Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3600 E. 2012/21610 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
asli müdahale↗ üçüncü kişi↗ feragat↗ terkin↗ dosya masrafı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal anlamda yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, ayrıca markaların kapsadığı mal ve hizmet sınıflarının da örtüştüğü, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nun 8/1-b maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin olduğu gerekçesiyle TPE YİDK'nun 2007-M-3759 sayılı kararının iptaline, dava açıldıktan sonra feragat nedeniyle terkin edildiğinden dava konusu markanın 30. ve 40. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 35/08 ve 43/01 mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, müdahil davacı vekili ile davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Hukukumuzda asli müdahaleyi düzenleyen bir hüküm bulunmamakta ise de, asli müdahale ayrı bir dava olup, buna göre, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen bir hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açarsa, buna asli müdahale denilir. Davanın her safhasında asli müdahale mümkün olup, mahkemenin ilk dava ile asli müdahale davasını birlikte inceleyip, her iki dava hakkında ayrı ayrı karar vermesi gerekmektedir.
Kayseri Şeker Fabrikaları A.Ş. vekili, harcını da yatırmak ve asıl davanın taraflarını davalı göstermek suretiyle dava konusu YİDK kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü istemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda esasen iki dava bulunmakta olup bu davalarda ayrı ayrı hüküm kurulup, her bir davada kabul ve ret edilen kısımların ayrı ayrı gösterilip vekalet ücretleri ve masrafların da buna göre belirlenmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde tek bir hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, müdahil davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4086 E. 2013/20878 K.
Ortak:asli müdahale · üçüncü kişi
İncelediğiniz kararda1-Hukukumuzda «asli müdahaleyi» düzenleyen bir hüküm bulunmamakta ise de, asli müdahale ayrı bir dava olup, buna göre, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen bir hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açarsa, buna asli müdahale denilir.
Davanın her safhasında «asli müdahale» mümkün olup, mahkemenin ilk dava ile asli müdahale davasını birlikte inceleyip, her iki dava hakkında ayrı ayrı karar vermesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBir dava sonucunda verilen hüküm bir «üçüncü kişinin» hukuki durumunu da dolaylı olarak etkileyebilir.
Bu hallerde, «üçüncü kişinin» o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) «hukuki yararı» vardır.
Fakat, «üçüncü kişi» davaya (üçüncü) bir taraf gibi katılamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahale · feri müdahil · maddi hata · temerrüt faizi · hukuki yarar · haciz · harç · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının amacının satın almış olduğu taşınmaz üzerindeki «haciz» işlemini kaldırmak için Vakıflar Genel Müdürlüğünün davalı nezdindeki hesaba para yatırmak olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 48.184,25 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda esasen iki ayrı dava bulunmakta olup, mahkemece, «asli müdahale» dilekçesinin davacı (davalı) Adnan ve davalı bankaya tebliği sağlanarak her iki dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı hatalı yorum ile asli müdahilin talebinin «feri müdahil» olarak nitelendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu hallerde, «üçüncü kişinin» o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) «hukuki yararı» vardır.
Bunu sağlayan müesseseye «feri müdahale» denir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/3600 E. , 2012/21610 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2010 tarih ve 2007/362-2010/501 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi müdahil davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 5. ve 30. sınıflarda tescilli “ETİ PAN” ve 29 ile 30. sınıfta tescilli “PAN” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “PANPAN KOMŞU FIRIN” ibaresinin tescili için yaptığı başvuruya müvekkilince iltibas tehlikesi bulunduğundan bahisle itiraz edildiğini, davalı kurum tarafından itirazın reddedildiğini, bu kararın doğru olmadığını, zira müvekkiline ait markalar ile başvuru konusu ibare arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, ayrıca davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK'nun 2007-M-3759 sayılı kararının iptaline, tescil edilmiş olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahil davacı vekili, müvekkili şirketin 2000 yılından bu yana “PAN” ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markayı tanınmış hale getirdiğini, davacıya ait “PAN” markasının da 13.12.2006 tarihli devir sözleşmesi ile bir kısım mallar yönünden müvekkiline devredildiğini ileri sürerek, müdahale talebinin kabulü ile YİDK'nun 2007-M-3759 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Değer Katma Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili, müvekkilinin davaya konu başvurusu ile davacıya ait markalar arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Müdahil davalı ... Unlu Mamulleri San. ve Parekende Hizmetleri A.Ş. vekili, başvuru konusu ibarenin 35. ve 43. sınıflar yönünden müvekkilince 08.08.2007 tarihli sözleşme ile devralındığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal anlamda yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, ayrıca markaların kapsadığı mal ve hizmet sınıflarının da örtüştüğü, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nun 8/1-b maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin olduğu gerekçesiyle TPE YİDK'nun 2007-M-3759 sayılı kararının iptaline, dava açıldıktan sonra feragat nedeniyle terkin edildiğinden dava konusu markanın 30. ve 40. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 35/08 ve 43/01 mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, müdahil davacı vekili ile davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Hukukumuzda asli müdahaleyi düzenleyen bir hüküm bulunmamakta ise de, asli müdahale ayrı bir dava olup, buna göre, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen bir hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açarsa, buna asli müdahale denilir. Davanın her safhasında asli müdahale mümkün olup, mahkemenin ilk dava ile asli müdahale davasını birlikte inceleyip, her iki dava hakkında ayrı ayrı karar vermesi gerekmektedir.
Kayseri Şeker Fabrikaları A.Ş. vekili, harcını da yatırmak ve asıl davanın taraflarını davalı göstermek suretiyle dava konusu YİDK kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü istemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda esasen iki dava bulunmakta olup bu davalarda ayrı ayrı hüküm kurulup, her bir davada kabul ve ret edilen kısımların ayrı ayrı gösterilip vekalet ücretleri ve masrafların da buna göre belirlenmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde tek bir hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, müdahil davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle müdahil davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067242200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz