Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1444 E. 2011/4853 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi hatanın düzeltilmesi↗ tavzih↗ vekile tebliğ↗ maddi hata↗ havale↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 17.06.2008 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş, davacı vekili ise “karar ve ilam harcı ile vekalet ücretine” ilişkin mahkemenin 10.11.2006 tarihli düzeltme kararını temyiz etmiştir.
1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün tavzihi, hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür. Tavzih yolu ile hüküm fıkrasında bir değişiklik yapmak ise mümkün değildir. Mahkemenin
19.04.2006 tarihli gerekçeli kararından sonra davalılar vekili Av..... tarafından verilen 06.11.2006 havale tarihli dilekçe ile karar harcı ve avukatlık ücretinin fazla olduğu belirtilerek, maddi hatanın düzeltilmesi istenilmiş, mahkemece 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı karar ile hüküm fıkrasının (2) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı rakamlar değiştirilmiştir. Mahkemece tavzih yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin karar düzeltme istemine gelince; Mahkemenin 10.11.2006 tarih ve 2006/50-170 sayılı ek kararı davacı yararına bozulmuş olmakla, işbu bozma kararı taraf vekillerine tebliğ edilerek, karar düzeltme süresi beklenildikten sonra davalı vekilinin karar düzeltme itirazları incelenmek üzere dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15135 E. 2011/7643 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Mahkemece «tavzih» yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2- Mahkemece yazılan gerekçeli kararda 1.583,20 TL «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin dilekçesi üzerine karar «tavzih» edilerek hesaplamaya «dahil» edilmeyen 497,43 TL tercüme giderinin de eklenmesi suretiyle 2.080,6 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmün «tavzihi», her ne kadar evrak üzerinden yapılabilir ise de, HUMK'nun 456. maddesi hükmü gereğince, tavzih talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Ayrıca, HUMK'nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · dahili dava
Benzer bu kararda2- Mahkemece yazılan gerekçeli kararda 1.583,20 TL «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin dilekçesi üzerine karar «tavzih» edilerek hesaplamaya «dahil» edilmeyen 497,43 TL tercüme giderinin de eklenmesi suretiyle 2.080,6 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3- Mahalli mahkemece 01.10.2009 tarihli kararda 497,43 TL tercüme gideri eklenmeden «yargılama giderinin» eksik hesaplanması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7979 E. 2010/7240 K.
Ortak:tavzih · maddi hata
İncelediğiniz kararda1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Mahkemenin 19.04.2006 tarihli gerekçeli kararından sonra davalılar vekili Av..... tarafından verilen 06.11.2006 «havale» tarihli dilekçe ile karar harcı ve avukatlık ücretinin fazla olduğu belirtilerek, «maddi hatanın düzeltilmesi» istenilmiş, mahkemece 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı karar ile hüküm fıkrasının (2) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı rakamlar değiştirilmiştir.
Mahkemece «tavzih» yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, «temerrüt tarihinin» sehven 29.11.2003 yerine 20.11.2003 olarak yazıldığı gerekçesiyle hüküm fıkrasındaki «maddi hatanın» temerrüt tarihinin 24.11.2003 olarak düzeltilmesi suretiyle giderilmesine, davacı vekilince «ıslah» talebinde bulunulduğu ve harcın da nihai karar ile tamamlandığı gerekçesiyle diğer «tavzih» talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar kesinleştikten sonra davalı kooperatif vekilince, davacı ... vekilinin asıl davada talep ettiği alacağa 24.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesini istediği, ayrıca (5.000)YTL tutarındaki talep miktarının da «ıslah» edilmediği, mahkemece verilen kararla talebin açıldığı ileri sürülerek, «tavzih» talebinde bulunulmuştur.
1- Asıl dava, davalı kooperatif «ortaklığından çıkma payının» tahsili, birleşen dava, davalı kooperatifçe girişilen icra takibi dolayısıyla «borçlu olunmadığının tespiti» istemlerine ilişkin olup, mahkemece 29.04.2008 günlü karar ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildikten sonra, davalı vekilinin 14.07.2008 günlü dilekçesi üzerine mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile hüküm fıkrası «tavzih» edilerek, «temerrüt faizinin başlangıç tarihi» değiştirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · faiz başlangıç tarihi · borçlu olunmadığının tespiti · temerrüt tarihi · oy yasağı · temerrüt faizi
Benzer bu kararda1- Asıl dava, davalı kooperatif «ortaklığından çıkma payının» tahsili, birleşen dava, davalı kooperatifçe girişilen icra takibi dolayısıyla «borçlu olunmadığının tespiti» istemlerine ilişkin olup, mahkemece 29.04.2008 günlü karar ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildikten sonra, davalı vekilinin 14.07.2008 günlü dilekçesi üzerine mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile hüküm fıkrası «tavzih» edilerek, «temerrüt faizinin başlangıç tarihi» değiştirilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı vekilinin «tavzih» talebini içeren dilekçesi üzerine, «temerrüt faiz başlangıç tarihinin» tavzih yolu ile değiştirilmesi, anılan yasa maddelerine açıkça aykırı olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkemece verilen 16.07.2008 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.
… davacı ...’ün davalı kooperatiften 30.04.2004 dava tarihi itibariyle (11.949,59)YTL alacaklı olduğu, bu alacağın tahsili için davalı kooperatife 19.10.2000 tarihli «ihtarname» keşide ettiği, dolayısıyla yasa gereği bir ay sonrası olan 20.11.2000 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» isteyebileceği, birleşen davada ise davacıların borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, (11.949,59)YTL’nın 20.11.2000 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsili ile davacı ...’e verilmesine, birleşen davanın kabulü ile davacılar ... ve ...’in davalı kooperatife borçlu olmadıklarının tespitine karar ve …
Karar kesinleştikten sonra davalı kooperatif vekilince, davacı ... vekilinin asıl davada talep ettiği alacağa 24.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesini istediği, ayrıca (5.000)YTL tutarındaki talep miktarının da «ıslah» edilmediği, mahkemece verilen kararla talebin açıldığı ileri sürülerek, «tavzih» talebinde bulunulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13 E. 2010/5482 K.
Ortak:tavzih · havale
İncelediğiniz kararda1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Mahkemenin 19.04.2006 tarihli gerekçeli kararından sonra davalılar vekili Av..... tarafından verilen 06.11.2006 «havale» tarihli dilekçe ile karar harcı ve avukatlık ücretinin fazla olduğu belirtilerek, «maddi hatanın düzeltilmesi» istenilmiş, mahkemece 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı karar ile hüküm fıkrasının (2) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı rakamlar değiştirilmiştir.
Mahkemece «tavzih» yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… kemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şifresinin davacının kusurlu hareketiyle ele geçirilip şifre değiştirilip paranın «havale» edildiğine dair somut ve teknik delil elde edilemediği, davacının kusuruna yönelik bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, yasayla kurulan, mevduat kabulü ve «bankacılık işlemleri» konusunda «görevlendirilmiş» olan ve BK’nun 99/2. maddesine tabi kuruluş olan bankaların «güven kurumu» oldukları, davacının bankaya yatırdığı mevduatının özenle saklanması gerekirken bankanın objektif özen görevini yerine getirmediği, hafif kusurundan dahi sorumlu o …
Davacının «tavzih» talebi üzerine, mahkemece, tavzih talebinin kabulü ile 6.200,00 YTL alacağın 01.02.2007 tarihinden itibaren bankalarca vadesiz mevduata uygulanan “en yüksek” mevduat faizini geçmemek üzere avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı ve «tavzih» kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · güven kurumu · infaz · temerrüt faizi · avans faizi · temerrüt · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… kemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şifresinin davacının kusurlu hareketiyle ele geçirilip şifre değiştirilip paranın «havale» edildiğine dair somut ve teknik delil elde edilemediği, davacının kusuruna yönelik bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, yasayla kurulan, mevduat kabulü ve «bankacılık işlemleri» konusunda «görevlendirilmiş» olan ve BK’nun 99/2. maddesine tabi kuruluş olan bankaların «güven kurumu» oldukları, davacının bankaya yatırdığı mevduatının özenle saklanması gerekirken bankanın objektif özen görevini yerine getirmediği, hafif kusurundan dahi sorumlu o …
Davacı vekilinin davalı tarafa tebliğ edilen «tavzih» talebini içeren dilekçesi üzerine, «temerrüt faizini» tavzih yolu ile “bankalarca vadesiz mevduata uygulanan “en yüksek” mevduat faizini geçmemek üzere avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline” şeklinde değiştiren 09.10.2008 günlü mahkeme kararı HUMK’nun 455 ve devam eden maddelerine açıkça aykırı olup, tavzih kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, gerekçeli kararda hüküm altına alınan miktarın “01.02.2007 tarihinden itibaren bankalarca vadesiz mevduata uygulanan mevduat faizini geçmemek üzere «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline” şeklinde karar verilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karar uygun olması gerekmektedir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13095 E. 2012/4264 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Mahkemece «tavzih» yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, faize ilişkin «tavzih» talebinin yerinde olmadığı, alacak miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının «inkar tazminatı» ve fazlaya ilişkin taleplerinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dairemizin 09.11.2009 tarihli bozma ilamında, 22.01.2008 tarihli mahkeme kararının hüküm fıkrasının «tavzihine» ilişkin olarak verilen 09.05.2008 tarihli karar bakımından, davalı tarafa tebliğ dahi edilmeyen davacı taraf tavzih dilekçesi üzerine, «temerrüd faizi başlangıç tarihlerini» tavzih yolu ile değiştiren 09.05.2008 günlü mahkeme kararının HUMK'nun 455 vd. maddelerine açıkça aykırı olduğu belirtilerek tavzih kararının mümeyyiz davalı yarar …
Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca «tavzih» isteminin reddine karar vermek gerekirken, bunun yerine kesinleşmiş olan esas hakkında karar oluşturulması, ayrıca bu kararda kesinleşen karardan farklı olarak daha önce ödeme tarihinden itibaren hükmedilen «yasal faiz» konusunda bir karar verilmemiş olması yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · faiz başlangıç tarihi · borcun üstlenilmesi · temerrüt faizi · inkar tazminatı · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda1-Dairemizin 09.11.2009 tarihli bozma ilamında, 22.01.2008 tarihli mahkeme kararının hüküm fıkrasının «tavzihine» ilişkin olarak verilen 09.05.2008 tarihli karar bakımından, davalı tarafa tebliğ dahi edilmeyen davacı taraf tavzih dilekçesi üzerine, «temerrüd faizi başlangıç tarihlerini» tavzih yolu ile değiştiren 09.05.2008 günlü mahkeme kararının HUMK'nun 455 vd. maddelerine açıkça aykırı olduğu belirtilerek tavzih kararının mümeyyiz davalı yarar …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, faize ilişkin «tavzih» talebinin yerinde olmadığı, alacak miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının «inkar tazminatı» ve fazlaya ilişkin taleplerinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca «tavzih» isteminin reddine karar vermek gerekirken, bunun yerine kesinleşmiş olan esas hakkında karar oluşturulması, ayrıca bu kararda kesinleşen karardan farklı olarak daha önce ödeme tarihinden itibaren hükmedilen «yasal faiz» konusunda bir karar verilmemiş olması yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı («borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1847 E. 2019/6680 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Mahkemece «tavzih» yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaTarafların hükmün «tavzihi» talepleri mahkemece ek kararla reddedilmiştir.
Asıl kararı taraflar, «tavzih» talebinin reddine ilişkin ek kararı ise davalı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davalı Şirketin 21/06/2013 tarihli genel kurulunun 3, 4 ve 15 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların tamamının, aynı genel kurulun 14. gündem maddesinde alınan «yönetim kurulu» üyelerinin ücretlerinin 3.000,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin bölümünün iptaline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8204 E. 2014/13020 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün «tavzihi», hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür.
Mahkemece «tavzih» yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yabancı mahkeme kararının ve 24.07.2012 tarihli «tavzih» kararıyla da «masraf» tespit kararının «tenfizine» dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce tavzih kararına ilişkin olarak bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, yabancı mahkeme kararının ve 24.07.2012 tarihli «tavzih» kararıyla da «masraf» tespit kararının «tenfizine» dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce tavzih kararına ilişkin olarak bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1444 E. , 2011/4853 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.04.2006 gün ve 2006/50-2006/170 sayılı kararı onayan Daire’nin 18.06.2008 gün ve 2006/14850-2008/8042 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka Ankara Şubesi tarafından davalı şirketin talimatıyla, muhabir bankalar Monte De.Baschi'ye 245.594.782 TL ve Barque De Comirerce'ye 20.090 CHF tutarında ithalat akreditifi küşat edildiğini, akreditiflerin lehdarlarının ise Ruggarını Motor SPA ve VLT […]G. firmaları olduğunu, davalıların kabul kredili ithalat akreditifinden doğan borçlarını bu güne kadar ödenmediğini ileri sürerek, toplam 41.105,25 CHF ve 484.916.663,94 TL'den oluşan alacaklarının davalılardan 17.01.2001 tarihinden sonrası için yıllık % 10 faiz ve % 5 BSMV uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafından davaya konu teyitli vadeli akreditif işlemi kapsamında bir ödeme yapılmamış olması nedeniyle, bir borcun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 17.06.2008 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş, davacı vekili ise “karar ve ilam harcı ile vekalet ücretine” ilişkin mahkemenin 10.11.2006 tarihli düzeltme kararını temyiz etmiştir.
1- HUMK.nun 455 ve devam eden maddeleri uyarınca hükmün tavzihi, hükmün müphem ve gayrivazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür. Tavzih yolu ile hüküm fıkrasında bir değişiklik yapmak ise mümkün değildir. Mahkemenin
19.04.2006 tarihli gerekçeli kararından sonra davalılar vekili Av..... tarafından verilen 06.11.2006 havale tarihli dilekçe ile karar harcı ve avukatlık ücretinin fazla olduğu belirtilerek, maddi hatanın düzeltilmesi istenilmiş, mahkemece 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı karar ile hüküm fıkrasının (2) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı rakamlar değiştirilmiştir. Mahkemece tavzih yolu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının değiştirilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 10.11.2006 tarihli “DÜZELTME” başlıklı kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin karar düzeltme istemine gelince; Mahkemenin 10.11.2006 tarih ve 2006/50-170 sayılı ek kararı davacı yararına bozulmuş olmakla, işbu bozma kararı taraf vekillerine tebliğ edilerek, karar düzeltme süresi beklenildikten sonra davalı vekilinin karar düzeltme itirazları incelenmek üzere dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 10.11.2006 tarih ve 2006/50-170 sayılı ek kararının davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle işbu bozma kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme süresinin geçmesinden sonra her halükarda davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesi için gönderilmek üzere dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021192600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz