Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16138 E. 2013/13181 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin mehil↗ hmk 150↗ ek mehil↗ keşif↗ davanın açılmamış sayılması↗ ara karar↗ kesin süre↗ açılmamış sayılma↗ bilirkişi incelemesi↗ yetkisizlik kararı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemece 16/01/2012 tarihinde keşif tutanağında belirtilen nedenlerle keşfin yapılamadığı ve 15/02/2012 tarihli oturumda davacı tarafa yeniden talep göz önünde bulundurularak keşif günü verildiği ve ara kararın 2.bendinde de keşfin yapılması ve gerekli keşif hazırlığının yapılması yönünde davacı tarafa kesin mehil verildiği, tekrar mahalline keşif günü gidildiğinde 16/04/2012 tarihinde tutulan keşif tutanağına göre keşfin yapılma olanağı bulunamadığı buna rağmen davacı tarafın talebi göz önünde bulundurularak bilirkişilerin müsait ortam ve mahallin görülmesi için gerekli imkanın sağlanması halinde tekrar gidip yeri görmeleri yönünde ara karar oluşturulduğu ve yine bu hususta da gerekli uyarı yapılarak kesin süre verildiği buna rağmen bilirkişi incelemesinin gerçekleştirilemediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
HMK'nın 150. maddesinde hangi hallerde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususu düzenlenmiş olup, mahkeme gerekçesinde yer alan keşfin yapılması için gerekli ortamın sağlanamaması madde de belirtilen sebeplerden değildir. Mahkemenin davayı sonuçlandırma gerekçesi davanın açılmamış sayılmasını gerektirmeyip, ancak delilden vazgeçilme sonucunu doğurur. Kaldı ki, anılan konutların kapılarının açılamaması davacının yetkisinde olan bir husus değildir. Bu itibarla mahkemece HMK'nın 288 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1933 E. 2012/8466 K.
Ortak:keşif · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemece 16/01/2012 tarihinde «keşif» tutanağında belirtilen nedenlerle keşfin yapılamadığı ve 15/02/2012 tarihli oturumda davacı tarafa yeniden talep göz önünde bulundurularak keşif günü verildiği ve «ara» kararın 2.bendinde de keşfin yapılması ve gerekli keşif hazırlığının yapılması yönünde davacı tarafa «kesin mehil» verildiği, tekrar mahalline keşif günü gidildiğinde 16/04/2012 tarihinde tutulan keşif tutanağına göre keşfin yapılma olanağı bulunamadığı buna rağmen davacı tarafın talebi göz önünde bulundurularak bilirkişilerin müsait ortam ve mahallin görülmesi için gerekli imkanın sağlanması halinde tekrar gidip yeri görmeleri yönünde ara karar oluşturulduğu ve yine bu hususta da gerekli uyarı yapılarak «kesin süre» verildiği buna rağmen «bilirkişi incelemesinin» gerçekleştirilemediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin «havale» evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere «keşif» kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif «masrafları» yatırması konusunda 45 günlük «kesin süre» verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının «ihtar» edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir «bilirkişi ücreti» belirlenerek, «keşif» giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen «kesin sürenin» gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli «ihtarat» yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, «kesin» dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken «primlerinin» kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · bilirkişi ücreti · ek prim · taraf ehliyeti · ihtar · havale · dosya masrafı · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin «havale» evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere «keşif» kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif «masrafları» yatırması konusunda 45 günlük «kesin süre» verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının «ihtar» edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir «bilirkişi ücreti» belirlenerek, «keşif» giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen «kesin sürenin» gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli «ihtarat» yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, «kesin» dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken «primlerinin» kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2270 E. 2015/9400 K.
Ortak:kesin mehil · ek mehil · keşif · ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemece 16/01/2012 tarihinde «keşif» tutanağında belirtilen nedenlerle keşfin yapılamadığı ve 15/02/2012 tarihli oturumda davacı tarafa yeniden talep göz önünde bulundurularak keşif günü verildiği ve «ara» kararın 2.bendinde de keşfin yapılması ve gerekli keşif hazırlığının yapılması yönünde davacı tarafa «kesin mehil» verildiği, tekrar mahalline keşif günü gidildiğinde 16/04/2012 tarihinde tutulan keşif tutanağına göre keşfin yapılma olanağı bulunamadığı buna rağmen davacı tarafın talebi göz önünde bulundurularak bilirkişilerin müsait ortam ve mahallin görülmesi için gerekli imkanın sağlanması halinde tekrar gidip yeri görmeleri yönünde ara karar oluşturulduğu ve yine bu hususta da gerekli uyarı yapılarak «kesin süre» verildiği buna rağmen «bilirkişi incelemesinin» gerçekleştirilemediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece yeniden usulüne uygun «kesin mehil» verilmesi ve celse arasında yatırılan delil avansının buna göre tamamlanması gerekirken «delil avansı» olan «keşif» giderinin «kesin sürede» yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin bu yönden kabulü ile D …
Mahkemece, Dairemize ait 10.07.2012 tarihli ilama dayanılarak, davacı vekiline 25/12/2012 tarihli oturumda bilirkişi ve «keşif» ücretini yatırması için 30 günlük «kesin süre» verilip, ücretin yatırılmaması durumunda nasıl bir karar verileceğinin duraksamaya yer olmadan açıklandığı, davacının bu süre içinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı için keşfin yapılamadığına dair tutanağın tutulduğu, bilirkişi ücretinin keşif tarihinden de sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin , 18/11/2014 tarihli kararı ile onanmı …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak verilen «kesin süre» içinde bilirkişi ve «keşif» ücretinin yatırılmadığı, «bilirkişi ücretinin» keşif tarihinden sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · bilirkişi ücreti · istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2012/536 esas, 2012/12203 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece, Dairemize ait 10.07.2012 tarihli ilama dayanılarak, davacı vekiline 25/12/2012 tarihli oturumda bilirkişi ve «keşif» ücretini yatırması için 30 günlük «kesin süre» verilip, ücretin yatırılmaması durumunda nasıl bir karar verileceğinin duraksamaya yer olmadan açıklandığı, davacının bu süre içinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı için keşfin yapılamadığına dair tutanağın tutulduğu, bilirkişi ücretinin keşif tarihinden de sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin , 18/11/2014 tarihli kararı ile onanmı …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak verilen «kesin süre» içinde bilirkişi ve «keşif» ücretinin yatırılmadığı, «bilirkişi ücretinin» keşif tarihinden sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, 25.12.2015 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10274 E. 2016/5175 K.
Ortak:keşif · ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemece 16/01/2012 tarihinde «keşif» tutanağında belirtilen nedenlerle keşfin yapılamadığı ve 15/02/2012 tarihli oturumda davacı tarafa yeniden talep göz önünde bulundurularak keşif günü verildiği ve «ara» kararın 2.bendinde de keşfin yapılması ve gerekli keşif hazırlığının yapılması yönünde davacı tarafa «kesin mehil» verildiği, tekrar mahalline keşif günü gidildiğinde 16/04/2012 tarihinde tutulan keşif tutanağına göre keşfin yapılma olanağı bulunamadığı buna rağmen davacı tarafın talebi göz önünde bulundurularak bilirkişilerin müsait ortam ve mahallin görülmesi için gerekli imkanın sağlanması halinde tekrar gidip yeri görmeleri yönünde ara karar oluşturulduğu ve yine bu hususta da gerekli uyarı yapılarak «kesin süre» verildiği buna rağmen «bilirkişi incelemesinin» gerçekleştirilemediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Dairemizin bozma ilamında, “«hasarın» ambalaj hatasından ileri geldiği hususundaki «ispat yükünün» davalı üzerinde olduğu gözetilerek, davalıya bu konudaki tüm delillerini bildirmek üzere süre verilmesi, bildirilen deliller ile birlikte mümkünse hasarlı emtia üzerinde de taşıma konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi” belirtilmiş olup, mahkemece, bozma ilamına uygun olarak verilen «ara» karar; davalı «vekiline tebliğ» edilmiş ve yapılan «keşif» sırasında davalı şirket çalışanlarınca davaya konu motor bloğu, «bilirkişi incelemesi» için gösterilmemiştir.
Bunun üzerine, davalı vekiline, dava konusu motor bloğunun «keşif» mahallinde hazır edilmediği takdirde bu delilden vazgeçmiş sayılacağı «ihtaratı» yapılarak yeni bir keşif günü tayin edilmiş ve davalıya bilirkişi ve araç ücretinin yatırılması için «kesin süre» verilmiştir.
Verilen «kesin süre» içerisinde davalı vekili bilirkişi ve araç ücretini yatırmış ancak dava konusu motor bloğunun incelemeye hazır edileceğini ve keşfin yokluğunda yapılması talebini içerir «mazeret dilekçesi» sunarak keşfe katılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · ihtarat · mazeret · vekile tebliğ · ispat yükü · taşıyıcı · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacıya ait motor bloğunun davalı tarafından taşınması esnasında «hasar» görerek kullanılamaz hale geldiği, davalı «taşıyıcının» emtiayı itirazı kayıt koymadan «teslim» aldığı ve oluşan zararın paketlemeden kaynaklandığını ispat edemediği, söz konusu zararın meydana gelmesindeki tüm «kusurun» davalıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 12.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizin bozma ilamında, “«hasarın» ambalaj hatasından ileri geldiği hususundaki «ispat yükünün» davalı üzerinde olduğu gözetilerek, davalıya bu konudaki tüm delillerini bildirmek üzere süre verilmesi, bildirilen deliller ile birlikte mümkünse hasarlı emtia üzerinde de taşıma konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi” belirtilmiş olup, mahkemece, bozma ilamına uygun olarak verilen «ara» karar; davalı «vekiline tebliğ» edilmiş ve yapılan «keşif» sırasında davalı şirket çalışanlarınca davaya konu motor bloğu, «bilirkişi incelemesi» için gösterilmemiştir.
Verilen «kesin süre» içerisinde davalı vekili bilirkişi ve araç ücretini yatırmış ancak dava konusu motor bloğunun incelemeye hazır edileceğini ve keşfin yokluğunda yapılması talebini içerir «mazeret dilekçesi» sunarak keşfe katılmamıştır.
Bunun üzerine, davalı vekiline, dava konusu motor bloğunun «keşif» mahallinde hazır edilmediği takdirde bu delilden vazgeçmiş sayılacağı «ihtaratı» yapılarak yeni bir keşif günü tayin edilmiş ve davalıya bilirkişi ve araç ücretinin yatırılması için «kesin süre» verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/16138 E. , 2013/13181 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/05/2012 tarih ve 2010/725-2012/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK'nın 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete konut sigortası ile sigortalı dört dairede 05/07/2009 tarihinde yağan yağmur sularının sigortalı dairelere sirayet etmesi sonucu dairelerde hasar meydana geldiğinide dairelerdeki hasarın, binanın ortak yerlerinden olan çatı ve yağmur oluklarının tıkanması sonucu çatıdan ve oluklardan akan yağmur sularının en üst katta bulunan sigortalı dairelere sirayet etmesi sonucu oluştuğunu lüks konut olarak hiç kullanılmamış ve satışa sunulmuş A 2 blok 11 nolu dairedeki hasar için 9.405,60 TL, A 2 Blok 12 nolu dairedeki hasar için 26.892,00 TL, A 1 […] 11 nolu dairedeki hasar için 19.961,00 TL, A 1 […] 12 nolu dairedeki hasar için 2.574,00 TL tazminatın sigortalı Delta Proje İnşaat Turizm San ve Tic A.Ş ve ortaklarına ödenerek yasal halefiyet iktisap edildiğini, taşınmazın ortak yerlerinin bakım ve sağlamlığı Kat Mülkiyeti Kanunun 19.
maddeye göre tüm kat maliklerinin sorumluluğunda olduğunu iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla sigortalıya ödenen toplam 58.832,46 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı Azetur Turizm ve Otelcilik Ltd. Şti vekili dava konusu hasarların binaları yapan Delta Proje İnşaat Turizm San ve Tic A.Ş.'nin inşaatları ayıplı yapmasından kaynaklandığını ayıba ilişkin alacak davalarında ise görev değer sınırı dikkate alındığında görevli mahkemesinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava konusu hasarın muhatabının dava dışı satıcı Delta İnşaat olduğunu davacı tarafın talep ve iddialarının yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Polifarma İlaç San ve Tic A.Ş vekili, yeni yapılmış bir binada söz konusu şekilde zarar oluşması durumunda bunun sorumluluğunun ancak inşaatı yapan firma ile Toki ve Site Yönetiminin olabileceğini, inşaatı yapan Delta Proje İnşaat A.Ş’nin kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, husumet itirazında bulunduklarını, davacının halefiyete dayalı açtığı davada davacılık sıfatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ve ... vekili, davacı tarafın yüklenici ve TOKİ'ye dava açmaları gerektiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını yapım hatası yüzünden zarara uğradıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili ayıba ilişkin alacak davalarında görev değer sınırının da dikkate alındığında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu davanın hasımı olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, hasarın 05/07/2009 tarihinde meydana geldiğini müvekilinin bu daireyi 21/01/2010 tarihinde satın aldığını meydana gelen hasar nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, kat malikleri kusuru ile verilen bir zarar söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemece 16/01/2012 tarihinde keşif tutanağında belirtilen nedenlerle keşfin yapılamadığı ve 15/02/2012 tarihli oturumda davacı tarafa yeniden talep göz önünde bulundurularak keşif günü verildiği ve ara kararın 2.bendinde de keşfin yapılması ve gerekli keşif hazırlığının yapılması yönünde davacı tarafa kesin mehil verildiği, tekrar mahalline keşif günü gidildiğinde 16/04/2012 tarihinde tutulan keşif tutanağına göre keşfin yapılma olanağı bulunamadığı buna rağmen davacı tarafın talebi göz önünde bulundurularak bilirkişilerin müsait ortam ve mahallin görülmesi için gerekli imkanın sağlanması halinde tekrar gidip yeri görmeleri yönünde ara karar oluşturulduğu ve yine bu hususta da gerekli uyarı yapılarak kesin süre verildiği buna rağmen bilirkişi incelemesinin gerçekleştirilemediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
HMK'nın 150. maddesinde hangi hallerde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususu düzenlenmiş olup, mahkeme gerekçesinde yer alan keşfin yapılması için gerekli ortamın sağlanamaması madde de belirtilen sebeplerden değildir. Mahkemenin davayı sonuçlandırma gerekçesi davanın açılmamış sayılmasını gerektirmeyip, ancak delilden vazgeçilme sonucunu doğurur. Kaldı ki, anılan konutların kapılarının açılamaması davacının yetkisinde olan bir husus değildir. Bu itibarla mahkemece HMK'nın 288 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042286900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz