İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1113 E. 2024/3441 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hatır çeki↗ sıfat yokluğu↗ borç ikrarı↗ borca itiraz↗ lehdar↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ ilamsız icra takibi↗ lehtar↗ maktu vekalet ücreti↗ ikrar↗ ciro↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ uyuşmazlık konusu↗ ticari defter↗ esastan ret↗ çek↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/131 E., 2020/70 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince 500.000,00 TL bedelli 22.05.2016 tarihli çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı borçlunun itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde borca itiraz edilip imza inkarında bulunulmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi uyarınca keşideciye (davalı borçlu) karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan talep hakkı bulunduğunu, davalı-borçlu tarafından keşide edilen çek 22.05.2016 tarihli olduğundan anılan Kanun'un 732 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği çekin zamanaşımı süresi içinde anılan maddenin ikinci fıkrası anlamında talep haklarının söz konusu olduğunu, süresinde ibraz edilmeyen çekten kaynaklanan alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibi ve davanın dayanağının 6102 sayılı Kanun'un 732 nci ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme olduğunu, davalı-borçlunun itirazında haksız olup kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, takibe ve davaya konu çekin 2016 yılında yapılması planlanan ticari ilişki için hatır çeki olarak verildiğini; ancak taraflar arasında hiçbir ticari ilişki kurulamadığından çekin sebepsiz kaldığını, çekin yasal süresi içerisinde davacı tarafından ibraz edilmemiş olmasının da ticari ilişkinin kurulamamasından kaynaklandığını, sebepsiz zenginleşmenin mevcut olmadığını, tarafların defter ve kayıtları incelendiğinde ticari ilişki bulunmadığının anlaşılacağını, dava konusu çek, yasal süresinde işleme konulmadığından çek niteliğini kaybettiğini, alacağın varlığını ispatlamayacağını, borç ikrarı içermeyeceğini, davacının alacağının varlığını resmi, yazılı belgelerle ispatlamakla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisinin davalı, lehtarının davacı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde hamilin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde talep hakkından bahsedilmekteyse de buradaki hamilin, ciro yoluyla tedavül etmiş çekin hamili olması gerektiği, davacının ciro yolu ile çeki eline geçiren hamil olmayıp lehtar sıfatını haiz olduğu, davacı lehtar, davalı keşideciye karşı temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabilecekse de sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanamayacağı, davacının sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanıp temel ilişkiye dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekin hatır çeki olarak verilmediğini, çekin davalının ticari defterlerilerine işlememiş olmasının davalı ile vergi dairesi arasındaki bir sorun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde hamil ibaresi geçmekte olup çekin tedavül etmesinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığını, hukuken hamilin senedi elinde bulunduran olduğunu, somut uyuşmazlıkta 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, hamil olan lehtarın bu davayı açamayacağı şeklinde yorumun kabul edilemeyeceğini ve Mahkemenin, hamilin lehdar olamayacağına dair yorumuna katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin işbu davayı açamayacağından bahisle dava reddedilmiş olup buna göre davanın sıfat yokluğundan reddi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisi davalı, lehtarı da davacı olduğundan davacının ancak temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabileceği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12374 E., 2017/6660 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılamayacağı, davacı taraf sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanıp temel ilişkiye dayanmadığından İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere benzer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu çekte lehtar olan davacının, davalı keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilip bulunamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5657 E. 2023/528 K.
Ortak:hatır çeki · lehtar · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı var · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince 500.000,00 TL bedelli 22.05.2016 tarihli çeke dayalı olarak başlatılan «ilamsız icra takibine» davalı borçlunun itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde «borca itiraz» edilip imza inkarında bulunulmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi uyarınca «keşideciye» (davalı borçlu) karşı «sebepsiz zenginleşmeden» doğan talep hakkı bulunduğunu, davalı-borçlu tarafından keşide edilen «çek» 22.05.2016 tarihli olduğundan anılan Kanun'un 732 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği çekin «zamanaşımı» süresi içinde anılan maddenin ikinci fıkrası anlamında talep haklarının söz konusu olduğunu, süresinde «ibraz» edilmeyen çekten kaynaklanan alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibi ve davanın dayanağının 6102 sayılı Kanun'un 732 nci ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme olduğunu, davalı-borçlunun itirazında haksız olup kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere «inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… ilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, takibe ve davaya konu çekin 2016 yılında yapılması planlanan ticari ilişki için «hatır çeki» olarak verildiğini; ancak taraflar arasında hiçbir ticari ilişki kurulamadığından çekin sebepsiz kaldığını, çekin yasal süresi içerisinde davacı tarafından «ibraz» edilmemiş olmasının da ticari ilişkinin kurulamamasından kaynaklandığını, «sebepsiz zenginleşmenin» mevcut olmadığını, tarafların «defter» ve kayıtları incelendiğinde ticari ilişki bulunmadığının anlaşılacağını, dava konusu «çek», yasal süresinde işleme konulmadığından çek niteliğini kaybettiğini, alacağın varlığını ispatlamayacağını, «borç ikrarı» içermeyeceğini, davacının alacağının varlığını resmi, yazılı belgelerle ispatlamakla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşidecisinin» davalı, «lehtarının» davacı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde «hamilin» «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde talep hakkından bahsedilmekteyse de buradaki hamilin, «ciro» yoluyla tedavül etmiş çekin hamili olması gerektiği, davacının ciro yolu ile çeki eline geçiren hamil olmayıp lehtar sıfatını haiz olduğu, davacı lehtar, davalı ke …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ibraz süresi» içinde çeki muhatap bankaya ibraz etmeyen «hamilin», «keşideci» de «dahil» olmak üzere çekten sorumlu olan kişilere karşı kambiyo ilişkisiden kaynaklanan başvuru hakkını kaybedeceği, ayrıca ibraz süresi geçmiş olan bir çekin, «kambiyo senedi» niteliğini yitirmekle birlikte uyuşmazlıklarda «yazılı delil başlangıcı» olarak kullanılabileceği, bu durumda «çek hamilinin» on yıllık «genel zamanaşımı» süresi içinde doğrudan doğruya «temel borç ilişkisine» dayalı olarak çeki kendisine veren kişiye karşı bir «alacak davası» veya takip başlatma yoluna gidebileceği, somut olayda, takibe dayanak süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davacının «lehtar», davalının ise keşideci konumunda bulunduğu, davacının bu durumda ancak temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabileceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesinde öngörülen «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayanılamayacağı, davacı dava dilekçesinde açıkca sebepsiz zenginleşmeye dayanıp temel ilişkiye dayanmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu çekin kanuni «ibraz süresi» olan on gün içerisinde bankaya ibraz edilmemesi sebebiyle «kambiyo senedi vasfını» yitirdiğini, bu nedenle üç yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanamayacağını, çekin bankaya ibraz süresinin dolmasından itibaren başlayan bir yıllık «sebepsiz zenginleşme» davası açma zamanaşımının uygulanacağını, çekin «keşide tarihinin» 09.11.2015 olması nedeniyle zamanaşımı süresinin 09.11.2016 tarihinde dolduğunu, ancak icra takibinin 05.05.2017 tarihinde, yani bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra başlatıldığını, Mahkemenin üç yıllık zamanaşımı süresini nazara alarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermemesinin hatalı olduğunu, davacı ile müvekkili arasında yazılı ya da sözlü bir sözleşme olmadığını, çekin «hatır çeki» olarak davacıya verildiğini, tarafların meslekleri gözetildiğinde aralarında ticari bir ilişkinin olamayacağını, davacı tarafça «çek» karşılığında mal veya hizmet verilmediğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesinin sözkonusu olmadığını, Mahkemenin davacıya «yemin delilini» hatırlatıp davacının yemin deliline başvurmayacağını beyan etmesi üzerine tekrar dosyanın bilirkişiye tevdi ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ha …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yasal süresi içinde «ibraz» edilmeyen «çek» nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi kapsamında «hamilin» alacağını talep edebileceğini, bu durumda davalı «keşidecinin» «sebepsiz zenginleşmediğini» ispat ile yükümlü olduğunu, ancak davalı ispatlayamadığından davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temel borç ilişkisi · ibraz süresi · kambiyo senedi vasfı · çek hamili · yazılı delil başlangıcı · genel zamanaşımı · keşide tarihi · delil başlangıcı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ibraz süresi» içinde çeki muhatap bankaya ibraz etmeyen «hamilin», «keşideci» de «dahil» olmak üzere çekten sorumlu olan kişilere karşı kambiyo ilişkisiden kaynaklanan başvuru hakkını kaybedeceği, ayrıca ibraz süresi geçmiş olan bir çekin, «kambiyo senedi» niteliğini yitirmekle birlikte uyuşmazlıklarda «yazılı delil başlangıcı» olarak kullanılabileceği, bu durumda «çek hamilinin» on yıllık «genel zamanaşımı» süresi içinde doğrudan doğruya «temel borç ilişkisine» dayalı olarak çeki kendisine veren kişiye karşı bir «alacak davası» veya takip başlatma yoluna gidebileceği, somut olayda, takibe dayanak süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davacının «lehtar», davalının ise keşideci konumunda bulunduğu, davacının bu durumda ancak temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabileceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesinde öngörülen «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayanılamayacağı, davacı dava dilekçesinde açıkca sebepsiz zenginleşmeye dayanıp temel ilişkiye dayanmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu çekin kanuni «ibraz süresi» olan on gün içerisinde bankaya ibraz edilmemesi sebebiyle «kambiyo senedi vasfını» yitirdiğini, bu nedenle üç yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanamayacağını, çekin bankaya ibraz süresinin dolmasından itibaren başlayan bir yıllık «sebepsiz zenginleşme» davası açma zamanaşımının uygulanacağını, çekin «keşide tarihinin» 09.11.2015 olması nedeniyle zamanaşımı süresinin 09.11.2016 tarihinde dolduğunu, ancak icra takibinin 05.05.2017 tarihinde, yani bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra başlatıldığını, Mahkemenin üç yıllık zamanaşımı süresini nazara alarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermemesinin hatalı olduğunu, davacı ile müvekkili arasında yazılı ya da sözlü bir sözleşme olmadığını, çekin «hatır çeki» olarak davacıya verildiğini, tarafların meslekleri gözetildiğinde aralarında ticari bir ilişkinin olamayacağını, davacı tarafça «çek» karşılığında mal veya hizmet verilmediğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesinin sözkonusu olmadığını, Mahkemenin davacıya «yemin delilini» hatırlatıp davacının yemin deliline başvurmayacağını beyan etmesi üzerine tekrar dosyanın bilirkişiye tevdi ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ha …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacağın dayanağı olan «çek» «keşide tarihinin» 09.11.2015 tarihi olması ve bu çek bedelinin tahsili için 05.05.2017 tarihinde icra takibi başlatılması nedeniyle üç yıllık «zamanaşımı» süresinin takip tarihi itibariyle dolmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, somut olayda «ispat yükü» davalı tarafta olup davalı tarafın «sebepsiz zenginleşmediğini» ispat edemediği, hesap bilirkişisi raporunun da dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1716 E. 2017/4452 K.
Ortak:ciro · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşidecisinin» davalı, «lehtarının» davacı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde «hamilin» «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde talep hakkından bahsedilmekteyse de buradaki hamilin, «ciro» yoluyla tedavül etmiş çekin hamili olması gerektiği, davacının ciro yolu ile çeki eline geçiren hamil olmayıp lehtar sıfatını haiz olduğu, davacı lehtar, davalı ke …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince 500.000,00 TL bedelli 22.05.2016 tarihli çeke dayalı olarak başlatılan «ilamsız icra takibine» davalı borçlunun itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde «borca itiraz» edilip imza inkarında bulunulmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi uyarınca «keşideciye» (davalı borçlu) karşı «sebepsiz zenginleşmeden» doğan talep hakkı bulunduğunu, davalı-borçlu tarafından keşide edilen «çek» 22.05.2016 tarihli olduğundan anılan Kanun'un 732 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği çekin «zamanaşımı» süresi içinde anılan maddenin ikinci fıkrası anlamında talep haklarının söz konusu olduğunu, süresinde «ibraz» edilmeyen çekten kaynaklanan alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibi ve davanın dayanağının 6102 sayılı Kanun'un 732 nci ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme olduğunu, davalı-borçlunun itirazında haksız olup kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere «inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu çekte «lehtar» olan davacının, davalı «keşideciye» karşı «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı olarak alacak talebinde bulunabilip bulunamayacağına ilişkindir.
Benzer bu karardaİşbu dava, «keşideci» davalı yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde yer alan «sebepsiz zenginleşme» davası olup, bu madde hükmüne göre, «zamanaşımı» sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin «hamiline» karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; «ispat yükü», sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borcunun «teminatı» olarak verildiği, dava dışı şirketin borcunun «mahsup» edilmediği, tahsilatın dava dışı şirketin bankadaki kendi hesabına aktarılıp buradan banka borcunun «havale» ile ödendiği, «hamilin» halen anılan şirket olup davacı bankanın onun vekili sıfatıyla hareket ederek tahsilatın gerçekleşebileceği, bu halde dolaylı olarak kredi borcunun mahsup edileceği, banka kayıtlarında söz konusu çekin borç için alındığının gösterilmediği, «rehin» veya bu sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin «ciro» edilmesi halinde çeki devralan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağı, davacı banka davaya konu çeki teminat amacıyla almış olup, davacının «yetkili hamili» olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde dahi çekin hamilin zararına zenginleşme oluşturmadığı, davacı bankanın aldığı çekin karşılığında kredi borcunu mahsup etmemesi ve kredi alacağının kredi borçlusuna karşı mevcudiyeti karşısında «sebepsiz zenginleşme» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bu durumda, mahkemece «sebepsiz zenginleşmediğini» «ispat yükünün» davalı «keşidecide» olduğu kabul edilerek bir karar vermek gerekirken; TTK'nın 732. maddesi dikkate alınmaksızın, alınan çekin dava dışı şirketin kredi borcundan davacı tarafça «mahsup» edilmediği, kredi alacağının dava dışı şirkete karşı halen mevcut olduğu ve sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme s …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temlik cirosu · yetkili hamil · rehin · ispat yükü · mahsup · temlik · havale · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borcunun «teminatı» olarak verildiği, dava dışı şirketin borcunun «mahsup» edilmediği, tahsilatın dava dışı şirketin bankadaki kendi hesabına aktarılıp buradan banka borcunun «havale» ile ödendiği, «hamilin» halen anılan şirket olup davacı bankanın onun vekili sıfatıyla hareket ederek tahsilatın gerçekleşebileceği, bu halde dolaylı olarak kredi borcunun mahsup edileceği, banka kayıtlarında söz konusu çekin borç için alındığının gösterilmediği, «rehin» veya bu sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin «ciro» edilmesi halinde çeki devralan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağı, davacı banka davaya konu çeki teminat amacıyla almış olup, davacının «yetkili hamili» olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde dahi çekin hamilin zararına zenginleşme oluşturmadığı, davacı bankanın aldığı çekin karşılığında kredi borcunu mahsup etmemesi ve kredi alacağının kredi borçlusuna karşı mevcudiyeti karşısında «sebepsiz zenginleşme» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davaya konu çekin «keşidecisinin» davalı olduğu, davacının kredi borçlusu olan dava dışı şirket emrine düzenlendiği ve davacının da çeki dava dışı şirketten «temlik cirosu» ile devraldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece «sebepsiz zenginleşmediğini» «ispat yükünün» davalı «keşidecide» olduğu kabul edilerek bir karar vermek gerekirken; TTK'nın 732. maddesi dikkate alınmaksızın, alınan çekin dava dışı şirketin kredi borcundan davacı tarafça «mahsup» edilmediği, kredi alacağının dava dışı şirkete karşı halen mevcut olduğu ve sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme s …
İşbu dava, «keşideci» davalı yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde yer alan «sebepsiz zenginleşme» davası olup, bu madde hükmüne göre, «zamanaşımı» sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin «hamiline» karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; «ispat yükü», sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1113 E. , 2024/3441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1201 Esas, 2022/1987 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/131 E., 2020/70 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince 500.000,00 TL bedelli 22.05.2016 tarihli çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı borçlunun itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde borca itiraz edilip imza inkarında bulunulmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi uyarınca keşideciye (davalı borçlu) karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan talep hakkı bulunduğunu, davalı-borçlu tarafından keşide edilen çek 22.05.2016 tarihli olduğundan anılan Kanun'un 732 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği çekin zamanaşımı süresi içinde anılan maddenin ikinci fıkrası anlamında talep haklarının söz konusu olduğunu, süresinde ibraz edilmeyen çekten kaynaklanan alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibi ve davanın dayanağının 6102 sayılı Kanun'un 732 nci ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme olduğunu, davalı-borçlunun itirazında haksız olup kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, takibe ve davaya konu çekin 2016 yılında yapılması planlanan ticari ilişki için hatır çeki olarak verildiğini; ancak taraflar arasında hiçbir ticari ilişki kurulamadığından çekin sebepsiz kaldığını, çekin yasal süresi içerisinde davacı tarafından ibraz edilmemiş olmasının da ticari ilişkinin kurulamamasından kaynaklandığını, sebepsiz zenginleşmenin mevcut olmadığını, tarafların defter ve kayıtları incelendiğinde ticari ilişki bulunmadığının anlaşılacağını, dava konusu çek, yasal süresinde işleme konulmadığından çek niteliğini kaybettiğini, alacağın varlığını ispatlamayacağını, borç ikrarı içermeyeceğini, davacının alacağının varlığını resmi, yazılı belgelerle ispatlamakla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisinin davalı, lehtarının davacı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde hamilin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde talep hakkından bahsedilmekteyse de buradaki hamilin, ciro yoluyla tedavül etmiş çekin hamili olması gerektiği, davacının ciro yolu ile çeki eline geçiren hamil olmayıp lehtar sıfatını haiz olduğu, davacı lehtar, davalı keşideciye karşı temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabilecekse de sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanamayacağı, davacının sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanıp temel ilişkiye dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekin hatır çeki olarak verilmediğini, çekin davalının ticari defterlerilerine işlememiş olmasının davalı ile vergi dairesi arasındaki bir sorun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde hamil ibaresi geçmekte olup çekin tedavül etmesinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığını, hukuken hamilin senedi elinde bulunduran olduğunu, somut uyuşmazlıkta 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, hamil olan lehtarın bu davayı açamayacağı şeklinde yorumun kabul edilemeyeceğini ve Mahkemenin, hamilin lehdar olamayacağına dair yorumuna katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin işbu davayı açamayacağından bahisle dava reddedilmiş olup buna göre davanın sıfat yokluğundan reddi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisi davalı, lehtarı da davacı olduğundan davacının ancak temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabileceği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12374 E., 2017/6660 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılamayacağı, davacı taraf sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanıp temel ilişkiye dayanmadığından İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere benzer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu çekte lehtar olan davacının, davalı keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilip bulunamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043076100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz