Borcun üstlenilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13132 E. 2013/16950 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun üstlenilmesi↗ sahtecilik↗ tmsf↗ vade↗ havale↗ ıslah↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının off shore bankasına havale edilmesini istediği paranın, davalı banka nezdinde tutulduğu, havale görüntüsü adı altında toplanan mevduatın yurt içinde kullanıldığı, tüm işlemlerin davalı banka nezdinde yürütüldüğü, davalı bankanın Off Shore Bank adı altında topladığı mevduatın yurt dışına çıkmaması nedeni ile davacı alacağının yurtiçi bankalara yatırılan mevduat gibi değerlendirileceği, davalı bankanın TTK'nun 20/2, BK'nun 99, 100 ve TMK'nun 2.maddelerine aykırı hareket ettiği, off shore bankasının bankacılık lisansının iptal edildiği, kayda değer hiçbir mal varlığının bulunmadığı, davacının alacağını dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.'ten tahsil etme imkanının bulunmadığı, güven ve itibar kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda oldukları, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu bulundukları, ayrıca 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/3.maddesinde yer alan "mevduat sahiplerinin mevduatlarını geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz" şeklindeki açık hüküm gereği davalı bankanın davacının mevduatını koruma borcu altında olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile toplam 25.564,60 Euro’nun 08.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek Euro faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, borcu üstlenen vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı, daha sonra davalıya devredilen Sümerbank AŞ'nin ... Şubesi'ne 50.000 DM yatırdığını, bu paranın sahte belgelerle off-shore hesabına aktarıldığını ileri sürerek asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000 TL'nin tahsilini istemiş, bu davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulmasından sonra açtığı birleşen davada ise önce 5.000 EURO karşılığı 11.000 TL'nin tahsilini talep etmiş, daha sonra ise ıslah yoluyla talebini yatırdığı paranın EURO karşılığının tahsili şeklinde değiştirmiştir. Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın, kısmi dava niteliğindeki asıl davada tercih hakkını kullandığı ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istediği, bundan sonra tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulmamış olması doğru olmadığı gibi bozmadan sonra davanın ıslah edilemeyeceğine ilişkin ilkenin de dikkate alınmaması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Borcun üstlenilmesi 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13132 E. 2013/16950 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · sahtecilik · vade · havale · ıslah · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının off shore bankasına «havale» edilmesini istediği paranın, davalı banka nezdinde tutulduğu, havale görüntüsü adı altında toplanan mevduatın yurt içinde kullanıldığı, tüm işlemlerin davalı banka nezdinde yürütüldüğü, davalı bankanın Off Shore Bank adı altında topladığı mevduatın yurt dışına çıkmaması nedeni ile davacı alacağının yurtiçi bankalara yatırılan mevduat gibi değerlendirileceği, davalı bankanın TTK'nun 20/2, BK'nun 99, 100 ve TMK'nun 2.maddelerine aykırı hareket ettiği, off shore bankasının bankacılık lisansının iptal edildiği, «kayda» değer hiçbir mal varlığının bulunmadığı, davacının alacağını dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.'ten tahsil etme imkanının bulunmadığı, güven ve itibar kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları «sahtecilere» karşı özenle korumak zorunda oldukları, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu bulundukları, ayrıca 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 …
Kararı, «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «borcu üstlenen» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının off shore bankasına «havale» edilmesini istediği paranın, davalı banka nezdinde tutulduğu, havale görüntüsü adı altında toplanan mevduatın yurt içinde kullanıldığı, tüm işlemlerin davalı banka nezdinde yürütüldüğü, davalı bankanın Off Shore Bank adı altında topladığı mevduatın yurt dışına çıkmaması nedeni ile davacı alacağının yurtiçi bankalara yatırılan mevduat gibi değerlendirileceği, davalı bankanın TTK'nun 20/2, BK'nun 99, 100 ve TMK'nun 2.maddelerine aykırı hareket ettiği, off shore bankasının bankacılık lisansının iptal edildiği, «kayda» değer hiçbir mal varlığının bulunmadığı, davacının alacağını dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.'ten tahsil etme imkanının bulunmadığı, güven ve itibar kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları «sahtecilere» karşı özenle korumak zorunda oldukları, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu bulundukları, ayrıca 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 …
Kararı, «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «borcu üstlenen» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12951 E. 2014/1005 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade
İncelediğiniz karardaKararı, «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «borcu üstlenen» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaBank A.Ş. ve «borcu üstlenen» T..
Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven kurumu · harç · yasal faiz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaŞti.'ne I. tarafından gönderilen paraların fiilen Kıbrıs'a aktarılmadığı, bir kısım şirketlere kredi verilmek üzere kullandırıldığı, bu durumda bir «güven kurumu» olarak faaliyet gösteren bankanın müşterisi olan davacıyı bilerek Off-Shore'a yönlendirdiği anlaşılmakla dava konusu bedelin tahsil edilememesinden dolayı davalı bankanın sorumlu olacağı, asıl davadaki talep 6.000 TL, birleşen davadaki talep 45.000 USD olup davacı vekilinin «son» celse ilk davadaki taleplerinin kısmı dava, birleşen davadaki 45.000 USD şeklindeki taleplerinin toplam talepleri olduğunu belirtmesi karşısında davanın kabulü ile asıl ve birleşen dosyada 45.000 USD’nin 17.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı üstlenen T..
… verilen kararın Dairemizce temyiz incelemesi aşamasında açtığı birleşen davada ise 45.000 USD’nin tahsilini talep etmiş, dava açılırken 7.500 TL üzerinden yatırılan «harç» yargılama sırasında tamamlanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6773 E. 2016/3329 K.
Ortak:vade
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaZaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · mevduat hesabı · ihbar · hukuki yarar · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaO halde, «ihbar olunan».... vekilinin kararı temyiz etmede «hukuki yararı» bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ile fer'i müdahil ... ve «ihbar olunan».... vekilleri temyiz etmiştir.
Temyiz isteminde bulunan ... talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl dava ve birleşen ek davanın ayrı ayrı kabulüne, 51.150,00 Euro nun hesabın açıldığı tarih olan 29/11/1999 tarihinden itibaren, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranında döviz faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13721 E. 2017/2338 K.
Ortak:vade
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaZaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuz sorumluluk · zamanaşımı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… öre; davacı gerçek kişi davalı banka aleyhine sözleşmeye dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğundan olaya 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesindeki 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından bakiye kısmın tahsili için dava açılmasına engel bulunmadığı, davacının davalı banka nezdindeki Euro hesabının boşaltılması şeklindeki eylem nedeniyle, hesaptan çekilen ve harcanan paranın tamamından, davalı bankanın «kusursuz sorumluluğu» olduğuna ilişkin kesinleşen mahkeme kararının HMK’nın 303. maddesi anlamında «kesin» hüküm teşkil ettiği ve tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13271 E. 2015/2300 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade
İncelediğiniz karardaKararı, «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «borcu üstlenen» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen kararın davalı ile «borcu üstlenen» vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/15263 E,2014/6373 K sayılı ilamıyla onanmıştır.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15112 E. 2016/7431 K.
Ortak:vade · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının off shore bankasına «havale» edilmesini istediği paranın, davalı banka nezdinde tutulduğu, havale görüntüsü adı altında toplanan mevduatın yurt içinde kullanıldığı, tüm işlemlerin davalı banka nezdinde yürütüldüğü, davalı bankanın Off Shore Bank adı altında topladığı mevduatın yurt dışına çıkmaması nedeni ile davacı alacağının yurtiçi bankalara yatırılan mevduat gibi değerlendirileceği, davalı bankanın TTK'nun 20/2, BK'nun 99, 100 ve TMK'nun 2.maddelerine aykırı hareket ettiği, off shore bankasının bankacılık lisansının iptal edildiği, «kayda» değer hiçbir mal varlığının bulunmadığı, davacının alacağını dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.'ten tahsil etme imkanının bulunmadığı, güven ve itibar kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları «sahtecilere» karşı özenle korumak zorunda oldukları, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu bulundukları, ayrıca 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 …
Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, «mükerrer tahsile» yol açmamak «kaydı» ile 150.000 DM'nin 03/11/1999 tarihinden 14/04/2000 tarihine kadar «3095 sayılı kanun» gereğince DM cinsinden uygulanan faizi ile birlikte, bu tarihten itibaren ise 150.000 DM karşılığı olan 76.693,78 Euronun ilgili kanun hükmünce uygulanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · 3095 sayılı kanun · ihbar olunan · mükerrerlik · ihbar · hukuki yarar · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, «mükerrer tahsile» yol açmamak «kaydı» ile 150.000 DM'nin 03/11/1999 tarihinden 14/04/2000 tarihine kadar «3095 sayılı kanun» gereğince DM cinsinden uygulanan faizi ile birlikte, bu tarihten itibaren ise 150.000 DM karşılığı olan 76.693,78 Euronun ilgili kanun hükmünce uygulanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
O halde, «ihbar olunan» ... vekilinin kararı temyiz etmede «hukuki yararı» bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... ve «ihbar olunan» ... vekilleri temyiz etmiştir.
Temyiz isteminde bulunan ... talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5432 E. 2015/3279 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade
İncelediğiniz karardaKararı, «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «borcu üstlenen» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı banka ve «borcu üstlenen» ... vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davanın tam, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile 6.000,00 TL ve 32.«265» USD’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Banka vekili ile «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Banka vekili ile «borcu üstlenen» ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 265 · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı banka ve «borcu üstlenen» ... vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davanın tam, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile 6.000,00 TL ve 32.«265» USD’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2979 E. 2015/1203 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade
İncelediğiniz karardaKararı, «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «borcu üstlenen» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın off shoreye yatırılan bedelden sorumlu olduğu, ... vekili tarafından «borç üstlenilerek», kendi adlarına hüküm kurulmasının talep edildiği, sonradan «borcu üstlenmekten» vazgeçilmiş ise de, davalı bankanın «açık muvafakati» olmadığı, bu nedenle paranın davalı banka ve ...'dan tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 5.001 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline …
Kararı, davalıdan «borcu üstlenen» ... ve birleşen davada fer'i müdahil ... vekili temyiz etmiştir.
… delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41., 55. ve 6762 sayılı TTK'nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, «zamanaşımı» süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre, davalıdan «borcu üstlenen» ... ve birleşen davada fer'i müdahil ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · açık muvafakat · muvafakat · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın off shoreye yatırılan bedelden sorumlu olduğu, ... vekili tarafından «borç üstlenilerek», kendi adlarına hüküm kurulmasının talep edildiği, sonradan «borcu üstlenmekten» vazgeçilmiş ise de, davalı bankanın «açık muvafakati» olmadığı, bu nedenle paranın davalı banka ve ...'dan tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 5.001 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline …
… delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41., 55. ve 6762 sayılı TTK'nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, «zamanaşımı» süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre, davalıdan «borcu üstlenen» ... ve birleşen davada fer'i müdahil ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13132 E. , 2013/16950 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/05/2011 tarih ve 2009/471-2011/395 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/09/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı TMSF vekili Av. Elif Şeyda Doğan dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince davalı bankaya devredilen Sümerbank A.Ş.’nin ... Şubesi’ne 50.000 DM’ın 07.12.1999 tarihinde 35 gün vadeli olarak yatırıldığını, ilgili şubece davacının güveni kötüye kullanılarak boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilen belgelerin havale talimatı olarak doldurularak paranın Efektifbank Off-Shore’a ait temerküz hesabına gönderildiğini ve hesapta toplanan paraların Garipoğlu Şirketleri’ne kredi olarak kullandırılıp tüketildiğini, Off-Shore bankacılık konusunda hiçbir bilgisi olmayan davacının Sümerbank A.Ş. yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri ve bankaya oluşan güveni kötüye kullanılarak mevduatının Off-Shore bankaya yatırmak zorunda kaldığını, İstanbul 8.Ticaret Mahkemesi’nde açılan davanın davalı bank açısından erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine İstanbul 11.Ticaret Mahkemesi’nde Efektifbank Off-Shore aleyhine dava açıldığını ve kısmi davanın kabul edildiğini, ancak, anılan şirket hakkında yürütülen icra takibinde şirketin hiçbir mal varlığının bulunmadığının bankacılık lisansının iptal edildiğinin ve bankanın kapatıldığının tespit edildiğini, Garipoğlu şirketleri’ne gönderilen haciz ihtarları üzerine anılan şirketlerce TMSF ile Garipoğlu Şirketleri’nin Efektifbank’a olan borçlarının ödenmesi konusunda anlaştıklarının bildirildiğini, anılan protokole göre Sümerbank A.Ş.
aleyhine açılacak davaların aleyhe sonuçlanması durumunda borcun Garipoğlu Şirketleri tarafından TMSF’na ödenmesinin kabul edildiğini, Efektifbank Off-Shore hakkında yürütülen dava ve takiplerden sonuç alınamaması nedeniyle davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesi, Bankalar Kanunu’nun 10.maddesine aykırı olarak izinsiz mevduat kabul etmesi, havale görünümlü mevduat işlemi yapması, kanuna karşı hile yoluna başvurması ve güveni kötüye kullanması, vekalet görevini kötüye kullanıp, müşterileri kasten yanlış yönlendirmesi nedeniyle davacının alacağından sorumluğu bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 6.000 TL’nın 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise aynı nedenlerle 5.000 EURO karşılığı 11.000.
TL'nin
.../...
tahsilini istemiş, 17.09.2010 tarihli dilekçe ile davasını ıslah ederek davalı bankaya yatırılan50.000 DM'nin Euro karşılığı olan 25.992,35 Euro'nun 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davada, davacının daha fazla faiz elde etmek için kendi iradelesiyle parasını off shore bankasına yönlendirdiğini, davacının kendi kusuruyla zarara uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının off shore bankasına havale edilmesini istediği paranın, davalı banka nezdinde tutulduğu, havale görüntüsü adı altında toplanan mevduatın yurt içinde kullanıldığı, tüm işlemlerin davalı banka nezdinde yürütüldüğü, davalı bankanın Off Shore Bank adı altında topladığı mevduatın yurt dışına çıkmaması nedeni ile davacı alacağının yurtiçi bankalara yatırılan mevduat gibi değerlendirileceği, davalı bankanın TTK'nun 20/2, BK'nun 99, 100 ve TMK'nun 2.maddelerine aykırı hareket ettiği, off shore bankasının bankacılık lisansının iptal edildiği, kayda değer hiçbir mal varlığının bulunmadığı, davacının alacağını dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.'ten tahsil etme imkanının bulunmadığı, güven ve itibar kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda oldukları, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu bulundukları, ayrıca 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/3.maddesinde yer alan "mevduat sahiplerinin mevduatlarını geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz" şeklindeki açık hüküm gereği davalı bankanın davacının mevduatını koruma borcu altında olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile toplam 25.564,60 Euro’nun 08.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek Euro faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, borcu üstlenen vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı, daha sonra davalıya devredilen Sümerbank AŞ'nin ... Şubesi'ne 50.000 DM yatırdığını, bu paranın sahte belgelerle off-shore hesabına aktarıldığını ileri sürerek asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000 TL'nin tahsilini istemiş, bu davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulmasından sonra açtığı birleşen davada ise önce 5.000 EURO karşılığı 11.000 TL'nin tahsilini talep etmiş, daha sonra ise ıslah yoluyla talebini yatırdığı paranın EURO karşılığının tahsili şeklinde değiştirmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nun 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın, kısmi dava niteliğindeki asıl davada tercih hakkını kullandığı ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istediği, bundan sonra tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulmamış olması doğru olmadığı gibi bozmadan sonra davanın ıslah edilemeyeceğine ilişkin ilkenin de dikkate alınmaması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle borcu üstlenen vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle borcu üstlenen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın borcu üstlenen yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043734600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz