Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4086 E. 2013/20878 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
feri müdahale↗ asli müdahale↗ feri müdahil↗ maddi hata↗ üçüncü kişi↗ temerrüt faizi↗ hukuki yarar↗ haciz↗ harç↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının amacının satın almış olduğu taşınmaz üzerindeki haciz işlemini kaldırmak için Vakıflar Genel Müdürlüğünün davalı nezdindeki hesaba para yatırmak olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 48.184,25 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Bir dava sonucunda verilen hüküm bir üçüncü kişinin hukuki durumunu da dolaylı olarak etkileyebilir. Bu hallerde, üçüncü kişinin o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) hukuki yararı vardır. Fakat, üçüncü kişi davaya (üçüncü) bir taraf gibi katılamaz. Bilakis taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bunu sağlayan müesseseye feri müdahale denir. İki kişi arasında belli şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen bir hak sahibi olduğunu iddia ederek (aynı mahkemede) bir dava açarsa, buna asli müdahale denir. Diğer bir deyişle, asli müdahale, devam eden bir davaya davanın tarafları dışında üçüncü bir kişinin dava konusu olan şey veya hak üzerinde kendisinin hak sahibi olduğu iddiasıyla görülmekte olan davanın taraflarına karşı görülen dava içinde ayrı bir dava açması ile kazanılan hukuki statüdür. Asli müdahale davası, görülmekte olan davada, davanın tarafları hasım gösterilerek harç yatırılmak suretiyle açılmaktadır. Davanın her safhasında asli müdahale mümkün olup, mahkemenin ilk dava ile asli müdahale davasını birlikte inceleyip, her iki dava hakkında ayrı ayrı karar vermesi gerekmektedir.
Nitekim, yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK’nın 65. maddesinde asli müdahale kurumu açıklanan şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olaya gelindiğinde, davaya asli müdahil olarak katılma talebinde bulunan ... vekili harcını da yatırmak suretiyle vermiş olduğu dilekçe ile müvekkilinin üzerine haciz koydurduğu taşınmazın davacı tarafından satın alındığını, haczin kaldırılması için alacağın müvekkili hesabına yatırılmasının davacıdan istenildiğini, davacı tarafından davaya konu paranın müvekkili hesabına yatırılmak istenildiği halde davalı tarafından paranın banka alacağına mahsuben tahsil edildiğini, davaya konu paranın müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. Her ne kadar asli müdahale dilekçesinde davacı ..., davalı olarak gösterilmemiş ise de bu durum maddi hata niteliğinde olup, dilekçenin içeriği ve netice-i talebe göre dava asli müdahale davasıdır.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda esasen iki ayrı dava bulunmakta olup, mahkemece, asli müdahale dilekçesinin davacı (davalı) Adnan ve davalı bankaya tebliği sağlanarak her iki dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı hatalı yorum ile asli müdahilin talebinin feri müdahil olarak nitelendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, müdahil davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3600 E. 2012/21610 K.
Ortak:asli müdahale · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaBir dava sonucunda verilen hüküm bir «üçüncü kişinin» hukuki durumunu da dolaylı olarak etkileyebilir.
Bu hallerde, «üçüncü kişinin» o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) «hukuki yararı» vardır.
Fakat, «üçüncü kişi» davaya (üçüncü) bir taraf gibi katılamaz.
Benzer bu kararda1-Hukukumuzda «asli müdahaleyi» düzenleyen bir hüküm bulunmamakta ise de, asli müdahale ayrı bir dava olup, buna göre, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen bir hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açarsa, buna asli müdahale denilir.
Davanın her safhasında «asli müdahale» mümkün olup, mahkemenin ilk dava ile asli müdahale davasını birlikte inceleyip, her iki dava hakkında ayrı ayrı karar vermesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat · terkin · dosya masrafı · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas
Benzer bu kararda… lamda yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, ayrıca markaların kapsadığı mal ve hizmet sınıflarının da örtüştüğü, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nun 8/1-b maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu gerekçesiyle TPE YİDK'nun 2007-M-3759 sayılı kararının iptaline, dava açıldıktan sonra «feragat» nedeniyle «terkin» edildiğinden dava konusu markanın 30. ve 40. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», 35/08 ve 43/01 mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda esasen iki dava bulunmakta olup bu davalarda ayrı ayrı hüküm kurulup, her bir davada kabul ve ret edilen kısımların ayrı ayrı gösterilip vekalet ücretleri ve «masrafların» da buna göre belirlenmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde tek bir hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6536 E. 2013/23058 K.
Ortak:asli müdahale · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaBir dava sonucunda verilen hüküm bir «üçüncü kişinin» hukuki durumunu da dolaylı olarak etkileyebilir.
Bu hallerde, «üçüncü kişinin» o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) «hukuki yararı» vardır.
Fakat, «üçüncü kişi» davaya (üçüncü) bir taraf gibi katılamaz.
Benzer bu kararda1-Asıl dava, «cebri icra» yoluyla satın alınan davalı «anonim şirket» hisselerinin varlığının tespiti ile «pay defterine» yazılması, bu davaya «asli müdahale», anılan paylar ile davacının önceki payların vekalet kapsamında asli müdahile ait olduğunun tespiti ile adına tescili, birleşen dava ise, asıl «davanın konusu» hisselerin TTK'nın 418/4. maddesi uyarınca davacı ile asli müdahilin önceki payları oranında pay defterine kaydedilmesine yönelik «yönetim kurulu» kararının, asli müdahil bakımından iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
İki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu «dava konusu» olan şey veya hak üzerinde tamamen veya kısmen bir hak sahibi olduğunu ileri sürerek, aynı mahkemede talepte bulunmasına «asli müdahale» denir.
Dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'ta düzenlenmeyen «asli müdahale» kurumu, Yargıtay içtihatlarıyla kabul edilmiş, bir davaya asli müdahalenin mümkün olduğu benimsenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali · cebri icra · vekalet ilişkisi · ortaklık sıfatı · davanın konusu · pay defteri · olumsuz oy · iptal davası
Benzer bu kararda… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirket, asli müdahil ve davalı şirketin bağlı bulunduğu holdingin avukatı olarak vekilliğini üstlendiği, bu «vekalet ilişkisi» başladığında davacının, davalı şirketle «ortaklık ilişkisinin» olmadığı, daha sonra dava dışı iki ayrı kişinin 29.03.2005 tarihinde ortaklığını devir almak suretiyle davalı şirkette ortaklığının başladığı, uyuşmazlığın çıktığı tarih itibariyle «ortaklık sıfatını» kazandığı, «iflas» dosyasında davacının, ne asli müdahil, ne davalı şirket ne de davalı şirketin bağlı bulunduğu holdingin vekili sıfatıyla işlemde bulunduğunun tespit edilemediği, bu nedenle Avukatlık Kanunu 47. maddesi kapsamında inceleme yapılmadığı, iflas dosyasında tüm işlemlerin davacı adına yapıldığı, dolaylı «temsilin» varlığının kanıtlanmadığı, icra yoluyla hisse satışından davalı şirketin haberdar olduğu, başka bir anlatımla yöneticilerinin haberinin bulunduğu, şirketin ortaklarının haberi olduğunun kabul edilemeyeceği, TTK'nın 418. maddesinin düzenlemesinin en önemli amacının şirkette yabancılaşmayı önlemek olduğu, bu nedenle ön alım hakkının daha önce şirket ortaklığını kazanan kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinin kabul edilmesi gerektiği, aksi yönde davalı şirket yönetim kurulunda karar alındığı, ancak bu kararın davacının kişisel hakkının ihlal ettiği, mahkemece verilen süre içinde davacının «yönetim kurulu kararının iptali davası» açtığı, eldeki davayla birleştirildiği, anılan kararın yerinde bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, davalı şirketin yönetim kurulu kararının davalı gerçek kişi ile ilgili kısmının iptaline, asli müdahil adına tescil edilen payların davacı adına tesciline, asıl davanın da kabulüne, davacının icra yoluyla satın aldığı davalı şirketin 11.061.876.549 adet payın davalı şirket «pay defterine» davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
1-Asıl dava, «cebri icra» yoluyla satın alınan davalı «anonim şirket» hisselerinin varlığının tespiti ile «pay defterine» yazılması, bu davaya «asli müdahale», anılan paylar ile davacının önceki payların vekalet kapsamında asli müdahile ait olduğunun tespiti ile adına tescili, birleşen dava ise, asıl «davanın konusu» hisselerin TTK'nın 418/4. maddesi uyarınca davacı ile asli müdahilin önceki payları oranında pay defterine kaydedilmesine yönelik «yönetim kurulu» kararının, asli müdahil bakımından iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
İki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu «dava konusu» olan şey veya hak üzerinde tamamen veya kısmen bir hak sahibi olduğunu ileri sürerek, aynı mahkemede talepte bulunmasına «asli müdahale» denir.
Somut olayda karar gerekçesinde «asli müdahale» isteminin yerinde olmadığı kabul edilmesine rağmen bu istemle ilgili olarak hükümde olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9478 E. 2018/2070 K.
Ortak:asli müdahale · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaBir dava sonucunda verilen hüküm bir «üçüncü kişinin» hukuki durumunu da dolaylı olarak etkileyebilir.
Bu hallerde, «üçüncü kişinin» o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) «hukuki yararı» vardır.
Fakat, «üçüncü kişi» davaya (üçüncü) bir taraf gibi katılamaz.
Benzer bu kararda… mamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Asli müdahale talep eden ... ...vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; «asli müdahale», devam eden bir davaya davanın tarafları dışında üçüncü bir kişinin dava konusu olan şey veya hak üzerinde kendisinin hak sahibi olduğu iddiasıyla görülmekte olan …
Bu durumda usulüne uygun bir «asli müdahalenin» bulunmadığı nazara alınmadan müdahale talep edenin asli müdahil olarak kabul edilmesi ve hakkında hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeye aykırılık · muvafakat · ihbar · havale · ıslah · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu kararda… ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, müşterek hesap sözleşmesi içeriğinden hesabın teselsüllü, yani her bir müşterek hesap sahibinin tek başına hesaptaki parayı çekme «yetkisinin» olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla, davalı banka açısından paranın hesaba kimin tarafından yatırıldığının öneminin bulunmadığı, davacının, davalı bankaya karşı müşterek hesap «sözleşmesine aykırılık» nedenine dayalı olarak hatalı ödenen paranın kendisine değil ancak müşterek hesaba iadesini isteyebileceği, davacı vekili tarafından her ne kadar bozma ilamından sonra talep sonucu «ıslah» edilerek «ihbar» edilen tarafından çekilen paranın müşterek hesaba iadesi istenilmiş ise de, bu isteme davalı ve ihbar edilen tarafından «muvafakat» edilmediği gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, müdahale talep eden tarafından mahkemeye «ibraz» edilen 26.01.2010 «havale» tarihli dilekçede, müdahale taleplerinin kabulü istenmiş, ancak dava konusu mevduatın kendisine verilmesi yönünde bir talepte bulunulmamıştır.
Müdahale talep edenin 30.09.2011 «havale» tarihli dilekçesinde de, alacak miktarının tamamının davacıya verilmesine muvaffakat edildiği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4086 E. , 2013/20878 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.11.2011 tarih ve 2010/87-2011/398 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. .... ve fer'i müdahil vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin satın almış olduğu dava dışı ...’a ait taşınmaz üzerinde ...’nün haczi olması nedeniyle, haczin kaldırılması için anılan idarenin davalı nezdindeki hesabına idare alacağını yatırmak için davalı bankaya gittiğini, ancak davalı bankanın müvekkilinden tahsil ettiği parayı ... hesabına geçmesi gerekirken, taşınmazı satan ...’un davalı banka nezdindeki kredi borcu hesabına geçtiğini, oysa müvekkilinin bu şekilde bir talebinin bulunmadığını, anılan hesaba yanlış aktarılan paranın iadesinin talep edildiği halde davalı tarafından paranın iade edilmediğini ileri sürerek, 48.184,25 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya taşınmazı satan dava dışı ... hakkında müvekkili tarafından kredi borcunun tahsili için icra takibi yapıldığını, davacının müvekkili banka şubesine gelerek borçlu ...’un borcunu kapatmak istediğini beyan etmesi üzerine kredi borcunun kapatıldığını, davacının ...’nün alacağını ödemek isteseydi ya icra dosyasına veya doğrudan anılan genel müdürlüğe parayı yatırması gerektiğini, davacının asıl amacının dava dışı borçlu ...’n müvekkili bankaya olan borcunu ödemek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davaya davacı yanında müdahale talebinde bulunan ... vekili, davacının dava dışı ...’a ait taşınmazı hacizli olarak satın aldığını, haciz şerhinin kaldırılması için müvekkilinin alacağının davalı nezdindeki hesaba davacı tarafından yatırılmasının istenildiğini, ancak davalı bankanın davacının talebi dışında yatırılan parayı kendi alacağının olduğu hesaba geçtiğini ileri sürerek, davacı tarafından yatırılan paranın müvekkilinin alacaklısı olduğu icra dosyası hesabına aktarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının amacının satın almış olduğu taşınmaz üzerindeki haciz işlemini kaldırmak için Vakıflar Genel Müdürlüğünün davalı nezdindeki hesaba para yatırmak olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 48.184,25 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Bir dava sonucunda verilen hüküm bir üçüncü kişinin hukuki durumunu da dolaylı olarak etkileyebilir. Bu hallerde, üçüncü kişinin o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) hukuki yararı vardır. Fakat, üçüncü kişi davaya (üçüncü) bir taraf gibi katılamaz. Bilakis taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bunu sağlayan müesseseye feri müdahale denir. İki kişi arasında belli şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen bir hak sahibi olduğunu iddia ederek (aynı mahkemede) bir dava açarsa, buna asli müdahale denir. Diğer bir deyişle, asli müdahale, devam eden bir davaya davanın tarafları dışında üçüncü bir kişinin dava konusu olan şey veya hak üzerinde kendisinin hak sahibi olduğu iddiasıyla görülmekte olan davanın taraflarına karşı görülen dava içinde ayrı bir dava açması ile kazanılan hukuki statüdür.
Asli müdahale davası, görülmekte olan davada, davanın tarafları hasım gösterilerek harç yatırılmak suretiyle açılmaktadır. Davanın her safhasında asli müdahale mümkün olup, mahkemenin ilk dava ile asli müdahale davasını birlikte inceleyip, her iki dava hakkında ayrı ayrı karar vermesi gerekmektedir.
Nitekim, yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK’nın 65. maddesinde asli müdahale kurumu açıklanan şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olaya gelindiğinde, davaya asli müdahil olarak katılma talebinde bulunan ... vekili harcını da yatırmak suretiyle vermiş olduğu dilekçe ile müvekkilinin üzerine haciz koydurduğu taşınmazın davacı tarafından satın alındığını, haczin kaldırılması için alacağın müvekkili hesabına yatırılmasının davacıdan istenildiğini, davacı tarafından davaya konu paranın müvekkili hesabına yatırılmak istenildiği halde davalı tarafından paranın banka alacağına mahsuben tahsil edildiğini, davaya konu paranın müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. Her ne kadar asli müdahale dilekçesinde davacı ..., davalı olarak gösterilmemiş ise de bu durum maddi hata niteliğinde olup, dilekçenin içeriği ve netice-i talebe göre dava asli müdahale davasıdır.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda esasen iki ayrı dava bulunmakta olup, mahkemece, asli müdahale dilekçesinin davacı (davalı) Adnan ve davalı bankaya tebliği sağlanarak her iki dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı hatalı yorum ile asli müdahilin talebinin feri müdahil olarak nitelendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, müdahil davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle müdahil davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045952700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz