Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5134 E. 2010/11350 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ tahsilat makbuzu↗ kötüleme↗ zimmet↗ aktif dava ehliyeti↗ ticari dava niteliği↗ sermaye artırımı↗ şirket müdürü↗ möhuk 47↗ üçüncü kişi↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ bilirkişi incelemesi↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının Rusya Federasyonu’nda işlerini takip etmek ve burada ticaretini geliştirmek amacıyla ‘000 Tıme Travel’ adlı şirketi kurduğu, bu şirkete davalının genel müdür olarak atandığı, taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte bulunduğu, davalının, davacının kurduğu dava dışı şirketin ihtiyaçları için davacıdan makbuzlar karşılığı para çektiğinin ve zimmetine geçirdiğinin iddia edildiği, davacı kayıtlarında paranın nasıl çekildiği bilgileri tahsilat ve ödeme makbuzlarına rastlandığı, bu makbuzlar ile davacı kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı birlikte değerlendirildiğinde davalının çekmiş olduğu paraların şirket adına harcanıp harcanmadığı ve onun kayıtlarına girip girmediğinin kayıtlarda görünmediği, davacının, kurduğu şirketin defter ve kayıtlarını ibraz edemediği, anılan şirketin tek ortağı olduğunu, ayrı kayıt tutmadığını ve davacı kayıtları üzerinden takip edildiğini iddia ettiği, bu hususları kanıtlayamadığı, defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket müdürü aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı anonim şirketin, Rusya Federasyonu’nda faaliyet göstermek üzere bu yer hukukuna göre kurulan ‘000 Time Travel’ unvanlı şirketin tek ortağı bulunduğu, davalının da bu şirketin müdürü olarak tayin edildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı müdürün kendisine verilen yetkileri kötüye kullanarak müvekkili şirketten dosyada fotokopileri bulunan ‘tahsilat makbuzu’ açıklamalı beş ayrı belge ile paralar çektiğini ve zimmetine geçirdiğini iddia etmiştir. Ayrıca, faturalar düzenleme dahil olmak üzere anılan şirketin tüm ticari faaliyetlerinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, tüm kayıtların yine müvekkilince tutulduğunu ve davalıya yapılan ödemelerin de müvekkilince yapıldığını açıklamıştır. Ancak, davacı dayanağı belgelerin tamamı dava dışı firmanın kaşesi ile davalıya ait olduğu iddia edilen imzaları içermekte olup, davacı şirkete dair bir açıklamaya yer vermemiştir. Davalı taraf bu belgelerin sıhhati konusunda asılları ibraz edildiğinde beyanda bulunacağını belirtmiş, ancak, mahkemece kasaya alınan belge asılları davalıya gösterilerek imzaların kendisine ait olup olmadığı hususu sorulmamıştır.
Öte yandan, uyuşmazlık, Rusya Federasyonu Hukukuna göre kurulmuş, orada faaliyet gösteren ve tek ortaklı yapıya sahip dava dışı şirket ile ilgilidir. Davacı taraf, bu şirketin tek ortağı olup, davalı anılan şirketin müdürü konumundadır. Türk Hukukunda tek ortaklı ticaret şirketi düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu bakımdan dava konusu olaya uygulanacak hukuk bakımından MÖHUK hükümlerine göre bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, Türk Hukukunda zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, sermaye artırımında yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya üçüncü kişinin ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir. TTK.nun 336/5 nci maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini ister. O halde, davanın açılış biçimi ve açıklanan yasal düzenlemeler ile MÖHUK hükümleri de dikkate alınarak davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davanın yerinde olup olmadığının değerlendirilmemesi de yanlış olmuştur.
Bu durum karşısında, davacının dayandığı belgelerin aslının davalı asile gösterilip imzaların ona ait olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, yukarıda açıklanan hususları da kapsar şekilde bilirkişi kurulundan denetime uygun ek rapor alınması veya yeniden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16839 E. 2014/13740 K.
Ortak:dolaylı zarar · tahsilat makbuzu · taraf ehliyeti · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, davalı müdürün kendisine verilen yetkileri kötüye kullanarak müvekkili şirketten dosyada fotokopileri bulunan ‘«tahsilat makbuzu»’ açıklamalı beş ayrı belge ile paralar çektiğini ve «zimmetine» geçirdiğini iddia etmiştir.
Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik gösterir.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Benzer bu karardaAyrıca, Rus Hukukunun uygulanacağının belirlenmesi halinde davacının, dava konusu edilen «dolaylı zararı» kendi adına isteyip isteyemeyeceği ve bu anlamda aktif dava «ehliyetinin» olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğinden anılan hususlar yönünden «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporları esas alınarak karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
… rketin isim veya unvanının mevcut olmadığı, Rafet Kayıran isminin ve Time Travel şirketinin kaşesinin ve imzanın mevcut olduğu, söz konusu bu Time Travel şirketinin «tasfiye» halindeki davacı şirketin şubesi, yan kuruluşu veya «acentesi» olduğuna dair veya her iki şirketin aynı şirket olduğuna dair dosyada delil ve belge bulunmadığı, getirtilen «ticaret sicili» kayıtlarında bu yöne ilişkin herhangi bir «ilan» edilmiş bilgi olmadığı, dava dilekçesinde sözü edilen davacı şirket tarafından davalıya verilen veya davacı şirket tarafından davalının Rusya Federasyonu'nda kurulu bulunan Time Travel'in genel müdürü olarak atandığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, davacının kasasından davalının para aldığı veya davacının davalıya yurt dışında kurulu bu şirket için «avans ödemesi» yaptığına dair söz konusu «tahsilat makbuzları» nedeniyle şayet bir alacak oluşmuş ise veya doğmuş ise bu alacağın söz konusu bedeli tahsilat makbuzlarıyla ödeyen şirket veya şahıs tarafından talep edilmesi gere …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans ödemesi · acentelik · ticaret sicili · ek tasfiye · ilan · kesin hüküm
Benzer bu kararda… rketin isim veya unvanının mevcut olmadığı, Rafet Kayıran isminin ve Time Travel şirketinin kaşesinin ve imzanın mevcut olduğu, söz konusu bu Time Travel şirketinin «tasfiye» halindeki davacı şirketin şubesi, yan kuruluşu veya «acentesi» olduğuna dair veya her iki şirketin aynı şirket olduğuna dair dosyada delil ve belge bulunmadığı, getirtilen «ticaret sicili» kayıtlarında bu yöne ilişkin herhangi bir «ilan» edilmiş bilgi olmadığı, dava dilekçesinde sözü edilen davacı şirket tarafından davalıya verilen veya davacı şirket tarafından davalının Rusya Federasyonu'nda kurulu bulunan Time Travel'in genel müdürü olarak atandığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, davacının kasasından davalının para aldığı veya davacının davalıya yurt dışında kurulu bu şirket için «avans ödemesi» yaptığına dair söz konusu «tahsilat makbuzları» nedeniyle şayet bir alacak oluşmuş ise veya doğmuş ise bu alacağın söz konusu bedeli tahsilat makbuzlarıyla ödeyen şirket veya şahıs tarafından talep edilmesi gere …
1 - Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen artık tek ortaklı şirket kurulmasının 6102 Sayılı Yeni TTK uyarınca mümkün olduğu gerekçesiyle MÖHUK hükümleri tartışılmaksızın ve uygulanacak hukuk «kesin» şekilde belirlenmeksizin TTK hükümlerine göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
… rtışılarak temyiz incelemesine elverişli şekilde hüküm tesisi gerekirken, davacının yurt dışındaki Time Travel şirketinin, davacı şirketin şubesi, yan kuruluşu veya «acentesi» olduğunun ispatlanamadığı yönünde karar tesisi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14484 E. 2016/9091 K.
Ortak:dolaylı zarar · kötüleme · şirket müdürü · anonim şirket · taraf ehliyeti · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavacı «anonim şirketin», Rusya Federasyonu’nda faaliyet göstermek üzere bu yer hukukuna göre kurulan ‘000 Time Travel’ unvanlı şirketin tek ortağı bulunduğu, davalının da bu «şirketin müdürü» olarak tayin edildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Dava, «şirket müdürü» aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaHukukunun uygulanacağının belirlenmesi halinde ise, davacının, dava konusu edilen «dolaylı zararı» kendi adına isteyip isteyemeyeceği ve bu anlamda aktif dava «ehliyetinin» olup olmadığının da böylece değerlendirilmesi gerektiğinden anılan hususlar yönünden «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Davacının iddiası ve dosyaya sunduğu «deliller değerlendirildiğinde» davacı «anonim şirketin», ........ ........’nda faaliyet göstermek üzere bu yer hukukuna göre kurulan ‘000 ..........’ unvanlı şirketin tek ortağı bulunduğu, davalının da bu «şirketin müdürü» olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı ile davalı arasındaki ilişkinin 6762 sayılı TTK’nın 342. ve devamı maddeleri hükümlerine tabi olduğu, böylece davanın «sorumluluk davası» olduğu hususu Dairemiz bozma ilamlarına uyulmasıyla da usulü kazanılmış haklar gözetildiğinde belirlenmiş olduğu halde, taraflar arasındaki olayın hukuki «tanımının» «haksız fiil» ilişkisi olarak değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · sorumluluk davası · tanıma · şirket zararı · haksız fiil · yasal faiz · kesin hüküm
Benzer bu karardaDavacının iddiası ve dosyaya sunduğu «deliller değerlendirildiğinde» davacı «anonim şirketin», ........ ........’nda faaliyet göstermek üzere bu yer hukukuna göre kurulan ‘000 ..........’ unvanlı şirketin tek ortağı bulunduğu, davalının da bu «şirketin müdürü» olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı ile davalı arasındaki ilişkinin 6762 sayılı TTK’nın 342. ve devamı maddeleri hükümlerine tabi olduğu, böylece davanın «sorumluluk davası» olduğu hususu Dairemiz bozma ilamlarına uyulmasıyla da usulü kazanılmış haklar gözetildiğinde belirlenmiş olduğu halde, taraflar arasındaki olayın hukuki «tanımının» «haksız fiil» ilişkisi olarak değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
Oysa ki mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulduğu halde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin «haksız fiil» niteliğinde bulunduğu, davacının .......’da kurulan Travel şirketinin tek paydaşı olduğundan doğrudan kendi adına «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla müdüre karşı zarar ziyan davası açabileceği, bu nedenle tarafların hak ve yükümlülüklerinin Türk maddi hukuku hükümlerine göre belirleneceği gibi bir gerekçeyle, ... hükümleri tartışılmaksızın ve uygulanacak hukuk «kesin» şekilde belirlenmeksizin karar verilmiştir.
TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, görevini ve yetkilerini kötüye kullanan davalının davacı «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6052 E. 2013/21951 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · sermaye artırımı · üçüncü kişi · anonim şirket
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Davacı «anonim şirketin», Rusya Federasyonu’nda faaliyet göstermek üzere bu yer hukukuna göre kurulan ‘000 Time Travel’ unvanlı şirketin tek ortağı bulunduğu, davalının da bu «şirketin müdürü» olarak tayin edildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı «anonim şirketin» doğrudan, davacı ortakların ise, «dolaylı zararı» kapsamındadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · şirket zararı · kesinlik sınırı · alacak davası · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaHer ne kadar davacılar davalarını mülga 6762 sayılı TTK'nın 336/2. maddesine dayandırdığını açıklamışlar ise de dava dışı «anonim şirket» genel kurulunda esasen «kar payı dağıtılmasına» da karar verilmiş değildir.
… , eksik beyan edilen tutarın davacılara düşen kısının 41.103,48 TL olduğu, davalının, dava dışı şirket hesabından 2.461.21 TL kredi kartı borcunu ödediği, dava dışı «şirketin zararının» 181.064.69 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her bir davacı için ayrı ayrı 500.00 TL olmak üzere, 1.000.00 TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsiline karar …
1-Temyiz incelemesi bakımından halen yürürlüğünü koruyan 1086 sayılı HUMK'nın 427. maddesi uyarınca miktar ve değeri 1.000 TL' yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar kesindir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, 1.000 TL'lik «kesinlik sınırı» alacağın tamamına göre belirlenecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5134 E. , 2010/11350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.02.2009 tarih ve 2007/744-2009/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Rusya Federasyonu’nda kurulu bulunan “Time Travel”in tek sahibi ve ortağı olduğunu, davalının müvekkili şirket tarafından “Time Travel”in genel müdürü olarak atandığını, ancak görevi ile ilgili imkan ve şartları kötüye kullanarak şirketin kasasından haksız olarak paralar çektiğini, davalının aldığı paraları ödemediği gibi hakkında başlatılan icra takibine karşı da itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itiraza uğrayan 32.369.-USD alacağın faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hiçbir zaman davacının çalışanı olmadığını, ancak davacının iddiasının bu yönde olmasına göre davanın İş Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini, ayrıca davacının yurt dışında bulunan ve tüzel kişiliğe haiz olan bir şirket adına talepte bulunmasının hukuki dayanağı olmadığını, bu itibarla davacılık sıfatının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının Rusya Federasyonu’nda işlerini takip etmek ve burada ticaretini geliştirmek amacıyla ‘000 Tıme Travel’ adlı şirketi kurduğu, bu şirkete davalının genel müdür olarak atandığı, taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte bulunduğu, davalının, davacının kurduğu dava dışı şirketin ihtiyaçları için davacıdan makbuzlar karşılığı para çektiğinin ve zimmetine geçirdiğinin iddia edildiği, davacı kayıtlarında paranın nasıl çekildiği bilgileri tahsilat ve ödeme makbuzlarına rastlandığı, bu makbuzlar ile davacı kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı birlikte değerlendirildiğinde davalının çekmiş olduğu paraların şirket adına harcanıp harcanmadığı ve onun kayıtlarına girip girmediğinin kayıtlarda görünmediği, davacının, kurduğu şirketin defter ve kayıtlarını ibraz edemediği, anılan şirketin tek ortağı olduğunu, ayrı kayıt tutmadığını ve davacı kayıtları üzerinden takip edildiğini iddia ettiği, bu hususları kanıtlayamadığı, defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket müdürü aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı anonim şirketin, Rusya Federasyonu’nda faaliyet göstermek üzere bu yer hukukuna göre kurulan ‘000 Time Travel’ unvanlı şirketin tek ortağı bulunduğu, davalının da bu şirketin müdürü olarak tayin edildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalı müdürün kendisine verilen yetkileri kötüye kullanarak müvekkili şirketten dosyada fotokopileri bulunan ‘tahsilat makbuzu’ açıklamalı beş ayrı belge ile paralar çektiğini ve zimmetine geçirdiğini iddia etmiştir. Ayrıca, faturalar düzenleme dahil olmak üzere anılan şirketin tüm ticari faaliyetlerinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, tüm kayıtların yine müvekkilince tutulduğunu ve davalıya yapılan ödemelerin de müvekkilince yapıldığını açıklamıştır.
Ancak, davacı dayanağı belgelerin tamamı dava dışı firmanın kaşesi ile davalıya ait olduğu iddia edilen imzaları içermekte olup, davacı şirkete dair bir açıklamaya yer vermemiştir. Davalı taraf bu belgelerin sıhhati konusunda asılları ibraz edildiğinde beyanda bulunacağını belirtmiş, ancak, mahkemece kasaya alınan belge asılları davalıya gösterilerek imzaların kendisine ait olup olmadığı hususu sorulmamıştır.
Öte yandan, uyuşmazlık, Rusya Federasyonu Hukukuna göre kurulmuş, orada faaliyet gösteren ve tek ortaklı yapıya sahip dava dışı şirket ile ilgilidir. Davacı taraf, bu şirketin tek ortağı olup, davalı anılan şirketin müdürü konumundadır. Türk Hukukunda tek ortaklı ticaret şirketi düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu bakımdan dava konusu olaya uygulanacak hukuk bakımından MÖHUK hükümlerine göre bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, Türk Hukukunda zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, sermaye artırımında yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya üçüncü kişinin ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir. TTK.nun 336/5 nci maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini ister.
O halde, davanın açılış biçimi ve açıklanan yasal düzenlemeler ile MÖHUK hükümleri de dikkate alınarak davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davanın yerinde olup olmadığının değerlendirilmemesi de yanlış olmuştur.
Bu durum karşısında, davacının dayandığı belgelerin aslının davalı asile gösterilip imzaların ona ait olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, yukarıda açıklanan hususları da kapsar şekilde bilirkişi kurulundan denetime uygun ek rapor alınması veya yeniden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043380300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz