Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7384 E. 2024/3362 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıpsız misli ile değiştirme↗ misli ile değiştirme↗ ayıplı mal↗ belirsiz alacak davası↗ bedel iadesi↗ keşif↗ şikayet↗ ikrar↗ alacak davası↗ fatura↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2020/36 E., 2022/346 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Nevşehir Merkezinde ve .... ilçesinde ... işletmeciliği yaptığını, müvekkilinin Nevşehir Merkezde yer alan işletmesinin zemininde kullanılmak üzere, davalı şirketten 31.03.2019 tarihinde 7710 metre 6'lık gri kilitli parke ve 270 metre renkli kilitli parke taşı satın aldığını ve bu parke taşlarının teslim edildiğini, müvekkilinin, satın aldığı kilitli parke taşlarının uzun yıllar kullanabilecek, lunaparkın taşınması halinde de rahatlıkla taşınıp, bozulmadan ve zarar görmeden yeniden döşenebilecek, dayanıklı ve kaliteli olması gerektiğini, davalının da kendi ürettiği ve sattığı taşların bu vasıflarda olduğunu beyan ettiğini, taşların müvekkiline ait işletmenin zeminine döşendiğini ancak satıcının ürünün teslimi sırasında ve sonrasında faturayı teslim etmekte geciktiğini ve nihayetinde geriye dönük olarak düzenleyip faturayı teslim ettiğini, müvekkilinin işletmesinin zeminine döşenen kilitli parke taşlarının teslim edilmesinin üzerinden birkaç ay geçmesiyle taşlarda bozulma, aşınma, delikler meydana geldiğini, durumu davalıya ileterek kalitesiz ve bozuk olduğundan bahisle ayıplı taşların iade alınarak değiştirilmesi veya bedelinin iade edilmesini talep ettiklerini, ancak davalının buna yanaşmadığını, müvekkiline fatura verilmediğinden bahisle davalının Gülşehir Malmüdürlüğüne şikayet edildiğini, davalı yetkilisinin Malmüdürlüğündeki beyanında müvekkili ile ihtilaf olduğundan bahisle faturanın verilmediğini, hatta müvekkilinin faturayı almaya gelmediğini beyan ettiğini, kilitli taşların TSE kayıtlarına göre kalite standardına uymadığını, müvekkilinin 133.597,70 TL ödeyerek satın aldığı taşlarda meydana gelen bozulma ve hasarların parke taşlarının hatalı, kötü, kalitesiz, TSE standartlarına aykırı imal edildiğinin Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/198 D.İş sayılı dosyası ile de tespit edildiğini ileri sürerek, ayıplı malların ayıpsız misli ile değiştirilmesine, hasarlı ve bozulmuş, ayıplı kilitli parke taşlarını değiştirmesi halinde, taşların sökümü için gerekli müvekkilin kullandığı makinelerin sökülmesi ve yeniden monte edilmesi ile taşların yeniden dizilme masraflarının davalı şirketten tahsiline, ayıplı malların davalı şirket tarafından değiştirilmemesi halinde de; belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000,00 TL ayıplı malların bedelinin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davacı tarafından satın alınıp Lunapark zeminine döşenmiş olan taşlarının çıplak gözle yapılan incelemesinde yaklaşık % 21'inde çeşitli çatlaklar, kırılmalar ve deformeler olduğu ve taşların TSE Standartlarına göre uygun olup olmadığı hususunda bir laboratuar çalışması yapılması gerektiği yönünde kanaat bildirildiği, yeterli sayıda taş numune örneğinin keşifte ve yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişiler tarafından temin edilip TSE'ye gönderildiği, gelen raporda taşların yapılan deneyler yönüyle uygun olduğunun bildirildiği ve taşların ayıplı olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin satın aldığı kilitli parke taşlarda meydana gelen bozulma ve hasarların parke taşlarının hatalı, kötü, kalitesiz olarak imal edilmesinden kaynaklandığını, parke taşlarının hatalı kötü ve kalitesiz olarak imal edildiğini, hükme esas alınan TSE raporunun döşenmemiş ve deforme olmamış sadece 20 adet kilitli parke taşına ilişkin olduğunu, dava konusu döşemiş ve deforme olmuş taşlara ilişkin TSE tarafından veya başkaca bir bilirkişi tarafından düzenlenen bir raporun mevcut olmadığını, davadaki taleplerine yönelik hiç bir incelemenin yapılmadığını, dosya kapsamında taraflarınca bildirilen delillerin tam olarak toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, davalının whatsapp yazışma içeriğinde de taşın bozuk ve deformeli olduğunu ve ayıplı mal niteliğinde olduğunu ikrar ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece hükme esas alınan 21.04.2022 tarihli rapordaki taraflar arasında satıma konu olan malların TSE standartlarına uygun imal edilmiş olduğuna yönelik tespit ve saptamalara göre davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından davacıya satılan taşların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bundan doğan zararın tazminin gerekip gerekmediği noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4121 E. 2024/134 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · bildirim yükümlülüğü · ayıp ihbarı · hakediş · ayıp · ticari satım · eser sözleşmesi · satım sözleşmesi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketle Bergama Kaymakamlığı arasında 20.09.2013 tarihinde 20 köy yolunun taş döşenmesi hususunda «eser sözleşmesi» imzalandığını ve 10 köy yolunun yapımının bitirildiğini, yüklenilen iş devam ederken Köylere Hizmet Götürme Birliği Mühendisi tarafından hazırlanan rapora istinaden taşların ayıplı olduğu iddiasıyla o döneme kadar yapımı tamamlanan imalatların taşlarının değiştirilerek «yenilenmesi», aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin müvekkiline bildirildiğini, daha sonrada sözleşmenin feshedildiğini, bir köy için taraflarına ödeme yapılmadığını, diğer köyler için bozukluk oranına göre «hakedişten» düşülerek müvekkiline ödeme yapıldığını, davalı şirketle yapılan «satım sözleşmesinin» konusunu oluşturan taşların ayıplı olmasından dolayı müvekkili şirketin uğradığı zararların satıcı davalı şirket tarafından giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, TSE olumlu raporu alınmayan ve bedeli eksik ödenen gerçekleşmiş imalatta 3.390,29 m2 parke taşı ve 390,50 mt çim bordür ve işçiliği bedeli yaklaşık 56.000,00 TL, sağlam taşlara göre bozuk taşların oranlanmasıyla bulunan ve 9 köy için bedeli eksik ödenen 6000 m2 beton parke taşı ve işçiliği bedeli yaklaşık 99.000,00 TL, hiç döşenmemiş halde ve döşenmeyecek kadar parçalanmış halde bulunan 3.500 m2 lik alana tekabül eden taş bedeli yaklaşık 57.750,00 TL, sonraki ihale ile fark bedeli 44.000,00 TL, Bergama Kaymakamlığının irat kaydettiği «teminat» bedeli 56.100,00 TL olmak üzere toplam 312.950,00 TL zararın, yapılan «ihtara» rağmen karşılamayan davalıdan «temerrüde» düşüldüğü 10.10.2014 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… irildiğini ancak sonrasında Türk Standartları Enstitüsü'nden söz konusu ayıba ilişkin Birlik tarafından rapor alındığını, alınan raporun Ovacık Köyü numuneleri için «olumsuz» geldiğini ve bu sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, dolayısıyla dava konusu ayıptan sözleşme «fesih» tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, anılan ayıbın taşların TSE standartlarına uygun olmaması «sebebine» dayanması nedeniyle davacının ayıbı «öğrenme tarihi» olarak 05.03.2014 tarihli Encümen Kararının esas alınması gerektiği, tarafların «tacir» olması sebebiyle, tacirler arasındaki satış işlemlerinden kaynaklı ayıbın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda «ayıp ihbarının» 10.10.2014 tarihli ihtarla yapıldığı ve yasada öngörülen süreler içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığından davacının satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı ve …
CEVAP Davalı vekili süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde; davacı tarafın talepleri yönünden «zamanaşımı» ve «hak düşürücü süre» itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, herhangi bir «kusur» ve ayıbının olmadığını, müvekkilinin sattığı mamullerin kırık, çatlak, yüzeyi soyulmuş ve deforme olmuş olduğu iddiasının gözle görülür bir «ayıp» ise davacının bunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesi uyarınca 6 ay içerisinde «bildirmekle yükümlü» olduğunu aksi halde malı aldığı şekilde kabul etmiş sayılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılamada somut olaya 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 25 inci maddesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 198 ve 207 nci maddeleri uygulanarak 6 ay içinde «ayıp ihbarı» yapılmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13763 E. 2016/9613 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7469 E. 2024/3399 K.
Ortak:ayıplı mal · teslim
İncelediğiniz kararda… anılmak üzere, davalı şirketten 31.03.2019 tarihinde 7710 metre 6'lık gri kilitli parke ve 270 metre renkli kilitli parke taşı satın aldığını ve bu parke taşlarının «teslim» edildiğini, müvekkilinin, satın aldığı kilitli parke taşlarının uzun yıllar kullanabilecek, lunaparkın taşınması halinde de rahatlıkla taşınıp, bozulmadan ve zarar görmeden yeniden döşenebilecek, dayanıklı ve kaliteli olması gerektiğini, davalının da kendi ürettiği ve sattığı taşların bu vasıflarda olduğunu beyan ettiğini, taşların müvekkiline ait işletmenin zeminine döşendiğini ancak satıcının ürünün teslimi sırasında ve sonrasında faturayı teslim etmekte geciktiğini ve nihayetinde geriye dönük olarak düzenleyip faturayı teslim ettiğini, müvekkilinin işletmesinin zeminine döşenen kilitli parke taşlarının teslim edilmesinin üzerinden birkaç ay geçmesiyle taşlarda bozulma, aşınma, delikler meydana geldiğini, durumu davalıya ileterek kalitesiz ve bozuk olduğundan bahisle ayıplı taşların iade alınarak değiştirilmesi veya «bedelinin iade» edilmesini talep ettiklerini, ancak davalının buna yanaşmadığını, müvekkiline «fatura» verilmediğinden bahisle davalının Gülşehir Malmüdürlüğüne «şikayet» edildiğini, davalı yetkilisinin Malmüdürlüğündeki beyanında müvekkili ile ihtilaf olduğundan bahisle faturanın verilmediğini, hatta müvekkilinin faturayı almaya gelmediğini beyan ettiğini, kilitli taşların TSE kayıtlarına göre kalite standardına uymadığını, müvekkilinin 133.597,70 TL ödeyerek satın aldığı taşlarda meydana gelen bozulma ve hasarların parke taşlarının hatalı, kötü, kalitesiz, TSE standartlarına aykırı imal edildiğinin Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/198 D.İş sayılı dosyası ile de tespit edildiğini ileri sürerek, ayıplı malların ayıpsız misli ile değiştirilmesine, hasarlı ve bozulmuş, ayıplı kilitli parke taşlarını değiştirmesi halinde, taşların sökümü için gerekli müvekkilin kullandığı makinelerin sökülmesi ve yeniden monte edilmesi ile taşların yeniden dizilme «masraflarının» davalı şirketten tahsiline, ayıplı malların davalı şirket tarafından değiştirilmemesi halinde de; «belirsiz alacak davası» kapsamında şimdilik 10.000,00 TL ayıplı malların bedelinin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… raflarınca bildirilen delillerin tam olarak toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, davalının whatsapp yazışma içeriğinde de taşın bozuk ve deformeli olduğunu ve «ayıplı mal» niteliğinde olduğunu «ikrar» ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… ni, bu durumun estetik ve görsel açıdan yapının görüntüsüne ve mali değerine zarar verdiğini, ayrıca müvekkillerinin taşınmazın malikine yapmış olduğu işi zamanında «teslim» edememesinden dolayı maddi ve itibar «kaybına» uğradığını, İstanbul Teknik Üniversitesinden ... tarafından yapılan inceleme sonucunda; taşın yapısı itibariyle ıslak ve trafiğin olduğu mekanlarda kullanılması durumunda kirlenme sorunu ile karşılaşabileceği, renk ve desen değişikliği gibi «olumsuzlukların» yaşanabileceğinin tespit edildiğini, ancak taşın özellikleri gereği döşeneceği dış mekana uygun olmayacağına dair davalı tarafça kendilerine hiçbir uyarıda bulunulmadığını, davalı tarafa müvekkillerinin uğradığı zarar nedeniyle davalıya «ihtarname» keşide edildiğini ancak yine de zararlarının giderilmediğini, Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/24 D.İş sayılı dosyası ile taşlar üzerinde tespit yapıldığını, alınan numunenin sedimanter yapıda olması, kimyasal etkileşim açısından asitle tepkime vermekte-köpürmekte olması, %3,9 emme seviyesine sahip olması nedeniyle %11 aşınma direnci olan ve porozitesinin yüksekliği ile kumlu kireçtaşı olarak adlandırılan malzemenin ıslak zemin ve dış cephe kaplaması kullanımlarına uygun olmadığının belirtildiğini, ayrıca bu özelliklere sahip bir malzemenin su, hava, güneş, yağış ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimleri ve görüntü kirliliği oluşturmasının doğal olduğunun belirtildiğini, davanın haklılığı gerek Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Laboratuvarında gerekse de Türk Standartları Enstitüsü (TSE) belgeli Denizli Bilgi Zemin ve Yapı Test Laboratuvarı'nda yapılan deneylerle ve bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dış cephe kullanımlarında ve ıslak zemin kullanımlarına uygun olmayan taşın gizli ayıplı olduğu ve renk değişikliği olacağı bilindiği halde dış cepheye ve havuz kenarlarına döşenmesinin müvekkilinin «ticari itibarını zedelediğini», müvekkili şirketin davalı sebebiyle oluşan bu kötü durumu önlemek için geçici olarak çakıl taşı ile kaplanmak durumunda kaldığını, bu olay nedeniyle müvekkillerin …
… ilinden saklandığını, deforme olacağının davalı şirketçe bilinmesine ya da öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, davalının «tacir» olup taşın özelliklerini ve kullanıldığı alanda «hasara» uğrayıp uğramayacağını bilmediğini varsaymanın hayatın olağan akışına ve mantık kaidelerine aykırı olduğunu, müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, mahkemece davanın esası ile ilgili olarak gösterilen delillerin tümü toplanmadan ve deliller yeterince değerlendirilmeden tanık dinletme talepleri hakkında bir karar verilmeden «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzman tarafından hazırlanan raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaması ve ayrıca katıldığı celsedeki beyanlarının da değerlendirmeye alınmaması gerekmekte iken mahkemenin neredeyse tümüyle kararını uzman beyanına dayandırdığını, 6102 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi gereğince satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması «sebebi» ile sorumlu olduğu gibi satıcının ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken «ayıplar» bakımından uygulama getirildiğini, olay nedeniyle müvekkillerinin manevi yönden de zarar gördüğünü, dava konusu taşların deforme olması ve davalının bu zararı gidermeye, taşları değiştirmeye yanaşmaması nedeniyle taşınmazın «taahhüt» edilen zamanda malikine «teslim» edilemediğinden müvekkili şirketleri için önemli müşterileri karşısında büyük ticari «kayba» neden olduğunu, dava konusu Mandarin Oriantal Sitesi'nin Bodrum'un en lüks sitesi olduğunu ve site sakinlerinin oldukça titiz kimseler olduğu düşünüldüğünde müvekkili şirketler yönünden bir an önce önlem alma zaruretinin hasıl olduğu, müvekkilinin yapı malikine karşı çok zor durumda kaldığını, yıllardır güven esasına dayalı olan iş ilişkilerinin yıprandığını «ticari itibarının zedelendiğini» belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ların bu şekilde bu tür zeminde kullanılmasının basit bir araştırma ile tespit edilebileceği, bilimsel açıdan zaten bilinen bir durumdur şeklinde beyanda bulunduğu, «hukuki dinlenilme hakkı» kapsamında «uzman görüş» raporunu hazırlayan uzman kişinin duruşma da dinlenilmesinden ve kararda yer verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, raporlar ve uzman görüşüne göre dava konusu emtianın kullanılması uygun olmayan alanlarda kullanıldığı, davacının iddiasının aksine davalı satıcının satış anında emtiaların kullanım alanını bildiği ve buna göre «ayıplı mal» satışı yaptığı iddialarının sübuta ermediği, aksine davacının mesleki konuda uzman bir «tacir» olarak dava konusu emtianın özelliklerini bilmesi veya bilebilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmadığı, davalı satıcının emtiada meydana gelen değişikliklerde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari satış · uzman görüşü · hukuki dinlenilme hakkı · ayıp ihbarı · ticari itibarın zedelenmesi · mazeret · ticari itibar · ayıp
Benzer bu kararda… ndisinin sorumluluğunda bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesine göre davalının sorumluluğunun bulunmadığını, Kanun'un «ticari satışlarda» ayıbı düzenleyen hükümlerine göre alıcının derhal muayene (inceleme) ve aynı zamanda 8 gün içinde «ihbar» mükellefiyeti bulunduğunu, olaydan 18 ay sonra «ayıp ihbarı» yapmakla davacının Kanun'a aykırı hareket ettiğini, dava konusu mermer piyasalarında "Azul Stone" taşının şekli ve niteliği ile ayırdedici özelliğe sahip ve kullanım alanlarına ilişkin belirlemenin kolayca yapılması mümkün olan doğal bir taş olduğunu, bu taşın ayıplı olma şansının hiç olmadığını, Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/13 D.İş sayılı dosyası ile yapılan «bilirkişi incelemesinde»; yer yer olan lekelerin olduğu ancak bu «hasarın» doğal sudan kaynaklanmadığının açıkça belirtildiğini, tespit dosyalarında sunulu fotoğraflar incelendiğinde zarar gören taşların nerelerde olduğu ve ne şekilde zarar gördüğünün açık olduğunu, müvekkili tarafından davalının «ticari itibarını» sarsmaya yönelik herhangi bir fikir ya da davranış söz konusu olmadığından manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddi …
… ilinden saklandığını, deforme olacağının davalı şirketçe bilinmesine ya da öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, davalının «tacir» olup taşın özelliklerini ve kullanıldığı alanda «hasara» uğrayıp uğramayacağını bilmediğini varsaymanın hayatın olağan akışına ve mantık kaidelerine aykırı olduğunu, müvekkillerine bilgilendirme yapılmadığını, mahkemece davanın esası ile ilgili olarak gösterilen delillerin tümü toplanmadan ve deliller yeterince değerlendirilmeden tanık dinletme talepleri hakkında bir karar verilmeden «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzman tarafından hazırlanan raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaması ve ayrıca katıldığı celsedeki beyanlarının da değerlendirmeye alınmaması gerekmekte iken mahkemenin neredeyse tümüyle kararını uzman beyanına dayandırdığını, 6102 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi gereğince satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması «sebebi» ile sorumlu olduğu gibi satıcının ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken «ayıplar» bakımından uygulama getirildiğini, olay nedeniyle müvekkillerinin manevi yönden de zarar gördüğünü, dava konusu taşların deforme olması ve davalının bu zararı gidermeye, taşları değiştirmeye yanaşmaması nedeniyle taşınmazın «taahhüt» edilen zamanda malikine «teslim» edilemediğinden müvekkili şirketleri için önemli müşterileri karşısında büyük ticari «kayba» neden olduğunu, dava konusu Mandarin Oriantal Sitesi'nin Bodrum'un en lüks sitesi olduğunu ve site sakinlerinin oldukça titiz kimseler olduğu düşünüldüğünde müvekkili şirketler yönünden bir an önce önlem alma zaruretinin hasıl olduğu, müvekkilinin yapı malikine karşı çok zor durumda kaldığını, yıllardır güven esasına dayalı olan iş ilişkilerinin yıprandığını «ticari itibarının zedelendiğini» belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ni, bu durumun estetik ve görsel açıdan yapının görüntüsüne ve mali değerine zarar verdiğini, ayrıca müvekkillerinin taşınmazın malikine yapmış olduğu işi zamanında «teslim» edememesinden dolayı maddi ve itibar «kaybına» uğradığını, İstanbul Teknik Üniversitesinden ... tarafından yapılan inceleme sonucunda; taşın yapısı itibariyle ıslak ve trafiğin olduğu mekanlarda kullanılması durumunda kirlenme sorunu ile karşılaşabileceği, renk ve desen değişikliği gibi «olumsuzlukların» yaşanabileceğinin tespit edildiğini, ancak taşın özellikleri gereği döşeneceği dış mekana uygun olmayacağına dair davalı tarafça kendilerine hiçbir uyarıda bulunulmadığını, davalı tarafa müvekkillerinin uğradığı zarar nedeniyle davalıya «ihtarname» keşide edildiğini ancak yine de zararlarının giderilmediğini, Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/24 D.İş sayılı dosyası ile taşlar üzerinde tespit yapıldığını, alınan numunenin sedimanter yapıda olması, kimyasal etkileşim açısından asitle tepkime vermekte-köpürmekte olması, %3,9 emme seviyesine sahip olması nedeniyle %11 aşınma direnci olan ve porozitesinin yüksekliği ile kumlu kireçtaşı olarak adlandırılan malzemenin ıslak zemin ve dış cephe kaplaması kullanımlarına uygun olmadığının belirtildiğini, ayrıca bu özelliklere sahip bir malzemenin su, hava, güneş, yağış ve havuz kimyasalları gibi ajanların etkisiyle kirlenme, renk değişimleri ve görüntü kirliliği oluşturmasının doğal olduğunun belirtildiğini, davanın haklılığı gerek Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Laboratuvarında gerekse de Türk Standartları Enstitüsü (TSE) belgeli Denizli Bilgi Zemin ve Yapı Test Laboratuvarı'nda yapılan deneylerle ve bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dış cephe kullanımlarında ve ıslak zemin kullanımlarına uygun olmayan taşın gizli ayıplı olduğu ve renk değişikliği olacağı bilindiği halde dış cepheye ve havuz kenarlarına döşenmesinin müvekkilinin «ticari itibarını zedelediğini», müvekkili şirketin davalı sebebiyle oluşan bu kötü durumu önlemek için geçici olarak çakıl taşı ile kaplanmak durumunda kaldığını, bu olay nedeniyle müvekkillerin …
… ların bu şekilde bu tür zeminde kullanılmasının basit bir araştırma ile tespit edilebileceği, bilimsel açıdan zaten bilinen bir durumdur şeklinde beyanda bulunduğu, «hukuki dinlenilme hakkı» kapsamında «uzman görüş» raporunu hazırlayan uzman kişinin duruşma da dinlenilmesinden ve kararda yer verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, raporlar ve uzman görüşüne göre dava konusu emtianın kullanılması uygun olmayan alanlarda kullanıldığı, davacının iddiasının aksine davalı satıcının satış anında emtiaların kullanım alanını bildiği ve buna göre «ayıplı mal» satışı yaptığı iddialarının sübuta ermediği, aksine davacının mesleki konuda uzman bir «tacir» olarak dava konusu emtianın özelliklerini bilmesi veya bilebilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmadığı, davalı satıcının emtiada meydana gelen değişikliklerde …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7384 E. , 2024/3362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1956 Esas, 2022/2072 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2020/36 E., 2022/346 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Nevşehir Merkezinde ve .... ilçesinde ... işletmeciliği yaptığını, müvekkilinin Nevşehir Merkezde yer alan işletmesinin zemininde kullanılmak üzere, davalı şirketten 31.03.2019 tarihinde 7710 metre 6'lık gri kilitli parke ve 270 metre renkli kilitli parke taşı satın aldığını ve bu parke taşlarının teslim edildiğini, müvekkilinin, satın aldığı kilitli parke taşlarının uzun yıllar kullanabilecek, lunaparkın taşınması halinde de rahatlıkla taşınıp, bozulmadan ve zarar görmeden yeniden döşenebilecek, dayanıklı ve kaliteli olması gerektiğini, davalının da kendi ürettiği ve sattığı taşların bu vasıflarda olduğunu beyan ettiğini, taşların müvekkiline ait işletmenin zeminine döşendiğini ancak satıcının ürünün teslimi sırasında ve sonrasında faturayı teslim etmekte geciktiğini ve nihayetinde geriye dönük olarak düzenleyip faturayı teslim ettiğini, müvekkilinin işletmesinin zeminine döşenen kilitli parke taşlarının teslim edilmesinin üzerinden birkaç ay geçmesiyle taşlarda bozulma, aşınma, delikler meydana geldiğini, durumu davalıya ileterek kalitesiz ve bozuk olduğundan bahisle ayıplı taşların iade alınarak değiştirilmesi veya bedelinin iade edilmesini talep ettiklerini, ancak davalının buna yanaşmadığını, müvekkiline fatura verilmediğinden bahisle davalının Gülşehir Malmüdürlüğüne şikayet edildiğini, davalı yetkilisinin Malmüdürlüğündeki beyanında müvekkili ile ihtilaf olduğundan bahisle faturanın verilmediğini, hatta müvekkilinin faturayı almaya gelmediğini beyan ettiğini, kilitli taşların TSE kayıtlarına göre kalite standardına uymadığını, müvekkilinin 133.597,70 TL ödeyerek satın aldığı taşlarda meydana gelen bozulma ve hasarların parke taşlarının hatalı, kötü, kalitesiz, TSE standartlarına aykırı imal edildiğinin Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/198 D.İş sayılı dosyası ile de tespit edildiğini ileri sürerek, ayıplı malların ayıpsız misli ile değiştirilmesine, hasarlı ve bozulmuş, ayıplı kilitli parke taşlarını değiştirmesi halinde, taşların sökümü için gerekli müvekkilin kullandığı makinelerin sökülmesi ve yeniden monte edilmesi ile taşların yeniden dizilme masraflarının davalı şirketten tahsiline, ayıplı malların davalı şirket tarafından değiştirilmemesi halinde de;
belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000,00 TL ayıplı malların bedelinin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davacı tarafından satın alınıp Lunapark zeminine döşenmiş olan taşlarının çıplak gözle yapılan incelemesinde yaklaşık % 21'inde çeşitli çatlaklar, kırılmalar ve deformeler olduğu ve taşların TSE Standartlarına göre uygun olup olmadığı hususunda bir laboratuar çalışması yapılması gerektiği yönünde kanaat bildirildiği, yeterli sayıda taş numune örneğinin keşifte ve yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişiler tarafından temin edilip TSE'ye gönderildiği, gelen raporda taşların yapılan deneyler yönüyle uygun olduğunun bildirildiği ve taşların ayıplı olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin satın aldığı kilitli parke taşlarda meydana gelen bozulma ve hasarların parke taşlarının hatalı, kötü, kalitesiz olarak imal edilmesinden kaynaklandığını, parke taşlarının hatalı kötü ve kalitesiz olarak imal edildiğini, hükme esas alınan TSE raporunun döşenmemiş ve deforme olmamış sadece 20 adet kilitli parke taşına ilişkin olduğunu, dava konusu döşemiş ve deforme olmuş taşlara ilişkin TSE tarafından veya başkaca bir bilirkişi tarafından düzenlenen bir raporun mevcut olmadığını, davadaki taleplerine yönelik hiç bir incelemenin yapılmadığını, dosya kapsamında taraflarınca bildirilen delillerin tam olarak toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, davalının whatsapp yazışma içeriğinde de taşın bozuk ve deformeli olduğunu ve ayıplı mal niteliğinde olduğunu ikrar ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece hükme esas alınan 21.04.2022 tarihli rapordaki taraflar arasında satıma konu olan malların TSE standartlarına uygun imal edilmiş olduğuna yönelik tespit ve saptamalara göre davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından davacıya satılan taşların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bundan doğan zararın tazminin gerekip gerekmediği noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132375800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz