6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Manevi Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/6475 E. 2013/20978 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarına saldırı kişilik hakları maddi hata içtihadı birleştirme kararı yasal faiz kusur dava sebebi temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 49BK 58

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin kusuru nedeniyle mağdur edildiği ve haksızlığa uğratıldığı, kendisine check in verilen bilet gereği tam yerine oturacak iken olayın ne olduğu açıklanmadan herkesin içinde uçaktan indirilmesinin davacının kişilik haklarına bir saldırı olduğu, davacının beklemenin yarattığı gerginlik, eziyet, moral bozukluğu, görev yerine geç dönmenin sıkıntısı nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği, eski BK'nun 49., yeni BK'nun 58. maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacının statüsü, olayın oluş şekli gözetilerek davanın kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile temsilde yanılma nedeniyle ...'ne husumet yöneltilerek dava açılmasına rağmen, daha sonra davanın THY A.O.'ya yöneltilmek suretiyle bu yanılgının giderilmesinin mümkün olmasına, ancak THY A.O.'nun vekaleti dosyaya sunularak, bu ticari şirketi temsilen cevap dilekçesi verilip, dava takip edilip, husumet kabul edilmekle davanın yeniden THY A.O'na yöneltilmesine gerek olmayacağının değerlendirilerek, yargılamanın THY A.O.'na karşı yürütülmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemesine, öte yandan, karar başlığında davalı olarak ... yazılmasının maddi hataya dayalı olduğu ve bu itibarla, mahkemece düzeltilmesi mümkün olmasına göre, anılan hususların bozma sebebi sayılmamasına ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Mahkemece manevi zarar karşılığı olarak 10.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır.

Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Somut olayda, davacının check in verilen bilet gereği tam yerine oturacak iken olayın ne olduğu açıklanmadan herkesin içinde uçaktan indirilmesinin kişilik haklarına bir saldırı olduğu kabul edilmiştir. Bu haliyle, mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın oluş şekli, duyulan elem, tarafların olayın oluşumundaki kusur oranları, meydana gelen zarar, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların konumu da dikkate alındığında yüksek bulunmuştur. Bu itibarla, açıklanan hususlar nazara alınarak daha makul, daha ılımlı, somut olayın özelliklerine daha uygun düşen bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/156 E. 2015/4884 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3644 E. 2016/1535 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/998 E. 2019/5797 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

2 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8778 E. 2013/22379 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16055 E. 2015/1258 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/6475 E.  ,  2013/20978 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2011/901-2012/639 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin doktor olup, tıpta uzmanlık sınavına katılmak amacıyla gittiği Ankara'dan Diyarbakır'a dönmek için davalı şirketin TK 7144 sefer sayılı, 16.05.2011 tarih, 14:00 saatli uçağından bilet aldığını, müvekkilinin check in işlemlerini yaptırarak gerekli kontrollerden geçip uçağa bindiğinde, yerinde başka birinin oturduğunu gördüğünü, görevlileri çağıracak iken kendisine hiçbir açıklama yapılmadan müdahale edildiğini, uçaktan indirildiğini ve sonra da yerinin başkasına satıldığı, yanlışlık yapıldığı, bir sonraki uçuşla gönderileceği yönünde açıklama yapıldığını, müvekkilinin hava alanında dokuz saat bekleyerek saat 23:00'deki uçak ile Diyarbakır'a döndüğünü, müvekkilinin davalının kusuru nedeniyle mağdur edildiğini, haksızlığa uğradığını ve herkesin içinde hiçbir açıklama yapılmadan uçaktan indirilmesinin kendisini son derece üzdüğünü ileri sürerek, müvekkilinin mağduriyeti nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, iş bölümü ve yetki itirazında bulunmuş, genel müdürlüğün taraf ehliyetinin olmadığını, davada THY A.O'na husumet yöneltilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilinin hukuka aykırı bir uygulaması bulunmadığını, manevi tazminat talebinin yasaya ve usule uygun olmadığı gibi sebepsiz zenginleşme sonucunu doğuracak ve eylemi özendirecek nitelikte olduğunu, manevi tazminat talebinin sınırlı sorumluluk limitlerini aşmaması gerektiğini, davacı tarafından ancak karar tarihiden itibaren faiz talep edilebileceğini savunarak,davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin kusuru nedeniyle mağdur edildiği ve haksızlığa uğratıldığı, kendisine check in verilen bilet gereği tam yerine oturacak iken olayın ne olduğu açıklanmadan herkesin içinde uçaktan indirilmesinin davacının kişilik haklarına bir saldırı olduğu, davacının beklemenin yarattığı gerginlik, eziyet, moral bozukluğu, görev yerine geç dönmenin sıkıntısı nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği, eski BK'nun 49., yeni BK'nun 58. maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacının statüsü, olayın oluş şekli gözetilerek davanın kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile temsilde yanılma nedeniyle ...'ne husumet yöneltilerek dava açılmasına rağmen, daha sonra davanın THY A.O.'ya yöneltilmek suretiyle bu yanılgının giderilmesinin mümkün olmasına, ancak THY A.O.'nun vekaleti dosyaya sunularak, bu ticari şirketi temsilen cevap dilekçesi verilip, dava takip edilip, husumet kabul edilmekle davanın yeniden THY A.O'na yöneltilmesine gerek olmayacağının değerlendirilerek, yargılamanın THY A.O.'na karşı yürütülmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemesine, öte yandan, karar başlığında davalı olarak ...

yazılmasının maddi hataya dayalı olduğu ve bu itibarla, mahkemece düzeltilmesi mümkün olmasına göre, anılan hususların bozma sebebi sayılmamasına ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Mahkemece manevi zarar karşılığı olarak 10.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır.

Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

22. 06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Somut olayda, davacının check in verilen bilet gereği tam yerine oturacak iken olayın ne olduğu açıklanmadan herkesin içinde uçaktan indirilmesinin kişilik haklarına bir saldırı olduğu kabul edilmiştir. Bu haliyle, mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın oluş şekli, duyulan elem, tarafların olayın oluşumundaki kusur oranları, meydana gelen zarar, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların konumu da dikkate alındığında yüksek bulunmuştur. Bu itibarla, açıklanan hususlar nazara alınarak daha makul, daha ılımlı, somut olayın özelliklerine daha uygun düşen bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045553100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.