6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yedek akçe

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10677 E. 2010/12698 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Zamanaşımı
['6102/336', '818/66']

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yedek akçe delil değerlendirmesi haklı sebep sermaye piyasası kanunu kar payı emredici hüküm sermaye artırımı hisse senedi basiretli tacir ek prim zamanaşımı def'i pay defteri oy yasağı dolandırıcılık rücu garantörlük def'i sebepsiz zenginleşme anonim şirket ortaklık ilişkisi haksız fiil kâr payı tacir yasal faiz dava sebebi cy/cy kaydı eksik inceleme zamanaşımı ibraz temsil teslim kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK · BK — BK 20BK 53BK 66 · SPK · TCK · TTK — TTK 20TTK 329TTK 336TTK 466

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın, "parasının her istediği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği garantileri ile kanuna aykırı olarak tahsil edilen paranın geri alınması" talebine ilişkin olduğu, davacının elinde bulunan ortaklık durum belgesinin kayıtlar ve hisse miktarlarının örtüştüğü, Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2003/145 E, 2006/323 K sayılı dosyasında davalı şirket yöneticileri olan davalı-sanık ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ... ve diğer şirket çalışanları..., ..., ... ve ... aleyhlerine cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak-dolandırıcılık suçundan 15/03/2001 suç tarihi ile açılan kamu davasında delil yetersizliğinden sanıkların beraatına oy çokluğu ile karar verildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2007/4622 E, 2007/9553 K sayılı 31/12/2007 tarihli kararı ile “kamu davasının TCK'nun 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına” karar verildiği, Konya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/375 E, 2001/653 K sayılı dosyasında, sanıklar ..., ... ve Mevlüt Şahin hakkında, Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2000/284 E, 2001/260 K sayılı dosyasında Sermaye Piyasasına Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında ve Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/152 E, 2001/542 K sayılı dosyasında Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasının 4616 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/145 E, 2006/323 K sayılı kararın da, maddi olayları “sanıkların ... isimli şirketin yöneticisi oldukları ve şirket tarafından yurt dışında çalışan işçilere hisse satıldığı, 2000 yılına kadar şirket tarafından hissedarlara kar payı altında kısmi ödemeler yapıldığı, 2004 yılından sonra bu ödemeleri yapamadığı, bir kısım ortağın hissesini şirkete satmak istediği, ancak şirket yetkililerinin hisseleri geri almalarının yasal olarak mümkün olmadığını ileri sürerek bu talepleri geri çektikleri, aralarındaki ilişkinin kar-zarar ortaklığı olduğu, SPK mevzuatına aykırı davranmalarının ayrı bir suç oluşturduğu” olarak kabul edildikten sonra “sanıkların mahkumiyetleri için yeterli şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanıkların beraatına” karar verildiği, kararın BK’nun 53. maddesi hükmü ve Yargıtay kararları uyarınca hukuk hakimini maddi olaylar olarak bağlayacağı ancak beraat kararı olarak bağlayıcı yönünün bulunmayacağı, Türk Ticaret Kanunu'nun 304. maddesinde anonim ortaklıkta "halka müracaat suretiyle paylarını elden çıkarmak isterlerse 281, 282,

ve 284 maddelerin hükümlerine riayet etmeye mecburdurlar" hükmüne aykırı şekilde halka hisse arzında bulunulduğu ve SPK mevzuatına aykırı şekilde halka arzların kayıt ve tescilini yaptırarak gerekli izinleri almadan yaptığı için SPK'nun suç duyuruları davalı şirket yöneticileri hakkında yukarıda açıklanan ceza davalarının açılması ile sonuçlandığından, halka arzların TTK'nun ve SPK'nun emredici kurallarına uyulmadan yapıldığının dosyaya sunulan SPK raporları ve ceza kararlarından anlaşıldığı; davalı şirketler ve yetkililerinin TTK'nun 20/2. maddesi uyarınca, temsil ettikleri şirketlerin hisse senetlerinin halka arzında basiretli bir tacir gibi davranmaları gerekirken SPK mevzuatına ve TTK'nun 329 ve 405. maddelerine aykırı biçimde yüksek kar payı verme vaadi ve her istendiğinde geri alınması yasağına rağmen bu sözü şirket yetkililerinin halka açık yazılı beyanat ve medya organlarında yaptıkları yayınlarla dini duygular istismar edilerek, halk nezdinde inandırıcılık sağlamaları nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranmadıklarından, TTK'nun 336. maddesi uyarınca idari meclisi azalarının da sorumluluğunu gerektirdiği gibi, 1948 tarihli 20/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kanuna ve ahlaka aykırı akitlerin belirlenmesinde BK ve diğer mevzuatın da gözönünde bulundurulması gerektiği benimsendiğinden, davalı şirket ve yetkililerinin basiretli bir işadamı gibi davranmamakla "ekonomik ahlaka da aykırı davrandıkları, öte yandan nitelikli dolandırıcılık suçundan ceza almaları gerektiği" yönündeki emsal kararlar da gözönünde bulundurulduğunda 1. Hukuk Dairesinin 06/03/2002 tarih 2000/10578 E, 2002/2892 K sayılı içtihadı nedeniyle, davacıya yapılan hisse satışının baştan beri BK'nun 20/2. maddesi uyarınca batıl olduğundan davalı yönetici ... ve ...'in TTK'nun 336. maddesi gereğince sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, haksız fiil ile mal iktisabından doğan borçlarda (sebepsiz zenginleşme) zamanaşımının BK’nun 66. maddesinde yazılı süreye tabi olduğu, davalı vekilinin “zamanaşımının gerçekleştiği” yönündeki savunmasına itibar edilmediği, davalının ibraz ettiği iştirak tablosundaki kayıtlar ile davacının ibraz ettiği ortaklık durum belgesindeki pay miktarının aynı olduğu, ortaklık durum belgesinde para yatırma tarihindeki bir hisse bedelinin 67.50 DM olup, belgenin düzenlendiği tarihteki primli bedelin 78.25 DM olduğunun belirtildiği, ancak davacının 15.04.2003 tarihli ortaklık durum belgesi aslını veya onaylı suretini ibraz edemediğinden davalı şirket kayıtlarında bulunan her bir hissenin 6.000.000,00 TL defter değerinden 3.834,00 TL olduğunun kabulü ile, 15.04.2003 tarihli davalı defterinin onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesi gerektiği, Borçlar Kanunu’nun 61. maddesinde "Haklı bir sebep olmaksızın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut rücuda nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin iadesi lazımdır" hükmü ile hükümsüz ve muteber olmayan hisse senedi satışı nedeniyle davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirketlere ödediği 43.132,50 DM (22.053,29 Euro)'nun yatırıldığı geçerli belgelerle ispat edilemediğinden şirket kayıtlarında bulunan 3.834,00 TL'nin 15.04.2003 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken tahsili gerektiği sonucuna varılarak, davacı ile davalı şirketler arasında kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 3.834,00 TL’nin 15.04.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmiştir.

Karar, davalı ... İnşaat Tarım A.Ş., Kombassan Holding A.Ş. ve ... vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Davalı tarafın da savunduğu gibi TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler. Sermaye artırımlarında, yeniden ihraç edilecek payların taliplilerine “primli” olarak tahsis edilmesi mümkündür. Bunun için, prim miktarı hakkında genel kurul kararı olması ve nominal değeri aşan ödemelerin (prim) TTK’nun 466. maddesinin 2. Fıkrasının 1 numaralı bendi uyarınca kanuni yedek akçeye eklenmesi gerekir.

Somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı vekili, müvekkiline “teslim belgesi” karşılığında 50.000 DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu teslim belgesi davalı ... İnşaat Tarım AŞ unvanını taşımakta olup, tarihsiz belgede toplam 25.566,39 Euro karşılığında Kombassan İnşaat Tarım AŞ’ne ait 639 hissenin davacıya devredildiği yazılıdır. Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterlerinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Davacıdan para alındığını inkar etmeyen davalılar vekilinin ibraz ettiği pay defter suretinden, davacının, beheri 6.000.000 TL değerinde olan toplam 3.834.000.000 TL tutarındaki 639 hisse ile davalı ... İnşaat Tarım ve San. İşletme Tic AŞ’ne üyeliğin gerçekleştiği anlaşılmakta ise de, davacı ortaklığının hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiği pay defterinde açıklanmamıştır. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Davalılar ..., ... ve diğer şahıslar aleyhinde Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın TCK’nun 102/4 ve 104/2. Maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, Konya 1, 4 ve 6. Asliye Ceza Mahkemelerinde açılan davalarda ise kamu davalarının kesin hükme bağlanmalarının ertelenmesine karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Anılan ceza davalarında davalı ..., ... ve diğer ilgililer hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmamaktadır. İşbu davanın tarafı olmayan kişiler hakkında açılan ceza davalarında verilen mahkumiyet kararlarının da, mahkemenin kabulünün aksine, delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Açıklanan durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak ve ilgili ceza dosyalarındaki kanıtlar da değerlendirilmek suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının ve davalı tarafın zamanaşımı def’inin buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11637 E. 2010/13047 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yargıtay 11. HD 2018/5713/2019/6944

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5713 E. 2019/6944 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/10677 E.  ,  2010/12698 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/06/2010 tarih ve 2009/227-2010/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ... İnşat Tarım A.Ş., Kombassan Holding A.Ş. ve ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalılar Kombassan Holding A.Ş., Kombassan İnş. Tar. ve San. İşlt. Tic. A.Ş. ve ... vekili Av. ... ile yine davalı ... vekili... geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.

Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, yurt dışında çalışan müvekkilinden para tahsil edilme anında ve sonrasında defalarca bizzat davalı şirket temsilcileri tarafından "parasını her istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği" taahhüdü ile belge karşılığında 50.000 DM para tahsil edildiğini, davacı gibi binlerce kişiden yurt özlemi ve dini duyguların sömürülerek para toplandığını, paranın geri ödenmesi yönündeki davacı talebinin reddedildiğini, davalıların bu şekilde müvekkilinden para toplamasının Bankalar Kanunu, TTK, SPK, BK ve diğer kanunların açık hükümlerine aykırı olduğunu, S.P.K.'nun 31. ve 30. maddeleri uyarınca hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiğini, bu usulsüzlüklerin resmi raporlarda ifade edildiğini, para toplama işinin yasa dışı yollarla ve kuryelerle yapıldığını, ilgililer hakkında ceza soruşturması ve davaları bulunduğunu, makbuzla yada ortaklık durum belgeleri ile müvekkilinin şirket ortağı olduğunun kabul edilemeyeceğini, davacıya hisse senedi tesliminin yapılmadığını, davalı ...

ve yönetim kurulu üyelerinin diğer davalılar ile birlikte T.T.K.'nun 336. maddesi ile sorumlu olduğunu, şirketlerin paravan olarak kullanıldığından, birlikte sorumlu olduklarını ileri sürerek, davalılara verilen 50.000 EURO karşılığı 54.422,00 TL'nin şimdilik 7.500,00 TL’lık kısmının ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacı ile davalı ... İnşaat Tarım AŞ arasında ortaklık ilişkisi olduğundan TTK'nun 329. ve 405.maddeleri uyarınca hisselerin davalı şirket tarafından geri alınması ve hisse bedelinin davacıya iade edilmesinin mümkün olmadığını, davacının iradesi doğrultusunda payların ortaklık pay defterine kaydedildiğini, kâr payı dağıtılmadığı dönemde dava ikame edilerek ortak olmadığının ileri sürülmesinin iyiniyet kuralları, TTK hükümleri ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacı ile diğer davalılar arasında bir hukuki ilişki bulunmadığından bu davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, davalı şirketin SPK mevzuatına aykırı şekilde pay senedi ihdas etmediğini, aykırı olduğu kabul edilirse bile bu durumun hisse senedinin geçersizliğine neden olmayacağını, sadece cezai müeyyideyi gerektireceğini, davacının kandırıldığı iddiasının ise hileye dayanarak sözleşmeyi bozmak istediği takdirde BK 31.

maddesinde belirtildiği üzere bu hakkın sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren işleyen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde kullanılması gerektiğini, süre geçtikten sonra açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesini, haksız fiil kurallarına dayanarak açıldığı iddia edilse bile,haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıl sonra dava ikame edildiğinden, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, ortaklık durum belgesi ve tahsilat makbuzu adlı belgenin müvekkillerini bağlamadığı, imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının takip ettiği bedelin ortaklık defterindeki pay karşılığı ile uyuşmadığını, davalı ...'ın sorumlu olduğu iddiasının hukuki değerinin bulunmadığını, TTK'nun 336/5 maddesi gereği davacının bir zararının da söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın, "parasının her istediği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği garantileri ile kanuna aykırı olarak tahsil edilen paranın geri alınması" talebine ilişkin olduğu, davacının elinde bulunan ortaklık durum belgesinin kayıtlar ve hisse miktarlarının örtüştüğü, Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2003/145 E, 2006/323 K sayılı dosyasında davalı şirket yöneticileri olan davalı-sanık ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ... ve diğer şirket çalışanları..., ..., ... ve ... aleyhlerine cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak-dolandırıcılık suçundan 15/03/2001 suç tarihi ile açılan kamu davasında delil yetersizliğinden sanıkların beraatına oy çokluğu ile karar verildiği, Yargıtay 11.

Ceza Dairesi’nin 2007/4622 E, 2007/9553 K sayılı 31/12/2007 tarihli kararı ile “kamu davasının TCK'nun 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına” karar verildiği, Konya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/375 E, 2001/653 K sayılı dosyasında, sanıklar ..., ... ve Mevlüt Şahin hakkında, Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2000/284 E, 2001/260 K sayılı dosyasında Sermaye Piyasasına Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında ve Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/152 E, 2001/542 K sayılı dosyasında Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasının 4616 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/145 E, 2006/323 K sayılı kararın da, maddi olayları “sanıkların ...

isimli şirketin yöneticisi oldukları ve şirket tarafından yurt dışında çalışan işçilere hisse satıldığı, 2000 yılına kadar şirket tarafından hissedarlara kar payı altında kısmi ödemeler yapıldığı, 2004 yılından sonra bu ödemeleri yapamadığı, bir kısım ortağın hissesini şirkete satmak istediği, ancak şirket yetkililerinin hisseleri geri almalarının yasal olarak mümkün olmadığını ileri sürerek bu talepleri geri çektikleri, aralarındaki ilişkinin kar-zarar ortaklığı olduğu, SPK mevzuatına aykırı davranmalarının ayrı bir suç oluşturduğu” olarak kabul edildikten sonra “sanıkların mahkumiyetleri için yeterli şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanıkların beraatına” karar verildiği, kararın BK’nun 53.

maddesi hükmü ve Yargıtay kararları uyarınca hukuk hakimini maddi olaylar olarak bağlayacağı ancak beraat kararı olarak bağlayıcı yönünün bulunmayacağı, Türk Ticaret Kanunu'nun 304. maddesinde anonim ortaklıkta "halka müracaat suretiyle paylarını elden çıkarmak isterlerse 281, 282,

ve 284 maddelerin hükümlerine riayet etmeye mecburdurlar" hükmüne aykırı şekilde halka hisse arzında bulunulduğu ve SPK mevzuatına aykırı şekilde halka arzların kayıt ve tescilini yaptırarak gerekli izinleri almadan yaptığı için SPK'nun suç duyuruları davalı şirket yöneticileri hakkında yukarıda açıklanan ceza davalarının açılması ile sonuçlandığından, halka arzların TTK'nun ve SPK'nun emredici kurallarına uyulmadan yapıldığının dosyaya sunulan SPK raporları ve ceza kararlarından anlaşıldığı; davalı şirketler ve yetkililerinin TTK'nun 20/2. maddesi uyarınca, temsil ettikleri şirketlerin hisse senetlerinin halka arzında basiretli bir tacir gibi davranmaları gerekirken SPK mevzuatına ve TTK'nun 329 ve 405.

maddelerine aykırı biçimde yüksek kar payı verme vaadi ve her istendiğinde geri alınması yasağına rağmen bu sözü şirket yetkililerinin halka açık yazılı beyanat ve medya organlarında yaptıkları yayınlarla dini duygular istismar edilerek, halk nezdinde inandırıcılık sağlamaları nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranmadıklarından, TTK'nun 336. maddesi uyarınca idari meclisi azalarının da sorumluluğunu gerektirdiği gibi, 1948 tarihli 20/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kanuna ve ahlaka aykırı akitlerin belirlenmesinde BK ve diğer mevzuatın da gözönünde bulundurulması gerektiği benimsendiğinden, davalı şirket ve yetkililerinin basiretli bir işadamı gibi davranmamakla "ekonomik ahlaka da aykırı davrandıkları, öte yandan nitelikli dolandırıcılık suçundan ceza almaları gerektiği" yönündeki emsal kararlar da gözönünde bulundurulduğunda 1.

Hukuk Dairesinin 06/03/2002 tarih 2000/10578 E, 2002/2892 K sayılı içtihadı nedeniyle, davacıya yapılan hisse satışının baştan beri BK'nun 20/2. maddesi uyarınca batıl olduğundan davalı yönetici ... ve ...'in TTK'nun 336. maddesi gereğince sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, haksız fiil ile mal iktisabından doğan borçlarda (sebepsiz zenginleşme) zamanaşımının BK’nun 66. maddesinde yazılı süreye tabi olduğu, davalı vekilinin “zamanaşımının gerçekleştiği” yönündeki savunmasına itibar edilmediği, davalının ibraz ettiği iştirak tablosundaki kayıtlar ile davacının ibraz ettiği ortaklık durum belgesindeki pay miktarının aynı olduğu, ortaklık durum belgesinde para yatırma tarihindeki bir hisse bedelinin 67.50 DM olup, belgenin düzenlendiği tarihteki primli bedelin 78.25 DM olduğunun belirtildiği, ancak davacının 15.04.2003 tarihli ortaklık durum belgesi aslını veya onaylı suretini ibraz edemediğinden davalı şirket kayıtlarında bulunan her bir hissenin 6.000.000,00 TL defter değerinden 3.834,00 TL olduğunun kabulü ile, 15.04.2003 tarihli davalı defterinin onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesi gerektiği, Borçlar Kanunu’nun 61.

maddesinde "Haklı bir sebep olmaksızın zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut rücuda nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin iadesi lazımdır" hükmü ile hükümsüz ve muteber olmayan hisse senedi satışı nedeniyle davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirketlere ödediği 43.132,50 DM (22.053,29 Euro)'nun yatırıldığı geçerli belgelerle ispat edilemediğinden şirket kayıtlarında bulunan 3.834,00 TL'nin 15.04.2003 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken tahsili gerektiği sonucuna varılarak, davacı ile davalı şirketler arasında kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 3.834,00 TL’nin 15.04.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmiştir.

Karar, davalı ... İnşaat Tarım A.Ş., Kombassan Holding A.Ş. ve ... vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Davalı tarafın da savunduğu gibi TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler. Sermaye artırımlarında, yeniden ihraç edilecek payların taliplilerine “primli” olarak tahsis edilmesi mümkündür. Bunun için, prim miktarı hakkında genel kurul kararı olması ve nominal değeri aşan ödemelerin (prim) TTK’nun 466. maddesinin 2. Fıkrasının 1 numaralı bendi uyarınca kanuni yedek akçeye eklenmesi gerekir.

Somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı vekili, müvekkiline “teslim belgesi” karşılığında 50.000 DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu teslim belgesi davalı ... İnşaat Tarım AŞ unvanını taşımakta olup, tarihsiz belgede toplam 25.566,39 Euro karşılığında Kombassan İnşaat Tarım AŞ’ne ait 639 hissenin davacıya devredildiği yazılıdır. Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterlerinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Davacıdan para alındığını inkar etmeyen davalılar vekilinin ibraz ettiği pay defter suretinden, davacının, beheri 6.000.000 TL değerinde olan toplam 3.834.000.000 TL tutarındaki 639 hisse ile davalı ...

İnşaat Tarım ve San. İşletme Tic AŞ’ne üyeliğin gerçekleştiği anlaşılmakta ise de, davacı ortaklığının hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştiği pay defterinde açıklanmamıştır. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Davalılar ..., ... ve diğer şahıslar aleyhinde Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın TCK’nun 102/4 ve 104/2. Maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, Konya 1, 4 ve 6. Asliye Ceza Mahkemelerinde açılan davalarda ise kamu davalarının kesin hükme bağlanmalarının ertelenmesine karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Anılan ceza davalarında davalı ..., ... ve diğer ilgililer hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmamaktadır. İşbu davanın tarafı olmayan kişiler hakkında açılan ceza davalarında verilen mahkumiyet kararlarının da, mahkemenin kabulünün aksine, delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Açıklanan durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak ve ilgili ceza dosyalarındaki kanıtlar da değerlendirilmek suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının ve davalı tarafın zamanaşımı def’inin buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... İnşaat Tarım AŞ, ... ve ... yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046980300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.