Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14209 E. 2011/7525 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
antrepo sözleşmesi↗ husumet itirazı↗ 3095 sayılı kanun↗ denetime elverişlilik↗ alacak davası↗ taşıyıcı↗ ek tasfiye↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teslim↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, antrepoda bulunan malların asıl maliki olan davalı ...'nün, malların davacı antreposunda bulunduğundan haberdar olduğu, bu nedenle davalı taşıyıcının ücretten sorumlu olmadığı, her ne kadar davalı ... husumet itirazında bulunmuş ise de taşıma ve gümrük belgelerinde mal sahibi olarak bu kişi görüldüğünden itirazın yerinde olmadığı, antrepoya bırakılan malların kalış süresinin sınırsız olmadığı, 4458 sayılı Kanun ve Tasfiye Tüzüğü ile bu sürenin sınırlandırıldığı, bu düzenlemeler doğrultusunda emtianın antrepoda kalabileceği azami sürenin 120 gün olduğu ve ücretin buna göre belirlenmesinin gerektiği, davalının davadan önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davalı taşıma şirketi hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 372,20 EURO alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca en yüksek faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- HUMK'nun, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, bu miktar 2009 yılı için 1.400 TL’dır. Dava dilekçesinde 4.482 EURO’nun tahsili istenilmiş, mahkemece, 372,20 EURO’nun tahsiline karar verilmiştir. İstemin kabul edilen kısmı, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı cihetle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince, dava, antrepo sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı taşıyan tarafından, yurtdışından getirilerek müvekkili şirketin antreposuna bırakılan emtianın uzun süre boyunca takip edilmediğini ileri sürerek, bu süre zarfındaki antrepo ücretinin tahsilini talep etmiş, mümeyyiz davalı vekili ise malın kendisine ait olmadığını, yasal süreler geçtikten sonra malın tasfiyesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin talep edebileceği antrepo ücreti toplamının, tasfiye işlemlerinin azami süresi olan 120 gün ile sınırlı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları incelendiğinde, davaya konu olan emtianın, antrepo rejimi dahilinde, davacıya teslim edilip edilmediği, davaya konu olan emtianın tasfiyesinin hukuki niteliği ve sürecin ne şekilde işlediği gibi hususların açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime dahil olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir. Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, tasfiye sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine dahil olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulunup bulunmadığı hususları aydınlatılmalı, değinilen mevzuat kapsamında tasfiyeye ilişkin prosedürün, antrepo ücreti konusunda düzenleme içerip içermediği, gümrük mevzuatı ve uygulamasına hakim olan bilirkişilerden alınacak olan rapor ile duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, ayrıca BK'nun 98/2. maddesi delaletiyle 44. maddesi gereğince davacının zararın artmasına sebebiyet verip vermediği değerlendirilmeli ve oluşacak kanaate göre karar verilmelidir. Mahkemece, ilgili hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4261 E. 2010/11444 K.
Ortak:antrepo sözleşmesi · denetime elverişlilik · ek tasfiye · taşıyan · eksik inceleme · dahili dava · teslim · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime «dahil» olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya «teslim» edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, «tasfiye» sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine «dahil» olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulun …
Mahkemece, ilgili hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak, «eksik inceleme» ve değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalı «taşıyan» tarafından, dava dışı ithalatçı firma adına yurtdışından getirilerek müvekkili şirketin antreposuna bırakılan emtianın, uzun süre boyunca takip edilmemesi nedeniyle gümrük idaresi tarafından «tasfiye» edildiğini belirterek, bu süre zarfındaki antrepo ücretinin tahsilini talep etmiş, davalı vekili ise davaya konu emtianın müvekkili şirket tarafından ithal edilmediğini, müvekkilinin «taşıyan sıfatına» sahip olduğunu, «ordino» belgelerinin ithalatçı şirkete «teslim» edildiğini ve davaya konu emtianın antrepoda kalış süresi göz önüne alındığında, davacının «iyiniyetli» olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Bu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime «dahil» olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya «teslim» edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, «tasfiye» sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine «dahil» olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vedia sözleşmesi · ordino · taşıyan sıfatı · iyiniyet · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalı «taşıyan» tarafından, dava dışı ithalatçı firma adına yurtdışından getirilerek müvekkili şirketin antreposuna bırakılan emtianın, uzun süre boyunca takip edilmemesi nedeniyle gümrük idaresi tarafından «tasfiye» edildiğini belirterek, bu süre zarfındaki antrepo ücretinin tahsilini talep etmiş, davalı vekili ise davaya konu emtianın müvekkili şirket tarafından ithal edilmediğini, müvekkilinin «taşıyan sıfatına» sahip olduğunu, «ordino» belgelerinin ithalatçı şirkete «teslim» edildiğini ve davaya konu emtianın antrepoda kalış süresi göz önüne alındığında, davacının «iyiniyetli» olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ilişkinin «vedia sözleşmesinden» kaynaklandığı, bu sözleşme gereğince davacının ücret isteme hakkının olduğu, davacının antrepoda bekleyen emtianın tasfiyesine yönelik bir girişiminin bulunmadığı ve zararın azaltılması için gerekli olan yükümlülüğünü yerine getirmediği ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmiş dahi olsa davalının emtiayı gümrük sahasından çekme «yetkisinin» bulunmadığı ve ancak idare nezdinde «tasfiye» işlemlerinin başlatılması konusunda girişimde bulunabileceği, bu durumda, davalının ücret ödeme borcunun 80 günlük tasfiye süresi ile sınırlı olduğu ve ücretin de …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9556 E. 2011/8924 K.
Ortak:antrepo sözleşmesi · taşıyıcı · ek tasfiye · taşıyan · eksik inceleme · dahili dava · teslim · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime «dahil» olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya «teslim» edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, «tasfiye» sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine «dahil» olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulun …
… tüm dosya kapsamına göre, antrepoda bulunan malların asıl maliki olan davalı ...'nün, malların davacı antreposunda bulunduğundan haberdar olduğu, bu nedenle davalı «taşıyıcının» ücretten sorumlu olmadığı, her ne kadar davalı ... «husumet itirazında» bulunmuş ise de taşıma ve gümrük belgelerinde mal sahibi olarak bu kişi görüldüğünden itirazın yerinde olmadığı, antrepoya bırakılan malların kalış süresinin sınırsız olmadığı, 4458 sayılı Kanun ve Tasfiye Tüzüğü ile bu sürenin sınırlandırıldığı, bu düzenlemeler doğrultusunda emtianın antrepoda kalabileceği azami sürenin 120 gün olduğu ve ücretin buna göre belirlenmesinin gerektiği, davalının davadan önce «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle, davalı taşıma şirketi hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 372,20 EU …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alıcısının kabul etmediği malla ilgili olarak «taşıyıcının» gönderenden de talimat almadığı, kendi tasarrufu ile ardiyeye «teslim» ettiği, bu durumda ardiye ücretinden sorumlu olduğu, davacının Gümrük Kanunu 46-48 ve 50 maddeleri uyarınca 20 gün ve 177. maddesi uyarınca 30 gün olmak üzere toplam 50 günlük tasfiyesi gereken eşya için «geçici depolama» ücretini kendi belirlediği tarifeye göre isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 568,17 Euro’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a. ma …
Bu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime «dahil» olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya «teslim» edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, «tasfiye» sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine «dahil» olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçici depolama
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alıcısının kabul etmediği malla ilgili olarak «taşıyıcının» gönderenden de talimat almadığı, kendi tasarrufu ile ardiyeye «teslim» ettiği, bu durumda ardiye ücretinden sorumlu olduğu, davacının Gümrük Kanunu 46-48 ve 50 maddeleri uyarınca 20 gün ve 177. maddesi uyarınca 30 gün olmak üzere toplam 50 günlük tasfiyesi gereken eşya için «geçici depolama» ücretini kendi belirlediği tarifeye göre isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 568,17 Euro’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a. ma …
Mahkemece, davacının Gümrük Kanunu 46-48 ve 50 maddeleri uyarınca 20 gün ve 177. maddesi uyarınca 30 gün olmak üzere toplam 50 günlük tasfiyesi gereken eşya için «geçici depolama» ücretini kendi belirlediği tarifeye göre isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14209 E. , 2011/7525 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.03.2009 tarih ve 2008/20-2009/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ye ait, diğer davalının taşınmasını yaparak müvekkili antreposuna teslim ettiği emtianın 14.09.2005-13.07.2007 tarihlerini kapsayan antrepo ücretinin ödenmediğini, davalıların bu ücretten sorumlu olduklarını ileri sürerek, 4.482,00 Euro’nun temerrüt tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, antrepoda tutulan malın müvekkiline ait olmadığını, ardiye ücreti talebinin malı teslim eden gümrük komisyoncusuna yöneltilmesinin gerektiğini, yasal süreler geçtikten sonra malın tasfiyesinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin taşıyıcı olduğunu ve diğer davalıya ait malları yurt dışından getirerek davacının antreposuna teslim ettiğini, malların antrepodan teslim alınmasından ve antrepo ücretinden diğer davalının sorumlu olduğunu, istemin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, antrepoda bulunan malların asıl maliki olan davalı ...'nün, malların davacı antreposunda bulunduğundan haberdar olduğu, bu nedenle davalı taşıyıcının ücretten sorumlu olmadığı, her ne kadar davalı ... husumet itirazında bulunmuş ise de taşıma ve gümrük belgelerinde mal sahibi olarak bu kişi görüldüğünden itirazın yerinde olmadığı, antrepoya bırakılan malların kalış süresinin sınırsız olmadığı, 4458 sayılı Kanun ve Tasfiye Tüzüğü ile bu sürenin sınırlandırıldığı, bu düzenlemeler doğrultusunda emtianın antrepoda kalabileceği azami sürenin 120 gün olduğu ve ücretin buna göre belirlenmesinin gerektiği, davalının davadan önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davalı taşıma şirketi hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 372,20 EURO alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca en yüksek faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- HUMK'nun, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, bu miktar 2009 yılı için 1.400 TL’dır. Dava dilekçesinde 4.482 EURO’nun tahsili istenilmiş, mahkemece, 372,20 EURO’nun tahsiline karar verilmiştir. İstemin kabul edilen kısmı, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı cihetle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince, dava, antrepo sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı taşıyan tarafından, yurtdışından getirilerek müvekkili şirketin antreposuna bırakılan emtianın uzun süre boyunca takip edilmediğini ileri sürerek, bu süre zarfındaki antrepo ücretinin tahsilini talep etmiş, mümeyyiz davalı vekili ise malın kendisine ait olmadığını, yasal süreler geçtikten sonra malın tasfiyesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin talep edebileceği antrepo ücreti toplamının, tasfiye işlemlerinin azami süresi olan 120 gün ile sınırlı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları incelendiğinde, davaya konu olan emtianın, antrepo rejimi dahilinde, davacıya teslim edilip edilmediği, davaya konu olan emtianın tasfiyesinin hukuki niteliği ve sürecin ne şekilde işlediği gibi hususların açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda öncelikle, Gümrük Kanununun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenen antrepo rejiminin hukuki niteliği açıklıkla belirlenmeli, hangi hallerin antrepo rejimini gerekli kıldığı ve bu rejime dahil olduğu, antrepo rejimi uygulaması olmaksızın emtianın antrepoya teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmelidir. Bu durumun netleştirilmesinin ardından, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, tasfiye sürecinin ne şekilde işlediği, antrepo rejimine dahil olan ve olmayan emtianın tasfiyesinin, nasıl ve kim tarafından başlatıldığı, bu konuda antrepo sahibinin bildirim yahut tasfiye işlemlerini başlatma ödevinin bulunup bulunmadığı hususları aydınlatılmalı, değinilen mevzuat kapsamında tasfiyeye ilişkin prosedürün, antrepo ücreti konusunda düzenleme içerip içermediği, gümrük mevzuatı ve uygulamasına hakim olan bilirkişilerden alınacak olan rapor ile duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, ayrıca BK'nun 98/2.
maddesi delaletiyle 44. maddesi gereğince davacının zararın artmasına sebebiyet verip vermediği değerlendirilmeli ve oluşacak kanaate göre karar verilmelidir. Mahkemece, ilgili hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4. madde hükmü uyarınca REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028524500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz