Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6907 E. 2011/17385 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas idaresi↗ tavzih↗ tefrik↗ borcun üstlenilmesi↗ davadan feragat↗ münhasırlık↗ açılmamış sayılma↗ tmsf↗ feragat↗ geçersizlik↗ iflas↗ ıslah↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının zarara maruz kalmasında kusurundan bahsedilemeyeceği, % 100 oranında ağır kusurlunun davalılar olduğu gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılmış davadan feragat edildiğinden bu davalı aleyhine açılmış davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... aleyhine açılmış davanın HUMK. 409/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, hakkında iflas kararı verilen davalı ... hakındaki davanın tefriki ile ayrı esasa kaydına, davalı ... ve ..., ..., ...hakkındaki davanın kabulü ile ıslah edilmiş hali ile Oyak Bank adına borcu üstlenen TMSF ile ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, davalılardan ... ile ... hakkındaki davadan feragat edilmiş, yine aynı vekil tarafından tavzih isteminde bulunulmuş, mahkemece, davalılardan ... ile ... hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ... İflas İdaresi vekilleri ve ... vekilleri ile borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1-Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, aleyhlerine hüküm kurulan davalılardan ... ile ... hakkındaki davadan feragat edilmiş, yine aynı vekili tarafından tavzih isteminde bulunulmuş, mahkemece, anılan davalılar hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, hüküm tarihinde geçerli HUMK'nun 91 ve devamı maddeleri uyarınca "feragat kesin bir hükmün sonuçlarını doğurur ve kararın kesinleşmesine kadar feragat isteminde bulunulabilir". Somut olayda, davacı vekili karar kesinleşmeden yukarıda adı anılan iki davalı hakkındaki davadan feragat etmiştir. Feragat isteğinde bulunma tarihine kadar kararın temyiz edilmemiş olması bu istemi geçersiz kılmaz. Zira karar kesinleşmemiştir. Mahkemeler kanunda gösterilen istisnalar dışında kendi hükümlerini kendileri kaldıramazlar. İlk derece mahkemelerin kararlarını bozup kaldırma yetkisi Yargıtay Kanunu ve ek karar tarihinde geçerli HUMK'nun 428 nci maddeleri uyarınca münhasıran Yargıtay'a aittir. Yerel mahkeme duruşmaya son verip karar vermekle davadan elini çekmiştir. Artık mahkemece karardan sonraki dönemde usule ilişkin haller dışında davayı tekrar ele alıp esasa etkili karar veremez. Mahkemece belirtilen doğrultuda inceleme yapıp karar vermesine imkan veren bir usul hükmü de yoktur. Böyle bir durumda mahkemeye verilen feragat isteğinin temyiz isteği kabul edilerek Yargıtay’a sevkinin sağlanması, Yargıtayca verilecek bozma ilamından sonra dosyanın ele alınıp feragat sebebiyle gerekli kararın verilmesi mümkün olur. Yerleşmiş Yargıtay uygulaması bu yöndedir. Feragat, HUMK’nun 95/1 nci madde hükmü uyarınca, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır. Davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Mahkeme davadan el çektiğinden,karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı). Bu bağlamda, taraflar hüküm henüz temyiz edilmeden önce davadan feragat ederse, karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir. Bu itibarla,davadan feragat nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi ek karardaki hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davacı vekilinin tavzih istemi mahkemece kabul edilerek, tavzih istemi doğrultusunda hüküm fıkrasının 7 nolu bendinden TMSF'nun ismi çıkarılmış olup, hükmün tavzihi, her ne kadar evrak üzerinden yapılabilir ise de, gerek HUMK'nun 456 ncı maddesi hükmü gerekse 6100 sayılı HMK'nun 306 ncı maddesi gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir. Ayrıca, HUMK'nun 455 ve devam eden maddeleri ile yine HMK'nun 305 nci maddesi uyarınca hükmün tavzihi, hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür. Tavzih yolu ile hüküm fıkrasında bir değişiklik yapmak ise mümkün değildir. Davacı vekilinin tavzih talebini içeren dilekçesi üzerine verilen 09.12.2009 günlü mahkeme kararı, anılan kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... iflas idaresi vekilleri ve ... vekillerinin tüm, borcu üstlenen sıfatı ile TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1444 E. 2011/4853 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz karardaKarar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekil tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, davalılardan ... ile ... hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
1-Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, aleyhlerine hüküm kurulan davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekili tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, anılan davalılar hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
2- Öte yandan, davacı vekilinin «tavzih» istemi mahkemece kabul edilerek, tavzih istemi doğrultusunda hüküm fıkrasının 7 nolu bendinden TMSF'nun ismi çıkarılmış olup, hükmün tavzihi, her ne kadar evrak üzerinden yapılabilir ise de, gerek HUMK'nun 456 ncı maddesi hükmü gerekse 6100 sayılı HMK'nun 306 ncı maddesi gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Benzer bu kararda1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Mahkemece «tavzih» yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hatanın düzeltilmesi · vekile tebliğ · maddi hata · havale · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemenin 19.04.2006 tarihli gerekçeli kararından sonra davalılar vekili Av..... tarafından verilen 06.11.2006 «havale» tarihli dilekçe ile karar harcı ve avukatlık ücretinin fazla olduğu belirtilerek, «maddi hatanın düzeltilmesi» istenilmiş, mahkemece 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı karar ile hüküm fıkrasının (2) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı rakamlar değiştirilmiştir.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş, davacı vekili ise “karar ve ilam harcı ile «vekalet ücretine»” ilişkin mahkemenin 10.11.2006 tarihli düzeltme kararını temyiz etmiştir.
2- Davalı vekilinin karar düzeltme istemine gelince; Mahkemenin 10.11.2006 tarih ve 2006/50-170 sayılı ek kararı davacı yararına bozulmuş olmakla, işbu bozma kararı taraf «vekillerine tebliğ» edilerek, karar düzeltme süresi beklenildikten sonra davalı vekilinin karar düzeltme itirazları incelenmek üzere dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8863 E. 2011/1720 K.
Ortak:davadan feragat · münhasırlık · feragat · geçersizlik · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının zarara maruz kalmasında kusurundan bahsedilemeyeceği, % 100 oranında ağır kusurlunun davalılar olduğu gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılmış «davadan feragat» edildiğinden bu davalı aleyhine açılmış davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... aleyhine açılmış davanın HUMK.
Karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekil tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, davalılardan ... ile ... hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
1-Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, aleyhlerine hüküm kurulan davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekili tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, anılan davalılar hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama sonucunda taraflarca düzenlenen 25.03.2009 tarihli «sulh sözleşmesinin» «tasdikine», sözleşme örneğinin hüküm eki sayılmasına, sulhun tasdiki ile sona eren uyuşmazlığın esası hakkında ayrıca bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, davacı vekilinin karardan sonra «davadan feragat» ettiğine dair dilekçe sunması üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.
HUMK.nun 91 ve devamı maddeleri uyarınca "«feragat» «kesin» bir hükmün sonuçlarını doğurur ve kararın kesinleşmesine kadar feragat isteminde bulunulabilir".
Somut olayda, davacı vekili karar kesinleşmeden «davadan feragat» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh sözleşmesi · tasdik kararı · sulh · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama sonucunda taraflarca düzenlenen 25.03.2009 tarihli «sulh sözleşmesinin» «tasdikine», sözleşme örneğinin hüküm eki sayılmasına, sulhun tasdiki ile sona eren uyuşmazlığın esası hakkında ayrıca bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, davacı vekilinin karardan sonra «davadan feragat» ettiğine dair dilekçe sunması üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13095 E. 2012/4264 K.
Ortak:tavzih · borcun üstlenilmesi
İncelediğiniz kararda409/5 maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», hakkında «iflas» kararı verilen davalı ... hakındaki davanın «tefriki» ile ayrı esasa «kaydına», davalı ... ve ..., ..., ...hakkındaki davanın kabulü ile «ıslah» edilmiş hali ile Oyak Bank adına «borcu üstlenen» TMSF ile ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekil tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, davalılardan ... ile ... hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
İflas İdaresi vekilleri ve ... vekilleri ile «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, faize ilişkin «tavzih» talebinin yerinde olmadığı, alacak miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının «inkar tazminatı» ve fazlaya ilişkin taleplerinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dairemizin 09.11.2009 tarihli bozma ilamında, 22.01.2008 tarihli mahkeme kararının hüküm fıkrasının «tavzihine» ilişkin olarak verilen 09.05.2008 tarihli karar bakımından, davalı tarafa tebliğ dahi edilmeyen davacı taraf tavzih dilekçesi üzerine, «temerrüd faizi başlangıç tarihlerini» tavzih yolu ile değiştiren 09.05.2008 günlü mahkeme kararının HUMK'nun 455 vd. maddelerine açıkça aykırı olduğu belirtilerek tavzih kararının mümeyyiz davalı yarar …
Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca «tavzih» isteminin reddine karar vermek gerekirken, bunun yerine kesinleşmiş olan esas hakkında karar oluşturulması, ayrıca bu kararda kesinleşen karardan farklı olarak daha önce ödeme tarihinden itibaren hükmedilen «yasal faiz» konusunda bir karar verilmemiş olması yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · faiz başlangıç tarihi · temerrüt faizi · inkar tazminatı · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda1-Dairemizin 09.11.2009 tarihli bozma ilamında, 22.01.2008 tarihli mahkeme kararının hüküm fıkrasının «tavzihine» ilişkin olarak verilen 09.05.2008 tarihli karar bakımından, davalı tarafa tebliğ dahi edilmeyen davacı taraf tavzih dilekçesi üzerine, «temerrüd faizi başlangıç tarihlerini» tavzih yolu ile değiştiren 09.05.2008 günlü mahkeme kararının HUMK'nun 455 vd. maddelerine açıkça aykırı olduğu belirtilerek tavzih kararının mümeyyiz davalı yarar …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, faize ilişkin «tavzih» talebinin yerinde olmadığı, alacak miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının «inkar tazminatı» ve fazlaya ilişkin taleplerinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca «tavzih» isteminin reddine karar vermek gerekirken, bunun yerine kesinleşmiş olan esas hakkında karar oluşturulması, ayrıca bu kararda kesinleşen karardan farklı olarak daha önce ödeme tarihinden itibaren hükmedilen «yasal faiz» konusunda bir karar verilmemiş olması yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15135 E. 2011/7643 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz karardaKarar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekil tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, davalılardan ... ile ... hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
1-Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, aleyhlerine hüküm kurulan davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekili tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, anılan davalılar hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
2- Öte yandan, davacı vekilinin «tavzih» istemi mahkemece kabul edilerek, tavzih istemi doğrultusunda hüküm fıkrasının 7 nolu bendinden TMSF'nun ismi çıkarılmış olup, hükmün tavzihi, her ne kadar evrak üzerinden yapılabilir ise de, gerek HUMK'nun 456 ncı maddesi hükmü gerekse 6100 sayılı HMK'nun 306 ncı maddesi gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Benzer bu kararda2- Mahkemece yazılan gerekçeli kararda 1.583,20 TL «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin dilekçesi üzerine karar «tavzih» edilerek hesaplamaya «dahil» edilmeyen 497,43 TL tercüme giderinin de eklenmesi suretiyle 2.080,6 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmün «tavzihi», her ne kadar evrak üzerinden yapılabilir ise de, HUMK'nun 456. maddesi hükmü gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Ayrıca, HUMK'nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · dahili dava
Benzer bu kararda2- Mahkemece yazılan gerekçeli kararda 1.583,20 TL «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin dilekçesi üzerine karar «tavzih» edilerek hesaplamaya «dahil» edilmeyen 497,43 TL tercüme giderinin de eklenmesi suretiyle 2.080,6 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3- Mahalli mahkemece 01.10.2009 tarihli kararda 497,43 TL tercüme gideri eklenmeden «yargılama giderinin» eksik hesaplanması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12968 E. 2016/3528 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz karardaKarar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekil tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, davalılardan ... ile ... hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
1-Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, aleyhlerine hüküm kurulan davalılardan ... ile ... hakkındaki «davadan feragat» edilmiş, yine aynı vekili tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, anılan davalılar hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
2- Öte yandan, davacı vekilinin «tavzih» istemi mahkemece kabul edilerek, tavzih istemi doğrultusunda hüküm fıkrasının 7 nolu bendinden TMSF'nun ismi çıkarılmış olup, hükmün tavzihi, her ne kadar evrak üzerinden yapılabilir ise de, gerek HUMK'nun 456 ncı maddesi hükmü gerekse 6100 sayılı HMK'nun 306 ncı maddesi gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Benzer bu kararda1-Davacı vekili Dairemizin 29.04.2015 tarihli bozma ilamına karşı «tavzih» adı altında istemde bulunmuş ise de; tavzihi istenen bozma ilamında HMK'nın 306'ncı maddesi hükmünde öngörüldüğü şekilde ilamın tavzihini gerektirir bir hususun bulunmaması karşısında davacı vekilinin tavzih isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6907 E. , 2011/17385 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/03/2009 tarih ve 2006/254-2009/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... iflas idare vekilleri ve ... vekili ve borcu üstlenen TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesi ile müvekkilinin Egebank A.Ş.'de olan parasının isteği dışında davalıların el ve işbirliği ile Egebank Off Shore Ltd.ne gönderildiğini, hileli davranışlar ile müvekkilinin hataya düşürüldüğünü ileri sürerek, 19.665-YTL.nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili, davanın zamanaşımı, usul ve esas bakımından reddini istemiştir.
Davalılardan ..., davanın husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer bir kısım davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının zarara maruz kalmasında kusurundan bahsedilemeyeceği, % 100 oranında ağır kusurlunun davalılar olduğu gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılmış davadan feragat edildiğinden bu davalı aleyhine açılmış davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... aleyhine açılmış davanın HUMK. 409/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, hakkında iflas kararı verilen davalı ... hakındaki davanın tefriki ile ayrı esasa kaydına, davalı ... ve ..., ..., ...hakkındaki davanın kabulü ile ıslah edilmiş hali ile Oyak Bank adına borcu üstlenen TMSF ile ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, davalılardan ... ile ... hakkındaki davadan feragat edilmiş, yine aynı vekil tarafından tavzih isteminde bulunulmuş, mahkemece, davalılardan ... ile ... hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ... İflas İdaresi vekilleri ve ... vekilleri ile borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1-Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından, aleyhlerine hüküm kurulan davalılardan ... ile ... hakkındaki davadan feragat edilmiş, yine aynı vekili tarafından tavzih isteminde bulunulmuş, mahkemece, anılan davalılar hakkında verilen hüküm kaldırılarak anılan davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tavzih isteminin istem doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, hüküm tarihinde geçerli HUMK'nun 91 ve devamı maddeleri uyarınca "feragat kesin bir hükmün sonuçlarını doğurur ve kararın kesinleşmesine kadar feragat isteminde bulunulabilir". Somut olayda, davacı vekili karar kesinleşmeden yukarıda adı anılan iki davalı hakkındaki davadan feragat etmiştir. Feragat isteğinde bulunma tarihine kadar kararın temyiz edilmemiş olması bu istemi geçersiz kılmaz. Zira karar kesinleşmemiştir. Mahkemeler kanunda gösterilen istisnalar dışında kendi hükümlerini kendileri kaldıramazlar. İlk derece mahkemelerin kararlarını bozup kaldırma yetkisi Yargıtay Kanunu ve ek karar tarihinde geçerli HUMK'nun 428 nci maddeleri uyarınca münhasıran Yargıtay'a aittir. Yerel mahkeme duruşmaya son verip karar vermekle davadan elini çekmiştir.
Artık mahkemece karardan sonraki dönemde usule ilişkin haller dışında davayı tekrar ele alıp esasa etkili karar veremez. Mahkemece belirtilen doğrultuda inceleme yapıp karar vermesine imkan veren bir usul hükmü de yoktur. Böyle bir durumda mahkemeye verilen feragat isteğinin temyiz isteği kabul edilerek Yargıtay’a sevkinin sağlanması, Yargıtayca verilecek bozma ilamından sonra dosyanın ele alınıp feragat sebebiyle gerekli kararın verilmesi mümkün olur. Yerleşmiş Yargıtay uygulaması bu yöndedir. Feragat, HUMK’nun 95/1 nci madde hükmü uyarınca, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır. Davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Mahkeme davadan el çektiğinden,karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı). Bu bağlamda, taraflar hüküm henüz temyiz edilmeden önce davadan feragat ederse, karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir. Bu itibarla,davadan feragat nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi ek karardaki hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davacı vekilinin tavzih istemi mahkemece kabul edilerek, tavzih istemi doğrultusunda hüküm fıkrasının 7 nolu bendinden TMSF'nun ismi çıkarılmış olup, hükmün tavzihi, her ne kadar evrak üzerinden yapılabilir ise de, gerek HUMK'nun 456 ncı maddesi hükmü gerekse 6100 sayılı HMK'nun 306 ncı maddesi gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir. Ayrıca, HUMK'nun 455 ve devam eden maddeleri ile yine HMK'nun 305 nci maddesi uyarınca hükmün tavzihi, hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür. Tavzih yolu ile hüküm fıkrasında bir değişiklik yapmak ise mümkün değildir. Davacı vekilinin tavzih talebini içeren dilekçesi üzerine verilen 09.12.2009 günlü mahkeme kararı, anılan kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... iflas idaresi vekilleri ve ... vekillerinin tüm, borcu üstlenen sıfatı ile TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle borcu üstlenen sıfatı ile TMSF vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ek karardaki hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... iflas idaresi vekili ve ... vekillerinin tüm, borcu üstlenen sıfatı ile TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 902,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına ve bakiye 1,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden ...'den alınmasına, 21.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045477000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz