Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7469 E. 2024/3399 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari satış↗ uzman görüşü↗ ayıplı mal↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ ayıp ihbarı↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ mazeret↗ ticari itibar↗ ayıp↗ basiretli tacir↗ iş bölümü↗ olumsuz oy↗ muvafakat↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kâr kaybı↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ sulh↗ taahhütname↗ ihtarname↗ tacir↗ dava sebebi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/559 E., 2019/645 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Türkiye'de ve yurt dışında pek çok mimari projeyi çizip yapımını üstlenen saygın bir firma olduğunu, müşterilerine ait taşınmazlarda kullanılmak üzere davalıdan doğal taş plaka satın aldıklarını, taşların taşınmazdaki iç ve dış mekanlara döşendiğini, bedellerinin ise davalı satıcıya ödendiğini, ancak faturalarda yer alan kalemlerden "Azul Stone" niteliğindeki taşların üzerinde kısa bir zaman sonra kirlenme ve geçirilemeyen lekeler meydana geldiğini, bu durumun estetik ve görsel açıdan yapının görüntüsüne ve mali değerine zarar verdiğini, ayrıca müvekkillerinin taşınmazın malikine yapmış olduğu işi zamanında teslim edememesinden dolayı maddi ve itibar kaybına uğradığını, İstanbul Teknik Üniversitesinden ... tarafından yapılan inceleme sonucunda; taşın yapısı itibariyle ıslak ve trafiğin olduğu mekanlarda kullanılması durumunda kirlenme sorunu ile karşılaşabileceği, renk ve desen değişikliği gibi olumsuzlukların yaşanabileceğinin tespit edildiğini, ancak taşın özellikleri gereği döşeneceği dış mekana uygun olmayacağına dair davalı tarafça kendilerine hiçbir uyarıda bulunulmadığını, davalı tarafa müvekkillerinin uğradığı zarar nedeniyle davalıya ihtarname keşide edildiğini ancak yine de zararlarının giderilmediğini, Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/24 D.İş sayılı dosyası ile taşlar üzerinde tespit yapıldığını, alınan numunenin sedimanter yapıda olması, kimyasal etkileşim açısından asitle tepkime vermekte-köpürmekte olması, %3,9 emme seviyesine sahip olması nedeniyle %11 aşınma direnci olan ve porozitesinin yüksekliği ile kumlu kireçtaşı olarak adlandırılan malzemenin ıslak zemin ve dış cephe kaplaması kullanımlarına uygun olmadığının belirtildiğini, ayrıca bu özelliklere sahip bir malzemenin su, hava, güneş, yağış ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimleri ve görüntü kirliliği oluşturmasının doğal olduğunun belirtildiğini, davanın haklılığı gerek Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Laboratuvarında gerekse de Türk Standartları Enstitüsü (TSE) belgeli Denizli Bilgi Zemin ve Yapı Test Laboratuvarı'nda yapılan deneylerle ve bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dış cephe kullanımlarında ve ıslak zemin kullanımlarına uygun olmayan taşın gizli ayıplı olduğu ve renk değişikliği olacağı bilindiği halde dış cepheye ve havuz kenarlarına döşenmesinin müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, müvekkili şirketin davalı sebebiyle oluşan bu kötü durumu önlemek için geçici olarak çakıl taşı ile kaplanmak durumunda kaldığını, bu olay nedeniyle müvekkillerinin çok büyük iş kaybına uğradıklarını ileri sürerek Muğla İli, Bodrum İlçesi, ....Oriental Sitesi Villa 3/4 adresinde kullanılan doğal taş plakalarında meydana gelen 231.731,68 TL maddi zararlarının, taşların döşenmesi için harcanan 210.000,00 TL işçilik ücretinin, taşların sökülmesi için harcanan 27.000,00 TL işçilik ücretinin ve ticari itibar kaybından ötürü 20.000,00 TL manevi zararları olmak üzere toplamda 488.731,68 TL'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren faiziyle birlikte talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin satıcı konumunda olduğunu ve ürünün nerede ve nasıl kullanılacağı hususunda sorumluluğu olmadığını, davacının hangi ürünün seçilmesi gerektiği ve bunun nasıl kullanılacağı, eserin oluşumundan sonra ne şekilde muhafaza edileceğinin kendisinin sorumluluğunda bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesine göre davalının sorumluluğunun bulunmadığını, Kanun'un ticari satışlarda ayıbı düzenleyen hükümlerine göre alıcının derhal muayene (inceleme) ve aynı zamanda 8 gün içinde ihbar mükellefiyeti bulunduğunu, olaydan 18 ay sonra ayıp ihbarı yapmakla davacının Kanun'a aykırı hareket ettiğini, dava konusu mermer piyasalarında "Azul Stone" taşının şekli ve niteliği ile ayırdedici özelliğe sahip ve kullanım alanlarına ilişkin belirlemenin kolayca yapılması mümkün olan doğal bir taş olduğunu, bu taşın ayıplı olma şansının hiç olmadığını, Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/13 D.İş sayılı dosyası ile yapılan bilirkişi incelemesinde; yer yer olan lekelerin olduğu ancak bu hasarın doğal sudan kaynaklanmadığının açıkça belirtildiğini, tespit dosyalarında sunulu fotoğraflar incelendiğinde zarar gören taşların nerelerde olduğu ve ne şekilde zarar gördüğünün açık olduğunu, müvekkili tarafından davalının ticari itibarını sarsmaya yönelik herhangi bir fikir ya da davranış söz konusu olmadığından manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalıdan Azul taşı satın almak suretiyle kendi müşterilerine ait farklı mekanlarda kullandığı, taşın Bodrum'da kullanıldığı villa bahçesinde dış mekan taban kaplaması olarak doğal taş plakalar halinde kullanıldığı, zaman içerisinde su, hava, güneş, yağmur ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimi oluştuğu, dinlenen uzman tarafından bu taşların açık havada ve özellikle asidik ortamda kullanılmasının riskli olduğu, lekelenme ve kirlenmeye maruz kaldığında taşın yapısı sebebiyle kolayca deforme olabileceğinin belirtildiği, davacı taraf tacir olup kendisinin yurt içinde ve yurt dışında pek çok mimari projeyi hazırlayan ve yapımını üstlenen saygın firma olduğunu belirttiği, bu durumda davacının kendi müşterilerine uygulayacağı kaplama malzemelerini ve bu davaya konu azul stone taşının özelliklerini, hangi durumlardan etkilenebileceği, hangi mekanlarda kullanılmasının uygun olduğunu bilebilecek durumda bulunduğu, ayrıca bu taşların ne tür zeminde kullanılmasının riskli olduğunun basit bir araştırma ile tespit edebileceğinin uzman tarafından belirtildiği, davacının bu iş alanında uzmanlığının kabulü gerektiği, dava konusu kaplama taşın özellikle kullanıldığı villalardaki havuz kenarlarında renk değiştirdiği ve havuz kimyasallarından etkilendiğinin tespit raporları ile sabit olduğu, sürekli bu işi yapan davacıların taşın kaplama yapılacak zemine uygun olup olmadığını bilebilecek durumda oldukları, davacıların uğramış olduğunu iddia ettikleri maddi zararı davalıdan talep edemeyecekleri gibi manevi şahsiyetlerine bir saldırı tespit edilemediğinden manevi tazminat isteminin de şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından satışı yapılan azul taşının ıslak zemin ve dava dışı cephe kullanımına uygun bir taş olmadığının raporlar ile sabit olduğunu, satın alınan ürünlerin yapısal eksikliklerinin müvekkilinden saklandığını, deforme olacağının davalı şirketçe bilinmesine ya da öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, davalının tacir olup taşın özelliklerini ve kullanıldığı alanda hasara uğrayıp uğramayacağını bilmediğini varsaymanın hayatın olağan akışına ve mantık kaidelerine aykırı olduğunu, müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, mahkemece davanın esası ile ilgili olarak gösterilen delillerin tümü toplanmadan ve deliller yeterince değerlendirilmeden tanık dinletme talepleri hakkında bir karar verilmeden eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzman tarafından hazırlanan raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaması ve ayrıca katıldığı celsedeki beyanlarının da değerlendirmeye alınmaması gerekmekte iken mahkemenin neredeyse tümüyle kararını uzman beyanına dayandırdığını, 6102 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi gereğince satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebi ile sorumlu olduğu gibi satıcının ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından uygulama getirildiğini, olay nedeniyle müvekkillerinin manevi yönden de zarar gördüğünü, dava konusu taşların deforme olması ve davalının bu zararı gidermeye, taşları değiştirmeye yanaşmaması nedeniyle taşınmazın taahhüt edilen zamanda malikine teslim edilemediğinden müvekkili şirketleri için önemli müşterileri karşısında büyük ticari kayba neden olduğunu, dava konusu Mandarin Oriantal Sitesi'nin Bodrum'un en lüks sitesi olduğunu ve site sakinlerinin oldukça titiz kimseler olduğu düşünüldüğünde müvekkili şirketler yönünden bir an önce önlem alma zaruretinin hasıl olduğu, müvekkilinin yapı malikine karşı çok zor durumda kaldığını, yıllardır güven esasına dayalı olan iş ilişkilerinin yıprandığını ticari itibarının zedelendiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uzman olarak ... 10.04.2019 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; ilk getirilen malzemenin lekeli ve üzerinde birtakım beyaz pulcuklar olduğunu, kesit alarak inceleme yapıldığını, taşın içerisinde kalsiyum karbonat çamuru olduğunu tespit ettiklerini, bu taşlarda bunun olmasının normal olduğunu, doğada yaygın olduğunu, taşın su emmesinin yüksek olduğunu, bunun taş için normal olduğunu, bu taşın kalsiyum karbonat içerdiği için asitten etkileneceği, havuz sularında kullanılan maddelerin PH düzenleyici olarak kullanıldığını ve bu maddelerin oranı ve konsantrasyonun önemli olduğunu, taşın üzerindeki etkinin buna göre değiştiğini, bu taşın atmasforik ortamda ve trafiğin bulunduğu alanlarda kolay etkilenebileceği, su emeceği ve renk bozukluğunun oluşabileceği, bu taşların açık ortamda deforma olmaya müsait olduğu, ıslak zeminde kullanılmasının desenin rengine etki edeceği, diğer tarafın getirdiği taşın kullanılmamış olduğunu, ancak bu taşın Eflani yöresinden çıkarılan bir taş olduğunu, herhangi bir leke olmadığını, aynı deneylere tabi tuttuklarını, davalı tarafın havuzda kullanılan malzeme örneğini sunduğunu, bu malzemeyi farklı oranlarda suya katarak taş üzerine uyguladıklarını daha önce diğer tarafın sunduğu taşla aynı etkiyi yaptığını fark ettiklerini, benzer lekeler oluştuğunu, fotoğrafladıklarını, havuz kenarında uygulanmasının riskli olduğunu, bu taşların bu şekilde bu tür zeminde kullanılmasının basit bir araştırma ile tespit edilebileceği, bilimsel açıdan zaten bilinen bir durumdur şeklinde beyanda bulunduğu, hukuki dinlenilme hakkı kapsamında uzman görüş raporunu hazırlayan uzman kişinin duruşma da dinlenilmesinden ve kararda yer verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, raporlar ve uzman görüşüne göre dava konusu emtianın kullanılması uygun olmayan alanlarda kullanıldığı, davacının iddiasının aksine davalı satıcının satış anında emtiaların kullanım alanını bildiği ve buna göre ayıplı mal satışı yaptığı iddialarının sübuta ermediği, aksine davacının mesleki konuda uzman bir tacir olarak dava konusu emtianın özelliklerini bilmesi veya bilebilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmadığı, davalı satıcının emtiada meydana gelen değişikliklerden sorumluluğu bulunmadığı, hiç kimsenin kendi kusurundan menfaat sağlayamayacağı, davacının maddi ve manevi tazminat talep şartları oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, davalı tarafından satışı yapılan Azul taşının ıslak zemin ve dış cephe kullanımına uygun bir taş olmadığı tespit edilmişken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan toplantılarda dava konusu emtianın kullanılacağı mekanın davalı tarafa bildirildiğini ancak davalı tarafın taşın niteliği bakımından müvekkilini uyarmadığını, mermer ve doğal taş alım satım işi yapan davalının sattığı taşın niteliğini, yapısal durumunu ve deforme olacağını bilmesine rağmen müvekkilinden gizlediğini, basiretli bir tacir olan ve uzun yıllardır aynı işin yapan davalının sattığı ürünün özelliğini ve kullanıldığı alanda hasara uğrayıp uğramayacağını bilmemesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dinlenmesine karar verilen ve hiçbir mazeret olmadan katılmayan uzmanın ikinci celsede muvafakatimiz olmadığı halde dinlenmesi ve beyanlarının dikkate alınmasının hatalı olduğunu, deliller yeterince değerlendirilmeden karar verildiğini, tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, dava konusu emtianın hangi mekanlarda kullanılmasının uygun olduğunun bilimsel olarak bilinen bir durum olduğu kabulünün müvekkilinin bilim adamı olmaması nedeniyle kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin uzmanlığı olmayan doğal taş konusunda bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, mahkemenin kararında belirttiği şekilde basit bir araştırma neticesinde dava konusu taşın ıslak zeminde kullanımının uygun olduğu sonucuna ulaşıldığını, taş üreticisi davalının da dava konusu Azul taşının ıslak zeminde kullanılabileceğini belirttiğini, müvekkilinin de bu basit bilgi ve davalı ile olan ticari ilişkisine güvendiğini, ancak bu bilgilerin yanlış olduğunun ancak teknik rapor ile ortaya çıktığını, dolayısıyla mahkemenin belirttiğini aksine taşın ıslak zemine uygun olmadığının basit bir araştırma ile öğrenilemeyeceğinin açık olduğunu, davalının doğal taş satıcılığını meslek edinmesi nedeniyle satılan maldaki ayıplar bakımından sorumlu olacağını, yaşana olay nedeniyle müvekkilinin müşterilerine karşı zor durumda kaldığını ve itibar kaybı yaşadığını, dolayısıyla manevi zararı bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satım konusu olan "Azul Stone" taşların ayıplı olup olmadığı, davalı satıcının iddia edilen zarardan sorumlu olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7384 E. 2024/3362 K.
Ortak:ayıplı mal · teslim
İncelediğiniz kararda… ni, bu durumun estetik ve görsel açıdan yapının görüntüsüne ve mali değerine zarar verdiğini, ayrıca müvekkillerinin taşınmazın malikine yapmış olduğu işi zamanında «teslim» edememesinden dolayı maddi ve itibar «kaybına» uğradığını, İstanbul Teknik Üniversitesinden ... tarafından yapılan inceleme sonucunda; taşın yapısı itibariyle ıslak ve trafiğin olduğu mekanlarda kullanılması durumunda kirlenme sorunu ile karşılaşabileceği, renk ve desen değişikliği gibi «olumsuzlukların» yaşanabileceğinin tespit edildiğini, ancak taşın özellikleri gereği döşeneceği dış mekana uygun olmayacağına dair davalı tarafça kendilerine hiçbir uyarıda bulunulmadığını, davalı tarafa müvekkillerinin uğradığı zarar nedeniyle davalıya «ihtarname» keşide edildiğini ancak yine de zararlarının giderilmediğini, Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/24 D.İş sayılı dosyası ile taşlar üzerinde tespit yapıldığını, alınan numunenin sedimanter yapıda olması, kimyasal etkileşim açısından asitle tepkime vermekte-köpürmekte olması, %3,9 emme seviyesine sahip olması nedeniyle %11 aşınma direnci olan ve porozitesinin yüksekliği ile kumlu kireçtaşı olarak adlandırılan malzemenin ıslak zemin ve dış cephe kaplaması kullanımlarına uygun olmadığının belirtildiğini, ayrıca bu özelliklere sahip bir malzemenin su, hava, güneş, yağış ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimleri ve görüntü kirliliği oluşturmasının doğal olduğunun belirtildiğini, davanın haklılığı gerek Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Laboratuvarında gerekse de Türk Standartları Enstitüsü (TSE) belgeli Denizli Bilgi Zemin ve Yapı Test Laboratuvarı'nda yapılan deneylerle ve bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dış cephe kullanımlarında ve ıslak zemin kullanımlarına uygun olmayan taşın gizli ayıplı olduğu ve renk değişikliği olacağı bilindiği halde dış cepheye ve havuz kenarlarına döşenmesinin müvekkilinin «ticari itibarını zedelediğini», müvekkili şirketin davalı sebebiyle oluşan bu kötü durumu önlemek için geçici olarak çakıl taşı ile kaplanmak durumunda kaldığını, bu olay nedeniyle müvekkillerin …
… ilinden saklandığını, deforme olacağının davalı şirketçe bilinmesine ya da öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, davalının «tacir» olup taşın özelliklerini ve kullanıldığı alanda «hasara» uğrayıp uğramayacağını bilmediğini varsaymanın hayatın olağan akışına ve mantık kaidelerine aykırı olduğunu, müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, mahkemece davanın esası ile ilgili olarak gösterilen delillerin tümü toplanmadan ve deliller yeterince değerlendirilmeden tanık dinletme talepleri hakkında bir karar verilmeden «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzman tarafından hazırlanan raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaması ve ayrıca katıldığı celsedeki beyanlarının da değerlendirmeye alınmaması gerekmekte iken mahkemenin neredeyse tümüyle kararını uzman beyanına dayandırdığını, 6102 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi gereğince satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması «sebebi» ile sorumlu olduğu gibi satıcının ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken «ayıplar» bakımından uygulama getirildiğini, olay nedeniyle müvekkillerinin manevi yönden de zarar gördüğünü, dava konusu taşların deforme olması ve davalının bu zararı gidermeye, taşları değiştirmeye yanaşmaması nedeniyle taşınmazın «taahhüt» edilen zamanda malikine «teslim» edilemediğinden müvekkili şirketleri için önemli müşterileri karşısında büyük ticari «kayba» neden olduğunu, dava konusu Mandarin Oriantal Sitesi'nin Bodrum'un en lüks sitesi olduğunu ve site sakinlerinin oldukça titiz kimseler olduğu düşünüldüğünde müvekkili şirketler yönünden bir an önce önlem alma zaruretinin hasıl olduğu, müvekkilinin yapı malikine karşı çok zor durumda kaldığını, yıllardır güven esasına dayalı olan iş ilişkilerinin yıprandığını «ticari itibarının zedelendiğini» belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ların bu şekilde bu tür zeminde kullanılmasının basit bir araştırma ile tespit edilebileceği, bilimsel açıdan zaten bilinen bir durumdur şeklinde beyanda bulunduğu, «hukuki dinlenilme hakkı» kapsamında «uzman görüş» raporunu hazırlayan uzman kişinin duruşma da dinlenilmesinden ve kararda yer verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, raporlar ve uzman görüşüne göre dava konusu emtianın kullanılması uygun olmayan alanlarda kullanıldığı, davacının iddiasının aksine davalı satıcının satış anında emtiaların kullanım alanını bildiği ve buna göre «ayıplı mal» satışı yaptığı iddialarının sübuta ermediği, aksine davacının mesleki konuda uzman bir «tacir» olarak dava konusu emtianın özelliklerini bilmesi veya bilebilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmadığı, davalı satıcının emtiada meydana gelen değişikliklerde …
Benzer bu kararda… anılmak üzere, davalı şirketten 31.03.2019 tarihinde 7710 metre 6'lık gri kilitli parke ve 270 metre renkli kilitli parke taşı satın aldığını ve bu parke taşlarının «teslim» edildiğini, müvekkilinin, satın aldığı kilitli parke taşlarının uzun yıllar kullanabilecek, lunaparkın taşınması halinde de rahatlıkla taşınıp, bozulmadan ve zarar görmeden yeniden döşenebilecek, dayanıklı ve kaliteli olması gerektiğini, davalının da kendi ürettiği ve sattığı taşların bu vasıflarda olduğunu beyan ettiğini, taşların müvekkiline ait işletmenin zeminine döşendiğini ancak satıcının ürünün teslimi sırasında ve sonrasında faturayı teslim etmekte geciktiğini ve nihayetinde geriye dönük olarak düzenleyip faturayı teslim ettiğini, müvekkilinin işletmesinin zeminine döşenen kilitli parke taşlarının teslim edilmesinin üzerinden birkaç ay geçmesiyle taşlarda bozulma, aşınma, delikler meydana geldiğini, durumu davalıya ileterek kalitesiz ve bozuk olduğundan bahisle ayıplı taşların iade alınarak değiştirilmesi veya «bedelinin iade» edilmesini talep ettiklerini, ancak davalının buna yanaşmadığını, müvekkiline «fatura» verilmediğinden bahisle davalının Gülşehir Malmüdürlüğüne «şikayet» edildiğini, davalı yetkilisinin Malmüdürlüğündeki beyanında müvekkili ile ihtilaf olduğundan bahisle faturanın verilmediğini, hatta müvekkilinin faturayı almaya gelmediğini beyan ettiğini, kilitli taşların TSE kayıtlarına göre kalite standardına uymadığını, müvekkilinin 133.597,70 TL ödeyerek satın aldığı taşlarda meydana gelen bozulma ve hasarların parke taşlarının hatalı, kötü, kalitesiz, TSE standartlarına aykırı imal edildiğinin Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/198 D.İş sayılı dosyası ile de tespit edildiğini ileri sürerek, ayıplı malların ayıpsız misli ile değiştirilmesine, hasarlı ve bozulmuş, ayıplı kilitli parke taşlarını değiştirmesi halinde, taşların sökümü için gerekli müvekkilin kullandığı makinelerin sökülmesi ve yeniden monte edilmesi ile taşların yeniden dizilme «masraflarının» davalı şirketten tahsiline, ayıplı malların davalı şirket tarafından değiştirilmemesi halinde de; «belirsiz alacak davası» kapsamında şimdilik 10.000,00 TL ayıplı malların bedelinin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… raflarınca bildirilen delillerin tam olarak toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, davalının whatsapp yazışma içeriğinde de taşın bozuk ve deformeli olduğunu ve «ayıplı mal» niteliğinde olduğunu «ikrar» ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirsiz alacak davası · bedel iadesi · keşif · şikayet · ikrar · alacak davası · fatura · dosya masrafı
Benzer bu kararda… anılmak üzere, davalı şirketten 31.03.2019 tarihinde 7710 metre 6'lık gri kilitli parke ve 270 metre renkli kilitli parke taşı satın aldığını ve bu parke taşlarının «teslim» edildiğini, müvekkilinin, satın aldığı kilitli parke taşlarının uzun yıllar kullanabilecek, lunaparkın taşınması halinde de rahatlıkla taşınıp, bozulmadan ve zarar görmeden yeniden döşenebilecek, dayanıklı ve kaliteli olması gerektiğini, davalının da kendi ürettiği ve sattığı taşların bu vasıflarda olduğunu beyan ettiğini, taşların müvekkiline ait işletmenin zeminine döşendiğini ancak satıcının ürünün teslimi sırasında ve sonrasında faturayı teslim etmekte geciktiğini ve nihayetinde geriye dönük olarak düzenleyip faturayı teslim ettiğini, müvekkilinin işletmesinin zeminine döşenen kilitli parke taşlarının teslim edilmesinin üzerinden birkaç ay geçmesiyle taşlarda bozulma, aşınma, delikler meydana geldiğini, durumu davalıya ileterek kalitesiz ve bozuk olduğundan bahisle ayıplı taşların iade alınarak değiştirilmesi veya «bedelinin iade» edilmesini talep ettiklerini, ancak davalının buna yanaşmadığını, müvekkiline «fatura» verilmediğinden bahisle davalının Gülşehir Malmüdürlüğüne «şikayet» edildiğini, davalı yetkilisinin Malmüdürlüğündeki beyanında müvekkili ile ihtilaf olduğundan bahisle faturanın verilmediğini, hatta müvekkilinin faturayı almaya gelmediğini beyan ettiğini, kilitli taşların TSE kayıtlarına göre kalite standardına uymadığını, müvekkilinin 133.597,70 TL ödeyerek satın aldığı taşlarda meydana gelen bozulma ve hasarların parke taşlarının hatalı, kötü, kalitesiz, TSE standartlarına aykırı imal edildiğinin Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/198 D.İş sayılı dosyası ile de tespit edildiğini ileri sürerek, ayıplı malların ayıpsız misli ile değiştirilmesine, hasarlı ve bozulmuş, ayıplı kilitli parke taşlarını değiştirmesi halinde, taşların sökümü için gerekli müvekkilin kullandığı makinelerin sökülmesi ve yeniden monte edilmesi ile taşların yeniden dizilme «masraflarının» davalı şirketten tahsiline, ayıplı malların davalı şirket tarafından değiştirilmemesi halinde de; «belirsiz alacak davası» kapsamında şimdilik 10.000,00 TL ayıplı malların bedelinin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan «keşif» ve sonrasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davacı tarafından satın alınıp Lunapark zeminine döşenmiş olan taşlarının çı …
… raflarınca bildirilen delillerin tam olarak toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, davalının whatsapp yazışma içeriğinde de taşın bozuk ve deformeli olduğunu ve «ayıplı mal» niteliğinde olduğunu «ikrar» ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3609 E. 2023/7566 K.
Ortak:muvafakat · ihbar · bilirkişi incelemesi · ihtarname · teslim
İncelediğiniz kararda… ni, bu durumun estetik ve görsel açıdan yapının görüntüsüne ve mali değerine zarar verdiğini, ayrıca müvekkillerinin taşınmazın malikine yapmış olduğu işi zamanında «teslim» edememesinden dolayı maddi ve itibar «kaybına» uğradığını, İstanbul Teknik Üniversitesinden ... tarafından yapılan inceleme sonucunda; taşın yapısı itibariyle ıslak ve trafiğin olduğu mekanlarda kullanılması durumunda kirlenme sorunu ile karşılaşabileceği, renk ve desen değişikliği gibi «olumsuzlukların» yaşanabileceğinin tespit edildiğini, ancak taşın özellikleri gereği döşeneceği dış mekana uygun olmayacağına dair davalı tarafça kendilerine hiçbir uyarıda bulunulmadığını, davalı tarafa müvekkillerinin uğradığı zarar nedeniyle davalıya «ihtarname» keşide edildiğini ancak yine de zararlarının giderilmediğini, Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/24 D.İş sayılı dosyası ile taşlar üzerinde tespit yapıldığını, alınan numunenin sedimanter yapıda olması, kimyasal etkileşim açısından asitle tepkime vermekte-köpürmekte olması, %3,9 emme seviyesine sahip olması nedeniyle %11 aşınma direnci olan ve porozitesinin yüksekliği ile kumlu kireçtaşı olarak adlandırılan malzemenin ıslak zemin ve dış cephe kaplaması kullanımlarına uygun olmadığının belirtildiğini, ayrıca bu özelliklere sahip bir malzemenin su, hava, güneş, yağış ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimleri ve görüntü kirliliği oluşturmasının doğal olduğunun belirtildiğini, davanın haklılığı gerek Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Laboratuvarında gerekse de Türk Standartları Enstitüsü (TSE) belgeli Denizli Bilgi Zemin ve Yapı Test Laboratuvarı'nda yapılan deneylerle ve bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dış cephe kullanımlarında ve ıslak zemin kullanımlarına uygun olmayan taşın gizli ayıplı olduğu ve renk değişikliği olacağı bilindiği halde dış cepheye ve havuz kenarlarına döşenmesinin müvekkilinin «ticari itibarını zedelediğini», müvekkili şirketin davalı sebebiyle oluşan bu kötü durumu önlemek için geçici olarak çakıl taşı ile kaplanmak durumunda kaldığını, bu olay nedeniyle müvekkillerin …
… ndisinin sorumluluğunda bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesine göre davalının sorumluluğunun bulunmadığını, Kanun'un «ticari satışlarda» ayıbı düzenleyen hükümlerine göre alıcının derhal muayene (inceleme) ve aynı zamanda 8 gün içinde «ihbar» mükellefiyeti bulunduğunu, olaydan 18 ay sonra «ayıp ihbarı» yapmakla davacının Kanun'a aykırı hareket ettiğini, dava konusu mermer piyasalarında "Azul Stone" taşının şekli ve niteliği ile ayırdedici özelliğe sahip ve kullanım alanlarına ilişkin belirlemenin kolayca yapılması mümkün olan doğal bir taş olduğunu, bu taşın ayıplı olma şansının hiç olmadığını, Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/13 D.İş sayılı dosyası ile yapılan «bilirkişi incelemesinde»; yer yer olan lekelerin olduğu ancak bu «hasarın» doğal sudan kaynaklanmadığının açıkça belirtildiğini, tespit dosyalarında sunulu fotoğraflar incelendiğinde zarar gören taşların nerelerde olduğu ve ne şekilde zarar gördüğünün açık olduğunu, müvekkili tarafından davalının «ticari itibarını» sarsmaya yönelik herhangi bir fikir ya da davranış söz konusu olmadığından manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddi …
… ilinden saklandığını, deforme olacağının davalı şirketçe bilinmesine ya da öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, davalının «tacir» olup taşın özelliklerini ve kullanıldığı alanda «hasara» uğrayıp uğramayacağını bilmediğini varsaymanın hayatın olağan akışına ve mantık kaidelerine aykırı olduğunu, müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, mahkemece davanın esası ile ilgili olarak gösterilen delillerin tümü toplanmadan ve deliller yeterince değerlendirilmeden tanık dinletme talepleri hakkında bir karar verilmeden «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzman tarafından hazırlanan raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaması ve ayrıca katıldığı celsedeki beyanlarının da değerlendirmeye alınmaması gerekmekte iken mahkemenin neredeyse tümüyle kararını uzman beyanına dayandırdığını, 6102 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi gereğince satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması «sebebi» ile sorumlu olduğu gibi satıcının ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken «ayıplar» bakımından uygulama getirildiğini, olay nedeniyle müvekkillerinin manevi yönden de zarar gördüğünü, dava konusu taşların deforme olması ve davalının bu zararı gidermeye, taşları değiştirmeye yanaşmaması nedeniyle taşınmazın «taahhüt» edilen zamanda malikine «teslim» edilemediğinden müvekkili şirketleri için önemli müşterileri karşısında büyük ticari «kayba» neden olduğunu, dava konusu Mandarin Oriantal Sitesi'nin Bodrum'un en lüks sitesi olduğunu ve site sakinlerinin oldukça titiz kimseler olduğu düşünüldüğünde müvekkili şirketler yönünden bir an önce önlem alma zaruretinin hasıl olduğu, müvekkilinin yapı malikine karşı çok zor durumda kaldığını, yıllardır güven esasına dayalı olan iş ilişkilerinin yıprandığını «ticari itibarının zedelendiğini» belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… elirtilmeyen) kalker taşı satıldığını, ancak davalının bedeli ödemediğini iddia ettiği, davalı vekilinin taraflar arasında ticari münasebet bulunmadığını savunduğu, «ticari defterler» getirtilerek mali müşavir «bilirkişiye inceleme» yaptırıldığı, bilirkişi raporunda her iki tarafın ticari defterlerinin usule uygun tutulmuş olduğu, sahibi lehine delil olma vasfını haiz olduğu ve taraflar arasında ticari defterlere göre münasebet bulunmadığının mütalaa edildiği, dava konusu mal (kalker taşı) «teslimine» yani maddi olguya dayandığından tarafların bildirdiği deliller toplanmış olup davacı «tanıklarının beyanlarının» soyut ve yetersiz olduğu, davacı şirketin davalı şirkete mal teslim edip etmediğini, ispata yeterli olmadığı davacı vekilince teslim hususunda başka bir delil sunulmadığı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline» dayanılmadığından ve "her türlü yasal delil" tabiri yemin delilini kapsamadığından davalı vekiline yemin hatırlatılmadığı, toplanan tüm delillerden davacının davas …
… lker (Mıcır) maden ocağı sahasının çalıştırılması, işletilmesi ve değerlendirilmesi için, işletme ruhsatı sahibi ... ile müvekkil şirket arasında 10.02.2015 tarihli «rödovans sözleşmesi» yapılmış ve söz konusu maden ocağı sahasının müvekkili şirket tarafından işletilmesi, çalıştırılması hususunda anlaşıldığını, davalının “Kırmataş ve Temel Malzemesi temin ve nakil işi”nin yüklenicisi olduğunu, bu iş için istenilen malzemeyi, davacının işlettiği maden ocağından işin başından sonuna kadar temin ettiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete söz konusu ürünlerin satışı ile ilgili bir ödeme yapılmadığını, ödemelerin yapılmasına ilişkin müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 06.10.2020 tarihli «ihtarname» gönderildiğini, ancak yine davalı şirket tarafından ödeme yönünde herhangi bir adım atılmadığını belirterek dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin satışı yapılan ürünlerin sevk tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… kırılması için elektrik ve konkosör tesisi olmadığından bu sorumluluklarını yerine getiremediğini, bu nedenle işin devamı için taraflar arasında 15.04.2020 tarihli «muvafatname» isimli belge imzalandığıını, tarafların yükümlülüklerinin ve mal bedelinin belirlendiğini, vekaletname ile ...'nin Merve İnşaat adına yetkilendirildiğini, söz konusu vekaletname gereğince tüm hukuki ve ticari görüşme, ilişkiler ve ödemelerin ... ile yapıldığını, ... ile Merve İnşaat arasındaki «rödovans sözleşmesinin» 08.06.2020 tarihinde fesh edildiğini, feshe kadar iddia edildiği gibi 150.000 tona yakın ağırlıkta bir taş sevkiyatının söz konusu olmadığını, her dönem «hesap mutabakatı» yapıldığını, davalının davacıya borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rödovans sözleşmesi · hesap mutabakatı · tanık beyanı · mutabakat · yemin delili · ispat külfeti · yemin · ikrar
Benzer bu kararda… kırılması için elektrik ve konkosör tesisi olmadığından bu sorumluluklarını yerine getiremediğini, bu nedenle işin devamı için taraflar arasında 15.04.2020 tarihli «muvafatname» isimli belge imzalandığıını, tarafların yükümlülüklerinin ve mal bedelinin belirlendiğini, vekaletname ile ...'nin Merve İnşaat adına yetkilendirildiğini, söz konusu vekaletname gereğince tüm hukuki ve ticari görüşme, ilişkiler ve ödemelerin ... ile yapıldığını, ... ile Merve İnşaat arasındaki «rödovans sözleşmesinin» 08.06.2020 tarihinde fesh edildiğini, feshe kadar iddia edildiği gibi 150.000 tona yakın ağırlıkta bir taş sevkiyatının söz konusu olmadığını, her dönem «hesap mutabakatı» yapıldığını, davalının davacıya borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
… elirtilmeyen) kalker taşı satıldığını, ancak davalının bedeli ödemediğini iddia ettiği, davalı vekilinin taraflar arasında ticari münasebet bulunmadığını savunduğu, «ticari defterler» getirtilerek mali müşavir «bilirkişiye inceleme» yaptırıldığı, bilirkişi raporunda her iki tarafın ticari defterlerinin usule uygun tutulmuş olduğu, sahibi lehine delil olma vasfını haiz olduğu ve taraflar arasında ticari defterlere göre münasebet bulunmadığının mütalaa edildiği, dava konusu mal (kalker taşı) «teslimine» yani maddi olguya dayandığından tarafların bildirdiği deliller toplanmış olup davacı «tanıklarının beyanlarının» soyut ve yetersiz olduğu, davacı şirketin davalı şirkete mal teslim edip etmediğini, ispata yeterli olmadığı davacı vekilince teslim hususunda başka bir delil sunulmadığı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline» dayanılmadığından ve "her türlü yasal delil" tabiri yemin delilini kapsamadığından davalı vekiline yemin hatırlatılmadığı, toplanan tüm delillerden davacının davas …
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında imzalanan 03.06.2020 tarihli belgede; 03.06.2020 tarihi itibariyle tüm ödemelerin şirketi «temsilen» ...'ye elden yapıldığı, taş bedeli ve nakliye bedeli olarak herhangi bir alacak ve borcun kalmadığının belirtildiği, somut olayda «ispat külfeti» davacıda olup davacı bu bedelin ödenmediğini, ancak yazılı «kesin» delillerle ispatlayabileceği, davacının dosyaya bu yönde delil sunmadığı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
… lker (Mıcır) maden ocağı sahasının çalıştırılması, işletilmesi ve değerlendirilmesi için, işletme ruhsatı sahibi ... ile müvekkil şirket arasında 10.02.2015 tarihli «rödovans sözleşmesi» yapılmış ve söz konusu maden ocağı sahasının müvekkili şirket tarafından işletilmesi, çalıştırılması hususunda anlaşıldığını, davalının “Kırmataş ve Temel Malzemesi temin ve nakil işi”nin yüklenicisi olduğunu, bu iş için istenilen malzemeyi, davacının işlettiği maden ocağından işin başından sonuna kadar temin ettiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete söz konusu ürünlerin satışı ile ilgili bir ödeme yapılmadığını, ödemelerin yapılmasına ilişkin müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 06.10.2020 tarihli «ihtarname» gönderildiğini, ancak yine davalı şirket tarafından ödeme yönünde herhangi bir adım atılmadığını belirterek dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin satışı yapılan ürünlerin sevk tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7469 E. , 2024/3399 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2661 Esas, 2022/1270 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/559 E., 2019/645 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Türkiye'de ve yurt dışında pek çok mimari projeyi çizip yapımını üstlenen saygın bir firma olduğunu, müşterilerine ait taşınmazlarda kullanılmak üzere davalıdan doğal taş plaka satın aldıklarını, taşların taşınmazdaki iç ve dış mekanlara döşendiğini, bedellerinin ise davalı satıcıya ödendiğini, ancak faturalarda yer alan kalemlerden "Azul Stone" niteliğindeki taşların üzerinde kısa bir zaman sonra kirlenme ve geçirilemeyen lekeler meydana geldiğini, bu durumun estetik ve görsel açıdan yapının görüntüsüne ve mali değerine zarar verdiğini, ayrıca müvekkillerinin taşınmazın malikine yapmış olduğu işi zamanında teslim edememesinden dolayı maddi ve itibar kaybına uğradığını, İstanbul Teknik Üniversitesinden ...
tarafından yapılan inceleme sonucunda; taşın yapısı itibariyle ıslak ve trafiğin olduğu mekanlarda kullanılması durumunda kirlenme sorunu ile karşılaşabileceği, renk ve desen değişikliği gibi olumsuzlukların yaşanabileceğinin tespit edildiğini, ancak taşın özellikleri gereği döşeneceği dış mekana uygun olmayacağına dair davalı tarafça kendilerine hiçbir uyarıda bulunulmadığını, davalı tarafa müvekkillerinin uğradığı zarar nedeniyle davalıya ihtarname keşide edildiğini ancak yine de zararlarının giderilmediğini, Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/24 D.İş sayılı dosyası ile taşlar üzerinde tespit yapıldığını, alınan numunenin sedimanter yapıda olması, kimyasal etkileşim açısından asitle tepkime vermekte-köpürmekte olması, %3,9 emme seviyesine sahip olması nedeniyle %11 aşınma direnci olan ve porozitesinin yüksekliği ile kumlu kireçtaşı olarak adlandırılan malzemenin ıslak zemin ve dış cephe kaplaması kullanımlarına uygun olmadığının belirtildiğini, ayrıca bu özelliklere sahip bir malzemenin su, hava, güneş, yağış ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimleri ve görüntü kirliliği oluşturmasının doğal olduğunun belirtildiğini, davanın haklılığı gerek Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Laboratuvarında gerekse de Türk Standartları Enstitüsü (TSE) belgeli Denizli Bilgi Zemin ve Yapı Test Laboratuvarı'nda yapılan deneylerle ve bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dış cephe kullanımlarında ve ıslak zemin kullanımlarına uygun olmayan taşın gizli ayıplı olduğu ve renk değişikliği olacağı bilindiği halde dış cepheye ve havuz kenarlarına döşenmesinin müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, müvekkili şirketin davalı sebebiyle oluşan bu kötü durumu önlemek için geçici olarak çakıl taşı ile kaplanmak durumunda kaldığını, bu olay nedeniyle müvekkillerinin çok büyük iş kaybına uğradıklarını ileri sürerek Muğla İli, Bodrum İlçesi, ....Oriental Sitesi Villa 3/4 adresinde kullanılan doğal taş plakalarında meydana gelen 231.731,68 TL maddi zararlarının, taşların döşenmesi için harcanan 210.000,00 TL işçilik ücretinin, taşların sökülmesi için harcanan 27.000,00 TL işçilik ücretinin ve ticari itibar kaybından ötürü 20.000,00 TL manevi zararları olmak üzere toplamda 488.731,68 TL'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren faiziyle birlikte talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin satıcı konumunda olduğunu ve ürünün nerede ve nasıl kullanılacağı hususunda sorumluluğu olmadığını, davacının hangi ürünün seçilmesi gerektiği ve bunun nasıl kullanılacağı, eserin oluşumundan sonra ne şekilde muhafaza edileceğinin kendisinin sorumluluğunda bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesine göre davalının sorumluluğunun bulunmadığını, Kanun'un ticari satışlarda ayıbı düzenleyen hükümlerine göre alıcının derhal muayene (inceleme) ve aynı zamanda 8 gün içinde ihbar mükellefiyeti bulunduğunu, olaydan 18 ay sonra ayıp ihbarı yapmakla davacının Kanun'a aykırı hareket ettiğini, dava konusu mermer piyasalarında "Azul Stone" taşının şekli ve niteliği ile ayırdedici özelliğe sahip ve kullanım alanlarına ilişkin belirlemenin kolayca yapılması mümkün olan doğal bir taş olduğunu, bu taşın ayıplı olma şansının hiç olmadığını, Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/13 D.İş sayılı dosyası ile yapılan bilirkişi incelemesinde;
yer yer olan lekelerin olduğu ancak bu hasarın doğal sudan kaynaklanmadığının açıkça belirtildiğini, tespit dosyalarında sunulu fotoğraflar incelendiğinde zarar gören taşların nerelerde olduğu ve ne şekilde zarar gördüğünün açık olduğunu, müvekkili tarafından davalının ticari itibarını sarsmaya yönelik herhangi bir fikir ya da davranış söz konusu olmadığından manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalıdan Azul taşı satın almak suretiyle kendi müşterilerine ait farklı mekanlarda kullandığı, taşın Bodrum'da kullanıldığı villa bahçesinde dış mekan taban kaplaması olarak doğal taş plakalar halinde kullanıldığı, zaman içerisinde su, hava, güneş, yağmur ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimi oluştuğu, dinlenen uzman tarafından bu taşların açık havada ve özellikle asidik ortamda kullanılmasının riskli olduğu, lekelenme ve kirlenmeye maruz kaldığında taşın yapısı sebebiyle kolayca deforme olabileceğinin belirtildiği, davacı taraf tacir olup kendisinin yurt içinde ve yurt dışında pek çok mimari projeyi hazırlayan ve yapımını üstlenen saygın firma olduğunu belirttiği, bu durumda davacının kendi müşterilerine uygulayacağı kaplama malzemelerini ve bu davaya konu azul stone taşının özelliklerini, hangi durumlardan etkilenebileceği, hangi mekanlarda kullanılmasının uygun olduğunu bilebilecek durumda bulunduğu, ayrıca bu taşların ne tür zeminde kullanılmasının riskli olduğunun basit bir araştırma ile tespit edebileceğinin uzman tarafından belirtildiği, davacının bu iş alanında uzmanlığının kabulü gerektiği, dava konusu kaplama taşın özellikle kullanıldığı villalardaki havuz kenarlarında renk değiştirdiği ve havuz kimyasallarından etkilendiğinin tespit raporları ile sabit olduğu, sürekli bu işi yapan davacıların taşın kaplama yapılacak zemine uygun olup olmadığını bilebilecek durumda oldukları, davacıların uğramış olduğunu iddia ettikleri maddi zararı davalıdan talep edemeyecekleri gibi manevi şahsiyetlerine bir saldırı tespit edilemediğinden manevi tazminat isteminin de şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından satışı yapılan azul taşının ıslak zemin ve dava dışı cephe kullanımına uygun bir taş olmadığının raporlar ile sabit olduğunu, satın alınan ürünlerin yapısal eksikliklerinin müvekkilinden saklandığını, deforme olacağının davalı şirketçe bilinmesine ya da öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, davalının tacir olup taşın özelliklerini ve kullanıldığı alanda hasara uğrayıp uğramayacağını bilmediğini varsaymanın hayatın olağan akışına ve mantık kaidelerine aykırı olduğunu, müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, mahkemece davanın esası ile ilgili olarak gösterilen delillerin tümü toplanmadan ve deliller yeterince değerlendirilmeden tanık dinletme talepleri hakkında bir karar verilmeden eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzman tarafından hazırlanan raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaması ve ayrıca katıldığı celsedeki beyanlarının da değerlendirmeye alınmaması gerekmekte iken mahkemenin neredeyse tümüyle kararını uzman beyanına dayandırdığını, 6102 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi gereğince satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebi ile sorumlu olduğu gibi satıcının ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından uygulama getirildiğini, olay nedeniyle müvekkillerinin manevi yönden de zarar gördüğünü, dava konusu taşların deforme olması ve davalının bu zararı gidermeye, taşları değiştirmeye yanaşmaması nedeniyle taşınmazın taahhüt edilen zamanda malikine teslim edilemediğinden müvekkili şirketleri için önemli müşterileri karşısında büyük ticari kayba neden olduğunu, dava konusu Mandarin Oriantal Sitesi'nin Bodrum'un en lüks sitesi olduğunu ve site sakinlerinin oldukça titiz kimseler olduğu düşünüldüğünde müvekkili şirketler yönünden bir an önce önlem alma zaruretinin hasıl olduğu, müvekkilinin yapı malikine karşı çok zor durumda kaldığını, yıllardır güven esasına dayalı olan iş ilişkilerinin yıprandığını ticari itibarının zedelendiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uzman olarak ...
10. 04.2019 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; ilk getirilen malzemenin lekeli ve üzerinde birtakım beyaz pulcuklar olduğunu, kesit alarak inceleme yapıldığını, taşın içerisinde kalsiyum karbonat çamuru olduğunu tespit ettiklerini, bu taşlarda bunun olmasının normal olduğunu, doğada yaygın olduğunu, taşın su emmesinin yüksek olduğunu, bunun taş için normal olduğunu, bu taşın kalsiyum karbonat içerdiği için asitten etkileneceği, havuz sularında kullanılan maddelerin PH düzenleyici olarak kullanıldığını ve bu maddelerin oranı ve konsantrasyonun önemli olduğunu, taşın üzerindeki etkinin buna göre değiştiğini, bu taşın atmasforik ortamda ve trafiğin bulunduğu alanlarda kolay etkilenebileceği, su emeceği ve renk bozukluğunun oluşabileceği, bu taşların açık ortamda deforma olmaya müsait olduğu, ıslak zeminde kullanılmasının desenin rengine etki edeceği, diğer tarafın getirdiği taşın kullanılmamış olduğunu, ancak bu taşın Eflani yöresinden çıkarılan bir taş olduğunu, herhangi bir leke olmadığını, aynı deneylere tabi tuttuklarını, davalı tarafın havuzda kullanılan malzeme örneğini sunduğunu, bu malzemeyi farklı oranlarda suya katarak taş üzerine uyguladıklarını daha önce diğer tarafın sunduğu taşla aynı etkiyi yaptığını fark ettiklerini, benzer lekeler oluştuğunu, fotoğrafladıklarını, havuz kenarında uygulanmasının riskli olduğunu, bu taşların bu şekilde bu tür zeminde kullanılmasının basit bir araştırma ile tespit edilebileceği, bilimsel açıdan zaten bilinen bir durumdur şeklinde beyanda bulunduğu, hukuki dinlenilme hakkı kapsamında uzman görüş raporunu hazırlayan uzman kişinin duruşma da dinlenilmesinden ve kararda yer verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, raporlar ve uzman görüşüne göre dava konusu emtianın kullanılması uygun olmayan alanlarda kullanıldığı, davacının iddiasının aksine davalı satıcının satış anında emtiaların kullanım alanını bildiği ve buna göre ayıplı mal satışı yaptığı iddialarının sübuta ermediği, aksine davacının mesleki konuda uzman bir tacir olarak dava konusu emtianın özelliklerini bilmesi veya bilebilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmadığı, davalı satıcının emtiada meydana gelen değişikliklerden sorumluluğu bulunmadığı, hiç kimsenin kendi kusurundan menfaat sağlayamayacağı, davacının maddi ve manevi tazminat talep şartları oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, davalı tarafından satışı yapılan Azul taşının ıslak zemin ve dış cephe kullanımına uygun bir taş olmadığı tespit edilmişken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan toplantılarda dava konusu emtianın kullanılacağı mekanın davalı tarafa bildirildiğini ancak davalı tarafın taşın niteliği bakımından müvekkilini uyarmadığını, mermer ve doğal taş alım satım işi yapan davalının sattığı taşın niteliğini, yapısal durumunu ve deforme olacağını bilmesine rağmen müvekkilinden gizlediğini, basiretli bir tacir olan ve uzun yıllardır aynı işin yapan davalının sattığı ürünün özelliğini ve kullanıldığı alanda hasara uğrayıp uğramayacağını bilmemesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dinlenmesine karar verilen ve hiçbir mazeret olmadan katılmayan uzmanın ikinci celsede muvafakatimiz olmadığı halde dinlenmesi ve beyanlarının dikkate alınmasının hatalı olduğunu, deliller yeterince değerlendirilmeden karar verildiğini, tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, dava konusu emtianın hangi mekanlarda kullanılmasının uygun olduğunun bilimsel olarak bilinen bir durum olduğu kabulünün müvekkilinin bilim adamı olmaması nedeniyle kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin uzmanlığı olmayan doğal taş konusunda bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, mahkemenin kararında belirttiği şekilde basit bir araştırma neticesinde dava konusu taşın ıslak zeminde kullanımının uygun olduğu sonucuna ulaşıldığını, taş üreticisi davalının da dava konusu Azul taşının ıslak zeminde kullanılabileceğini belirttiğini, müvekkilinin de bu basit bilgi ve davalı ile olan ticari ilişkisine güvendiğini, ancak bu bilgilerin yanlış olduğunun ancak teknik rapor ile ortaya çıktığını, dolayısıyla mahkemenin belirttiğini aksine taşın ıslak zemine uygun olmadığının basit bir araştırma ile öğrenilemeyeceğinin açık olduğunu, davalının doğal taş satıcılığını meslek edinmesi nedeniyle satılan maldaki ayıplar bakımından sorumlu olacağını, yaşana olay nedeniyle müvekkilinin müşterilerine karşı zor durumda kaldığını ve itibar kaybı yaşadığını, dolayısıyla manevi zararı bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satım konusu olan "Azul Stone" taşların ayıplı olup olmadığı, davalı satıcının iddia edilen zarardan sorumlu olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042839800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz