Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13203 E. 2010/11523 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat mektubu tazmini↗ garanti sözleşmesi↗ tazmin talebi↗ lehdar↗ rücu hakkı↗ rücuen tahsil↗ yetki itirazı↗ teminat mektubu↗ riziko↗ yargılama giderleri↗ muacceliyet↗ rücu↗ garantörlük↗ vade↗ yetki↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ taşıyan↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bir bankanın müşterisi lehine teminat mektubu vermesi için diğer bir bankadan kontrgaranti alması halinde, sadece kontrgaranti veren bankanın kredilendirilip onun talebi üzerine teminat mektubunun verildiği ve teminat mektubu veren bankanın lehdara rücu hakkının bulunduğu, davacı banka tarafından Tügsaş A.Ş. lehine verilen teminat mektubunun vadesinin 30.04.1998 tarihine kadar uzatıldığı, lehdarın 27.04.1998 tarihinde ve süresinde tazmin talebinde bulunduğu halde davacının talebi reddettiği, davacı banka aleyhine açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, davacının kendi kusuru ile aleyhine dava açılmasına sebep olduğundan ödediği faiz ve yargılama giderleri için davalıya rücu edemeyeceği, davacı tarafından alınan kontrgarantinin, bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkı sağlamaya yönelik oldu, bankanın verdiği teminat mektubunun, aldığı kontrgaranti’den tamamen bağımsız bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (93.240)USD’nın 30.04.1998 tarihindeki kur karşılığı olan (23.274,56)TL’nın 12.04.2002 ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davacı Türk bankasının davalı yabancı bankanın verdiği kontrgarantiye dayanarak, Fransa’da mukim dava dışı Fosger (Mekadrade) Firması lehine düzenlediği teminat mektubunu, yine dava dışı muhatap Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. (Tügsaş) tarafından talep edilmesi nedeniyle tazmin etmesi üzerine, teminat mektubu bedelinin davalı kontrgaran yabancı bankadan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, bu türden bir ilişkide davacı bankaca alınan kontrgaranti ve diğer teminatlar, davacı bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkını sağlamaya yöneliktir. Yoksa davacı bankanın verdiği teminat mektubu, aldığı kontrgarantiden tamamen bağımsızdır. Diğer bir deyişle davacı banka, hiç kontrgaranti almasa veya aldığı kontrgaranti herhangi bir nedenle geçersiz olsa dahi, teminat mektubunun tazmini talebinde bulunan muhataba karşı bunu ileri süremez (Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara 2003, 4. Baskı, s:397).
Ayrıca Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre teminat mektupları da diğer tüm sözleşmeler gibi, muhatabın alacağının muaccel olmasından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dolayısıyla muhatabın riskin vade içinde doğduğunu ispat etmesi şartıyla, bankanın B.K.’nun genel hükümlerine göre zamanaşımı süresi olan 10 yıl içinde muhatabın başvurması halinde ödeme yükümlülüğü devam etmektedir. Yargıtay’ın banka teminat mektuplarını başkasının fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi sayması da göz önünde bulundurularak, uygulamada doğabilecek sakıncaları gidermek amacıyla, BK.’nun 110. maddesine 10.07.1981 tarih ve 17398 sayılı R.G.’de yayımlanan 2486 Sayılı Kanun ile bir fıkra eklenmiştir. Buna göre, belirli bir süre için yapılan taahhütlerde, sürenin bitimine kadar taahhüt edene yazılı olarak başvurulmaması halinde taahhüdün hükümsüz olacağına dair sözleşmeler geçerlidir.
B.K.’nun anılan 110/2. fıkrasından anlaşılmaktadır ki, vade kaydını taşıyan tüm teminat mektuplarının vade sonunda hükümsüz olması söz konusu değildir. Sadece vade kaydını taşıyan, ancak B.K.’nun 110/2. maddesinde belirtilen kaydı taşımayan teminat mektuplarında, riskin vade içinde doğması kaydıyla, bankanın 10 yıl süre ile sorumlu olacağı
şeklindeki Yargıtay görüşü geçerli olmakta devam edecektir. Nitekim 30.03.1988 tarih ve 11-642-287 E-K. sayılı Yargıtay HGK. kararında, “kural olarak belli bir süre için verilen garanti halinde, süresi içinde rizikonun gerçekleşmemesinin yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğuracağı, garanti sözleşmesinin B.K.’nun 110. maddesine 08.07.1981 gün ve 2486 Sayılı Kanun ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa vade sonuna kadar yazılı istekte bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğunun sona ereceği, bu yolda bir kayıt konulmamış ise teminat mektubu süreli de olsa, 10 yıllık zamanaşımı süresi doluncaya kadar tazmin talebinin ileri sürülebileceği” belirtilmiştir.
Teminat mektubu garanti veren banka ile garanti alan muhatap arasında bir sözleşme niteliğinde bulunduğundan, vade ancak sözleşmenin tarafları arasında varılacak bir anlaşma ile değiştirilebilir. Bunun gibi yabancı bankanın Türk bankasına dışarıda yerleşik gerçek veya tüzel kişiler lehine kontrgaranti göndermesi ve Türk bankasının Türkiye’deki muhataba teminat mektubu vermesini istemesi halinde de, yabancı banka yönünden vadenin uzaması, yabancı kontrgaran bankanın da bu yönde bir taahhütte bulunmasına bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta ise dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu teminat mektubunun/kontrgarantinin 13.10.1997 tanzim tarihli ve süreli (vadeli) olduğu, süresinde ulaşacak biçimde yazılı olarak ödeme talebinde bulunulmaması halinde BK.’nun 110. maddesi uyarınca taahhüdün kendiliğinden hükümsüz olacağının teminat mektuplarında/kontrgarantilerde açıkça belirtildiği, dava dışı muhatabın talebiyle teminat mektubunun/kontrgarantinin süresinin ilk olarak 31.03.1998 tarihine kadar (davalı yabancı banka tarafından da postada geçebilecek süre gözetilerek 15.04.1998 tarihine kadar) uzatıldığı, buna karşılık davacı bankanın dava dışı muhatap Tügsaş A.Ş.’nin talebi üzerine teminat mektubu süresini ikinci kez 30.04.1998 tarihine kadar uzattığı halde durumu davalı yabancı bankaya bildirdiğini veya davalı banka tarafından kotrgaranti süresinin uzatıldığını ispat edemediği, muhatap Tügsaş A.Ş.’nin 27.04.1998 tarihli tazmin talebine rağmen ödemede bulunmayan davacı bankanın, açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelini Tügsaş A.Ş.’ne ödemek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı yabancı banka tarafından kontrgaranti süresinin en son olarak uzatıldığı 15.04.1998 tarihine kadar yazılı başvuruda bulunulmadığından, davalı bankanın verdiği kotrgaranti hükümsüz hale gelmiştir. Hatta davalı banka da bu durumu 18.08.1998 tarihli yazı ile davacı bankaya bildirilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1268 E. 2011/5206 K.
Ortak:lehdar · rücu hakkı · teminat mektubu · yargılama giderleri · rücu · kusur · teminat · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bir bankanın müşterisi lehine «teminat mektubu» vermesi için diğer bir bankadan kontrgaranti alması halinde, sadece kontrgaranti veren bankanın kredilendirilip onun talebi üzerine teminat mektubunun verildiği ve teminat mektubu veren bankanın «lehdara» «rücu hakkının» bulunduğu, davacı banka tarafından Tügsaş A.Ş. lehine verilen teminat mektubunun vadesinin 30.04.1998 tarihine kadar uzatıldığı, lehdarın 27.04.1998 tarihinde ve süresinde tazmin talebinde bulunduğu halde davacının talebi reddettiği, davacı banka aleyhine açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, davacının kendi «kusuru» ile aleyhine dava açılmasına sebep olduğundan ödediği faiz ve «yargılama giderleri» için davalıya rücu edemeyeceği, davacı tarafından alınan kontrgarantinin, bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkı sağlamaya yönelik oldu, bankanı …
Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, bu türden bir ilişkide davacı bankaca alınan kontrgaranti ve diğer «teminatlar», davacı bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde «rücu hakkını» sağlamaya yöneliktir.
2- Ancak dava, davacı Türk bankasının davalı yabancı bankanın verdiği kontrgarantiye dayanarak, Fransa’da mukim dava dışı Fosger (Mekadrade) Firması lehine düzenlediği «teminat mektubunu», yine dava dışı muhatap Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. (Tügsaş) tarafından talep edilmesi nedeniyle tazmin etmesi üzerine, teminat mektubu bedelinin davalı kontrgaran yabancı bankadan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bir bankanın müşterisi lehine «teminat mektubu» vermesi için diğer bir bankadan kontrgaranti alması halinde, sadece kontrgaranti veren bankanın kredilendirilip onun talebi üzerine teminat mektubunun verildiği ve teminat mektubu veren bankanın «lehdara» «rücu hakkının» bulunduğu, davacı banka tarafından Tügsaş A.Ş. lehine verilen teminat mektubunun vadesinin 30.04.1998 tarihine kadar uzatıldığı, lehdarın 27.04.1998 tarihinde ve süresinde tazmin talebinde bulunduğu halde davacının talebi reddettiği, davacı banka aleyhine açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, davacının kendi «kusuru» ile aleyhine dava açılmasına sebep olduğundan ödediği faiz ve «yargılama giderleri» için davalıya rücu edemeyeceği, davacı tarafından alınan kontrgarantinin, bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkı sağlamaya yönelik oldu, bankanı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7115 E. 2014/16916 K.
Ortak:garanti sözleşmesi · tazmin talebi · teminat mektubu · riziko · garantörlük · vade · taahhütname · taşıyan · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaNitekim 30.03.1988 tarih ve 11-642-287 E-K. sayılı Yargıtay HGK. kararında, “kural olarak belli bir süre için verilen «garanti» halinde, süresi içinde «rizikonun» gerçekleşmemesinin yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğuracağı, «garanti sözleşmesinin» B.K.’nun 110. maddesine 08.07.1981 gün ve 2486 Sayılı Kanun ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa «vade» sonuna kadar yazılı istekte bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğunun sona ereceği, bu yolda bir kayıt konulmamış ise «teminat mektubu» süreli de olsa, 10 yıllık «zamanaşımı» süresi doluncaya kadar «tazmin talebinin» ileri sürülebileceği” belirtilmiştir.
Yargıtay’ın banka «teminat» mektuplarını başkasının fiilini «taahhüt» niteliğinde bir «garanti sözleşmesi» sayması da göz önünde bulundurularak, uygulamada doğabilecek sakıncaları gidermek amacıyla, BK.’nun 110. maddesine 10.07.1981 tarih ve 17398 sayılı R.G.’de yayımlanan 2486 Sayılı Kanun ile bir fıkra eklenmiştir.
Bunun gibi yabancı bankanın Türk bankasına dışarıda yerleşik gerçek veya tüzel kişiler lehine kontrgaranti göndermesi ve Türk bankasının Türkiye’deki muhataba «teminat mektubu» vermesini istemesi halinde de, yabancı banka yönünden «vadenin» uzaması, yabancı kontrgaran bankanın da bu yönde bir «taahhütte» bulunmasına bağlıdır.
Benzer bu karardaNitekim 30.03.1988 tarih ve 11-642-287 E-K. sayılı Yargıtay HGK kararında da “kural olarak belli bir süre için verilen «garanti» halinde, süresi içinde «rizikonun» gerçekleşmemesinin, yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğuracağının, «garanti sözleşmesinin» BK'nın 110. maddesine 08.07.1981 gün ve 2486 S.K. ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa «vade» sonuna kadar yazılı istekte bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğunun sona ereceğinin, bu yolda bir kayıt konulmamış ise «teminat mektubu» süreli de olsa, 10 yıllık «zamanaşımı» süresi doluncaya kadar «tazmin talebinin» ileri sürülebileceği” belirtilmiştir.(a.g.e., s: 156 vd.) Açıklanan bu nedenlerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz e …
Mahkemece, «garanti» niteliğinde bulunan «teminat mektubu» verildiği hallerde bankanın muhataba (garanti alana) karşı üstlendiği «taahhütün», bir yandan banka ile müşterisi («lehtar») diğer yandan da lehtar ile muhatap arasındaki ilişkiden tamamen bağımsız olduğu, dolayısı ile garanti veren bankanın lehtar ile muhatap arasındaki «temel ilişkinin» borçluya tanıdığı savunma imkanlarından yararlanmasının söz konusu olmadığı, somut olayda işin bitim tarihinin 20.08.2011 olduğu, yüklenicinin süresi içerisinde işi bitiremediği, sözleşme ve kanun hükümlerine uymama sebebiyle dava dışı şirket hakkında ceza kesme tutanağı düzenlendiği, teminat mektubundaki sözleşme ve kanun hükümlerine uymamak şartının gerçekleştiği, teminat mektubunun niteliği gereği bankanın yükümlüğünün teminat mektubunu derhal nakte çevirmek olduğu, asıl borç ile garanti edilen borcun birbirinden ayrı ve bağımsız borçlar olduğu, bankanın ödeme yapmaması için «ihtiyati tedbir» gibi hukuki yollara başvurması gerektiği, davacı kurumun hangi nedenle taahhüdün nakde çevirmesini istediğini gerekçelendirmek zorunda olmadığı, yalnızca nakte çevirme işlemine dair yazılı bildirimin yeterli olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'nce «kesin» teminat mektubu gereğince tazmin edilmesi gereken 2.300TL'nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Ayrıca BK'nın 110. maddesine 10.07.1981 tarih ve 17398 sayılı R.G/de yayımlanan 2486 S.K. ile eklenen fıkra uyarınca, belirli bir süre için yapılan «taahhütlerde», sürenin bitimine kadar taahhüt edene yazılı olarak başvurulmaması halinde taahhüdün hükümsüz sayılacağına dair sözleşmelerin geçerli sayılmakta, sadece «vade» «kaydını» «taşıyan», ancak BK.nın 110/2. maddesinde belirtilen bu kavdı taşımayan «teminat» mektuplarında ise riskin vade içinde doğması kaydıyla, bankanın 10 yıl süre ile sorumluluğu devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temel ilişki · mücerretlik · lehtar · ihtiyati tedbir · yasal faiz · temerrüt · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, «garanti» niteliğinde bulunan «teminat mektubu» verildiği hallerde bankanın muhataba (garanti alana) karşı üstlendiği «taahhütün», bir yandan banka ile müşterisi («lehtar») diğer yandan da lehtar ile muhatap arasındaki ilişkiden tamamen bağımsız olduğu, dolayısı ile garanti veren bankanın lehtar ile muhatap arasındaki «temel ilişkinin» borçluya tanıdığı savunma imkanlarından yararlanmasının söz konusu olmadığı, somut olayda işin bitim tarihinin 20.08.2011 olduğu, yüklenicinin süresi içerisinde işi bitiremediği, sözleşme ve kanun hükümlerine uymama sebebiyle dava dışı şirket hakkında ceza kesme tutanağı düzenlendiği, teminat mektubundaki sözleşme ve kanun hükümlerine uymamak şartının gerçekleştiği, teminat mektubunun niteliği gereği bankanın yükümlüğünün teminat mektubunu derhal nakte çevirmek olduğu, asıl borç ile garanti edilen borcun birbirinden ayrı ve bağımsız borçlar olduğu, bankanın ödeme yapmaması için «ihtiyati tedbir» gibi hukuki yollara başvurması gerektiği, davacı kurumun hangi nedenle taahhüdün nakde çevirmesini istediğini gerekçelendirmek zorunda olmadığı, yalnızca nakte çevirme işlemine dair yazılı bildirimin yeterli olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'nce «kesin» teminat mektubu gereğince tazmin edilmesi gereken 2.300TL'nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Teminat mektubu vermekle bankalar «mücerret» bir borç altına girmeyip belirli bir yükümlülüğün yerine getirilmesini «garanti» etmeleri nedeniyle, yazılı tazmin talebinde mutlaka, «lehtarın» «teminat mektubu» ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirtilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16685 E. 2015/11819 K.
Ortak:garanti sözleşmesi · lehdar · teminat mektubu · riziko · muacceliyet · garantörlük · taahhütname · cy/cy kaydı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaNitekim 30.03.1988 tarih ve 11-642-287 E-K. sayılı Yargıtay HGK. kararında, “kural olarak belli bir süre için verilen «garanti» halinde, süresi içinde «rizikonun» gerçekleşmemesinin yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğuracağı, «garanti sözleşmesinin» B.K.’nun 110. maddesine 08.07.1981 gün ve 2486 Sayılı Kanun ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa «vade» sonuna kadar yazılı istekte bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğunun sona ereceği, bu yolda bir kayıt konulmamış ise «teminat mektubu» süreli de olsa, 10 yıllık «zamanaşımı» süresi doluncaya kadar «tazmin talebinin» ileri sürülebileceği” belirtilmiştir.
Yargıtay’ın banka «teminat» mektuplarını başkasının fiilini «taahhüt» niteliğinde bir «garanti sözleşmesi» sayması da göz önünde bulundurularak, uygulamada doğabilecek sakıncaları gidermek amacıyla, BK.’nun 110. maddesine 10.07.1981 tarih ve 17398 sayılı R.G.’de yayımlanan 2486 Sayılı Kanun ile bir fıkra eklenmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bir bankanın müşterisi lehine «teminat mektubu» vermesi için diğer bir bankadan kontrgaranti alması halinde, sadece kontrgaranti veren bankanın kredilendirilip onun talebi üzerine teminat mektubunun verildiği ve teminat mektubu veren bankanın «lehdara» «rücu hakkının» bulunduğu, davacı banka tarafından Tügsaş A.Ş. lehine verilen teminat mektubunun vadesinin 30.04.1998 tarihine kadar uzatıldığı, lehdarın 27.04.1998 tarihinde ve süresinde tazmin talebinde bulunduğu halde davacının talebi reddettiği, davacı banka aleyhine açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, davacının kendi «kusuru» ile aleyhine dava açılmasına sebep olduğundan ödediği faiz ve «yargılama giderleri» için davalıya rücu edemeyeceği, davacı tarafından alınan kontrgarantinin, bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkı sağlamaya yönelik oldu, bankanı …
Benzer bu karardaMuhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da «teminat mektubunun» mahiyeti itibariyle BK'nın 110. maddesinde sözü edilen «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde bir «garanti sözleşmesi» olduğu kabul edilmiştir.
Dava, davacı lehine davalı ....'ye devredilen ... tarafından düzenlenen iki adet süresiz ve «ilk talepte ödeme kaydını» havi «teminat mektubunun», 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu süresiz teminat mektuplarında, riskin zamanaşımının doğduğu tarihten itibaren başladığı, tazmin riski devam ettiğinden alacağın henüz «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk talepte ödeme kaydı · sözleşme serbestisi · depo kararı · lehtar · üçüncü kişi · ifa
Benzer bu karardaBanka «teminat mektubu» ile «garanti» eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine «üçüncü kişi» durumunda bulunan «lehtarın» edimini «ifa» etmemesi ya da sair «rizikoların» ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Muhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
Dava, davacı lehine davalı ....'ye devredilen ... tarafından düzenlenen iki adet süresiz ve «ilk talepte ödeme kaydını» havi «teminat mektubunun», 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu süresiz teminat mektuplarında, riskin zamanaşımının doğduğu tarihten itibaren başladığı, tazmin riski devam ettiğinden alacağın henüz «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Pozitif bir temele dayanmayan «teminat mektubu» kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve «sözleşme serbestisi» kapsamında vücut bulmuştur.
2 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5206 E. 2022/1214 K.
Ortak:teminat mektubu · vade · taahhütname · cy/cy kaydı · teminat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBunun gibi yabancı bankanın Türk bankasına dışarıda yerleşik gerçek veya tüzel kişiler lehine kontrgaranti göndermesi ve Türk bankasının Türkiye’deki muhataba «teminat mektubu» vermesini istemesi halinde de, yabancı banka yönünden «vadenin» uzaması, yabancı kontrgaran bankanın da bu yönde bir «taahhütte» bulunmasına bağlıdır.
B.K.’nun anılan 110/2. fıkrasından anlaşılmaktadır ki, «vade» «kaydını» «taşıyan» tüm «teminat» mektuplarının vade sonunda hükümsüz olması söz konusu değildir.
Sadece «vade» «kaydını» «taşıyan», ancak B.K.’nun 110/2. maddesinde belirtilen kaydı taşımayan «teminat» mektuplarında, riskin vade içinde doğması kaydıyla, bankanın 10 yıl süre ile sorumlu olacağı şeklindeki Yargıtay görüşü geçerli olmakta devam edecektir.
Benzer bu karardaA.Ş. tarafından işbu davaya konu «teminat» mektuplarından dolayı davalı .... aleyhine açılan «menfi tespit» ve alacak istemli davada, teminat mektuplarının «vadelerinin» en «son» 24.06.2013 tarihine kadar temdit edildiğini, vade tarihlerinden sonra teminat mektuplarının hükümsüz kaldığını, ancak davalı bankaca sözkonusu teminat mektuplarının riski devam ettiğinden bahisle 23.08.2013/23.11.2013 ve 23.11.2013/23.02.2014 dönemlerine ait «komisyon» tahakkuk ettirildiğini, bu alacağın itirazi kayıtla ödendiğini ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile itirazi kayıt altında yapılan ödemenin faizi ile tahsilini istediği, davanın reddedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 47.10 maddesinde; “Müşteri, Bankaca belli bir süre ile sınırlı (vade ile) olarak verilen Teminat Mektupları veya Kontrgarantileri sürelerinin (vadelerinin) bitiminde Banka'ya geri vermeyi «taahhüt» eder.
Teminat Mektubu veya kontrgaranti Banka'ya iade olunmadıkça Müşterinin borcu ve sorumluluğu devam eder." hükmünün yer aldığı, süreli «teminat mektubunda» teminat mektubu ile güvence altına alınan riskin «vade» içinde gerçekleşmek «kaydı» ile bankanın sorumluluğunun 10 yıl süre ile devam edeceğinden teminat mektubu iade tarihine kadar davalıların «teminat mektubu komisyonlarından» sorumluluğunun kabul edildiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A.Ş. tarafından banka aleyhine açılıp bu davaya da konu «teminat mektubunun» hükümsüz olması nedeniyle bankaya «komisyon» borcu olmadığının tespiti, teminat «komisyon bedelinin» iadesinin istendiği, davanın reddine ilişkin kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu hali ile davacı tarafın teminat mektupları için talep hakkının yerinde olduğu hususunun kesinlik kazandığı, bilirkişi vasıtası ile teminat mektupları uyarınca kat tarihine kadar olan Banka alacağının hesaplandığı, «kefilin» sorumlu olduğu miktarın tespit edildiği, hesaplamaların yasaya ve usule uygun olduğunun görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak kaydı» ile davalının takibe itirazının 3.384 EURO ve 57.432 USD «asıl alacak», 6,58 EURO ve 117,26 USD takip tarihine kadar «işlemiş faiz», 0,33 EURO ve 5,86 USD BSMV ile takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar EURO ve USD ile açılmış bulunan 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranından faiz yürütülmesine yönelik itirazın iptaline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 3.390,91 Euronun ve 57.555,12 USD’nin takip tarihindeki TL karşılığının %20’si oranında 36.424,40 TL «icra inkar tazminatının» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu komisyonu · tahsilde tekerrür olmamak kaydı · komisyon bedeli · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · mevduat hesabı · komisyon · işlemiş faiz
Benzer bu karardaA.Ş. tarafından banka aleyhine açılıp bu davaya da konu «teminat mektubunun» hükümsüz olması nedeniyle bankaya «komisyon» borcu olmadığının tespiti, teminat «komisyon bedelinin» iadesinin istendiği, davanın reddine ilişkin kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu hali ile davacı tarafın teminat mektupları için talep hakkının yerinde olduğu hususunun kesinlik kazandığı, bilirkişi vasıtası ile teminat mektupları uyarınca kat tarihine kadar olan Banka alacağının hesaplandığı, «kefilin» sorumlu olduğu miktarın tespit edildiği, hesaplamaların yasaya ve usule uygun olduğunun görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak kaydı» ile davalının takibe itirazının 3.384 EURO ve 57.432 USD «asıl alacak», 6,58 EURO ve 117,26 USD takip tarihine kadar «işlemiş faiz», 0,33 EURO ve 5,86 USD BSMV ile takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar EURO ve USD ile açılmış bulunan 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranından faiz yürütülmesine yönelik itirazın iptaline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 3.390,91 Euronun ve 57.555,12 USD’nin takip tarihindeki TL karşılığının %20’si oranında 36.424,40 TL «icra inkar tazminatının» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Teminat Mektubu veya kontrgaranti Banka'ya iade olunmadıkça Müşterinin borcu ve sorumluluğu devam eder." hükmünün yer aldığı, süreli «teminat mektubunda» teminat mektubu ile güvence altına alınan riskin «vade» içinde gerçekleşmek «kaydı» ile bankanın sorumluluğunun 10 yıl süre ile devam edeceğinden teminat mektubu iade tarihine kadar davalıların «teminat mektubu komisyonlarından» sorumluluğunun kabul edildiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A.Ş. tarafından işbu davaya konu «teminat» mektuplarından dolayı davalı .... aleyhine açılan «menfi tespit» ve alacak istemli davada, teminat mektuplarının «vadelerinin» en «son» 24.06.2013 tarihine kadar temdit edildiğini, vade tarihlerinden sonra teminat mektuplarının hükümsüz kaldığını, ancak davalı bankaca sözkonusu teminat mektuplarının riski devam ettiğinden bahisle 23.08.2013/23.11.2013 ve 23.11.2013/23.02.2014 dönemlerine ait «komisyon» tahakkuk ettirildiğini, bu alacağın itirazi kayıtla ödendiğini ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile itirazi kayıt altında yapılan ödemenin faizi ile tahsilini istediği, davanın reddedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 47.10 maddesinde; “Müşteri, Bankaca belli bir süre ile sınırlı (vade ile) olarak verilen Teminat Mektupları veya Kontrgarantileri sürelerinin (vadelerinin) bitiminde Banka'ya geri vermeyi «taahhüt» eder.
-
Teminat mektubunun hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3458 E. 2016/3930 K.
Ortak:teminat mektubu · garantörlük · teminat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaNitekim 30.03.1988 tarih ve 11-642-287 E-K. sayılı Yargıtay HGK. kararında, “kural olarak belli bir süre için verilen «garanti» halinde, süresi içinde «rizikonun» gerçekleşmemesinin yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğuracağı, «garanti sözleşmesinin» B.K.’nun 110. maddesine 08.07.1981 gün ve 2486 Sayılı Kanun ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa «vade» sonuna kadar yazılı istekte bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğunun sona ereceği, bu yolda bir kayıt konulmamış ise «teminat mektubu» süreli de olsa, 10 yıllık «zamanaşımı» süresi doluncaya kadar «tazmin talebinin» ileri sürülebileceği” belirtilmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bir bankanın müşterisi lehine «teminat mektubu» vermesi için diğer bir bankadan kontrgaranti alması halinde, sadece kontrgaranti veren bankanın kredilendirilip onun talebi üzerine teminat mektubunun verildiği ve teminat mektubu veren bankanın «lehdara» «rücu hakkının» bulunduğu, davacı banka tarafından Tügsaş A.Ş. lehine verilen teminat mektubunun vadesinin 30.04.1998 tarihine kadar uzatıldığı, lehdarın 27.04.1998 tarihinde ve süresinde tazmin talebinde bulunduğu halde davacının talebi reddettiği, davacı banka aleyhine açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, davacının kendi «kusuru» ile aleyhine dava açılmasına sebep olduğundan ödediği faiz ve «yargılama giderleri» için davalıya rücu edemeyeceği, davacı tarafından alınan kontrgarantinin, bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkı sağlamaya yönelik oldu, bankanı …
2- Ancak dava, davacı Türk bankasının davalı yabancı bankanın verdiği kontrgarantiye dayanarak, Fransa’da mukim dava dışı Fosger (Mekadrade) Firması lehine düzenlediği «teminat mektubunu», yine dava dışı muhatap Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. (Tügsaş) tarafından talep edilmesi nedeniyle tazmin etmesi üzerine, teminat mektubu bedelinin davalı kontrgaran yabancı bankadan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının 1989 yılında Irak'ta yapımını üstlendikleri ... projesi için sözleşme imzalandığı, bu proje için nakit kaynak ihtiyacı doğduğundan «teminat mektubu» kullanıldığı, ... 'a başvuruda bulunularak 1.200.000 ve 680.000 Dinarlık iki adet teminat mektubunun kullanılacak kredinin teminatı olarak davalı ...'ne verildiği, ancak proje hayata geçirilmeden çıkan Körfez krizi nedeni ile projenin tamamlanamadığı, teminat mektuplarının bankaya verildiği ancak teminat mektupları süreli olmakla teminat ve hizmet vasfını kaybettiği, teminat mektuplarının devre «komisyonunun» «son» bulması ile iadelerinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu iki adet teminat mektubunun hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı dava dilekçesinde, dava konusu kontgarantilerin «hükümsüzlüğünün tespiti» isteminin yanında, tespit anına kadar geçecek süre içinde tahakkuk edebilecek «banka teminat mektubu» devre «komisyonlarının» da davalılara tahmilini istemiş, mahkemece teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne karar verildiği halde devre komisyonları ile ilgili talep hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir hüküm tesis edilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
… ki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu «garanti» mektuplarının içeriğinde 818 sayılı Borçlar Kanununun 110/2 nci maddesi gereği mektuplarda belirtilen sürelerin sonuna kadar başvuru yapılmadığı takdirde hükümsüz olacaklarına dair bir hükme yer verilmemiş olması nedeniyle mahkemece davalı ....'nin verdiği kontrgarantilerin sürelerinin sona erdiği gerekçesiyle hükümsüz kaldıklarının kabulü doğru değilse de dava konusu kontgarantilerin sürelerinin dolmasından itibaren 10 yıllık sürelerin de dava tarihi itibariyle dolmuş bulunmasına ve davalılar .... ile ...'ın yargılamanın ilk celsesine katılarak davayı kabul etmemiş olmaları sebebiyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmolunmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar .... vekili ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:banka teminat mektubu · hükümsüzlüğün tespiti · pasif husumet yokluğu · olumsuz oy · pasif husumet · komisyon · husumet yokluğu · yargılama gideri
Benzer bu kararda3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı dava dilekçesinde, dava konusu kontgarantilerin «hükümsüzlüğünün tespiti» isteminin yanında, tespit anına kadar geçecek süre içinde tahakkuk edebilecek «banka teminat mektubu» devre «komisyonlarının» da davalılara tahmilini istemiş, mahkemece teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne karar verildiği halde devre komisyonları ile ilgili talep hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir hüküm tesis edilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Bu durumda, davalı ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, davacının 1989 yılında Irak'ta yapımını üstlendikleri ... projesi için sözleşme imzalandığı, bu proje için nakit kaynak ihtiyacı doğduğundan «teminat mektubu» kullanıldığı, ... 'a başvuruda bulunularak 1.200.000 ve 680.000 Dinarlık iki adet teminat mektubunun kullanılacak kredinin teminatı olarak davalı ...'ne verildiği, ancak proje hayata geçirilmeden çıkan Körfez krizi nedeni ile projenin tamamlanamadığı, teminat mektuplarının bankaya verildiği ancak teminat mektupları süreli olmakla teminat ve hizmet vasfını kaybettiği, teminat mektuplarının devre «komisyonunun» «son» bulması ile iadelerinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu iki adet teminat mektubunun hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
… ki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu «garanti» mektuplarının içeriğinde 818 sayılı Borçlar Kanununun 110/2 nci maddesi gereği mektuplarda belirtilen sürelerin sonuna kadar başvuru yapılmadığı takdirde hükümsüz olacaklarına dair bir hükme yer verilmemiş olması nedeniyle mahkemece davalı ....'nin verdiği kontrgarantilerin sürelerinin sona erdiği gerekçesiyle hükümsüz kaldıklarının kabulü doğru değilse de dava konusu kontgarantilerin sürelerinin dolmasından itibaren 10 yıllık sürelerin de dava tarihi itibariyle dolmuş bulunmasına ve davalılar .... ile ...'ın yargılamanın ilk celsesine katılarak davayı kabul etmemiş olmaları sebebiyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmolunmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar .... vekili ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13203 E. , 2010/11523 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.03.2008 tarih ve 2004/266-2008/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın kontrgarantisine istinaden dava dışı Fosger Firması (Mekatrade) ile Türkiye Gübre San.A.Ş. (Tügsaş) arasında imzalanan 15.10.1997 tarihli anlaşma için 13.10.1997 tarihli (93.240)USD tutarlı ve süreli bir teminat mektubu düzenlediğini, Tügsaş A.Ş. tarafından teminat mektubu bedelinin ödenmesi talebinin, müvekkilince süresinde yapılmadığından reddedildiğini, bunun üzerine açılan dava sonucunda müvekkilinin teminat mektubu bedelini faiziyle birlikte ödemesine karar verilip kesinleştiğini, kontrgaranti hükümleri nedeniyle davalının bu parayı müvekkiline ödemesinin gerektiğini ileri sürerek, toplam (172.142,92)TL’nın ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu teminat mektubunun süresinin en son 15.04.1998 tarihine uzatıldığını, bu tarihe kadar davacı bankadan bir uzatma talebi gelmediğinden kontrgarantinin süresinin sona erdiğini kabul edilip durumun 18.08.1998 tarihli yazı ile davacıya bildirildiğini, davacının daha sonra 26.01.2004 tarihli bir yazı ile tekrar kontrganatiyi gündeme getirdiğini ancak geçerlilik süresi dolduğundan herhangi bir sorumluluklarının kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bir bankanın müşterisi lehine teminat mektubu vermesi için diğer bir bankadan kontrgaranti alması halinde, sadece kontrgaranti veren bankanın kredilendirilip onun talebi üzerine teminat mektubunun verildiği ve teminat mektubu veren bankanın lehdara rücu hakkının bulunduğu, davacı banka tarafından Tügsaş A.Ş. lehine verilen teminat mektubunun vadesinin 30.04.1998 tarihine kadar uzatıldığı, lehdarın 27.04.1998 tarihinde ve süresinde tazmin talebinde bulunduğu halde davacının talebi reddettiği, davacı banka aleyhine açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, davacının kendi kusuru ile aleyhine dava açılmasına sebep olduğundan ödediği faiz ve yargılama giderleri için davalıya rücu edemeyeceği, davacı tarafından alınan kontrgarantinin, bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkı sağlamaya yönelik oldu, bankanın verdiği teminat mektubunun, aldığı kontrgaranti’den tamamen bağımsız bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (93.240)USD’nın 30.04.1998 tarihindeki kur karşılığı olan (23.274,56)TL’nın 12.04.2002 ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davacı Türk bankasının davalı yabancı bankanın verdiği kontrgarantiye dayanarak, Fransa’da mukim dava dışı Fosger (Mekadrade) Firması lehine düzenlediği teminat mektubunu, yine dava dışı muhatap Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. (Tügsaş) tarafından talep edilmesi nedeniyle tazmin etmesi üzerine, teminat mektubu bedelinin davalı kontrgaran yabancı bankadan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, bu türden bir ilişkide davacı bankaca alınan kontrgaranti ve diğer teminatlar, davacı bankanın mektup bedelini tazmin etmesi halinde rücu hakkını sağlamaya yöneliktir. Yoksa davacı bankanın verdiği teminat mektubu, aldığı kontrgarantiden tamamen bağımsızdır. Diğer bir deyişle davacı banka, hiç kontrgaranti almasa veya aldığı kontrgaranti herhangi bir nedenle geçersiz olsa dahi, teminat mektubunun tazmini talebinde bulunan muhataba karşı bunu ileri süremez (Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara 2003, 4. Baskı, s:397).
Ayrıca Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre teminat mektupları da diğer tüm sözleşmeler gibi, muhatabın alacağının muaccel olmasından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dolayısıyla muhatabın riskin vade içinde doğduğunu ispat etmesi şartıyla, bankanın B.K.’nun genel hükümlerine göre zamanaşımı süresi olan 10 yıl içinde muhatabın başvurması halinde ödeme yükümlülüğü devam etmektedir. Yargıtay’ın banka teminat mektuplarını başkasının fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi sayması da göz önünde bulundurularak, uygulamada doğabilecek sakıncaları gidermek amacıyla, BK.’nun 110. maddesine 10.07.1981 tarih ve 17398 sayılı R.G.’de yayımlanan 2486 Sayılı Kanun ile bir fıkra eklenmiştir.
Buna göre, belirli bir süre için yapılan taahhütlerde, sürenin bitimine kadar taahhüt edene yazılı olarak başvurulmaması halinde taahhüdün hükümsüz olacağına dair sözleşmeler geçerlidir.
B.K.’nun anılan 110/2. fıkrasından anlaşılmaktadır ki, vade kaydını taşıyan tüm teminat mektuplarının vade sonunda hükümsüz olması söz konusu değildir. Sadece vade kaydını taşıyan, ancak B.K.’nun 110/2. maddesinde belirtilen kaydı taşımayan teminat mektuplarında, riskin vade içinde doğması kaydıyla, bankanın 10 yıl süre ile sorumlu olacağı
şeklindeki Yargıtay görüşü geçerli olmakta devam edecektir. Nitekim 30.03.1988 tarih ve 11-642-287 E-K. sayılı Yargıtay HGK. kararında, “kural olarak belli bir süre için verilen garanti halinde, süresi içinde rizikonun gerçekleşmemesinin yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğuracağı, garanti sözleşmesinin B.K.’nun 110. maddesine 08.07.1981 gün ve 2486 Sayılı Kanun ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa vade sonuna kadar yazılı istekte bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğunun sona ereceği, bu yolda bir kayıt konulmamış ise teminat mektubu süreli de olsa, 10 yıllık zamanaşımı süresi doluncaya kadar tazmin talebinin ileri sürülebileceği” belirtilmiştir.
Teminat mektubu garanti veren banka ile garanti alan muhatap arasında bir sözleşme niteliğinde bulunduğundan, vade ancak sözleşmenin tarafları arasında varılacak bir anlaşma ile değiştirilebilir. Bunun gibi yabancı bankanın Türk bankasına dışarıda yerleşik gerçek veya tüzel kişiler lehine kontrgaranti göndermesi ve Türk bankasının Türkiye’deki muhataba teminat mektubu vermesini istemesi halinde de, yabancı banka yönünden vadenin uzaması, yabancı kontrgaran bankanın da bu yönde bir taahhütte bulunmasına bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta ise dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu teminat mektubunun/kontrgarantinin 13.10.1997 tanzim tarihli ve süreli (vadeli) olduğu, süresinde ulaşacak biçimde yazılı olarak ödeme talebinde bulunulmaması halinde BK.’nun 110. maddesi uyarınca taahhüdün kendiliğinden hükümsüz olacağının teminat mektuplarında/kontrgarantilerde açıkça belirtildiği, dava dışı muhatabın talebiyle teminat mektubunun/kontrgarantinin süresinin ilk olarak 31.03.1998 tarihine kadar (davalı yabancı banka tarafından da postada geçebilecek süre gözetilerek 15.04.1998 tarihine kadar) uzatıldığı, buna karşılık davacı bankanın dava dışı muhatap Tügsaş A.Ş.’nin talebi üzerine teminat mektubu süresini ikinci kez 30.04.1998 tarihine kadar uzattığı halde durumu davalı yabancı bankaya bildirdiğini veya davalı banka tarafından kotrgaranti süresinin uzatıldığını ispat edemediği, muhatap Tügsaş A.Ş.’nin 27.04.1998 tarihli tazmin talebine rağmen ödemede bulunmayan davacı bankanın, açılan dava sonucunda teminat mektubu bedelini Tügsaş A.Ş.’ne ödemek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, davalı yabancı banka tarafından kontrgaranti süresinin en son olarak uzatıldığı 15.04.1998 tarihine kadar yazılı başvuruda bulunulmadığından, davalı bankanın verdiği kotrgaranti hükümsüz hale gelmiştir. Hatta davalı banka da bu durumu 18.08.1998 tarihli yazı ile davacı bankaya bildirilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalı ve davacıya iadesine, 09.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043762100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz