YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7275 E. 2024/3363 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıklılık esası↗ ziya↗ hakkaniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/140 E., 2020/50 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 27.10.2017 tarihinde 2017/96808 başvuru numarası ile “... Ambalaj San. Ve Tic. A.Ş.” ibareli markanın tescil talebinde bulunduğunu, davalı şirketin adına tescilli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, diğer davalı Kurum tarafından ise bu itirazın kabul edilerek 2006/53864, 2009/37186, 2011/71310 sayılı “sem s şekil”, “sem”, “sem ambalaj” ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali bulunması sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun reddine karar verildiğini, karıştırılma ihtimalinin varlığı için benzerliklerin esas unsurlar arasında olması gerektiğini, yardımcı unsurlar arasındaki benzerliğin karıştırılmaya neden olmayacağını, markalar arasındaki benzerliğin değerlendirilmesinin markada yer alan kelime ya da şekil unsurlarının birbirinden bağımsız olarak tek tek ele alınması yoluyla değil, markada yer alan tüm unsurların birlikte yarattığı bütüncül izlenime göre yapılmasının gerektiğini, başvuruda bulunulan “...” ibaresinin hem görsel hem yazı karakteri hem de fonetik unsurlar bakımından söz konusu diğer markalar ile birbirinden tamamen farklı olduğunu, karışıklık ihtiva etmesinin mümkün olmadığını, “sem” ibaresinin tekel olarak yüklenebilecek bir marka ibaresi olamayacağını, red gerekçesinde belirtilen “ambalaj” kavramının esas unsur olmayıp tekel altına alınıp, marka oluşturulabilecek bir ibare bulunmadığını, anılan ibarenin müvekkiline ait markada yapılan işin niteliğini ve ticari faaliyetin türünü belirtmek amacıyla bulunduğunu, mal/hizmetler arasındaki söz konusu benzerlik düzeyinin, itiraza gerekçe gösterilen markaların ayırt edici gücü ve tüketici kesimin dikkat düzeyi ile birlikte ele alınmasının gerektiğini, sadece sözcük benzerliği unsuru üzerinden nihai karar verilmesinin yerinde olmadığını, “...” ibaresinin başlı başına ayırt edici unsur niteliği taşıdığını, markaların bir bütün olarak kıyaslanmasının gerektiğini, piyasada aynı ya da benzer kelimelerin kullanılıyor olmasının bir kelimenin ayırt edici niteliğe sahip olmadığının tek başına göstergesi olmadığını, “...” ibaresinin birden fazla kelimenin bir araya gelmesiyle oluşturulan farklı bir marka ibaresi olduğunu, “...” ile “sem” kelimelerinin karıştırılmayacağını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-6378 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili, davacı yanın “Sem” markasının genel, tasviri bir ibare olduğu yönündeki iddialarının dayanaksız olduğunu, müvekkiline ait 2006/53864, 2009/37186 ve 2011/71310 tescil numaralı markaların 16 ncı sınıfta tescilli bulunduğunu, davacının da işbu davaya konu markasını 16 ncı sınıfta tescil ettirmek için başvuru yaptığını, marka kapsamlarının aynı olduğunu, davaya konu markada “ambalaj san. ve tic. a.ş.” ibaresinin alt satırda ve okunması güç puntolarla oldukça küçük yazıldığını, “...” ibaresinin ise “poli” ve “sem” ibareleri farklı renklerle yazılmak suretiyle birbirinden ayrıldığını ve “poli” ve “sem” ibarelerinin bir bütün olarak değerlendirilemeyecek durumda olduğunu, ayrıca “sem” ibaresinin kırmızı renkte yazılmakla markanın dikkat çekici ve esas unsuru durumuna getirildiğini, markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduklarını, işletmesel bağlantı kurma ihtimalinin yüksek olması karşısında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, markalar arasındaki benzerliğin seri marka imajı yaratacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre dava konusu 2017/96808 sayılı marka başvurusunun tescil edilmek istendiği 16 ncı sınıfta bulunan ürünlerin, redde mesnet 2006/53864, 2009/37186 ve 2011/71310 sayılı markaların koruma kapsamı altında bulunan 16 ncı sınıfta bulunan ürünler ve 40 ıncı sınıfta bulunan "Kağıdın işlenmesi.Pastik işleme hizmetleri." hizmetleri ile aynı tür ve benzer emtialar olduğu, davaya konu davacı marka başvurusunun renk, yazı ve şekil unsurlarından oluşan kompozisyon bir işaret bulunduğu, işarette “...” ibaresinin büyük fontla ve “Poli” kısmı gri, “sem” kısmı ise kırmızı renkli olacak şekilde tasarlandığı, davalı şirkete ait itiraza konu markaların “SEM” ibareli seri çerçevesinde yaratılan markalar olduğu, davaya konu marka başvurusunda sözcük unsurlarının “sem” kısmı hariç tamamının gri renkle yazılmış olmasına karşın “sem” ibaresinin kırmızı renkle yazıldığı ve görsel olarak ilgiyi üzerinde topladığı, davalı şirket markalarının esaslı unsurunun ise “SEM” ibaresi olması, bu ibarenin bir bütün olarak davacı markasında bulunması ve gerek “SEM” ibaresinin gerekse de “...” ibaresinin doğrudan bir sözlük karşılığının olmaması karşısında taraf markalarının görsel olarak benzerlik taşıdıkları, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf marka amblemleri arasında herhangi bir benzerlik olmadığını, görsel olarak iki amblemin renk ve şekil itibariyle benzerlik ihtiva etmediğini, müvekkili başvurusunun kelime+şekil markası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, oysa markayı oluşturan unsurlardan biri olan kelime hususunun, yalnızca ''-sem'' ekinin ortak olmasından bahisle aynı/benzer bulunduğunu iddia etmenin hakkaniyetsiz bir değerlendirme olduğunu, verilen karar ile birlikte ''Sem'' ekinin davalının adeta tekeline bırakıldığını, müvekkili başvurusunun ayırt edici logoya sahip olduğunu, ''...'' ibaresinin önünde yer alan sembolün dikkat çekecek şekilde büyük ve renklendirilmiş vaziyette bulunduğunu, bir markanın değerlendirmesi yapılırken bütünüyle inceleme yapılacağından, ortak husus olan ''sem'' ekinden ziyade semboller ve renklerin de dikkate alınması gerektiğini, markalara ayırt edici nitelik katmayan yardımcı unsurların markaların karşılaştırılmasında esas alınamayacağını, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, "... Ambalaj San. Ve Tic. A.Ş.+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "SEM" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda "SEM" ibaresinin, başvurudaki diğer ibarelerden farklı renkte yazılarak öne çıkarıldığı, bu ibarenin ise tek başına redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7059 E. 2023/1106 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · kayyım tayini · doğrudan zarar · sorumluluk davası · kayyım · olağanüstü genel kurul · tazminat davası · istinaf incelemesi
Benzer bu karardaA.Ş. ile «yönetim kurulu» başkanına karşı dava tarihine kadar yapılan ticaretin batıl olduğunun tespiti ile «tazminat davası» açılıp açılmaması konusunun görüşülüp karara bağlanması konularının 2020 yılı genel kurul gündemine alınmasını, bu hususta gerekli yetkilerin verileceği «kayyım tayinini» talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 12.04.2021 tarihinde 2020 yılı «olağan genel kurul» toplantısı yapılması kararı aldığı anlaşıldığından davalı Sem Transfarmatör A.Ş.’nin olağan genel kurul toplantısının 12.04.2021 tarihinde yapılacağı dikkate alınarak davalı şirketin 2020 yılı genel kurulu gündeminin davacılar tarafından belirlenmesine, bu talebin kabul görmemesi hâlinde, Sem EU A.Ş ile Sem Transformator A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin müzakeresi ve transfer fiyatlandırılmasına ilişkin raporların sunulup sunulmamasının gündeme eklenmesi talebinin konusuz kaldığı, 6102 sayılı Kanun hükümlerine bakıldığında bir pay sahibinin 553 üncü maddesi hükmü gereğince doğrudan uğradığı zarar için «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açabileceği gibi “Şirketin zararı” başlığını «taşıyan» 555 inci maddesi hükmü bakımından da «doğrudan zarar» gören şirketin bu zararı için kendisinin de uğradığı kabul edilen dolayısıyla zarar nedeniyle davacı olabileceği, pay sahibinin ya da şirket alacaklısının kendi uğradığı doğrudan zarar ne de dolayısıyla zarar nedeniyle dava açabilmesi için genel kurulun toplanması ve dava açılması yönünde bir karar alınmasının öngörülmediği, pay sahiplerinin bireysel olarak sorumluluk davası açma hakkını haiz oldukları, davacılar doğrudan yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açabileceğinden, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve diğer yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılıp açılmamasının görüşülüp karara bağlanması için gündeme madde eklenmesi talebinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 12.04.2021 tarihinde yapılacağı dikkate alınarak konusu kalmayan davalı şirketin 2020 yıl …
A.Ş.’nin davalı şirketin KDV iadesi avantajlarından maksimum yararlanması için kurulduğunu, bunun davacıların da yararına olduğunu, davalı ile anılan şirket arasındaki ilişkide hukuka aykırılığın bulunmadığını, şirket pay sahiplerinin genel kurul kararına ihtiyaç duymadan «yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası» açabileceklerini, bu yöndeki talep hakkında «hukuki yararın» bulunmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
… eklenmesine yönelik taleplerin gerektirici sebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bir kısım istemler yönünden «olağan genel kurul» tarihi belli olduğundan karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesinin doğru olmadığı, şirket ortağı olan davacıların genel kurulda görüşülüp müspet sonuç alınmasıyla yönetici aleyhinde bizzat şirket tarafından «sorumluluk davası» açılması talebini içeren istemlerinin, davacı ortakların genel kurul kararına ihtiyaç duymadan şahsen yönetici aleyhinde sorumluluk davası açabilecekleri gerekçesi …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2874 E. 2019/7673 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz
Benzer bu karardaMahkemece «marka hakkına tecavüzün» tespitine, “www.semcollections.com" ve “www.semcollections.com.tr” alan adlarının “SEM” ibaresinin kullanımının engellenmesine, davalının «ticaret unvanına» yönelik talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Marka tecavüzünün tespiti | Marka men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6174 E. 2023/5988 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · sevk irsaliyesi · bilirkişi raporuna itiraz · irsaliye · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · yargılama gideri · ortalama tüketici
Benzer bu kararda… llandığı "SEMCOLLECTION" markanın esas unsurunun "SEM" ibaresi olduğu, davacının markalarının da esas unsurunun aynı olduğu, tarafların markalarının hitap ettikleri «ortalama tüketici» kitlesi arasında markalar arasındaki yüksek benzerlik oranı nedeniyle karışıklığa neden olabileceği, en azından tüketicilerin markalar arasında bağlantı olduğu zannına kapılabilecekleri, davalının "parke" ürünleri üzerinde "SEM" markasını kullanmasını haklı kılacak bir marka veya başkaca yasal bir hakkının mevcut olmadığı, bu marka kullanımlarının davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, "SEMCOLLECTIONS" ibaresinin davalı tarafından ticari etki yaratacak şekilde www.semcollections.com.tr ve www.semcollections.com internet sitesi alan adlarında ve www.semcollection.com alan adlı internet sitesinin içeriğinde kullanılmasının da marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, www.semcollection.com.tr alan adının içeriğinde marka kullanımının mevcut olmadığı kanaatine varılmakla, davalının «ticaret unvanının terkini» davasının reddine dair verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olduğundan yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı hakkında «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesi davasının kısmen kabulüne, www.semcollection.com.tr alan adlı internet sitesi içeriğiyle ilgili fazla taleplerin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 05.04.2016 tarih ve 2015/117 E. ve 2016/57 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, «marka hakkına tecavüzün» tespitine, men kapsamında “www.semcollections.com" ve “www.semcollections.com.tr” alan adlarının “SEM” ibaresinin kullanımının engellenmesine, davalının «ticaret unvanına» yönelik talebin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan 27.08.2015 tarihli bir adet «sevk irsaliyesi» ile bir adet «fatura» örneği ve internet sitesinde parke ürünü tanıtıldığına dair 21.08.2015 tarihinde alınmış görseller ile Aralık 2015 tarihli Maison Française Dergisi dava tarihinden sonrasına ait olup haksız kullanım ve tecavüz kararına gerekçe olamayacağı dikkate alındığında davalının kullanımının tecavüz oluşturmadığı anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
… ğını, Mahkemenin semcolleciton.com.tr alan adıyla alakalı olarak verdiği kararın hatalı olduğunu, bu nedenlerle reddedilen kısım ve dolayısıyla buna göre belirlenen «yargılama gideri» ile «vekalet ücretinin» de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5232 E. 2017/7088 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… çekici ve esas unsuru durumuna getirildiğini, markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduklarını, işletmesel bağlantı kurma ihtimalinin yüksek olması karşısında «iltibas» tehlikesinin bulunduğunu, markalar arasındaki benzerliğin seri marka imajı yaratacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
… n bir sözlük karşılığının olmaması karşısında taraf markalarının görsel olarak benzerlik taşıdıkları, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «iltibas» ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda "SEM" ibaresinin, başvurudaki diğer ibarelerden farklı renkte yazılarak öne çıkarıldığı, bu ibarenin ise tek baş …
Benzer bu karardaDavacı tarafından uzun yıllardan beri kullanılarak davacı ile özdeşliği dosya içeriği ile sabit olan renk kompozisyonunun aynen veya ayniyete yakın bir biçimde alınması «ortalama tüketici» kitlesi için «iltibas» tehlikesine yol açacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, her iki markaya bakan tüketicinin algısına göre renklerin ve sıralanış şeklinin önem arzettiği, davalının markasındaki geçen kelimelerin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, davacı markaları ile aynı sınıfta ve aynı tür emtiayı kapsar şekilde davalı adına tescil edilen markanın davacının sarı ve kırmızı renkli şekil markaları ile özellikle görsel açıdan «iltibas» oluşturacak derecede benzer olduğunun kabulü gerekirken şerit üzerindeki şekil ve "canholding" ibaresinin ayırt ediciliği sağladığı gerekçesiyle davanın reddine ka …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · ayırt edicilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait renk markalarının uzun süredir kullanılmakla tanınmışlık vasfı ve «ayırt edicilik» kazandığı, ancak taraf markaları karşılaştırıldığında davalı markasındaki renk kullanımının, şerit üzerindeki şeklin ve "canholding" ibaresinin işaretleri farklılaştırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından uzun yıllardan beri kullanılarak davacı ile özdeşliği dosya içeriği ile sabit olan renk kompozisyonunun aynen veya ayniyete yakın bir biçimde alınması «ortalama tüketici» kitlesi için «iltibas» tehlikesine yol açacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, her iki markaya bakan tüketicinin algısına göre renklerin ve sıralanış şeklinin önem arzettiği, davalının markasındaki geçen kelimelerin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, davacı markaları ile aynı sınıfta ve aynı tür emtiayı kapsar şekilde davalı adına tescil edilen markanın davacının sarı ve kırmızı renkli şekil markaları ile özellikle görsel açıdan «iltibas» oluşturacak derecede benzer olduğunun kabulü gerekirken şerit üzerindeki şekil ve "canholding" ibaresinin ayırt ediciliği sağladığı gerekçesiyle davanın reddine ka …
-
Genel kurulu toplantıya çağırma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6861 E. 2023/1398 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulu toplantıya çağırma · kayyım atanması · sorumluluk davası · şirket merkezi mahkemesi · pay sahipliği · kayyım · muvazaa · olağanüstü genel kurul
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; şirketin azlık «pay sahipleri» olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 411 inci madde hükmü kapsamında şirketin 2021 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantı gündemine birtakım maddelerin eklenmesini talep ettiklerini, fakat bu taleplerinin şirket tarafından kanuna aykırı olarak reddedildiğini, şirketin 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı gündeminin taraflarınca belirlenmesini, dava konusu gündem maddelerinin Olağan Genel Kurul Toplantı gündemine eklenmesini ve anılan Genel Kurul Toplantısını düzenlemek, yönetmek ve toplantıda alınacak kararların uygulanabilmesi için «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, dava dışı...'un davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, davalı şirketin SEM EU...A.Ş. ile yapılan ticari ilişkilerinin «muvazaalı» olduğunu ve davalı «şirketi zarara» uğratmak ve...'a örtülü kâr dağıtmak amacı taşıdığını, davacının genel kurul toplantısına madde eklenmesi ile dava dışı... ve dava dışı SEM EU...A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin sonra erdirilip «geçersiz» sayılmasını talep ettiğini ancak talebin soyut nitelikte kaldığını, kanıtlanamadığını, bununla birlikte belirtilen zarar taleplerine ilişkin olarak her zaman davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri hakkında «sorumluluk davası» açabileceğini belirterek davanın açılmasında «hukuki yarar» olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların gündeme eklenmesini talep ettikleri hiçbir husus bakımından «hukuki yararlarının» olmadığını, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerektiğini, davacıların müvekkil şirkete iletmiş oldukları ve 2021 yılına ait «olağan genel kurul» toplantı gündemine madde eklenmesi taleplerini içerir «ihtarnamelerinde», hiçbir yazılı gerektirici «sebebe» yer verilmediğini, bu nedenden ötürü, anılan taleplerin 6102 sayılı Kanun 411 inci madde hükmüne uygun olmadığı gibi, buna dayanarak dava açılmasının hukuken yerin …
… ası hakkında karar verilmesi gerekirken, şirket ortağı olan davacıların genel kurulda görüşülüp müspet sonuç alınmasıyla yönetici aleyhinde bizzat şirket tarafından «sorumluluk davası» açılması talebini içeren istemlerinin davacı ortakların genel kurul kararına ihtiyaç duymadan şahsen yönetici aleyhinde sorumluluk davası açabilecekleri gerekçesiy …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7275 E. , 2024/3363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1526 Esas, 2022/1272 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/140 E., 2020/50 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 27.10.2017 tarihinde 2017/96808 başvuru numarası ile “... Ambalaj San. Ve Tic. A.Ş.” ibareli markanın tescil talebinde bulunduğunu, davalı şirketin adına tescilli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, diğer davalı Kurum tarafından ise bu itirazın kabul edilerek 2006/53864, 2009/37186, 2011/71310 sayılı “sem s şekil”, “sem”, “sem ambalaj” ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali bulunması sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun reddine karar verildiğini, karıştırılma ihtimalinin varlığı için benzerliklerin esas unsurlar arasında olması gerektiğini, yardımcı unsurlar arasındaki benzerliğin karıştırılmaya neden olmayacağını, markalar arasındaki benzerliğin değerlendirilmesinin markada yer alan kelime ya da şekil unsurlarının birbirinden bağımsız olarak tek tek ele alınması yoluyla değil, markada yer alan tüm unsurların birlikte yarattığı bütüncül izlenime göre yapılmasının gerektiğini, başvuruda bulunulan “...” ibaresinin hem görsel hem yazı karakteri hem de fonetik unsurlar bakımından söz konusu diğer markalar ile birbirinden tamamen farklı olduğunu, karışıklık ihtiva etmesinin mümkün olmadığını, “sem” ibaresinin tekel olarak yüklenebilecek bir marka ibaresi olamayacağını, red gerekçesinde belirtilen “ambalaj” kavramının esas unsur olmayıp tekel altına alınıp, marka oluşturulabilecek bir ibare bulunmadığını, anılan ibarenin müvekkiline ait markada yapılan işin niteliğini ve ticari faaliyetin türünü belirtmek amacıyla bulunduğunu, mal/hizmetler arasındaki söz konusu benzerlik düzeyinin, itiraza gerekçe gösterilen markaların ayırt edici gücü ve tüketici kesimin dikkat düzeyi ile birlikte ele alınmasının gerektiğini, sadece sözcük benzerliği unsuru üzerinden nihai karar verilmesinin yerinde olmadığını, “...” ibaresinin başlı başına ayırt edici unsur niteliği taşıdığını, markaların bir bütün olarak kıyaslanmasının gerektiğini, piyasada aynı ya da benzer kelimelerin kullanılıyor olmasının bir kelimenin ayırt edici niteliğe sahip olmadığının tek başına göstergesi olmadığını, “...” ibaresinin birden fazla kelimenin bir araya gelmesiyle oluşturulan farklı bir marka ibaresi olduğunu, “...” ile “sem” kelimelerinin karıştırılmayacağını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-6378 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili, davacı yanın “Sem” markasının genel, tasviri bir ibare olduğu yönündeki iddialarının dayanaksız olduğunu, müvekkiline ait 2006/53864, 2009/37186 ve 2011/71310 tescil numaralı markaların 16 ncı sınıfta tescilli bulunduğunu, davacının da işbu davaya konu markasını 16 ncı sınıfta tescil ettirmek için başvuru yaptığını, marka kapsamlarının aynı olduğunu, davaya konu markada “ambalaj san. ve tic. a.ş.” ibaresinin alt satırda ve okunması güç puntolarla oldukça küçük yazıldığını, “...” ibaresinin ise “poli” ve “sem” ibareleri farklı renklerle yazılmak suretiyle birbirinden ayrıldığını ve “poli” ve “sem” ibarelerinin bir bütün olarak değerlendirilemeyecek durumda olduğunu, ayrıca “sem” ibaresinin kırmızı renkte yazılmakla markanın dikkat çekici ve esas unsuru durumuna getirildiğini, markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduklarını, işletmesel bağlantı kurma ihtimalinin yüksek olması karşısında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, markalar arasındaki benzerliğin seri marka imajı yaratacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre dava konusu 2017/96808 sayılı marka başvurusunun tescil edilmek istendiği 16 ncı sınıfta bulunan ürünlerin, redde mesnet 2006/53864, 2009/37186 ve 2011/71310 sayılı markaların koruma kapsamı altında bulunan 16 ncı sınıfta bulunan ürünler ve 40 ıncı sınıfta bulunan "Kağıdın işlenmesi.Pastik işleme hizmetleri." hizmetleri ile aynı tür ve benzer emtialar olduğu, davaya konu davacı marka başvurusunun renk, yazı ve şekil unsurlarından oluşan kompozisyon bir işaret bulunduğu, işarette “...” ibaresinin büyük fontla ve “Poli” kısmı gri, “sem” kısmı ise kırmızı renkli olacak şekilde tasarlandığı, davalı şirkete ait itiraza konu markaların “SEM” ibareli seri çerçevesinde yaratılan markalar olduğu, davaya konu marka başvurusunda sözcük unsurlarının “sem” kısmı hariç tamamının gri renkle yazılmış olmasına karşın “sem” ibaresinin kırmızı renkle yazıldığı ve görsel olarak ilgiyi üzerinde topladığı, davalı şirket markalarının esaslı unsurunun ise “SEM” ibaresi olması, bu ibarenin bir bütün olarak davacı markasında bulunması ve gerek “SEM” ibaresinin gerekse de “...” ibaresinin doğrudan bir sözlük karşılığının olmaması karşısında taraf markalarının görsel olarak benzerlik taşıdıkları, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf marka amblemleri arasında herhangi bir benzerlik olmadığını, görsel olarak iki amblemin renk ve şekil itibariyle benzerlik ihtiva etmediğini, müvekkili başvurusunun kelime+şekil markası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, oysa markayı oluşturan unsurlardan biri olan kelime hususunun, yalnızca ''-sem'' ekinin ortak olmasından bahisle aynı/benzer bulunduğunu iddia etmenin hakkaniyetsiz bir değerlendirme olduğunu, verilen karar ile birlikte ''Sem'' ekinin davalının adeta tekeline bırakıldığını, müvekkili başvurusunun ayırt edici logoya sahip olduğunu, ''...'' ibaresinin önünde yer alan sembolün dikkat çekecek şekilde büyük ve renklendirilmiş vaziyette bulunduğunu, bir markanın değerlendirmesi yapılırken bütünüyle inceleme yapılacağından, ortak husus olan ''sem'' ekinden ziyade semboller ve renklerin de dikkate alınması gerektiğini, markalara ayırt edici nitelik katmayan yardımcı unsurların markaların karşılaştırılmasında esas alınamayacağını, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, "... Ambalaj San. Ve Tic. A.Ş.+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "SEM" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda "SEM" ibaresinin, başvurudaki diğer ibarelerden farklı renkte yazılarak öne çıkarıldığı, bu ibarenin ise tek başına redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042363000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz