Ortaklığın tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/33 E. 2024/3708 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vergi tekniği raporu↗ hukuki ve fiili bağlantı↗ gizli ortaklık↗ 6183 sayılı kanun↗ tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ tasarrufun iptali↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ tespit davası↗ ihtiyati haciz↗ tüzel kişilik↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ haciz↗ harç↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mustafa Kemal Paşa Mahkemesi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/889 E., 2018/1290 K.
Taraflar arasındaki ortaklığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mükelleflerinden...Akaryakıt ve LPG Ürünl. Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 2013 ile 2014 yılı hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi sonucunda, tarh edilecek vergi ve cezalar için ihtiyati tahakkuk verilerek şirketin gerçek sevk ve idarecisi ve aynı zamanda gizli ortakları oldukları tespit edilen davalılar ... ve ... hakkında 18.03.2016 tarih ve 2016-A-345/16 sayılı vergi tekniği raporu düzenlendiğini, kaçak akaryakıt organizasyonu ile ilgili Cumhuriyet Savcılıkları soruşturmaları ve vergi incelemelerinin başlaması nedeniyle şirket hisselerinin ... ve ... tarafından...'a devredildiğini, ancak davalı şirketin ortaklık yapısının gerçeği yansıtmadığını, davalı gerçek kişilerin davalı şirketin gizli ortağı gibi şirket adına hareket ettiklerini, şirketin gizli ortağı olduklarını ileri sürerek davalı gerçek kişileri diğer davalı şirketin gizli ortağı olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şirketteki tüm hisselerini ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarında mevcut olarak yasal süreçle beraber devrettiğini, şirketin işleyişi ve fiili durumu ile ilgili beyan edilen hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, devirden sonra şirketle hiçbir hukuki ve fiili bağlantısının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tek taraflı bir işlemle ihtiyati tahakkuk yapabileceği, davalıların muhtemel borçlarına yetecek biçimde mal varlıklarına ihtiyati haciz de koyabileceği, bunun için mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç bulunmadığı, öte yandan davacı idarenin ileride lüzum hâsıl olduğunda tasarrufun iptali davaları veya şirketin sicile kayıtlı ortakları hakkında mukayeseli hukukta "tüzel kişilik perdesinin kaldırılması" diye adlandırılan davaları da açabileceği, ancak tüm bu işlemler için bir vergi veya ceza tahakkuku yapılması gerekeceği, dolayısıyla davanın konusunu teşkil eden tespit ve tedbir talepleri yönünden davacının hukukî yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Vergi Denetim Kurulunda görev yapan müfettiş tarafından hazırlanan 18.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Rapor'unda belirtilen hususlar ve davalılar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve dosya evrakları incelendiğinde davacı idarenin tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu, davacı idare tarafından gerekli tahakkuk ve tedbir işlemlerinin yapılabilmesi için davalı ... ve ...'nun mükellef kurum ile aralarındaki ortaklığın tespiti için yapılan işin esası bakımından ortaklığın olup olmadığının yeterli biçimde araştırılması gerekirken ve dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerekirken mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddia ederek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özellikle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanunu (6183 sayılı Kanun)'nun 35 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 ncı maddesi ve ilgili tüm yasal mevzuat kapsamında davacı idarenin daha kapsamlı şekilde hukuki himayeden yararlanması mümkün iken tespit davası açmasında hukuki yararı olmadığı, ayrıca talebin niteliği gereğince hukuki bilgi ile çözüme ulaştırılacak konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması yerinde olmayacağı, dolayısıyla davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının vergi tekniği raporu sonucuna göre davalı gerçek kişilerin davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti talepli işbu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı ve 114 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1946 E. 2018/7394 K.
Ortak:gizli ortaklık · tasarrufun iptali · tespit davası · ihtiyati haciz · hukuki yarar · haciz · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz kararda… h ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tek taraflı bir işlemle ihtiyati tahakkuk yapabileceği, davalıların muhtemel borçlarına yetecek biçimde mal varlıklarına «ihtiyati haciz» de koyabileceği, bunun için mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç bulunmadığı, öte yandan davacı idarenin ileride lüzum hâsıl olduğunda «tasarrufun iptali» davaları veya şirketin sicile kayıtlı ortakları hakkında mukayeseli hukukta "«tüzel kişilik perdesinin kaldırılması»" diye adlandırılan davaları da açabileceği, ancak tüm bu işlemler için bir vergi veya ceza tahakkuku yapılması gerekeceği, dolayısıyla davanın konusunu teşkil eden …
… 8.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Rapor'unda belirtilen hususlar ve davalılar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve dosya evrakları incelendiğinde davacı idarenin «tespit davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğunu, davacı idare tarafından gerekli tahakkuk ve tedbir işlemlerinin yapılabilmesi için davalı ... ve ...'nun mükellef kurum ile aralarındaki ortaklığın te …
… anunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 ncı maddesi ve ilgili tüm yasal mevzuat kapsamında davacı idarenin daha kapsamlı şekilde hukuki himayeden yararlanması mümkün iken «tespit davası» açmasında «hukuki yararı» olmadığı, ayrıca talebin niteliği gereğince hukuki bilgi ile çözüme ulaştırılacak konularda «bilirkişi incelemesi» yaptırılması yerinde olmayacağı, dolayısıyla davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddin …
Benzer bu karardaYine 6183 sayılı Yasa’nın 17. maddesi uyarınca idarenin ihtiyati tahakkuk ve aynı Yasa’nın 13. maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» yoluna, ayrıca mahkeme kararına ihtiyaç duymaksızın, alacağı tek taraflı kararla gidilebilme imkanına sahip olması karşısında tespit ve tedbir istemekte hukuken korunmaya değer bir yararının bulunduğundan bahsedilemez.
Şu halde, davacı idarenin anılan idari imkanlar karşısında doğrudan «gizli ortaklığın» tespiti ile davalıların hak ve alacaklarına yönelik 3.kişilere «temlikin» önlemesi amacıyla «ihtiyati tedbir» istemesinde «hukuki yararın» varlığından bahsedilemeyecektir.
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur». ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · temlik · usulden reddi · kesin hüküm
Benzer bu karardaŞu halde, davacı idarenin anılan idari imkanlar karşısında doğrudan «gizli ortaklığın» tespiti ile davalıların hak ve alacaklarına yönelik 3.kişilere «temlikin» önlemesi amacıyla «ihtiyati tedbir» istemesinde «hukuki yararın» varlığından bahsedilemeyecektir.
Firmasının gizli ortağı olduklarının «kesin» delillerle ispatlanamadığı, hazırlanan vergi tekniği raporunda davalıların gizli ortak olduklarına dair tespitin kanaatten ibaret olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b-2 bendi uyarınca kabul edilip İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçelerle yeniden hüküm tesisi ile davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» dair hüküm tesisi gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6553 E. 2024/2729 K.
Ortak:vergi tekniği raporu · gizli ortaklık · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · tasarrufun iptali · ihtiyati haciz · tüzel kişilik · hukuki yarar · haciz · dava şartı
İncelediğiniz kararda… h ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tek taraflı bir işlemle ihtiyati tahakkuk yapabileceği, davalıların muhtemel borçlarına yetecek biçimde mal varlıklarına «ihtiyati haciz» de koyabileceği, bunun için mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç bulunmadığı, öte yandan davacı idarenin ileride lüzum hâsıl olduğunda «tasarrufun iptali» davaları veya şirketin sicile kayıtlı ortakları hakkında mukayeseli hukukta "«tüzel kişilik perdesinin kaldırılması»" diye adlandırılan davaları da açabileceği, ancak tüm bu işlemler için bir vergi veya ceza tahakkuku yapılması gerekeceği, dolayısıyla davanın konusunu teşkil eden …
… ı hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi sonucunda, tarh edilecek vergi ve cezalar için ihtiyati tahakkuk verilerek şirketin gerçek sevk ve idarecisi ve aynı zamanda «gizli ortakları» oldukları tespit edilen davalılar ... ve ... hakkında 18.03.2016 tarih ve 2016-A-345/16 sayılı «vergi tekniği raporu» düzenlendiğini, kaçak akaryakıt organizasyonu ile ilgili Cumhuriyet Savcılıkları soruşturmaları ve vergi incelemelerinin başlaması nedeniyle şirket hisselerinin .. …
… 8.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Rapor'unda belirtilen hususlar ve davalılar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve dosya evrakları incelendiğinde davacı idarenin «tespit davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğunu, davacı idare tarafından gerekli tahakkuk ve tedbir işlemlerinin yapılabilmesi için davalı ... ve ...'nun mükellef kurum ile aralarındaki ortaklığın te …
Benzer bu kararda… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usül Kanunu (6183 sayılı Kanun) gereğince «ihtiyati haciz» tatbik etme imkanının bulunması karşısında Mahkemece tedbir konulmasında bir yarar olmadığı, davacı tarafın tek taraflı bir işlemle ihtiyati tahakkuk yapabileceği, davalıların muhtemel borçlarına yetecek biçimde mal varlıklarına ihtiyati haciz de koyabileceği, bunun için Mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç olmadığı, davacı idare ileride lüzum hâsıl olduğunda «tasarrufun iptali» davaları açmak veya şirketin sicile kayıtlı ortakları hakkında mukayeseli hukukta "«tüzel kişilik perdesinin kaldırılması»" diye adlandırılan davaları da açabileceği, ancak tüm bu işlemler için bir vergi veya ceza tahakkuku yapılması gerekeceği, davacı idarenin elinde ihtiyati tahakkuk yapma imkanı da bulunmadığı, tüm bu işlemler için (özel hukuktaki uygulamanın aksine) Mahkemece verilecek ihtiyati haciz kararına ihtiyaç olmadığı, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit ve tedbir talepleri yönünden hukukî yararın bulunduğu da söylenemeyeceği, davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti.'nin «gizli ortakları» olduğuna dair somut deliller bulunmadığı, üstelik «muvazaalı» işlemlere dair deliller varsa ihtiyati tahakkuk ve «ihtiyati haciz» «yetkisinin» davacı idarenin takdirinde olduğu, kesinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve «emredici» bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, «ihtiyati tedbir» istemi için de «hukuki yararın» olmadığı, ayrıca idarenin «tasarrufun iptali» ve «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» gibi yollara başvurabilmesi için ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alması gerektiğinden, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit ve tedbir talepleri yö …
Tic San. ve Tic.Ltd.Şti.'nin 2012, 2013 ve 2014 yılları hesaplarının incelenmesi sonucunda 24.08.2017 tarih ve 2017-A-47/6 sayılı «vergi tekniği raporu» düzenlendiği, söz konusu raporda mükellef kurumun kuruluş tarihinden itibaren yasal akaryakıt ticareti ve kaçak akaryakıt ticaretine ilave olarak sahte belge düzenleme faaliyetinde bulunduğu, mükellef kurumun ortaklık yapısının gerçeği yansıtmadığı, kurumu gerçekte sevk ve idare eden şahısların davalılar olduğu, bu şahısların aynı zamanda organizasyon içerisinde usulsüz yollarla hareket eden birden fazla kurumu da sevk ve idare ettikleri, anılan şahısların diğer davalı şirketin «gizli ortakları» olduğu kanaatine varıldığı hususları tespit edildiği, yerel mahkemece verilen kararda davacı idarenin «ihtiyati tedbir» ve «ihtiyati haciz» için 6183 sayılı Kanun'dan hakkı olduğundan bahisle söz konusu tespit davasını açmasında «hukuki yararının» olmadığından bahisle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verildiği, ancak öncelikle söz konusu tahakkuk için şirket veya haciz işlemin uygulanmasının gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik perdesinin aralanması · limited şirket ortaklığı · adi ortaklık · muvazaa · emredici hüküm · dava şartı yokluğu · ihtiyati tedbir · usulden reddi
Benzer bu karardaŞti.'nin «gizli ortakları» olduğuna dair somut deliller bulunmadığı, üstelik «muvazaalı» işlemlere dair deliller varsa ihtiyati tahakkuk ve «ihtiyati haciz» «yetkisinin» davacı idarenin takdirinde olduğu, kesinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve «emredici» bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, «ihtiyati tedbir» istemi için de «hukuki yararın» olmadığı, ayrıca idarenin «tasarrufun iptali» ve «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» gibi yollara başvurabilmesi için ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alması gerektiğinden, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit ve tedbir talepleri yö …
Tic San. ve Tic.Ltd.Şti.'nin 2012, 2013 ve 2014 yılları hesaplarının incelenmesi sonucunda 24.08.2017 tarih ve 2017-A-47/6 sayılı «vergi tekniği raporu» düzenlendiği, söz konusu raporda mükellef kurumun kuruluş tarihinden itibaren yasal akaryakıt ticareti ve kaçak akaryakıt ticaretine ilave olarak sahte belge düzenleme faaliyetinde bulunduğu, mükellef kurumun ortaklık yapısının gerçeği yansıtmadığı, kurumu gerçekte sevk ve idare eden şahısların davalılar olduğu, bu şahısların aynı zamanda organizasyon içerisinde usulsüz yollarla hareket eden birden fazla kurumu da sevk ve idare ettikleri, anılan şahısların diğer davalı şirketin «gizli ortakları» olduğu kanaatine varıldığı hususları tespit edildiği, yerel mahkemece verilen kararda davacı idarenin «ihtiyati tedbir» ve «ihtiyati haciz» için 6183 sayılı Kanun'dan hakkı olduğundan bahisle söz konusu tespit davasını açmasında «hukuki yararının» olmadığından bahisle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verildiği, ancak öncelikle söz konusu tahakkuk için şirket veya haciz işlemin uygulanmasının gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi k …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla sermaye şirketi olan «limited şirketlerde ortakların» kamu borcundan dolayı sorumluluğuna dair özel düzenlemeler olsa da; gizli ortağın durumunun «adi ortaklık» olarak kabul edildiği ve limited şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığa teşmil edilemeyeceği, davalıların diğer davalı ...
… ilekçede davalı gösterilen gerçek kişiler olduğu, bu kişilerin aynı zamanda usulsüz işlemler yapan başkaca kurumları da yönettikleri, davalı gerçek kişilerin davalı «limited şirketin» «gizli ortakları» olduklarının" tespit edildiğini, 2012-2014 hesap dönemlerinde sahte belge düzenlenerek kaçakçılık suçunun da işlendiğini, ilgililer hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmasının muhtemel olduğunu, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin asıl olduğunu, gerçek mahiyetin de her türlü delille ispatlanabileceğini, iyi niyete aykırı ve «muvazaalı» işlemlerin ispatında «hukuki yararlarının» bulunduğunu, ayrıca muvazaa halinde muvazaadan yararlananlar aleyhine de «ihtiyati haciz» uygulanabileceğini, bu uygulama için davalı gerçek kişilerin, davalı mükellef ...
-
Şirketin Gizli Ortağının Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/922 E. 2023/3872 K.
Ortak:vergi tekniği raporu · gizli ortaklık · tasarrufun iptali · ticaret sicili müdürlüğü · tespit davası · ihtiyati haciz · tüzel kişilik · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… h ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tek taraflı bir işlemle ihtiyati tahakkuk yapabileceği, davalıların muhtemel borçlarına yetecek biçimde mal varlıklarına «ihtiyati haciz» de koyabileceği, bunun için mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç bulunmadığı, öte yandan davacı idarenin ileride lüzum hâsıl olduğunda «tasarrufun iptali» davaları veya şirketin sicile kayıtlı ortakları hakkında mukayeseli hukukta "«tüzel kişilik perdesinin kaldırılması»" diye adlandırılan davaları da açabileceği, ancak tüm bu işlemler için bir vergi veya ceza tahakkuku yapılması gerekeceği, dolayısıyla davanın konusunu teşkil eden …
… ı hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi sonucunda, tarh edilecek vergi ve cezalar için ihtiyati tahakkuk verilerek şirketin gerçek sevk ve idarecisi ve aynı zamanda «gizli ortakları» oldukları tespit edilen davalılar ... ve ... hakkında 18.03.2016 tarih ve 2016-A-345/16 sayılı «vergi tekniği raporu» düzenlendiğini, kaçak akaryakıt organizasyonu ile ilgili Cumhuriyet Savcılıkları soruşturmaları ve vergi incelemelerinin başlaması nedeniyle şirket hisselerinin .. …
… 8.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Rapor'unda belirtilen hususlar ve davalılar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve dosya evrakları incelendiğinde davacı idarenin «tespit davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğunu, davacı idare tarafından gerekli tahakkuk ve tedbir işlemlerinin yapılabilmesi için davalı ... ve ...'nun mükellef kurum ile aralarındaki ortaklığın te …
Benzer bu karardaŞti.'nin «gizli ortakları» olduğuna dair somut deliller bulunmadığı, üstelik «muvazaalı» işlemlere dair deliller varsa ihtiyati tahakkuk ve «ihtiyati haciz» «yetkisinin» davacı idarenin takdirinde olduğu, kesinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve «emredici» bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, «ihtiyati tedbir» istemi için de «hukuki yararın» olmadığı, ayrıca idarenin «tasarrufun iptali» ve «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» gibi yollara başvurabilmesi için ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alması gerektiğinden, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit ve tedbir talepleri yö …
… i Türkan Mestanlı tarafından incelenmesi sonucunda tarh edilecek vergi ve cezalar için ihtiyati tahakkuk verilerek şirketin gerçek sevk ve idarecisi ve aynı zamanda «gizli ortakları» oldukları tespit edilen davalılar ... ve ... hakkında 14.04.2016 tarih ve 2016-A-345/18 sayılı «vergi tekniği raporu» düzenlendiğini, raporda şirketin gerçekte ... ve ...'nun kontrolünde olduğunu, ...'ın beyanlarından şirketi devraldıktan sonra da ...
… ttişi Türkan Mestanlı tarafından düzenlenen 14.04.2016 tarihli Vergi Tekniği Raporunda da belirtildiği üzere davalı şirketin 13.01.2010 tarihine kurulduğu %60 hisse «payı» ile ... ve %40 hisse payı ile ... tarafından kurulduğu ancak adı geçen şahısların kaçak akaryakıt organizasyonu ile ilgili Cumhuriyet Savcılıkları soruşturmaları ve vergi incelemelerinin başlaması üzerine şirket hisselerini ...' a devrettiği mezkur rapora sunulan mükellef beyanları ile faturalardan, diğer soruşturma evraklarından anlaşıldığını, raporda belirtilen hususların ve davalılar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve dosya evrakları incelendiğinde davacı İdarenin «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılacağını, dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesi gerekirken Mahkemece davanın reddine karar verilesi usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini iler …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik perdesinin aralanması · limited şirket ortaklığı · re'sen gözetilme · adi ortaklık · muvazaa · emredici hüküm · dava şartı yokluğu · ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaŞti.'nin «gizli ortakları» olduğuna dair somut deliller bulunmadığı, üstelik «muvazaalı» işlemlere dair deliller varsa ihtiyati tahakkuk ve «ihtiyati haciz» «yetkisinin» davacı idarenin takdirinde olduğu, kesinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve «emredici» bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, «ihtiyati tedbir» istemi için de «hukuki yararın» olmadığı, ayrıca idarenin «tasarrufun iptali» ve «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» gibi yollara başvurabilmesi için ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alması gerektiğinden, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit ve tedbir talepleri yö …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sermaye şirketi olan «limited şirketlerde ortakların» kamu borcundan dolayı sorumluluğuna dair özel düzenlemeler olsa da; gizli ortağın durumunun «adi ortaklık» olarak kabul edildiği ve limited şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığa teşmil edilemeyeceği,...Akaryakıt ve LPG Ürünl.
… r verilmiş olmakla birlikte; söz konusu reddin esasa ilişkin olduğu, oysa ki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi uyarınca «hukuki yararın» dava şartı olup davanın her aşamasında mahkemece re'«sen gözetilmesi» gerektiği, «limited şirkette» «gizli ortaklığın» tespitine ilişkin açılan işbu davada hukuki yarar bulunmadığı, bu nedenle hukuki yarar dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'«sen gözetilecek» sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4663 E. 2024/1071 K.
Ortak:gizli ortaklık · tespit davası · ihtiyati haciz · hukuki yarar · haciz · dava şartı
İncelediğiniz kararda… h ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tek taraflı bir işlemle ihtiyati tahakkuk yapabileceği, davalıların muhtemel borçlarına yetecek biçimde mal varlıklarına «ihtiyati haciz» de koyabileceği, bunun için mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç bulunmadığı, öte yandan davacı idarenin ileride lüzum hâsıl olduğunda «tasarrufun iptali» davaları veya şirketin sicile kayıtlı ortakları hakkında mukayeseli hukukta "«tüzel kişilik perdesinin kaldırılması»" diye adlandırılan davaları da açabileceği, ancak tüm bu işlemler için bir vergi veya ceza tahakkuku yapılması gerekeceği, dolayısıyla davanın konusunu teşkil eden …
… 8.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Rapor'unda belirtilen hususlar ve davalılar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve dosya evrakları incelendiğinde davacı idarenin «tespit davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğunu, davacı idare tarafından gerekli tahakkuk ve tedbir işlemlerinin yapılabilmesi için davalı ... ve ...'nun mükellef kurum ile aralarındaki ortaklığın te …
… anunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 ncı maddesi ve ilgili tüm yasal mevzuat kapsamında davacı idarenin daha kapsamlı şekilde hukuki himayeden yararlanması mümkün iken «tespit davası» açmasında «hukuki yararı» olmadığı, ayrıca talebin niteliği gereğince hukuki bilgi ile çözüme ulaştırılacak konularda «bilirkişi incelemesi» yaptırılması yerinde olmayacağı, dolayısıyla davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddin …
Benzer bu kararda… sayılı ilamı ile onanan kararında işaret edildiği üzere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 17 nci maddesi gereğince, vergi takibatı veya «ihtiyati haciz» uygulanması için Mahkemeden herhangi bir karar alınması gerektiğine ilişkin bir ibare bulunmadığından davacı idarenin, konuya ilişkin «tespit davası» açmasında «hukuki yararı» olmadığı gerekçesiyle dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
… rın davalılar ... ve ...'ın kontrolünde olduğunu ve adı geçen firmaların fiili yöneticisi olduklarının tespit edildiğini, adı geçen kişilerin mükellef kurumun sahte «fatura» düzenleme faaliyetine fiilenen katıldığı ve mükellef kurumun gizli ortağı olduğu sonucuna varıldığını, bu durumda davalılar ... ve ...'ın mükellef kurum adına tahakkuk eden ve edecek olan tüm vergi ve vergi «ziyaı» cezalarından müştereken ve «müteselsilen sorumlu» tutulması gerektiği, 6183 sayılı Amme Alacakların Tahsili Usulü Hakkında Kanunu'nun (6183 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince şirketin «gizli ortakları» oldukları yönünde kuvvetli deliller elde edilen davalılar ... ve ...'ın hakkında da davalı şirketin mevcut borçları ve vergi tekniği raporuna istinaden düzenlenen vergi inceleme raporları neticesinde tarh edilecek vergi borçları için ihtiyati tahakkuka dayalı «ihtiyati haciz» uygulanması gerektiğinden söz konusu davalılar ile mükellef kurum arasında ortaklığın tespiti için dava açılması zarureti olduğunu, bu nedenle Yerel Mahkeme kararı …
… , birden fazla mükellefi sevk ve idare ettiğini, mükellef adına tarh edilecek vergiler için mükellef adına ihtiyati tahakkuk verilerek davalılar ... ve ... nezdinde «ihtiyati haciz» uygulanması gerektiğini belirterek davalı Di-Teks Boya Apre Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · vekalet ücreti takdiri · ziya · müteselsil sorumluluk · ihtiyati tedbir · limited şirket · iş mahkemesi görev alanı · fatura
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen kişilerin daha önce şirkette pay sahibi olup olmadıkları, hangi ortak veya ortaklara gizli ortak oldukları gibi hususların belirsiz olduğu, Mahkemenin «görev alanına» giren ... hususun davalıların «limited şirket ortaklıklarının» tespitinden ibaret olduğu, Yargıtay 11.
… rın davalılar ... ve ...'ın kontrolünde olduğunu ve adı geçen firmaların fiili yöneticisi olduklarının tespit edildiğini, adı geçen kişilerin mükellef kurumun sahte «fatura» düzenleme faaliyetine fiilenen katıldığı ve mükellef kurumun gizli ortağı olduğu sonucuna varıldığını, bu durumda davalılar ... ve ...'ın mükellef kurum adına tahakkuk eden ve edecek olan tüm vergi ve vergi «ziyaı» cezalarından müştereken ve «müteselsilen sorumlu» tutulması gerektiği, 6183 sayılı Amme Alacakların Tahsili Usulü Hakkında Kanunu'nun (6183 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince şirketin «gizli ortakları» oldukları yönünde kuvvetli deliller elde edilen davalılar ... ve ...'ın hakkında da davalı şirketin mevcut borçları ve vergi tekniği raporuna istinaden düzenlenen vergi inceleme raporları neticesinde tarh edilecek vergi borçları için ihtiyati tahakkuka dayalı «ihtiyati haciz» uygulanması gerektiğinden söz konusu davalılar ile mükellef kurum arasında ortaklığın tespiti için dava açılması zarureti olduğunu, bu nedenle Yerel Mahkeme kararı …
Şti.'nin gizli ortağı olduğunun tespitine, davalıların hak ve malları üzerine «ihtiyati tedbir» konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektiğini, ancak hükmedilmediğinden kararın kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/33 E. , 2024/3708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2649 Esas, 2022/1256 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Mustafa Kemal Paşa Mahkemesi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/889 E., 2018/1290 K.
Taraflar arasındaki ortaklığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mükelleflerinden...Akaryakıt ve LPG Ürünl. Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 2013 ile 2014 yılı hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi sonucunda, tarh edilecek vergi ve cezalar için ihtiyati tahakkuk verilerek şirketin gerçek sevk ve idarecisi ve aynı zamanda gizli ortakları oldukları tespit edilen davalılar ... ve ... hakkında 18.03.2016 tarih ve 2016-A-345/16 sayılı vergi tekniği raporu düzenlendiğini, kaçak akaryakıt organizasyonu ile ilgili Cumhuriyet Savcılıkları soruşturmaları ve vergi incelemelerinin başlaması nedeniyle şirket hisselerinin ... ve ... tarafından...'a devredildiğini, ancak davalı şirketin ortaklık yapısının gerçeği yansıtmadığını, davalı gerçek kişilerin davalı şirketin gizli ortağı gibi şirket adına hareket ettiklerini, şirketin gizli ortağı olduklarını ileri sürerek davalı gerçek kişileri diğer davalı şirketin gizli ortağı olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şirketteki tüm hisselerini ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarında mevcut olarak yasal süreçle beraber devrettiğini, şirketin işleyişi ve fiili durumu ile ilgili beyan edilen hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, devirden sonra şirketle hiçbir hukuki ve fiili bağlantısının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tek taraflı bir işlemle ihtiyati tahakkuk yapabileceği, davalıların muhtemel borçlarına yetecek biçimde mal varlıklarına ihtiyati haciz de koyabileceği, bunun için mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç bulunmadığı, öte yandan davacı idarenin ileride lüzum hâsıl olduğunda tasarrufun iptali davaları veya şirketin sicile kayıtlı ortakları hakkında mukayeseli hukukta "tüzel kişilik perdesinin kaldırılması" diye adlandırılan davaları da açabileceği, ancak tüm bu işlemler için bir vergi veya ceza tahakkuku yapılması gerekeceği, dolayısıyla davanın konusunu teşkil eden tespit ve tedbir talepleri yönünden davacının hukukî yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Vergi Denetim Kurulunda görev yapan müfettiş tarafından hazırlanan 18.03.2016 tarihli Vergi Tekniği Rapor'unda belirtilen hususlar ve davalılar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve dosya evrakları incelendiğinde davacı idarenin tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu, davacı idare tarafından gerekli tahakkuk ve tedbir işlemlerinin yapılabilmesi için davalı ... ve ...'nun mükellef kurum ile aralarındaki ortaklığın tespiti için yapılan işin esası bakımından ortaklığın olup olmadığının yeterli biçimde araştırılması gerekirken ve dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerekirken mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddia ederek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özellikle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanunu (6183 sayılı Kanun)'nun 35 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 ncı maddesi ve ilgili tüm yasal mevzuat kapsamında davacı idarenin daha kapsamlı şekilde hukuki himayeden yararlanması mümkün iken tespit davası açmasında hukuki yararı olmadığı, ayrıca talebin niteliği gereğince hukuki bilgi ile çözüme ulaştırılacak konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması yerinde olmayacağı, dolayısıyla davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının vergi tekniği raporu sonucuna göre davalı gerçek kişilerin davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti talepli işbu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı ve 114 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043886400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz