6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4261 E. 2010/11444 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
antrepo sözleşmesi vedia sözleşmesi ordino taşıyan sıfatı iyiniyet denetime elverişlilik ek tasfiye taşıyan yetkisizlik kararı eksik inceleme dahili dava teslim

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ilişkinin vedia sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleşme gereğince davacının ücret isteme hakkının olduğu, davacının antrepoda bekleyen emtianın tasfiyesine yönelik bir girişiminin bulunmadığı ve zararın azaltılması için gerekli olan yükümlülüğünü yerine getirmediği ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmiş dahi olsa davalının emtiayı gümrük sahasından çekme yetkisinin bulunmadığı ve ancak idare nezdinde tasfiye işlemlerinin başlatılması konusunda girişimde bulunabileceği, bu durumda, davalının ücret ödeme borcunun 80 günlük tasfiye süresi ile sınırlı olduğu ve ücretin de davacının fiyat listesinin esas alınması ile bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 678,32 Euro’nun 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yürütülecek yıllık Euro faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, antrepo sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı taşıyan tarafından, dava dışı ithalatçı firma adına yurtdışından getirilerek müvekkili şirketin antreposuna bırakılan emtianın, uzun süre boyunca takip edilmemesi nedeniyle gümrük idaresi tarafından tasfiye edildiğini belirterek, bu süre zarfındaki antrepo ücretinin tahsilini talep etmiş, davalı vekili ise davaya konu emtianın müvekkili şirket tarafından ithal edilmediğini, müvekkilinin taşıyan sıfatına sahip olduğunu, ordino belgelerinin ithalatçı şirkete teslim edildiğini ve davaya konu emtianın antrepoda kalış süresi göz önüne alındığında, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin talep edebileceği antrepo ücreti toplamının, tasfiye işlemlerinin azami süresi olan 80 gün ile sınırlı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları incelendiğinde, davaya konu olan emtianın, antrepo rejimi dahilinde, davacıya teslim edilip edilmediği, davaya konu olan emtianın tasfiyesinin hukuki niteliği ve sürecin ne şekilde işlediği gibi hususların açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime dahil olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir. Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, tasfiye sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine dahil olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulunup bulunmadığı hususları aydınlatılmalı, değinilen mevzuat kapsamında tasfiyeye ilişkin prosedürün, antrepo ücreti konusunda düzenleme içerip içermediği, gümrük mevzuatı ve uygulamasına hakim olan bilirkişilerden alınacak olan rapor ile duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli ve oluşacak kanaate göre sonuca gidilmelidir. Mahkemece, ilgili hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14209 E. 2011/7525 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9556 E. 2011/8924 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3502 E. 2011/7171 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4261 E.  ,  2010/11444 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.02.2009 tarih ve 2006/732-2009/37 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket tarafından taşınan ve müvekkili şirketin antreposuna teslim edilen emtianın, 09.11.2001-23.05.2006 tarihleri arasındaki toplam ardiye ücretinin 22.915 Euro olduğunu, davalının, emtiayı sahibinin emir ve talimatı ile teslim ettiğini veya emtianın sahibi tarafından teslim alınabileceği hususunun kendisine bildirildiğini ispat edemediği sürece ardiye ücretinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, 3.500 Euro’nun işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin unvan ve adresinin değiştiğini, davalının taşıma işi ile uğraştığını ve dava dışı Trend Tekstil San ve Tic.Ltd Şirketi’ne ait olan mallara ilişkin evrakın adı geçen müşterilerine teslim edildiğini, davacının 6 yılın sonunda dava açmasının haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ilişkinin vedia sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleşme gereğince davacının ücret isteme hakkının olduğu, davacının antrepoda bekleyen emtianın tasfiyesine yönelik bir girişiminin bulunmadığı ve zararın azaltılması için gerekli olan yükümlülüğünü yerine getirmediği ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmiş dahi olsa davalının emtiayı gümrük sahasından çekme yetkisinin bulunmadığı ve ancak idare nezdinde tasfiye işlemlerinin başlatılması konusunda girişimde bulunabileceği, bu durumda, davalının ücret ödeme borcunun 80 günlük tasfiye süresi ile sınırlı olduğu ve ücretin de davacının fiyat listesinin esas alınması ile bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 678,32 Euro’nun 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yürütülecek yıllık Euro faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, antrepo sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı taşıyan tarafından, dava dışı ithalatçı firma adına yurtdışından getirilerek müvekkili şirketin antreposuna bırakılan emtianın, uzun süre boyunca takip edilmemesi nedeniyle gümrük idaresi tarafından tasfiye edildiğini belirterek, bu süre zarfındaki antrepo ücretinin tahsilini talep etmiş, davalı vekili ise davaya konu emtianın müvekkili şirket tarafından ithal edilmediğini, müvekkilinin taşıyan sıfatına sahip olduğunu, ordino belgelerinin ithalatçı şirkete teslim edildiğini ve davaya konu emtianın antrepoda kalış süresi göz önüne alındığında, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin talep edebileceği antrepo ücreti toplamının, tasfiye işlemlerinin azami süresi olan 80 gün ile sınırlı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Buna karşın dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları incelendiğinde, davaya konu olan emtianın, antrepo rejimi dahilinde, davacıya teslim edilip edilmediği, davaya konu olan emtianın tasfiyesinin hukuki niteliği ve sürecin ne şekilde işlediği gibi hususların açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime dahil olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir. Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, tasfiye sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine dahil olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulunup bulunmadığı hususları aydınlatılmalı, değinilen mevzuat kapsamında tasfiyeye ilişkin prosedürün, antrepo ücreti konusunda düzenleme içerip içermediği, gümrük mevzuatı ve uygulamasına hakim olan bilirkişilerden alınacak olan rapor ile duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli ve oluşacak kanaate göre sonuca gidilmelidir.

Mahkemece, ilgili hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043404600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.