6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3313 E. 2022/8532 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilam niteliği müteselsil kefalet yabancı mahkeme ilamı ödeme emri kamu düzenine aykırılık möhuk 47 kefalet kamu düzeni tenfiz ihtar tebligat taşıyan ilk derece kararının kaldırılması istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesi'nce, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfiz talebine konu alacağın niteliği dikkate alındığında tenfiz isteminin Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği, yetkiye süresinde itiraz edilmediği, tenfiz istemine konu kararın, davalının müteselsil kefaletinden kaynaklanan sorumluluğu kapsamında Alman Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'u 700. maddesi uyarınca Alman Mahkemesince verilmiş ilam niteliği taşıdığı, bu düzenleme kapsamında davalıya 20.04.2011 ve 09.05.2014 tarihlerinde iki kez tebligat yapıldığı, davalının herhangi bir savunma ve karşı kanıt sunmadığı, kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiği, tenfizi istenen ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, Almanya Mayen Asliye Mahkemesi'nin 11.0215042-0-0 N sayılı (28642/101811 Ukto.-1 Inso Dosya no'lu), 25.05.2011 tarihli kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.

Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce, MÖHUK’un 50. maddesi gereğince, tenfizi istenen kararın özel hukuk ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığı çözmek için verilmiş hukuk davalarına ait bir karar olması gerektiği, bu bağlamda, icra emri, maddi hukuk anlamında taraflar arasındaki hukuki ihtilafı çözmeyen, takip hukukunu ilgilendiren bir karar niteliği taşıdığı, tenfizi mümkün bir hükme sahip yabancı mahkeme ilamı niteliğinde olmadığı, tenfiz isteyenin “başvuru üzerine Almanya Mayen Asliye Mahkemesi’nin davalıya ödeme emri (ihtar) çıkartarak, iki hafta içinde itirazda bulunulabileceğini ihtar etiği, iki hafta içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle hâkimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği” yönündeki iddiaya dayandığı, Almanya Mayen Asliye Mahkemesi hakimliğince çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelendirmeye yeterli olmadığı, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin kamu düzenine aykırılık taşıyacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Alman Mahkemesince, Alman Hukuk Yargılama Kanunu'nun (ZPO) 700. maddesi çerçevesinde verilmiş olan kararın ilam niteliğinde olduğunun kabulünün yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de tenfiz istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu, usulüne uygun şekilde kesinleştiği, Türk kamu düzenini ihlal edici bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin kamu düzenine aykırılık taşıdığı, kararın teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dava reddedilmiştir.

Dairemizin 17.11.2021 tarih ve 2020/6061 Esas-2021/6271 Karar sayılı emsal niteliğindeki ilamında da belirtildiği gibi yabancı ülke hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu kabul edilemez. Yine emsal kararda atıf yapılan Dairemizin 17.01.2000 tarih ve 1999/9231 Esas-2000/23 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de tenfizi mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde davaya konu Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3635 E. 2024/1351 K.

    Ortak: · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2702 E. 2013/2920 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3313 E.  ,  2022/8532 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.03.2020 tarih ve 2017/475 E- 2020/224 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2020/1967 E- 2021/47 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı aleyhine Mayen Asliye Mahkemesine başvurup alacak takibi (davası) açtığını, ödeme emrinin ve mahkeme kararının davalıya tebliğ edildiğini, kararın 26.05.2014 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesinin (11-0215042-0-0 N) 28642/101811 Ukto.-1 INSO sayılı ilamlarının tenfizini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, icra emri başlıklı belgedeki adresin müvekkiline ait olmadığını, MÖHUK’ta ancak mahkeme kararlarının tenfizinin öngörüldüğünü, davacının bir anlamda haciz kararının tenfizini talep ettiğini, belgenin mahkeme ilamı niteliği taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nce, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfiz talebine konu alacağın niteliği dikkate alındığında tenfiz isteminin Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği, yetkiye süresinde itiraz edilmediği, tenfiz istemine konu kararın, davalının müteselsil kefaletinden kaynaklanan sorumluluğu kapsamında Alman Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'u 700. maddesi uyarınca Alman Mahkemesince verilmiş ilam niteliği taşıdığı, bu düzenleme kapsamında davalıya 20.04.2011 ve 09.05.2014 tarihlerinde iki kez tebligat yapıldığı, davalının herhangi bir savunma ve karşı kanıt sunmadığı, kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiği, tenfizi istenen ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, Almanya Mayen Asliye Mahkemesi'nin 11.0215042-0-0 N sayılı (28642/101811 Ukto.-1 Inso Dosya no'lu), 25.05.2011 tarihli kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.

Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce, MÖHUK’un 50. maddesi gereğince, tenfizi istenen kararın özel hukuk ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığı çözmek için verilmiş hukuk davalarına ait bir karar olması gerektiği, bu bağlamda, icra emri, maddi hukuk anlamında taraflar arasındaki hukuki ihtilafı çözmeyen, takip hukukunu ilgilendiren bir karar niteliği taşıdığı, tenfizi mümkün bir hükme sahip yabancı mahkeme ilamı niteliğinde olmadığı, tenfiz isteyenin “başvuru üzerine Almanya Mayen Asliye Mahkemesi’nin davalıya ödeme emri (ihtar) çıkartarak, iki hafta içinde itirazda bulunulabileceğini ihtar etiği, iki hafta içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle hâkimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği” yönündeki iddiaya dayandığı, Almanya Mayen Asliye Mahkemesi hakimliğince çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelendirmeye yeterli olmadığı, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin kamu düzenine aykırılık taşıyacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Alman Mahkemesince, Alman Hukuk Yargılama Kanunu'nun (ZPO) 700. maddesi çerçevesinde verilmiş olan kararın ilam niteliğinde olduğunun kabulünün yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de tenfiz istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu, usulüne uygun şekilde kesinleştiği, Türk kamu düzenini ihlal edici bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin kamu düzenine aykırılık taşıdığı, kararın teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dava reddedilmiştir.

Dairemizin 17.11.2021 tarih ve 2020/6061 Esas-2021/6271 Karar sayılı emsal niteliğindeki ilamında da belirtildiği gibi yabancı ülke hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu kabul edilemez. Yine emsal kararda atıf yapılan Dairemizin 17.01.2000 tarih ve 1999/9231 Esas-2000/23 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de tenfizi mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde davaya konu Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868056900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.