Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7498 E. 2013/21533 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yapılandırma protokolü↗ yenileme↗ protokol↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalısına maaş tahakkuku yapıp davalı Banka hesabına para aktaran kurumun bizzat davacı olması ve sigortalılara ait birçok kayıt ve bilginin de kendisinde olması sebebiyle hak sahiplerinin sağ olup olmadığını da denetlenen görevinin öncelikle davacı kurumda olduğu, 18/02/1997 tarihinde ölen sigortalının maaş ödemesinin davacı kurum tarafından hiç bir araştırma yapmaksızın sadece davalı Banka ile aralarında yapılan 15/12/2000 tarihli protokole dayanarak 5 yıl süreyle sigortalı hakkında nüfus kaydı araştırması yapmaksızın maaş tahakkukunu gerçekleştirdiği ve sigortalıya ödenmesi için davalı bankaya gönderdiği, davacı kurumun kendisine 5 yıl boyunca ulaşmayan 'Yoklama Belgesi'ne rağmen maaş tahakkukunu sürdürdüğü ve sigortalısının sağ olup olmadığını kontrol etmediği, bu sebeple aracı kılınan davalı Bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı kurum ile davalı Banka arasında 2000 yılında yapılan protokol ile davalı Banka her yıl kartları yenileme yükümlülüğü üstlenmiştir. 2000-2002 yılları arasındaki devrede ölü kişiye ödeme yapma konusunda davalı banka kusurlu olup, ölü kişi adına tahakkuk yapan davacı kurum ise bu dönem bakımından müterafik kusurlu sayılmalıdır. 1997-2000 yılları arasındaki dönem için ise paralar banka kartıyla çekilmiş bulunduğundan mahkemece bu dönem için banka kartının ne şekilde verildiği, bu dönem bakımından davalının kusur sayılacak bir eyleminin bulunup bulunmadığı, bir dönem için yapılan sözleşme hükümleri de değerlendirilmek suretiyle anılan dönem bakımından da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12998 E. 2014/17022 K.
Ortak:protokol · kusur
İncelediğiniz kararda… 1997 tarihinde ölen sigortalının maaş ödemesinin davacı kurum tarafından hiç bir araştırma yapmaksızın sadece davalı Banka ile aralarında yapılan 15/12/2000 tarihli «protokole» dayanarak 5 yıl süreyle sigortalı hakkında nüfus «kaydı» araştırması yapmaksızın maaş tahakkukunu gerçekleştirdiği ve sigortalıya ödenmesi için davalı bankaya gönderdiği, davacı kurumun kendisine 5 yıl boyunca ulaşmayan …
Davacı kurum ile davalı Banka arasında 2000 yılında «yapılan protokol» ile davalı Banka her yıl kartları «yenileme» yükümlülüğü üstlenmiştir.
1997-2000 yılları arasındaki dönem için ise paralar banka kartıyla çekilmiş bulunduğundan mahkemece bu dönem için banka kartının ne şekilde verildiği, bu dönem bakımından davalının «kusur» sayılacak bir eyleminin bulunup bulunmadığı, bir dönem için yapılan sözleşme hükümleri de değerlendirilmek suretiyle anılan dönem bakımından da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… ktiği, ancak banka tarafından 13.05.2000 tarihinde vefat eden ...'nün sağ olup olmadığının tespiti yönünde en az yılda bir kez yoklama belgesi talep edilmediği gibi «protokol» uyarınca maaş hesabından yapılan ödeme sırasında «ibraz» edilen kimlik ve belgelerdeki hak sahibi olan kişi ve başvuru yapan kişinin aynı şahıs olup olmadığının kontrolünün yapılmadığı, 5 yıl boyunca davacı kurum tarafın …
Bu itibarla mahkemece, davacı kurumun da hak sahiplerinin sağ olup olmadığını denetlemesi ve incelemesi yani maaş ödemelerinde hak sahipliğinin devam edip etmediğini takip etmemesinin «müterafik kusur» oluşturacağı gözetilerek gerekirse «kusur oranı» yönünden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · müterafik kusur · kusur oranı · bilirkişi incelemesi · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti · ibraz
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, davacı kurumun da hak sahiplerinin sağ olup olmadığını denetlemesi ve incelemesi yani maaş ödemelerinde hak sahipliğinin devam edip etmediğini takip etmemesinin «müterafik kusur» oluşturacağı gözetilerek gerekirse «kusur oranı» yönünden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… ktiği, ancak banka tarafından 13.05.2000 tarihinde vefat eden ...'nün sağ olup olmadığının tespiti yönünde en az yılda bir kez yoklama belgesi talep edilmediği gibi «protokol» uyarınca maaş hesabından yapılan ödeme sırasında «ibraz» edilen kimlik ve belgelerdeki hak sahibi olan kişi ve başvuru yapan kişinin aynı şahıs olup olmadığının kontrolünün yapılmadığı, 5 yıl boyunca davacı kurum tarafın …
Ancak, davalı Kurumun hizmet kusuruna dayanıldığından bu gerekçeyle açılan davanın «yargı yolu» nedeniyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru değil ise de, davalı ... yönünden sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan bu gerekçe ile onanması gerekmiştir.
2- Davalı Banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davalı Banka yönünden bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesi uyarınca davalı Banka'ya yoklama belgesi alınmasına ilişkin yükümlülük öngörülmesi, maaş tahakkuku yaparak banka hesabına aktaran davacının mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ve denetim «yetkisini» ortadan kaldırmaz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8863 E. 2015/11767 K.
Ortak:protokol · kusur · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… 1997 tarihinde ölen sigortalının maaş ödemesinin davacı kurum tarafından hiç bir araştırma yapmaksızın sadece davalı Banka ile aralarında yapılan 15/12/2000 tarihli «protokole» dayanarak 5 yıl süreyle sigortalı hakkında nüfus «kaydı» araştırması yapmaksızın maaş tahakkukunu gerçekleştirdiği ve sigortalıya ödenmesi için davalı bankaya gönderdiği, davacı kurumun kendisine 5 yıl boyunca ulaşmayan …
Davacı kurum ile davalı Banka arasında 2000 yılında «yapılan protokol» ile davalı Banka her yıl kartları «yenileme» yükümlülüğü üstlenmiştir.
1997-2000 yılları arasındaki dönem için ise paralar banka kartıyla çekilmiş bulunduğundan mahkemece bu dönem için banka kartının ne şekilde verildiği, bu dönem bakımından davalının «kusur» sayılacak bir eyleminin bulunup bulunmadığı, bir dönem için yapılan sözleşme hükümleri de değerlendirilmek suretiyle anılan dönem bakımından da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, mahkemece davalının «protokol» hükümlerine göre her yıl Kasım ayında sigortalının vukuatlı nüfus «kaydını» almadığı, maaş ödemelerinde hak sahipliğinin devam edip etmediğini takip etmediği gerekçesiyle,davanın kabülüne karar verilmiştir.Oysa maaş tahakkuku yapıp banka hesabına aktaran davacı kurumun da, hak sahiplerinin sağ olup olmadığını öncelikle denetlemesi gerektiğinden, bu durumun «müterafik kusur» olarak değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulm …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 16/11/2000 tarihli «protokolün» 4/7. maddesi uyarınca davalı bankanın her yılın Kasım ayında ödeme yapılan kişiden yoklama belgesi almak zorunda olduğu, ancak bu yükümlülüğe uygun davranmadığı ve hak sahibinin 06/06/1987 tarihinde vefat etmesine rağmen maaş ödemeye devam ettiği, davacı aleyhine oluşan zarardan sorumlu olduğu ve davalının «zamanaşımı defi» gözetilerek davalı tarafın sorumlu olduğu miktar 16/03/2001 tarihinden itibaren belirlendiği «asıl alacak» miktarının 7.414,82 TL ve «işlemiş faizinin» 17.972,47 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · zamanaşımı defi · işlemiş faiz · asıl alacak · harç · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 16/11/2000 tarihli «protokolün» 4/7. maddesi uyarınca davalı bankanın her yılın Kasım ayında ödeme yapılan kişiden yoklama belgesi almak zorunda olduğu, ancak bu yükümlülüğe uygun davranmadığı ve hak sahibinin 06/06/1987 tarihinde vefat etmesine rağmen maaş ödemeye devam ettiği, davacı aleyhine oluşan zarardan sorumlu olduğu ve davalının «zamanaşımı defi» gözetilerek davalı tarafın sorumlu olduğu miktar 16/03/2001 tarihinden itibaren belirlendiği «asıl alacak» miktarının 7.414,82 TL ve «işlemiş faizinin» 17.972,47 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir.
Ancak; dava dilekçesindeki talepte «işlemiş faiz» istemi bulunmamasına ve işlemiş faiz tutarı yönünden «harç» ödenerek açılmış bir dava olmamasına rağmen işlemiş faize hükmedilmesi yerinde değildir.
Ayrıca, mahkemece davalının «protokol» hükümlerine göre her yıl Kasım ayında sigortalının vukuatlı nüfus «kaydını» almadığı, maaş ödemelerinde hak sahipliğinin devam edip etmediğini takip etmediği gerekçesiyle,davanın kabülüne karar verilmiştir.Oysa maaş tahakkuku yapıp banka hesabına aktaran davacı kurumun da, hak sahiplerinin sağ olup olmadığını öncelikle denetlemesi gerektiğinden, bu durumun «müterafik kusur» olarak değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13796 E. 2013/20015 K.
Ortak:protokol · kusur · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… 1997 tarihinde ölen sigortalının maaş ödemesinin davacı kurum tarafından hiç bir araştırma yapmaksızın sadece davalı Banka ile aralarında yapılan 15/12/2000 tarihli «protokole» dayanarak 5 yıl süreyle sigortalı hakkında nüfus «kaydı» araştırması yapmaksızın maaş tahakkukunu gerçekleştirdiği ve sigortalıya ödenmesi için davalı bankaya gönderdiği, davacı kurumun kendisine 5 yıl boyunca ulaşmayan …
Davacı kurum ile davalı Banka arasında 2000 yılında «yapılan protokol» ile davalı Banka her yıl kartları «yenileme» yükümlülüğü üstlenmiştir.
1997-2000 yılları arasındaki dönem için ise paralar banka kartıyla çekilmiş bulunduğundan mahkemece bu dönem için banka kartının ne şekilde verildiği, bu dönem bakımından davalının «kusur» sayılacak bir eyleminin bulunup bulunmadığı, bir dönem için yapılan sözleşme hükümleri de değerlendirilmek suretiyle anılan dönem bakımından da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalının «protokol» hükümlerine göre her yıl Ekim ayında sigortalının vukuatlı nüfus «kaydını» almadığı, maaş ödemelerinde hak sahipliğinin devam edip etmediğini takip etmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, maaş tahakkuku yapıp banka hesabına aktaran davacı kurumunda, hak sahiplerinin sağ olup olmadığını öncelikle denetlemesi ve incelemesi gerektiğinden, dava konusu olayda davalı banka ile birlikte «müterafik kusuru» vardır.
Bu itibarla, davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 03.06.2013 gün 2012/12999 E, 2013/11539 K sayılı onama ilamının kaldırılarak tarafların «kusur» oranları belirlenerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · mirasçılık · uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda2- Ancak; dava, davacı kurumdan yaşlılık aylığı alan dava dışı sigortalının ölümüne rağmen, davalı bankaca «mirasçılarına» ATM kartı ile maaş ödemesi yapılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava dışı sigortalıya 28.08.2000-27.02.2007 tarihleri arasında ödeme yapıldığı, sigortalının 05.08.2000 tarihinde vefat ettiği taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Oysa, maaş tahakkuku yapıp banka hesabına aktaran davacı kurumunda, hak sahiplerinin sağ olup olmadığını öncelikle denetlemesi ve incelemesi gerektiğinden, dava konusu olayda davalı banka ile birlikte «müterafik kusuru» vardır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7498 E. , 2013/21533 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/02/2013 tarih ve 2010/655-2013/236 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurum bünyesinde aylık almakta iken 18/02/1997 tarihinde ölen Salih Hayta'nın hak etmediği 23/07/1997 ile 23/07/2002 süresi aylıkları toplamı 6.242,91 TL'nin müteveffanın hesabından ATM vasıtasıyla davalı Bankanın Şirinyer Şubesi aracılığıyla çekildiğini ve bu nedenle kurumun zarara uğradığını, davalı Banka ile yapılan 15/12/2000 tarihinden önce geçerli olan 15/10/1984 tarihli protokolde, aylık alan emeklilere ATM kartı verilmesiyle ilgili bir hüküm bulunmadığını, ancak 15/12/2000 tarihli protokolde verilen ATM kartlarının 1 yıl süreyle sınırlandırılacağının, 1 yıllık sürenin bitiminde aylık alan kişinin bankaya müracaat ederek yaşadığını ispatı halinde 1 yıl süreyle kart kullanım süresini uzatılabileceğinin kararlaştırıldığını, davaya konu olayda davalı Bankanın Şirinyer Şubesi'nin yürürlükte bulunan protokole uymayarak açıklanan miktarda kurum zararının oluşmasına neden olduğunu iddia ederek, tahsil edilemeyen kurum zararının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankanın doğrudan aylık tahakkuk ettirme görevinin olmadığını, İç İşleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 29/11/1994 tarih ve 1994/22 sayılı genelgesine göre davacı kurumdan maaş alanların nüfus kütüğüne bildirme zorunluluğunun davacı kuruma ait olduğunu, söz konusu bildirimle birlikte şahısların şahsi ve medeni durumlarında bir değişiklik olması halinde nüfus müdürlükleri davacı kuruma bildirimde bulunacağını, bu nedenle davacı kurumun kendi yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu uğradığı zararı özen yükümüne uygun davranmadığını, zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalısına maaş tahakkuku yapıp davalı Banka hesabına para aktaran kurumun bizzat davacı olması ve sigortalılara ait birçok kayıt ve bilginin de kendisinde olması sebebiyle hak sahiplerinin sağ olup olmadığını da denetlenen görevinin öncelikle davacı kurumda olduğu, 18/02/1997 tarihinde ölen sigortalının maaş ödemesinin davacı kurum tarafından hiç bir araştırma yapmaksızın sadece davalı Banka ile aralarında yapılan 15/12/2000 tarihli protokole dayanarak 5 yıl süreyle sigortalı hakkında nüfus kaydı araştırması yapmaksızın maaş tahakkukunu gerçekleştirdiği ve sigortalıya ödenmesi için davalı bankaya gönderdiği, davacı kurumun kendisine 5 yıl boyunca ulaşmayan 'Yoklama Belgesi'ne rağmen maaş tahakkukunu sürdürdüğü ve sigortalısının sağ olup olmadığını kontrol etmediği, bu sebeple aracı kılınan davalı Bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı kurum ile davalı Banka arasında 2000 yılında yapılan protokol ile davalı Banka her yıl kartları yenileme yükümlülüğü üstlenmiştir. 2000-2002 yılları arasındaki devrede ölü kişiye ödeme yapma konusunda davalı banka kusurlu olup, ölü kişi adına tahakkuk yapan davacı kurum ise bu dönem bakımından müterafik kusurlu sayılmalıdır. 1997-2000 yılları arasındaki dönem için ise paralar banka kartıyla çekilmiş bulunduğundan mahkemece bu dönem için banka kartının ne şekilde verildiği, bu dönem bakımından davalının kusur sayılacak bir eyleminin bulunup bulunmadığı, bir dönem için yapılan sözleşme hükümleri de değerlendirilmek suretiyle anılan dönem bakımından da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davacı yaranına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045964800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz