Vazgeçmiş sayılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9772 E. 2011/16622 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vazgeçmiş sayılma↗ harcın ikmali↗ adli yardım talebi↗ hükümsüzlüğün tespiti↗ sınırlı sorumluluk↗ sorumluluk davası↗ vekalet ücreti takdiri↗ adli yardım↗ ibra↗ tmsf↗ mahsup↗ protokol↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece oy çokluğu ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda önceden toplanan kanıtlara ve alınan ek bilirkişi raporuna dayanılarak usulsüz iş ve işlemlerle davacı bankanın (101.181.210.000.000.-) TL zarara uğrattığı, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 336.
maddesi uyarınca oluşan zararda kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça bu zarardan sorumlu bulundukları, davalı denetçilerden ...’ın kredi kullandırılan iki paravan şirkette faal rol üstlenmesi ve diğer iki paravan şirkete kullandırılan toplam (10.000.000) USD’yi bizzat teslim aldığı ve kuryelik yaptığından sorumlu olduğu, diğer denetçi ...’in sorumluluğunun kanıtlanamadığı, davalılardan ... ve ...’in imzası bulunmayan batık kredilere ilişkin yönetim kurulu kararlarından dolayı sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalılardan ...’e yönelik davanın reddine, anılan meblağın davalılardan ..., ..., ... ve ....’dan dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, ...’in (94.643.315.000.000.-) TL, ...’in (19.936.466.000.000) TL, ...’ın (10.694.398.000.000.-) TL ile sınırlı sorumlu kılınmalarına, davalılardan Korkmaz ve ... vekilinin karardan sonra 08.06.2006 tarihli dilekçeyle müvekkillerinin TMSF ile imzaladıkları 10.04.2006 tarihli protokol nedeniyle davayı bütünüyle kabul ettiğini bildirmesi üzerine 16.06.2006 tarihinde alınan ek kararla bu davalılar hakkındaki kararın kaldırılmasına ve aleyhlerindeki davanın aynen kabulü ile (108) trilyon TL’nın 24.10.1998 tarihinden itibaren avans faiziyle kendilerine ödetilmesine dair verilen kararın davacı vekili ile davalılardan ..., ..., .... ... ve ... vekillerince ayrı ayrı temyizi üzerine bu defa davalılardan ... ve ... vekillerince harcın ikmal edilmesi diğer temyiz edenlerce muhtura gereği yerine getirilmediğinden davalılardan ...,... ve ....rinden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiş adı geçenlerce bu defa anılan karar temyiz edilmiş karar Dairemizce adli yardım talebinde bulunanların bu taleplerinin incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş,mahkemece davalılardan ...’ın adli müzaharet isteminin kabulüne ve buna dayalı mahkemenin 16.10.2006 tarihli temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağı kararının hükümsüzlüğünün tespitine, diğer adli müzaharet talep edenlerin bu yöne ilişen istemlerinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, davalılardan ... ve ... çıkartılan muhtura gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle adı geçenlerin temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş bu defa anılan karar davalılardan ... ve ... vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemenin adli yardım talebinin kabulüne veya reddine ilişkin kararları kesin olmakla (HMK md.337,2) davalılardan ... ve ... vekillerinin adı geçenlerin adli yardım taleplerinin reddine ilişkin temyiz istemli dilekçelerinin reddi ile haklarında verilen temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmalarına ilişkin kararların onanmasına, karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın 108 trilyon lira üzerinden açılıp, bu miktarın 03.02.1998 tarihinden önceki dönemide kapsıyor olması karşısında ve TTK'nun 359.maddesi uyarınca denetçiler yönetim kurulunun usulsüz işlemlerine göz yummakla sorumlu olacaklarından mahkemenin denetçilerden İzzet yönünden sorumluluğunun dayanakları doğru olarak belirlenmemişse de adı geçenin ilke olarak sorumlu tutulmasında bir usulsüzlük bulunmamakla adı geçen vekilinin sorumluluğun dayanağına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden davacı ve mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davalılardan ...'in sorumluluğunun TTK'nun 359.maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekirken bu şahsın kullandırılan usulsüz kredilerde faal olarak yer almadığı, eylemlere katıldığının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4-Dava davacı bankanın eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasından ibarettir. Dava dilekçesinde açıkça 1998 yılı cari döneminde doğan 108 trilyon liralık banka zararı talep edilmiş, banka zararına dayanak olarak da bağımsız dış denetim firması raporuna dayanılmıştır. Anılan raporda 03.02.1998 tarihinden önceki dönemde incelenerek zarar miktarı belirlendiğine göre 03.02.1998 tarihinden önceki dönem zararlarının
da en azından 01.01.1998 tarihinden itibaren davalılardan talep edildiğinin ve bu hususta dava açıldığının kabulü gerekir. Zira, anılan raporda 01.01.1998-23.10.1998 dönemine ait faaliyet sonuçlarının sunulduğu belirtilmekte ise de, bu faaliyet dönemine ilişkin zarar kalemlerinin nereden ve hangi tarihte doğduğu teknik inceleme gerektirmekle anlaşılamamıştır. Davalılar haklarında sorumluluk davası açılmasına ilişkin 01.04.1998 tarihli genel kurul toplantısında ise açıkça 03.02.1998-25.10.1998 tarihleri arasındaki dönem için sorumluluk davası açılmasına karar verildiğine, davacı vekilince bu tarihten daha eskiye dayalı olarak davalıların sorumluluklarına hükmolunması talep edildiğine göre ve davalılar tarafından 03.02.1998 öncesi dönem için genel kurulca ibra edildikleri, bu ibra kararının iptal edilmediği savunulmuş bulunmasına nazaran, bu savunma üzerinde durularak davalıların anılan dönem için davaya konu iş ve işlemlerden dolayı ibra edilip edilmedikleri saptanmak, eğer ortada alınmış geçerli bir ibra yok ise 03.02.1998 tarihinden önceki dönem için ortada TTK'nun 341.maddesi uyarınca alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığından HMK'nun 54.maddesi uyarınca davacı tarafa anılan dönem için sorumluluk davası açılması yönünde genel kurul kararı ibraz etmek üzere uygun bir süre verilerek söz konusu eksikliğin tamamlanması gerekirken anılan husus gözden kaçırılarak davalıların eskiye dayalı olarak da sorumluluklarına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
5-Davalılardan ...'in 03.02.1998-25.10.1998 tarihleri arasında kalan dönem için yönetim kurulu kararları altında imzasının bulunmadığı alınan ek bilirkişi raporunda belirtilmesine ve mahkemecede davalının sorumluluğunun altında sadece imzası bulunan kararlara hasredilmesine ve davacı vekilinin mahkeme kararının gerekçesini bu yönüyle temyiz etmemesi karşısında davalının sorumluluğunun sadece altında imzası bulunan yönetim kurulu kararıyla sınırlı olacağının kabulü ile ek rapor gözetilmeksizin bu davalının asıl rapora göre sorumluluğuna hükmedilmesi yanlış olmuştur.
6-Mahkemece, kredi borçlularından yapılan tahsilatlar varsa bunların davalıların sorumluluk miktarlarından mahsup edilmesi ve verilen karardan sonra davalılardan Korkmaz-... ile TMSF arasında imzalandığı anlaşılan 10.04.2006 tarihli protokol kapsamında varsa yapılan ödemelerin dikkate alınması gerekirken, bu hususun değerlendirilmemesi de hatalı olmuştur.
7-Kabule göre, her bir mümeyyiz davalı yönünden haklarında açılan davaların reddedilen kesimleri gözetilerek lehlerine ...Ü.T gereği vekalet ücreti takdir edilmemesi de hatalı olmuştur.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11148 E. 2011/13966 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · tenfiz · tebligat · dosya masrafı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaİnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava «tefrik» edilerek «yetkisizlik» kararı verilmiş, ve davalı ...Ş. yönünden ise «tenfiz» şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve 28/12/2007 günlü «tebligatın», karar tebliğine ait olmayıp temyiz posta «masrafı» yatırılmasına dair muhtura tebliğine ait olduğunun tebliğ belgesinden anlaşılmasına göre tüm karar düzeltme talebinin reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2534 E. 2017/1568 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · olağanüstü genel kurul
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 nolu kararın iptaline, diğer maddelere yönelik iptal talebi ile «özel denetçi» atanması yönündeki talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9772 E. , 2011/16622 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2010 tarih ve 2008/499 - 2010/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı ... ile ... vekilleri ve ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2011 gününde davalılar ... avukatı....avukatı Av.... ... avukatları Av.... ve Av..... ... avukatı Av....ve ... avukatı Av.... gelip, davacı avukatı ve davalılardan iflas masası memurları ve ... avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların yönetim ve denetim kurulu üyesi bulundukları müvekkili Banka'nın 23.10.1998 tarihinde Bankalar Kanunu’nun 64.maddesi kapsamına alındığını, bağımsız denetim firması ve banka müfettişleri raporları ile davalıların şahısları ve grup firmaları adına kullandırdıkları krediler yoluyla anılan tarihte (108) trilyon TL net zarara uğrattıklarını ve değinilen idari tasarrufa sebebiyet verdiklerini, bankanın 01.04.1999 tarihli genel kurul toplantısında 23.10.1998 tarihinde TMSF’ye devrine kadar geçen sürede görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmeyerek sorumluluk davası açılması kararı alındığını, bankanın mali bünyesinin bozulmasının tespitinden sonra ... İnş…A.Ş.
ve ... Holdingi temsilen davalılardan ... ve TMSF arasındaki anlaşma uyarınca bu davalının müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile ödemeyi taahhüt ettiği (300.000.000) USD’yi ödemediğini ileri sürerek, (108) trilyon liranın 24.10.1998 tarihinden itibaren faiziyle birlikte TTK’nun 336/5, 342 vd. maddeleri gereğince davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılarca, sorumluluk iddiasının ilişkilendirildiği olguların açıklanmadığı ceza davasında mükerreren alacak talep edildiği, 3182 Sayılı Bankalar Kanunu’nun 69. maddesinde yazılı dava açma koşullarının oluşmadığı, denetçilerin sorumluluk koşullarının bulunmadığı savunularak davanın reddi istenilmiştir.
Mahkemece oy çokluğu ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda önceden toplanan kanıtlara ve alınan ek bilirkişi raporuna dayanılarak usulsüz iş ve işlemlerle davacı bankanın (101.181.210.000.000.-) TL zarara uğrattığı, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 336.
maddesi uyarınca oluşan zararda kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça bu zarardan sorumlu bulundukları, davalı denetçilerden ...’ın kredi kullandırılan iki paravan şirkette faal rol üstlenmesi ve diğer iki paravan şirkete kullandırılan toplam (10.000.000) USD’yi bizzat teslim aldığı ve kuryelik yaptığından sorumlu olduğu, diğer denetçi ...’in sorumluluğunun kanıtlanamadığı, davalılardan ... ve ...’in imzası bulunmayan batık kredilere ilişkin yönetim kurulu kararlarından dolayı sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalılardan ...’e yönelik davanın reddine, anılan meblağın davalılardan ..., ..., ... ve ....’dan dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, ...’in (94.643.315.000.000.-) TL, ...’in (19.936.466.000.000) TL, ...’ın (10.694.398.000.000.-) TL ile sınırlı sorumlu kılınmalarına, davalılardan Korkmaz ve ...
vekilinin karardan sonra 08.06.2006 tarihli dilekçeyle müvekkillerinin TMSF ile imzaladıkları 10.04.2006 tarihli protokol nedeniyle davayı bütünüyle kabul ettiğini bildirmesi üzerine 16.06.2006 tarihinde alınan ek kararla bu davalılar hakkındaki kararın kaldırılmasına ve aleyhlerindeki davanın aynen kabulü ile (108) trilyon TL’nın 24.10.1998 tarihinden itibaren avans faiziyle kendilerine ödetilmesine dair verilen kararın davacı vekili ile davalılardan ..., ..., .... ... ve ... vekillerince ayrı ayrı temyizi üzerine bu defa davalılardan ... ve ... vekillerince harcın ikmal edilmesi diğer temyiz edenlerce muhtura gereği yerine getirilmediğinden davalılardan ...,... ve ....rinden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiş adı geçenlerce bu defa anılan karar temyiz edilmiş karar Dairemizce adli yardım talebinde bulunanların bu taleplerinin incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş,mahkemece davalılardan ...’ın adli müzaharet isteminin kabulüne ve buna dayalı mahkemenin 16.10.2006 tarihli temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağı kararının hükümsüzlüğünün tespitine, diğer adli müzaharet talep edenlerin bu yöne ilişen istemlerinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, davalılardan ...
ve ... çıkartılan muhtura gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle adı geçenlerin temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş bu defa anılan karar davalılardan ... ve ... vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemenin adli yardım talebinin kabulüne veya reddine ilişkin kararları kesin olmakla (HMK md.337,2) davalılardan ... ve ... vekillerinin adı geçenlerin adli yardım taleplerinin reddine ilişkin temyiz istemli dilekçelerinin reddi ile haklarında verilen temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmalarına ilişkin kararların onanmasına, karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın 108 trilyon lira üzerinden açılıp, bu miktarın 03.02.1998 tarihinden önceki dönemide kapsıyor olması karşısında ve TTK'nun 359.maddesi uyarınca denetçiler yönetim kurulunun usulsüz işlemlerine göz yummakla sorumlu olacaklarından mahkemenin denetçilerden İzzet yönünden sorumluluğunun dayanakları doğru olarak belirlenmemişse de adı geçenin ilke olarak sorumlu tutulmasında bir usulsüzlük bulunmamakla adı geçen vekilinin sorumluluğun dayanağına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden davacı ve mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davalılardan ...'in sorumluluğunun TTK'nun 359.maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekirken bu şahsın kullandırılan usulsüz kredilerde faal olarak yer almadığı, eylemlere katıldığının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4-Dava davacı bankanın eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasından ibarettir. Dava dilekçesinde açıkça 1998 yılı cari döneminde doğan 108 trilyon liralık banka zararı talep edilmiş, banka zararına dayanak olarak da bağımsız dış denetim firması raporuna dayanılmıştır. Anılan raporda 03.02.1998 tarihinden önceki dönemde incelenerek zarar miktarı belirlendiğine göre 03.02.1998 tarihinden önceki dönem zararlarının
da en azından 01.01.1998 tarihinden itibaren davalılardan talep edildiğinin ve bu hususta dava açıldığının kabulü gerekir. Zira, anılan raporda 01.01.1998-23.10.1998 dönemine ait faaliyet sonuçlarının sunulduğu belirtilmekte ise de, bu faaliyet dönemine ilişkin zarar kalemlerinin nereden ve hangi tarihte doğduğu teknik inceleme gerektirmekle anlaşılamamıştır. Davalılar haklarında sorumluluk davası açılmasına ilişkin 01.04.1998 tarihli genel kurul toplantısında ise açıkça 03.02.1998-25.10.1998 tarihleri arasındaki dönem için sorumluluk davası açılmasına karar verildiğine, davacı vekilince bu tarihten daha eskiye dayalı olarak davalıların sorumluluklarına hükmolunması talep edildiğine göre ve davalılar tarafından 03.02.1998 öncesi dönem için genel kurulca ibra edildikleri, bu ibra kararının iptal edilmediği savunulmuş bulunmasına nazaran, bu savunma üzerinde durularak davalıların anılan dönem için davaya konu iş ve işlemlerden dolayı ibra edilip edilmedikleri saptanmak, eğer ortada alınmış geçerli bir ibra yok ise 03.02.1998 tarihinden önceki dönem için ortada TTK'nun 341.maddesi uyarınca alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığından HMK'nun 54.maddesi uyarınca davacı tarafa anılan dönem için sorumluluk davası açılması yönünde genel kurul kararı ibraz etmek üzere uygun bir süre verilerek söz konusu eksikliğin tamamlanması gerekirken anılan husus gözden kaçırılarak davalıların eskiye dayalı olarak da sorumluluklarına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
5-Davalılardan ...'in 03.02.1998-25.10.1998 tarihleri arasında kalan dönem için yönetim kurulu kararları altında imzasının bulunmadığı alınan ek bilirkişi raporunda belirtilmesine ve mahkemecede davalının sorumluluğunun altında sadece imzası bulunan kararlara hasredilmesine ve davacı vekilinin mahkeme kararının gerekçesini bu yönüyle temyiz etmemesi karşısında davalının sorumluluğunun sadece altında imzası bulunan yönetim kurulu kararıyla sınırlı olacağının kabulü ile ek rapor gözetilmeksizin bu davalının asıl rapora göre sorumluluğuna hükmedilmesi yanlış olmuştur.
6-Mahkemece, kredi borçlularından yapılan tahsilatlar varsa bunların davalıların sorumluluk miktarlarından mahsup edilmesi ve verilen karardan sonra davalılardan Korkmaz-... ile TMSF arasında imzalandığı anlaşılan 10.04.2006 tarihli protokol kapsamında varsa yapılan ödemelerin dikkate alınması gerekirken, bu hususun değerlendirilmemesi de hatalı olmuştur.
7-Kabule göre, her bir mümeyyiz davalı yönünden haklarında açılan davaların reddedilen kesimleri gözetilerek lehlerine ...Ü.T gereği vekalet ücreti takdir edilmemesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... ve ...'nun adli yardım taleplerinin reddine ilişkin karara yönelik temyiz istemli dilekçelerinin reddi ile adı geçenlerin temyiz istemlerinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin verilen kararların ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ..., (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ..., ..., Emru Burçkin'e verilmesine, 08.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045123600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz