluşturmaktadır.
Mahkemece, başvuru tarihine kadar işaretin ayırt edicilik kazandığı belirtilmişse de başvuru tarihinden önce işaretin mal üzerinde marka olarak kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı da ispat edilememiştir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046987700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz